Hava Durumu

#Ekonomi

Giresun Sonhaber - Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nato Zirvesi Sonrası Ticaretin Yeni Yol Haritası Ele Alındı Haber

Nato Zirvesi Sonrası Ticaretin Yeni Yol Haritası Ele Alındı

Türkiye’nin küresel ticaret ve yatırım ekosistemindeki stratejik konumu, ACE BPSC 2026 Zirvesi’nin ikinci gününde düzenlenen “NATO Zirvesi Sonrası Ticari ve Siyasi Gelişmeler” panelinde masaya yatırıldı. T.C. Ticaret Bakanlığı himayelerinde ve TABA-AmCham ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirilen zirvede, NATO Zirvesi sonrasında şekillenen yeni ekonomik ve siyasi dengeler, transatlantik ticaretin geleceği, tedarik zincirlerinin güvenliği ve savunma sanayisindeki iş birliği fırsatları değerlendirildi. Kamu ve özel sektörün üst düzey temsilcilerini buluşturan panelde, Türkiye’nin bölgesel üretim, lojistik ve yatırım merkezi olarak artan önemine dikkat çekilirken, Türkiye ile ABD arasındaki 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi ve bu hedefe ulaşmada öngörülebilirliğin önemi vurgulandı. Küresel ticaret dengelerinin yeniden şekillendiği kritik bir dönemde uluslararası iş dünyasının güçlü temsilcilerini bir araya getiren ACE BPSC 2026 Zirvesi, Swissôtel The Bosphorus İstanbul’da devam etti. “İnovasyon, Yatırım, Teknoloji ve Ticaret için Girişimcilik: Daha Güçlü Bir Transatlantik Gelecek İnşa Etmek” başlığıyla düzenlenen zirvenin ikinci gününde de "NATO Zirvesi Sonrası Ticari ve Siyasi Gelişmeler" başlıklı panel gerçekleştirildi. TABA AmCHAM BAŞKAN YARDIMCISI DERİNKÖK: “GÜVENLİK POLİTİKALARI İLE EKONOMİ POLİTİKALARI BİRBİRİNDEN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ” 30 ülkeden 70 AmCham lideri ve Türkiye’den çok sayıda iş insanının katıldığı panelin açılış konuşmasını TABA-AmCham Başkan Yardımcısı H. Eren Derinkök yaptı. Derinkök, bugün artık güvenlik politikaları ile ekonomi politikalarını birbirinden bağımsız değerlendirmenin mümkün olmadığını ifade ederek, “Jeopolitik gelişmeler; ticaret yollarını, enerji güvenliğini, tedarik zincirlerini, teknoloji yatırımlarını, savunma sanayiini ve dolayısıyla doğrudan iş dünyasının kararlarını etkiliyor. NATO Zirvesi sonrasında ortaya çıkan gelişmeleri de bu geniş perspektiften değerlendirmek gerekiyor. Özellikle Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki transatlantik ilişkilerin geleceği, Avrupa'nın güvenlik ve savunma alanındaki öncelikleri, artan savunma yatırımları ve bunların üretim, teknoloji ve ticaret üzerindeki etkileri önümüzdeki dönemin önemli başlıkları arasında yer alıyor.” dedi. AMCHAMS IN EUROPE (ACE) BAŞKANI VODNIK: “İSTİKRAR OLMADAN EKONOMİK BÜYÜME MÜMKÜN DEĞİL” Amchams in Europe (ACE) Başkanı Ajša Vodnik de konuşmasında güvenliğin yalnızca hükümetlerin ve orduların yetki alanında olmadığını ifade ederek, “İş dünyası olarak bizler; istikrar olmadan ekonomik büyümenin, inovasyonun ve küresel ticaretin var olamayacağını kabul etmeliyiz. Savaş ve çatışmalar tedarik zincirlerini bozar, pazarları yok eder ve hayatları mahveder.” diye konuştu. CONGAR: TRANSATLANTİK İŞ BİRLİĞİNDE HUKUKİ GÜVENCELERİN ÖNEMİ TABA-AmCham İngiltere Temsilcisi Av. Cem Congar da güvenlik alanındaki tercihlerin, enerji erişimi, teknoloji paylaşımı, yatırım ve ticaret kararlarında karşılık bulduğunu belirterek, “NATO'nun Ankara zirvesinde öne çıkan Transatlantik iş birliği ve sanayi kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleri bu ilişkinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Önümüzdeki dönemde siyasi iradenin ekonomik hayata nasıl yansıyacağını ve bu dönüşümün hangi hukuki güvencelerle destekleneceğinin üzerine birlikte düşünmemiz gerekmekte” dedi. Açılış konuşmalarının ardında panele geçildi. T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Bekir Polat’ın moderatörlüğünde düzenlenen panelde, T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, T.C. Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel ve DEMSA Yönetim Kurulu Başkan Vekili Demet Sabancı Çetindoğan yeni dönemdeki bölgesel ve küresel gelişmeleri iş dünyası perspektifinden değerlendirdi. TÜRKİYE’NİN UZUN VADELİ YATIRIM POTANSİYELİNE VURGU Panelin moderatörlüğünü üstlenen Bekir Polat, Türkiye’nin uluslararası yatırımcılar açısından sunduğu fırsatlara ve uzun vadeli yatırım perspektifinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye, son 20 yılda yıllık ortalama yüzde 5,3 büyüyerek geçen yıl itibarıyla 1,8 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaştı ve son 20 yılda yaklaşık 300 milyar dolarlık uluslararası doğrudan yatırım aldı. Genç, dinamik nüfusu ile yine jeostratejik konumunu güçlendiren son 25 yıldaki 300 milyar doları aşan altyapı ve üst yatırımlarıyla ve kuvvetli bir reform ajandasıyla hala büyümeye devam ediyor. Özellikle uluslararası ortaklıklardaki uzun vade perspektifini çok önemsiyoruz. Bununla ilgili vermiş olduğum her zaman çok somut bir örnek var. Çok büyük bir Alman firmasının bir genişleme yatırımı vardı yakın bir zamanda. Sağ olsunlar açılış için davet etmişlerdi ve gittiğimizde sordum Alman firmaya siz kaç yıllık bir firmasınız? Biz 160 yıllık bir firmayız. Peki Türkiye'de ne zamandan beri faaliyetindesiniz? 116 yıldır Türkiye'deyiz dedi. Cumhuriyetimizden daha önce gelmişler. Bu önemli bir gösterge. Ülkenin şu anki resmine bakarak karar vericiler çok daha geniş bakıyorlar. Biz de ülkenin 5-10-15 yıllık aslında büyük resimde ülkemizin sunmuş olduğu fırsatları anlatmaya çalışıyoruz.” DIŞİŞLERİ BAKAN YARDIMCISI ÖZEL: “PARA GÜVENLİ BÖLGE ARAR” Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel de konuşmasında NATO Zirvesi’nin Türkiye’nin uluslararası konumuna etkilerini değerlendirdi. Özel, güvenlik ve yatırım arasındaki ilişkiye, çok taraflı iş birliklerine ve Türkiye’nin diplomatik kapasitesine vurgu yaparak şunları kaydetti: “Bazı siyasi gelişmeler ve söylemler sonrası NATO'ya bakışın da bazı noktalarda değiştiği bir dönemde bu zirvenin Türkiye'de yapılması hakikaten çok büyük bir ehemmiyet taşıyor. Bu zirve sonrası NATO biraz daha tek vücut haline geldi. NATO 3 olarak isimlendirilen bir söylemi vardı. Ve bu da sonuçlarını çok etkili kıldı. İşte bütün NATO üyesi ülkeleriyle birlikte NATO'nun gücü aslında biraz bu zirveyle beraber, söylemlerle ve uygulamalarla da upgrade olmuş oldu. NATO, 1950’li yıllarda Kore Harbi’nden sonra kurulmuş bir güvenlik organizasyonu. Peki iş adamlarının NATO ile ne ilişkisi var? Malum, para güvenli bölge arar. Güvensiz bölgelerden güvenli bölgelere para akışı geçer. 