Hava Durumu

#Edebiyat

giresunsonhaber - Edebiyat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Edebiyat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nâzım Hikmet’in yaşamına çok katmanlı bir yolculuk Haber

Nâzım Hikmet’in yaşamına çok katmanlı bir yolculuk

95. İzmir Enternasyonal Fuarı’nın kültür ve sanat dolu etkinlik programının merkezinde, Nâzım Hikmet’in Türkiye’de bugüne kadar açılmış en kapsamlı sergilerinden biri olan ROMANTİKA / Bir Ömrün Seyrüseferi Sergisi yer alacak. İZMİR (İGFA) - İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen 95. İzmir Enternasyonal Fuarı, 5–13 Eylül 2026 tarihleri arasında “Fuar Şehrin Kalbinde” sloganıyla Kültürpark’ta gerçekleştirilecek. Fuar; konserlerden tiyatro ve stand-up gösterilerine, sergilerden çocuk ve gençlik etkinliklerine, uluslararası sokak gösterilerinden interaktif deneyimlere uzanan programıyla ziyaretçilerini ağırlayacak. İEF, çok önemli bir sergiye de ev sahipliği yapacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi katkıları ve ev sahipliğinde, Folkart’ın yapımcılığını üstlendiği Nâzım Hikmet’in Türkiye’de bugüne kadar açılmış en kapsamlı sergilerinden biri olan ROMANTİKA / Bir Ömrün Seyrüseferi Sergisi ziyaretçilerle buluşacak. Sergi, 5 Eylül 2026–15 Ocak 2027 tarihleri arasında Atlas Pavyonu’nda ziyaret edilebilecek. ÇOK KATMANLI BİR KURGU ÜZERİNDEN ELE ALACAK Küratörlüğünü M. Melih Güneş’in, sergi kimliklendirme ve tasarımını ise Ömer Durmaz’ın üstlendiği sergi, yaklaşık 2 bin 125 metrekarelik alanda, fuaye dahil 15 salonda kurulacak. Türkiye ve yurt dışındaki kişi, kurum, arşiv ve koleksiyonlardan bir araya getirilen yüzlerce belge, el yazması, kişisel eşya ve görsel-işitsel kayıt; edebiyat, resim, heykel, fotoğraf, film ve tasarım gibi farklı disiplinlerle bir araya getirilecek. Sergi, Nâzım Hikmet’in yaşamını klasik bir kronoloji içerisinde anlatmak yerine, farklı dönemlere ve anlatılara açılan çok katmanlı bir kurgu üzerinden ele alacak. Sergi için Rusya Devlet Edebiyat ve Sanat Arşivi, Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı, Moskova Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı ve Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi gibi kurumların arşivleri açılırken; Vera Tulyakova Hikmet’in arşivi, koleksiyoner Gürkan Us’taki eserler ile Abidin Dino, Avni Arbaş, Doris Kahane, Natalya Gonçarova ve Jak İhmalyan’ın çalışmalarından seçkiler de sergide yer alacak. Nâzım Hikmet’in kendi yaptığı bazı resimler ile Sedat Girgin’in sergi için özel olarak hazırladığı eser de ziyaretçilerle buluşacak. Sergi kapsamında Nâzım’ın kişisel eşyalarının yer aldığı çalışma odasının replikası da yer alacak.

