Hava Durumu

#Ekonomi

giresunsonhaber - Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BAŞARIR GİRESUN’DAN SESLENDİ: “İL BAŞKANLARIMIZIN VE ÖRGÜTLERİMİZİN YANINDAYIZ” Haber

BAŞARIR GİRESUN’DAN SESLENDİ: “İL BAŞKANLARIMIZIN VE ÖRGÜTLERİMİZİN YANINDAYIZ”

BAŞARIR GİRESUN’DAN SESLENDİ: “İL BAŞKANLARIMIZIN VE ÖRGÜTLERİMİZİN YANINDAYIZ” CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Giresun’da örgütle buluştu, pazarda esnafı dinledi, Millet Bahçesi’nde yurttaşlara seslendi. Ekonomi, hukuk, CHP’deki mutlak butlan tartışmaları ve örgüt iradesi üzerinden iktidara ve parti içi sürece sert mesajlar verdi. CHP Grup Başkanvekili ve Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Giresun programı kapsamında partililer, esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi. CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek’in koordinasyonunda gerçekleştirilen programda Başarır, hem Giresun’un yerel sorunlarına hem de Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Başarır, Giresun Tarihi Millet Bahçesi’nde düzenlenen halk buluşmasında yaptığı konuşmada, iktidarın ekonomi politikalarını, hukuk uygulamalarını ve CHP’de yaşanan mutlak butlan sürecini eleştirdi. CHP örgütlerinin iradesine müdahale edildiğini savunan Başarır, “Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı tebligatla olunmaz, mahkeme salonlarından çıkmaz; Ankara Atatürk Spor Salonu’ndan çıkar” dedi. Program kapsamında Başarır’a; CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Giresun Belediye Başkanvekili Erkan Hacak, Espiye Belediye Başkanı Erol Karadere, ilçe başkanları, belediye meclis üyeleri, İl Genel Meclisi üyeleri, kadın ve gençlik kolları yöneticileri ile partililer eşlik etti. İLK DURAK CHP İL BAŞKANLIĞI OLDU Ali Mahir Başarır’ın Giresun’daki ilk durağı CHP Giresun İl Başkanlığı oldu. Parti binasında gerçekleştirilen örgüt buluşmasında Başarır, CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, ilçe başkanları ve partililerle bir araya geldi. Toplantıda Giresun’daki saha çalışmaları, yerel gündem, ülke siyaseti ve gün boyu sürdürülecek programın kapsamı değerlendirildi. CHP örgütünün geniş katılım gösterdiği buluşmada, partinin Giresun’da sahadaki temaslarını daha güçlü biçimde sürdüreceği mesajı verildi. Program öncesinde CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek tarafından yapılan çağrıda, buluşmanın yalnızca parti içi bir ziyaret olmadığı, aynı zamanda vatandaşlarla doğrudan temas kurulacak kapsamlı bir saha çalışması olduğu vurgulanmıştı. Şenyürek’in davetinde şu ifadeler yer almıştı: “CHP Mersin Milletvekilimiz Ali Mahir Başarır’ın katılımıyla Giresun’da hem örgütümüzle hem esnafımızla hem de halkımızla bir araya geleceğiz. Giresun merkezde ve Tirebolu’da gerçekleştireceğimiz programlarımıza tüm hemşehrilerimizi davet ediyoruz. Halkın sesini dinlemek, sorunları yerinde konuşmak ve dayanışmayı büyütmek için tüm vatandaşlarımızı buluşmalarımıza bekliyoruz.” CUMARTESİ PAZARI’NDA ESNAF VE VATANDAŞLARI DİNLEDİ İl Başkanlığı’ndaki örgüt buluşmasının ardından CHP heyeti, Yeniyol mevkiindeki Cumartesi Pazarı’na geçti. Başarır, Şenyürek, Gezmiş, ilçe başkanları ve partililer, pazar esnafını ziyaret ederek vatandaşlarla görüştü. Pazar ziyaretinde ekonomik koşullar, alım gücündeki düşüş, pazar fiyatları, esnafın artan maliyetleri ve yurttaşların günlük yaşamda karşılaştığı sıkıntılar gündeme geldi. CHP heyeti, esnaf ve vatandaşların taleplerini dinleyerek not aldı. Görüşmelerde özellikle girdi maliyetleri, ürün fiyatları, satışlardaki düşüş ve vatandaşın pazardaki alım gücü üzerinde duruldu. CHP heyeti, sahada alınan notların hem yerel hem de genel siyaset gündeminde değerlendirileceğini ifade etti. ATAPARK VE MİLLET BAHÇESİ’NDE HALKLA BULUŞTU Cumartesi Pazarı ziyaretinin ardından CHP heyeti Atapark’ta vatandaşlarla bir araya geldi. Burada da halkla doğrudan temas kuran Başarır ve beraberindeki heyet, yurttaşların talep, öneri ve beklentilerini dinledi. Giresun merkezdeki programın en geniş katılımlı bölümü ise Giresun Tarihi Millet Bahçesi’nde gerçekleştirildi. CHP Giresun İl Başkanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, ilçe başkanları ve partililerin Millet Bahçesi’nde vatandaşlarla bir araya geldiği bildirildi. Millet Bahçesi buluşmasında ekonomik koşullar, hayat pahalılığı, emeklilerin geçim sorunu, esnafın maliyet baskısı, yerel sorunlar, hukuk ve demokrasi başlıkları öne çıktı. “GİRESUN’A GELDİĞİMDE KENDİMİ EVİMDE GİBİ HİSSEDİYORUM” Millet Bahçesi’nde vatandaşlara seslenen Ali Mahir Başarır, Giresun’la aile bağları bulunduğunu belirterek Tirebolu ve Giresun’un damadı olmaktan gurur duyduğunu söyledi. Başarır, Karadeniz programının kendisi açısından ayrı bir anlam taşıdığını ifade ederek, “İki kızımın yarısı Giresunlu. Buraya geldiğimde kendimi evimde gibi hissediyorum” dedi. Türkiye’nin zor bir süreçten geçtiğini ancak mücadele ve umut duygusunu koruduklarını belirten Başarır, CHP’deki değişim sürecinin örgütün iradesiyle gerçekleştiğini savundu. Başarır, CHP’nin 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Türkiye’nin birinci partisi olmasının ardından hedef alındığını ileri sürerek, “Bizim suçumuz 31 Mart’ta 24 yıl sonra birinci parti olmamız, AKP’yi yenmemizdir. Bunun hazmedilemediğini görüyoruz” ifadelerini kullandı. “EMEKLİ MAAŞIYLA 20 GÜN GEÇİNEMİYOR” Konuşmasında ekonomiye geniş yer ayıran Başarır, milyonlarca yurttaşın geçim sıkıntısı yaşadığını belirtti. İktidarın temel sorunlara çözüm üretmek yerine muhalefeti hedef aldığını savunan Başarır, açlık sınırı ve emekli maaşları üzerinden iktidara tepki gösterdi. Başarır, “Açlık sınırı 36 bin liraya ulaştı, en düşük emekli aylığı ise 23 bin 550 lira. Bundan utanmayan, sıkılmayan bir iktidar var. Utanın bir parça, utanın. Sanki bu ülkenin sorunu muhalefetmiş gibi, muhalefet partisine darbe yapıyorsunuz. Bir sokağa çıkın, insanlarla, emeklilerle konuşun. Emekli maaşıyla 20 gün geçinemiyor. Pazara gidemiyor, evladına el açmak zorunda kalıyor” dedi. Milyonlarca yurttaşın icra dosyaları, barınma sorunu ve tahliye davalarıyla mücadele ettiğini ifade eden Başarır, iktidarın