21. yüzyılda çatışmaların arttığı bir dönemde bu ilişki daha sık bir ilişki haline geldi. Bunu çok görüyoruz. Daha girift hale geldi. Bu bağlamda NATO zirvesi Ankara deklarasyonuyla beraber yapılan açıklamalar, 50 milyar dolarlık bir hedef konması, bunlar son derece önemli. Bu bakımdan ben öyle ümit ediyorum ki kısa ve orta vadede uzun vadedeki etkilerinin çok daha büyük olacağını düşünüyorum. Ülkemize siyasi, ticari, ekonomik ve diğer konular hatta kültürel açıdan çok büyük etkilerinin olacağını bekliyoruz. Biz hemen NATO zirvesi sonrasında yaptığımız ikili görüşmelerde bunun nasıl bir momentuma sahip olduğunu gerçekten açık ve net gördük. Onu ifade edeyim. Çünkü 32 tane NATO üyesi ülke var. Bir de bu ülkelerin birlikte çalıştığı dünyada başka ülkeler var. Yani bunların hepsini büyük resmi gördüğümüzde bir çarpan etkisi yapmak suretiyle katma değere dönüşeceğini umuyorum.” TİCARET BAKAN YARDIMCISI TUZCU: “TÜRKİYE’Yİ MERKEZE ALMAYAN HİÇBİR YAKLAŞIM GÜVENLİ BİR TİCARET ZEMİNİ OLUŞTURAMAYACAK” Küresel ticaretin değişen yapısına, tedarik zincirlerinin güvenliğine ve Türkiye’nin transatlantik ekonomik ilişkilerindeki rolüne değinen Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu da NATO Zirvesi sonrasında üretim ve savunma sanayisinde ortaya çıkan fırsatları şu sözlerle değerlendirdi: “Küresel ticarette aslında bir azalma yok. Ama coğrafya ve sektörlerde bir değişim var. Artık küresel ticaret daha Asya'ya, daha doğuya doğru gitmeye başladı. Burada şunu özellikle ifade etmek istiyorum ki geçtiğimiz yıl küresel ticaret hacmi düşmedi. Peki değişen ne? Aslında küresel dünya daha da entegre haline geldi. Ama oyuncular ve sektörler değişti. Burada kendisini daha iyi konumlayanlar, daha düşük konumlayanlar ayrışmaya başladılar. Avrupa, bunun soru işaretlerini yaşıyor. Avrupa Birliği ülkeleri büyümelerinde, ihracatlardaki yükseltmede, verimlilikte kendileri ile ilgili olarak bir öz eleştiriye, sanayiyi tekrar toparlayacak yeni programlara, planlara girişmeye başladılar. Fakat son dönemde ıskalanan bir şey var. Bu da artık küresel ticaretin güvenlikle tam anlamıyla örtüşmesi. Bir ticaretteki varlığımız artık sadece tarifelerin düşürülmesi değil, sadece liberalizasyon değil, artık hem tedarik güvenliği, hangi ürünü kimden alacağımız, bu tedariğin güvenli olarak devam edip etmeyeceği, hem lojistik koridorların güvenli olarak devam edip etmeyeceği, verinin kendisi kimde kalacağı, bu verinin kimlerle paylaşılacağı, bunlar tekrar sorgulanmaya başladı. Bu sorgulamanın temelinde pandemi bir etkendi. Pandemiden sonra savaşlar, Rusya-Ukrayna ile başlayan savaş ve sonrasında devam eden savaşlar ve özellikle belli kritik hammaddelerin belli coğrafyalarda kalmış olması ülkelerin hem kritik hammaddelere hem veriye hem teknolojiye hem ticarete bakışını değiştirdi. Bugün Avrupa Birliği kritik hammaddeler yasasını çıkardı biliyorsunuz. 2030 yılına kadar Avrupa Birliği kritik hammaddelerin en az %10'unu kendisinden çıkarılmasının %35'inin de kendisine işlenmesini hedefliyor. Bununla beraber de bunu tek başına yapamayacak. Bunun da en büyük perspektifini bizlere veren NATO oldu. NATO aslında ortaya çıkardı ki bizim hem savunmada ama aynı zamanda üretimde bir araya gelip planlamalarımızı birlikte ve bir uyum içerisinde yapmamız gerekiyor. Türkiye burada çok kritik bir oyuncu. Ben G20 toplantısında şunu gördüm ki tüm ülkeler hem bağlantısallık için lojistik ve enerji koridorlarının sağlanması için Türkiye'ye çok ihtiyaçları var. Tüm koridorlar Türkiye üzerinden geçiyor. Enerji koridorları da lojistik koridorları da Türkiye ülkelerinin üzerinden geçiyor ve çok ihtiyaçları var. Ve G20 toplantılarında da ortaya çıktı ki Türkiye'yi bir merkeze almayan hiçbir yaklaşım güvenli bir ticaret ve sanayi zemini ortaya çıkartmayacak.” TÜRKİYE-ABD TİCARETİNDE 100 MİLYAR DOLARLIK HEDEF Tuzcu, ABD ve Türkiye arasındaki 100 milyar dolarlık ticaret vizyonunun gerçekleşmesinin önünde bir engel olup olmadığına ilişkin soruyu da şöyle yanıtladı: “Bu soruya engel yok diyemeyeceğiz tabii ki. Bu engellerin bir kısmı Türkiye'nin karşı karşıya olduğu engeller. Bir kısmı da Amerika'nın ticaretteki yeni kural seti ile ilgili engeller. Ancak şunu ifade edeceğim. 100 milyar dolarlık hedefi çok gerçekçi bir hedef. Amerika yaklaşık 32 trilyon dolarlık bir gayrisafi yurt içi hasılası var. 3 trilyonluk bir ithalatı var. Çok büyük bir ithalat pazarı var ve bu pazar içerisinde aslında karşılıklı ticari 100 milyar dolar olması çok yönlendirilebilir. Fakat Amerika'nın 2018 sonrası ortaya koyduğu vizyon içerisinde korumacılık belirleyici ve Amerika içerisine yatırımı önceleyen bir değerlendirme var ve bu değerlendirmenin de iki tane temel sorunu ortaya çıkardığını görüyoruz. Bir tanesi tarifelere aşırı yüklenme ve vergileri özellikle belli sektörlerde çok fazla arttırma. Daha büyük bir maliyet oluşturacak bir sorun da öngörülemezlik. Yatırımla ilgili olarak hem bizim firmalarımızın Amerika'da yapacağı yatırımlarda hem Amerikan firmalarının Türkiye'de yapacağı yapımlarda da, bu öngörülmezlik sorunu bir son bulacak. Biz Amerikalı muhataplarımızla çok yakın bir içerisindeyiz.” ÇETİNDOĞAN: “İŞ DÜNYASI AÇISINDAN KARAR VERİRKEN SADECE SİYASİ HAVAYA BAKMAK YETELİ DEĞİL” DEMSA Yönetim Kurulu Başkan Vekili Demet Sabancı Çetindoğan da Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde oluşan olumlu atmosferin kalıcı yatırımlara dönüşebilmesi için yatırımcı güveni, öngörülebilirlik ve doğru ortaklık modellerinin önemine işaret etti. Çetindoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Bugün Türkiye ile Amerika arasındaki ilişkilerde olumlu bir atmosfer var. Fakat iş dünyası açısından karar verirken sadece siyasi havaya bakmak yeterli değil. Örneğin gümrük tarifeleri, savunma sanayi üzerindeki kısıtlamalar, finansmana erişim, yatırım mevzuatı, yaptırımlar, ihracat kontrolleri mutlaka masada olması gerekiyor. Özellikle sınır ötesi ortaklıklarda teknoloji transferi ve ihracat izinleri de çok önem arz ediyor. Bir diğer konu da jeopolitik belirsizlik. Bugün Amerika-Çin ilişkilerinden Rusya-Ukrayna savaşına, enerji güvenliğinden bölgesel çatışmalara kadar birçok gelişen ticaretin birçok gelişme ticaretin yönünü değiştirebiliyor. Dolayısıyla şirketlerin yalnızca bugünkü tabloya değil farklı senaryolara da hazırlıklı olması gerekiyor. Türkiye'nin burada önemli bir avantajı var. Biz farklı güç merkezleriyle aynı anda ilişki kurulabilen bir ülkeyiz. Bu nedenle Türkiye'nin dengeli dış politika yaklaşımının İş dünyası açısından önemli bir güven unsuru olduğu da muhakkak. Şirketler açısından baktığımızda en önemli risklerden biri siyasi yakınlaşmayı otomatik olarak ticari fırsat olarak düşünmek. Bir ülke ile ilişkilerin iyi olması, her sektör için yatırım ortamının yatırım ortamının aynı ölçüde uygun olduğu anlamına gelmiyor. Her şirket kendi sektörünün risklerini, finansman maliyetini, kur riskini, gümrük koşullarını ve mevzuatı ayrı ayrı değerlendirmek zorunda. Ben bu nedenle şirketlerin büyük ve geri dönüşümü zor yatırımlardan önce daha esnek modellerle başlamasını doğru buluyorum. Bir yatırımın arkasında çok iyi bir finansal plan olabilir ama o planı hayata geçirecek doğru ekip yoksa sürdürebilirliği zor oluyor. Bu nedenle ben uluslararası ortaklıklarda bu konulara ehemmiyet veriyorum. Birincisi doğru ortak. Sadece finansal gücü değil, vizyonu ve iş yapma kültürü de birbirine yakın ortaklıklar seçilmeli. İkincisi yerel bilgi. Girdiğimiz pazarı gerçekten anlamadan sadece dışarıdan bakarak karar vermemek gerekiyor. Üçüncüsü uzun vadeli perspektif. Her yatırımın ilk sonuç vermesini beklememek gerekiyor. Dördüncüsü ise esneklik ki bu çok önemsediğim bir alan. Dünya çok hızlı değişiyor. Dolayısıyla yatırım modellerinin de değişen koşullara uyum sağlayacak şekilde tasarlanması gerekebiliyor. Benim için uluslararası iş birliğinin en değerli tarafı da aslında burada. Birlikte sadece sermaye koymak değil, birbiri deneyiminden, teknolojisinden ve pazar bilgisinden faydalanmak. Türkiye'nin bu anlamda sadece yatırım alan değil, yatırım yapan, ortaklık kuran ve bilgi üreten bir ülke konumunda olmasını ve bu şekliyle güçlenmesini arzu ediyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BOZATLIOĞLU: “HİÇBİR GÜÇ MİLLETİN İRADESİNDEN ÜSTÜN DEĞİLDİR!” Haber