İZLER’DEN 100. SAYIYA YAKIŞAN ZAFER HAFTASI BULUŞMASI Haber

İZLER’DEN 100. SAYIYA YAKIŞAN ZAFER HAFTASI BULUŞMASI

İZLER’DEN 100. SAYIYA YAKIŞAN ZAFER HAFTASI BULUŞMASI 102 yıllık kültür mirasını 100. sayıya taşıyan İzler Dergisi, Büyük Taarruz’un yıl dönümünde “Atatürk Bibliyografyaları ve Katalogları Sergisi” ile Giresunlularla buluştu. Sergi, 26-27 Ağustos tarihlerinde Can Akengin Sanat Galerisi’nde gerçekleştirildi. Giresun’un kültür, sanat ve edebiyat hayatında önemli bir yere sahip olan Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği ile İzler Dergisi, 100. sayı kutlamalarını Cumhuriyet tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan Büyük Taarruz’un yıl dönümüne taşıdı. Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği tarafından düzenlenen “Atatürk Bibliyografyaları ve Katalogları Sergisi”, 26 Ağustos 2026’da Can Akengin Sanat Galerisi’nde açıldı, 27 Ağustos’a kadar Giresunluların ziyaretine sunuldu. İki gün süren sergide, araştırmacı-yazar Akın Aktaş’ın yıllara yayılan çalışmaları sonucunda oluşturduğu Atatürk bibliyografyaları, katalogları ve kaynak eserlerden oluşan koleksiyon ziyaretçilerle buluştu. Etkinlik böylece yalnızca bir kitap sergisi olmaktan çıkarak, 1924’te başlayan İzler yayıncılığının, Can Akengin Bilgi Yurdu’nun kültür mirasının ve Atatürk üzerine yaklaşık bir asırlık bibliyografik hafızanın aynı mekânda buluştuğu özel bir kültür etkinliğine dönüştü. 1924’TE BAŞLAYAN İZLER YOLCULUĞU 100. SAYIYA ULAŞTI İzler’in hikâyesi Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanıyor. Dergi, Cumhuriyet’in ilanından yaklaşık dört ay sonra, 21 Şubat 1924’te, Bilgi Yurdu’nun yayın organı olarak “İzler Mecmuası” adıyla yayın hayatına başladı. Şiirden hikâyeye, eğitimden bilime, spordan gezi yazılarına ve toplumsal yaşama kadar geniş bir içerik alanına sahip olan İzler, dönemin Giresun’daki kültür ve düşünce hayatının önemli yayınlarından biri haline geldi. “Anadolu’muzun İyilik ve Güzellik İzleri” anlayışıyla yayımlanan dergi yalnızca Giresun’u değil, Anadolu’nun farklı şehirlerindeki kültürel ve toplumsal gelişmeleri de sayfalarına taşıdı. Dönemin gençleri, öğretmenleri, şairleri ve aydınlarının katkısıyla yaşatılan derginin yayın sorumluluğunu çeşitli dönemlerde Cemil Hüseyin Gökdeniz, Nuri Ahmet Çimşit ve Can Akengin üstlendi. İzler Mecmuası, 15 Mayıs 1927 tarihli 27. sayısının ardından yayın hayatına ara verdi. 93 YILLIK ARADAN SONRA 28. SAYIDAN DEVAM ETTİ İzler’in tarihindeki en dikkat çekici gelişmelerden biri ise 93 yıl sonra gerçekleşti. Gürsel Ekmekçi ve arkadaşlarının girişimiyle Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği 2019 yılının sonunda yeniden oluşturuldu. Yeni dönemde alınan en önemli kararlardan biri, İzler’in tarihsel yayın zincirinin korunması oldu. Derginin numarası yeniden “1”den başlatılmadı. İzler, Ağustos 2020’de yayımlanan 28. sayısıyla, 1927’de bıraktığı yerden yayın hayatına devam etti. 2020’den 2026’ya kadar aylık yayın düzenini sürdüren İzler, Ağustos 2026’da 100. sayıya ulaştı. Bu nedenle İzler’i “102 yıldır kesintisiz yayımlanan” bir dergi olarak değil; kökleri 1924’e uzanan, 93 yıllık aranın ardından tarihsel numaralandırmasını koruyarak yeniden yayımlanmaya başlayan ve bugün 100. sayıya ulaşan bir Giresun kültür mirası olarak tanımlamak gerekiyor. BİLGİ YURDU YALNIZCA DERGİ YAYIMLAMADI Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği’nin yeniden kuruluşunun ardından yürüttüğü çalışmalar yalnızca İzler’in yayımlanmasıyla sınırlı kalmadı. Dernek bünyesinde Türk halk müziği ve Türk sanat müziği koroları oluşturuldu; konserler, sergiler, edebiyat buluşmaları, tiyatro çalışmaları ve kültürel etkinlikler gerçekleştirildi. Bilgi Yurdu Temsil Heyeti yeniden oluşturularak tiyatro çalışmalarına başlanırken, halk oyunları, fotoğrafçılık ve kent kültürünün yaşatılmasına yönelik farklı alanlarda faaliyetler yürütüldü. “Giresun’un Değerleri: Bizim Uşaklar” gibi çalışmalarla kentin tarihî ve kültürel kişiliklerinin sahneye taşınması hedeflendi. İzler Dergisi ise bu süreçte Giresun’un sanatçılarını, şairlerini, yazarlarını, tarihini, geleneklerini ve kent belleğini sayfalarında kayıt altına almaya devam etti. KADINLAR BANDOSU BİLGİ YURDU’NUN DİKKAT ÇEKEN ÇALIŞMALARINDAN OLDU Can Akengin Bilgi Yurdu’nun son dönemde dikkat çeken çalışmalarından biri de Kadınlar Bandosu oldu. 2025 yılında gönüllü kadınların katılımıyla oluşturulan ekip, kısa sürede düzenli çalışma disiplini kazanarak millî bayramlarda ve çeşitli kültürel etkinliklerde Giresunluların karşısına çıktı. Cumhuriyet Bayramı, yeni yıl programları ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı gibi etkinliklerde yer alan Kadınlar Bandosu, yalnızca müzik performansıyla değil, kadınların kültürel ve kamusal hayattaki görünürlüğünü artıran yapısıyla da Bilgi Yurdu’nun çalışmalarında ayrı bir yer edindi. Böylece Can Akengin Bilgi Yurdu, 1924’te dergi ve kültür çevresi olarak başlayan tarihsel mirasını bugün yayıncılık, müzik, tiyatro, sergi ve kent belleği çalışmalarıyla sürdürmeye devam ediyor. 100. SAYI KUTLAMASI BÜYÜK TAARRUZ’UN BAŞLADIĞI GÜNDE İzler’in 100. sayı etkinliklerinin ilk büyük buluşmasının 26 Ağustos’ta gerçekleştirilmesi de tesadüf değildi. Türk ordusunun işgal kuvvetlerine karşı başlattığı Büyük Taarruz, 26 Ağustos 1922 sabahı başladı. Harekâtın belirleyici aşaması 30 Ağustos’ta Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın yönettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile kazanıldı. Bu nedenle İzler’in 100. sayı etkinlikleri kapsamında Atatürk üzerine hazırlanmış bibliyografya ve katalogların 26 Ağustos’ta sergilenmesi, Cumhuriyet’in askerî kuruluş mücadelesiyle kültürel hafıza arasında doğrudan bir bağ kurdu. ATATÜRK’ÜN FİKİR VE YAYIN DÜNYASI AYNI SALONDA Sergide Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamı, fikirleri, askerî ve siyasi mücadelesi üzerine hazırlanmış bibliyografyalar, kataloglar, kitaplar ve tarihî kaynaklar yer aldı. Etkinliğe ilişkin açıklamalarda, koleksiyonda Türkiye’de ve dünyanın farklı ülkelerinde hazırlanmış Atatürk bibliyografyaları ile katalogların bulunduğu belirtildi. Böylece ziyaretçiler yalnızca Atatürk hakkında yazılan kitapları değil, Atatürk üzerine yapılan araştırmaların ve yayıncılığın yaklaşık bir asırlık gelişimini de inceleme fırsatı buldu. Serginin açılışına YENİ Parti Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Giresun Belediye Başkan Vekili Erkan Hacak, Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Akten, ADD önceki dönem Giresun Başkanı Hilmi Taşkın, dernek üyeleri ve davetliler katıldı. Etkinliğin açılışına ilişkin açıklamalarda serginin Türkiye’de ilk kez Giresun’da gerçekleştirildiği ifade edildi. AKIN AKTAŞ’IN YILLARA YAYILAN ATATÜRK ARŞİVİ GİRESUNLULARLA BULUŞTU Sergide ziyaretçilerle buluşan koleksiyonun arkasında ise araştırmacı-yazar Akın Aktaş’ın uzun yıllara yayılan akademik, bibliyografik ve arşiv çalışmaları bulunuyor. Aktaş’ın çalışmaları sıradan bir kitap koleksiyonculuğunun ötesinde; Atatürk, Millî Mücadele, Cumhuriyet tarihi, bibliyografya ve arşiv belgeleri üzerine sistematik araştırmalardan oluşuyor. Bu birikimin en önemli ürünlerinden biri, Aktaş’ın 2023 yılında yayımlanan “Atatürk’ün 100 Yıllık Bibliyografyası – Kırmızı Kitap” adlı çalışması. 386 sayfalık eser, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılına armağan edildi; kaynakça, dizin, bibliyografya ve eklerden oluşan kapsamlı bir başvuru çalışması olarak yayımlandı. YILLAR ÖNCE BAŞLAYAN BİBLİYOGRAFYA ÇALIŞMASI Akın Aktaş’ın bibliyografya alanındaki akademik çalışmaları, Nene Hatun üzerine yaptığı lisansüstü araştırmayla başladı. Daha sonra Cumhuriyet dönemi ve Atatürk araştırmalarına ağırlık veren Aktaş; Erzurum Kongresi bibliyografyası, Atatürk’ün akademik tezlerdeki yeri ve Millî Mücadele kaynakları üzerinde çalışmalar yürüttü. Bu süreç zamanla daha kapsamlı bir Atatürk bibliyografyası projesine dönüştü. TÜRKİYE, KKTC VE AZERBAYCAN TARANDI Aktaş, “Kırmızı Kitap”ı hazırlarken Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Azerbaycan’da Atatürk hakkında Türkçe yayımlanan kitapları bir araya getirmeyi hedefledi. Araştırma kapsamında Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı, Millî Kütüphane, Türk Tarih Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Azerbaycan Atatürk Merkezi, resmî ve özel kütüphaneler, sahaflar, bibliyografyalar, kataloglar ve akademik veri tabanlarından yararlanıldı. Bu nedenle Can Akengin Sanat Galerisi’nde sergilenen eserlerin arkasında yıllar süren tarama, araştırma, kaynak toplama ve tasnif faaliyeti bulunuyor. 100’DEN FAZLA BİBLİYOGRAFYA VE KATALOG İNCELENDİ “Kırmızı Kitap”ta 100’den fazla Atatürk bibliyografyası ve kataloğunun içerik bilgileri ele alındı. Aktaş, çalışmasında Atatürk üzerine yazılmış bütün eserleri eksiksiz biçimde topladığı iddiasında bulunmuyor. Aksine, bu alanın son derece geniş olduğunu belirterek temel amacını Atatürk hakkında yazılan eserlerin kayıt altına alınmasına katkıda bulunmak ve geçmişten geleceğe bir köprü kurmak şeklinde ortaya koyuyor. 1941’DEN GÜNÜMÜZE BİBLİYOGRAFİK HAFIZA Aktaş’ın oluşturduğu kronoloji, Türkiye’de Atatürk bibliyografyalarının gelişimini de ortaya koyuyor. 1941’de yayımlanan ilk dönem çalışmalarından başlayarak Atatürk ve Devrimleri Bibliyografyası, Atatürk Bibliyografyalarının Bibliyografyası, Atatürk Belgeliği Bibliyografyası, Kemal Atatürk A Centennial Bibliography (1881-1981) ve Atatürk hakkında yurt dışında yayımlanan eserleri kapsayan çalışmalar kronolojik olarak kayıt altına alınmış durumda. Kataloglar bölümünde de Atatürk’ün Özel Kütüphanesinin Kataloğu, Harp Akademileri Kütüphanesi Atatürk Kitapları Kataloğu, İstanbul Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi ve farklı bölgelerdeki halk kütüphanelerinin Atatürk kitapları toplu katalogları bulunuyor. BULANCAKLI ÖĞRENCİLER DE ARAŞTIRMAYA KATILDI Çalışmanın Giresun açısından önemli ayrıntılarından biri de Bulancak Kadir Karabaş Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu öğrencilerinin veri toplama sürecine katkısı oldu. Aktaş’ın eserinde aktardığına göre Turizm İşletmeciliği, Uluslararası Ticaret ve Finansman ile Lojistik bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerden, yaşadıkları şehirlerdeki kütüphanelerde bulunan Atatürk hakkında yazılmış eserleri araştırmaları istendi. Öğrencilerin gerçekleştirdiği bu çalışma, bibliyografyanın eksiklerinin giderilmesine katkı sağladığı gibi gençlerin kütüphaneleri ve bibliyografik araştırma yöntemlerini tanımalarına da imkân sağladı. AKTAŞ’IN ÇALIŞMALARI ATATÜRK BİBLİYOGRAFYASIYLA SINIRLI DEĞİL Akın Aktaş’ın araştırma alanları geniş bir yakın tarih çerçevesine yayılıyor. “Akademi Dünyasında Atatürk – Lisansüstü Tezler”, “Erzurum Kongresi Bibliyografyası 1919-2020”, “Selanikli Ali Rıza Efendi 1841-1886 – Atatürk’ün Babası”, Nene Hatun üzerine araştırmalar, Hasan Tahsin Uzer ve Üçüncü Umumi Müfettişlik çalışmaları, Doğu Gazetesi incelemeleri ve arşiv belgeleri üzerinden çocuk haklarını ele aldığı akademik çalışmalar bu araştırma alanının parçaları arasında bulunuyor. Dolayısıyla Giresun’daki sergide görülen koleksiyon, yıllara yayılan tarihçilik, bibliyografya ve arşiv araştırmasının somut bir sonucu niteliğini taşıyor. İKİ AYRI TARİHSEL HAFIZA AYNI SERGİDE BULUŞTU “Atatürk Bibliyografyaları ve Katalogları Sergisi”ni özel kılan da bu noktada ortaya çıkıyor. Bir tarafta 1924’te başlayan Can Akengin Bilgi Yurdu ve İzler geleneği, diğer tarafta Akın Aktaş’ın Atatürk üzerine yaklaşık bir asırlık yayın hafızasını ortaya koyan araştırması bulunuyor. İzler’in 100. sayısı vesilesiyle bu iki kültürel birikim Büyük Taarruz’un başladığı tarihte aynı salonda buluştu. Bu nedenle etkinlik yalnızca iki gün süren bir kitap sergisi olarak değil, Giresun’un tarih, yayıncılık, Cumhuriyet ve kent belleğine eklenen yeni bir kültür kaydı olarak değerlendirilebilir. SIRADA 19 EYLÜL VAR İzler’in 100. sayı kutlamaları sergiyle sona ermiyor. Programın bir başka ayağı 19 Eylül 2026’da, Mustafa Kemal Atatürk’ün Giresun’a gelişinin ve Bilgi Yurdu ile buluşmasının yıl dönümünde gerçekleştirilecek. Can Akengin Bilgi Yurdu Kadınlar Bandosu’nun da yer alacağı etkinlikle, 19 Eylül 1924’te Mustafa Kemal Paşa’nın Giresun ziyareti yeniden kent hafızasına taşınacak. Böylece İzler’in 100. sayı kutlamaları, 1924’teki Bilgi Yurdu-Atatürk buluşmasını 102 yıl sonra yeniden hatırlatan bir programla devam edecek. CAN AKENGİN BİLGİ YURDU’NA, İZLER’E VE AKIN AKTAŞ’A TEŞEKKÜR 26-27 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilen serginin ardından geriye yalnızca iki günlük bir etkinliğin fotoğrafları değil, önemli bir kültürel kayıt kaldı. Yıllara yayılan Atatürk bibliyografyası ve koleksiyonunu Giresunlularla buluşturan Akın Aktaş’a; sergiyi İzler’in 100. sayı programı içerisine taşıyarak düzenleyen Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği’ne; İzler’i 1924’ten bugüne uzanan tarihsel yayın zincirinde 100. sayıya ulaştıran yayın emekçilerine; serginin hazırlanması, düzenlenmesi ve ziyaretçilerle buluşturulmasında görev alan herkese teşekkür etmek gerekiyor. Aktaş da kendi eserinde çalışmasına destek veren akademisyenleri, Millî Kütüphane çalışanlarını, Bulancak Kadir Karabaş Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu yönetimini ve öğrencilerini ayrıca anıyor. Can Akengin Bilgi Yurdu ve İzler’in 102 yıllık kültür mirası, yalnızca geçmişe ait bir hatıra olarak korunmuyor; dergi, sergi, müzik, tiyatro ve farklı kültür-sanat çalışmalarıyla yeniden üretilerek yeni kuşaklara aktarılıyor. Atatürk Bibliyografyaları ve Katalogları Sergisi sona erdi; İzler’in 100. sayı yolculuğu, Can Akengin Bilgi Yurdu’nun kültür çalışmaları ve Akın Aktaş’ın bilimsel araştırmaları ise yeni izler bırakmaya devam ediyor.