bu sorunlara çözüm üretmediğini ileri sürdü. Başarır, “Barınma sorununu çözemiyorlar ama Türkiye’nin birinci partisine darbe yapmayı biliyorlar. Hiçbir darbeye, hiçbir baskıya boyun eğmeyeceğiz. Millet ve yurttaşlarımız arkamızda olduğu sürece yolumuzda yürümeye devam edeceğiz” diye konuştu. “MECLİS YOKSA SOKAK VAR” TBMM’de disipline sevk edilmesi nedeniyle bir süredir kürsüde konuşamadığını belirten Başarır, siyasi mücadelesini meydanlarda ve halkın içinde sürdüreceğini söyledi. Başarır, “Meclis yoksa sokak var. Ben meydanlarda, sokakta, milletle konuşurum. Emekliyi, işçiyi, haksızlığı, adaleti konuşmaya devam edeceğim” ifadelerini kullandı. CHP’nin yeni dönemde daha fazla halkın içinde olacağını belirten Başarır, büyük mitinglerin yanı sıra mahalle mahalle, belde belde ve köy köy çalışmalar yürütüleceğini kaydetti. Başarır, “Bir bank, bir sandalye, bir tabure ve bir mikrofon bize yeter. Ama en önemlisi yürektir. O yürek de bu örgütte vardır” dedi. MUTLAK BUTLAN TARTIŞMASINA SERT TEPKİ Başarır, konuşmasında CHP’de yaşanan mutlak butlan sürecine de değindi. Sürecin parti örgütlerinin iradesine yönelik bir müdahale olduğunu savunan Başarır, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na da seslendi. Başarır, “Maalesef bir butlan kararı çıktı. 13 yıl gönül verdiğimiz birisi ve birkaç arkadaşı, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olduğunu sanıyor. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı tebligatla olunmaz. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı mahkeme salonlarından çıkmaz; Ankara Atatürk Spor Salonu’ndan çıkar. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı saraydan medet ummaz, milletten medet umar” dedi. Kılıçdaroğlu’nun yaşananların zamanla unutulacağını düşündüğünü öne süren Başarır, şöyle devam etti: “Kemal Bey, 13 yıl unutulur mu? Son seçimlerde partiyi birinci yapan Sayın Özgür Özel’in emeği unutulur mu? Bize gönül veren milyonların gözyaşları unutulur mu? Unutulmaz Kemal Bey. Yol yakınken evine dön. Bu millete, bu partiye ve yol arkadaşlarına daha fazla kötülük yapma.” “İL BAŞKANLARIMIZIN VE ÖRGÜTLERİMİZİN YANINDAYIZ” CHP’de görevden alınan il başkanlarıyla ilgili de konuşan Başarır, Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek ve görevden uzaklaştırılan diğer il başkanlarının yanında olduklarını söyledi. Başarır, “Benim il başkanlarımı değil, bizim il başkanlarımızı görevden alıyorlar. Ancak bu örgütler seçimi kazanmak için yeniden illerine, sokaklarına ve halkın arasına çıkacaktır” ifadelerini kullandı. CHP’nin seçilmiş genel başkanı, parti meclisi, kurultay delegeleri, üyeleri ve örgütleriyle bir bütün olduğunu belirten Başarır, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleceğini örgüt belirler, üyeler belirler, delegeler belirler” dedi. “BURADA TEK GÜÇ VAR, ÖRGÜT VAR” Partinin ikiye bölüneceği yönündeki tartışmalara da yanıt veren Başarır, CHP içinde belirleyici gücün örgüt iradesi olduğunu savundu. Başarır, “Parti ikiye nasıl bölünür? İki ayrı güç olduğunda bölünür. Burada tek güç var; biz varız. Bölünecek hiçbir şey yok. Muradımız; partimizle, evimizle, yuvamızla, altı okla ve örgütlerimizle birlikte seçime girmektir” diye konuştu. “Devleti ve sarayı arkama aldım, partiyi size vermem” anlayışının kabul edilemeyeceğini belirten Başarır, yaşanan sürecin bir bölünme değil, birleşme ve bütünleşme mücadelesi olduğunu savundu. Başarır, “Bu bir kaçış değil, bu bir bölünme değil. Bu; ezilenleri, adalet arayanları, tutuklanan sanatçıları, siyasetçileri, belediye başkanlarını ve gençleri kurtarmak için bir birleşme, bütünleşmedir” dedi. DENİZ GÖKTAŞ’IN TUTUKLANMASINA TEPKİ Başarır, konuşmasında komedyen Deniz Göktaş’ın tutuklanmasına da değindi. İfade özgürlüğü ve adalet vurgusu yapan Başarır, hukukun siyasi iktidarın tercihlerine göre işletildiğini ileri sürdü. Sanatçıların, gençlerin, siyasetçilerin ve belediye başkanlarının baskı altında tutulduğunu savunan Başarır, adalet talebinin herkes için geçerli olması gerektiğini belirtti. “AÇLIĞA VE SEFALETE MAHKUM DEĞİLİZ” Konuşmasının sonunda yurttaşlara mücadele çağrısı yapan Başarır, Türkiye’nin yoksulluğa ve adaletsizliğe mahkum olmadığını söyledi. Başarır, “Biz açlığa, sefalete, 23 bin 550 liraya, kiramızı ödeyemeyecek hale gelmeye, icra mahkemelerine ve salonlarına mahkum değiliz. Atanmış Kemal Kılıçdaroğlu’na da Tayyip Erdoğan’a da mahkum değiliz. Bize inanın, bize güvenin, bizimle beraber yürümeye devam edin. Her şey çok güzel olacak” ifadelerini kullandı. TİREBOLU’DA ÖRGÜT VE HALK BULUŞMASI Giresun merkezdeki programların ardından Başarır ve beraberindeki CHP heyeti Tirebolu’ya geçti. CHP Tirebolu İlçe Başkanlığı önünde partililerle buluşan Başarır, burada da kısa bir konuşma yaptı. Tirebolu programı kapsamında ilçe örgütüyle bir araya gelen heyet, daha sonra ilçe merkezinde esnafı ve vatandaşları ziyaret ederek sorunlarını dinledi. CHP heyetinin Giresun programı; İl Başkanlığı’ndaki örgüt buluşması, Cumartesi Pazarı ziyareti, Atapark ve Millet Bahçesi halk buluşmaları ile Tirebolu’daki temasları kapsayan geniş bir saha çalışması olarak tamamlandı. GİRESUN’DA HEM YEREL HEM ULUSAL GÜNDEM KONUŞULDU Ali Mahir Başarır’ın Giresun ziyareti, yalnızca yerel saha programı olarak değil, CHP’de son dönemde yaşanan hukuki ve siyasi tartışmaların gölgesinde yapılan dikkat çekici bir siyasi temas olarak da öne çıktı. Giresun’daki temaslarda bir yandan hayat pahalılığı, pazar fiyatları, esnafın maliyetleri, emeklilerin geçim sıkıntısı ve vatandaşın alım gücü konuşulurken; diğer yandan CHP’deki mutlak butlan süreci, il başkanlıkları tartışması, hukuk, demokrasi ve örgüt iradesi başlıkları gündeme geldi. CHP Giresun İl Başkanlığı’nın çağrısı ve gün içindeki saha çalışmaları, programın örgüt toplantısıyla sınırlı kalmadığını; esnaf, vatandaş ve halk buluşmalarını kapsayan geniş bir temas programı olarak yürütüldüğünü gösterdi. Program boyunca verilen mesajlarda, halkın sorunlarını yerinde dinleme, talepleri sahadan alma, örgüt iradesini savunma ve CHP’nin siyasetini doğrudan vatandaşla temas üzerinden güçlendirme vurgusu öne çıktı.