BOZATLIOĞLU: “HİÇBİR GÜÇ MİLLETİN İRADESİNDEN ÜSTÜN DEĞİLDİR!”

BOZATLIOĞLU: “HİÇBİR GÜÇ MİLLETİN İRADESİNDEN ÜSTÜN DEĞİLDİR!” İYİ Parti Giresun İl Başkanı Özdemir Bozatlıoğlu’ndan ekonomi, adalet, liyakat ve milli mutabakat mesajları. İYİ Parti Giresun İl Başkanı Özdemir Bozatlıoğlu, Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’nun ülke gündemine ilişkin değerlendirmeleri üzerinden siyasi iktidara ve kamu yönetimine yönelik eleştirilerde bulundu. Yetkinin sınırsız bir güç değil, millet tarafından verilen bir emanet olduğuna dikkat çeken Bozatlıoğlu, Giresun’da vatandaşların ekonomik sıkıntılarını ve adalet beklentilerini gündemde tutacaklarını söyledi. “DEVLET BİR ŞİRKET GİBİ YÖNETİLEMEZ” Devlet yönetiminde adalet, liyakat ve hesap verebilirlik ilkelerinin esas alınması gerektiğini belirten Bozatlıoğlu, Dervişoğlu’nun devletin kişisel mülk veya şirket anlayışıyla yönetilemeyeceği yönündeki açıklamalarını hatırlattı. Kamu yönetiminde yetki kullananların millete karşı sorumluluk taşıdığını vurgulayan Bozatlıoğlu, devlet kurumlarının işleyişinde kişisel ve siyasi tercihlerin değil, hukukun ve liyakatin belirleyici olması gerektiğini ifade etti. “ENFLASYONUN YÜKÜ DAR GELİRLİNİN SIRTINA YÜKLENEMEZ” Ekonomik sorunların Giresun'da da vatandaşların günlük yaşamını doğrudan etkilediğini savunan Bozatlıoğlu, özellikle dar gelirli vatandaşların yaşadığı geçim sıkıntısına dikkat çekti. Dervişoğlu'nun enflasyonun yükünün dar gelirli kesimlere yüklenmesini eleştiren sözlerinin önemine işaret eden Bozatlıoğlu, pazarda, çarşıda ve sokakta hissedilen ekonomik sıkıntıların siyasi gündemin öncelikli konuları arasında bulunması gerektiğini belirtti. “DENETLEYENLER DE HESAP VERMELİ” Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) başta olmak üzere denetim sorumluluğu bulunan kurumların hesap verebilir olması gerektiğini belirten Bozatlıoğlu, kamu gücünün kullanılmasında şeffaflığın önemine dikkat çekti. Bozatlıoğlu, denetim yetkisi taşıyan kurumların kamu yararını ve vatandaşların haklarını koruma sorumluluğu bulunduğunu vurguladı. “MİLLİ MUTABAKAT, İKTİDARA BİAT ETMEK DEĞİLDİR” Yeni anayasa ve milli mutabakat tartışmalarına da değinen Bozatlıoğlu, gerçek bir toplumsal uzlaşmanın ancak farklı görüşlerin dikkate alınmasıyla mümkün olabileceğini savundu. Milli mutabakatın siyasi iktidara koşulsuz destek anlamına gelmediğini belirten Bozatlıoğlu, anayasal süreçlerin toplumun bütün kesimlerini kapsayacak biçimde ve şeffaflık ilkesiyle yürütülmesi gerektiğini dile getirdi. Milli güvenlik ve dış politikada ise devletin itibarının ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin hassasiyetlerinin korunması gerektiğini vurgulayan Bozatlıoğlu, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki “Tek millet, iki devlet” anlayışının günlük siyasi tartışmaların üzerinde tutulması gerektiğini ifade etti. “YETKİ TAPU DEĞİLDİR, VERİLEN OYLAR EMANETTİR” Seçmen iradesinin hiçbir siyasi yapı tarafından sınırsız yetki olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Bozatlıoğlu, Dervişoğlu'nun “Yetki tapu değildir, verilen oylar emanettir” sözlerine dikkat çekti. Demokratik sistemde siyasi yetkinin kaynağının millet olduğunu belirten Bozatlıoğlu, seçilmiş yöneticilerin kendilerine verilen yetkiyi vatandaşların beklentileri doğrultusunda kullanmakla yükümlü olduklarını ifade etti. “SORUMLULUĞUMUZUN FARKINDAYIZ” İYİ Parti Giresun teşkilatı olarak vatandaşların sorunlarını dinlemeyi ve gündeme taşımayı sürdüreceklerini belirten Özdemir Bozatlıoğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Milletimizin bize emanet ettiği sorumluluğun farkındayız. Hiçbir güç milletin iradesinden üstün değildir.” Bozatlıoğlu, ekonomik sorunlar, adalet beklentileri ve vatandaşların talepleri konusunda Giresun kamuoyunun sesi olmaya devam edeceklerini kaydetti.

