Hava Durumu

#Edebiyat

giresunsonhaber - Edebiyat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Edebiyat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

1924’TE BAŞLAYAN İZLER, 100. SAYI İÇİN GÜN SAYIYOR Haber

1924’TE BAŞLAYAN İZLER, 100. SAYI İÇİN GÜN SAYIYOR

1924’TE BAŞLAYAN İZLER, 100. SAYI İÇİN GÜN SAYIYOR Giresun’un kültür, edebiyat, tarih ve sanat hafızasının köklü yayınlarından İzler Dergisi, Ağustos 2026’da 100 numaralı sayısıyla okur karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği Başkanı Gürsel Ekmekçi; eski ve yeni yazarları buluşturacak özel sayının Turkuvaz Medya Dağıtım aracılığıyla satış noktalarına ulaştırılacağını, abonelere ise Aras Kargo ile gönderileceğini açıkladı. İzler Dergisi’nin 100. sayı hazırlıkları sürerken özel sayının içeriği, dağıtımı, baskı planlaması ve kapak tasarımıyla ilgili ayrıntılar da netleşmeye başladı. Derginin imtiyaz sahibi ve Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği Başkanı Gürsel Ekmekçi, peş peşe yaptığı açıklamalarda hem okurların sorularını yanıtladı hem de Giresun’un kültür hayatı açısından tarihî nitelik taşıyan sayıya destek çağrısında bulundu. İLK SAYI 21 ŞUBAT 1924’TE YAYIMLANDI İzler’in yolculuğu, Cumhuriyet’in ilanından yaklaşık dört ay sonra başladı. “İzler Mecmuası” adıyla yayımlanan derginin ilk sayısı 21 Şubat 1924’te çıktı. Bilgi Yurdu’nun yayın organı olan mecmuanın ilk sahibinin Cemil Hüseyin olduğu; ilerleyen sayılarda Can Akengin, Nuri Ahmet Çimşit ve Cemil Hüseyin Gökdeniz’in yayının sorumluluğunu birlikte üstlendikleri kayıtlara geçti. Kültür ve edebiyat ağırlıklı bir çizgi izleyen dergi, yalnızca Giresun’a seslenmedi. Sivas ve Amasya gibi farklı kentleri kapaklarına ve sayfalarına taşıdı; şiirden öyküye, anıdan gezi yazısına, eğitimden spora kadar geniş bir alanda içerik yayımladı. İlk sayısı 10 kuruştan satışa çıkan derginin sloganı “Anadolu’muzun İyilik ve Güzellik İzleri”ydi. İzler Mecmuası, 15 Mayıs 1927’ye kadar toplam 27 sayı yayımlanabildi. Yeşilgiresun’un İzler Dergisi arşivi 27 SAYILIK MİRAS, 28. SAYIYLA YENİDEN HAYAT BULDU İlk döneme ait 27 sayının Osmanlı Türkçesinden Latin harflerine aktarılmasıyla İzler’in tarihî birikimi 2020 yılında yeniden gün yüzüne çıkarıldı. Orijinal nüshaları İhsan Hakyemez tarafından temin edilen ve baskı giderleri karşılanan çalışma, Mustafa Çulfaz’ın çevirisiyle tıpkıbasım kitap haline getirildi. Çalışmaya Ayhan Yüksel ve Veysel Usta’nın da katkı sunduğu açıklandı. İzler’in Latin harflerine aktarılmasına ilişkin tanıtım haberi Gürsel Ekmekçi’nin kurucu başkanlığında yeniden faaliyete geçen Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği, tarihî numaralandırmayı sıfırlamak yerine dergiyi 28. sayıyla yeniden yayımlamaya başladı. Şubat 2021’de 34. sayıya ulaşan İzler, Ağustos 2026’da yayımlanması planlanan yeni sayısıyla kapağına “100” yazacak. Böylece 1924’te başlayan ancak uzun bir kesintinin ardından yeniden canlandırılan yayın serüveni, yüzüncü sayı eşiğini aşacak. 100. SAYI “SOLİSTLER GEÇİDİ” GİBİ OLACAK Özel sayı için tek bir ana dosya konusu belirlenmedi. Ekmekçi, İzler’in geçmişten bugüne yayın kadrosunda yer alan eski ve yeni yazarlardan makale istediğini belirterek içeriği “bir tür solistler geçidi” sözleriyle tanımladı. Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse’nin yazısı dergi yönetimine ulaştı. CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş’in yazısının da hazırlanmakta olduğu bildirildi. Ekmekçi ayrıca Giresun Barosu Başkanı ile Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanından yazı geleceği yönünde haber aldığını paylaştı. Katılımın genişlemesiyle birlikte 100. sayının olağan sayılardan daha hacimli olması planlanıyor. Sayfa sayısındaki artışın baskı maliyetine yansıyacağını belirten Ekmekçi, özel sayının satış fiyatının da önceki sayılara göre daha yüksek olacağını duyurdu. TÜM SATIŞ NOKTALARINDA VE ABONELERİN ADRESİNDE OLACAK Ekmekçi, ilk açıklamasının ardından oluşan soru işaretlerini gidererek dağıtım planını da açıkladı. İzler Dergisi’nin 100. sayısı, diğer sayılarda olduğu gibi Turkuvaz Medya Dağıtım aracılığıyla perakende satış noktalarında yerini alacak. Abonelerin dergileri ise Aras Kargo ile adreslerine ulaştırılacak. Bir adet dergi almak isteyen okurlar için satış noktalarında yeterli erişim sağlanması planlanırken eşine, dostuna ya da kurumuna üç, beş veya daha fazla dergi almak isteyenlerden sayı bildirmeleri istendi. Bu bildirimler sipariş zorunluluğu olarak değil, ilk baskı adedini gerçeğe en yakın biçimde belirlemek amacıyla toplanıyor. İKİNCİ BASKIYI YALNIZCA TARIK AKAN SAYISI YAPMIŞTI İzler’in bugüne kadarki yayın serüveninde ikinci baskıya giden tek sayının Tarık Akan’a ayrılan özel sayı olduğunu hatırlatan Ekmekçi, yeni bir ikinci baskının yayın ekibi açısından ilave maliyet ve yoğunluk anlamına geldiğine dikkat çekti. Bu nedenle 100. sayıya yönelik çoklu alım taleplerinin baskıdan önce bilinmesi, derginin doğru sayıda basılması açısından önem taşıyor. PAYLAŞILAN YAPAY ZEKÂ GÖRSELİ RESMÎ KAPAK DEĞİL 100.sayı için sosyal medyada paylaşılan nostaljik görselin yapay zekâ tarafından üretildiğini belirten Ekmekçi, görseldeki yanlışlıklara gülümsemekle yetindiğini söyledi. Paylaşılan çalışma, 100. sayının resmî kapağı değil; hazırlık sürecinde ortaya çıkan temsili bir taslak niteliğinde. Derginin asıl görsel tasarımını Gökalp Kabacaoğlu hazırlayacak. Yaz tatili için Giresun’da bulunan Kabacaoğlu’nun çalışma bilgisayarının Almanya’da olması nedeniyle resmî tasarım henüz ortaya çıkmadı. Ekmekçi, kapak ve sayfa düzeninde belirleyici olacak çalışmanın Kabacaoğlu’nun imzasını taşıyacağını vurguladı. 100. SAYI KUTLAMASI EYLÜL SONUNDA Gürsel Ekmekçi, 8 Temmuz 2026 tarihli “Yüz Görümlüğü” başlıklı yazısında derginin ağustos ayında 100. sayıya ulaşacağını duyurmuştu. Aynı yazıda Can Akengin Bilgi Yurdu’nun 22 bölümünden 15’inin faal olduğunu belirten Ekmekçi, ağustos sıcağı nedeniyle 100. sayı için planlanan geniş kutlama programının eylül ayı sonlarına doğru yapılacağını açıklamıştı. Programın ayrıntıları daha sonra paylaşılacak. Gürsel Ekmekçi’nin “Yüz Görümlüğü” yazısı “BİZ BAŞARDIK KARDEŞLERİM” Okurlardan gelen “Gürsel, dört dergi ben alırım”, “Kardeşim, bana 10 yaz”, “Abi, beş tane bana ayır” şeklindeki mesajların kendisi için unutulmaz olduğunu dile getiren Ekmekçi, Giresun’da kültür yayıncılığına gösterilen bu sahiplenmenin önemine işaret etti. Hazırlıkların heyecanını ve gururunu paylaşan Ekmekçi, duygularını şu sözlerle anlattı: “Biz başardık kardeşlerim. Allah herkese nasip etsin. En derinden aşk ile.” Görsel altı: Gürsel Ekmekçi’nin yapay zekâ ile üretildiğini ve yanlışlıklar içerdiğini belirttiği temsili 100. sayı çalışması. Derginin resmî kapak ve sayfa tasarımı Gökalp Kabacaoğlu tarafından hazırlanacak.

