Hava Durumu

#Doğu Karadeniz

giresunsonhaber - Doğu Karadeniz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğu Karadeniz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ŞENYÜREK AĞAÇBAŞI’NDA: KEMENÇE, HORON VE DAYANIŞMA AYNI YAYLADA BULUŞTU Haber

ŞENYÜREK AĞAÇBAŞI’NDA: KEMENÇE, HORON VE DAYANIŞMA AYNI YAYLADA BULUŞTU

ŞENYÜREK AĞAÇBAŞI’NDA: KEMENÇE, HORON VE DAYANIŞMA AYNI YAYLADA BULUŞTU CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, Güce’nin Ağaçbaşı Yaylası’nda 18-19 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenen Giran Yolu Ağaçbaşı Yaylası Kültür ve Otçu Göçü Festivali’ne katıldı. İki güne yayılan buluşmada kemençe ezgileri, horon halkaları ve yöre sanatçılarının programı, tarım takvimi içinden doğan köklü otçu göçü geleneğini yeniden yaylaya taşıdı. Güce’nin tarihî yayla güzergâhlarından Giran Yolu ile Ağaçbaşı Yaylası, hafta sonunda bölgenin en eski mevsimlik hareketlerinden biri olan otçu göçü etrafında kurulan kültür buluşmasına ev sahipliği yaptı. CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek de şenliğe katılarak yurttaşlarla bir araya geldi; horon ve kemençe eşliğinde yaşatılan geleneğin taşıdığı dayanışma kültürüne dikkat çekti. Şenyürek, şenliğin ardından yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Kemençenin sesi, horonun coşkusu ve yaylalarımızın eşsiz güzelliğiyle kültürümüzü ve dayanışma ruhumuzu yaşatan bu anlamlı şenliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese, bizleri içtenlikle karşılayan tüm hemşehrilerimize teşekkür ediyorum.” İKİ GÜNLÜK PROGRAMDA KEMENÇE, TÜRKÜ VE HORON VARDI Festival afişine göre program, 18 Temmuz Cumartesi ve 19 Temmuz Pazar günleri Ağaçbaşı Yaylası’nda gerçekleştirildi. Programın sunuculuğunu Erdal Avcı üstlendi. Cumartesi programında Hakan Köntek, Emre Sarıcı, Ünal Turan, Ali Alim, Erdoğan Erol, Güzel Esma, Kuşçu Hasan, Hicabi Şenlikoğlu, Kemal Şenpınar, Recep Çevik, Mustafa Emin Bayram, Ünsal Yıldız, Burhan Yıldız ve Orkestra Umut Kara’nın isimleri yer aldı. Pazar programı için Sinan Sami, Alim Koca, Samet Ok, Ömer Aktaş, Ali Osman Kargın, Sinan Hancı, Mustafa Emin Bayram ve Orkestra Umut Kara duyuruldu. İki güne yayılan sahne programı, şenliğin günümüzde aldığı biçimi de gösterdi. Tarihî göç yolculuğu; kemençe, türkü, horon ve hemşehri buluşmasıyla geniş kapsamlı bir kültür festivaline dönüşürken Ağaçbaşı Yaylası farklı kuşakları aynı alanda buluşturdu. OTÇU GÖÇÜ TARIM TAKVİMİNDEN DOĞDU Otçu göçü yalnızca yaylada düzenlenen bir eğlencenin adı değil; kıyı köyleri, tarım alanları ve yüksek yaylalar arasında kurulan eski yaşam düzeninin parçası. Doğu Karadeniz Kültür Envanteri’ne göre aileler haziran ayından itibaren yaylaya çıkarken köydeki tarla ve bahçe