TAŞGÖZ: “MİLLETİN SESİ DUYULMALI, ÜRETEN TÜRKİYE YENİDEN İNŞA EDİLMELİDİR” Haber

TAŞGÖZ: “MİLLETİN SESİ DUYULMALI, ÜRETEN TÜRKİYE YENİDEN İNŞA EDİLMELİDİR”

TAŞGÖZ: “MİLLETİN SESİ DUYULMALI, ÜRETEN TÜRKİYE YENİDEN İNŞA EDİLMELİDİR” İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, haftalık gündem değerlendirmesinde eğitimden ekonomiye, tarımdan dış politikaya, genç işsizliğinden terörle mücadeleye kadar birçok başlıkta dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin zorlu bir süreçten geçtiğini belirten Taşgöz, vatandaşın temel gündeminin geçim sıkıntısı, adalet arayışı, eğitimde yaşanan sorunlar ve gençlerin gelecek kaygısı olduğunu söyledi. Taşgöz, “Milletin sesi duyulmalı, vatandaşın talepleri görmezden gelinmemelidir. Türkiye’nin yeniden güçlü, adil ve üreten bir ülke haline gelmesi için devlet aklıyla, liyakatle ve millet iradesini esas alan bir anlayışla hareket edilmelidir” dedi. “MİLLETİN TALEPLERİ GÖRMEZDEN GELİNEMEZ” Demokratik yönetimlerde millet iradesinin her şeyin üzerinde olduğunu vurgulayan Taşgöz, vatandaşların yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunların artık ertelenemez hale geldiğini ifade etti. Taşgöz, “Vatandaş geçim derdindedir. Emekli, memur, asgari ücretli, esnaf, çiftçi ve gençler geleceğe kaygıyla bakmaktadır. Adalet duygusunun zedelendiği, fırsat eşitsizliklerinin büyüdüğü, hayat pahalılığının her haneyi etkilediği bir tabloda devlet yönetiminin temel görevi milletin huzurunu, güvenliğini ve refahını sağlamaktır” diye konuştu. EĞİTİMDE MİLLİ KİMLİK VE KALİTE VURGUSU Eğitim sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Taşgöz, eğitimin yalnızca diploma veren bir süreç olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Eğitimin aynı zamanda milli kimliği, ahlaki değerleri, bilimsel düşünceyi ve çağın gereklerine uygun donanımı birlikte kazandırması gerektiğini söyledi. Taşgöz, “Eğitim, günlük siyasi tartışmaların konusu olmaktan çıkarılmalıdır. Çocuklarımızı hem milli ve manevi değerlerine bağlı hem de çağın gereklerine uygun şekilde yetiştirecek bir eğitim anlayışına ihtiyaç vardır. Aileler eğitim maliyetleri altında ezilmekte, öğretmenlerimiz ise hak ettikleri değeri görememektedir. Eğitimde kalite, fırsat eşitliği ve liyakat esas alınmalıdır” ifadelerini kullandı. “GENÇLER GELECEĞİNİ BAŞKA ÜLKELERDE ARIYOR” Türkiye’nin en önemli meselelerinden birinin gençlerin umutsuzluğu olduğunu dile getiren Taşgöz, üniversite mezunlarının iş bulmakta zorlandığını, çalışan gençlerin ise geçim sıkıntısı nedeniyle gelecek planı yapamadığını söyledi. Taşgöz, “Gençlerimiz geleceklerini başka ülkelerde aramak zorunda kalıyorsa burada hepimizin düşünmesi gerekir. Bu durum yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda aidiyet duygusunu zayıflatan ve toplumsal güven bunalımını derinleştiren ciddi bir meseledir. Türkiye’nin yetişmiş insan kaynağını kaybetme lüksü yoktur” dedi. DIŞ POLİTİKADA “DEVLET AKLI” ÇAĞRISI Dış politikanın günlük gelişmelere ve kısa vadeli hesaplara göre şekillenmemesi gerektiğini vurgulayan Taşgöz, Türkiye’nin dış ilişkilerinde devlet geleneğini, milli çıkarları ve öngörülebilirliği esas alması gerektiğini belirtti. Taşgöz, “Türkiye; Karadeniz’den Kafkasya’ya, Türk dünyasından Ön Asya coğrafyasına kadar geniş bir bölgede güçlü, saygın ve kararlı bir dış politika izlemek zorundadır. Dış politikada devlet aklı, milli çıkar ve tutarlılık esastır” diye konuştu. EKONOMİDE HAYAT PAHALILIĞI TEPKİSİ Açıklamasında ekonomik sorunlara geniş yer veren Taşgöz, vatandaşların en önemli gündeminin geçim sıkıntısı olduğunu söyledi. Market fiyatları ile vatandaşın alım gücü arasındaki farkın her geçen gün büyüdüğünü belirten Taşgöz, ekonominin yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını ifade etti. Taşgöz, “Ekonomi, sadece tablolarla ve rakamlarla açıklanamaz. Ekonomi, pazara çıkan emeklinin cebindeki paradır. Çocuğuna okul masrafı yapan ailenin yüküdür. Dükkânını ayakta tutmaya çalışan esnafın mücadelesidir. Tarlasını işlemek isteyen çiftçinin maliyetidir. Bugün vatandaşımız ağır ekonomik şartlar altında yaşam mücadelesi vermektedir” dedi. “ÜRETEN TÜRKİYE MECBURİYETTİR” Türkiye’nin üretim gücünün yeniden ayağa kaldırılması gerektiğini belirten Taşgöz, yüksek faiz, finansman maliyetleri ve ekonomik belirsizliklerin sanayiciyi, girişimciyi, ihracatçıyı ve üreticiyi olumsuz etkilediğini söyledi. Taşgöz, “Üreten Türkiye bir tercih değil, mecburiyettir. Sanayicinin, girişimcinin, ihracatçının ve çiftçinin önünü görebildiği bir ekonomik yapı kurulmalıdır. Yerli üretim ve milli sanayi gerçekçi politikalarla desteklenmeli, üretim ekonomisi yeniden inşa edilmelidir” ifadelerini kullandı. FINDIK ÜRETİCİSİNİN SORUNLARINA DİKKAT ÇEKTİ Giresun ekonomisinin temel unsurlarından biri olan fındık konusunda da değerlendirmelerde bulunan Taşgöz, üreticinin artan maliyetler karşısında zor durumda kaldığını belirtti. Gübre, ilaç, işçilik ve bakım giderlerindeki yükselişin fındık üreticisini ciddi biçimde etkilediğini söyledi. Taşgöz, “Fındık üreticisi alın terinin karşılığını almak zorundadır. Giresun için fındık yalnızca bir tarım ürünü değil, aynı zamanda geçim kaynağı, kültür ve ekonomik omurgadır. Tarım sadece ekonomik bir faaliyet olarak görülemez. Gıda güvenliği ve milli güvenlik açısından da stratejik öneme sahiptir” dedi. BEYİN GÖÇÜ UYARISI Genç işsizliği ve beyin göçünün Türkiye açısından ciddi bir tehdit haline geldiğini ifade eden Taşgöz, üniversite mezunlarının önemli bir bölümünün kendi alanlarında istihdam edilemediğini söyledi. Taşgöz, “Türkiye’nin yetişmiş insan kaynağını kaybetmeye tahammülü yoktur. Gençlerimizin kendi ülkelerinde umutla yaşayabilecekleri, çalışabilecekleri ve üretebilecekleri şartlar oluşturulmalıdır. Beyin göçünü durdurmanın yolu gençlere güven vermek, liyakati hâkim kılmak ve adil istihdam imkânları sağlamaktır” diye konuştu. TERÖRLE MÜCADELE VE ANAYASA TARTIŞMALARI Terörle mücadelenin siyasi tartışmaların üzerinde milli bir mesele olduğunu belirten Taşgöz, bu konuda herhangi bir tavzin millet vicdanında kabul görmeyeceğini ifade etti. Anayasa tartışmalarına da değinen Taşgöz, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerinin korunması gerektiğini söyledi. Taşgöz, “Terörle mücadele, hiçbir siyasi hesabın konusu yapılamaz. Bu konuda tavizsiz, kararlı ve milli bir duruş sergilenmelidir. Anayasa tartışmaları yürütülürken Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleri, üniter devlet yapısı ve milli birlik anlayışı korunmalıdır” dedi. “CUMHURİYETİMİZİN İKİNCİ YÜZYILINDA GÜÇLÜ TÜRKİYE HEDEFİ” Açıklamasının sonunda birlik ve beraberlik mesajı veren İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, Türkiye’nin adaletin güçlendiği, liyakatin esas alındığı, üretimin desteklendiği ve gençlerin umutla geleceğe baktığı bir ülke olması gerektiğini vurguladı. Taşgöz, “Türk milleti büyüktür. Türk devleti güçlüdür. Cumhuriyetimiz ebedidir. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında hedefimiz; adaletin, liyakatin, üretimin ve milli birliğin hâkim olduğu güçlü bir Türkiye olmalıdır” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.