​​​​​​​EĞİTİMCİ VE YAZAR ZİYA GÜL SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI Haber

​​​​​​​EĞİTİMCİ VE YAZAR ZİYA GÜL SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

EĞİTİMCİ VE YAZAR ZİYA GÜL SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI Giresun Atatürk Lisesinin emekli öğretmenlerinden, TÖB-DER Giresun eski Şube Başkanı ve yazar Ziya Gül, 83 yaşında hayatını kaybetti. Eğitim ve siyaset dünyasının tanınan isimlerinden Gül, memleketi Eynesil’de düzenlenen törenin ardından aile kabristanlığında toprağa verildi. Giresun Atatürk Lisesinde uzun yıllar öğretmenlik yapan, Türkiye Öğretmenler Sendikası üyeliği ve TÖB-DER yöneticiliğiyle eğitim mücadelesinde yer alan Ziya Gül için Eynesil Merkez Eski Cami’de cenaze töreni düzenlendi. Gül’ün oğlu, İstanbul Adalar önceki dönem Belediye Başkanı, gazeteci ve yazar Erdem Gül ile aile üyeleri, cami avlusunda taziyeleri kabul etti. SİYASET, EĞİTİM VE EDEBİYAT DÜNYASINDAN YOĞUN KATILIM Cenaze törenine CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, CHP Parti Meclisi Üyesi Baran Seyhan, Görele Belediye Başkan Vekili Aysel Uzun, Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu, Espiye Belediye Başkan Yardımcısı Cem Güven, Eynesil Belediye Başkan Yardımcısı Gürsel Yılmaz ve CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek katıldı. Törende ayrıca önceki dönem Giresun milletvekilleri Rüştü Kurt, Eşref Karaibrahim ve Necati Tığlı, CHP Eynesil İlçe Başkanı Erhan Cebeci, CHP Espiye İlçe Başkanı İbrahim Akgün, önceki dönem Eynesil Belediye Başkanı Ahmet Latif Karadeniz, İYİ Parti Eynesil İlçe Başkanı Suat Emeksiz, şair ve yazar Ersin Ergün Keleş ile Gül’ün öğretmen arkadaşları ve dostları da yer aldı. Bazı siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de katıldığı törende, çok sayıda vatandaş Gül ailesinin acısını paylaştı. ÇOK SAYIDA ÇELENK GÖNDERİLDİ Törene, tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nuri Aslan, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Saymanı Basri Gürsoy ile çeşitli kişi ve kuruluşlar tarafından çelenk gönderildi. (AP News) Ziya Gül’ün cenazesi, öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrasında Eynesil’in Gümüşçay Mahallesi Görnazlı mevkisindeki aile kabristanlığında toprağa verildi. EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANAN BİR YAŞAM 1968 kuşağının eğitim ve sol siyaset alanındaki isimlerinden olan Ziya Gül, Türkiye Öğretmenler Sendikası bünyesinde yürütülen çalışmalarda yer aldı. 1978 yılında Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği Giresun Şube Başkanlığı görevini üstlenen Gül, 12 Eylül askeri darbesinin ardından yürüttüğü sendikal ve siyasal faaliyetler nedeniyle uzun süre cezaevinde tutuldu. Öğretmenliği, örgütlü eğitim mücadelesi ve yazılarıyla tanınan Ziya Gül’ün vefatı; ailesi, öğrencileri, meslektaşları ve sevenleri arasında büyük üzüntüye neden oldu.

