Hava Durumu

#Eğitim Hakkı

giresunsonhaber - Eğitim Hakkı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eğitim Hakkı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

65 YAŞINDA GAZETECİLİK BÖLÜMÜ BİRİNCİSİ OLDU Haber

65 YAŞINDA GAZETECİLİK BÖLÜMÜ BİRİNCİSİ OLDU

65 YAŞINDA GAZETECİLİK BÖLÜMÜ BİRİNCİSİ OLDU Giresunlu gazeteci Ufuk Kekül, 40 yıllık meslek yaşamının ardından Giresun Üniversitesi Tirebolu İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nü 65 yaşında bölüm birincisi olarak bitirdi. Kekül, “Alaylı gazetecilik pratiğimi akademik bilgiyle güçlendirmek ve mektepli gazeteci olmak istedim. Başardım, amacıma ulaştım” dedi. Giresun Üniversitesi’nde 2025-2026 eğitim öğretim yılı tamamlandı. Üniversiteye bağlı fakülte ve yüksekokullardan bu dönem 5 bini aşkın lisans öğrencisi mezun oldu. Mezunlar arasında dikkat çeken isimlerden biri, 40 yıldır gazetecilik yapan Ufuk Kekül oldu. Yerel ve ulusal gazetelerde, radyolarda ve televizyonlarda görev alan, mesleğini dijital platformlarda aktif biçimde sürdüren Kekül, dört yıl önce başladığı üniversite eğitimini 65 yaşında tamamladı. Kekül, Giresun Üniversitesi Tirebolu İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden bölüm birincisi olarak mezun oldu. 40 YILLIK MESLEK DENEYİMİNE AKADEMİK DİPLOMA EKLEDİ Ufuk Kekül, gazetecilikte uzun yıllara dayanan saha deneyimini akademik bilgiyle tamamlamak istediğini belirtti. Kekül, “Benim için muhteşem bir deneyim oldu. Alaylı gazetecilik pratiğimi iletişim biliminin akademik bilgisi, teorisi, kavramları ve kuramlarıyla güçlendirmek, mektepli gazeteci olmak istedim. Dört yıllık süreçte deneyimimi, görgümü ve bilgimi öğrenci arkadaşlarımla paylaşmaya çalıştım. Başardım, amacıma ulaştım. Gazeteciliğimi diplomamla taçlandırdım” ifadelerini kullandı. “OKUMAK İÇİMDE HEP BİR UKDEYDİ” Tiyatro kökenli bir gazeteci olduğunu belirten Kekül, 17 yıl tiyatro yaptığını ve oyunlar yönettiğini, ardından gazeteciliğe yöneldiğini söyledi. Gazetecilikten ilk parasını 1986 yılında Yeşilgiresun Gazetesi’nin açtığı yarışmadan kazandığını anlatan Kekül, aynı gazetede köşe yazarlığı yaptığını, 2023’e kadar iki yerel gazetede yazı işleri ve haber müdürlüğü görevlerinde bulunduğunu, dergi ve gazeteler çıkardığını ifade etti. Kekül, radyoculuk ve televizyonculuk alanında da uzun yıllar görev yaptığını belirterek, mikrofon karşısına geçen ilk erkek radyo sunucularından biri olduğunu, iki yerel televizyonun yöneticiliğini üstlendiğini ve yüzlerce programa imza attığını söyledi. 