NAZIM ELMAS’TAN SAPANCA MESAJI: “İSTİŞARE TOPLANTIMIZIN İLK GÜNÜNÜ TAMAMLADIK” Haber

NAZIM ELMAS’TAN SAPANCA MESAJI: “İSTİŞARE TOPLANTIMIZIN İLK GÜNÜNÜ TAMAMLADIK”

NAZIM ELMAS’TAN SAPANCA MESAJI: “İSTİŞARE TOPLANTIMIZIN İLK GÜNÜNÜ TAMAMLADIK” AK Parti’nin 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı, Sakarya’nın Sapanca ilçesinde “Çeyrek Asırlık Destan AK Parti” temasıyla başladı. Toplantıya katılan Nazım Elmas, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle ilk gün programının tamamlandığını belirterek, alınan kararların ülke ve millet için hayırlı olması temennisinde bulundu. AK Parti’nin geleneksel istişare kampı bu yıl Sakarya’nın Sapanca ilçesinde gerçekleştiriliyor. 26-28 Haziran tarihleri arasında düzenlenen 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda parti politikaları, saha çalışmaları, ortak akıl oturumları ve önümüzdeki dönemin siyasi yol haritası ele alınıyor. Toplantının ana temasının “Çeyrek Asırlık Destan AK Parti” olarak belirlendiği bildirildi. Toplantının ilk gününe ilişkin değerlendirmede bulunan Nazım Elmas, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Sapanca’da, AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantımızın ilk gününü, Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle tamamladık. Toplantıda alınan kararların aziz milletimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.” AK Parti kamp programının, “Parti Politikaları Oturumu” ve “Ortak Akıl Oturumu” olmak üzere iki ana başlık altında yürütüldüğü; milletvekilleri, parti yöneticileri ve kabine üyelerinin katılımıyla sahadan gelen talep, beklenti ve önerilerin değerlendirildiği aktarıldı. Program kapsamında milletvekillerinin seçim bölgelerinden gelen sorunları doğrudan kabine üyelerine iletmesi, bakanların da yürütülen çalışmalarla ilgili değerlendirmelerde bulunması bekleniyor. Basınında yer alan haberlerde, Sapanca kampında ekonomi, dış politika, bölgesel gelişmeler, “Terörsüz Türkiye” süreci, yeni dönem parti politikaları ve teşkilat çalışmalarının masaya yatırılacağı belirtildi. Kampın, AK Parti’nin kuruluşunun 25. yılına giderken hem kurumsal değerlendirme hem de yeni siyasi dönem için yol haritası niteliği taşıdığı vurgulandı. Toplantının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın değerlendirme ve kapanış konuşmasıyla sona ermesi beklenirken, kamp sürecinde ortaya çıkan görüş ve önerilerin parti politikalarına ve gelecek dönem çalışmalarına yansıtılması hedefleniyor.

TAŞGÖZ: “TÜRKİYE KAYYUM DÜZENİYLE YÖNETİLEMEZ” Haber

TAŞGÖZ: “TÜRKİYE KAYYUM DÜZENİYLE YÖNETİLEMEZ”

TAŞGÖZ: “TÜRKİYE KAYYUM DÜZENİYLE YÖNETİLEMEZ” İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, haftalık değerlendirmesinde ekonomi, hukuk, tarım ve devlet yönetimi üzerinden iktidara sert eleştiriler yöneltti. Taşgöz, Türkiye’nin yalnızca ekonomik krizle değil, hukuk ve yönetim kriziyle de karşı karşıya olduğunu belirterek, “Hukukun olmadığı yerde ekonomi olmaz. Türkiye kayyum düzeniyle yönetilemez” dedi. “DEVLET CİDDİYETİ AŞINDIRILIYOR” İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz, hukuk tartışmaları ve devlet kurumlarında yaşanan güven kaybına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Taşgöz, vatandaşın alım gücünün her geçen gün düştüğünü, devlet kurumlarının da yönetim anlayışı nedeniyle zayıflatıldığını savundu. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunun yalnızca enflasyonla açıklanamayacağını belirten Taşgöz, “Bugün vatandaşın cebindeki para erirken, devletin temel kurumları da aşındırılıyor. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorun yalnızca enflasyon değildir; asıl sorun devlet ciddiyetinin kaybolmasıdır” ifadelerini kullandı. “ANADOLU ÜRETEMEZ HALE GETİRİLDİ” Tarım politikalarını da eleştiren Taşgöz, çiftçinin son yılların en ağır ekonomik baskısıyla karşı karşıya kaldığını söyledi. Köylerin boşaldığını, üreticinin toprağından koptuğunu ve Türkiye’nin birçok temel üründe dışa bağımlı hale geldiğini belirten Taşgöz, tarımdaki gerilemenin yalnızca ekonomik değil, milli güvenlik boyutu da taşıdığını ifade etti. Taşgöz, “Anadolu boşalıyor. Köyler boşalıyor. Üretici toprağından kopuyor. Bir zamanlar kendi kendine yeten Türkiye bugün birçok temel üründe dışa bağımlı hale getirildi. Çiftçi üretmek istiyor ama kazanamıyor. Kazanamayan üretici toprağını terk ediyor. Bu yalnızca ekonomik değil, milli güvenlik sorunudur” dedi. “TARIMDAKİ ÇÖKÜŞ SOFRAYA ZAM OLARAK YANSIYOR” İnan Taşgöz, tarımda yaşanan üretim kaybının doğrudan pazar ve market fiyatlarına yansıdığını söyledi. Üreticinin maliyetler altında ezildiğini, tüketicinin ise yüksek fiyatlarla karşı karşıya kaldığını belirten Taşgöz, yanlış tarım politikalarının hem üreticiyi hem de vatandaşı aynı anda mağdur ettiğini dile getirdi. Taşgöz, üretim ekonomisinin güçlendirilmediği bir ülkede hayat pahalılığıyla kalıcı mücadele edilemeyeceğini vurguladı. “HUKUKUN OLMADIĞI YERDE EKONOMİ OLMAZ” Taşgöz, açıklamasında hukuk sistemine ilişkin eleştirilerine de geniş yer verdi. Yatırım, kalkınma ve ekonomik güvenin temel şartının hukuk devleti olduğunu belirten Taşgöz, mülkiyet hakkı, bağımsız yargı ve öngörülebilir yönetim anlayışı olmadan ekonomik istikrar sağlanamayacağını söyledi. Taşgöz, “Hukukun üstünlüğü zedelenirse ekonomi de çöker. İnsanlar yarın neyle karşılaşacağını bilmiyorsa yatırım yapmaz. Mülkiyet hakkının tartışıldığı, şirketlere kayyum atamanın sıradanlaştığı bir ülkede güven ortamı oluşmaz” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE GÜÇLÜ KURUMLARA VE BAĞIMSIZ YARGIYA İHTİYAÇ DUYUYOR” İYİ Parti Giresun İl Başkanı Taşgöz, Türkiye’nin yeniden güçlü kurumlara, bağımsız yargıya ve liyakat esaslı devlet yönetimine dönmesi gerektiğini belirtti. Kayyum uygulamaları üzerinden iktidarı eleştiren Taşgöz, devlet yönetiminde keyfiliğin değil, hukuk ve kurumsal aklın esas alınması gerektiğini söyledi. Taşgöz, hukuk güvenliğinin zedelendiği bir ortamda hem vatandaşın hem yatırımcının geleceğe güvenle bakamayacağını ifade etti. “MİLLET GEÇİM DERDİNDE, İKTİDAR GÜNDEM DEĞİŞTİRİYOR” Taşgöz, iktidarın toplumun gerçek sorunlarından uzaklaştığını savundu. Emeklinin ay sonunu getiremediğini, gençlerin gelecek planlarını yurt dışında kurduğunu, esnafın kepenk kapatma noktasına geldiğini belirten Taşgöz, iktidarın çözüm üretmek yerine gündem değiştirme siyaseti izlediğini söyledi. Taşgöz, “Vatandaş geçim derdinde. Emekli ay sonunu getiremiyor. Gençler gelecek planlarını başka ülkelerde kuruyor. Esnaf kepenk kapatıyor. Buna rağmen iktidar milletin sorunlarına çözüm üretmek yerine gündem değiştirme siyaseti yürütüyor” dedi. “CUMHURİYETİN AYARLARINA DÖNÜLMELİ” Açıklamasının sonunda Cumhuriyet’in temel ilkelerine dönüş çağrısı yapan Taşgöz, Türkiye’nin çıkış yolunun hukuk, liyakat ve üretim ekonomisinden geçtiğini belirtti. Taşgöz, ülkenin yeni krizlere değil, yeni bir milli kalkınma hamlesine ihtiyaç duyduğunu ifade etti. “Türkiye’nin ihtiyacı saray siyaseti değil devlet ciddiyetidir. Türkiye’nin ihtiyacı kutuplaşma değil milli birliktir” diyen Taşgöz, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında hukuku, üretimi ve liyakati esas alan bir devlet düzeninin yeniden kurulması gerektiğini söyledi. “MİLLETİN İRADESİ YENİDEN DEVLET YÖNETİMİNDE HÂKİM OLMALI” İnan Taşgöz, Türk milletinin tarih boyunca büyük zorlukları aşmayı başardığını belirterek, yönetimde millet iradesinin esas alınması gerektiğini vurguladı. Taşgöz, sözlerini “Türk milleti tarih boyunca her zorluğu aşmıştır. Yeter ki milletin iradesi yeniden devlet yönetiminde hâkim olsun” ifadeleriyle tamamladı.

