Hava Durumu

#Eğitim

giresunsonhaber - Eğitim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eğitim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

HAFIZ ÖĞRENCİLER RAMAZAN’DA MUKABELE GELENEĞİNİ CAMİLERDE YAŞATTI Haber

HAFIZ ÖĞRENCİLER RAMAZAN’DA MUKABELE GELENEĞİNİ CAMİLERDE YAŞATTI

HAFIZ ÖĞRENCİLER RAMAZAN’DA MUKABELE GELENEĞİNİ CAMİLERDE YAŞATTI Giresun’da hafızlık eğitimi alan öğrenciler, Ramazan ayının asırlık geleneği olan mukabeleyi bu yıl da camilerde sürdürdü. Giresun İl Müftülüğü ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen proje kapsamında imam hatip öğrencileri, farklı camilerde ezbere mukabele okuyarak Kur’an tilavetini cemaatle buluşturdu. Diyanet İşleri Başkanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında sürdürülen “Okul-Kur’an Kursu İş Birliğine Dayalı Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesi”, Giresun’da da Ramazan ayına manevi bir içerik kazandırdı. Proje kapsamında hafızlık eğitimi gören öğrenciler, yalnızca sınıf ve kurs ortamında değil, cami cemaatinin huzurunda da Kur’an-ı Kerim okuyarak bu köklü geleneği canlı tuttu. İl Müftülüğü koordinesinde yürütülen çalışma çerçevesinde 15 Temmuz Şehitler İmam Hatip Ortaokulu ile Çakırmelikoğlu Kur’an Kursu öğrencileri, Seyyid Vakkas Camii ve Müftüoğlu Camii’nde mukabele gerçekleştirdi. Öğrencilerin ezbere okuduğu mukabeleler, Ramazan ayının manevi atmosferine ayrı bir derinlik kattı. Giresun İl Müftü Yardımcısı Adem Orhan da mukabele geleneğinin Ramazan ayının en önemli manevi zenginliklerinden biri olduğuna dikkat çekti. Orhan, mukabelenin Kur’an’la bağı kuvvetlendirdiğini vurgulayarak, bu buluşmaların hem öğrenciler hem de cemaat açısından anlamlı bir kazanım oluşturduğunu belirtti. Kentte sürdürülen uygulama, hafızlık eğitiminin örgün eğitimle birlikte desteklenmesi bakımından da dikkat çekerken, öğrencilerin dini bilgi ve tilavet becerilerini toplumsal bir zeminde görünür kılması açısından önemli bulundu. Ramazan boyunca devam eden mukabele programlarının, gelenek ile genç kuşak arasında güçlü bir bağ kurduğu değerlendiriliyor.

MİNİKLERDEN RAMAZAN’A “TEKNE ORUCU” İLE İLK ADIM Haber

MİNİKLERDEN RAMAZAN’A “TEKNE ORUCU” İLE İLK ADIM

MİNİKLERDEN RAMAZAN’A “TEKNE ORUCU” İLE İLK ADIM Giresun İl Müftülüğü’ne bağlı 4-6 Yaş Grubu Kur’an Kurslarında düzenlenen “tekne orucu” etkinliklerinde çocuklar Ramazan sevincini ilk kez yaşadı. Öğle vaktine kadar oruç tutan minikler, hazırlanan ikramlarla iftar yaparken program sonunda “diş kirası” hediyeleriyle sevindirildi. Giresun’da İl Müftülüğü bünyesinde faaliyet gösteren 4-6 Yaş Grubu Kur’an Kurslarında Ramazan ayına özel “tekne orucu” etkinlikleri düzenlendi. Çocuklara Ramazan’ın manevi iklimini hissettirmek amacıyla gerçekleştirilen programlarda minik öğrenciler, günün ilk bölümünde oruç tuttu, öğle vaktinin girmesiyle birlikte hazırlanan ikramlarla iftar yaptı. Etkinliklerde çocukların heyecanı ve sevinci dikkat çekerken, ailelerin ve eğitimcilerin de bu özel güne ayrı bir önem verdiği görüldü. Program sonunda öğrencilere Ramazan geleneğinin simgelerinden biri olan “diş kirası” hediyesi verildi. Giresun İl Müftüsü Selçuk Kılıçbay da etkinlikte çocukların sevincine ortak oldu. Kılıçbay, halk arasında sahurdan öğle ezanına kadar yemek yenmemesi anlamına gelen tekne orucunun, çocuklara küçük yaşta sabır ve irade terbiyesi kazandıran önemli bir gelenek olduğunu söyledi. Tekne orucunun Anadolu’nun köklü Ramazan geleneklerinden biri olduğunu vurgulayan Kılıçbay, çocukların sevgi ve şefkatle yetiştirilmesinin yanı sıra manevi değerlerle buluşturulmasının da büyük önem taşıdığını ifade etti. Ramazan ayının, çocuklara dini değerlerin doğru şekilde anlatılması açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirten Kılıçbay, tekne orucunun da küçük yaştaki çocukları oruca alıştırmak amacıyla uygulanan kadim bir eğitim yöntemi olduğuna işaret etti. Programlar, 15 Temmuz Çıtlakkale, 15 Temmuz İmam-Hatip Ortaokulu Kız, Ayşe Hatun, Fatih, Gül Çocuk, Hasan Özdemir, Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu, Mustafa Mert, Nedim Urhan ve Teyyaredüzü 4-6 Yaş Grubu Kur’an Kurslarında gerçekleştirildi. Etkinliklere İl Müftü Yardımcısı Sibel Gül Ülker, Eğitim Hizmetleri Şube Müdürü Mehmet Aktaş, Kur’an kursu öğreticileri ve öğrenciler katıldı. Düzenlenen programlarla birlikte minikler, Ramazan’ın paylaşma, sabır ve manevi atmosferini erken yaşta deneyimleme fırsatı buldu.

