Hava Durumu

#Doku Kültürü

giresunsonhaber - Doku Kültürü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doku Kültürü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FINDIK ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ “BİR DALDAN ONLARCA FİDAN” Haber

FINDIK ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ “BİR DALDAN ONLARCA FİDAN”

FINDIK ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ “BİR DALDAN ONLARCA FİDAN” Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, fidan üretim parselinde sürdürülen boğma ve havai köklendirme çalışmalarına ilişkin bilgi verdi. Yöntemle, ana bitkinin genetik özelliklerini taşıyan sağlıklı ve kaliteli fındık fidanlarının üretilmesi hedefleniyor. Türkiye ve dünyada yürütülen bilimsel çalışmalar da boğma ve daldırma uygulamalarının fındıkta klonal fidan üretiminde uzun süredir kullanıldığını ortaya koyuyor. FİDAN ÜRETİM PARSELİNDE ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünden yapılan açıklamada, “Bir daldan onlarca fidan” hedefiyle fındık fidanı üretim parselindeki çalışmaların devam ettiği bildirildi. Açıklamada boğma, diğer adıyla havai köklendirmenin, bitkilerin genetik özellikleri korunarak çoğaltılmasını sağlayan vejetatif üretim yöntemlerinden biri olduğu belirtildi. Köklenme tamamlandıktan sonra ana bitkiden ayrılan dalın bağımsız bir fidan olarak yetiştirildiği kaydedildi. BOĞMA VE HAVAİ KÖKLENDİRME NASIL YAPILIYOR? Uygulamada öncelikle köklendirilmeye uygun, sağlıklı bir dal seçiliyor. Dalın çevresi bir tel yardımıyla sıkılarak boğuluyor ve boğma noktasının hemen üstündeki dokuda çizik oluşturularak kök gelişimi teşvik ediliyor. Yaralanan bölgeye köklendirme hormonu uygulanıyor. Ardından dalın bu bölümü torf, yosun veya benzeri nemli bir köklendirme ortamıyla sarılıyor. Nem kaybını önlemek amacıyla uygun bir materyalle kapatılan bölüm sabitleniyor. Kök oluşumu tamamlandıktan sonra dal ana bitkiden ayrılıyor ve yeni bir fidan olarak yetiştiriliyor. Enstitü, bu yöntemle ana bitkiyle aynı genetik özelliklere sahip sağlıklı ve kaliteli fidanlar elde edildiğini bildirdi. ENSTİTÜ TEPE DALDIRMA YÖNTEMİNİ 2021’DE DE UYGULADI Fındık Araştırma Enstitüsü, 24 Kasım 2021 tarihinde düzenlediği “Fındık Fidancılığındaki Gelişmeler” etkinliğinde de farklı fidan çoğaltma yöntemlerini kamuoyuna tanıttı. Dönemin Enstitü Müdürü Aysun Akar, doku kültürü, daldırma ve aşılama yöntemlerinin denendiğini; o tarihte en yüksek başarının tepe daldırma yöntemiyle alındığını açıkladı. Etkinlikte Giresun Valisi Enver Ünlü de uygulama yapılan fidanlıkta yaklaşık altı ay içinde fidan elde edildiğini belirtti. Programın sonunda fidanlık alanında söküm yapıldı; damızlık fidan üniteleri ile doku kültürü laboratuvarı tanıtıldı. ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİNDE SEKİZ FINDIK ÇEŞİDİ İNCELENDİ Fatma Acı ve Neriman Beyhan tarafından hazırlanan “Fındığın Tepe Daldırması Yöntemi ile Çoğaltılması” başlıklı çalışma, 20 Haziran 2018 tarihinde yayımlandı. Araştırmada 2013-2015 yılları arasında Tombul, Palaz, Foşa, Cavcava, Uzunmusa, Kalınkara, İncekara ve Sivri çeşitlerinin çoğaltılma performansı incelendi. Çalışmada, beş-altı gövdeli ve altı yaşındaki ana ocakların her birinde 20 genç sürgün kullanıldı. İlk yıl kontrol, tomurcuk koparma, kabuk alma ve boğma; ikinci yıl ise kabuk alma ile boğmanın birlikte uygulanması ve IBA köklendirme hormonu ile boğma yöntemleri karşılaştırıldı. Araştırmada uygulamalar arasında en yüksek etkinin boğma yönteminden elde edildiği bildirildi. Köklenme oranları çeşit ve uygulama kombinasyonuna göre yüzde 14,44 ile yüzde 80 arasında değişti. Tombul, Palaz, Foşa ve Kalınkara çeşitleri fidan gelişimi ve köklenme özellikleri bakımından öne çıktı. ÜNİVERSİTE VE ENSTİTÜ ARAŞTIRMACILARI ORTAK ÇALIŞTI Ondokuz Mayıs Üniversitesi öğretim üyeleri Neriman Beyhan ve Fatma Acı ile Fındık Araştırma Enstitüsü araştırmacısı Hüseyin İrfan Balık’ın hazırladığı bir başka araştırma, 2020 yılında Acta Horticulturae dergisinde yayımlandı. Şubat 2013 ile Ocak 2014 arasında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümünün Samsun’daki fındık bahçelerinde yürütülen çalışmada Acı, Allahverdi, İncekara, Kalınkara, Okay 28 ve Sivri çeşitlerinin tepe daldırmasıyla çoğaltılma performansı araştırıldı. Altı yaşındaki ana ocaklarda, ocak başına 20 genç sürgün kullanıldı. İTALYA’DA BOĞMA UYGULAMASI FİDAN SAYISINI ARTIRDI İtalya’da Alessandro Roversi, Gian Luca Malvicini ve A. Marino tarafından yürütülen iki yıllık çalışma, Piedmont bölgesindeki Langhe fındık üretim alanında, Bubbio’daki bir fidanlıkta gerçekleştirildi. Tonda Gentile delle Langhe çeşidi üzerinde 2003 ve 2004 yıllarında yapılan denemelerin sonuçları 2008 yılında yayımlandı. Çalışmada sürgünlerin dip kısmına halka takılarak yapılan boğma uygulamasının köklenme ve pazarlanabilir fidan sayısını artırdığı belirlendi. Ana ocak başına pazarlanabilir köklü sürgün sayısı boğma yapılmayanlarda ortalama 3,08 iken boğma uygulananlarda 11,67’ye yükseldi. Sulamanın ise sonuçlar üzerinde anlamlı bir etkisi tespit edilmedi. RUTGERS ÜNİVERSİTESİ YÖNTEMİ ÜRETİCİ REHBERİNE ALDI Rutgers Üniversitesi tarafından Mayıs 2021’de yayımlanan ve Megan Muehlbauer, John Capik ile Thomas J. Molnar tarafından hazırlanan üretici rehberinde, daldırma yöntemi fındığın dünya genelinde en yaygın kullanılan klonal çoğaltma yöntemlerinden biri olarak gösterildi. Rehberde genç sürgün veya dalların ana bitkiye bağlıyken nemli yetiştirme ortamıyla örtüldüğü, köklenmeyi artırmak için IBA hormonu uygulanabildiği ve sürgünün tabanına metal halka ya da sıkı plastik bağ takılarak boğma yapılabildiği anlatıldı. Sonbaharda köklenen yeni bitkinin köklerin altından kesilerek ana bitkiden ayrıldığı belirtildi. HAVAİ KÖKLENDİRME İLE TEPE DALDIRMA FARKLI BİÇİMLERDE UYGULANIYOR Enstitünün güncel açıklamasında anlatılan havai köklendirmede dal üzerindeki belirli bir bölüm nemli ortamla sarılarak köklendiriliyor. Bilimsel araştırmaların önemli bölümünde kullanılan tepe daldırma yönteminde ise ana ocaktan çıkan çok sayıda genç sürgünün dip kısımları ayrı ayrı