Hava Durumu

#Eğitimci

giresunsonhaber - Eğitimci haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eğitimci haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

​​​​​​​EĞİTİMCİ VE YAZAR ZİYA GÜL SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI Haber

​​​​​​​EĞİTİMCİ VE YAZAR ZİYA GÜL SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

EĞİTİMCİ VE YAZAR ZİYA GÜL SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI Giresun Atatürk Lisesinin emekli öğretmenlerinden, TÖB-DER Giresun eski Şube Başkanı ve yazar Ziya Gül, 83 yaşında hayatını kaybetti. Eğitim ve siyaset dünyasının tanınan isimlerinden Gül, memleketi Eynesil’de düzenlenen törenin ardından aile kabristanlığında toprağa verildi. Giresun Atatürk Lisesinde uzun yıllar öğretmenlik yapan, Türkiye Öğretmenler Sendikası üyeliği ve TÖB-DER yöneticiliğiyle eğitim mücadelesinde yer alan Ziya Gül için Eynesil Merkez Eski Cami’de cenaze töreni düzenlendi. Gül’ün oğlu, İstanbul Adalar önceki dönem Belediye Başkanı, gazeteci ve yazar Erdem Gül ile aile üyeleri, cami avlusunda taziyeleri kabul etti. SİYASET, EĞİTİM VE EDEBİYAT DÜNYASINDAN YOĞUN KATILIM Cenaze törenine CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, CHP Parti Meclisi Üyesi Baran Seyhan, Görele Belediye Başkan Vekili Aysel Uzun, Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu, Espiye Belediye Başkan Yardımcısı Cem Güven, Eynesil Belediye Başkan Yardımcısı Gürsel Yılmaz ve CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek katıldı. Törende ayrıca önceki dönem Giresun milletvekilleri Rüştü Kurt, Eşref Karaibrahim ve Necati Tığlı, CHP Eynesil İlçe Başkanı Erhan Cebeci, CHP Espiye İlçe Başkanı İbrahim Akgün, önceki dönem Eynesil Belediye Başkanı Ahmet Latif Karadeniz, İYİ Parti Eynesil İlçe Başkanı Suat Emeksiz, şair ve yazar Ersin Ergün Keleş ile Gül’ün öğretmen arkadaşları ve dostları da yer aldı. Bazı siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de katıldığı törende, çok sayıda vatandaş Gül ailesinin acısını paylaştı. ÇOK SAYIDA ÇELENK GÖNDERİLDİ Törene, tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nuri Aslan, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Saymanı Basri Gürsoy ile çeşitli kişi ve kuruluşlar tarafından çelenk gönderildi. (AP News) Ziya Gül’ün cenazesi, öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrasında Eynesil’in Gümüşçay Mahallesi Görnazlı mevkisindeki aile kabristanlığında toprağa verildi. EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANAN BİR YAŞAM 1968 kuşağının eğitim ve sol siyaset alanındaki isimlerinden olan Ziya Gül, Türkiye Öğretmenler Sendikası bünyesinde yürütülen çalışmalarda yer aldı. 1978 yılında Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği Giresun Şube Başkanlığı görevini üstlenen Gül, 12 Eylül askeri darbesinin ardından yürüttüğü sendikal ve siyasal faaliyetler nedeniyle uzun süre cezaevinde tutuldu. Öğretmenliği, örgütlü eğitim mücadelesi ve yazılarıyla tanınan Ziya Gül’ün vefatı; ailesi, öğrencileri, meslektaşları ve sevenleri arasında büyük üzüntüye neden oldu.