FINDIKTA ARAŞTIRMA VAR, VERİM  YOK Haber

FINDIKTA ARAŞTIRMA VAR, VERİM YOK

FINDIKTA ARAŞTIRMA VAR, VERİM YOK Giresun’daki Fındık Araştırma Enstitüsü, 1936’dan bu yana fındıkta Türkiye’nin en köklü bilim merkezlerinden biri olarak faaliyet gösteriyor. Kurumun laboratuvarı, analiz altyapısı, zararlı mücadelesi ve teknik birikimi tartışma konusu değil. Tartışılan başlık ise başka: Bunca kurumsal hafızaya rağmen yaşlanan bahçeleri yenileyen, toprak disiplinini sahaya yayan ve verimi kitlesel ölçekte yükselten büyük dönüşüm neden hâlâ görünür değil? Giresun’da 1936 yılında “Fındık İstasyonu” adıyla kurulan kurum, ilk yıllarda bölgedeki fındık üretimini geliştirmek ve üretim sorunlarına çözüm bulmak amacıyla yapılandırıldı. Hizmet alanı 1952’den itibaren tüm fındık üretim bölgesini kapsayacak şekilde genişletildi. Kurum, sonraki yıllarda bugünkü enstitü yapısına evrilirken fındık için ülkesel bazda veri toplama, araştırma yapma, gen kaynaklarını koruma, laboratuvar hizmeti sunma ve eğitim-yayım yürütme görevleriyle teknik merkez kimliği kazandı. Bugün kurumun elinde laboratuvar var, analiz var, proje var, yayın var. Resmî kurumsal görünümde doku kültürü, pomoloji, bitki sağlığı, gıda teknolojileri ile toprak ve yaprak analiz laboratuvarları açık biçimde yer alıyor. Devam eden ve sonuçlanan projeler ile eğitim-yayım başlıkları da bu çerçevenin parçası olarak sunuluyor. Bu tablo, Fındık Araştırma Enstitüsü’nün teknik kapasitesinin kâğıt üstünde güçlü olduğunu gösteriyor. Ne var ki sahadaki asıl beklenti, yalnızca araştırma üretmek değil; o araştırmayı bahçede sonuç haline getirmek. Çünkü fındıkta artık temel mesele sadece zararlıyla mücadele etmek ya da üreticiye genel bilgi vermek değil. Asıl mesele; yaşlanan bahçeyi yenilemek, toprağı yeniden disipline etmek, pH dengesini izlemek, gübrelemeyi analiz sonucuna bağlamak ve verimi bahçe yaşı, rakım, bakım düzeyi ve iklim riskine göre yeniden kurmak. Kurumun 2025 yılı kamuya açık faaliyet akışına bakıldığında öne çıkan başlıklar daha çok kahverengi kokarca ile biyolojik mücadele, Samuray arıcığı salımı, geç don sonrası eğitimler ve analiz hizmetleri etrafında toplanıyor. Haber arşivinde 10 Temmuz 2025 tarihli “Samuray Arıcığı Salımı Keşap’ta Gerçekleştirildi” duyurusu ile 26 Mayıs 2025 tarihli “Geç Don Zararı Sonrası Müdahaleler Masaya Yatırıldı” başlıklı eğitim haberi açık biçimde yer alıyor. Samuray arıcığı çalışması, kahverengi kokarcaya karşı biyolojik mücadelede kurumun sahadaki somut hamlelerinden biri olarak öne çıkıyor. Geç don sonrası eğitim de budama, bitki besleme ve hastalık-zararlılarla mücadele başlıklarında teknik personeli sahaya hazırlayan önemli bir çalışma olarak kayda geçiyor. Kurumun teknik faaliyeti var; ancak görünür akış daha çok belirli sorun başlıklarına dönük müdahaleler üzerinden ilerliyor. Toprak ve yaprak analizi tarafında da belirgin bir altyapı bulunuyor. Enstitünün resmî analiz sayfasında toprak verimlilik analiz paketleri, standart yaprak analizi ve farklı parametreleri içeren ücretlendirme kalem kalem yayımlanmış durumda. Ayrıca analiz çeşitleri, numune kabulü ve sonuç listeleri de kurumsal menüde ayrı başlıklar halinde yer alıyor. Ancak tam da burada haberin ağır sorusu beliriyor. Çünkü sahada ihtiyaç duyulan şey, üreticinin başvurusuna bağlı analiz hizmetinin ötesinde bir üretim reformu. Bahçe bazlı pH haritalaması, zorlayıcı gübre planlaması, toprak yorgunluğu takibi, verim haritalama, bahçe yenileme programı ve sonuçların ilçe ilçe ölçülmesi artık fındıkta teknik ayrıntı değil; doğrudan üretim düzeninin omurgası. Kurumun kamuya açık görünür faaliyet akışında ise bu dönüşümün kaç bahçeye ulaştığını, hangi