boğuluyor ve toprak ya da köklendirme harcıyla örtülüyor. Her iki yöntemin ortak noktasını, sürgünün ana bitkiye bağlıyken kök oluşturması ve daha sonra ayrılarak genetik olarak ana bitkiyle aynı yeni bir fidan haline getirilmesi oluşturuyor. Araştırmalarda üretim sonuçları çoğunlukla tek bir dal yerine ana ocak, sürgün veya köklendirme noktası üzerinden hesaplanıyor. DOKU KÜLTÜRÜYLE DE ÇOK SAYIDA FINDIK FİDANI ÜRETİLİYOR Fındık Araştırma Enstitüsü, boğma ve daldırma yöntemlerinin yanı sıra doku kültürüyle fidan üretimi üzerinde de çalışıyor. Enstitü, 29 Mayıs 2024 tarihinde doku kültürü laboratuvarında üretilen fındık fidanlarını toprakla buluşturdu. Etkinlikte Tombul, Çakıldak, Palaz, Foşa ve Türk fındığı çeşitlerinin laboratuvar ölçeğindeki çoğaltma çalışmaları tanıtıldı. Laboratuvar ve alıştırma serasında yetiştirilen örnek fidanlar Enstitü arazisindeki uygulama bahçesine dikildi. Enstitü araştırmacıları Merve Şekerli ve Dilek Bayramin tarafından hazırlanan, Tombul, Çakıldak ve Foşa çeşitlerinde doku kültürüyle çoğaltmayı inceleyen bilimsel çalışma da 26 Ocak 2026 tarihinde yayımlandı. Araştırmada farklı bitki hormonları ve köklendirme ortamları karşılaştırılarak laboratuvarda hızlı ve standart fidan üretimine yönelik çoğaltma protokolü geliştirildi. ORTAK HEDEF ADINA DOĞRU VE STANDART FINDIK FİDANI Türkiye, İtalya ve ABD’de yürütülen araştırmalar; boğma, havai köklendirme ve tepe daldırma yöntemlerinin ana bitkinin genetik özelliklerini koruyan fidanların üretilmesinde kullanılabildiğini gösteriyor. Fındık Araştırma Enstitüsünün güncel uygulaması da bu yöntemlerin fidan üretim parselinde sürdürülmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini ortaya koyuyor.

FINDIKTA ARAŞTIRMA VAR, VERİM  YOK Haber

FINDIKTA ARAŞTIRMA VAR, VERİM YOK

FINDIKTA ARAŞTIRMA VAR, VERİM YOK Giresun’daki Fındık Araştırma Enstitüsü, 1936’dan bu yana fındıkta Türkiye’nin en köklü bilim merkezlerinden biri olarak faaliyet gösteriyor. Kurumun laboratuvarı, analiz altyapısı, zararlı mücadelesi ve teknik birikimi tartışma konusu değil. Tartışılan başlık ise başka: Bunca kurumsal hafızaya rağmen yaşlanan bahçeleri yenileyen, toprak disiplinini sahaya yayan ve verimi kitlesel ölçekte yükselten büyük dönüşüm neden hâlâ görünür değil? Giresun’da 1936 yılında “Fındık İstasyonu” adıyla kurulan kurum, ilk yıllarda bölgedeki fındık üretimini geliştirmek ve üretim sorunlarına çözüm bulmak amacıyla yapılandırıldı. Hizmet alanı 1952’den itibaren tüm fındık üretim bölgesini kapsayacak şekilde genişletildi. Kurum, sonraki yıllarda bugünkü enstitü yapısına evrilirken fındık için ülkesel bazda veri toplama, araştırma yapma, gen kaynaklarını koruma, laboratuvar hizmeti sunma ve eğitim-yayım yürütme görevleriyle teknik merkez kimliği kazandı. Bugün kurumun elinde laboratuvar var, analiz var, proje var, yayın var. Resmî kurumsal görünümde doku kültürü, pomoloji, bitki sağlığı, gıda teknolojileri ile toprak ve yaprak analiz laboratuvarları açık biçimde yer alıyor. Devam eden ve sonuçlanan projeler