KÖR KARANLIKTAN SIZANLAR OKURLA BULUŞTU Haber

KÖR KARANLIKTAN SIZANLAR OKURLA BULUŞTU

KÖR KARANLIKTAN SIZANLAR OKURLA BULUŞTU Tirebolulu emekli öğretmen İbrahim Mıdık’ın yıllarca defter aralarında sakladığı şiirleri, hastalıkla mücadelenin, hatıraların, gurbetin, öğretmenlik yıllarının, sevdanın ve ölümle yüzleşmenin içinden süzülerek “Kör Karanlıktan Sızanlar” adıyla kitaplaştı. Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği Yayınlarının 15. kitabı olarak yayımlanan eser, bir hayatın karanlıkla, acıyla ve hatırayla kurduğu sessiz bağın şiir diliyle kayda geçirilmiş hâli olarak okurla buluştu. Tirebolulu emekli öğretmen İbrahim Mıdık’ın şiir kitabı “Kör Karanlıktan Sızanlar”, Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği Yayınlarının 15. kitabı olarak yayımlandı. Arı Sanat Yayınları / Hatıra Kitap etiketiyle basılan eser, 68 sayfalık bir şiir kitabı olarak okura ulaştı. Kitap, yıllarca defter aralarında, masa çekmecelerinde ve yazarın kendi iç dünyasında saklı kalan şiirleri gün ışığına çıkarıyor. Mıdık’ın dizelerinde hastalıkla mücadele, ölümle yüzleşme, sevda, gurbet, öğrenciler, memleket, toplumsal acılar, eski dostlar ve Tirebolu’ya bağlılık aynı hüzünlü şiir damarında birleşiyor. “Kör Karanlıktan Sızanlar”, yalnızca bir şiir kitabı değil; 37 yıl öğretmenlik yapmış bir Tirebolulunun, ömrünün farklı dönemlerinde içine attığı sözleri, hastalıkla ağırlaşan bir zamanın içinden okura ulaştırdığı içli bir hafıza kitabı niteliği taşıyor. TİREBOLU’DAN BAŞLAYAN BİR ÖMÜR, ŞİİRE DÖNÜŞEN BİR HAFIZA İbrahim Mıdık, 10 Aralık 1964’te Tirebolu’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Tirebolu’da tamamladıktan sonra 1983 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nü kazandı. 1987 yılında mezun olan Mıdık, öğretmenlik mesleğine Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde başladı. Siverek Ortaokulu’nda başlayan meslek hayatı, askerlik görevi sürecinde Kastamonu Azdavay Lisesi’nde yedek subay öğretmenlik göreviyle devam etti. Daha sonra yeniden Siverek’e dönen Mıdık, 1992 yılından itibaren Tirebolu’daki okullarda görev aldı. Tirebolu İmam Hatip Lisesi, Şehit Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan İlköğretim Okulu, Tirebolu Lisesi, Tirebolu Anadolu Lisesi, Espiye 75. Yıl Çok Programlı Anadolu Lisesi, Piraziz İsmail Yücel MTAL ve Tirebolu İskender Kaptan MTAL’de görev yapan Mıdık, 37 yıllık eğitim hayatının ardından sağlık sorunları nedeniyle emekliye ayrıldı. Bu uzun meslek hayatı, kitabın duygusal temelini oluşturan en güçlü kaynaklardan biri olarak öne çıkıyor. Mıdık’ın şiirlerinde sınıfların, öğrencilerin, gurbet ilçelerinin, memleket yollarının, okul koridorlarının ve hayatla erken tanışan insanların izleri hissediliyor. Onun şiiri yalnızca bireysel bir iç döküş değil; öğretmenlik yılları boyunca tanık olunan hayatların, acıların, umutların ve kırılgan insan hikâyelerinin de şiirsel kaydı hâline geliyor. DEFTER ARALARINDAN OKURA UZANAN ŞİİRLER İbrahim Mıdık, yıllar boyunca toplumsal ve kişisel konularda hissettiklerini mısralara döktü; ancak bu yazdıklarını uzun süre kendisine sakladı. Şiirler, yıllarca bir defterin arasında, bir çekmecenin sessizliğinde, söylenmeyi bekleyen ama zamanını bulamayan sözler olarak kaldı. Son yıllarda yakalandığı amansız hastalıkla mücadele eden Mıdık, kemoterapi, radyoterapi ve hastane sürecinin