ilçelerde sistemli toprak yönetimi modelinin kurulduğunu, hangi uygulamanın doğrudan verim artışına dönüştüğünü gösteren güçlü ve sayısallaştırılmış saha verisi aynı açıklıkla görülmüyor. Bu değerlendirme, resmî kurumsal içerikte görülen başlıklara ve görünür veri eksikliğine dayanıyor. Toprak analizi meselesi de tam bu başlıkta düğümleniyor. Bu iş, üreticinin eline poşet verilip “numune getir” denilerek yürütülecek bir süreç değil. Köylünün saksıdan, yol kıyısından ya da bahçenin rastgele bir noktasından getireceği toprakla üretim reformu kurulmaz. Sağlıklı analiz, ancak bölge bölge planlanan ve uzman personelce sahada alınan numunelerle mümkündür. Numune alma işinin üreticinin inisiyatifine bırakıldığı yerde bilimsel disiplin zayıflar, sonuç tartışmalı hale gelir. Fındıkta gerçek toprak yönetimi; parsel bazlı, standart derinlikte, teknik ekip denetiminde ve kayıt altına alınmış örnekleme sistemiyle kurulabilir. Bu paragraf, haberde yer alan editoryal değerlendirmedir; kurumsal sayfalarda analiz hizmeti bulunduğu görülmekle birlikte bölge bazlı personel örnekleme modeline ilişkin kamuya açık ayrıntılı uygulama rejimi aynı açıklıkla görünmüyor. Bahçe yenileme meselesi de haberin merkezinde duruyor. Doku kültürü laboratuvarı, fidan materyali ve araştırma altyapısı önemli başlıklar olabilir. Ancak üreticinin beklediği asıl sonuç, yaşlı ve verimsiz bahçelerin yenilenmesinde geniş ölçekli bir kırılmadır. Bugün kurumun resmî görünümünde, bahçe yenilemesini ilçe ilçe sahaya taşıyan, takvime bağlayan ve etkisini verim rakamlarıyla ortaya koyan yaygın bir model kamuoyuna aynı güçle yansımıyor. Laboratuvarın varlığı tek başına yetmiyor; laboratuvarın sahadaki sonucu görünür hale gelmediğinde tartışma da burada büyüyor. Bu da yine resmî açık kaynak görünürlüğüne dayalı bir tespit olarak okunmalıdır. İklim riski tarafında da tablo değişmiyor. Geç don sonrası eğitim verilmiş olması önemli; ancak üretimin bugünkü ihtiyacı sadece zarar sonrası bilgilendirme değil, zarar öncesi risk yönetimi modeli. Mikro bölgeye göre çeşit-rakım uyumu, erken uyarı sistemi, kronolojik müdahale planı ve iklim uyum rejimi olmadan yalnızca eğitim başlığı, üreticinin beklediği koruma duvarını kurmaya yetmiyor. Resmî akışta eğitim var; fakat üretim rejimini zorlayıcı ölçekte değiştiren sistem dönüşümü aynı açıklıkla öne çıkmıyor. Son tabloda ortaya çıkan gerçek şu: Giresun’daki Fındık Araştırma Enstitüsü, tarihsel olarak güçlü, teknik olarak donanımlı, kurumsal olarak köklü bir yapı. Araştırma var, laboratuvar var, analiz var, biyolojik mücadele var, eğitim var. Ancak sahada üreticinin beklediği büyük eşik, bunların verimi kitlesel olarak yukarı taşıyan bir reform zincirine dönüşmesidir. Bugün kamuya açık görünümde görülen eksik de tam burada düğümleniyor: Kurumun bilimsel ağırlığı açık, fakat bu ağırlığın bahçede büyük verim dönüşümüne ne ölçüde çevrildiği hâlâ tartışma konusu olmayı sürdürüyor. . . KAYNAKÇA Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, “Tanıtım” sayfası: kurumun 1936’daki kuruluşu, 1952’de hizmet alanının genişlemesi ve görev tanımı. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü resmî ana sayfası ve kurumsal menüleri: laboratuvarlar, projeler, eğitim-yayım ve kurumsal yapı başlıkları. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Haber Arşivi: 2025 yılı görünür faaliyet başlıkları. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, “Geç Don Zararı Sonrası Müdahaleler Masaya Yatırıldı”, 26 Mayıs 2025. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, “Toprak ve Yaprak Analiz Laboratuvarı Analiz Fiyat Listesi”, “Analiz Ücretleri” ve “Yaprak ve Toprak Örneklerinin Kabulü” sayfaları.