2000’li yıllarda iki ulusal gazetenin il temsilciliğini yürüttüğünü belirten Kekül, yoğun ve yorucu geçen meslek yaşamında okumayı hep ertelemek zorunda kaldığını dile getirdi. Kekül, “Okumak içimde hep bir ukdeydi. Zamanını emekli olduktan sonra, 60 yaşımdan sonra buldum” dedi. 12 EYLÜL’ÜN YARIM BIRAKTIĞI EĞİTİMİ TAMAMLADI Eğitim hakkının 12 Eylül döneminde kesintiye uğradığını belirten Kekül, o dönemde yaşanan mahkeme süreçleri, yargılamalar ve hapislikler nedeniyle okuma imkânı bulamadığını söyledi. Daha önce Radyo-Televizyon Bölümü’nü bitirerek üniversitenin ilk Giresunlu gazeteci mezunlarından biri olduğunu ifade eden Kekül, asıl hedefinin iletişim eğitimi almak olduğunu vurguladı. Tirebolu İletişim Fakültesi’nin kuruluş sürecini basın mensubu olarak takip ettiğini anlatan Kekül, fakültenin açılışında dönemin Rektörü Prof. Dr. Aygün Attar ile merhum Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva’nın açılış kurdelesini kendisine verdiğini ve “Bu fakültede okumak sana yakışır” dediğini aktardı. Kekül, yıllardır sakladığı o kurdelenin eğitim yolculuğunda kendisini etkileyen önemli bir hatıra olduğunu belirtti. “ÖĞRENMENİN YAŞLA İLGİSİ OLMADIĞINI GÖSTERMEK İSTEDİM” Dört yıl boyunca eğitim için 60 kilometre yol yaptığını, yaklaşık 40 ders aldığını, onlarca vize ve final sınavına girdiğini, yüzlerce makale ve sunum hazırladığını belirten Kekül, bölüm birinciliğine ulaşmanın kendisi için büyük bir mutluluk olduğunu söyledi. Kekül, “Öğrenmenin, öğrenerek düşünceyi güçlendirmenin ve bilimsel bilgi edinmenin yaşla ilgisi olmadığını göstermek istedim. Topluma mesaj vermek, meslektaşlarıma örnek olmak istedim. Fakülte birinciliğini 1 puanla kaçırmış olsam da bölüm birincisi olmaktan mutluyum. Bu süreçte bütün öğretmenlerime teşekkür ediyorum. Bütün mezun arkadaşlarıma başarılar diliyorum” dedi. HEDEFİNDE YÜKSEK LİSANS VE HABER BELGESEL ÇALIŞMALARI VAR Ufuk Kekül, mezuniyetin ardından gazeteciliğe akademik birikimiyle katkı sunmak istediğini belirtti. Yüksek lisans yapmayı da hedeflediğini ifade eden Kekül, haberciliğini meslek ilkelerine ve etik değerlere bağlı kalarak, toplumsal çıkarı gözeten ve gerçeği merkeze alan bir anlayışla sürdüreceğini söyledi. Kekül, köşe yazarlığını akademik makalelere taşımak istediğini belirterek, dijital teknolojiler, algoritmalar ve yapay zekâ sistemlerinin toplum, iletişim alışkanlıkları, medya ve okur-izleyici davranışları üzerindeki etkilerinin ilgisini çektiğini dile getirdi. Haber-belgesel alanında da çalışmalar yapmak istediğini belirten Kekül, toplumsal hafızaya belgesellerle katkı sunmayı hedeflediğini ve bu yönde hazırlıklarının bulunduğunu söyledi. DİPLOMASINI BABASINA, AİLESİNE VE EĞİTİM HAKKI ELİNDEN ALINAN KUŞAĞA ARMAĞAN ETTİ Ufuk Kekül, diplomasını okumasını çok isteyen Köy Enstitülü eğitimci babası Mustafa Kekül’e, kendisini destekleyen eşine, oğluna, ailesine ve dostlarına armağan ettiğini söyledi. Kekül, 12 Eylül döneminde baskı gören, eğitim hakkını kaybeden ve kendi kuşağının yaşadığı acıları taşıyan insanları da unutmadığını belirterek diplomasını Hasan Tahsin başta olmak üzere basın, demokrasi, cumhuriyet ve vatan şehitlerine armağan etti.