Kurban Derilerini Ekonomiye Kazandıralım Çağrısı Haber

Kurban Derilerini Ekonomiye Kazandıralım Çağrısı

Kurban Bayramı yaklaşırken, Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, kurbanlık hayvan derilerinin ekonomiye kazandırılması için önemli bir çağrıda bulundu. Ege İhracatçı Birlikleri'nde bir basın toplantısı gerçekleştiren Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, bayram dönemindeki hatalı kesim ve muhafaza işlemleri sebebiyle yüz binlerce derinin ziyan olduğunu ifade ederek, hammaddenin deri sektörünün sürdürülebilir üretim zinciri için taşıdığı kritik öneme vurgu yaptı. 10 milyon çift ayakkabı ve 3 milyon çanta üretilebilecek deri israf oluyor Son yıllarda Kurban Bayramı süresince yanlış deri yüzme işlemleri ve tuzlama eksikliği nedeniyle yaklaşık 500 bin büyükbaş hayvan derisinin heba edildiğine dikkat çeken Gündoğdu; “Kaybedilen bu derilerle yaklaşık 10 milyon çift ayakkabı ile 3 milyon kadın çantası imal edilebilirdi. Ayrıca jelatin ve kolajen sanayisinde de ciddi hammadde kayıpları yaşanıyor. Deri sektörü için ayrıca hayvan kesimi yapılmıyor; gıda amacıyla tüketilen hayvanların yan ürünleri sürdürülebilir bir yaklaşımla ekonomiye dahil ediliyor. Bu yönüyle sektörümüz, güçlü bir döngüsel ekonomi örneği sergiliyor” dedi. Kurban derilerinin korunması için alınması gereken önlemleri detaylandıran Gündoğdu şöyle devam etti; “Kurban derilerinin toplanması konusunda yerel yönetimler ve STK’lar aktif hale getirilmeli. Kurbanlık hayvan satıcılarının koyun başına 2 kilogram, büyükbaş hayvan başına ise 6 kilogram kaba tuzu alıcılara teslim etmesi zorunlu kılınmalı. Kesimi yapacak kasaplar için bilgilendirme notları hazırlanması büyük önem taşıyor. Deri yüzme teknikleri, bağırsak temizliği, tuzlama ve saklama koşullarında standart uygulamalar yaygınlaşmalı. Bu noktalara dikkat edildiğinde kurban derileri ekonomiye yeniden kazandırılır.” EDMİB sahaya iniyor 2026-30 döneminde Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği'nin, sektörün ihracat kapasitesini yükseltmek adına fuar ve ticaret heyeti organizasyonlarına hız kesmeden devam edeceğini belirten Halil Gündoğdu, Deri ve Deri Mamulleri Sektör Kurulu ile koordineli şekilde geniş kapsamlı bir yol haritası hazırladıklarını bildirdi. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin uzun süredir Türkiye Milli Katılım Organizasyonu'nu yürüttüğü Expo Riva Schuh & Garda Bags Fuarı’na 13-16 Haziran 2026 tarihlerinde 35 firma ile katılım için hazırlıkları tamamladıklarını ifade eden Gündoğdu; “Yunanistan Atina Sektörel Ticaret Heyeti’nin ikincisini 21-24 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştireceğiz. 2025 yılındaki ilk Atina heyetimiz 17 firmanın katılımıyla başarıyla tamamlanmıştı. 2026 yılında ise Kanada/Montreal ve ABD/New York sektör ticaret heyetlerine EDMİB üyesi firmalarımız katılacak” şeklinde konuştu. Gündoğdu, MIPEL Saraciye Fuarı’na 2027 yılının şubat ayında üçüncü kez milli katılım organizasyonu düzenleneceğini, Ocak 2027’de ise İzmir Leather & More Deri Konfeksiyon Fuarı’nın sektör paydaşlarını bir araya getireceğini duyurdu. İhracatın tabana yayılması hedefleniyor Bölgeden yapılan deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 65’inin 350 aktif firma arasından yalnızca 31 firma tarafından gerçekleştirildiğine değinen Gündoğdu, sektörün kalıcı büyümesi için ihracatın daha geniş bir tabana yayılmasının şart olduğunu vurguladı. Bu hedef doğrultusunda saha çalışmalarına başladıklarını kaydeden Gündoğdu, öncelikle deri ve kürk konfeksiyon firmalarının ziyaret edildiğini belirtti. Gelecek dönemde tüm alt sektörlerde ve EDMİB’in faaliyet gösterdiği illerde üye firmalarla düzenli istişare toplantıları yapılacağını ifade eden Gündoğdu, firmalardan gelecek taleplerle şekillenecek fuar, heyet, eğitim ve kümelenme projelerinin ihracata ciddi katkı sunacağını belirtti. Deri OSB sektöre sürdürülebilirlik altyapısı kazandıracak İzmir’de hayata geçirilmesi planlanan Deri ve Deri Mamulleri Organize Sanayi Bölgesi’nin sektör için stratejik bir vizyon projesi olduğunu dile getiren Halil Gündoğdu, projenin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hedefleriyle uyumlu olarak ilerlediğini söyledi. Modern organize sanayi bölgesinin istihdam olanaklarını artıracağını, nitelikli ara eleman sürekliliğine katkı sağlayacağını ve sürdürülebilirlik altyapısını güçlendireceğini belirten Gündoğdu, projenin İzmir’in çevreci üretim imajına da önemli değer katacağını vurguladı. Finansmana erişim ve döviz dönüşüm desteği çağrısı Deri ve deri mamulleri sektörünün yüksek katma değer üreten stratejik alanlardan biri olduğuna işaret eden Gündoğdu, özellikle deri ve kürk konfeksiyon kaleminde birim ihracat değerinin Türkiye ortalamasının yaklaşık 130 katına çıktığını ifade etti. Kaliteli girdi ihtiyacı, uzun üretim süreçleri ve küresel moda trendlerine hızlı uyum gerekliliğinin işletme sermayesi ihtiyacını artırdığını kaydeden Gündoğdu, sektörün küresel rekabette var olabilmesi için finansman kanallarının açık kalmasının hayati olduğunu belirtti. Gündoğdu, ihracatçıların üzerindeki finansal yükün hafifletilmesi amacıyla Merkez Bankası döviz dönüşüm desteği prim oranının yüzde 10 seviyesine çıkarılması ve uygulamanın yıllık olarak uzatılması gerektiğini sözlerine ekledi. Onay: “Türkiye, dünya devlerinin en tedarik alternatifi haline geldi” 2026 yılı itibarıyla Körfez bölgesi odaklı tedarik zincirindeki aksamalar ve artan küresel lojistik maliyetler sonucunda, coğrafi yakınlığı ve esnek üretim modeliyle Türkiye’nin dünya devleri için yeniden en güçlü alternatif olduğu bilgisini paylaşan Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Erhan Onay, bu potansiyelin ihracat rekoruna dönüşmesi için özellikle ayakkabı yan sanayisindeki maliyet baskılarının azaltılması gerektiğine vurgu yaptı. “Taban, ökçe, toka ve özel kimyasallar gibi temel yan sanayi girdileri üzerindeki ek korumacı vergiler ve katı gümrük barajları, nihai ürünün dünya piyasalarındaki rekabet gücünü olumsuz etkilemektedir” diyen Onay; “Türkiye'nin bu fırsatı değerlendirmek adına acilen yerli üretimi yetersiz olan yan sanayi girdilerindeki gümrük duvarlarını esnetmesi, üreticinin hammaddeye dünya fiyatlarıyla ulaşmasını sağlaması ve ihracatçıyı döviz kuru baskısından kurtaracak dinamik teşvikleri devreye alması gerekir. Maliyet yapısındaki bu kamu iyileştirmeleri hızla yapılmazsa, siparişlerin daha düşük maliyetli ülkelere kayması kaçınılmaz olacaktır” şeklinde konuştu. Bozkurt; “Katma değerli ürün ihracatında Türkiye ortalamasını ikiye katladık” Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Nagihan Bozkurt, Ege Bölgesi’nin deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 65’inin Avrupa Birliği pazarına yapıldığını ve kilogram başı ihracat değerinde öncü olduklarını belirterek, ayakkabı grubunda Ege Bölgesi’nin 24,77 dolarlık kilogram başı ihraç fiyatıyla Türkiye ortalamasını ikiye katladığını vurguladı. Ayakkabı ihraç fiyatındaki bu seviyeyi, bölgenin kaliteli ve katma değerli üretim kapasitesinin bir kanıtı olarak gören Bozkurt sözlerini şöyle tamamladı; “Bu nedenle, rotamızı alım gücü yüksek olan müreffeh pazarlara daha güçlü çevirmek istiyoruz. Mevcut pazarlarımızı korurken küresel dalgalanmalardan etkilenmemek için İskandinav ülkeleri, ABD ve Kanada gibi pazarlarda çeşitliliğe gitmek bir zorunluluktur. Bu coğrafyalardaki etkinliklere Ege'den aktif katılım sağlamayı hedefliyoruz. Prestijli fuarları takip ederek ve ticaret heyetleri düzenleyerek bağlarımızı güçlendirmeyi, lokomotif sektörümüz olan ayakkabıdaki ihracat başarısını çok daha yukarı taşımayı amaçlıyoruz.” Gürkan: “Çalışmalarımızın odağına sürdürülebilirliği alıyoruz” Türkiye’nin, dünyanın sürdürülebilirlik politikalarıyla kendi küresel geçiş süreçlerini karşılaştırarak gerçekçi adımlar atması gerektiğini belirten Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Denetim Kurulu Üyesi Gizem Dönmez Gürkan, ihracatçıların küresel ticarette güçlü konumlanmaları için adil, şeffaf ve geleceğe karşı sorumlu iş modelleri geliştirmek adına tüm çalışmalarının merkezine sürdürülebilirliği koyduklarını aktardı. Derinin çevreyi kirlettiği yönündeki düşüncenin sektöre karşı bir önyargı olduğunu ifade eden Gürkan; “Bugün hem tüketiciler hem de büyük markalar sürdürülebilir ürünleri tercih ediyor. Bu talepleri karşılayıp yeni pazar fırsatları yaratmak için sürdürülebilir olmak zorundayız. Sektörümüzde Leather Working Group sertifikalarına sahip birçok başarılı firmamız var. Teknolojik altyapımız ve insan kaynağımızla yeşil dönüşümü gerçekleştirebileceğimize inanıyoruz. Yurt dışı fuarlarda sosyal uygunluk sertifikalarının şart koşulduğu günümüzde, firmalarımızın kurumsal ve çevresel dönüşümü hızlandırması geleceğimize ışık tutacaktır. Bu dönemde de üye firmalarımızın farkındalığını artıracak adımlar atmayı planlıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