içinde, gün ışığı görmemiş şiirlerini okurla buluşturma isteğini daha güçlü hissetti. Böylece “Kör Karanlıktan Sızanlar”, bir edebî dosyanın kitaplaşmasının ötesinde, insanın en kırılgan zamanında kendini ifade etme, iz bırakma ve içindeki sesi başkalarına ulaştırma çabasına dönüştü. Bu yönüyle kitap, yazarın kendi ifadesiyle yıllarca saklı kalmış ruh hâllerinin, toplumsal ve şahsi duyarlılıkların, hastalıkla derinleşen iç muhasebenin ve hatıraların şiir diliyle açığa çıktığı bir çalışma olarak dikkat çekiyor. HASTALIKLA MÜCADELEDEN ŞİİRE SIZAN SES Kitabın en güçlü damarlarından biri, hastalıkla verilen mücadelenin şiire dönüşmesidir. Mıdık, bedensel acıyı dolaylı anlatımlarla yumuşatmadan, doğrudan ve sarsıcı bir iç sesle kuruyor. Hastane odaları, tedavi cihazları, ilaçlar, yorgunluk, uykusuzluk ve ağrı, kitabın bazı bölümlerinde yalnızca yaşanan bir süreç olarak değil, insanın kendi bedeniyle yaptığı sessiz savaşın sahnesi olarak yer alıyor. Şairin şu dizeleri, bu mücadeleyi yalın ama ağır bir imgeyle taşıyor: “Vücudum savaş meydanı Can veriyor, can alıyor.” Bu iki dizede hastalık, soyut bir kader cümlesi olmaktan çıkıyor; bedenin içinde süren çetin bir çarpışmaya dönüşüyor. Şair, kendi acısını büyütmeden ama saklamadan yazıyor. Okur, bu dizelerde yalnızca hastalığı değil, insanın kendi sınırına yaklaştığında bile kelimeye tutunma gücünü görüyor. Bir başka şiirde ise bedenin tükenişi, hastane köşesi ve ömrün son eşiği aynı hüzün çizgisinde birleşiyor: “Ağır ağır tükenen bedenimin Islak toprak kokusu Bir hastane köşesinde Ömrümün son virajı.” Bu dizelerde ölüm, sert bir kopuş değil; yaklaşan, kokusu duyulan, insanın yavaş yavaş fark ettiği büyük bir eşik olarak duruyor. Mıdık, bu eşiği şiirin içinde ağırlaştırmadan ama bütün çıplaklığıyla hissettiriyor. KARANLIĞIN İÇİNDEN KALAN İNCE BİR IŞIK Kitaba adını veren karanlık, Mıdık’ın şiirlerinde yalnızca umutsuzluk anlamına gelmiyor. Karanlık; hastalığın, kaybın, yalnızlığın, gurbetin, kırılmış hayallerin ve içe atılmış sözlerin ortak zemini olarak kuruluyor. Ancak bu zeminin içinde her zaman ince bir ışık, bir hatıra, bir sevda izi, bir memleket çağrısı ve bir teslimiyet duygusu da beliriyor. Şairin şu dizeleri, kitabın adındaki karanlık ve sızıntı duygusunu şiirsel olarak açıyor: “Kör ışığın kapı aralığından sızan kör karanlık Uykusuz uykuları tetikliyor.” Burada ışık ile karanlık birbirine karşıt iki uç olmaktan çıkıyor; insanın iç dünyasında aynı anda var olan iki hâle dönüşüyor. Mıdık’ın şiirinde hayat da böyle akıyor: Bir yanında hastalık, ölüm, yorgunluk ve kayıp; diğer yanında hatıra, sevda, memleket, inanç ve şiir. Bu nedenle “Kör Karanlıktan Sızanlar”, karanlığa teslim olmuş bir kitap değil; karanlığın içinden kalan son sesleri, son hatıraları ve son ışıkları arayan bir şiir toplamı olarak okunuyor. HATIRALARIN GÖLGESİNDE BİR ŞİİR DİLİ Kitapta hatıralar, yalnızca geçmişte kalmış anılar olarak değil, bugünün içine sızan ve insanı içeriden şekillendiren canlı bir hafıza olarak yer alıyor. Mıdık’ın şiirlerinde geçmiş, bazen bir dostun gölgesi, bazen bir babanın hatırası, bazen eski bir şehir, bazen de gençlik yıllarından kalmış buruk bir ses olarak okurun karşısına çıkıyor. Kitabın hüzünlü atmosferini taşıyan şu dizeler, bu hafıza duygusunu güçlü biçimde özetliyor: “Hüzünlü geçmişlerin bahçıvanını, Dinleye dinleye göğe yürüdüm. Hazan