işleriyle ilgilenmek üzere bazı aile bireyleri geride kalıyordu. Mısır tarlalarının bakımı tamamlanıp fındık hasadı başlamadan önce köyde kalanlar da toplu biçimde yaylaya çıkıyor, daha önce yaylaya yerleşenlerle buluşuyordu. Bu ikinci ve toplu çıkış; “ot göçü”, “otçu göçü” ve “otçu haftası” adlarıyla anıldı. Geleneğin temmuz ayına yerleşmesinin nedeni de tarımsal üretim takvimiydi. Yaylaya ulaşan kafileler karşılanıyor, çalışmaya ara veriliyor; müzik, oyun ve toplu eğlenceyle göç bir şenliğe dönüşüyordu. Giresun’daki yayla şenliklerinin bugün de çoğunlukla temmuz ve ağustos aylarında yapılması bu tarihsel takvimin izlerini taşıyor. Doğu Karadeniz Kültür Envanteri AĞAÇBAŞI’NDAKİ RESMÎ KAYIT 2019’A UZANIYOR Ağaçbaşı’ndaki etkinliğin ulaşılabilen resmî dijital kayıtlarından biri 2019 yılına ait. Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye Kültür Portalı, 12-13 Temmuz 2019 tarihli “Güce Ağaçbaşı Yaylası Otçu Göçü” programını ulusal nitelikte bir kültür ve sanat festivali olarak kaydetti. Güce Belediyesi tarafından düzenlenen programın adresi Ağaçbaşı Yaylası Festival Alanı olarak gösterilirken etkinliğin, tarihî yayla göçü güzergâhındaki yaklaşık 50 kilometrelik yolun yürünerek Ağaçbaşı Yaylası’na çıkılması üzerine kurulduğu belirtildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye Kültür Portalı Bu kayıt, 2019’u geleneğin başlangıç tarihi yapmıyor. Otçu göçü çok daha eski yaylacılık ve üretim düzeninden doğuyor. 2019 kaydı ise Ağaçbaşı güzergâhındaki uygulamanın kurumsal bir festival programına dönüştüğünü gösteren ulaşılabilir resmî belge niteliği taşıyor. TARİHÎ YOL, GELENEĞİN HAFIZASINI TAŞIYOR Otçu göçünün kültürel değeri yalnızca varış noktasında kurulan horon halkasında değil, yolun kendisinde de saklı. Giresun’da 2024 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle yürütülen başka bir yaşatma çalışmasında tarihî yayla güzergâhlarındaki patikalar, taş döşemeler ve konaklama noktaları incelendi. Katılımcılar, Çepni kültüründe önemli yere sahip olan göç rotasını yürüdü. Çalışma, eski yayla yollarının yalnızca ulaşım hattı değil, kuşaklar arasında aktarılan toplumsal hafızanın da parçası olduğunu ortaya koydu. Anadolu Ajansı’nın aktardığı çalışma Ağaçbaşı buluşmasının önemi de burada belirginleşiyor. Festival; kıyı ile yayla arasındaki eski üretim ilişkisini, tarım takvimini, toplu yolculuğu, kemençeyi, horonu ve imece kültürünü aynı zeminde buluşturuyor. Şenliğin günümüzdeki konser ağırlıklı biçimi geniş katılım sağlarken tarihî Giran Yolu’nun, otçu göçünün neden yapıldığının ve yaylaya toplu çıkış geleneğinin program içinde görünür tutulması, kültürel mirasın yalnızca eğlenceye indirgenmeden gelecek kuşaklara aktarılması açısından önem taşıyor.