SİGORTACILIK ÖĞRENCİSİ DERSLİKTE SEKTÖRLE BULUŞTU Haber

SİGORTACILIK ÖĞRENCİSİ DERSLİKTE SEKTÖRLE BULUŞTU

ÜNİVERSİTE-SAHA HATTI GÜÇLENİYOR: SİGORTACILIK ÖĞRENCİSİ DERSLİKTE SEKTÖRLE BULUŞTU Giresun Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Banka ve Sigortacılık Programı öğrencileri, Hasar ve Reasürans dersinde eksper ve bilirkişi Alaattin Kısa’yı dinledi. Ders, yalnızca bir konuk buluşması olarak kalmadı; bilimsel literatürün de işaret ettiği biçimde, öğrencilerin mesleki farkındalığını, kariyer yönelimini ve istihdam hazırlığını güçlendiren uygulamalı eğitim örneğine dönüştü. Giresun Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Banka ve Sigortacılık Programı’nda verilen Hasar ve Reasürans dersine konuk olan eksper ve mahkeme bilirkişisi Alaattin Kısa, öğrencilerle sektörün sahadaki gerçeklerini paylaştı. Motorlu taşıtlar ve kara araçları alanında eksperlik yapan, aynı zamanda mahkeme ve tahkim süreçlerinde bilirkişi olarak görev alan Kısa, eksperlik mesleğinin çalışma alanlarını, sorumluluklarını ve sigorta sistemindeki kritik rolünü derste ayrıntılı biçimde anlattı. Ders boyunca öğrencilerin karşısına yalnızca meslek tanımı değil, doğrudan iş hayatının pratiği çıktı. Kısa, özellikle mesleğe girişte deneyimin belirleyici olduğunu vurgulayarak, öğrencilerin eksper asistanlığı ve raportörlük gibi alanlarda erken dönemde saha tecrübesi edinmesinin önemine dikkat çekti. Bu vurgu, mesleki eğitimde okul ile iş dünyası arasındaki bağın güçlendirilmesi gerektiğini savunan araştırmalarla da örtüşüyor. OECD, iş temelli ve uygulama ağırlıklı öğrenmenin öğrencilerle potansiyel işverenler arasında doğrudan köprü kurduğunu; okuldan işe geçiş sürecini kolaylaştırdığını belirtiyor. Bilimsel çalışmalar, bu tür ders içi sektör buluşmalarının öğrenci üzerinde üç temel etkisi bulunduğunu gösteriyor. İlk olarak, teorik bilgi soyut olmaktan çıkıyor; öğrenci mesleğin günlük işleyişini, vaka mantığını ve karar süreçlerini somut örneklerle kavrıyor. İkinci olarak, kariyer beklentisi netleşiyor; öğrenci mezuniyet sonrası hangi unvanlarla, hangi basamaklardan ilerleyebileceğini daha açık görüyor. Üçüncü olarak da mesleki özgüven artıyor; öğrenci sınıfta öğrendiği bilginin gerçek piyasada nerede karşılık bulduğunu görerek kendi yol haritasını daha erken oluşturuyor. Konuk konuşmacıların ve sektör odaklı uygulamalı öğrenmenin, öğrencilerin istihdam becerileri algısını ve aktif öğrenme düzeyini artırdığına ilişkin akademik bulgular bu tabloyu destekliyor. Meslek yüksekokulları açısından bakıldığında tablo daha da kritik hale geliyor. Türkiye’de YÖK ve TOBB arasında geliştirilen yeni iş birliği modelinde de temel hedef, MYO öğrencisini doğrudan sektörle buluşturmak, uygulamalı eğitimi artırmak ve mezuniyet sonrası istihdam kanallarını genişletmek olarak tanımlanıyor. YÖK’ün 2025 ve 2026’daki açıklamaları, mesleki yükseköğretimde niteliğin artık istihdam ve uygulama ekseninde yeniden kurulduğunu ortaya koyuyor. Aynı çerçevede, organize sanayi bölgelerindeki MYO mezunlarının yüksek istihdam oranları da okul-sektör temasının yalnızca pedagojik değil, ekonomik sonuç üreten bir model olduğunu gösteriyor. Bu nedenle Giresun Üniversitesi’nde gerçekleştirilen buluşma, tek günlük bir ders etkinliğinin ötesinde okunmalı. Çünkü sigortacılık gibi mevzuat, teknik değerlendirme, hasar yönetimi ve hukuki süreçlerin iç içe geçtiği alanlarda öğrencinin yalnızca kitap bilgisiyle yetinmesi, mezuniyet sonrasında ciddi uyum sorunları doğurabiliyor. Sektörden gelen bir uzmanın doğrudan sınıfa girmesi ise öğrenciyi daha okul sırasındayken gerçek dosya mantığı, uzmanlık alanları, mesleki etik ve kariyer geçişleriyle tanıştırıyor. Bu da eğitim ile piyasa arasındaki boşluğu daraltıyor. Bu sonuç, mevcut kaynakların ortak okumasına dayanan analitik bir çıkarımdır. Hasar ve Reasürans dersinin hocası Öğr. Gör. Kamil Patan’ın, teorik bilginin sektör deneyimiyle pekiştirilmesi gerektiğine yönelik değerlendirmesi de literatürle aynı hatta duruyor. Uzmanlar, geleceğin iş dünyasında yalnızca diploma değil; problem çözme, analitik düşünme, uyum kapasitesi ve sahaya dönük mesleki çeviklik gibi becerilerin öne çıkacağını vurguluyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 raporu da iş gücü piyasasında beceri dönüşümünün hızlandığını, bu nedenle öğrencilerin gerçek sektör temasına daha erken ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. Dersin soru-cevap bölümüyle sürmesi ve öğrencilerin eksperlik mesleği ile sigorta sektöründeki kariyer imkânlarına ilişkin sorular yöneltmesi de bu açıdan dikkat çekici bulundu. Çünkü bilimsel araştırmalar, öğrencinin yalnızca dinleyici değil, etkileşimli katılımcı olduğu uygulamaların öğrenme kalıcılığını ve mesleki yönelim netliğini artırdığını gösteriyor. Kısacası, bu buluşma öğrencilere sadece bilgi vermedi; mesleğin kapısını, işin ritmini ve sahadaki beklentiyi gösterdi. Üniversite kürsüsünde başlayan bu temasın, doğru kurgulandığında istihdama uzanan somut bir hatta dönüşebileceği değerlendiriliyor