İZLER’DEN 100. SAYIYA YAKIŞAN ZAFER HAFTASI BULUŞMASI Haber

İZLER’DEN 100. SAYIYA YAKIŞAN ZAFER HAFTASI BULUŞMASI

İZLER’DEN 100. SAYIYA YAKIŞAN ZAFER HAFTASI BULUŞMASI 102 yıllık kültür mirasını 100. sayıya taşıyan İzler Dergisi, Büyük Taarruz’un yıl dönümünde “Atatürk Bibliyografyaları ve Katalogları Sergisi” açıyor. Giresunlular, 26 Ağustos Çarşamba günü saat 14.00’te Can Akengin Sanat Galerisi’nde gerçekleştirilecek açılışa davet edildi. Giresun’un köklü kültür, sanat ve edebiyat yayınlarından İzler Dergisi, 100. sayısını yalnızca yeni bir yayınla değil, Cumhuriyet’in tarihsel ve kültürel belleğini yaşatacak etkinliklerle kutluyor. Kutlama programının ilk etkinliği olan “Atatürk Bibliyografyaları ve Katalogları Sergisi”, 26 Ağustos 2026 Çarşamba günü saat 14.00’te açılacak. Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği tarafından düzenlenen sergi, Bekir Paşa Caddesi’ndeki Can Akengin Sanat Galerisi’nde 26 ve 27 Ağustos tarihlerinde ziyaret edilebilecek. İzler Dergisi ve Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği, Giresunlulara “Biz geldik, sizi de bekleriz” sözleriyle çağrıda bulunarak bütün kent halkını serginin açılışına davet etti. BÜYÜK TAARRUZ’UN BAŞLADIĞI GÜN AÇILACAK Serginin açılış tarihi, taşıdığı tarihsel anlam nedeniyle özel bir önem taşıyor. Türk ordusunun işgal kuvvetlerine karşı başlattığı Büyük Taarruz, 26 Ağustos 1922 sabahı başladı. Beş gün süren harekâtın belirleyici aşaması, 30 Ağustos’ta Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın yönettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile kazanıldı. Büyük Zafer, yalnızca askerî bir başarının değil; Anadolu’nun bağımsızlık iradesinin, işgale karşı direnişinin ve Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan kuruluş sürecinin en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Bu nedenle Büyük Taarruz’un başladığı 26 Ağustos’ta açılacak Atatürk kitapları sergisi, yalnızca bir koleksiyonun ziyaretçilerle buluşturulması anlamına gelmiyor. Sergi aynı zamanda Büyük Taarruz’u, 30 Ağustos Zaferi’ni ve Cumhuriyet’in kuruluş iradesini yayınlar üzerinden yeniden hatırlama çağrısı niteliği taşıyor. Sergide, Mustafa Kemal Atatürk hakkında hazırlanan bibliyografyalar ve kataloglar ziyaretçilerin incelemesine sunulacak. 1924’TE BAŞLAYAN YOLCULUK 100. SAYIYA ULAŞTI İzler’in yayın yolculuğu, Cumhuriyet’in ilanından yaklaşık dört ay sonra, 21 Şubat 1924’te başladı. Bilgi Yurdu’nun yayın organı olarak “İzler Mecmuası” adıyla çıkarılan dergi; şiir, hikâye, hatıra, gezi, eğitim, spor, bilim ve toplumsal yaşam gibi geniş bir içerik alanına sahipti. “Anadolu’muzun İyilik ve Güzellik İzleri” anlayışıyla yayımlanan İzler, yalnızca Giresun’u değil, Anadolu’nun farklı şehirlerini ve kültürel birikimini de sayfalarına taşıdı. Dönemin gençleri, öğretmenleri, şairleri ve aydınları tarafından yaşatılan derginin yayın sorumluluğunu çeşitli dönemlerde Cemil Hüseyin Gökdeniz, Nuri Ahmet Çimşit ve Can Akengin üstlendi. İzler Mecmuası, 15 Mayıs 1927 tarihli 27. sayısının ardından yayın hayatına ara verdi. 93 YIL SONRA 28. SAYIDAN DEVAM ETTİ Gürsel Ekmekçi ve arkadaşlarının girişimiyle Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği, 2019 yılının sonunda yeniden kuruldu. Yeni oluşumun en önemli hedeflerinden biri, İzler’i tarihsel kimliğini ve yayın zincirini koruyarak yeniden okurla buluşturmaktı. Derginin sayı numarası yeniden “1”den başlatılmadı. İzler, Ağustos 2020’de yayımlanan 28. sayısıyla 1927’de yarım kalan yolculuğuna kaldığı yerden devam etti. Ağustos 2020’den Ağustos 2026’ya kadar aylık yayın düzenini sürdüren dergi, 100. sayısına ulaştı. Böylece İzler, 102 yıllık tarihsel geçmişi ve 100 sayılık yayın zinciri bulunan önemli bir Giresun kültür mirası olarak yoluna devam etti. İzler’i “102 yıldır aralıksız yayımlanan bir dergi” olarak değil; kökleri 1924’e uzanan, 93 yıllık aranın ardından yeniden yayımlanmaya başlayan ve bugün 100. sayıya ulaşan bir kültür emaneti olarak tanımlamak gerekiyor. BİLGİ YURDU YALNIZCA DERGİYLE SINIRLI KALMADI Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği, yeniden kuruluşunun ardından çalışmalarını farklı kültür ve sanat alanlarına taşıdı. İzler’in düzenli olarak yayımlanmasının yanı sıra Türk halk müziği ve Türk sanat müziği koroları oluşturuldu; konserler, sergiler, edebiyat buluşmaları ve kültürel etkinlikler düzenlendi. Bilgi Yurdu Temsil Heyeti yeniden oluşturularak tiyatro çalışmalarına başlandı. Halk oyunları, fotoğrafçılık ve kentin kültürel değerlerinin yaşatılmasına yönelik farklı projeler hayata geçirildi. Derneğin Türk halk müziği korosu çeşitli tarihlerde Giresunlularla buluşurken, “Giresun’un Değerleri: Bizim Uşaklar” adlı tiyatro çalışmasıyla kentin tarihî ve kültürel kişiliklerinin sahneye taşınması amaçlandı. İzler Dergisi ise Giresun’un sanatçılarını, şairlerini, yazarlarını, tarihini, geleneklerini ve kent belleğini dosyalar halinde kayıt altına almayı sürdürdü. Bu çalışmaların en dikkat çekici halkalarından biri de Can Akengin Bilgi Yurdu Kadınlar Bandosu oldu. GİRESUN’UN İLK VE TEK KADIN BANDOSU Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği, özellikle millî bayramlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve kentin önemli tarihleri için gösteriler yapmak amacıyla 2025 yılında kadınlardan oluşan bir bando kurulması yönünde çağrı yaptı. Gönüllü kadınların katılımıyla oluşturulan ekip, kısa sürede düzenli çalışma disiplini kazandı ve Giresun’daki resmî bayramların, yürüyüşlerin ve kültürel etkinliklerin dikkat çeken topluluklarından biri haline geldi. Kadınlar Bandosu; Cumhuriyet Bayramı, yeni yıl etkinlikleri ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı korteji gibi farklı programlarda sahne aldı. Ekip, müziğin yanı sıra kadınların kamusal ve kültürel yaşamdaki görünürlüğünü güçlendiren bir toplumsal dayanışma örneği ortaya koydu. Türkiye’de Samsun’daki Cumhuriyet Kadınları Bandosu, Bursa’daki Barış Kadın Bando Takımı ve Yenişehir Belediyesi Kadın Bandosu gibi başka kadın bando toplulukları da bulunuyor. Ancak Can Akengin Bilgi Yurdu Kadınlar Bandosu; bir kültür derneği çatısı altında gönüllü kadınların katılımıyla kurulması, kısa sürede düzenli çalışma disiplini kazanması ve millî bayramlardan toplumsal farkındalık etkinliklerine kadar geniş bir alanda sahne almasıyla benzerlerinden ayrılıyor. Giresun’un ilk ve tek kadın bandosu olan ekip, kuruluş biçimi, üstlendiği kültürel misyon ve gerçekleştirdiği etkinliklerle Türkiye’deki kadın bando toplulukları arasında öne çıkıyor. 23 NİSAN’DA SİYAH KIYAFETLERLE MESAJ VERDİLER Can Akengin Bilgi Yurdu Kadınlar Bandosu, 23 Nisan 2026 tarihinde Gazi Caddesi’nden Atapark’a kadar gerçekleştirilen kortejde tamamen siyah kıyafetlerle yer aldı. Bu tercih, çocuklara yönelik şiddet ve yaşanan üzücü olaylara karşı yas ve duyarlılık mesajı olarak kamuoyuna yansıdı. Kadınlar Bandosu böylece müziğin yalnızca bir eğlence ve gösteri aracı olmadığını; toplumsal hafızanın, dayanışmanın ve vicdanın sesi olarak da kullanılabileceğini ortaya koydu. Ekip, performansı kadar taşıdığı toplumsal mesajla da Giresunluların dikkatini çekti. 19 EYLÜL’DE ATATÜRK İÇİN YÜRÜYECEKLER İzler Dergisi’nin 100. sayı kutlamalarının ikinci etkinliği, 19 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirilecek. Can Akengin Bilgi Yurdu Kadınlar Bandosu, Mustafa Kemal Atatürk’ün Giresun’a gelişinin ve Bilgi Yurdu ile buluşmasının yıl dönümü dolayısıyla kentte bir yürüyüş düzenleyecek. Mustafa Kemal Paşa, eşi Latife Hanım ve beraberindeki heyetle birlikte 19 Eylül 1924’te Hamidiye Kruvazörü ile Giresun’a geldi. Kent halkı tarafından büyük bir coşkuyla karşılanan Mustafa Kemal Paşa’nın Giresun’daki güzergâhında Bilgi Yurdu da bulunuyordu. Tarihî kayıtlara göre Bilgi Yurdu mensubu gençler, Mustafa Kemal Paşa’ya duydukları sevgi ve bağlılığı bu ziyaret sırasında doğrudan ifade etti. Aradan 102 yıl geçtikten sonra aynı tarih; İzler Dergisi, Can Akengin Bilgi Yurdu ve Kadınlar Bandosu aracılığıyla yeniden Giresun’un kültürel hafızasına taşınacak. 100. SAYI BİR SON DEĞİL, YENİ BİR BAŞLANGIÇ İzler Dergisi’nin 100. sayıya ulaşması, yalnızca rakamsal bir yayın başarısı değil; Giresun’un geçmişiyle bugününü birbirine bağlayan uzun soluklu bir kültür çalışması olarak önem taşıyor. 1924 yılında Bilgi Yurdu çevresinde bir araya gelen gençlerin, öğretmenlerin, şairlerin ve aydınların başlattığı yolculuk; bugün dergi, sergi, tiyatro, müzik, halk oyunları ve Kadınlar Bandosu gibi farklı çalışmalarla sürdürülüyor. İzler’in 100. sayı etkinlikleri de geçmişi yalnızca anmakla kalmayıp, tarihsel ve kültürel birikimi yeni kuşaklara aktarmayı amaçlıyor. Dernek yönetiminin “Devamını bekleyiniz” açıklaması ise 100. sayı kutlamalarının yeni etkinliklerle süreceğini gösteriyor. GİRESUNLULAR SERGİYE DAVETLİ İzler Dergisi’nin 100. sayı kutlamalarının ilk buluşması olan “Atatürk Bibliyografyaları ve Katalogları Sergisi”, 26 Ağustos Çarşamba günü saat 14.00’te Can Akengin Sanat Galerisi’nde açılacak. Sergi, 26 ve 27 Ağustos tarihlerinde ziyaret edilebilecek. Etkinlik bilgileri: Sergi: Atatürk Bibliyografyaları ve Katalogları Açılış: 26 Ağustos 2026 Çarşamba Saat: 14.00 Sergi tarihleri: 26–27 Ağustos 2026 Adres: Can Akengin Sanat Galerisi, Bekir Paşa Caddesi, Giresun Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği ile İzler Dergisi, bütün Giresunlulara sesleniyor: “BİZ GELDİK… SİZİ DE BEKLERİZ.”