Fon tasfiyesi için “Fon Koordinasyon Kurulu” kuruldu Haber

Fon tasfiyesi için “Fon Koordinasyon Kurulu” kuruldu

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında yapılan eşgüdüm toplantısında, sermaye piyasalarındaki gelişmeler ve yatırımcı haklarının korunmasına yönelik adımlar ele alındı. ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında ekonomi kurmayları ve ilgili kurumların üst düzey yöneticilerinin katılımıyla bir eşgüdüm toplantısı yapıldı. İletişim Başkanlığı'ndan aktarılan habere göre toplantıda, sermaye piyasalarında son dönemde yaşanan gelişmelerin değerlendirildiği, ilgili kurumların yürüttüğü çalışmalar ve alınan/alınacak tedbirler hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bilgi verildiği bildirildi. YATIRIMCI HAKLARI VE HIZLI ÖDEME ÖNCELİĞİ Açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, tasfiyesine karar verilen fonlarla ilgili sürecin titizlikle yürütülmesi gerektiğini belirterek, sermaye piyasası kuralları çerçevesinde yatırımcıların haklarının korunmasının ve ödemelerin adil, sağlıklı ve mümkün olan en kısa sürede yapılmasının temel öncelik olduğunu vurguladı. “FON KOORDİNASYON KURULU” OLUŞTURULDU Toplantı sonrası yapılan bilgilendirmede, tasfiye sürecinin yatırımcıların meşru hakları ve kamu yararı gözetilerek hızlı biçimde yürütülmesi için, genel koordinasyonu sağlamak üzere Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında “Fon Koordinasyon Kurulu” oluşturulduğu belirtildi. Ayrıca, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) da sermaye piyasalarında son dönemde meydana gelen yatırım fonu işlemlerine yönelik inceleme ve denetim sürecini başlattığı aktarıldı. ŞİRKET DEVİRLERİ VE ÖDEME YOL HARİTASI GÜNDEMDE Toplantıda, Katılımevim ve Birevim Tasarruf Finansman Şirketleri ile İktisat Katılım Bankası’nın Türkiye Emlak Katılım Bankası’na devrine ilişkin yürütülen süreç hakkında da bilgi verildi. Öte yandan Sermaye Piyasası Kurulu’nun, tasfiye kapsamındaki fonlarda mal varlığı ve likidite durumuna göre, hak sahipliği mutabakatı tamamlanan yatırımcılara ödeme yapılmasına ilişkin yol haritasını sunduğu kaydedildi. Açıklamada, yalnızca mevcut sorunun çözülmesinin değil, benzer durumların tekrar yaşanmaması için sermaye piyasalarının işleyişini ve denetim mekanizmalarını güçlendirecek ilave idari ve hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesi konusunda da kararlılık ortaya konulduğu ifade edildi.

GEZMİŞ: “FINDIK ÜRETİCİSİ KAZANMAZSA GİRESUN’DA ÇARK DÖNMEZ” Haber

GEZMİŞ: “FINDIK ÜRETİCİSİ KAZANMAZSA GİRESUN’DA ÇARK DÖNMEZ”

GEZMİŞ: “FINDIK ÜRETİCİSİ KAZANMAZSA GİRESUN’DA ÇARK DÖNMEZ” YENİ Parti PM Üyesi ve Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, partisinin iki günlük Giresun saha çalışmasının ardından ekonomi ve fındık üzerinden dikkat çeken mesajlar verdi. Gezmiş, “Üreticinin cebine para girmiyorsa esnaf da kazanamıyor. Giresun’un sorunlarını masa başından değil, sahada dinliyoruz” dedi. YENİ Parti’nin Giresun’daki saha programında ekonomi, hayat pahalılığı ve fındık üreticisinin yaşadığı sorunlar öne çıktı. Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş; Samsun Milletvekili Murat Çan, Sinop Milletvekili Barış Karadeniz, İl Başkanı Gökhan Şenyürek ve parti yöneticileriyle birlikte kent merkezi, Bulancak ve Piraziz’de çeşitli temaslarda bulundu. Heyetin Giresun’daki iki günlük programı ve milletvekillerinin saha çalışmalarına katılımı güncel kaynaklarda da yer aldı. � BHA +1 “ESNAFIN SİFTAHI YOK, VATANDAŞIN ALIM GÜCÜ DÜŞÜYOR” Gezmiş, saha ziyaretlerinde kendilerine en fazla ekonomik sıkıntıların aktarıldığını belirterek esnafın artan maliyetlerden ve satışların azalmasından, vatandaşların ise alım gücündeki düşüşten yakındığını söyledi. Gezmiş şu ifadeleri kullandı: “Çarşıda da pazarda da aynı sözü duyuyoruz: İş yok, satış yok, alım gücü yok. Üreticinin cebine girmeyen para esnafa, pazara ve şehrin ekonomisine dönmüyor. Fındık üreticisi kaybederse Giresun kaybediyor.” “FINDIK SADECE ÜRETİCİNİN MESELESİ DEĞİL” İki günlük programın önemli gündemlerinden birini de fındık oluşturdu. Gezmiş, üreticilerin maliyetler ve ürün fiyatlarına ilişkin taleplerini dinlediklerini belirterek fındığın kent ekonomisindeki yerine dikkat çekti. Gezmiş: “Fındık yalnızca bir tarım ürünü değildir. Bu şehrin ekmeğidir, esnafın siftahıdır, öğrencinin okul masrafıdır, ailenin geçimidir. Üreticinin alın terinin karşılığını alamadığı bir düzende Giresun ekonomisinin güçlenmesini bekleyemeyiz.” dedi. Gezmiş’in son haftalarda fındık fiyatları ve üretim maliyetleri konusunda da açıklamalar yaptığı görülüyor. � Haberler EĞİTİM ÇALIŞANLARININ TALEPLERİNİ DİNLEDİLER Program kapsamında eğitim sendikaları ve çeşitli meslek kuruluşlarıyla da görüşen heyetin, öğretmen ve eğitim çalışanlarının çalışma koşulları ile özlük haklarına ilişkin talepleri dinlediği belirtildi. Gezmiş, saha çalışmasında kendilerine aktarılan sorunların Meclis gündemine taşınacağını ifade etti. “KARADENİZ’İ ADIM ADIM GEZİYORUZ” Giresun programının bölgesel saha çalışmalarının bir ayağı olduğunu belirten Gezmiş, Samsun’un ardından Giresun’da temaslarda bulunduklarını, çalışmaların Rize’de devam edeceğini söyledi. Gezmiş: “Bizim için siyaset masa başında değil, sahada yapılır. Üreticinin tarlasında, esnafın dükkânında, vatandaşın sofrasında yaşanan sıkıntıyı görmeden çözüm üretemezsiniz.” ifadelerini kullandı.