GİRESUN MYO’DA ÖĞRENCİLERE İŞKUR’DAN KARİYER REHBERLİĞİ Haber

GİRESUN MYO’DA ÖĞRENCİLERE İŞKUR’DAN KARİYER REHBERLİĞİ

GİRESUN MYO’DA ÖĞRENCİLERE İŞKUR’DAN KARİYER REHBERLİĞİ Giresun Meslek Yüksekokulu’nda düzenlenen programda öğrenciler, iş hayatına hazırlık, etkili iş arama yöntemleri ve insan kaynakları süreçlerine ilişkin önemli bilgiler aldı. Etkinlikte İŞKUR yetkilileri deneyimlerini paylaşırken, kaydı bulunmayan öğrencilerin başvuruları da yapıldı. Giresun Üniversitesi Giresun Meslek Yüksekokulu’nda yürütülen İnsan Kaynakları dersi, bu kez öğrencileri iş dünyasının uygulama alanıyla buluşturan önemli bir programa ev sahipliği yaptı. Öğr. Gör. Kamil Patan tarafından yürütülen derse konuk olan Giresun İŞKUR İl Müdürü Mustafa Sarı ile İŞKUR Meslek Danışmanı Cem Serdar Akalın, öğrencilerle bir araya geldi. Programda, iş başvurularında dikkat edilmesi gereken temel noktalar, İŞKUR üzerinden etkili iş arama yöntemleri ve insan kaynakları süreçlerine dair kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, iş hayatına ilişkin merak edilen başlıklar soru-cevap bölümünde ele alındı. Etkinliğin dikkat çeken başlıklarından biri de uygulamalı destek oldu. Program kapsamında İŞKUR kaydı bulunmayan öğrencilerin kayıt işlemleri de gerçekleştirilerek, gençlerin istihdam ve kariyer desteklerinden daha aktif biçimde yararlanmasının önü açıldı. Program sonunda İŞKUR İş Kulübü tarafından, öğrencilere yönelik mülakat teknikleri ve etkili iş arama yöntemleri konusunda ilerleyen süreçte yeni bir eğitim programı düzenleneceği bilgisi paylaşıldı. Giresun Meslek Yüksekokulu’nda gerçekleştirilen buluşma, öğrencilerin kariyer planlamasına katkı sunan ve iş dünyasına daha hazırlıklı adım atmalarını hedefleyen önemli bir etkinlik olarak değerlendirildi

BAŞKAN KÖSE’DEN ÖĞRENCİLERE İADE-İ ZİYARET Haber

BAŞKAN KÖSE’DEN ÖĞRENCİLERE İADE-İ ZİYARET

BAŞKAN KÖSE’DEN ÖĞRENCİLERE İADE-İ ZİYARET Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, geçtiğimiz günlerde belediyede ağırladığı Yeşilgiresun İlkokulu öğrencilerini bu kez okullarında ziyaret etti. Başkan Köse’nin 3/A ve 3/K sınıflarıyla bir araya geldiği buluşmada, yerel yönetimler dersi üzerinden belediyecilik ve şehir yaşamı konuşuldu. Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, makamında kendisini ziyaret eden Yeşilgiresun İlkokulu öğrencilerine iade-i ziyarette bulundu. Okula giden Başkan Köse, öğrenciler ve öğretmenlerle bir araya gelerek samimi bir buluşma gerçekleştirdi. Ziyaret sırasında öğrencilerle yakından ilgilenen Köse, çocukların sorularını yanıtladı, belediyenin çalışmaları hakkında bilgi verdi. Sohbet boyunca öğrencilerin merakı ve ilgisi dikkat çekerken, sınıf ortamında sıcak ve keyifli anlar yaşandı. Başkan Köse, çocukların şehirlerine ve çevrelerine duyarlı bireyler olarak yetişmesinin önemine vurgu yaptı. Öğrencilerin yerel yönetimler konusuna gösterdiği ilginin memnuniyet verici olduğunu ifade eden Köse, çocukların erken yaşta kent yaşamı ve kamu hizmetleri hakkında bilgi sahibi olmasının önemli olduğunu belirtti. Ziyarete ilişkin değerlendirmede bulunan Başkan Köse, geçen hafta Yeşilgiresun İlkokulu 3/A sınıfı öğrencilerini belediyede ağırladıklarını hatırlatarak, o gün öğrencilerin kendisini sınıflarına davet ettiğini söyledi. Verdiği sözü yerine getirerek hem 3/A hem de 3/K sınıfını ziyaret ettiğini belirten Köse, 3/K sınıfında işlenen yerel yönetimler dersi üzerinden verimli bir sohbet yaptıklarını kaydetti. Köse, öğrencilerin merak ettikleri soruları birlikte konuşma fırsatı bulduklarını, onlarla vakit geçirmenin son derece kıymetli olduğunu ifade etti. Yeşilgiresun İlkokulu idarecileri ile öğretmenlerine de ilgi ve misafirperverliklerinden dolayı teşekkür etti. Öğrenciler de Başkan Köse’yi okullarında ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getirirken, ziyaretin hem eğitici hem de unutulmaz bir buluşma olduğu belirtildi. Başkan Köse, çocukların ülkenin geleceği olduğunu vurgulayarak tüm öğrencilere eğitim hayatlarında başarı diledi ve her zaman yanlarında olmaya devam edeceklerini söyledi. Yerel yönetimler dersi sınıfta canlandı Yeşilgiresun İlkokulu’ndaki buluşmanın öne çıkan yönlerinden biri de öğrencilerin derste işledikleri yerel yönetimler konusunu doğrudan belediye başkanıyla konuşma fırsatı bulması oldu. Böylece sınıfta anlatılan bilgiler, uygulamadan örneklerle pekiştirildi. Söz verildi, ziyaret gerçekleşti Başkan Köse’nin öğrencilere verdiği sözü tutarak okulu ziyaret etmesi, buluşmaya ayrı bir anlam kattı. Öğrenciler açısından hem öğretici hem de moral verici olan ziyaret, okulda memnuniyetle karşılandı.