KÖR KARANLIKTAN SIZANLAR OKURLA BULUŞTU Haber

KÖR KARANLIKTAN SIZANLAR OKURLA BULUŞTU

KÖR KARANLIKTAN SIZANLAR OKURLA BULUŞTU Tirebolulu emekli öğretmen İbrahim Mıdık’ın yıllarca defter aralarında sakladığı şiirleri, hastalıkla mücadelenin, hatıraların, gurbetin, öğretmenlik yıllarının, sevdanın ve ölümle yüzleşmenin içinden süzülerek “Kör Karanlıktan Sızanlar” adıyla kitaplaştı. Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği Yayınlarının 15. kitabı olarak yayımlanan eser, bir hayatın karanlıkla, acıyla ve hatırayla kurduğu sessiz bağın şiir diliyle kayda geçirilmiş hâli olarak okurla buluştu. Tirebolulu emekli öğretmen İbrahim Mıdık’ın şiir kitabı “Kör Karanlıktan Sızanlar”, Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği Yayınlarının 15. kitabı olarak yayımlandı. Arı Sanat Yayınları / Hatıra Kitap etiketiyle basılan eser, 68 sayfalık bir şiir kitabı olarak okura ulaştı. Kitap, yıllarca defter aralarında, masa çekmecelerinde ve yazarın kendi iç dünyasında saklı kalan şiirleri gün ışığına çıkarıyor. Mıdık’ın dizelerinde hastalıkla mücadele, ölümle yüzleşme, sevda, gurbet, öğrenciler, memleket, toplumsal acılar, eski dostlar ve Tirebolu’ya bağlılık aynı hüzünlü şiir damarında birleşiyor. “Kör Karanlıktan Sızanlar”, yalnızca bir şiir kitabı değil; 37 yıl öğretmenlik yapmış bir Tirebolulunun, ömrünün farklı dönemlerinde içine attığı sözleri, hastalıkla ağırlaşan bir zamanın içinden okura ulaştırdığı içli bir hafıza kitabı niteliği taşıyor. TİREBOLU’DAN BAŞLAYAN BİR ÖMÜR, ŞİİRE DÖNÜŞEN BİR HAFIZA İbrahim Mıdık, 10 Aralık 1964’te Tirebolu’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Tirebolu’da tamamladıktan sonra 1983 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nü kazandı. 1987 yılında mezun olan Mıdık, öğretmenlik mesleğine Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde başladı. Siverek Ortaokulu’nda başlayan meslek hayatı, askerlik görevi sürecinde Kastamonu Azdavay Lisesi’nde yedek subay öğretmenlik göreviyle devam etti. Daha sonra yeniden Siverek’e dönen Mıdık, 1992 yılından itibaren Tirebolu’daki okullarda görev aldı. Tirebolu İmam Hatip Lisesi, Şehit Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan İlköğretim Okulu, Tirebolu Lisesi, Tirebolu Anadolu Lisesi, Espiye 75. Yıl Çok Programlı Anadolu Lisesi, Piraziz İsmail Yücel MTAL ve Tirebolu İskender Kaptan MTAL’de görev yapan Mıdık, 37 yıllık eğitim hayatının ardından sağlık sorunları nedeniyle emekliye ayrıldı. Bu uzun meslek hayatı, kitabın duygusal temelini oluşturan en güçlü kaynaklardan biri olarak öne çıkıyor. Mıdık’ın şiirlerinde sınıfların, öğrencilerin, gurbet ilçelerinin, memleket yollarının, okul koridorlarının ve hayatla erken tanışan insanların izleri hissediliyor. Onun şiiri yalnızca bireysel bir iç döküş değil; öğretmenlik yılları boyunca tanık olunan hayatların, acıların, umutların ve kırılgan insan hikâyelerinin de şiirsel kaydı hâline geliyor. DEFTER ARALARINDAN OKURA UZANAN ŞİİRLER İbrahim Mıdık, yıllar boyunca toplumsal ve kişisel konularda hissettiklerini mısralara döktü; ancak bu yazdıklarını uzun süre kendisine sakladı. Şiirler, yıllarca bir defterin arasında, bir çekmecenin sessizliğinde, söylenmeyi bekleyen ama zamanını bulamayan sözler olarak kaldı. Son yıllarda yakalandığı amansız hastalıkla mücadele eden Mıdık, kemoterapi, radyoterapi ve hastane sürecinin içinde, gün ışığı görmemiş şiirlerini okurla buluşturma isteğini daha güçlü hissetti. Böylece “Kör Karanlıktan Sızanlar”, bir edebî dosyanın kitaplaşmasının ötesinde, insanın en kırılgan zamanında kendini ifade etme, iz bırakma ve içindeki sesi başkalarına ulaştırma çabasına dönüştü. Bu yönüyle kitap, yazarın kendi ifadesiyle yıllarca saklı kalmış ruh hâllerinin, toplumsal ve şahsi duyarlılıkların, hastalıkla derinleşen iç muhasebenin ve hatıraların şiir diliyle açığa çıktığı bir çalışma olarak dikkat çekiyor. HASTALIKLA MÜCADELEDEN ŞİİRE SIZAN SES Kitabın en güçlü damarlarından biri, hastalıkla verilen mücadelenin şiire dönüşmesidir. Mıdık, bedensel acıyı dolaylı anlatımlarla yumuşatmadan, doğrudan ve sarsıcı bir iç sesle kuruyor. Hastane odaları, tedavi cihazları, ilaçlar, yorgunluk, uykusuzluk ve ağrı, kitabın bazı bölümlerinde yalnızca yaşanan bir süreç olarak değil, insanın kendi bedeniyle yaptığı sessiz savaşın sahnesi olarak yer alıyor. Şairin şu dizeleri, bu mücadeleyi yalın ama ağır bir imgeyle taşıyor: “Vücudum savaş meydanı Can veriyor, can alıyor.” Bu iki dizede hastalık, soyut bir kader cümlesi olmaktan çıkıyor; bedenin içinde süren çetin bir çarpışmaya dönüşüyor. Şair, kendi acısını büyütmeden ama saklamadan yazıyor. Okur, bu dizelerde yalnızca hastalığı değil, insanın kendi sınırına yaklaştığında bile kelimeye tutunma gücünü görüyor. Bir başka şiirde ise bedenin tükenişi, hastane köşesi ve ömrün son eşiği aynı hüzün çizgisinde birleşiyor: “Ağır ağır tükenen bedenimin Islak toprak kokusu Bir hastane köşesinde Ömrümün son virajı.” Bu dizelerde ölüm, sert bir kopuş değil; yaklaşan, kokusu duyulan, insanın yavaş yavaş fark ettiği büyük bir eşik olarak duruyor. Mıdık, bu eşiği şiirin içinde ağırlaştırmadan ama bütün çıplaklığıyla hissettiriyor. KARANLIĞIN İÇİNDEN KALAN İNCE BİR IŞIK Kitaba adını veren karanlık, Mıdık’ın şiirlerinde yalnızca umutsuzluk anlamına gelmiyor. Karanlık; hastalığın, kaybın, yalnızlığın, gurbetin, kırılmış hayallerin ve içe atılmış sözlerin ortak zemini olarak kuruluyor. Ancak bu zeminin içinde her zaman ince bir ışık, bir hatıra, bir sevda izi, bir memleket çağrısı ve bir teslimiyet duygusu da beliriyor. Şairin şu dizeleri, kitabın adındaki karanlık ve sızıntı duygusunu şiirsel olarak açıyor: “Kör ışığın kapı aralığından sızan kör karanlık Uykusuz uykuları tetikliyor.” Burada ışık ile karanlık birbirine karşıt iki uç olmaktan çıkıyor; insanın iç dünyasında aynı anda var olan iki hâle dönüşüyor. Mıdık’ın şiirinde hayat da böyle akıyor: Bir yanında hastalık, ölüm, yorgunluk ve kayıp; diğer yanında hatıra, sevda, memleket, inanç ve şiir. Bu nedenle “Kör Karanlıktan Sızanlar”, karanlığa teslim olmuş bir kitap değil; karanlığın içinden kalan son sesleri, son hatıraları ve son ışıkları arayan bir şiir toplamı olarak okunuyor. HATIRALARIN GÖLGESİNDE BİR ŞİİR DİLİ Kitapta hatıralar, yalnızca geçmişte kalmış anılar olarak değil, bugünün içine sızan ve insanı içeriden şekillendiren canlı bir hafıza olarak yer alıyor. Mıdık’ın şiirlerinde geçmiş, bazen bir dostun gölgesi, bazen bir babanın hatırası, bazen eski bir şehir, bazen de gençlik yıllarından kalmış buruk bir ses olarak okurun karşısına çıkıyor. Kitabın hüzünlü atmosferini taşıyan şu dizeler, bu hafıza duygusunu güçlü biçimde özetliyor: “Hüzünlü geçmişlerin bahçıvanını, Dinleye dinleye göğe yürüdüm. Hazan