ile eğitim-yayım başlıkları da bu çerçevenin parçası olarak sunuluyor. Bu tablo, Fındık Araştırma Enstitüsü’nün teknik kapasitesinin kâğıt üstünde güçlü olduğunu gösteriyor. Ne var ki sahadaki asıl beklenti, yalnızca araştırma üretmek değil; o araştırmayı bahçede sonuç haline getirmek. Çünkü fındıkta artık temel mesele sadece zararlıyla mücadele etmek ya da üreticiye genel bilgi vermek değil. Asıl mesele; yaşlanan bahçeyi yenilemek, toprağı yeniden disipline etmek, pH dengesini izlemek, gübrelemeyi analiz sonucuna bağlamak ve verimi bahçe yaşı, rakım, bakım düzeyi ve iklim riskine göre yeniden kurmak. Kurumun 2025 yılı kamuya açık faaliyet akışına bakıldığında öne çıkan başlıklar daha çok kahverengi kokarca ile biyolojik mücadele, Samuray arıcığı salımı, geç don sonrası eğitimler ve analiz hizmetleri etrafında toplanıyor. Haber arşivinde 10 Temmuz 2025 tarihli “Samuray Arıcığı Salımı Keşap’ta Gerçekleştirildi” duyurusu ile 26 Mayıs 2025 tarihli “Geç Don Zararı Sonrası Müdahaleler Masaya Yatırıldı” başlıklı eğitim haberi açık biçimde yer alıyor. Samuray arıcığı çalışması, kahverengi kokarcaya karşı biyolojik mücadelede kurumun sahadaki somut hamlelerinden biri olarak öne çıkıyor. Geç don sonrası eğitim de budama, bitki besleme ve hastalık-zararlılarla mücadele başlıklarında teknik personeli sahaya hazırlayan önemli bir çalışma olarak kayda geçiyor. Kurumun teknik faaliyeti var; ancak görünür akış daha çok belirli sorun başlıklarına dönük müdahaleler üzerinden ilerliyor. Toprak ve yaprak analizi tarafında da belirgin bir altyapı bulunuyor. Enstitünün resmî analiz sayfasında toprak verimlilik analiz paketleri, standart yaprak analizi ve farklı parametreleri içeren ücretlendirme kalem kalem yayımlanmış durumda. Ayrıca analiz çeşitleri, numune kabulü ve sonuç listeleri de kurumsal menüde ayrı başlıklar halinde yer alıyor. Ancak tam da burada haberin ağır sorusu beliriyor. Çünkü sahada ihtiyaç duyulan şey, üreticinin başvurusuna bağlı analiz hizmetinin ötesinde bir üretim reformu. Bahçe bazlı pH haritalaması, zorlayıcı gübre planlaması, toprak yorgunluğu takibi, verim haritalama, bahçe yenileme programı ve sonuçların ilçe ilçe ölçülmesi artık fındıkta teknik ayrıntı değil; doğrudan üretim düzeninin omurgası. Kurumun kamuya açık görünür faaliyet akışında ise bu dönüşümün kaç bahçeye ulaştığını, hangi ilçelerde sistemli toprak yönetimi modelinin kurulduğunu, hangi uygulamanın doğrudan verim artışına dönüştüğünü gösteren güçlü ve sayısallaştırılmış saha verisi aynı açıklıkla görülmüyor. Bu değerlendirme, resmî kurumsal içerikte görülen başlıklara ve görünür veri eksikliğine dayanıyor. Toprak analizi meselesi de tam bu başlıkta düğümleniyor. Bu iş, üreticinin eline poşet verilip “numune getir” denilerek yürütülecek bir süreç değil. Köylünün saksıdan, yol kıyısından ya da bahçenin rastgele bir noktasından getireceği toprakla üretim reformu kurulmaz. Sağlıklı analiz, ancak bölge bölge planlanan ve uzman personelce sahada alınan numunelerle mümkündür. Numune alma işinin üreticinin