GİRESUN’UN 102 YILLIK KÜLTÜR ÇINARI İZLER, 100. SAYIDA Haber

GİRESUN’UN 102 YILLIK KÜLTÜR ÇINARI İZLER, 100. SAYIDA

GİRESUN’UN 102 YILLIK KÜLTÜR ÇINARI İZLER, 100. SAYIDA Cumhuriyet’in ilanından yaklaşık dört ay sonra, 21 Şubat 1924’te yayın hayatına başlayan İzler Mecmuası, 1927’de 27. sayısıyla sustu. Yaklaşık 93 yıl sonra tarihî numaralandırmasını koruyarak 28. sayıdan yeniden doğan İzler, Ağustos 2026’da 100. sayıya ulaştı. Bu yalnızca bir derginin değil; Giresun’un yarım kalan kültür hikâyesinin yeniden yazılmasıdır. Bazı yayınlar çıkar, okunur ve zamanın içinde kaybolur. Bazıları ise yalnızca okunmaz; saklanır, arşive kaldırılır ve yıllar sonra yeniden açıldığında bir şehrin unutulmuş insanlarını, sokaklarını, sanatçılarını ve yaşanmışlıklarını gün ışığına çıkarır. İzler, Giresun için tam da böyle bir yayın. Kökleri 1924’e uzanan, 1927’de sessizliğe gömülen, 2020’de kaldığı yerden yeniden filizlenen İzler Dergisi; Ağustos 2026 tarihli 100. sayısıyla kültür tarihine yeni bir kayıt daha düştü. Bu nedenle İzler’i “102 yıldır aralıksız çıkan bir dergi” olarak değil, 102 yıllık tarihsel bir geçmişi ve 100 sayılık yayın zinciri bulunan bir kültür emaneti olarak tanımlamak gerekiyor. CUMHURİYET HENÜZ DÖRT AYLIKTI İzler Mecmuası’nın ilk sayısı 21 Şubat 1924’te yayımlandı. Cumhuriyet henüz yaklaşık dört aylıktı. Savaşın yaralarını sarmaya çalışan Anadolu’da yeni devletin kültürel ve toplumsal temelleri atılıyordu. Giresun’da bir araya gelen gençler, aydınlar, öğretmenler, şairler ve sanat insanları ise yalnızca yeni bir dergi çıkarmıyordu. Şehri kültür, sanat, eğitim ve düşünce yoluyla ileriye taşıyacak bir hareket oluşturuyordu. Bu hareketin kurumsal çatısı, 1923’te faaliyete geçen Bilgi Yurdu’ydu. İzler de Bilgi Yurdu’nun yayın faaliyeti olarak doğdu. Mecmuanın ilk sayısında yönetim yeri Bilgi Yurdu, ikinci sayıdan itibaren ise Işık Yurdu olarak gösterildi. İlk 17 sayıda derginin sahibi Cemil Hüseyin, idare müdürü Nuri Ahmet Cimşit’ti. 18. sayıdan itibaren yayın sorumluluğuna Can Akengin ile Nuri Ahmet de katıldı. İzler’in ilk sayısı Yeni Yol Matbaası’nda, sonraki sayıları ise Işık Matbaası’nda basıldı. Bir nüshası 10 kuruştan satılan mecmuanın başlık klişesinde, bugün de yaşatılan şu ifade bulunuyordu: “Anadolu’muzun İyilik ve Güzellik İzleri…” Arşiv belgelerine dayanan Giresun basın tarihi çalışmaları, İzler’in on beş günde bir yayımlanmasının planlandığını ancak dönem dönem aksamalar yaşandığını gösteriyor. Mecmuanın ikinci cildi 13. sayıyla başladı. İlk 17 sayının ardından yayın kadrosunda ve sahiplik yapısında değişikliğe gidildi. Giresun basın tarihi araştırması BİLGİ YURDU’NDAN TÜRK OCAĞI’NA UZANAN DÖNEM İzler’in doğduğu Bilgi Yurdu, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Giresun’un kültür ve sanat hayatında belirleyici kurumlardan biriydi. Tiyatro gösterileri, müzik geceleri, spor faaliyetleri ve edebiyat çalışmaları düzenleyen kurum, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Eylül 1924’teki Giresun ziyareti sırasında uğradığı yerlerden biri oldu. Bilgi Yurdu, 1925 yılında Türk Ocağı çatısına katıldı. Giresun Türk Ocağı’nın resmî açılışı, şehirde yaşanan yangın nedeniyle bir hafta ertelendikten sonra 27 Şubat 1925’te gerçekleştirildi. İzler ise bu kurumsal değişime rağmen yoluna devam etti. Mecmua zamanla Bilgi Yurdu’ndan bağımsız bir yayın yapısına kavuşarak Can Akengin ve arkadaşlarının gayretiyle 1927’ye kadar yaşatıldı. 27 SAYIYA SIĞAN BÜYÜK BİR KÜLTÜR ARŞİVİ İzler, yalnızca şiir ve edebiyat yayımlayan dar kapsamlı bir mecmua değildi. Akademik incelemelere göre ilk 27 sayıda 195 şiir, 15 hikâye, 7 tercüme metin, 9 mektup, 15 hatıra, 18 gezi yazısı, 9 nutuk ve çok sayıda deneme yayımlandı. Bunların yanında fen, tıp ve iktisat alanlarında 19; spor konusunda 20; ilmî ve toplumsal konularda 32 yazıya yer verildi. Giresun’la ilgili yaklaşık 70 haber metni de mecmuanın sayfalarına taşındı. Bu içerik, İzler’in aynı zamanda Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki Giresun’un toplumsal hayatını belgeleyen önemli bir kaynak olduğunu ortaya koyuyor. Can Akengin’in yanı sıra Emine Semiye, Ömer Bedrettin Uşaklı, Haşim Nezihi Okay ve Rahmi Korkut Öğütçü gibi isimler İzler’in tarihî sayfalarında yer aldı. Mehmet Emin Yurdakul, Faruk Nafiz Çamlıbel, Orhan Şaik Gökyay, Hasan İzzettin Dinamo, Neyzen Tevfik ve Tevfik Fikret gibi Türk edebiyatının önemli isimlerinin eserleri de okurla buluşturuldu. Mecmua yalnızca Giresun’a kapanmadı. Sivas’taki Çifte Minareli Medrese’yi kapağına taşıdı; son sayısında Amasya’ya yer verdi. Böylece “Anadolu’nun iyilik ve güzellik izleri” söylemini Giresun sınırlarının ötesine taşıdı. İzler üzerine akademik inceleme 15 MAYIS 1927: İZLER’İN SUSTUĞU TARİH İzler Mecmuası, 15 Mayıs 1927 tarihli 27. sayısıyla yayın hayatına son verdi. Derginin neden kapandığını kesin biçimde açıklayan bir kapanış ilanı veya resmî belgeye açık kaynaklarda ulaşılamıyor. Dönemin yerel yayıncılık koşulları, matbaa giderleri, dağıtım güçlükleri ve kurumsal dönüşümler önemli bir tarihsel zemin oluştursa da bunlardan herhangi birini İzler’in kesin kapanış nedeni olarak göstermek mümkün değil. Bilinen gerçek, 1924’te büyük bir heyecanla başlayan yayın yolculuğunun 27. sayının ardından kesildiği ve İzler adının yaklaşık 93 yıl boyunca yeni bir sayıyla okurun karşısına çıkamadığıdır. Ancak dergi kapanmış olsa da bıraktığı iz silinmedi. 27 SAYI ARŞİVDEN ÇIKARILDI İzler’in yeniden doğuşunun ilk büyük adımı, tarihî sayıların bulunması ve bugünün alfabesine kazandırılmasıyla atıldı. İlk döneme ait nüshaları arşivinde koruyan İhsan Hakyemez, bu sayıların teminiyle birlikte çalışmanın baskı giderlerini de üstlendi. Mustafa Çulfaz, Osmanlı Türkçesiyle yayımlanan metinleri Latin harflerine aktardı. Ayhan Yüksel ve Veysel Usta’nın da katkı sunduğu çalışma, 27 sayıyı bir araya getiren kaynak eser olarak Mart 2020’de okurla buluştu. Kitabın tanıtımı, ilk sayının basıldığı tarihî matbaa geleneğinin devamı niteliğindeki Can Akengin Sergi Salonu’nda yapıldı. Etkinlikte eski kapakların sergisi de açıldı. Böylece İzler yalnızca anlatılan bir hatıra olmaktan çıktı; araştırmacıların ve yeni kuşakların ulaşabileceği yazılı bir kaynağa dönüştü. İzler’in kitaplaşma süreci BİLGİ YURDU 2019’DA YENİDEN DOĞDU İzler’in yeniden yayımlanmasından önce, onu meydana getiren kurumsal miras ayağa kaldırıldı. Can Akengin’in aile mirasını taşıyan Gürsel Ekmekçi ve arkadaşları, 2019 yılı sonunda Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği’ni yeniden kurdu. Tiyatrodan müziğe, edebiyattan fotoğrafçılığa, tarihten halk kültürüne kadar geniş bir çalışma alanı belirlendi. Kuruluş aşamasında açıklanan en önemli hedeflerden biri de İzler Dergisi’ni kaldığı yerden yeniden yayımlamaktı. Buradaki en anlamlı editoryal karar, sayı numarasını yeniden “1”den başlatmamak oldu. Yeni İzler, eski İzler’den ayrı bir yayın gibi değil, onun devamı olarak tasarlandı. Böylece 1927’de bırakılan “27” rakamının ardından kapağa “28” yazılacaktı. Bilgi Yurdu’nun yeniden kuruluşu ve hedefleri NİSAN PLANI SALGINA TAKILDI, 28. SAYI AĞUSTOSTA ÇIKTI Gürsel Ekmekçi, Mart 2020’de yaptığı açıklamada