bülbülünün türkülerinde, Nice gönül dostu gölgeler gördüm.” Bu dizelerde geçmiş, kapatılmış bir defter değildir. Şair, onu dinleye dinleye yürür. Hüzün bir yük olarak değil, insanın kendi içindeki bahçeyi sulayan acı bir hatıra kaynağı olarak belirir. “Gönül dostu gölgeler” ifadesi, kitabın en belirgin duygusal damarlarından birini açar: Kaybedilenlerin, uzaklaşanların ve geride kalanların şiirde yeniden görünür olması. TİREBOLU’YA DÖNEN SES İbrahim Mıdık’ın şiirlerinde Tirebolu, yalnızca doğduğu yer değildir. Tirebolu; çocukluk, aile, geçmiş, fındık bahçeleri, sahil, dostluklar, eski insanlar, öğretmenlik yılları ve ölüm düşüncesiyle iç içe geçmiş bir memleket hafızasıdır. Şairin İstanbul’a seslendiği bölümlerde büyük şehrin yorgunluğu, kalabalığı ve insanı tüketen koşuşturması daha sert bir dille kurulur. Bu şehir imgesi karşısında Tirebolu, insanın dönmek istediği asli yer olarak belirir: “Galiba sona geldim bu devasa çukurda Alın götürün beni Tirebolu’ma.” Bu çağrı, yalnızca bir şehirden başka bir şehre gitme isteği değildir. Mıdık’ın şiirinde Tirebolu, insanın kendi köküne, kendi toprağına, kendi diline ve kendi hatırasına dönme arzusudur. Büyük şehirde sıkışan ruh, memlekette yeniden nefes almak ister. Kitap boyunca Tirebolu’nun doğrudan ya da dolaylı biçimde hissedilen varlığı, eseri kişisel bir şiir toplamından çıkarıp yerel hafızaya bağlı güçlü bir edebî kayda dönüştürüyor. ÖĞRETMENLİK HAFIZASI VE İNSANA BAKIŞ İbrahim Mıdık’ın 37 yıllık öğretmenlik geçmişi, şiirlerinde sessiz ama belirgin bir damar olarak duruyor. Öğrenciler, şehit öğretmenler, görev yapılan şehirler ve eğitim hayatının bıraktığı izler, kitabın toplumsal yönünü güçlendiriyor. “Öğrencilerime…” başlıklı şiirde yer alan şu dizeler, öğretmen Mıdık’ın insana bakışındaki inceliği gösteriyor: “Gencecik karanfiller Hepsi yıldız bakışlı.” Bu dizelerde öğrenci, yalnızca okul sıralarında karşılaşılan bir genç değildir; korunması, büyütülmesi ve geleceğe taşınması gereken kırılgan bir çiçek, bir ışık, bir umut olarak görülür. Şairin öğretmen kimliği, kitap boyunca yalnızca biyografik bir bilgi olarak kalmaz. İnsana, gençliğe, memlekete ve toplumsal acılara dönük duyarlılığın temel kaynaklarından biri hâline gelir. Bu nedenle kitapta bireysel hüzün ile toplumsal hafıza aynı çizgide ilerler. TOPLUMSAL ACILAR, DARBE YILLARI VE ŞEHİT ÖĞRETMENLER “Kör Karanlıktan Sızanlar”da sevda, hatıra ve hastalık kadar toplumsal acılar da geniş yer tutuyor. Mıdık’ın şiirlerinde 12 Eylül, demokrasi, şehit öğretmenler, ülke meseleleri ve toplumsal kırılmalar açık biçimde hissediliyor. Şair, bazı şiirlerinde bir dönemin sert siyasal atmosferini ve toplumsal yaralarını doğrudan imgelerle kuruyor. Demokrasiye dair yazdığı dizelerde ülkenin geçirdiği badireler, yıpranmış bir beden imgesiyle anlatılıyor. Şehit öğretmenlere ayrılan şiirlerde ise okul, sınıf, koridor, çocuk ve ölüm aynı acı ekseninde birleşiyor. Bu bölümler, Mıdık’ın şiirini yalnızca bireysel bir iç döküş olmaktan çıkarıyor. Kitap, bir öğretmenin tanıklık ettiği ülke acılarını, eğitim hayatının kırılganlığını ve toplumsal hafızada kapanmayan yaraları da taşıyor. GURBET, SEVDA VE YALNIZLIK Kitapta aşk ve sevda teması da güçlü biçimde yer alıyor; ancak bu sevda çoğu zaman neşeli bir kavuşma duygusuyla değil, uzaklık, yoksunluk, bekleyiş ve iç sızıyla kuruluyor. Mıdık’ın