Ordu’da uluslararası bisiklet heyecanı Haber

Ordu’da uluslararası bisiklet heyecanı

“Ordu Coast to Summit” (Kıyıdan Zirveye) ve “Ordu Black Sea Classic” (Karadeniz Klasiği) bisiklet yarışları, 15-16 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilecek. UCI 1.2 kategorisinde yapılacak olan organizasyonlar için tüm dünyanın odak noktası Ordu olacak. ORDU (İGFA) - Karadeniz’in parlayan yıldızı Ordu, uluslararası düzeyde bir etkinliğe ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde ve Türkiye Bisiklet Federasyonu koordinasyonunda organize edilen “Ordu Coast to Summit” (Kıyıdan Zirveye) ve “Ordu Black Sea Classic” (Karadeniz Klasiği) yarışları, 15-16 Ağustos’ta yapılacak. Uluslararası Bisiklet Birliği’nin (UCI) 2026 yılı takviminde yer alan ve UCI 1.2 kategorisinde düzenlenecek olan yarışlar, 32 farklı ülkeden 24 profesyonel takımın sporcularını Ordu’da bir araya getirecek. Dünya sıralamasına puan kazandıracak olması nedeniyle yarışlar, küresel ölçekte büyük bir ilgiyle takip edilecek. Bu organizasyon ile hem sporcular benzersiz bir yarış tecrübesi edinecek hem de Ordu’nun doğal zenginlikleri dünya genelinde tanıtım fırsatı bulacak. 19 ilçeyi kapsayacak olan yarışlar milyonlarca kişiye ulaşırken; bölgenin ekonomisine, turizmine ve tanıtımına önemli katkılar sunacak. DENİZDEN YAYLAYA İki gün boyunca sürecek yarışlarda sporcuları oldukça zorlu iki farklı rota bekliyor. 15 Ağustos’ta sahil şeridindeki Ordu Atatürk Caddesi’nden start alacak olan 95.7 kilometrelik etap, Keyfalan Yaylası’nda tamamlanacak. Maksimum eğimi yüzde 14.9 olan ve toplam 1686 metre irtifa kazanımına sahip olan parkurun ardından; yine Atatürk Caddesi’nden başlayıp Aybastı Perşembe Yaylası’nda son bulacak 112 kilometrelik yarış ise 16 Ağustos’ta koşulacak. 2794 metre yükseklik kazanımı bulunan ve maksimum yüzde 11 eğime sahip olan bu parkur, sporcuları ciddi şekilde zorlayacak.

BAŞARIR GİRESUN’DAN SESLENDİ: “İL BAŞKANLARIMIZIN VE ÖRGÜTLERİMİZİN YANINDAYIZ” Haber

BAŞARIR GİRESUN’DAN SESLENDİ: “İL BAŞKANLARIMIZIN VE ÖRGÜTLERİMİZİN YANINDAYIZ”