İzler’in nisan ayından itibaren aylık olarak yayımlanacağını duyurdu. Ancak hazırlık süreci, bütün dünyayı etkileyen COVID-19 salgını ve beraberinde gelen kısıtlamalarla aynı döneme rastladı. Kültür ve sanat faaliyetleri durdu, toplantılar ertelendi, çalışma koşulları ağırlaştı. İzler bütün bu şartlara rağmen geri dönmeyi başardı. Ağustos 2020’de, kapağında “Yıl 1927, sayı 27 – Yıl 2020, sayı 28” vurgusuyla yeniden okurun karşısına çıktı. Bu, bir derginin yeni yayın hayatına başlamasından daha fazlasıydı. Yaklaşık 93 yıl önce yarım kalan bir cümlenin kaldığı yerden sürdürülmesiydi. Şubat 2021’de 34. sayıya ulaşan İzler, bundan sonraki dönemde aylık yayınını sürdürdü. Yerel yazar, şair, tarihçi ve araştırmacılara sayfalarını açarken Giresun’un yetiştirdiği değerleri özel dosyalar ve kapaklarla yeniden gündeme taşıdı. Bahtiyar Dayımoğlu’ndan Ahmet Kaçar’a, Naim Tirali’den Fethi Naci’ye; Can Yücel’den Ruhi Su’ya, Sunay Akın’dan Uğur Mumcu’ya, Tarık Akan’dan Levent Kırca’ya kadar pek çok isim yeni dönemin sayfalarında yer aldı. Derginin ikinci baskıya giden tek sayısının Tarık Akan özel sayısı olması da İzler’in yeni döneminde ulaştığı ilginin dikkat çekici göstergelerinden biri oldu. ALTI YILDA 28’DEN 100’E Ağustos 2020’de yayımlanan 28. sayı ile Ağustos 2026’da çıkan 100. sayı arasında tam altı yıllık düzenli bir yayın emeği bulunuyor. Her ay yeni bir dosya hazırlamak, yazıları toplamak, düzeltmek, tasarımı tamamlamak, baskı maliyetini karşılamak, dağıtımı yapmak ve okurla bağ kurmak kolay değildi. Özellikle yerel kültür yayıncılığının ticari getirisinin sınırlı olduğu bir dönemde İzler’in 100. sayıya ulaşması, büyük bir gönüllülük ve dayanışma başarısına dönüştü. İzler’in arkasında yalnızca dergi yönetimi değil; yazarlar, şairler, fotoğrafçılar, araştırmacılar, tasarımcılar, matbaa çalışanları, dağıtım görevlileri, aboneler ve her sayıyı arşivine kaldıran sadık okurlar bulunuyor. 100. SAYI 80 SAYFALIK ÖZEL BİR ARŞİV OLDU İzler’in Ağustos 2026 tarihli 100. sayısı, olağan sayıların üzerine çıkılarak 80 sayfa hazırlandı. Grafiker Gökalp Kabacaoğlu’nun hazırladığı kapak tasarımında Giresun’un panoraması ile derginin tarihsel hafızasında yer alan isimler bir araya getirildi. Böylece geçmiş, bugün ve gelecek aynı kapakta buluşturuldu. “Fotoğraf ve Hikâyesi” köşesini hazırlayan Ömer Ermiş’in de ifade ettiği gibi, İzler’in sayfalarında bir fotoğrafın izi sürülürken aslında Giresun’un ortak hafızasına dokunuluyor. Derginin 150’yi aşkın dijital abonesine PDF nüshaları gönderildi. Basılı dergiler ise önce Giresun merkezdeki satış noktalarına, ardından kargo aracılığıyla yurt genelindeki abonelere ve Bilgi Yurdu’nun ilçe temsilcilikleri üzerinden okurlara ulaştırılmaya başlandı. 100. SAYI KUTLAMALARI SANATLA YAPILACAK Can Akengin Bilgi Yurdu, İzler’in 100. sayısı için kutlamaları yalnızca bir törenle sınırlamadı. Açıklanan programa göre 26 Ağustos’ta, Büyük Taarruz’un yıl dönümünde Atatürk Kitapları Sergisi açılacak. 19 Eylül’de, Mustafa Kemal Atatürk’ün Giresun’u ve Bilgi Yurdu’nu ziyaretinin yıl dönümünde Kadınlar Bandosu yürüyüşü düzenlenecek. 23 ve 24 Eylül’de gerçekleştirilecek Sanat Geceleri’nde ise İzler Şiir Kulübü dinletisi, Kerasus Fotoğraf Topluluğu sergisi, Türk Halk Müziği resitali, piyano resitali ve Bilgi Yurdu Tarihçesi Paneli sanatseverlerle buluşacak. DERGİDEN DAHA FAZLASI İzler’in 100. sayısı, yalnızca yayıncılık alanında ulaşılan sayısal bir eşik değildir. Bu başarı; Can Akengin, Cemil Hüseyin Gökdeniz, Nuri Ahmet Cimşit ve arkadaşlarının 1924’te başlattığı yolculuğun unutulmadığını gösteriyor. Bu başarı; arşivlerde kalan 27 sayıyı bulan, koruyan, Latin harflerine aktaran ve yeniden araştırmaya açanların emeğini taşıyor. Bu başarı; 2019’da Bilgi Yurdu’nu yeniden kuran, Ağustos 2020’de kapağa “28” yazma cesaretini gösteren ve altı yıl boyunca dergiyi aksatmadan 100. sayıya ulaştıran Gürsel Ekmekçi ile yol arkadaşlarının sabrını anlatıyor. Şehirler yalnızca yollarla, binalarla ve yatırımlarla büyümez. Şehirler; hafızaları, kültürleri, sanatları ve kendi değerlerini yaşatma iradeleriyle var olur. Gazeteler günün haberini taşır; dergiler zamanın izini sürer. İzler de 1924’ten bugüne, uzun bir sessizliğin ardından bile adının hakkını vererek Giresun’un izlerini geleceğe taşıyor. İlk 27 sayının taşlarını döşeyenleri, 28. sayıyla emaneti yeniden ayağa kaldıranları ve 100. sayıya kadar bu yolculuğa omuz veren herkesi kutluyoruz. Şair Can Akengin’den Gürsel Ekmekçi’ye… 1924’ten 2026’ya… 27. sayıdaki sessizlikten 100. sayının gururuna…

GİRESUN’DA BİR AYLIK YAZ ETKİNLİKLERİ SONA ERDİ Haber

GİRESUN’DA BİR AYLIK YAZ ETKİNLİKLERİ SONA ERDİ

GİRESUN’DA BİR AYLIK YAZ ETKİNLİKLERİ SONA ERDİ KÜLTÜR, SANAT, SPOR VE EĞLENCE KENTİN DÖRT BİR YANINA YAYILDI Giresun Belediyesi tarafından düzenlenen Yaz Etkinlikleri, yaklaşık bir ay süren programın ardından tamamlandı. Vatandaşlardan gelen talepler üzerine Kadın El Emeği Pazarı’nın süresi ise 16 Ağustos’a kadar uzatıldı. Giresun Belediyesi tarafından hayata geçirilen ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle gerçekleştirilen Yaz Etkinlikleri sona erdi. Yaklaşık bir ay boyunca devam eden organizasyonda sinemadan çocuk etkinliklerine, kitap günlerinden konserlere, el emeği pazarından spor ve eğlence programlarına kadar farklı yaş gruplarına yönelik çok sayıda etkinlik düzenlendi. GİRESUN BİR AY BOYUNCA ETKİNLİKLERLE BULUŞTU Belediyeden yapılan açıklamaya göre Yazlık Sinema, Çocuk Etkinlikleri, Giresun Kitap Günleri, Kadın El Emeği Pazarı, konserler ve DJ performansları vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Meydanlar, parklar ve farklı etkinlik alanlarında gerçekleştirilen programlarda Giresunlular müzik, sinema, spor, edebiyat ve el sanatlarıyla buluştu. Çocuklar ve gençler için hazırlanan programların yanı sıra ailelere ve kenti ziyaret edenlere yönelik etkinliklere de yer verildi. KÜLTÜR VE SANAT KENTİN SOSYAL YAŞAMINA RENK KATTI Bir ay boyunca şehrin farklı noktalarına yayılan program, kültür ve sanat etkinliklerinin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağladı. Giresun Kitap Günleri kapsamında yazarlar ve okuyucular bir araya gelirken, açık hava gösterimleri yaz akşamlarına farklı bir atmosfer kazandırdı. Konserler ve DJ performansları müzikseverleri buluştururken, çocuklara yönelik etkinlikler de ailelerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. KADIN EL EMEĞİ PAZARI 16 AĞUSTOS’A KADAR AÇIK Yaz Etkinlikleri programı tamamlanmasına rağmen Kadın El Emeği Pazarı’na gösterilen ilgi nedeniyle pazarın süresi uzatıldı. Vatandaşlardan gelen talepler doğrultusunda 16 Ağustos’a kadar açık kalacak olan pazar, Plajlar Bölgesi’nde ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. Kadınların el emeği ürünlerini sergileyerek doğrudan satış yapmasına imkân sağlayan pazarda farklı ürünler vatandaşların beğenisine sunuluyor. YENİ ORGANİZASYONLAR DEVAM EDECEK Giresun Belediyesi yetkilileri, Yaz Etkinlikleri’ne gösterilen ilgiden memnuniyet duyduklarını belirterek, kentin sosyal ve kültürel yaşamına katkı sağlayacak organizasyonların önümüzdeki dönemde de sürdürüleceğini bildirdi.