inisiyatifine bırakıldığı yerde bilimsel disiplin zayıflar, sonuç tartışmalı hale gelir. Fındıkta gerçek toprak yönetimi; parsel bazlı, standart derinlikte, teknik ekip denetiminde ve kayıt altına alınmış örnekleme sistemiyle kurulabilir. Bu paragraf, haberde yer alan editoryal değerlendirmedir; kurumsal sayfalarda analiz hizmeti bulunduğu görülmekle birlikte bölge bazlı personel örnekleme modeline ilişkin kamuya açık ayrıntılı uygulama rejimi aynı açıklıkla görünmüyor. Bahçe yenileme meselesi de haberin merkezinde duruyor. Doku kültürü laboratuvarı, fidan materyali ve araştırma altyapısı önemli başlıklar olabilir. Ancak üreticinin beklediği asıl sonuç, yaşlı ve verimsiz bahçelerin yenilenmesinde geniş ölçekli bir kırılmadır. Bugün kurumun resmî görünümünde, bahçe yenilemesini ilçe ilçe sahaya taşıyan, takvime bağlayan ve etkisini verim rakamlarıyla ortaya koyan yaygın bir model kamuoyuna aynı güçle yansımıyor. Laboratuvarın varlığı tek başına yetmiyor; laboratuvarın sahadaki sonucu görünür hale gelmediğinde tartışma da burada büyüyor. Bu da yine resmî açık kaynak görünürlüğüne dayalı bir tespit olarak okunmalıdır. İklim riski tarafında da tablo değişmiyor. Geç don sonrası eğitim verilmiş olması önemli; ancak üretimin bugünkü ihtiyacı sadece zarar sonrası bilgilendirme değil, zarar öncesi risk yönetimi modeli. Mikro bölgeye göre çeşit-rakım uyumu, erken uyarı sistemi, kronolojik müdahale planı ve iklim uyum rejimi olmadan yalnızca eğitim başlığı, üreticinin beklediği koruma duvarını kurmaya yetmiyor. Resmî akışta eğitim var; fakat üretim rejimini zorlayıcı ölçekte değiştiren sistem dönüşümü aynı açıklıkla öne çıkmıyor. Son tabloda ortaya çıkan gerçek şu: Giresun’daki Fındık Araştırma Enstitüsü, tarihsel olarak güçlü, teknik olarak donanımlı, kurumsal olarak köklü bir yapı. Araştırma var, laboratuvar var, analiz var, biyolojik mücadele var, eğitim var. Ancak sahada üreticinin beklediği büyük eşik, bunların verimi kitlesel olarak yukarı taşıyan bir reform zincirine dönüşmesidir. Bugün kamuya açık görünümde görülen eksik de tam burada düğümleniyor: Kurumun bilimsel ağırlığı açık, fakat bu ağırlığın bahçede büyük verim dönüşümüne ne ölçüde çevrildiği hâlâ tartışma konusu olmayı sürdürüyor. . . KAYNAKÇA Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, “Tanıtım” sayfası: kurumun 1936’daki kuruluşu, 1952’de hizmet alanının genişlemesi ve görev tanımı. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü resmî ana sayfası ve kurumsal menüleri: laboratuvarlar, projeler, eğitim-yayım ve kurumsal yapı başlıkları. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Haber Arşivi: 2025 yılı görünür faaliyet başlıkları. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, “Geç Don Zararı Sonrası Müdahaleler Masaya Yatırıldı”, 26 Mayıs 2025. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, “Toprak ve Yaprak Analiz Laboratuvarı Analiz Fiyat Listesi”, “Analiz Ücretleri” ve “Yaprak ve Toprak Örneklerinin Kabulü” sayfaları.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.