BAŞARIR GİRESUN’DAN SESLENDİ: “İL BAŞKANLARIMIZIN VE ÖRGÜTLERİMİZİN YANINDAYIZ” CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Giresun’da örgütle buluştu, pazarda esnafı dinledi, Millet Bahçesi’nde yurttaşlara seslendi. Ekonomi, hukuk, CHP’deki mutlak butlan tartışmaları ve örgüt iradesi üzerinden iktidara ve parti içi sürece sert mesajlar verdi. CHP Grup Başkanvekili ve Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Giresun programı kapsamında partililer, esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi. CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek’in koordinasyonunda gerçekleştirilen programda Başarır, hem Giresun’un yerel sorunlarına hem de Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Başarır, Giresun Tarihi Millet Bahçesi’nde düzenlenen halk buluşmasında yaptığı konuşmada, iktidarın ekonomi politikalarını, hukuk uygulamalarını ve CHP’de yaşanan mutlak butlan sürecini eleştirdi. CHP örgütlerinin iradesine müdahale edildiğini savunan Başarır, “Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı tebligatla olunmaz, mahkeme salonlarından çıkmaz; Ankara Atatürk Spor Salonu’ndan çıkar” dedi. Program kapsamında Başarır’a; CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Giresun Belediye Başkanvekili Erkan Hacak, Espiye Belediye Başkanı Erol Karadere, ilçe başkanları, belediye meclis üyeleri, İl Genel Meclisi üyeleri, kadın ve gençlik kolları yöneticileri ile partililer eşlik etti. İLK DURAK CHP İL BAŞKANLIĞI OLDU Ali Mahir Başarır’ın Giresun’daki ilk durağı CHP Giresun İl Başkanlığı oldu. Parti binasında gerçekleştirilen örgüt buluşmasında Başarır, CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, ilçe başkanları ve partililerle bir araya geldi. Toplantıda Giresun’daki saha çalışmaları, yerel gündem, ülke siyaseti ve gün boyu sürdürülecek programın kapsamı değerlendirildi. CHP örgütünün geniş katılım gösterdiği buluşmada, partinin Giresun’da sahadaki temaslarını daha güçlü biçimde sürdüreceği mesajı verildi. Program öncesinde CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek tarafından yapılan çağrıda, buluşmanın yalnızca parti içi bir ziyaret olmadığı, aynı zamanda vatandaşlarla doğrudan temas kurulacak kapsamlı bir saha çalışması olduğu vurgulanmıştı. Şenyürek’in davetinde şu ifadeler yer almıştı: “CHP Mersin Milletvekilimiz Ali Mahir Başarır’ın katılımıyla Giresun’da hem örgütümüzle hem esnafımızla hem de halkımızla bir araya geleceğiz. Giresun merkezde ve Tirebolu’da gerçekleştireceğimiz programlarımıza tüm hemşehrilerimizi davet ediyoruz. Halkın sesini dinlemek, sorunları yerinde konuşmak ve dayanışmayı büyütmek için tüm vatandaşlarımızı buluşmalarımıza bekliyoruz.” CUMARTESİ PAZARI’NDA ESNAF VE VATANDAŞLARI DİNLEDİ İl Başkanlığı’ndaki örgüt buluşmasının ardından CHP heyeti, Yeniyol mevkiindeki Cumartesi Pazarı’na geçti. Başarır, Şenyürek, Gezmiş, ilçe başkanları ve partililer, pazar esnafını ziyaret ederek vatandaşlarla görüştü. Pazar ziyaretinde ekonomik koşullar, alım gücündeki düşüş, pazar fiyatları, esnafın artan maliyetleri ve yurttaşların günlük yaşamda karşılaştığı sıkıntılar gündeme geldi. CHP heyeti, esnaf ve vatandaşların taleplerini dinleyerek not aldı. Görüşmelerde özellikle girdi maliyetleri, ürün fiyatları, satışlardaki düşüş ve vatandaşın pazardaki alım gücü üzerinde duruldu. CHP heyeti, sahada alınan notların hem yerel hem de genel siyaset gündeminde değerlendirileceğini ifade etti. ATAPARK VE MİLLET BAHÇESİ’NDE HALKLA BULUŞTU Cumartesi Pazarı ziyaretinin ardından CHP heyeti Atapark’ta vatandaşlarla bir araya geldi. Burada da halkla doğrudan temas kuran Başarır ve beraberindeki heyet, yurttaşların talep, öneri ve beklentilerini dinledi. Giresun merkezdeki programın en geniş katılımlı bölümü ise Giresun Tarihi Millet Bahçesi’nde gerçekleştirildi. CHP Giresun İl Başkanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, ilçe başkanları ve partililerin Millet Bahçesi’nde vatandaşlarla bir araya geldiği bildirildi. Millet Bahçesi buluşmasında ekonomik koşullar, hayat pahalılığı, emeklilerin geçim sorunu, esnafın maliyet baskısı, yerel sorunlar, hukuk ve demokrasi başlıkları öne çıktı. “GİRESUN’A GELDİĞİMDE KENDİMİ EVİMDE GİBİ HİSSEDİYORUM” Millet Bahçesi’nde vatandaşlara seslenen Ali Mahir Başarır, Giresun’la aile bağları bulunduğunu belirterek Tirebolu ve Giresun’un damadı olmaktan gurur duyduğunu söyledi. Başarır, Karadeniz programının kendisi açısından ayrı bir anlam taşıdığını ifade ederek, “İki kızımın yarısı Giresunlu. Buraya geldiğimde kendimi evimde gibi hissediyorum” dedi. Türkiye’nin zor bir süreçten geçtiğini ancak mücadele ve umut duygusunu koruduklarını belirten Başarır, CHP’deki değişim sürecinin örgütün iradesiyle gerçekleştiğini savundu. Başarır, CHP’nin 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Türkiye’nin birinci partisi olmasının ardından hedef alındığını ileri sürerek, “Bizim suçumuz 31 Mart’ta 24 yıl sonra birinci parti olmamız, AKP’yi yenmemizdir. Bunun hazmedilemediğini görüyoruz” ifadelerini kullandı. “EMEKLİ MAAŞIYLA 20 GÜN GEÇİNEMİYOR” Konuşmasında ekonomiye geniş yer ayıran Başarır, milyonlarca yurttaşın geçim sıkıntısı yaşadığını belirtti. İktidarın temel sorunlara çözüm üretmek yerine muhalefeti hedef aldığını savunan Başarır, açlık sınırı ve emekli maaşları üzerinden iktidara tepki gösterdi. Başarır, “Açlık sınırı 36 bin liraya ulaştı, en düşük emekli aylığı ise 23 bin 550 lira. Bundan utanmayan, sıkılmayan bir iktidar var. Utanın bir parça, utanın. Sanki bu ülkenin sorunu muhalefetmiş gibi, muhalefet partisine darbe yapıyorsunuz. Bir sokağa çıkın, insanlarla, emeklilerle konuşun. Emekli maaşıyla 20 gün geçinemiyor. Pazara gidemiyor, evladına el açmak zorunda kalıyor” dedi. Milyonlarca yurttaşın icra dosyaları, barınma sorunu ve tahliye davalarıyla mücadele ettiğini ifade eden Başarır, iktidarın bu sorunlara çözüm üretmediğini ileri sürdü. Başarır, “Barınma sorununu çözemiyorlar ama Türkiye’nin birinci partisine