şiirlerinde sevda, insanı çoğaltan kadar eksilten, ayakta tutan kadar yaralayan bir duygudur. Şair, kimi zaman sevdiği kişiye, kimi zaman geçmişte kalan bir duyguya, kimi zaman da artık yalnızca hatıra hâline gelmiş bir varlığa seslenir. Bu seslenişlerde abartılı bir romantizmden çok, yaşanmışlığın içinden gelen kırık bir içtenlik vardır. Hastalığın ağırlaştığı şiirlerde sevda daha da kırılganlaşır. İnsan, hem yaşama hem sevdiğine hem de geride bırakacaklarına aynı anda tutunmaya çalışır. Böylece aşk, kitabın içinde yalnızca duygusal bir başlık değil; ölümle yüzleşen insanın son sığınaklarından biri hâline gelir. TİREBOLU KÜLTÜRÜNE 15. KİTAP KATKISI Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği, “Kör Karanlıktan Sızanlar” ile kültür yayınlarına yeni bir eser daha ekledi. 1988 yılında kurulan dernek, bugüne kadar sosyal dayanışmanın yanı sıra kültür yayınlarıyla da Tirebolu’nun yazılı hafızasına katkı sundu. Derneğin ilk yayınlarından itibaren tarih, kültür ve yerel hafıza alanında ortaya koyduğu çalışmalar, “Kör Karanlıktan Sızanlar” ile şiir alanında yeni bir halkaya kavuştu. İbrahim Mıdık’ın kitabı, derneğin kültür yayınları arasında 15. eser olarak yerini aldı. Kitabın yayımlanma sürecinde Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği çevresinden isimlerin katkısı bulunurken, editörlük çalışması İsmet Rizeli tarafından yürütüldü. Böylece Mıdık’ın yıllarca kendi içinde sakladığı şiirler, Tirebolu kültür hafızasına bırakılan kalıcı bir edebî kayıt hâline geldi. KİTABA ULAŞIM VE İMZALI TEMİN BİLGİSİ “Kör Karanlıktan Sızanlar”, Tirebolu’da doğrudan İbrahim Mıdık ile iletişime geçilerek imzalı olarak temin edilebiliyor. Kitap ayrıca Arı Sanat Yayınları ve Kitapyurdu üzerinden çevrim içi satışa sunuldu. Okurlar, esere “İbrahim Mıdık – Kör Karanlıktan Sızanlar” adı ve ISBN 978-625-93586-8-0 bilgisiyle ulaşabiliyor. Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği de kitap temini için iletişim kanallarını açık tutuyor. Dernek aracılığıyla yapılan kitap bağışları öğrenci burs fonuna aktarılıyor. Kitap için Tirebolu’da düzenlenecek tanıtım ve imza günü programı ayrıca duyurulacak. Bu yönüyle eser, yalnızca okura ulaşan bir şiir kitabı olarak değil; aynı zamanda Tirebolu’da kültür, dayanışma ve eğitim desteği arasında bağ kuran anlamlı bir çalışma olarak da öne çıkıyor. KİTAP, BİR HAYATIN SESSİZ KAYDI OLARAK OKURUN KARŞISINDA İbrahim Mıdık, “Kör Karanlıktan Sızanlar” ile yıllarca kendine sakladığı dizeleri okura emanet ediyor. Kitapta bir öğretmenin ömrü, bir hastanın mücadelesi, bir Tirebolulunun memleket hafızası, bir insanın sevdayla, acıyla ve ölümle kurduğu bağ aynı şiir dünyasında buluşuyor. Mıdık’ın dizelerinde karanlık, tek başına bir son anlamına gelmiyor. Karanlığın içinden hatıralar, dostlar, öğrenciler, sevdalar, memleket yolları ve kelimeye sığınan insan sesi sızıyor. Bu ses bazen hastane odasında ağırlaşıyor, bazen Tirebolu’ya dönmek istiyor, bazen eski dostları anıyor, bazen de ölümün kapısında bile şiirle konuşmayı sürdürüyor. “Kör Karanlıktan Sızanlar”, hüzünlü, içli ve kişisel bir şiir kitabı olmanın yanında, Tirebolu kültür hafızasına bırakılmış güçlü bir edebî iz olarak okurla buluşuyor. Eser, insanın en zor zamanlarında bile kelimelerin bir sığınak, şiirin bir direnç ve hatıraların unutulmaya karşı sessiz bir tanıklık olabileceğini gösteriyor.