1924’TE BAŞLAYAN İZLER, 100. SAYI İÇİN GÜN SAYIYOR Haber

1924’TE BAŞLAYAN İZLER, 100. SAYI İÇİN GÜN SAYIYOR

1924’TE BAŞLAYAN İZLER, 100. SAYI İÇİN GÜN SAYIYOR Giresun’un kültür, edebiyat, tarih ve sanat hafızasının köklü yayınlarından İzler Dergisi, Ağustos 2026’da 100 numaralı sayısıyla okur karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği Başkanı Gürsel Ekmekçi; eski ve yeni yazarları buluşturacak özel sayının Turkuvaz Medya Dağıtım aracılığıyla satış noktalarına ulaştırılacağını, abonelere ise Aras Kargo ile gönderileceğini açıkladı. İzler Dergisi’nin 100. sayı hazırlıkları sürerken özel sayının içeriği, dağıtımı, baskı planlaması ve kapak tasarımıyla ilgili ayrıntılar da netleşmeye başladı. Derginin imtiyaz sahibi ve Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği Başkanı Gürsel Ekmekçi, peş peşe yaptığı açıklamalarda hem okurların sorularını yanıtladı hem de Giresun’un kültür hayatı açısından tarihî nitelik taşıyan sayıya destek çağrısında bulundu. İLK SAYI 21 ŞUBAT 1924’TE YAYIMLANDI İzler’in yolculuğu, Cumhuriyet’in ilanından yaklaşık dört ay sonra başladı. “İzler Mecmuası” adıyla yayımlanan derginin ilk sayısı 21 Şubat 1924’te çıktı. Bilgi Yurdu’nun yayın organı olan mecmuanın ilk sahibinin Cemil Hüseyin olduğu; ilerleyen sayılarda Can Akengin, Nuri Ahmet Çimşit ve Cemil Hüseyin Gökdeniz’in yayının sorumluluğunu birlikte üstlendikleri kayıtlara geçti. Kültür ve edebiyat ağırlıklı bir çizgi izleyen dergi, yalnızca Giresun’a seslenmedi. Sivas ve Amasya gibi farklı kentleri kapaklarına ve sayfalarına taşıdı; şiirden öyküye, anıdan gezi yazısına, eğitimden spora kadar geniş bir alanda içerik yayımladı. İlk sayısı 10 kuruştan satışa çıkan derginin sloganı “Anadolu’muzun İyilik ve Güzellik İzleri”ydi. İzler Mecmuası, 15 Mayıs 1927’ye kadar toplam 27 sayı yayımlanabildi. Yeşilgiresun’un İzler Dergisi arşivi 27 SAYILIK MİRAS, 28. SAYIYLA YENİDEN HAYAT BULDU İlk döneme ait 27 sayının Osmanlı Türkçesinden Latin harflerine aktarılmasıyla İzler’in tarihî birikimi 2020 yılında yeniden gün yüzüne çıkarıldı. Orijinal nüshaları İhsan Hakyemez tarafından temin edilen ve baskı giderleri karşılanan çalışma, Mustafa Çulfaz’ın çevirisiyle tıpkıbasım kitap haline getirildi. Çalışmaya Ayhan Yüksel ve Veysel Usta’nın da katkı sunduğu açıklandı. İzler’in Latin harflerine aktarılmasına ilişkin tanıtım haberi Gürsel Ekmekçi’nin kurucu başkanlığında yeniden faaliyete geçen Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği, tarihî numaralandırmayı sıfırlamak yerine dergiyi 28. sayıyla yeniden yayımlamaya başladı. Şubat 2021’de 34. sayıya ulaşan İzler, Ağustos 2026’da yayımlanması planlanan yeni sayısıyla kapağına “100” yazacak. Böylece 1924’te başlayan ancak uzun bir kesintinin ardından yeniden canlandırılan yayın serüveni, yüzüncü sayı eşiğini aşacak. 100. SAYI “SOLİSTLER GEÇİDİ” GİBİ OLACAK Özel sayı için tek bir ana dosya konusu belirlenmedi. Ekmekçi, İzler’in geçmişten bugüne yayın kadrosunda yer alan eski ve yeni yazarlardan makale istediğini belirterek içeriği “bir tür solistler geçidi” sözleriyle tanımladı. Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse’nin yazısı dergi yönetimine ulaştı. CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş’in yazısının da hazırlanmakta olduğu bildirildi. Ekmekçi ayrıca Giresun Barosu Başkanı ile Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanından yazı geleceği yönünde haber aldığını paylaştı. Katılımın genişlemesiyle birlikte 100. sayının olağan sayılardan daha hacimli olması planlanıyor. Sayfa sayısındaki artışın baskı maliyetine yansıyacağını belirten Ekmekçi, özel sayının satış fiyatının da önceki sayılara göre daha yüksek olacağını duyurdu. TÜM SATIŞ NOKTALARINDA VE ABONELERİN ADRESİNDE OLACAK Ekmekçi, ilk açıklamasının ardından oluşan soru işaretlerini gidererek dağıtım planını da açıkladı. İzler Dergisi’nin 100. sayısı, diğer sayılarda olduğu gibi Turkuvaz Medya Dağıtım aracılığıyla perakende satış noktalarında yerini alacak. Abonelerin dergileri ise Aras Kargo ile adreslerine ulaştırılacak. Bir adet dergi almak isteyen okurlar için satış noktalarında yeterli erişim sağlanması planlanırken eşine, dostuna ya da kurumuna üç, beş veya daha fazla dergi almak isteyenlerden sayı bildirmeleri istendi. Bu bildirimler sipariş zorunluluğu olarak değil, ilk baskı adedini gerçeğe en yakın biçimde belirlemek amacıyla toplanıyor. İKİNCİ BASKIYI YALNIZCA TARIK AKAN SAYISI YAPMIŞTI İzler’in bugüne kadarki yayın serüveninde ikinci baskıya giden tek sayının Tarık Akan’a ayrılan özel sayı olduğunu hatırlatan Ekmekçi, yeni bir ikinci baskının yayın ekibi açısından ilave maliyet ve yoğunluk anlamına geldiğine dikkat çekti. Bu nedenle 100. sayıya yönelik çoklu alım taleplerinin baskıdan önce bilinmesi, derginin doğru sayıda basılması açısından önem taşıyor. PAYLAŞILAN YAPAY ZEKÂ GÖRSELİ RESMÎ KAPAK DEĞİL 100.sayı için sosyal medyada paylaşılan nostaljik görselin yapay zekâ tarafından üretildiğini belirten Ekmekçi, görseldeki yanlışlıklara gülümsemekle yetindiğini söyledi. Paylaşılan çalışma, 100. sayının resmî kapağı değil; hazırlık sürecinde ortaya çıkan temsili bir taslak niteliğinde. Derginin asıl görsel tasarımını Gökalp Kabacaoğlu hazırlayacak. Yaz tatili için Giresun’da bulunan Kabacaoğlu’nun çalışma bilgisayarının Almanya’da olması nedeniyle resmî tasarım henüz ortaya çıkmadı. Ekmekçi, kapak ve sayfa düzeninde belirleyici olacak çalışmanın Kabacaoğlu’nun imzasını taşıyacağını vurguladı. 100. SAYI KUTLAMASI EYLÜL SONUNDA Gürsel Ekmekçi, 8 Temmuz 2026 tarihli “Yüz Görümlüğü” başlıklı yazısında derginin ağustos ayında 100. sayıya ulaşacağını duyurmuştu. Aynı yazıda Can Akengin Bilgi Yurdu’nun 22 bölümünden 15’inin faal olduğunu belirten Ekmekçi, ağustos sıcağı nedeniyle 100. sayı için planlanan geniş kutlama programının eylül ayı sonlarına doğru yapılacağını açıklamıştı. Programın ayrıntıları daha sonra paylaşılacak. Gürsel Ekmekçi’nin “Yüz Görümlüğü” yazısı “BİZ BAŞARDIK KARDEŞLERİM” Okurlardan gelen “Gürsel, dört dergi ben alırım”, “Kardeşim, bana 10 yaz”, “Abi, beş tane bana ayır” şeklindeki mesajların kendisi için unutulmaz olduğunu dile getiren Ekmekçi, Giresun’da kültür yayıncılığına gösterilen bu sahiplenmenin önemine işaret etti. Hazırlıkların heyecanını ve gururunu paylaşan Ekmekçi, duygularını şu sözlerle anlattı: “Biz başardık kardeşlerim. Allah herkese nasip etsin. En derinden aşk ile.” Görsel altı: Gürsel Ekmekçi’nin yapay zekâ ile üretildiğini ve yanlışlıklar içerdiğini belirttiği temsili 100. sayı çalışması. Derginin resmî kapak ve sayfa tasarımı Gökalp Kabacaoğlu tarafından hazırlanacak.