bülbülünün türkülerinde, Nice gönül dostu gölgeler gördüm.” Bu dizelerde geçmiş, kapatılmış bir defter değildir. Şair, onu dinleye dinleye yürür. Hüzün bir yük olarak değil, insanın kendi içindeki bahçeyi sulayan acı bir hatıra kaynağı olarak belirir. “Gönül dostu gölgeler” ifadesi, kitabın en belirgin duygusal damarlarından birini açar: Kaybedilenlerin, uzaklaşanların ve geride kalanların şiirde yeniden görünür olması. TİREBOLU’YA DÖNEN SES İbrahim Mıdık’ın şiirlerinde Tirebolu, yalnızca doğduğu yer değildir. Tirebolu; çocukluk, aile, geçmiş, fındık bahçeleri, sahil, dostluklar, eski insanlar, öğretmenlik yılları ve ölüm düşüncesiyle iç içe geçmiş bir memleket hafızasıdır. Şairin İstanbul’a seslendiği bölümlerde büyük şehrin yorgunluğu, kalabalığı ve insanı tüketen koşuşturması daha sert bir dille kurulur. Bu şehir imgesi karşısında Tirebolu, insanın dönmek istediği asli yer olarak belirir: “Galiba sona geldim bu devasa çukurda Alın götürün beni Tirebolu’ma.” Bu çağrı, yalnızca bir şehirden başka bir şehre gitme isteği değildir. Mıdık’ın şiirinde Tirebolu, insanın kendi köküne, kendi toprağına, kendi diline ve kendi hatırasına dönme arzusudur. Büyük şehirde sıkışan ruh, memlekette yeniden nefes almak ister. Kitap boyunca Tirebolu’nun doğrudan ya da dolaylı biçimde hissedilen varlığı, eseri kişisel bir şiir toplamından çıkarıp yerel hafızaya bağlı güçlü bir edebî kayda dönüştürüyor. ÖĞRETMENLİK HAFIZASI VE İNSANA BAKIŞ İbrahim Mıdık’ın 37 yıllık öğretmenlik geçmişi, şiirlerinde sessiz ama belirgin bir damar olarak duruyor. Öğrenciler, şehit öğretmenler, görev yapılan şehirler ve eğitim hayatının bıraktığı izler, kitabın toplumsal yönünü güçlendiriyor. “Öğrencilerime…” başlıklı şiirde yer alan şu dizeler, öğretmen Mıdık’ın insana bakışındaki inceliği gösteriyor: “Gencecik karanfiller Hepsi yıldız bakışlı.” Bu dizelerde öğrenci, yalnızca okul sıralarında karşılaşılan bir genç değildir; korunması, büyütülmesi ve geleceğe taşınması gereken kırılgan bir çiçek, bir ışık, bir umut olarak görülür. Şairin öğretmen kimliği, kitap boyunca yalnızca biyografik bir bilgi olarak kalmaz. İnsana, gençliğe, memlekete ve toplumsal acılara dönük duyarlılığın temel kaynaklarından biri hâline gelir. Bu nedenle kitapta bireysel hüzün ile toplumsal hafıza aynı çizgide ilerler. TOPLUMSAL ACILAR, DARBE YILLARI VE ŞEHİT ÖĞRETMENLER “Kör Karanlıktan Sızanlar”da sevda, hatıra ve hastalık kadar toplumsal acılar da geniş yer tutuyor. Mıdık’ın şiirlerinde 12 Eylül, demokrasi, şehit öğretmenler, ülke meseleleri ve toplumsal kırılmalar açık biçimde hissediliyor. Şair, bazı şiirlerinde bir dönemin sert siyasal atmosferini ve toplumsal yaralarını doğrudan imgelerle kuruyor. Demokrasiye dair yazdığı dizelerde ülkenin geçirdiği badireler, yıpranmış bir beden imgesiyle anlatılıyor. Şehit öğretmenlere ayrılan şiirlerde ise okul, sınıf, koridor, çocuk ve ölüm aynı acı ekseninde birleşiyor. Bu bölümler, Mıdık’ın şiirini yalnızca bireysel bir iç döküş olmaktan çıkarıyor. Kitap, bir öğretmenin tanıklık ettiği ülke acılarını, eğitim hayatının kırılganlığını ve toplumsal hafızada kapanmayan yaraları da taşıyor. GURBET, SEVDA VE YALNIZLIK Kitapta aşk ve sevda teması da güçlü biçimde yer alıyor; ancak bu sevda çoğu zaman neşeli bir kavuşma duygusuyla değil, uzaklık, yoksunluk, bekleyiş ve iç sızıyla kuruluyor. Mıdık’ın şiirlerinde sevda, insanı çoğaltan kadar eksilten, ayakta tutan kadar yaralayan bir duygudur. Şair, kimi zaman sevdiği kişiye, kimi zaman geçmişte kalan bir duyguya, kimi zaman da artık yalnızca hatıra hâline gelmiş bir varlığa seslenir. Bu seslenişlerde abartılı bir romantizmden çok, yaşanmışlığın içinden gelen kırık bir içtenlik vardır. Hastalığın ağırlaştığı şiirlerde sevda daha da kırılganlaşır. İnsan, hem yaşama hem sevdiğine hem de geride bırakacaklarına aynı anda tutunmaya çalışır. Böylece aşk, kitabın içinde yalnızca duygusal bir başlık değil; ölümle yüzleşen insanın son sığınaklarından biri hâline gelir. TİREBOLU KÜLTÜRÜNE 15. KİTAP KATKISI Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği, “Kör Karanlıktan Sızanlar” ile kültür yayınlarına yeni bir eser daha ekledi. 1988 yılında kurulan dernek, bugüne kadar sosyal dayanışmanın yanı sıra kültür yayınlarıyla da Tirebolu’nun yazılı hafızasına katkı sundu. Derneğin ilk yayınlarından itibaren tarih, kültür ve yerel hafıza alanında ortaya koyduğu çalışmalar, “Kör Karanlıktan Sızanlar” ile şiir alanında yeni bir halkaya kavuştu. İbrahim Mıdık’ın kitabı, derneğin kültür yayınları arasında 15. eser olarak yerini aldı. Kitabın yayımlanma sürecinde Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği çevresinden isimlerin katkısı bulunurken, editörlük çalışması İsmet Rizeli tarafından yürütüldü. Böylece Mıdık’ın yıllarca kendi içinde sakladığı şiirler, Tirebolu kültür hafızasına bırakılan kalıcı bir edebî kayıt hâline geldi. KİTABA ULAŞIM VE İMZALI TEMİN BİLGİSİ “Kör Karanlıktan Sızanlar”, Tirebolu’da doğrudan İbrahim Mıdık ile iletişime geçilerek imzalı olarak temin edilebiliyor. Kitap ayrıca Arı Sanat Yayınları ve Kitapyurdu üzerinden çevrim içi satışa sunuldu. Okurlar, esere “İbrahim Mıdık – Kör Karanlıktan Sızanlar” adı ve ISBN 978-625-93586-8-0 bilgisiyle ulaşabiliyor. Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği de kitap temini için iletişim kanallarını açık tutuyor. Dernek aracılığıyla yapılan kitap bağışları öğrenci burs fonuna aktarılıyor. Kitap için Tirebolu’da düzenlenecek tanıtım ve imza günü programı ayrıca duyurulacak. Bu yönüyle eser, yalnızca okura ulaşan bir şiir kitabı olarak değil; aynı zamanda Tirebolu’da kültür, dayanışma ve eğitim desteği arasında bağ kuran anlamlı bir çalışma olarak da öne çıkıyor. KİTAP, BİR HAYATIN SESSİZ KAYDI OLARAK OKURUN KARŞISINDA İbrahim Mıdık, “Kör Karanlıktan Sızanlar” ile yıllarca kendine sakladığı dizeleri okura emanet ediyor. Kitapta bir öğretmenin ömrü, bir hastanın mücadelesi, bir Tirebolulunun memleket hafızası, bir insanın sevdayla, acıyla ve ölümle kurduğu bağ aynı şiir dünyasında buluşuyor. Mıdık’ın dizelerinde karanlık, tek başına bir son anlamına gelmiyor. Karanlığın içinden hatıralar, dostlar, öğrenciler, sevdalar, memleket yolları ve kelimeye sığınan insan sesi sızıyor. Bu ses bazen hastane odasında ağırlaşıyor, bazen Tirebolu’ya dönmek istiyor, bazen eski dostları anıyor, bazen de ölümün kapısında bile şiirle konuşmayı sürdürüyor. “Kör Karanlıktan Sızanlar”, hüzünlü, içli ve kişisel bir şiir kitabı olmanın yanında, Tirebolu kültür hafızasına bırakılmış güçlü bir edebî iz olarak okurla buluşuyor. Eser, insanın en zor zamanlarında bile kelimelerin bir sığınak, şiirin bir direnç ve hatıraların unutulmaya karşı sessiz bir tanıklık olabileceğini gösteriyor.