FAIR PLAY’İN BAŞKENTİ GİRESUN Haber

FAIR PLAY’İN BAŞKENTİ GİRESUN

FAIR PLAY’İN BAŞKENTİ GİRESUN TMOK 2024 Ödüllerinde İki Onur, Tek Şehir Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi’nin (TMOK) her yıl sporun etik ruhunu yaşatmak amacıyla verdiği Fair Play Ödülleri’nde 2024 yılı, Giresun adına tarihi bir tabloya sahne oldu. NBA’de Türkiye’yi başarıyla temsil eden Alperen Şengün “Sportif Tanıtım”, Espiye Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Beden Eğitimi Öğretmeni Ata Atakul ise “Sportif Davranış” dalında Fair Play ödülüne layık görüldü. Aynı yıl içinde biri dünya arenasında, diğeri yerelde spor ahlakını temsil eden iki ismin ödüllendirilmesi, Giresun’u spor değerlerinin simge kentlerinden biri haline getirdi. Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi (TMOK) tarafından geleneksel olarak verilen Fair Play Ödülleri, sporun yalnızca kazanmak değil; adalet, dürüstlük, saygı ve örnek davranışla yapılması gerektiği anlayışını topluma hatırlatan en prestijli ödüller arasında yer alıyor. TMOK Fair Play Kurulu tarafından titizlikle yürütülen değerlendirme sürecinde; sportif başarı kadar sporcunun ve spor insanının duruşu, temsil gücü ve toplumsal etkisi esas alınıyor. 2024 yılı ödüllerinde Giresun’un iki ayrı kategoride onurlandırılması, sporun merkezden çevreye değil; değer üreten her yerden yükselebileceğini bir kez daha gösterdi. DÜNYA SAHNESİNDE BİR GİRESUNLU: ALPEREN ŞENGÜN NBA’de Houston Rockets formasıyla sergilediği performansla yalnızca basketbol yeteneğiyle değil, sportmen kimliğiyle de öne çıkan milli basketbolcu Alperen Şengün, 2024 TMOK Fair Play Ödülleri’nde “Sportif Tanıtım” dalında ödüle layık görüldü. Yurt dışında olması nedeniyle törene katılamayan Şengün’ün ödülü, kendisi adına ağabeyi tarafından teslim alındı. Giresun doğumlu Şengün’ün spor yolculuğu, Banvit altyapısından Basketbol Süper Ligi’ne, oradan NBA’e uzanan istisnai bir başarı hikâyesi barındırıyor. Henüz genç yaşta Türkiye Basketbol Süper Ligi’nde MVP seçilmesi, ardından NBA’de süre alan ve takımının temel oyuncularından biri haline gelmesi, onu yalnızca bir sporcu değil; Türkiye’nin uluslararası alandaki yüzlerinden biri haline getirdi. TMOK değerlendirmesinde; Alperen Şengün’ün Türkiye’yi temsil ederken sergilediği mütevazı duruş, rakibe saygı, centilmenlik ve ülke imajına katkı özellikle vurgulandı. Fair Play Kurulu’na göre Şengün, sportif tanıtımı yalnızca başarıyla değil, davranış biçimiyle gerçekleştiren bir rol model niteliği taşıyor. SAHADAN SINIFA UZANAN FAIR PLAY: ATA ATAKUL Aynı ödül töreninde Giresun’a ikinci gururu yaşatan isim ise Espiye Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Beden Eğitimi Öğretmeni Ata Atakul oldu. Atakul, “Sportif Davranış” dalında 2024 Fair Play Ödülü’ne layık görüldü. Ata Atakul’un ödüle gerekçe gösterilen davranışları; yalnızca bir müsabaka anına değil, uzun soluklu bir eğitim anlayışına dayanıyor. Görev yaptığı okulda öğrencilerine kazandırdığı spor ahlakı, centilmenlik bilinci ve kazanmanın değil doğru davranmanın önemini merkeze alan yaklaşımı, TMOK Fair Play Kurulu tarafından örnek gösterildi. Kurul değerlendirmesinde; Atakul’un, sporun eğitici gücünü sınıf ortamına taşıyan, genç kuşaklara etik değerleri davranışla öğreten bir eğitimci profili çizdiği ifade edildi. Bu yönüyle ödül, yalnızca bireysel bir takdir değil; okul sporlarının ve beden eğitiminin toplumsal rolüne verilen bir mesaj niteliği taşıyor. FAIR PLAY ÖDÜLLERİ NEYİ TEMSİL EDİYOR? TMOK Fair Play Ödülleri; Sporcular, Antrenörler, Hakemler, Eğitimciler ve Spor yöneticileri arasında etik duruş, dürüstlük, insan onuruna saygı ve toplumsal örneklik kriterlerine göre veriliyor. Ödüller; “Sportif Davranış”, “Sportif Tanıtım”, “Kariyer” ve “Toplumsal Fair Play” gibi başlıklarda dağıtılıyor ve yalnızca skor tabelasına değil, sporun vicdanına bakıyor. BİR KENT, İKİ AYNA Bir yanda dünya basketbolunun merkezinde Türkiye’yi temsil eden bir milli sporcu, diğer yanda yerel bir okulda gençlere spor ahlakını öğreten bir eğitimci… Alperen Şengün ve Ata Atakul’un aynı yıl Fair Play ödülüyle onurlandırılması, Giresun’un sporda yalnızca yetenek değil, değer de ürettiğini gösteriyor. Bu tablo, sporun gerçek başarısının madalyalarda değil; insan yetiştirme kapasitesinde yattığını hatırlatan güçlü bir mesaj olarak kayda geçti.