​​​​​​​EĞİTİMCİ VE YAZAR ZİYA GÜL SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI Haber

​​​​​​​EĞİTİMCİ VE YAZAR ZİYA GÜL SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

EĞİTİMCİ VE YAZAR ZİYA GÜL SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI Giresun Atatürk Lisesinin emekli öğretmenlerinden, TÖB-DER Giresun eski Şube Başkanı ve yazar Ziya Gül, 83 yaşında hayatını kaybetti. Eğitim ve siyaset dünyasının tanınan isimlerinden Gül, memleketi Eynesil’de düzenlenen törenin ardından aile kabristanlığında toprağa verildi. Giresun Atatürk Lisesinde uzun yıllar öğretmenlik yapan, Türkiye Öğretmenler Sendikası üyeliği ve TÖB-DER yöneticiliğiyle eğitim mücadelesinde yer alan Ziya Gül için Eynesil Merkez Eski Cami’de cenaze töreni düzenlendi. Gül’ün oğlu, İstanbul Adalar önceki dönem Belediye Başkanı, gazeteci ve yazar Erdem Gül ile aile üyeleri, cami avlusunda taziyeleri kabul etti. SİYASET, EĞİTİM VE EDEBİYAT DÜNYASINDAN YOĞUN KATILIM Cenaze törenine CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, CHP Parti Meclisi Üyesi Baran Seyhan, Görele Belediye Başkan Vekili Aysel Uzun, Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu, Espiye Belediye Başkan Yardımcısı Cem Güven, Eynesil Belediye Başkan Yardımcısı Gürsel Yılmaz ve CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek katıldı. Törende ayrıca önceki dönem Giresun milletvekilleri Rüştü Kurt, Eşref Karaibrahim ve Necati Tığlı, CHP Eynesil İlçe Başkanı Erhan Cebeci, CHP Espiye İlçe Başkanı İbrahim Akgün, önceki dönem Eynesil Belediye Başkanı Ahmet Latif Karadeniz, İYİ Parti Eynesil İlçe Başkanı Suat Emeksiz, şair ve yazar Ersin Ergün Keleş ile Gül’ün öğretmen arkadaşları ve dostları da yer aldı. Bazı siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de katıldığı törende, çok sayıda vatandaş Gül ailesinin acısını paylaştı. ÇOK SAYIDA ÇELENK GÖNDERİLDİ Törene, tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nuri Aslan, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Saymanı Basri Gürsoy ile çeşitli kişi ve kuruluşlar tarafından çelenk gönderildi. (AP News) Ziya Gül’ün cenazesi, öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrasında Eynesil’in Gümüşçay Mahallesi Görnazlı mevkisindeki aile kabristanlığında toprağa verildi. EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANAN BİR YAŞAM 1968 kuşağının eğitim ve sol siyaset alanındaki isimlerinden olan Ziya Gül, Türkiye Öğretmenler Sendikası bünyesinde yürütülen çalışmalarda yer aldı. 1978 yılında Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği Giresun Şube Başkanlığı görevini üstlenen Gül, 12 Eylül askeri darbesinin ardından yürüttüğü sendikal ve siyasal faaliyetler nedeniyle uzun süre cezaevinde tutuldu. Öğretmenliği, örgütlü eğitim mücadelesi ve yazılarıyla tanınan Ziya Gül’ün vefatı; ailesi, öğrencileri, meslektaşları ve sevenleri arasında büyük üzüntüye neden oldu.