AKUT’TAN ÖĞRENCİLERE DEPREM BİLİNÇLENDİRME SEMİNERİ Haber

AKUT’TAN ÖĞRENCİLERE DEPREM BİLİNÇLENDİRME SEMİNERİ

AKUT’TAN ÖĞRENCİLERE DEPREM BİLİNÇLENDİRME SEMİNERİ AKUT Arama Kurtarma Derneği Giresun Ekibi, 1-7 Mart Deprem Haftası kapsamında öğrencilere yönelik önemli bir farkındalık etkinliği gerçekleştirdi. Giresun Merkez Teyyaredüzü Şehit Ufuk Bingöl Ortaokulu’nda düzenlenen “Deprem Bilinçlendirme Semineri”, hem öğrencilere hem de öğretmenlere afet anında doğru davranış biçimlerini hatırlattı. Seminere 6 öğretmen ve 69 öğrenci katıldı. Program boyunca deprem öncesinde alınması gereken tedbirler, deprem anında yapılması gerekenler ve deprem sonrasında dikkat edilmesi gereken güvenlik kuralları detaylı şekilde anlatıldı. AKUT Giresun Ekibi, özellikle öğrencilerin yaş gruplarına uygun bir anlatım dili kullanarak afet bilincinin küçük yaşlarda kazanılmasının önemine dikkat çekti. Seminerde, deprem sırasında paniğe kapılmadan hareket etmenin hayati olduğu vurgulandı. Öğrencilere, sarsıntı anında “çök-kapan-tutun” uygulamasının neden önemli olduğu, pencere, dolap, devrilebilecek eşya ve camlardan uzak durulması gerektiği örneklerle aktarıldı. Ayrıca merdiven, asansör ve balkon gibi riskli alanlarda bulunmanın tehlikelerine de dikkat çekildi. AKUT ekibi, yalnızca deprem anını değil, deprem öncesi hazırlık sürecini de anlattı. Evlerde ve okullarda sabitlenmemiş dolap, raf ve benzeri eşyaların oluşturabileceği tehlikelere değinilirken, afet ve acil durum çantası hazırlanmasının önemi üzerinde duruldu. Öğrencilere, aileleriyle birlikte bir acil durum planı yapmaları, toplanma alanlarını öğrenmeleri ve iletişim zincirini önceden belirlemeleri gerektiği ifade edildi. Seminerin dikkat çeken bölümlerinden biri de soru-cevap kısmı oldu. Öğrencilerin deprem sırasında sınıfta, evde ya da sokakta nasıl davranmaları gerektiğine ilişkin yönelttiği sorular AKUT gönüllüleri tarafından yanıtlandı. Böylece çocukların yalnızca bilgi dinleyen değil, sürece aktif şekilde katılan bireyler olması sağlandı. Yetkililer, afet bilincinin yalnızca yetişkinlere değil, çocuklara da erken yaşta kazandırılması gerektiğini belirtirken, bu tür eğitimlerin toplumun genel afet hazırlığını güçlendirdiğine işaret etti. Özellikle Türkiye gibi deprem riski yüksek bir ülkede, teorik bilginin günlük yaşam alışkanlıklarına dönüşmesinin büyük önem taşıdığı ifade edildi. Yaptığı başarılı arama-kurtarma faaliyetleriyle takdir toplayan AKUT Giresun Ekibi’nin, ilerleyen süreçte farklı okullarda da benzer bilinçlendirme seminerleri vermeye devam edeceği belirtildi. Düzenlenen eğitim, öğrencilerin depremi korkuyla değil, bilgi ve hazırlıkla karşılaması gerektiği mesajını öne çıkardı.