FORMULA 1 TÜRKİYE’YE GERİ DÖNÜYOR...  Haber

FORMULA 1 TÜRKİYE’YE GERİ DÖNÜYOR... 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin yeniden Formula 1 takviminde yer alacağını müjdeledi. Formula 1 Türkiye Grand Prix, 2027-2031 yılları arasında İstanbul'da gerçekleştirilecek. İSTANBUL (İGFA) - Türkiye, motor sporlarının zirvesi olarak kabul edilen Formula 1'e yeniden ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde düzenlenen Formula 1 Türkiye GP tanıtım programı kapsamında bu heyecan verici sürecin ayrıntılarını kamuoyuyla paylaştı. Formula 1 Türkiye Grand Prix’sinin 2027 yılı itibarıyla tekrar takvime ekleneceğini duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin geçmişte imza attığı başarılı organizasyonlara değinerek, Formula 1’in yeniden ülkeye kazandırılmasının kritik bir gelişme olduğunu belirtti. Türkiye’nin güçlü organizasyon yeteneği, modern altyapısı ve uluslararası güvenilirliğinin bu kararda belirleyici olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Formula 1 Türkiye GP (#TurkishGP #F1) Tanıtım Programı'nda konuştu: pic.twitter.com/pU1nmHiioZ — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) April 24, 2026 Yarışların, İstanbul'daki İstanbul Park pistinde yapılacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle 8. virajıyla dünyaca tanınan pistin yeniden yarış tutkunlarıyla buluşacağını belirtti. İstanbul Park’ın 2027-2031 yılları arasında toplam 5 sezon boyunca Formula 1 yarışlarına ev sahipliği yapması öngörülüyor. Formula 1’in yeniden Türkiye’ye dönmesiyle birlikte, İstanbul’un tarihi atmosferinin uluslararası spor heyecanıyla yeniden buluşması, organizasyonun ise turizm ve ekonomi üzerinde önemli etkiler yaratması bekleniyor.