darbe yapmayı biliyorlar. Hiçbir darbeye, hiçbir baskıya boyun eğmeyeceğiz. Millet ve yurttaşlarımız arkamızda olduğu sürece yolumuzda yürümeye devam edeceğiz” diye konuştu. “MECLİS YOKSA SOKAK VAR” TBMM’de disipline sevk edilmesi nedeniyle bir süredir kürsüde konuşamadığını belirten Başarır, siyasi mücadelesini meydanlarda ve halkın içinde sürdüreceğini söyledi. Başarır, “Meclis yoksa sokak var. Ben meydanlarda, sokakta, milletle konuşurum. Emekliyi, işçiyi, haksızlığı, adaleti konuşmaya devam edeceğim” ifadelerini kullandı. CHP’nin yeni dönemde daha fazla halkın içinde olacağını belirten Başarır, büyük mitinglerin yanı sıra mahalle mahalle, belde belde ve köy köy çalışmalar yürütüleceğini kaydetti. Başarır, “Bir bank, bir sandalye, bir tabure ve bir mikrofon bize yeter. Ama en önemlisi yürektir. O yürek de bu örgütte vardır” dedi. MUTLAK BUTLAN TARTIŞMASINA SERT TEPKİ Başarır, konuşmasında CHP’de yaşanan mutlak butlan sürecine de değindi. Sürecin parti örgütlerinin iradesine yönelik bir müdahale olduğunu savunan Başarır, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na da seslendi. Başarır, “Maalesef bir butlan kararı çıktı. 13 yıl gönül verdiğimiz birisi ve birkaç arkadaşı, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olduğunu sanıyor. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı tebligatla olunmaz. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı mahkeme salonlarından çıkmaz; Ankara Atatürk Spor Salonu’ndan çıkar. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı saraydan medet ummaz, milletten medet umar” dedi. Kılıçdaroğlu’nun yaşananların zamanla unutulacağını düşündüğünü öne süren Başarır, şöyle devam etti: “Kemal Bey, 13 yıl unutulur mu? Son seçimlerde partiyi birinci yapan Sayın Özgür Özel’in emeği unutulur mu? Bize gönül veren milyonların gözyaşları unutulur mu? Unutulmaz Kemal Bey. Yol yakınken evine dön. Bu millete, bu partiye ve yol arkadaşlarına daha fazla kötülük yapma.” “İL BAŞKANLARIMIZIN VE ÖRGÜTLERİMİZİN YANINDAYIZ” CHP’de görevden alınan il başkanlarıyla ilgili de konuşan Başarır, Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek ve görevden uzaklaştırılan diğer il başkanlarının yanında olduklarını söyledi. Başarır, “Benim il başkanlarımı değil, bizim il başkanlarımızı görevden alıyorlar. Ancak bu örgütler seçimi kazanmak için yeniden illerine, sokaklarına ve halkın arasına çıkacaktır” ifadelerini kullandı. CHP’nin seçilmiş genel başkanı, parti meclisi, kurultay delegeleri, üyeleri ve örgütleriyle bir bütün olduğunu belirten Başarır, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleceğini örgüt belirler, üyeler belirler, delegeler belirler” dedi. “BURADA TEK GÜÇ VAR, ÖRGÜT VAR” Partinin ikiye bölüneceği yönündeki tartışmalara da yanıt veren Başarır, CHP içinde belirleyici gücün örgüt iradesi olduğunu savundu. Başarır, “Parti ikiye nasıl bölünür? İki ayrı güç olduğunda bölünür. Burada tek güç var; biz varız. Bölünecek hiçbir şey yok. Muradımız; partimizle, evimizle, yuvamızla, altı okla ve örgütlerimizle birlikte seçime girmektir” diye konuştu. “Devleti ve sarayı arkama aldım, partiyi size vermem” anlayışının kabul edilemeyeceğini belirten Başarır, yaşanan sürecin bir bölünme değil, birleşme ve bütünleşme mücadelesi olduğunu savundu. Başarır, “Bu bir kaçış değil, bu bir bölünme değil. Bu; ezilenleri, adalet arayanları, tutuklanan sanatçıları, siyasetçileri, belediye başkanlarını ve gençleri kurtarmak için bir birleşme, bütünleşmedir” dedi. DENİZ GÖKTAŞ’IN TUTUKLANMASINA TEPKİ Başarır, konuşmasında komedyen Deniz Göktaş’ın tutuklanmasına da değindi. İfade özgürlüğü ve adalet vurgusu yapan Başarır, hukukun siyasi iktidarın tercihlerine göre işletildiğini ileri sürdü. Sanatçıların, gençlerin, siyasetçilerin ve belediye başkanlarının baskı altında tutulduğunu savunan Başarır, adalet talebinin herkes için geçerli olması gerektiğini belirtti. “AÇLIĞA VE SEFALETE MAHKUM DEĞİLİZ” Konuşmasının sonunda yurttaşlara mücadele çağrısı yapan Başarır, Türkiye’nin yoksulluğa ve adaletsizliğe mahkum olmadığını söyledi. Başarır, “Biz açlığa, sefalete, 23 bin 550 liraya, kiramızı ödeyemeyecek hale gelmeye, icra mahkemelerine ve salonlarına mahkum değiliz. Atanmış Kemal Kılıçdaroğlu’na da Tayyip Erdoğan’a da mahkum değiliz. Bize inanın, bize güvenin, bizimle beraber yürümeye devam edin. Her şey çok güzel olacak” ifadelerini kullandı. TİREBOLU’DA ÖRGÜT VE HALK BULUŞMASI Giresun merkezdeki programların ardından Başarır ve beraberindeki CHP heyeti Tirebolu’ya geçti. CHP Tirebolu İlçe Başkanlığı önünde partililerle buluşan Başarır, burada da kısa bir konuşma yaptı. Tirebolu programı kapsamında ilçe örgütüyle bir araya gelen heyet, daha sonra ilçe merkezinde esnafı ve vatandaşları ziyaret ederek sorunlarını dinledi. CHP heyetinin Giresun programı; İl Başkanlığı’ndaki örgüt buluşması, Cumartesi Pazarı ziyareti, Atapark ve Millet Bahçesi halk buluşmaları ile Tirebolu’daki temasları kapsayan geniş bir saha çalışması olarak tamamlandı. GİRESUN’DA HEM YEREL HEM ULUSAL GÜNDEM KONUŞULDU Ali Mahir Başarır’ın Giresun ziyareti, yalnızca yerel saha programı olarak değil, CHP’de son dönemde yaşanan hukuki ve siyasi tartışmaların gölgesinde yapılan dikkat çekici bir siyasi temas olarak da öne çıktı. Giresun’daki temaslarda bir yandan hayat pahalılığı, pazar fiyatları, esnafın maliyetleri, emeklilerin geçim sıkıntısı ve vatandaşın alım gücü konuşulurken; diğer yandan CHP’deki mutlak butlan süreci, il başkanlıkları tartışması, hukuk, demokrasi ve örgüt iradesi başlıkları gündeme geldi. CHP Giresun İl Başkanlığı’nın çağrısı ve gün içindeki saha çalışmaları, programın örgüt toplantısıyla sınırlı kalmadığını; esnaf, vatandaş ve halk buluşmalarını kapsayan geniş bir temas programı olarak yürütüldüğünü gösterdi. Program boyunca verilen mesajlarda, halkın sorunlarını yerinde dinleme, talepleri sahadan alma, örgüt iradesini savunma ve CHP’nin siyasetini doğrudan vatandaşla temas üzerinden güçlendirme vurgusu öne çıktı.