ÇALDAĞ BELEDİYESİ’NİN YENİDEN AÇILMASI İÇİN İLK ADIM ATILDI Haber

ÇALDAĞ BELEDİYESİ’NİN YENİDEN AÇILMASI İÇİN İLK ADIM ATILDI

ÇALDAĞ BELEDİYESİ’NİN YENİDEN AÇILMASI İÇİN İLK ADIM ATILDI Çaldağ Belediyesi’nin tekrar faaliyete geçmesi adına düzenlenen toplantıya yoğun bir katılım gerçekleşti. Toplantıda düşüncelerini paylaşan Karabulduklular Dernek Başkanı Selahattin Toslu, dava açılması durumunda Çaldağ Belediyesi’nin tekrar açılma olasılığının yüksek olduğunu belirtti. Toslu, "Bana İnişdibi Belediyesi hakkında bilgi verildi, ben de avukata danışarak durumu aktardım. İnişdibi'nin açılması mümkün değil, çünkü kapanış döneminde nüfusu 2 binin altındaydı. 2 binin altında nüfusu olan belediyeler tekrar açılmaz. Fakat Karabulduk ve Çaldağ’ın nüfusu 2 binin üzerinde. Avukat bey bunu tespit etti ve biz de Karabulduk Belediyesi’ne dava açarak yeniden açılmasını sağladık. Çaldağ’ın da kapanış yılındaki nüfusu bu sınırın üzerindeydi, dolayısıyla dava edilirse büyük ihtimalle kazanılır. Çünkü hukuki olarak Çaldağ Belediyesi de bizim gibi mağdur oldu. İnişdibi’nin ise o dönemde nüfusu 2 binin altındaydı," ifadelerini kullandı. Dernek Başkanı Mustafa Yiğit, Toslu’ya teşekkür ederek, "Biz de avukatımıza danışarak dava açmayı planlıyoruz. Bunun için en kısa sürede Gedikli, Melikli ve Osmaniye'de bir komite kuracağız," dedi. Deneyimli eğitimci Hasan Basri Tanrıverdi, Çaldağ Belediyesi’nin yeniden işlev kazanmasının önemli bir ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, "Bu süreçte üzerime düşen görevi yapmaya hazırım," dedi. Bölgenin tanınmış eğitimcilerinden Abdullah Özbayram ve Ekrem Tanrıverdi de Karabulduk’u tebrik ederek Çaldağ Belediyesi’nin yeniden açılması için destek çağrısında bulundular. Toplantıya Burhan Cici, Fatih Kılıç, Kasım Kılıç, Ekrem Tanrıverdi, İsmail Öksüz, Hasan Basri Tanrıverdi, Mehmet Cemil Genç, Sezgin Ali Yağmur, Murat Turan, Recep Tanrıverdi, Halit Tanrıverdi, Yavuz Yaramış, Abdullah Özbayram, Yusuf Yılmaz, Sefa Harmanşah, Serdar Harmanşah, Ali Gündoğdu, Mustafa Yiğit, Mustafa Erişti, Mustafa Tanrıverdi, Murat Cenger, Eşref Turan, Rüstem Tanrıverdi ve Mustafa Cici katıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.