​​​​​​​ÇYDD GİRESUN ŞUBE BAŞKANI YILMAZ: "ATAMIZIN YOLUNDA EMİN ADIMLARLA YÜRÜYORUZ" Haber

​​​​​​​ÇYDD GİRESUN ŞUBE BAŞKANI YILMAZ: "ATAMIZIN YOLUNDA EMİN ADIMLARLA YÜRÜYORUZ"

ÇYDD GİRESUN ŞUBE BAŞKANI YILMAZ: "ATAMIZIN YOLUNDA EMİN ADIMLARLA YÜRÜYORUZ" GİRESUN – Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Giresun Şube Başkanı Havva Yılmaz, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle yaptığı basın açıklamasında kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği vurgusu yaptı. Yılmaz, Cumhuriyet kazanımlarının önemine değinerek, "Atamızın yolunda emin adımlarla yürüyoruz" dedi. "8 Mart Bir Kutlama Değil, Kararlı Bir Direnişin Sembolüdür" Başkan Havva Yılmaz, 8 Mart'ın tarihsel sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "8 Mart, 100 yılı aşkın süredir, tüm dünyada kadınların var olma ve haklarını savunma iradesini hatırlatan bir gün olarak anılmaktadır. Geçmişten bugüne eşitlik, özgürlük ve adalet için verilen kararlı bir direnişin sembolüdür. Bu tarih bir kutlama değil; yüzyıllardır süren hak arayışının, dayanışmanın ve dönüşüm iradesinin en güçlü tarihsel ifadesidir." Yılmaz, kadınların karşılaştığı engellerin sürdüğünü belirterek, "Kadınların yalnızca kadın oldukları için verdikleri bu hak mücadelesi hala erkek egemen sistemin yarattığı eşitsizliklerle karşı karşıyadır. Yaşamın her alanında kendini gösteren bu durum; eğitimde, çalışma hayatında ve hatta en temel insan haklarında kadınların önüne görünür ve görünmez engeller koymaya devam etmektedir." şeklinde konuştu. "Kadın Haklarını Savunmak Ortak Sorumluluktur" Toplumsal ilerlemenin kadınların her alanda eşit fırsaa “8 Mart, Kadınların Özgürlük Mücadelesinin Sembolüdür” Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Giresun Şube Başkanı Havva Yılmaz, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, kadın hakları mücadelesinin tarihsel önemine dikkat çekerek, “Atamızın yolunda emin adımlarla yürüyoruz” dedi. 8 Mart’ın Tarihsel Anlamına Vurgu ÇYDD Giresun Şube Başkanı Havva Yılmaz, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, 8 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü olmadığını, kadınların yüz yılı aşkın süredir sürdürdüğü hak arayışının ve eşitlik mücadelesinin simgesi olduğunu belirtti. Yılmaz, açıklamasında şu değerlendirmede bulundu: “8 Mart, 100 yılı aşkın süredir tüm dünyada kadınların var olma ve haklarını savunma iradesini hatırlatan bir gün olarak anılmaktadır. Bu tarih bir kutlama değil; eşitlik, özgürlük ve adalet için verilen kararlı direnişin tarihsel ifadesidir.” “Kadın Hakları Toplumsal Kalkınmanın Anahtarıdır” Kadın haklarının yalnızca bireysel bir hak arayışı olmadığını ifade eden Yılmaz, bunun aynı zamanda çağdaş ve adil bir toplumun kurulmasının temel şartı olduğunu vurguladı. Yılmaz’a göre bir ülkenin gerçek anlamda ilerleyebilmesi için kadınların; eğitimde çalışma hayatında bilim ve sanat alanlarında karar alma mekanizmalarında eşit fırsatlara sahip olması gerekiyor. Ancak tüm kazanımlara rağmen kadınların hâlâ cinsiyet temelli ayrımcılık, eşitsizlik ve şiddetle karşı karşıya kaldığını belirten Yılmaz, kadın haklarının güçlendirilmesinin demokratik bir hukuk devleti olmanın temel gereği olduğunu ifade etti. Kadına Yönelik Şiddete Dikkat Çekti Açıklamada kadına yönelik şiddet konusuna da değinen Yılmaz, kadın cinayetlerinin bireysel olaylar olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Yılmaz, şunları söyledi: Kadına yönelik şiddetin sona erdirilmesi ertelenemez bir sorumluluktur. Kadınların yaşam hakkı tam ve etkin biçimde korunmalıdır. Toplumsal cinsiyet eşitliği kamusal politikaların merkezinde yer almalıdır. Kadın cinayetlerinin köklerinin eşitsizlik ve ayrımcılık sorununda bulunduğunu vurgulayan Yılmaz, kadınların güven içinde yaşayabildiği bir toplum için mücadele etmeye devam edeceklerini ifade etti. “Eşitliğin Temeli Çağdaş Eğitimdir” ÇYDD’nin çalışmalarına da değinen Yılmaz, toplumsal cinsiyet eşitliğinin en güçlü dayanağının laik, bilimsel ve çağdaş eğitim olduğunu söyledi. Derneğin 1989 yılından bu yana 150 bini aşkın kız öğrencinin eğitimine destek verdiğini belirten Yılmaz, Cumhuriyet değerleri doğrultusunda kadınların eğitim yoluyla güçlenmesine katkı sağlamayı sürdürdüklerini dile getirdi. “Cumhuriyet Kadın Haklarının Teminatıdır” Yılmaz açıklamasında, Cumhuriyet’in kadınlara tanıdığı hakların Türkiye’nin toplumsal dönüşümünde önemli bir rol oynadığını vurguladı. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulan Cumhuriyet’in kadınlara erken dönemde seçme ve seçilme hakkı başta olmak üzere birçok temel hak tanıdığını hatırlatan Yılmaz, bu kazanımların bir aydınlanma devriminin parçası olduğunu ifade etti. “Cumhuriyet ile bize emanet edilen değerleri korumak ve geliştirmek en temel sorumluluğumuzdur” diyen Yılmaz, laik, demokratik ve eşitlikçi bir toplumsal düzen için mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti. “Atamızın Yolunda Yürümeye Devam Edeceğiz” Açıklamasının sonunda Yılmaz, kadınların eşit haklara ve fırsatlara sahip olduğu bir Türkiye için çalışmaya devam edeceklerini ifade ederek şu mesajı verdi: “Dün olduğu gibi bugün de Cumhuriyetimizin kazanımlarından ve Atatürk devrimlerinden aldığımız güçle kadınların hak arayışında yanlarında duruyoruz. Atamızın yolunda emin adımlarla yürümeye devam edeceğiz.” tlara sahip olmasıyla mümkün olacağını ifade eden Yılmaz, "Kadın haklarını savunmak, yalnızca bireysel bir hak arayışı değil; adil, eşit ve çağdaş bir toplum inşa etmenin ortak sorumluluğudur." vurgusunu yaptı. Kadın cinayetlerinin köklerinin eşitsizlikte olduğunu söyleyen Başkan Yılmaz, "Kadın cinayetleri, bireysel olaylar değil; kökleri eşitsizlikte ve ayrımcılıkta olan ciddi bir toplumsal sorundur." dedi. Eğitim ve Cumhuriyet Vurgusu ÇYDD'nin 1989'dan bu yana 150 bini aşkın kız öğrenciye destek sunduğunu belirten Yılmaz, açıklamasını Cumhuriyet değerlerine atıfta bulunarak tamamladı: "Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve milli mücadele dönemi arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyet, kadınların eşit yurttaşlık hakkını güvence altına alan köklü bir dönüşümün adıdır. Daha kuruluş yıllarında kadınlara seçme ve seçilme hakkı başta olmak üzere pek çok temel hakkı tanıyan Cumhuriyet, bu yönüyle bir aydınlanma ve eşitlik devrimidir. Kadınların toplumsal yaşamın öznesi olarak var olmasını esas alan bu miras, bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır." Yılmaz, laik ve demokratik toplumsal düzeni savunma kararlılığında olduklarını belirterek, "ÇYDD olarak, her kadının eşit haklara ve fırsatlara sahip olduğu bir Türkiye için çalışmaya, dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz." ifadeleriyle sözlerini noktaladı.