TAŞGÖZ: “MİLLETİN SESİ DUYULMALI, ÜRETEN TÜRKİYE YENİDEN İNŞA EDİLMELİDİR” Haber

TAŞGÖZ: “MİLLETİN SESİ DUYULMALI, ÜRETEN TÜRKİYE YENİDEN İNŞA EDİLMELİDİR”

TAŞGÖZ: “MİLLETİN SESİ DUYULMALI, ÜRETEN TÜRKİYE YENİDEN İNŞA EDİLMELİDİR” İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, haftalık gündem değerlendirmesinde eğitimden ekonomiye, tarımdan dış politikaya, genç işsizliğinden terörle mücadeleye kadar birçok başlıkta dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin zorlu bir süreçten geçtiğini belirten Taşgöz, vatandaşın temel gündeminin geçim sıkıntısı, adalet arayışı, eğitimde yaşanan sorunlar ve gençlerin gelecek kaygısı olduğunu söyledi. Taşgöz, “Milletin sesi duyulmalı, vatandaşın talepleri görmezden gelinmemelidir. Türkiye’nin yeniden güçlü, adil ve üreten bir ülke haline gelmesi için devlet aklıyla, liyakatle ve millet iradesini esas alan bir anlayışla hareket edilmelidir” dedi. “MİLLETİN TALEPLERİ GÖRMEZDEN GELİNEMEZ” Demokratik yönetimlerde millet iradesinin her şeyin üzerinde olduğunu vurgulayan Taşgöz, vatandaşların yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunların artık ertelenemez hale geldiğini ifade etti. Taşgöz, “Vatandaş geçim derdindedir. Emekli, memur, asgari ücretli, esnaf, çiftçi ve gençler geleceğe kaygıyla bakmaktadır. Adalet duygusunun zedelendiği, fırsat eşitsizliklerinin büyüdüğü, hayat pahalılığının her haneyi etkilediği bir tabloda devlet yönetiminin temel görevi milletin huzurunu, güvenliğini ve refahını sağlamaktır” diye konuştu. EĞİTİMDE MİLLİ KİMLİK VE KALİTE VURGUSU Eğitim sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Taşgöz, eğitimin yalnızca diploma veren bir süreç olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Eğitimin aynı zamanda milli kimliği, ahlaki değerleri, bilimsel düşünceyi ve çağın gereklerine uygun donanımı birlikte kazandırması gerektiğini söyledi. Taşgöz, “Eğitim, günlük siyasi tartışmaların konusu olmaktan çıkarılmalıdır. Çocuklarımızı hem milli ve manevi değerlerine bağlı hem de çağın gereklerine uygun şekilde yetiştirecek bir eğitim anlayışına ihtiyaç vardır. Aileler eğitim maliyetleri altında ezilmekte, öğretmenlerimiz ise hak ettikleri değeri görememektedir. Eğitimde kalite, fırsat eşitliği ve liyakat esas alınmalıdır” ifadelerini kullandı. “GENÇLER GELECEĞİNİ BAŞKA ÜLKELERDE ARIYOR” Türkiye’nin en önemli meselelerinden birinin gençlerin umutsuzluğu olduğunu dile getiren Taşgöz, üniversite mezunlarının iş bulmakta zorlandığını, çalışan gençlerin ise geçim sıkıntısı nedeniyle gelecek planı yapamadığını söyledi. Taşgöz, “Gençlerimiz geleceklerini başka ülkelerde aramak zorunda kalıyorsa burada hepimizin düşünmesi gerekir. Bu durum yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda aidiyet duygusunu zayıflatan ve toplumsal güven bunalımını derinleştiren ciddi bir meseledir. Türkiye’nin yetişmiş insan kaynağını kaybetme lüksü yoktur” dedi. DIŞ POLİTİKADA “DEVLET AKLI” ÇAĞRISI Dış politikanın günlük gelişmelere ve kısa vadeli hesaplara göre şekillenmemesi gerektiğini vurgulayan Taşgöz, Türkiye’nin dış ilişkilerinde devlet geleneğini, milli çıkarları ve öngörülebilirliği esas alması gerektiğini belirtti. Taşgöz, “Türkiye; Karadeniz’den Kafkasya’ya, Türk dünyasından Ön Asya coğrafyasına kadar geniş bir bölgede güçlü, saygın ve kararlı bir dış politika izlemek zorundadır. Dış politikada devlet aklı, milli çıkar ve tutarlılık esastır” diye konuştu. EKONOMİDE HAYAT PAHALILIĞI TEPKİSİ Açıklamasında ekonomik sorunlara geniş yer veren Taşgöz, vatandaşların en önemli gündeminin geçim sıkıntısı olduğunu söyledi. Market fiyatları ile vatandaşın alım gücü arasındaki farkın her geçen gün büyüdüğünü belirten Taşgöz, ekonominin yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını ifade etti. Taşgöz, “Ekonomi, sadece tablolarla ve rakamlarla açıklanamaz. Ekonomi, pazara çıkan emeklinin cebindeki paradır. Çocuğuna okul masrafı yapan ailenin yüküdür. Dükkânını ayakta tutmaya çalışan esnafın mücadelesidir. Tarlasını işlemek isteyen çiftçinin maliyetidir. Bugün vatandaşımız ağır ekonomik şartlar altında yaşam mücadelesi vermektedir” dedi. “ÜRETEN TÜRKİYE MECBURİYETTİR” Türkiye’nin üretim gücünün yeniden ayağa kaldırılması gerektiğini belirten Taşgöz, yüksek faiz, finansman maliyetleri ve ekonomik belirsizliklerin sanayiciyi, girişimciyi, ihracatçıyı ve üreticiyi olumsuz etkilediğini söyledi. Taşgöz, “Üreten Türkiye bir tercih değil, mecburiyettir. Sanayicinin, girişimcinin, ihracatçının ve çiftçinin önünü görebildiği bir ekonomik yapı kurulmalıdır. Yerli üretim ve milli sanayi gerçekçi politikalarla desteklenmeli, üretim ekonomisi yeniden inşa edilmelidir” ifadelerini kullandı. FINDIK ÜRETİCİSİNİN SORUNLARINA DİKKAT ÇEKTİ Giresun ekonomisinin temel unsurlarından biri olan fındık konusunda da değerlendirmelerde bulunan Taşgöz, üreticinin artan maliyetler karşısında zor durumda kaldığını belirtti. Gübre, ilaç, işçilik ve bakım giderlerindeki yükselişin fındık üreticisini ciddi biçimde etkilediğini söyledi. Taşgöz, “Fındık üreticisi alın terinin karşılığını almak zorundadır. Giresun için fındık yalnızca bir tarım ürünü değil, aynı zamanda geçim kaynağı, kültür ve ekonomik omurgadır. Tarım sadece ekonomik bir faaliyet olarak görülemez. Gıda güvenliği ve milli güvenlik açısından da stratejik öneme sahiptir” dedi. BEYİN GÖÇÜ UYARISI Genç işsizliği ve beyin göçünün Türkiye açısından ciddi bir tehdit haline geldiğini ifade eden Taşgöz, üniversite mezunlarının önemli bir bölümünün kendi alanlarında istihdam edilemediğini söyledi. Taşgöz, “Türkiye’nin yetişmiş insan kaynağını kaybetmeye tahammülü yoktur. Gençlerimizin kendi ülkelerinde umutla yaşayabilecekleri, çalışabilecekleri ve üretebilecekleri şartlar oluşturulmalıdır. Beyin göçünü durdurmanın yolu gençlere güven vermek, liyakati hâkim kılmak ve adil istihdam imkânları sağlamaktır” diye konuştu. TERÖRLE MÜCADELE VE ANAYASA TARTIŞMALARI Terörle mücadelenin siyasi tartışmaların üzerinde milli bir mesele olduğunu belirten Taşgöz, bu konuda herhangi bir tavzin millet vicdanında kabul görmeyeceğini ifade etti. Anayasa tartışmalarına da değinen Taşgöz, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerinin korunması gerektiğini söyledi. Taşgöz, “Terörle mücadele, hiçbir siyasi hesabın konusu yapılamaz. Bu konuda tavizsiz, kararlı ve milli bir duruş sergilenmelidir. Anayasa tartışmaları yürütülürken Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleri, üniter devlet yapısı ve milli birlik anlayışı korunmalıdır” dedi. “CUMHURİYETİMİZİN İKİNCİ YÜZYILINDA GÜÇLÜ TÜRKİYE HEDEFİ” Açıklamasının sonunda birlik ve beraberlik mesajı veren İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, Türkiye’nin adaletin güçlendiği, liyakatin esas alındığı, üretimin desteklendiği ve gençlerin umutla geleceğe baktığı bir ülke olması gerektiğini vurguladı. Taşgöz, “Türk milleti büyüktür. Türk devleti güçlüdür. Cumhuriyetimiz ebedidir. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında hedefimiz; adaletin, liyakatin, üretimin ve milli birliğin hâkim olduğu güçlü bir Türkiye olmalıdır” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.