FAALİYET İZNİ KARARI SONRASI BİLGİ ÜNİVERSİTESİ İÇİN YÖK’TEN GÜVENCE Haber

FAALİYET İZNİ KARARI SONRASI BİLGİ ÜNİVERSİTESİ İÇİN YÖK’TEN GÜVENCE

FAALİYET İZNİ KARARI SONRASI BİLGİ ÜNİVERSİTESİ İÇİN YÖK’TEN GÜVENCE YÖK Başkanı Erol Özvar, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde eğitim-öğretim faaliyetlerinin güvence altında olduğunu açıkladı. Özvar, akademik takvimde değişiklik yapılmadığını, final sınavlarının ilan edilen program doğrultusunda gerçekleştirileceğini ve üniversitedeki akademik-idari işleyişin planlandığı şekilde süreceğini bildirdi. ANKARA — Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, İstanbul Bilgi Üniversitesi’ne ilişkin karar sürecinin ardından öğrenciler ve aileler için güvence niteliği taşıyan bir açıklama yaptı. Özvar, üniversitede eğitim-öğretim faaliyetlerinin kesintisiz şekilde devam edeceğini belirterek, öğrencilerin akademik haklarının korunması için gerekli adımların atıldığını ifade etti. FAALİYET İZNİ KARARI RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANDI İstanbul Bilgi Üniversitesi’ne ilişkin ilk karar, 22 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. Cumhurbaşkanı Kararı ile üniversitenin faaliyet izninin kaldırılmasına karar verildi. YÖK, kararın İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin kurucu vakfına mahkemece kayyım atanması üzerine, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun ek 11’inci maddesi kapsamında alındığını duyurdu. Kararın ardından YÖK, öğrencilerin eğitim-öğretim sürecinde mağduriyet yaşamaması ve akademik faaliyetlerin aksamadan yürütülmesi için gerekli tedbirlerin alınacağını bildirdi. Açıklamada, üniversitede görev yapan akademik ve idari personel açısından da mağduriyete yol açılmaması için işlemlerin yürütüleceği belirtildi. KARAR ÜÇ GÜN SONRA YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILDI İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin kaldırılmasına ilişkin 21 Mayıs 2026 tarihli ve 11384 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 25 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11387 sayılı yeni Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlükten kaldırıldı. Böylece üniversitenin eğitim faaliyetlerine mevcut yapısı içinde devam etmesinin yolu açıldı. YÖK’ün duyurusunda, 25 Mayıs 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin eğitim faaliyetlerine devam edeceği belirtildi. YÖK Başkanı Özvar da bu süreçte öğrenciler, aileler, akademik ve idari personel açısından mağduriyet oluşmaması yönündeki hassasiyetin korunduğunu vurguladı. AKADEMİK TAKVİM VE FİNAL SINAVLARI PLANLANDIĞI GİBİ SÜRECEK YÖK Başkanı Özvar’ın açıklamasında öğrencilerin en çok merak ettiği akademik takvim ve final sınavları başlığı öne çıktı. Özvar, İstanbul Bilgi Üniversitesi yönetiminden alınan bilgi doğrultusunda akademik takvimde herhangi bir değişiklik olmadığını açıkladı. Final sınavları daha önce ilan edilen program doğrultusunda yapılacak. Üniversitenin akademik ve idari işleyişi ile bilimsel ve sosyal etkinlikleri de planlandığı şekilde sürdürülecek. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin resmi duyurusunda da eğitim-öğretim faaliyetlerinin mevcut akademik takvim çerçevesinde kesintisiz şekilde devam edeceği bilgisi yer aldı. ÖĞRENCİLERE “DERSLERİNİZE ODAKLANIN” MESAJI Özvar, öğrencilerden sürece ilişkin belirsizliklere değil, derslerine, sınavlarına ve hedeflerine odaklanmalarını istedi. YÖK Başkanı, yükseköğretim sisteminin temel önceliğinin öğrencilerin eğitim hakkının korunması olduğunu belirtti. Açıklama, İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencileri ve aileleri açısından akademik sürecin devamına ilişkin resmi güvence niteliği taşıdı. YÖK’ün verdiği mesajda, öğrencilerin dönem sonu sınavları, akademik takvim ve eğitim faaliyetleri bakımından planlanan işleyişin korunacağı vurgulandı. YÖK’ÜN MESAJI EĞİTİM HAKKI ÜZERİNDEN KURULDU İstanbul Bilgi Üniversitesi dosyasında birkaç gün içinde iki ayrı Cumhurbaşkanı Kararı yayımlandı. İlk kararla faaliyet izni kaldırıldı; ikinci kararla bu karar yürürlükten kaldırıldı. Sürecin ardından YÖK Başkanı Erol Özvar’ın açıklaması, öğrencilerin eğitim hakkı, akademik takvimin devamı ve üniversitedeki işleyişin korunması başlıklarına odaklandı. Özvar, YÖK’ün süreci yakından takip ettiğini belirterek, öğrencilerin ve ailelerin müsterih olması gerektiğini ifade etti. Üniversitede eğitim-öğretim faaliyetleri, final sınavları, akademik-idari işleyiş ve sosyal-bilimsel etkinlikler mevcut planlama doğrultusunda sürdürülecek. BAYRAM MESAJI DA PAYLAŞTI YÖK Başkanı Özvar, açıklamasının sonunda öğrencilerin, akademik ve idari personelin ve vatandaşların Kurban Bayramı’nı kutladı. Özvar, sağlık, huzur ve mutluluk temennisinde bulundu. Kaynaklar: YÖK açıklamaları, Resmî Gazete kararları, İstanbul Bilgi Üniversitesi duyurusu ve YÖK Başkanı Erol Özvar’ın sosyal medya açıklaması.