HAMZA BÖLÜK: YALNIZCA FİYAT DEĞİL, PAZAR PAYI DA KAYBEDİLİYOR Haber

HAMZA BÖLÜK: YALNIZCA FİYAT DEĞİL, PAZAR PAYI DA KAYBEDİLİYOR

HAMZA BÖLÜK: FINDIKTA YALNIZCA FİYAT DEĞİL, PAZAR PAYI DA KAYBEDİLİYOR Giresun Ticaret Borsası Başkanı Hamza Bölük, Altaş TV’de yayımlanan Karadeniz Ekonomi programında gazeteci Murat Gürsoy’un sorularını yanıtladı. Bölük, bu sezon fındıkta rekolte düşüşünün fiyatı hızla yukarı taşıdığını, ancak aynı dönemde Türkiye’nin ihracatta sert daralma yaşadığını söyledi; Şili başta olmak üzere yeni üretici ülkelerin büyümesinin Türk fındığı için doğrudan rekabet baskısı oluşturduğunu vurguladı. Giresun Ticaret Borsası Başkanı Hamza Bölük, programın başında fındık camiasının önemli isimlerinden eski Ulusal Fındık Konseyi Başkanı Sebahattin Aslantürk’ü andı. Bölük, Aslantürk’ün üretici, ticaret ve sektör üzerine yoğun çalışan bir isim olduğunu söyledi; yerine kolay doldurulamayacak bir kayıp yaşandığını ifade etti. “BU SEZON ÖZEL VE ZOR BİR SEZON OLDU” Hamza Bölük, 2025-2026 sezonunu “özel bir sezon” olarak tanımladı. Rekolte düşünce fiyatın doğal olarak yükseldiğini, ancak bu kez artışın çok kısa sürede ve çok sert yaşandığını belirten Bölük, hasat başladıktan 15 gün sonra fındığın yüzde 100 prim yaptığını, bu tabloyu yönetmenin de çok zor hale geldiğini söyledi. Bölük, ticaret grubu açısından da sezonun son derece zor geçtiğini anlattı. Programda Murat Gürsoy, sezonun TMO’nun 200 liralık fiyat açıklamasıyla başladığını, eylül ayında fiyatların zirve gördüğünü ve kimi piyasalarda 350 liraya kadar yükseldiğini, ardından da sert düşüş yaşandığını hatırlattı. Bölük, bu çerçevede yaşananları rekolte daralması, ani fiyat yükselişi ve ihracat kaybı ekseninde değerlendirdi. İHRACATTA YÜZDE 45 DARALMA VURGUSU Bölük, dünya genelinde bu yıl fındık tüketiminde yüzde 25’lik daralma beklendiğini, ancak Türkiye’nin bunun da ötesinde kayıp yaşadığını söyledi. Kendi değerlendirmesine göre Türkiye’nin ihracatı geçen yıla göre yüzde 45 düştü. Bölük, bu farkın yalnızca tüketim azalmasıyla açıklanamayacağını, ani fiyat yükselişi nedeniyle alıcı firmaların Türkiye dışındaki üretici ülkelere yöneldiğini ifade etti. Bölük, Eylül-Aralık döneminde beklenen ihracat düzeyine ulaşılamadığını, sezonun ilk dört ayında 100 bin ton bandının görülemediğini, devrin yaklaşık 65-68 bin ton seviyesinde kaldığını söyledi. “Bir ürünün azlığı fiyatını artırabilir ama satamazsanız az olması da bir şey ifade etmez” diyen Bölük, bu sezonun tam da bunu gösterdiğini belirtti. “DÜNYA TÜRKİYE DIŞINDA YENİ FINDIK ALANLARI KURDU” Hamza Bölük, Türkiye’nin onlarca yıl boyunca dünya fındık pazarını büyüttüğünü, Türk ihracatçısının fındığı 130 ülkeye taşıdığını ve dünya pazarında güçlü bir alan oluşturduğunu söyledi. Ancak aynı süreçte büyük alıcıların ve küresel şirketlerin Türkiye’ye bağımlılığı azaltmak için başka ülkelerde üretim alanları geliştirdiğini anlattı. Bölük, 1980’lerden sonra 14 ülkede fındık dikiminin denendiğini, bunların 7’sinde üretimin başarıya ulaştığını ifade etti. Bölük’ün programdaki değerlendirmesine göre Gürcistan ve Azerbaycan’da üretim 50-60 bin ton seviyelerine ulaştı. Balkanlarda yeni üretim denemeleri sürüyor. Şili’de ise 2008’de 2 bin ton olan üretim 2014’te 8 bin tona, geçen yıl ise 125 bin tona çıktı. Bölük, bu büyümenin Türkiye’nin dünya üretimindeki ağırlığını aşağı çektiğini, Türkiye’nin payının yüzde 60’ın altına indiğini ve mevcut yapının sürmesi halinde 5-10 yıl içinde yüzde 50’lere gerileyebileceğini söyledi. ŞİLİ DOSYASI: “GÖRÜNTÜLERİ YERİNDE GÖRDÜK” Programın ana başlıklarından biri Giresun Ticaret Borsası yönetiminin Şili ziyareti oldu. Bölük, ziyaretin UR-GE projesi kapsamında yapıldığını, programın ticaret ataşeliği ve büyükelçilik koordinasyonuyla yürütüldüğünü söyledi. Amaçlarının, Türkiye dışındaki üretici ülkelerde ne tür planlama yapıldığını, nasıl yatırım geliştirildiğini ve rekabetin nereye gittiğini yerinde görmek olduğunu belirtti. Bölük, Şili’de fındık üretimine ilişkin görüntülerin sahadan alındığını, burada üretim tesisleri, yeni dikim alanları ve fidan üretim merkezlerini gördüklerini anlattı. Programda dile getirdiği bilgiye göre Şili’de geçen yıl 125 bin ton fındık üretildi, bu yıl ise yaklaşık 107 bin tonluk üretim bekleniyor. Hasadın şubat, mart ve nisan aylarına yayıldığını; üretimin üç periyot halinde yapıldığını söyledi. BÜYÜK ÖLÇEKLİ, SULAMALI, MAKİNELEŞMİŞ TARIM MODELİ Hamza Bölük, Şili’de gördüğü tabloyu Türkiye’deki küçük üretici yapısından tamamen farklı bir model olarak anlattı. Şili’de üretimin büyük şirketler eliyle yapıldığını, 1000 dönümün altında üretim yapan neredeyse bulunmadığını, sulama altyapısının güçlü olduğunu ve makineleşmenin çok ileri düzeye ulaştığını söyledi. Bölük, Ant Dağları’ndan taşınan suyla geniş sulama sistemleri kurulduğunu, bilimsel veriye dayalı tarım uygulandığını belirtti. Bölük, burada şirketlerin kârlı ürüne geçtiğini, kâr düştüğünde ise ürünü söküp başka üretime yöneldiğini söyledi. Şili’de önce yaban mersini, ardından kiraz, son dönemde ise fındığın öne çıktığını aktaran Bölük, Türkiye’de ise bahçenin aile mirası olması nedeniyle üreticinin toprağı kolay terk edemediğini vurguladı. ŞİLİ’DE FİDAN ATAĞI, TÜRKİYE İÇİN YENİ RİSK Bölük, Şili’de hızlı bir dikim alanı genişlemesi gördüklerini söyledi. Doku kültürüyle fidan üreten tesislerin bulunduğunu, yıllık 1,5 ila 2 milyon fidan üretildiğini, 2026 ve 2027 için üretimin büyük ölçüde dolu olduğunu anlattı. Bölük, oradaki aktörlerin kendi ifadelerine dayanarak, Şili’nin 5 yıl içinde 150 bin tona, 10 yıl içinde ise 200 bin tonun üzerine çıkabileceğini söyledi. Bu tabloyu “abartı değil, gerçek bir rekabet baskısı” olarak değerlendiren Bölük, özellikle Şili’yi ciddi rakip olarak gördüğünü belirtti. Amerika’nın da rakip olduğunu, ancak kendi iç tüketim gücü nedeniyle Şili kadar baskı oluşturmadığını söyledi. Yine programda anlattığına göre Amerika’da dikili alan 45 bin hektar seviyesinde ve bunun 80 bin hektara kadar çıkma potansiyeli bulunuyor. Bölük, Amerika’nın bu yıl ilk kez Avrupa’ya iç fındık sattığını da dile getirdi. MALİYET FARKI DOĞU KARADENİZ’İ ZORLUYOR Programın en dikkat çeken bölümlerinden biri maliyet hesabı oldu. Bölük, Şili’de üretim maliyetinin 1,60 dolar seviyesinde olduğunu, Amerika için de daha düşük rakamların konuşulduğunu, Doğu Karadeniz’de ise maliyetin 3 doların üzerinde seyrettiğini söyledi. Bu farkın Türkiye’nin rekabet gücünü zayıflattığını belirten Bölük, özellikle Ordu-Giresun hattında maliyet baskısının daha belirgin olduğunu ifade etti. Bölük, Şili’de gezdikleri bir firmada 6 bin dönüm alanda üretim yapıldığını, burada 2 bin ton fındık üretildiğinin ve maliyetin 1,60 dolar seviyesinde olduğunun aktarıldığını anlattı. Bu tabloyu Türkiye’deki parçalı arazi yapısı ve yüksek işçilik maliyetiyle kıyaslayan Bölük, “Bizim tarımımızla Şili tarımı arasında bağ kuramadım” dedi. ÇÖZÜM: YENİ PAZAR, KATMA DEĞER VE DOĞRUDAN DESTEK Hamza Bölük, çözüm için önce yeni tüketim alanları bulunması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin küresel alıcılara bağımlılığını azaltması gerektiğini belirten Bölük, Hindistan, Pakistan, Afrika ve Brezilya gibi büyük nüfuslu pazarlara yönelmenin önemine dikkat çekti. Katma değerli ürün satışının artırılması gerektiğini de vurgulayan Bölük, fındığın yalnızca ham ürün olarak değil, daha kârlı ürün zinciriyle ihraç edilmesini savundu. Bölük, üretim tarafında ise fiyat desteklerinden çok üretim desteklerinin öne çıkarılması gerektiğini söyledi. Kendi önerisini açık biçimde dile getiren Bölük, dünya üretim maliyeti ile Doğu Karadeniz’deki maliyet arasındaki farkın doğrudan gelir desteğiyle kapatılmasını savundu. Böylece Ordu, Giresun ve kısmen Trabzon’daki üreticinin dünya ile aynı maliyet seviyesinde rekabet edebileceğini ifade etti. “GENÇ NÜFUS KÂRLI TARIMA DÖNER” Programda genç nüfusun tarımdan uzaklaşması da gündeme geldi. Bölük, bunun temel nedeninin kârsızlık olduğunu söyledi. “Bir şey kârlıysa herkes yapar” diyen Bölük, devlet desteği ve verimlilik artışı sağlanırsa genç nüfusun da yeniden üretime dönebileceğini belirtti. Bunun için budama, bahçe yenileme ve verimlilik odaklı yeniden yapılanmanın şart olduğunu kaydetti. LİSANSLI DEPO VE SPOT BORSA ÇAĞRISI Hamza Bölük, fındıkta fiyat oluşumunun söylentiyle değil, şeffaf piyasa düzeniyle belirlenmesi gerektiğini de söyledi. Ticaret borsalarının tescil görevi yaptığını, ihracatçı birliklerinin de kaydı tuttuğunu belirten Bölük, mevcut yapının söylenti ve sosyal medya etkisini kırmaya yetmediğini anlattı. Çözüm olarak lisanslı depo ağının yaygınlaştırılmasını ve kapısında spot borsa işleyen bir sistem kurulmasını önerdi. Bölük’ün tarif ettiği modele göre üretici fındığını lisanslı depoya getirecek, analiz yapılacak, ürün niteliği anlık görülecek ve alıcılar fiyat teklifini açık biçimde verecek. Bölük, 150 bin tonluk lisanslı depo kapasitesinin Türkiye için önemli bir rahatlama sağlayacağını, emanet fındığın bu sistem içinde işlem görmesi halinde fiyat oluşumunun da daha şeffaf hale geleceğini savundu. “BİR DÖNEM DAHA ADAY OLMAYI DÜŞÜNÜYORUM” Programın sonunda Murat Gürsoy, Hamza Bölük’e yeni dönemde aday olup olmayacağını da sordu. Bölük, iki dönemdir başkanlık yaptığını belirtti ve arkadaşlarının ısrarıyla bir dönem daha aday olmayı düşündüğünü söyledi. Bölük, kapanış bölümünde üreticilere “vazgeçmesinler, üretsinler” çağrısı yaptı. Üretimin en kıymetli iş olduğunu belirten Bölük, fındığın doğru yönetilmemesi halinde stok baskısının yeni sezona da taşınacağını, buna karşılık üretimden kopulmaması gerektiğini söyledi. Kaynak: Altaş TV. Murat Gürsoy- Karadeniz Ekonomi https://www.youtube.com/watch?v=606zlt7YDyA