DSİ PERSONELİNE "PROBLEM ÇÖZME BECERİLERİ" EĞİTİMİ Haber

DSİ PERSONELİNE "PROBLEM ÇÖZME BECERİLERİ" EĞİTİMİ

GİRESUN’DA AİLELER GÜÇLENİYOR: DSİ PERSONELİNE "PROBLEM ÇÖZME BECERİLERİ" EĞİTİMİ GİRESUN – Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ülke genelinde yürüttüğü Aile Eğitim Programı (AEP) kapsamında, Giresun’da kamu personeline yönelik önemli bir farkındalık çalışması gerçekleştirildi. Giresun Sosyal Hizmet Merkezi bünyesindeki Eğitim ve Danışmanlık Birimi uzmanları, DSİ Bölge Müdürlüğü personeli ile bir araya gelerek aile içi dinamikleri güçlendirecek stratejileri paylaştı. Ailenin Kendi Kaynaklarıyla Çözüm Üretmesi Hedefleniyor Eğitimin ana temasını oluşturan "Ailenin Kendi Kaynaklarını Kullanma Yoluyla Problem Çözme Becerisi Kazanma" konusu, Bakanlığın "koruyucu ve önleyici hizmetler" vizyonuyla paralellik gösteriyor. Eğitimde, ailelerin karşılaştıkları kriz anlarında dış müdahaleye ihtiyaç duymadan, kendi içlerindeki doğal sevgi, iletişim ve dayanışma kaynaklarını nasıl harekete geçirebilecekleri üzerinde duruldu. AEP ile 2026 Hedeflerine Doğru Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2026 yılı vizyonu çerçevesinde, aile kurumunun dış risklere karşı dayanıklılığının artırılması öncelikli hedefler arasında yer alıyor. Giresun’da düzenlenen bu eğitimle: Aile içi süreçlerin işlevsel hale getirilmesi, Yaşam kalitesinin artırılması, Sahip olunan kaynakların (zaman, bütçe, sevgi, sabır) etkili yönetimi amaçlanıyor. "Sorun Değil, Vizyon Odaklı Yaklaşım" Bakanlığın AEP modülleri; sorunların çözümünü sadece kriz anına bırakmayıp, sorun ortaya çıkmadan önce aile bireylerinin donanımını artırmayı esas alıyor. Uzmanlar, sağlıklı bir ailenin problemlerini çözme konusunda kendine güven duymasının, toplumsal huzurun temeli olduğunu vurguladı. Giresun Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, benzer eğitim faaliyetlerinin il genelindeki diğer kamu kurum ve kuruluşlarında da yaygınlaştırılarak devam edeceğini bildirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.