BURSA GİRESUN FEDERASYONU TANITIM PROĞRAMI DÜZENLEDİ Haber

BURSA GİRESUN FEDERASYONU TANITIM PROĞRAMI DÜZENLEDİ

BURSA GİRESUN FEDERASYONU TANITIM PROĞRAMI DÜZENLEDİ Bursa Giresun Federasyonunun Giresun’da “tanışma ve kaynaşma” amacıyla düzenlediği program, 45 dernek, 600 delege ve 27 bin 600 üyeye ulaşan örgütlü yapının büyüklüğünü ortaya koydu. Giresun’a yatırım hedefi dile getirildi; bu hedefi hayata geçirecek proje, protokol, takvim ve çalışma mekanizması ise ortaya konulmadı. Bursa Giresun Federasyonu, 18 Temmuz 2026’da Giresun Belediyesi Plajlar Bölgesi’ndeki Yetimoğulları Restoran’da tanıtım ve kahvaltı programı düzenledi. Federasyon Başkanı Üzeyir Aktaş’ın ev sahipliğindeki buluşmanın amacı, Bursa’da yaşayan Giresunlularla memleketleri arasındaki bağları güçlendirmek, tanışmayı ve kaynaşmayı sağlamak olarak açıklandı. Programa Federasyon Başkan Vekili Fatih Akdoğan ile başkan yardımcıları Naim Yıldız, Çetin Çolak, Kemal Olgun, Fatih Yılmaz, Şahin Turan ve Orhan Aydın da katıldı. ÜÇ PARTİ TEMSİL EDİLDİ, DAVET ÖLÇÜTÜ AÇIKLANMADI Kahvaltıya AK Parti Giresun milletvekilleri Ali Temür ve Nazım Elmas, MHP Giresun Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal, Yavuzkemal Belde Belediye Başkanı Adem Önal, MHP İl Başkanı Salih Akgün ve İYİ Parti İl Başkanı İnan Taşgöz katıldı. Orman Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Özkaya, İl Kültür ve Turizm Müdürü Erdem Kılavuz, İŞKUR İl Müdürü Mustafa Sarı, kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, iş insanları, basın mensupları ve çok sayıda davetli de programda yer aldı. AK Parti, MHP ve İYİ Parti temsilcilerinin bulunduğu listede CHP’nin il yönetimi, Giresun’un CHP’li milletvekili ve programın düzenlendiği kentte görev yapan CHP’li Giresun Belediye Başkanı yer almadı. Federasyonun Nisan 2026’daki olağan genel kuruluna AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse ve Anahtar Parti Bursa İl Başkan Yardımcısı Fatih Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu farklı siyasi çevrelerden isimlerin katılmış olması, daha geniş bir temsil tablosunun mümkün olduğunu gösteriyor. 45 DERNEK VE 27 BİN 600 ÜYELİK BÜYÜK GÜÇ Federasyon Başkanı Üzeyir Aktaş, Bursa’da yaklaşık 200 bin Giresunlunun yaşadığını; federasyon bünyesinde 45 dernek, 600 delege ve 27 bin 600 üye bulunduğunu açıkladı. Bu büyüklük, Bursa ile Giresun arasında yalnızca kültürel değil, ekonomik bir köprü kurabilecek güçlü bir insan kaynağına işaret ediyor. Aktaş, yakın gelecekte Marmara Bölgesi’nin en kapsamlı Giresun Tanıtım Günlerini düzenlemeyi planladıklarını belirterek Giresun’un kültürünü ve tarihî mirasını gelecek kuşaklara aktarmayı hedeflediklerini söyledi. Federasyonun her yıl Otçu Göçü geleneği kapsamında festival ve şenlikler düzenlediğini anlatan Aktaş, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla Ankara’nın Haymana ve Afyonkarahisar’ın İscehisar ilçelerindeki Giresun şehitliklerinde anma programları yaptıklarını kaydetti. Federasyonun 3-5 Temmuz 2026’da düzenlediği 29. Otçu Göçü Yayla Festivali de kültürel organizasyon kapasitesinin ulaştığı ölçeği gösterdi. 29. Otçu Göçü Yayla Festivali Aktaş, Topal Osman Ağa öncülüğünde kurulan gönüllü alayların Kurtuluş Savaşı’ndaki mücadelesini genç kuşaklara aktarmayı tarihî bir sorumluluk olarak gördüklerini ifade etti. BURSA-GİRESUN YATIRIM MASASI KURULMALI Federasyonun 200 bin kişilik hemşehri ağı; Giresun Ticaret ve Sanayi Odası, ilçe ticaret odaları, Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı, belediyeler ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odasıyla aynı masada buluşturulabilir. Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı hâlihazırda yatırım potansiyeli yüksek sektörleri belirleme, yatırım ortamını tanıtma ve yatırımcılara süreç boyunca destek verme görevi yürütüyor. Giresun’daki yatırım arazilerinin elektronik envanteri de yatırımcıların önüne somut seçenekler koyabilecek hazır bir araç niteliğinde. İlk adımda Bursa’daki Giresunlu iş insanlarının sektör, yatırım kapasitesi ve ilgi alanlarını gösteren bir envanter hazırlanmalı. Ardından fındık ve gıda işleme, turizm, makine, tekstil, lojistik, e-ticaret ve katma değerli üretim alanlarında Giresun’daki yatırım projeleriyle Bursalı firmalar eşleştirilmeli. Planlanan Giresun Tanıtım Günleri yalnızca kültürel gösterilerin ve yöresel ürün stantlarının yer aldığı bir etkinlikle sınırlı kalmamalı. Programın içine yatırım sunumları, işletmeden işletmeye görüşmeler, satın alma heyetleri, girişimci buluşmaları ve turizm acenteleriyle paket tur anlaşmaları eklenmeli. Programda konuşan milletvekilleri Ali Temür, Nazım Elmas ve Ertuğrul Gazi Konal, Giresun’un kültürel, tarihî ve turistik değerlerinin tanıtımına destek veren ve kente yatırımı teşvik eden sivil toplum kuruluşlarının yanında olacaklarını belirtti. Yavuzkemal Belediye Başkanı Adem Önal, MHP İl Başkanı Salih Akgün ve İYİ Parti İl Başkanı İnan Taşgöz de Federasyon Başkanı Üzeyir Aktaş’a ev sahipliği için teşekkür etti. Kahvaltı programı plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi. Bundan sonraki aşamada gözler, açıklanan büyük hedeflerin projeye, yatırıma, istihdama ve iki şehir arasında kalıcı ekonomik iş birliğine dönüşüp dönüşmeyeceğinde olacak