ADD BULANCAK ŞUBESİ’NDE DURSUN KÖSE YENİDEN BAŞKAN Haber

ADD BULANCAK ŞUBESİ’NDE DURSUN KÖSE YENİDEN BAŞKAN

ADD BULANCAK ŞUBESİ’NDE DURSUN KÖSE YENİDEN BAŞKAN Atatürkçü Düşünce Derneği Bulancak Şubesi Olağan Genel Kurulu’nda mevcut başkan Dursun Köse yeniden göreve getirildi. Genel kurulda yeni yönetim, denetleme kurulu, disiplin kurulu ve genel merkez delegeleri de belirlendi. Atatürkçü Düşünce Derneği Bulancak Şubesi Olağan Genel Kurulu yapıldı. Divan Başkanlığını ADD Genel Saymanı Ecz. Basri Gürsoy üstlendi. Katip üyeliklerini Leyla Kara ile Ahmet Karademir yaptı. Genel kurulda mevcut başkan Dursun Köse yeniden göreve getirildi. Yeni yönetim kurulunda Bahattin Bekteş, Aşkı Pekdemir, Talat Demir, Tülay Köse, Nurten Karadeniz, Mikay Kızıltaş, Teyfik Cihanker, Erhan Gürsoy, Naim Kibar, Ufuk Gürsoy, Ahmet Karakılıç, Ali Kemal Terzi ve Ali Konya yer aldı. Denetleme kurulunda Nurettin Zeren, Ceyhan Beyaz, Osman Kırbaş, Serdar Uzundere, Hüseyin Tomak ve Ömür Mutlu görev aldı. Disiplin kurulu ise Ahmet Emecen, Cahit Karakılıç, Yusuf Gedik, Muammer Şenol, Temel Göktepe ve Mehmet Güleryüz’den oluştu. Genel kurulda Metin Beyaz, Doğan Eylem Mutlu ve Alptekin Kılıç da genel merkez delegesi olarak seçildi. Toplantıya Bulancak Belediye Başkan Yardımcısı Reşat Nuri Özdemir, ADD Giresun Şube Başkanı Özcan Özgürbüz, yönetim kurulu üyesi Orhan Hocaoğlu, ADD Tirebolu Şube Başkanı Bahri Köksal, ADD Tirebolu Üst Kurul Delegesi Hüseyin Olgun, Bulancak Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Fatih Çağlayan, Bulancak Şoförler Odası Başkanı Muammer Yetkin, 18. Dönem Giresun Milletvekili Mustafa Çakır ve DSP önceki dönem Giresun İl Başkanı Ali Okusal da katıldı. Genel kurulda konuşan ADD Bulancak Şube Başkanı Dursun Köse, “ Bir genel kurulumuzda daha sizlerle birarada olmaktan mutluluk duyduk.Değerli konuklar, ADD ailesi olarak bu zamana kadar olduğu gibi bundan sonrada bilimin ışığını savunacağız.Atatürk' ün bize bahşettiği Laik ve Demokratik Cumhuriyete sahip çıkacağız.Üreten, paylaşan ve adil bir Türkiye için mücadele edeceğiz.En önemlisi de emperyalizme karşı tam bağımsızlık ilkesinden asla taviz vermeyeceğiz.” dedi. ADD Genel Saymanı Basri Gürsoy da konuşmasında Türkiye’de adalet, hukuk, ekonomi ve Cumhuriyetin temel değerleri üzerinden sert mesajlar verdi. Gürsoy, “ Ülkemizde bu gün haksızlığa uğrayan, baskı gören, susturulmak istenen insanlar topluluğu vardır.Bir ülkede adalet yoksa orada huzur olmaz, güven olmaz, gelecek olmaz.Değerli arkadaşlar, bildiğiniz gibi yaşadığımız ekonomik tablo ortadadır.Açlık ve sefalet ne yazık ki geniş kitlelerin gerçeği haline gelmiştir.Emekliler geçinememekte, gençler umutlarını yurt dışında aramaktadır.Üretici ayakta durmakta zorlanmaktadır. Yaşanan tüm bu olumsuzluklar uygulanan yanlış politikaların sonucudur.” ifadelerini kullandı. Gürsoy, Cumhuriyetin temel değerlerine yönelik tehditlere de dikkat çekerek şunları söyledi: “Değerli Atatürk ve Cumhuriyet sevdalısı arkadaşlar, Cumhuriyetimizin temel değerlerine yönelik saldırılar giderek artmakta, laiklik hedef alınmaktadır. Tarikat ve cemaat yapılanmaları devletin içine kadar sızdırılmakta, pervasızca açık açık şeriat çağrıları yapılmaktadır.Diğer yandan Cumhuriyetin kazanımları küçümsenmekte, hatta yok sayılmaktadır. Şunu açıkça ifade ediyorum; Cumhuriyet kaybedilirse geriye çağdaş bir Türkiye değil, karanlığa sürüklenen, hukukun ve özgürlüklerin yok edildiği bir yapı kalır. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk bu tehlikeye yıllar önce görmüş ve bizlere şu yolu göstermiştir, tam bağımsızlık ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.