KÖR KARANLIKTAN SIZANLAR OKURLA BULUŞTU Haber

KÖR KARANLIKTAN SIZANLAR OKURLA BULUŞTU

KÖR KARANLIKTAN SIZANLAR OKURLA BULUŞTU Tirebolulu emekli öğretmen İbrahim Mıdık’ın yıllarca defter aralarında sakladığı şiirleri, hastalıkla mücadelenin, hatıraların, gurbetin, öğretmenlik yıllarının, sevdanın ve ölümle yüzleşmenin içinden süzülerek “Kör Karanlıktan Sızanlar” adıyla kitaplaştı. Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği Yayınlarının 15. kitabı olarak yayımlanan eser, bir hayatın karanlıkla, acıyla ve hatırayla kurduğu sessiz bağın şiir diliyle kayda geçirilmiş hâli olarak okurla buluştu. Tirebolulu emekli öğretmen İbrahim Mıdık’ın şiir kitabı “Kör Karanlıktan Sızanlar”, Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği Yayınlarının 15. kitabı olarak yayımlandı. Arı Sanat Yayınları / Hatıra Kitap etiketiyle basılan eser, 68 sayfalık bir şiir kitabı olarak okura ulaştı. Kitap, yıllarca defter aralarında, masa çekmecelerinde ve yazarın kendi iç dünyasında saklı kalan şiirleri gün ışığına çıkarıyor. Mıdık’ın dizelerinde hastalıkla mücadele, ölümle yüzleşme, sevda, gurbet, öğrenciler, memleket, toplumsal acılar, eski dostlar ve Tirebolu’ya bağlılık aynı hüzünlü şiir damarında birleşiyor. “Kör Karanlıktan Sızanlar”, yalnızca bir şiir kitabı değil; 37 yıl öğretmenlik yapmış bir Tirebolulunun, ömrünün farklı dönemlerinde içine attığı sözleri, hastalıkla ağırlaşan bir zamanın içinden okura ulaştırdığı içli bir hafıza kitabı niteliği taşıyor. TİREBOLU’DAN BAŞLAYAN BİR ÖMÜR, ŞİİRE DÖNÜŞEN BİR HAFIZA İbrahim Mıdık, 10 Aralık 1964’te Tirebolu’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Tirebolu’da tamamladıktan sonra 1983 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nü kazandı. 1987 yılında mezun olan Mıdık, öğretmenlik mesleğine Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde başladı. Siverek Ortaokulu’nda başlayan meslek hayatı, askerlik görevi sürecinde Kastamonu Azdavay Lisesi’nde yedek subay öğretmenlik göreviyle devam etti. Daha sonra yeniden Siverek’e dönen Mıdık, 1992 yılından itibaren Tirebolu’daki okullarda görev aldı. Tirebolu İmam Hatip Lisesi, Şehit Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan İlköğretim Okulu, Tirebolu Lisesi, Tirebolu Anadolu Lisesi, Espiye 75. Yıl Çok Programlı Anadolu Lisesi, Piraziz İsmail Yücel MTAL ve Tirebolu İskender Kaptan MTAL’de görev yapan Mıdık, 37 yıllık eğitim hayatının ardından sağlık sorunları nedeniyle emekliye ayrıldı. Bu uzun meslek hayatı, kitabın duygusal temelini oluşturan en güçlü kaynaklardan biri olarak öne çıkıyor. Mıdık’ın şiirlerinde sınıfların, öğrencilerin, gurbet ilçelerinin, memleket yollarının, okul koridorlarının ve hayatla erken tanışan insanların izleri hissediliyor. Onun şiiri yalnızca bireysel bir iç döküş değil; öğretmenlik yılları boyunca tanık olunan hayatların, acıların, umutların ve kırılgan insan hikâyelerinin de şiirsel kaydı hâline geliyor. DEFTER ARALARINDAN OKURA UZANAN ŞİİRLER İbrahim Mıdık, yıllar boyunca toplumsal ve kişisel konularda hissettiklerini mısralara döktü; ancak bu yazdıklarını uzun süre kendisine sakladı. Şiirler, yıllarca bir defterin arasında, bir çekmecenin sessizliğinde, söylenmeyi bekleyen ama zamanını bulamayan sözler olarak kaldı. Son yıllarda yakalandığı amansız hastalıkla mücadele eden Mıdık, kemoterapi, radyoterapi ve hastane sürecinin içinde, gün ışığı görmemiş şiirlerini okurla buluşturma isteğini daha güçlü hissetti. Böylece “Kör Karanlıktan Sızanlar”, bir edebî dosyanın kitaplaşmasının ötesinde, insanın en kırılgan zamanında kendini ifade etme, iz bırakma ve içindeki sesi başkalarına ulaştırma çabasına dönüştü. Bu yönüyle kitap, yazarın kendi ifadesiyle yıllarca saklı kalmış ruh hâllerinin, toplumsal ve şahsi duyarlılıkların, hastalıkla derinleşen iç muhasebenin ve hatıraların şiir diliyle açığa çıktığı bir çalışma olarak dikkat çekiyor. HASTALIKLA MÜCADELEDEN ŞİİRE SIZAN SES Kitabın en güçlü damarlarından biri, hastalıkla verilen mücadelenin şiire dönüşmesidir. Mıdık, bedensel acıyı dolaylı anlatımlarla yumuşatmadan, doğrudan ve sarsıcı bir iç sesle kuruyor. Hastane odaları, tedavi cihazları, ilaçlar, yorgunluk, uykusuzluk ve ağrı, kitabın bazı bölümlerinde yalnızca yaşanan bir süreç olarak değil, insanın kendi bedeniyle yaptığı sessiz savaşın sahnesi olarak yer alıyor. Şairin şu dizeleri, bu mücadeleyi yalın ama ağır bir imgeyle taşıyor: “Vücudum savaş meydanı Can veriyor, can alıyor.” Bu iki dizede hastalık, soyut bir kader cümlesi olmaktan çıkıyor; bedenin içinde süren çetin bir çarpışmaya dönüşüyor. Şair, kendi acısını büyütmeden ama saklamadan yazıyor. Okur, bu dizelerde yalnızca hastalığı değil, insanın kendi sınırına yaklaştığında bile kelimeye tutunma gücünü görüyor. Bir başka şiirde ise bedenin tükenişi, hastane köşesi ve ömrün son eşiği aynı hüzün çizgisinde birleşiyor: “Ağır ağır tükenen bedenimin Islak toprak kokusu Bir hastane köşesinde Ömrümün son virajı.” Bu dizelerde ölüm, sert bir kopuş değil; yaklaşan, kokusu duyulan, insanın yavaş yavaş fark ettiği büyük bir eşik olarak duruyor. Mıdık, bu eşiği şiirin içinde ağırlaştırmadan ama bütün çıplaklığıyla hissettiriyor. KARANLIĞIN İÇİNDEN KALAN İNCE BİR IŞIK Kitaba adını veren karanlık, Mıdık’ın şiirlerinde yalnızca umutsuzluk anlamına gelmiyor. Karanlık; hastalığın, kaybın, yalnızlığın, gurbetin, kırılmış hayallerin ve içe atılmış sözlerin ortak zemini olarak kuruluyor. Ancak bu zeminin içinde her zaman ince bir ışık, bir hatıra, bir sevda izi, bir memleket çağrısı ve bir teslimiyet duygusu da beliriyor. Şairin şu dizeleri, kitabın adındaki karanlık ve sızıntı duygusunu şiirsel olarak açıyor: “Kör ışığın kapı aralığından sızan kör karanlık Uykusuz uykuları tetikliyor.” Burada ışık ile karanlık birbirine karşıt iki uç olmaktan çıkıyor; insanın iç dünyasında aynı anda var olan iki hâle dönüşüyor. Mıdık’ın şiirinde hayat da böyle akıyor: Bir yanında hastalık, ölüm, yorgunluk ve kayıp; diğer yanında hatıra, sevda, memleket, inanç ve şiir. Bu nedenle “Kör Karanlıktan Sızanlar”, karanlığa teslim olmuş bir kitap değil; karanlığın içinden kalan son sesleri, son hatıraları ve son ışıkları arayan bir şiir toplamı olarak okunuyor. HATIRALARIN GÖLGESİNDE BİR ŞİİR DİLİ Kitapta hatıralar, yalnızca geçmişte kalmış anılar olarak değil, bugünün içine sızan ve insanı içeriden şekillendiren canlı bir hafıza olarak yer alıyor. Mıdık’ın şiirlerinde geçmiş, bazen bir dostun gölgesi, bazen bir babanın hatırası, bazen eski bir şehir, bazen de gençlik yıllarından kalmış buruk bir ses olarak okurun karşısına çıkıyor. Kitabın hüzünlü atmosferini taşıyan şu dizeler, bu hafıza duygusunu güçlü biçimde özetliyor: “Hüzünlü geçmişlerin bahçıvanını, Dinleye dinleye göğe yürüdüm. Hazan bülbülünün türkülerinde, Nice gönül dostu gölgeler gördüm.” Bu dizelerde geçmiş, kapatılmış bir defter değildir. Şair, onu dinleye dinleye yürür. Hüzün bir yük olarak değil, insanın kendi içindeki bahçeyi sulayan acı bir hatıra kaynağı olarak belirir. “Gönül dostu gölgeler” ifadesi, kitabın en belirgin duygusal damarlarından birini açar: Kaybedilenlerin, uzaklaşanların ve geride kalanların şiirde yeniden görünür olması. TİREBOLU’YA DÖNEN SES İbrahim Mıdık’ın şiirlerinde Tirebolu, yalnızca doğduğu yer değildir. Tirebolu; çocukluk, aile, geçmiş, fındık bahçeleri, sahil, dostluklar, eski insanlar, öğretmenlik yılları ve ölüm düşüncesiyle iç içe geçmiş bir memleket hafızasıdır. Şairin İstanbul’a seslendiği bölümlerde büyük şehrin yorgunluğu, kalabalığı ve insanı tüketen koşuşturması daha sert bir dille kurulur. Bu şehir imgesi karşısında Tirebolu, insanın dönmek istediği asli yer olarak belirir: “Galiba sona geldim bu devasa çukurda Alın götürün beni Tirebolu’ma.” Bu çağrı, yalnızca bir şehirden başka bir şehre gitme isteği değildir. Mıdık’ın şiirinde Tirebolu, insanın kendi köküne, kendi toprağına, kendi diline ve kendi hatırasına dönme arzusudur. Büyük şehirde sıkışan ruh, memlekette yeniden nefes almak ister. Kitap boyunca Tirebolu’nun doğrudan ya da dolaylı biçimde hissedilen varlığı, eseri kişisel bir şiir toplamından çıkarıp yerel hafızaya bağlı güçlü bir edebî kayda dönüştürüyor. ÖĞRETMENLİK HAFIZASI VE İNSANA BAKIŞ İbrahim Mıdık’ın 37 yıllık öğretmenlik geçmişi, şiirlerinde sessiz ama belirgin bir damar olarak duruyor. Öğrenciler, şehit öğretmenler, görev yapılan şehirler ve eğitim hayatının bıraktığı izler, kitabın toplumsal yönünü güçlendiriyor. “Öğrencilerime…” başlıklı şiirde yer alan şu dizeler, öğretmen Mıdık’ın insana bakışındaki inceliği gösteriyor: “Gencecik karanfiller Hepsi yıldız bakışlı.” Bu dizelerde öğrenci, yalnızca okul sıralarında karşılaşılan bir genç değildir; korunması, büyütülmesi ve geleceğe taşınması gereken kırılgan bir çiçek, bir ışık, bir umut olarak görülür. Şairin öğretmen kimliği, kitap boyunca yalnızca biyografik bir bilgi olarak kalmaz. İnsana, gençliğe, memlekete ve toplumsal acılara dönük duyarlılığın temel kaynaklarından biri hâline gelir. Bu nedenle kitapta bireysel hüzün ile toplumsal hafıza aynı çizgide ilerler. TOPLUMSAL ACILAR, DARBE YILLARI VE ŞEHİT ÖĞRETMENLER “Kör Karanlıktan Sızanlar”da sevda, hatıra ve hastalık kadar toplumsal acılar da geniş yer tutuyor. Mıdık’ın şiirlerinde 12 Eylül, demokrasi, şehit öğretmenler, ülke meseleleri ve toplumsal kırılmalar açık biçimde hissediliyor. Şair, bazı şiirlerinde bir dönemin sert siyasal atmosferini ve toplumsal yaralarını doğrudan imgelerle kuruyor. Demokrasiye dair yazdığı dizelerde ülkenin geçirdiği badireler, yıpranmış bir beden imgesiyle anlatılıyor. Şehit öğretmenlere ayrılan şiirlerde ise okul, sınıf, koridor, çocuk ve ölüm aynı acı ekseninde birleşiyor. Bu bölümler, Mıdık’ın şiirini yalnızca bireysel bir iç döküş olmaktan çıkarıyor. Kitap, bir öğretmenin tanıklık ettiği ülke acılarını, eğitim hayatının kırılganlığını ve toplumsal hafızada kapanmayan yaraları da taşıyor. GURBET, SEVDA VE YALNIZLIK Kitapta aşk ve sevda teması da güçlü biçimde yer alıyor; ancak bu sevda çoğu zaman neşeli bir kavuşma duygusuyla değil, uzaklık, yoksunluk, bekleyiş ve iç sızıyla kuruluyor. Mıdık’ın şiirlerinde sevda, insanı çoğaltan kadar eksilten, ayakta tutan kadar yaralayan bir duygudur. Şair, kimi zaman sevdiği kişiye, kimi zaman geçmişte kalan bir duyguya, kimi zaman da artık yalnızca hatıra hâline gelmiş bir varlığa seslenir. Bu seslenişlerde abartılı bir romantizmden çok, yaşanmışlığın içinden gelen kırık bir içtenlik vardır. Hastalığın ağırlaştığı şiirlerde sevda daha da kırılganlaşır. İnsan, hem yaşama hem sevdiğine hem de geride bırakacaklarına aynı anda tutunmaya çalışır. Böylece aşk, kitabın içinde yalnızca duygusal bir başlık değil; ölümle yüzleşen insanın son sığınaklarından biri hâline gelir. TİREBOLU KÜLTÜRÜNE 15. KİTAP KATKISI Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği, “Kör Karanlıktan Sızanlar” ile kültür yayınlarına yeni bir eser daha ekledi. 1988 yılında kurulan dernek, bugüne kadar sosyal dayanışmanın yanı sıra kültür yayınlarıyla da Tirebolu’nun yazılı hafızasına katkı sundu. Derneğin ilk yayınlarından itibaren tarih, kültür ve yerel hafıza alanında ortaya koyduğu çalışmalar, “Kör Karanlıktan Sızanlar” ile şiir alanında yeni bir halkaya kavuştu. İbrahim Mıdık’ın kitabı, derneğin kültür yayınları arasında 15. eser olarak yerini aldı. Kitabın yayımlanma sürecinde Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği çevresinden isimlerin katkısı bulunurken, editörlük çalışması İsmet Rizeli tarafından yürütüldü. Böylece Mıdık’ın yıllarca kendi içinde sakladığı şiirler, Tirebolu kültür hafızasına bırakılan kalıcı bir edebî kayıt hâline geldi. KİTABA ULAŞIM VE İMZALI TEMİN BİLGİSİ “Kör Karanlıktan Sızanlar”, Tirebolu’da doğrudan İbrahim Mıdık ile iletişime geçilerek imzalı olarak temin edilebiliyor. Kitap ayrıca Arı Sanat Yayınları ve Kitapyurdu üzerinden çevrim içi satışa sunuldu. Okurlar, esere “İbrahim Mıdık – Kör Karanlıktan Sızanlar” adı ve ISBN 978-625-93586-8-0 bilgisiyle ulaşabiliyor. Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği de kitap temini için iletişim kanallarını açık tutuyor. Dernek aracılığıyla yapılan kitap bağışları öğrenci burs fonuna aktarılıyor. Kitap için Tirebolu’da düzenlenecek tanıtım ve imza günü programı ayrıca duyurulacak. Bu yönüyle eser, yalnızca okura ulaşan bir şiir kitabı olarak değil; aynı zamanda Tirebolu’da kültür, dayanışma ve eğitim desteği arasında bağ kuran anlamlı bir çalışma olarak da öne çıkıyor. KİTAP, BİR HAYATIN SESSİZ KAYDI OLARAK OKURUN KARŞISINDA İbrahim Mıdık, “Kör Karanlıktan Sızanlar” ile yıllarca kendine sakladığı dizeleri okura emanet ediyor. Kitapta bir öğretmenin ömrü, bir hastanın mücadelesi, bir Tirebolulunun memleket hafızası, bir insanın sevdayla, acıyla ve ölümle kurduğu bağ aynı şiir dünyasında buluşuyor. Mıdık’ın dizelerinde karanlık, tek başına bir son anlamına gelmiyor. Karanlığın içinden hatıralar, dostlar, öğrenciler, sevdalar, memleket yolları ve kelimeye sığınan insan sesi sızıyor. Bu ses bazen hastane odasında ağırlaşıyor, bazen Tirebolu’ya dönmek istiyor, bazen eski dostları anıyor, bazen de ölümün kapısında bile şiirle konuşmayı sürdürüyor. “Kör Karanlıktan Sızanlar”, hüzünlü, içli ve kişisel bir şiir kitabı olmanın yanında, Tirebolu kültür hafızasına bırakılmış güçlü bir edebî iz olarak okurla buluşuyor. Eser, insanın en zor zamanlarında bile kelimelerin bir sığınak, şiirin bir direnç ve hatıraların unutulmaya karşı sessiz bir tanıklık olabileceğini gösteriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.