SERHAN ASKER İLE GÖRKEMLİ HATIRALAR 19 MAYIS’TA GİRESUN’DA Haber

SERHAN ASKER İLE GÖRKEMLİ HATIRALAR 19 MAYIS’TA GİRESUN’DA

SERHAN ASKER İLE GÖRKEMLİ HATIRALAR 19 MAYIS’TA GİRESUN’DA Halk TV’de yayınlanan “Serhan Asker ile Görkemli Hatıralar” programı, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’na özel bölümüyle Giresun’da gerçekleştirilecek. Canlı yayın, 19 Mayıs 2026 Salı günü saat 10.00’da Millet Bahçesi’nde yapılacak. BAŞKAN KÖSE SOSYAL MEDYADAN DAVET ETTİ Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, Halk TV’de yayınlanan “Serhan Asker ile Görkemli Hatıralar” programının 19 Mayıs özel bölümü için Giresun’a geleceğini sosyal medya hesabından açıkladı. Köse, programın Giresun’un tanıtımına ve turizmine önemli katkı sunacağını belirterek tüm hemşehrileri canlı yayın programına davet etti. PROGRAM MİLLET BAHÇESİ’NDE YAPILACAK Serhan Asker’in sunumuyla ekrana gelen program, Giresun’un tarihi ve doğal güzelliğiyle öne çıkan Millet Bahçesi’nde gerçekleştirilecek. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’na özel canlı yayın, 19 Mayıs 2026 Salı günü saat 10.00’da başlayacak. Halk TV’nin program sayfasında “Serhan Asker ile Görkemli Hatıralar”ın kültür, sanat, edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve felsefe alanlarından konuklarla ekranlara geldiği bilgisi yer alıyor. SELDA BAĞCAN, SERENAD BAĞCAN VE SİNAN MEYDAN KATILACAK Programda sanatçılar Selda Bağcan ve Serenad Bağcan ile tarihçi Sinan Meydan yer alacak. Giresunlular, 19 Mayıs coşkusunu Millet Bahçesi’nde yapılacak özel canlı yayın programıyla birlikte yaşayacak.