8 MART’IN EN SERT GERÇEĞİ: ENGELLİ BİREYLERİN YÜKÜNÜ EN ÇOK KADINLAR TAŞIYOR Haber

8 MART’IN EN SERT GERÇEĞİ: ENGELLİ BİREYLERİN YÜKÜNÜ EN ÇOK KADINLAR TAŞIYOR

GİRESUN’DA 8 MART’IN EN SERT GERÇEĞİ: ENGELLİ BİREYLERİN YÜKÜNÜ EN ÇOK KADINLAR TAŞIYOR Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart mesajı, bir kutlama metninden çok daha fazlasını söyledi: Engelli bireylerin bakımını omuzlayan kadınlar, hem görünmeyen emeğin hem de yetersiz sosyal desteğin en ağır yükünü taşıyor. Giresun’da derneğin son dönemde sağlık, eğitim ve erişilebilir hizmetler başlığında verdiği mücadele, bu çıkışın anlık değil, sahaya dayanan bir itiraz olduğunu gösteriyor. Araştırmalar da aynı noktaya işaret ediyor: bakım yükü büyüdükçe kadınların yaşam kalitesi, sosyal katılımı ve ekonomik güvencesi daha fazla aşınıyor. GİRESUN’DA 8 MART MESAJI Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart dolayısıyla paylaştığı metin, kadınların engellilik alanındaki görünmeyen yükünü doğrudan hedefe koydu. Metinde, engelli çocukların ya da engelli yakınlarının bakımını üstlenen kadınların ekonomik güvenceden uzaklaştığı, sosyal hayattan koptuğu ve çözüm masalarında geri planda bırakıldığı vurgulandı. Asıl dikkat çeken ise derneğin meseleyi yardım diliyle değil, “hak temelli yaklaşım” ve “eşit yurttaşlık” çerçevesiyle tarif etmesi oldu. Bu yönüyle açıklama, 8 Mart’a özel bir duyarlılık çağrısından çok, yılın geri kalanında görmezden gelinen bir toplumsal yükün kayda geçirilmesi niteliği taşıdı. DERNEĞİN ÇİZGİSİ NET: GÜNDELİK SERZENİŞ DEĞİL, SÜREKLİ HAK ARAYIŞI Derneğin son dönemde kamuoyuna yansıyan çıkışlarına bakıldığında, bu açıklamanın münferit olmadığı görülüyor. Giresun Engelsiz Yaşam Derneği, 2025 sonbaharında yapılan olağan kongrede “Engelsiz Yaşam Merkezi” ihtiyacını yeniden gündeme taşıdı; 2026 başında ise özel gereksinimli bireylerin rehabilitasyon eğitimlerine 27 yaş sınırı getirilmesi girişimine açık tepki verdi. Bu iki başlık bile derneğin yalnızca farkındalık üretmediğini, aynı zamanda hizmete erişim ve hak kaybı başlıklarında doğrudan müdahil olduğunu gösteriyor. SAĞLIKTA SOMUT KAZANIM: DİŞ TEDAVİSİ İÇİN İL DIŞI MECBURİYETİ AZALDI Derneğin etkisinin sahada görüldüğü başlıklardan biri sağlık hizmetleri oldu. 2025 Eylülünde yerel ve tematik haber kaynaklarına yansıyan bilgilere göre, Giresun Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, Giresun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin ortak çalışmasıyla engelli çocukların diş tedavileri Giresun’da yapılmaya başlandı. Bu gelişme, aileler açısından yalnızca bir sağlık hizmeti kolaylığı değil; şehir dışı sevk, ulaşım masrafı, refakat zorluğu ve zaman kaybının da azalması anlamına geldi. EĞİTİM BAŞLIĞINDA TEPKİ: “HAK KAYBI DERİNLEŞMESİN” Derneğin en sert çıkışlarından biri ise rehabilitasyon eğitiminde yaş sınırı tartışmasına karşı oldu. Ocak 2026’da yerel basına yansıyan açıklamalarda dernek başkanı Rabia Akkuş, özel gereksinimli bireylerin rehabilitasyon merkezlerinde aldıkları eğitime 27 yaş sınırı getirilmek istenmesini eleştirdi ve bunun eğitim hakkını zedeleyeceğini savundu. Bu itiraz, yalnızca bir yönetmelik tartışması değil; eğitim hakkının sürekliliği, ailelerin geleceğe dair güvencesi ve engelli bireyin sistem dışına itilmemesi açısından kritik bir uyarı olarak öne çıktı. ARAŞTIRMALAR DERNEĞİN SÖYLEDİĞİNİ DOĞRULUYOR Bilimsel çalışmalar, derneğin 8 Mart metninde dile getirilen temel sorunun duygusal bir saptama değil, ölçülebilir bir gerçek olduğunu gösteriyor. Türkiye’de yayımlanan