GİRESUN SANAT GÜNLERİ 5’İNCİ KEZ BAŞLIYOR Haber

GİRESUN SANAT GÜNLERİ 5’İNCİ KEZ BAŞLIYOR

GİRESUN SANAT GÜNLERİ 5’İNCİ KEZ BAŞLIYOR Giresun Sanat Günleri, bugün 5’inci kez sanatseverlerle buluşuyor. 15-17 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek ücretsiz programda sergiler, şiir dinletileri, canlı performanslar, paneller, söyleşiler ve özel anma gecesi yer alacak. GİRESUN ÜÇ GÜN BOYUNCA SANATLA BULUŞACAK Giresun’un kültür ve sanat yaşamına katkı sunan Giresun Sanat Günleri, bugün başlayacak programla 5’inci kez kapılarını açıyor. Üç gün sürecek etkinlikler, 17 Mayıs Pazar günü tamamlanacak. Programda resim sergileri, çini sanatı canlı performansı, pandomim gösterisi, şiir dinletileri, edebiyat söyleşileri ve paneller sanatseverlerle buluşacak. Etkinlikler; Giresun Sanat Sokağı, Tibor Salonu, Eczacılar Odası Salonu, Atapark, Can Akengin Sanat Galerisi ve Vahit Sütlaş Sahnesi’nde gerçekleştirilecek. SANATÇILAR VE YAZARLAR GİRESUN’DA BİR ARAYA GELECEK Giresun Sanat Günleri’nin bu yılki konukları arasında İstanbul Şehir Tiyatroları eski Genel Sanat Yönetmeni, oyuncu, rejisör ve şair Orhan Alkaya; Cumhuriyet Gazetesi yazarı, edebiyat eleştirmeni ve yazar Feridun Andaç ile öykü ve roman yazarı Vecdi Çıracıoğlu yer alacak. Prof. Dr. Hatem Türk, “Dünden Bugüne Giresun Şairleri” başlıklı söyleşiyle programa katılacak. Hakan Adanır “Giresun’da Bir Çınar” söyleşisiyle, Ali Aydemir “Dünyanın Sonunda Bir İbrahim” şiir performansıyla, Saliha Yayla ise “Üç Kitap Bir Kadın” söyleşisiyle sanatseverlerle buluşacak. FETHİ NACİ KALPAKÇIOĞLU İÇİN SAYGI GECESİ DÜZENLENECEK Giresun Sanat Günleri’nin bu yılki özel gecesi, Türk edebiyatının önemli eleştirmenlerinden Fethi Naci Kalpakçıoğlu anısına düzenlenecek. Saygı Gecesi, 16 Mayıs Cumartesi günü saat 19.30’da Vahit Sütlaş Sahnesi’nde yapılacak. Programa Feridun Andaç, Orhan Alkaya, Vecdi Çıracıoğlu, Hakan Adanır, Hüseyin Gazi Menteşeoğlu ve Ali Aydemir katılacak. Gecenin kolaylaştırıcılığını Prof. Dr. Hatem Türk üstlenecek. SERGİLER VE PERFORMANSLAR SANATSEVERLERLE BULUŞACAK Etkinlik takviminde Cansu Midillioğlu Suludere’nin çini sanatı canlı performansı, Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin sulu boya ve kara kalem çalışmaları, Umut Şahin’in pandomim gösterisi, Giresun Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği üyelerinin sergileri, bireysel sergiler ve şiir dinletileri yer alacak. Giresun Sanat Sokağı’nda Zübeyda Vurguncu, Merve Yavuz, Ayşe Özkaya, İdris Kurt, Fatih Gül, Hatice Şahin ve Demirhan Demir’in sergileri sanatseverlerin ziyaretine açılacak. Halil İbrahim Bacaklar da “Sokak, Sanat ve Kentlerin Düşü” başlıklı söyleşiyle programa katılacak. GENEL KOORDİNATÖRLÜĞÜ ALİ AYDEMİR ÜSTLENDİ Giresun Sanat Günleri’nde genel koordinatörlük görevini bu yıl şair ve oyun yazarı Ali Aydemir yürütüyor. Etkinliğin önceki yıllardaki koordinatörlüğünü fotoğraf sanatçısı Mehmet Öztürk, yazar Hakan Adanır, grafik sanatçısı Gökalp Kabacaoğlu ve tiyatro sanatçısı Tonguç Oksal üstlenmişti. Organizasyon komitesinde Hakan Adanır, Halil İbrahim Bacaklar, Ahmet Kılıç ve “Şiir Giresun’da” grubu yer alıyor. TÜM ETKİNLİKLER ÜCRETSİZ OLACAK Giresun Sanat Günleri, kentte yaşayan ya da yolu Giresun’dan geçmiş sanatçıların üretimlerini sanatseverlerle buluşturan ücretsiz bir kültür ve sanat organizasyonu olarak düzenleniyor. Etkinlikte her yıl bir Giresunlu sanatçı için özel gece yapılıyor. Önceki yıllarda fotoğraf sanatçısı Ömer Yağlıdereli, şair Bahtiyar Dayımoğlu, fotoğraf sanatçısı Mehmet Öztürk ve şair Osman Canik için onur geceleri düzenlenmişti. Bu yılki özel gece, Giresun’un yetiştirdiği önemli edebiyat insanlarından Fethi Naci Kalpakçıoğlu anısına gerçekleştirilecek. FETHİ NACİ KALPAKÇIOĞLU KİMDİR? Asıl adı İsmail Naci Kalpakçıoğlu olan Fethi Naci, 3 Nisan 1927’de Giresun’da doğdu. Babası, Giresun’da “Karpuzcu Fethi Ağa” olarak tanınan İbrahim Fethi, annesi ise Hatice Hanımdı. İlköğrenimini Giresun Gazipaşa İlkokulu’nda tamamlayan Fethi Naci, ortaöğrenimine Giresun’da başladı; lise eğitimini parasız yatılı olarak Erzurum Lisesi’nde bitirdi. 1949’da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun oldu. Fethi Naci’nin Giresun’la bağı yalnızca doğduğu kentle sınırlı kalmadı. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarının izleri, onun edebiyat serüveninin de başlangıcını oluşturdu. İlk yazısı, babaannesinin ölümü üzerine kaleme aldığı metin oldu. İlk yazıları ve eleştirileri Giresun merkezli edebiyat çevreleriyle bağlantılı biçimde okurla buluştu. Yeşilgiresun Gazetesi ve Aksu dergisi, Fethi Naci’nin edebiyat hayatında önemli yer tuttu. Giresun’daki çocukluk ve gençlik hafızasında Gazi Caddesi, Depboy, Kadınlar Pazarı gibi kent mekânları öne çıktı. Babasının kentte “Karpuzcu Fethi Ağa” adıyla tanınması, Fethi Naci’nin Giresun’daki aile köklerinin yerel hafızadaki karşılığını da gösterdi. Giresun’daki akrabalarına ilişkin kaynaklarda ayrıntılı ve doğrulanmış bir liste bulunmazken, biyografik kayıtlar onun Giresunlu bir ailenin çocuğu olarak yetiştiğini açık biçimde ortaya koyuyor. TÜRK EDEBİYATININ ÖNEMLİ ELEŞTİRMENLERİNDEN BİRİYDİ Fethi Naci, Türk edebiyatında özellikle roman eleştirisi alanındaki çalışmalarıyla tanındı. Şiir, öykü, roman ve deneme üzerine yazılar kaleme aldı; Reşat Nuri Güntekin, Sait Faik Abasıyanık ve Yaşar Kemal üzerine incelemeleriyle edebiyat eleştirisinde kalıcı bir yer edindi. Eserleri arasında İnsan Tükenmez, Gerçek Saygısı, Azgelişmiş Ülkeler ve Sosyalizm, Emperyalizm Nedir?, Kompradorsuz Türkiye, 100 Soruda Atatürk’ün Temel Görüşleri, On Türk Romanı, Edebiyat Yazıları, 100 Soruda Türkiye’de Roman ve Toplumsal Değişme, Eleştiri Günlüğü, Bir Hikâyeci: Sait Faik-Bir Romancı: Yaşar Kemal, Gücünü Yitiren Edebiyat, Roman ve Yaşam, Eleştiride 40 Yıl, 40 Yılda 40 Roman, Reşat Nuri’nin Romancılığı, 50 Türk Romanı, Şiir Yazıları, 60 Türk Romanı, Sait Faik’in Hikâyeciliği, Yaşar Kemal’in Romancılığı, Yüzyılın 100 Türk Romanı ve Dönüp Baktığımda yer aldı. Fethi Naci, 1991 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü’nü Cevdet Kudret ile paylaştı. Türk edebiyatında yalın dili, güçlü eleştiri anlayışı ve roman merkezli değerlendirmeleriyle iz bırakan Fethi Naci, 23 Temmuz 2008’de İstanbul’da hayatını kaybetti.

GİRESUN SANAT GÜNLERİ 5’İNCİ KEZ SANATSEVERLERLE BULUŞACAK Haber

GİRESUN SANAT GÜNLERİ 5’İNCİ KEZ SANATSEVERLERLE BULUŞACAK

GİRESUN SANAT GÜNLERİ 5’İNCİ KEZ SANATSEVERLERLE BULUŞACAK Giresun Sanat Günleri, 15-16-17 Mayıs 2026 tarihlerinde beşinci kez düzenlenecek. Ücretsiz etkinliklerde sergiler, gösteriler, şiir dinletileri, canlı performanslar, paneller ve söyleşiler sanatseverlerle buluşacak. SANATIN FARKLI DALLARI GİRESUN’DA BULUŞACAK Giresun’un yerel ve özgün sanat organizasyonlarından Giresun Sanat Günleri, bu yıl beşinci kez kapılarını açacak. 15, 16 ve 17 Mayıs 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek etkinlikler, Giresun’da sanatçıları ve sanatseverleri aynı programda buluşturacak. Sanatın farklı dallarına alan açan programda sergiler, gösteriler, şiir dinletileri, canlı performanslar, paneller ve söyleşiler yer alacak. Etkinliklere Giresun Sanat Sokağı, Tibor Salonu, Eczacılar Odası Salonu, Atapark, Can Akengin Sanat Galerisi ve Vahit Sütlaş Sahnesi ev sahipliği yapacak. ORHAN ALKAYA, FERİDUN ANDAÇ VE VECDİ ÇIRACIOĞLU GİRESUN’A GELİYOR Giresun Sanat Günleri’nin bu yılki konukları arasında İstanbul Şehir Tiyatroları eski Genel Sanat Yönetmeni, oyuncu, rejisör ve şair Orhan Alkaya; Cumhuriyet Gazetesi yazarı, edebiyat eleştirmeni ve yazar Feridun Andaç ile öykü ve roman yazarı Vecdi Çıracıoğlu bulunuyor. Programda ayrıca Prof. Dr. Hatem Türk’ün “Dünden Bugüne Giresun Şairleri” söyleşisi, Hakan Adanır’ın “Giresun’da Bir Çınar” söyleşisi, Ali Aydemir’in “Dünyanın Sonunda Bir İbrahim” şiir performansı ve Saliha Yayla’nın “Üç Kitap Bir Kadın” söyleşisi sanatseverlerle buluşacak. FETHİ NACİ KALPAKÇIOĞLU ANISINA SAYGI GECESİ DÜZENLENECEK Giresun Sanat Günleri’nde bu yılki Saygı Gecesi, Türk edebiyatının önemli eleştirmenlerinden Fethi Naci Kalpakçıoğlu anısına düzenlenecek. Saygı Gecesi, 16 Mayıs 2026 Cumartesi günü saat 19.30’da Vahit Sütlaş Sahnesi’nde yapılacak. Geceye Feridun Andaç, Orhan Alkaya, Vecdi Çıracıoğlu, Hakan Adanır, Hüseyin Gazi Menteşeoğlu ve Ali Aydemir katılacak. Programın kolaylaştırıcılığını Prof. Dr. Hatem Türk üstlenecek. SERGİLER, CANLI PERFORMANSLAR VE ŞİİR DİNLETİLERİ PROGRAMDA YER ALACAK Üç günlük programda Cansu Midillioğlu Suludere çini sanatı canlı performansı, Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin sulu boya ve kara kalem çalışmaları, Umut Şahin’in pandomim gösterisi, Giresun Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği üyelerinin sergileri, bireysel sergiler ve şiir dinletileri yer alacak. Giresun Sanat Sokağı’nda Zübeyda Vurguncu, Merve Yavuz, Ayşe Özkaya, İdris Kurt, Fatih Gül, Hatice Şahin ve Demirhan Demir sergileri sanatseverlerle buluşacak. Halil İbrahim Bacaklar ise “Sokak, Sanat ve Kentlerin Düşü” başlıklı söyleşiyle programa katılacak. BU YIL KOORDİNATÖRLÜĞÜ ALİ AYDEMİR YÜRÜTÜYOR Giresun Sanat Günleri’nde her yıl farklı bir isim genel koordinatörlük görevini üstleniyor. Daha önce fotoğraf sanatçısı Mehmet Öztürk, yazar Hakan Adanır, grafik sanatçısı Gökalp Kabacaoğlu ve tiyatro sanatçısı Tonguç Oksal tarafından koordine edilen etkinliğin bu yılki genel koordinatörlüğünü şair ve oyun yazarı Ali Aydemir yürütüyor. Organizasyon komitesinde Hakan Adanır, Halil İbrahim Bacaklar, Ahmet Kılıç ve “Şiir Giresun’da” grubu yer alıyor. TÜM ETKİNLİKLER ÜCRETSİZ OLACAK Giresun Sanat Günleri, Giresunlu sanatçıların ve sanatseverlerin kendi organizasyonu olarak tasarlandı. Sanatın farklı dallarına kapılarını açan etkinlik, Giresun’da yaşayan ya da yolu Giresun’dan geçmiş sanatçıları bir araya getirmeyi amaçlıyor. Tüm etkinliklerin ücretsiz olduğu Giresun Sanat Günleri’nde her yıl bir Giresunlu sanatçı onuruna özel gece düzenleniyor. Geçmiş organizasyonlarda fotoğraf sanatçısı Ömer Yağlıdereli, şair Bahtiyar Dayımoğlu, fotoğraf sanatçısı Mehmet Öztürk ve şair Osman Canik için onur geceleri düzenlendi. Bu yılki özel gece ise Giresun’un yetiştirdiği usta kalem ve Türk edebiyatının önemli eleştirmenlerinden Fethi Naci Kalpakçıoğlu anısına gerçekleştirilecek.