araştırmalardan birinde, engelli çocuğa sahip bakım veren ebeveynlerin yüzde 78’inin anne olduğu saptandı. Başka çalışmalarda ise çocuğun engel oranı arttıkça bakım yükünün de arttığı, ağır engelli aile üyesine bakım veren kadınlarda bakım yükü yükseldikçe yaşam doyumu ve yaşam kalitesinin olumsuz etkilendiği belirtildi. Bu bulgular, bakımın aile içinde “doğal olarak” kadına bırakılan bir görev gibi görülmesinin, aslında kadınların sosyal ve ekonomik hayatını daraltan yapısal bir sorun ürettiğini ortaya koyuyor. GÖRÜNMEYEN EMEK, EN AĞIR SOSYAL YÜKLERDEN BİRİNE DÖNÜŞÜYOR Sorunun merkezinde yalnızca fiziksel bakım yok. Engelli bireyin sağlık randevusu, eğitimi, taşınması, gündelik ihtiyaçları, sosyal uyumu ve kriz anları çoğu evde tek bir kişinin, çoğunlukla da annenin ya da kadın yakının omzuna yükleniyor. Bu tablo kadınların istihdamdan kopmasına, düzensiz gelirle yaşamasına, sosyal çevreden uzaklaşmasına ve tükenmişlik duygusunun derinleşmesine yol açıyor. Literatürde “bakımın kadınlaşması” olarak tarif edilen bu süreç, engellilik alanında kadınların neden iki kat görünmez kaldığını da açıklıyor: Hem bakım veriyorlar hem de bu bakım çoğu zaman emek sayılmıyor. DEVLET DESTEĞİ VAR, AMA SAHADAKİ YÜKÜ TAM OLARAK HAFİFLETMİYOR Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2026 bütçe verilerine göre 520 bin aileye evde bakım yardımı yapılıyor; ayrıca 104 bin 573 kişi engelli aylığından, 45 bin 750 kişi de engelli yakını aylığından yararlanıyor. Bakanlığın güncel bilgilendirme sayfalarında evde bakım yardımı ve gündüz hizmetleri sisteminin sürdüğü görülüyor. Ancak rakamların büyüklüğü, ihtiyacın karşılandığı anlamına gelmiyor. Sahadaki temel sorun; desteğin yalnızca nakdi boyutta kalması, gündüzlü bakım, geçici bakım, psikososyal destek, yerel koordinasyon ve erişilebilir kamusal hizmetlerin aynı ölçüde güçlenmemesi. Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart metni de tam burada sertleşiyor: Kadınların ve engelli bireylerin yükü yılda bir gün anılarak değil, her gün işleyen destek mekanizmalarıyla hafifletilebilir. DÜNYANIN YÖNÜ BELLİ: YARDIM DEĞİL, HAK VE TOPLUM TEMELLİ DESTEK Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi, engelli bireylerin bağımsız yaşama ve toplum içinde yer alma hakkını açık biçimde güvence altına alıyor. Bu yaklaşım, engelli bireyi edilgen bir yardım nesnesi olarak değil, hak sahibi yurttaş olarak kabul ediyor. Bu çerçevede bakım veren ailelerin, özellikle kadınların yükünü azaltacak hizmetlerin güçlendirilmesi; erişilebilir sağlık, eğitim, sosyal katılım ve yerel destek ağlarının yaygınlaştırılması bekleniyor. Giresun’daki derneğin 8 Mart çıkışı da tam olarak bu çizgiye yaslanıyor: yardım istemekten çok, hakların eksiksiz tanınmasını talep ediyor. GİRESUN’DAN YÜKSELEN SES, TEK BİR GÜNÜN DEĞİL YILIN TAMAMININ MESELESİ Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart mesajı, yerel ölçekte yazılmış bir sosyal medya paylaşımından ibaret değil. O metin, engelli bireylerin bakımını taşıyan kadınların neden yoksullaştığını, neden yalnızlaştığını ve neden çözüm süreçlerinin merkezine alınması gerektiğini özetliyor. Derneğin son dönemde sağlık hizmetine erişim, eğitim hakkı ve engelsiz yaşam merkezi gibi başlıklarda verdiği mücadele de bu sözlerin sahadaki karşılığını güçlendiriyor. Giresun’da dile gelen bu itirazın özeti net: Engelli bireyin hakkı konuşulacaksa, onunla birlikte yaşayan ve hayatı omuzlayan kadının yükü artık tali bir ayrıntı gibi görülemez.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.