GİRESUN’DA “BOZKIRIN BİLGESİ” CENGİZ AYTMATOV PANELİ DÜZENLENDİ Haber

GİRESUN’DA “BOZKIRIN BİLGESİ” CENGİZ AYTMATOV PANELİ DÜZENLENDİ

GİRESUN’DA “BOZKIRIN BİLGESİ” CENGİZ AYTMATOV PANELİ DÜZENLENDİ Giresun’da Anadolu Mektebi Yazar Okumaları projesi kapsamında düzenlenen Cengiz Aytmatov İl Paneli, Vali Mustafa Koç ile eşi Neslihan Gül Koç’un katılımıyla yapıldı. Programda Aytmatov’un eserleri, milli değerler, edebiyatın eğitime katkısı ve öğrencilerin okuma birikimi öne çıktı. Giresun Nurettin Canikli Anadolu İmam Hatip Lisesi, 8 Nisan 2026 Çarşamba günü “Bozkırın Bilgesi” başlıklı Cengiz Aytmatov İl Paneli’ne ev sahipliği yaptı. Etkinlik, Giresun Valiliği himayesinde ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde yürütülen Anadolu Mektebi Yazar Okumaları projesi kapsamında gerçekleştirildi. Programa Vali Mustafa Koç ile eşi Neslihan Gül Koç’un yanı sıra İl Emniyet Müdürü Ferhat Akbaş, İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Nihat Özkök, İl Milli Eğitim Müdürü Özgür Tokgöz, protokol üyeleri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Program saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Açılış konuşmasını İl Milli Eğitim Müdürü Özgür Tokgöz yaptı. Ardından kürsüye çıkan Vali Mustafa Koç, Cengiz Aytmatov’un Türk dünyasının ortak hafızasında güçlü bir yere sahip olduğunu vurguladı. Koç, Aytmatov’un eserlerinde birey ile toplum arasındaki bağın, değerler eğitiminin ve insanı ayakta tutan ahlaki çizginin öne çıktığını ifade etti. Vali Koç, konuşmasında öğrencileri okumaya, düşünmeye ve sorgulamaya çağırdı. Eğitimin yalnızca bilgi aktarmakla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Koç, öz değerlerini koruyan, vatanına bağlı ve sorumluluk sahibi nesiller yetiştirmenin temel hedef olduğunu söyledi. Konuşmada, Türkiye Yüzyılı vurgusu da öne çıktı. Protokol bölümünün ardından Anadolu Mektebi tanıtım videosu gösterildi. Daha sonra öğrenciler panel oturumunda Cengiz Aytmatov’un eserlerinden çıkardıkları değerlendirmeleri paylaştı. İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yayımladığı bilgilere göre panelde Giresun Nurettin Canikli Anadolu İmam Hatip Lisesi, Hamdi Bozbağ Anadolu Lisesi, Giresun Sosyal Bilimler Lisesi ve Giresun Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri söz aldı. Aynı program kapsamında ortaokul öğrencilerinin hazırladığı resim, kitap kapağı tasarımı ve afiş çalışmalarından oluşan sergi de katılımcılara sunuldu. Programın değerlendirme konuşmasını Giresun Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatem Türk yaptı. Etkinlik sonunda panelist öğrencilere ve danışman öğretmenlere katılım belgeleri verildi. Gün, hatıra fotoğrafı çekimiyle tamamlandı.

HAYATİ İNANÇ, GİRESUN’DA “CAN VEREN PERVANELER” Haber

HAYATİ İNANÇ, GİRESUN’DA “CAN VEREN PERVANELER”

HAYATİ İNANÇ, GİRESUN’DA “CAN VEREN PERVANELER” PROGRAMINDA OKURLARIYLA BULUŞTU Giresun Üniversitesi Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu’nda düzenlenen “Can Veren Pervaneler” söyleşi programında hukukçu-yazar Hayati İnanç, edebiyat, irfan ve hayat tecrübelerini buluşturdu. Yoğun katılımla gerçekleşen programda şiirler, hatıralar ve samimi anlatımlar öne çıktı. Giresun’da düzenlenen “Can Veren Pervaneler” söyleşi programı yoğun katılımla gerçekleşti. Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından organize edilen programda hukukçu-yazar Hayati İnanç, Giresun Üniversitesi Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu’nda dinleyicilerle bir araya geldi. Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği program, edebiyatla hayatı bir araya getiren anlatımıyla dikkat çekti. Hayati İnanç, söyleşi boyunca hem kendi hayatından kesitler paylaştı hem de okuduğu şiirlerle salondaki dinleyicilere duygusal ve düşünsel açıdan güçlü anlar yaşattı. EDEBİYAT VE İRFAN AYNI SAHNEDE BULUŞTU Programda edebiyatın zarafeti ile irfan geleneğinin derinliği öne çıktı. Hayati İnanç’ın sahnedeki anlatımı, yalnızca bir konferans akışıyla sınırlı kalmadı; gündelik hayatın içinden örneklerle beslenen konuşma, salondaki izleyicilerle güçlü bir bağ kurdu. Söyleşide yer yer düşündüren, yer yer tebessüm ettiren anlatılar öne çıkarken, dinleyiciler özellikle şiir bölümlerine yoğun ilgi gösterdi. İnanç’ın okuduğu dizeler ve yaptığı değerlendirmeler, salonda dikkatle takip edildi. SALONDAN GÜÇLÜ İLGİ Giresun Üniversitesi Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa katılımın yüksek olması, kültür ve düşünce içerikli buluşmalara yönelik ilgiyi bir kez daha ortaya koydu. Program boyunca salondaki dikkat ve alkışlar, konuşmanın dinleyici üzerinde bıraktığı etkiyi açık biçimde yansıttı. Hayati İnanç’ın kendi yaşamından aktardığı örnekler, söyleşiye kişisel ve sıcak bir boyut kazandırdı. Bu yönüyle program, yalnızca bir yazar buluşması değil; aynı zamanda hayat, edebiyat ve insan ilişkileri üzerine kurulan güçlü bir sohbet zemini oluşturdu. UNUTULMAYAN BİR KÜLTÜR BULUŞMASI “Can Veren Pervaneler” programı, Giresun’da kültür ve edebiyat eksenli etkinlikler arasında öne çıkan buluşmalardan biri oldu. Samimi anlatımı, şiirlerle güçlenen atmosferi ve salonun yoğun ilgisiyle program, katılımcıların hafızasında iz bırakan bir etkinlik olarak tamamlandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.