130 BİN SAMURAY ARISI KAHVERENGİ KOKARCAYA KARŞI DOĞAYA SALINDI Haber

130 BİN SAMURAY ARISI KAHVERENGİ KOKARCAYA KARŞI DOĞAYA SALINDI

130 BİN SAMURAY ARISI KAHVERENGİ KOKARCAYA KARŞI DOĞAYA SALINDI Giresun’da fındıkta verim ve kalite kaybına yol açan kahverengi kokarcaya karşı biyolojik mücadele büyütüldü. Merkez Aksu Mahallesi’nde 130 bin samuray arısı doğaya bırakılırken, mücadelede hedef zararlının yumurtadan çoğalmasını baskılamak, kimyasal ilaç ihtiyacını azaltmak ve fındık üreticisinin ürün kaybını sınırlamak. GİRESUN’DA BİYOLOJİK MÜCADELE BÜYÜTÜLDÜ Giresun’da kahverengi kokarca zararlısına karşı yürütülen mücadelede yeni dönem başladı. Giresun Valiliği ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda, 22 Haziran 2026 Pazartesi günü Merkez Aksu Mahallesi’nde düzenlenen programda 130 bin samuray arısı doğaya salındı. Programa Giresun Valisi Mustafa Koç, Giresun Milletvekilleri Prof. Dr. Nazım Elmas ve Ali Temür, kurum temsilcileri ve davetliler katıldı. (giresun.gov.tr) Vali Mustafa Koç, 2025 yılında 90 bin 664 samuray arısının doğaya bırakıldığını, 2026 yılında bu sayının 130 bine çıkarıldığını açıkladı. Giresun’da yürütülen mücadele kapsamında 46 binden fazla üreticiye eğitim verildi, 102 bini aşkın hanede kışlak mücadelesi yapıldı, feromon ve tuzak dağıtımları gerçekleştirildi. (giresun.gov.tr) KAHVERENGİ KOKARCA NEDİR? Kahverengi kokarca, bilimsel adıyla Halyomorpha halys, Doğu Asya kökenli istilacı ve polifag bir tarım zararlısıdır. Polifag olması, tek bir ürünle sınırlı kalmadığını; fındık, kivi, şeftali, armut, üzüm, mısır, biber ve çok sayıda tarım ürününde beslenebildiğini gösterir. Zararlı, bitkinin meyve ve tohum dokusunu emerek beslenir; fındıkta iç boşluğu, buruşuk iç, lekeli iç, kalite düşüşü ve randıman kaybı oluşturur. (acikerisim.omu.edu.tr) Kahverengi kokarca yalnızca bahçede görülen bir zararlı değildir. Hava sıcaklıkları düştüğünde kışlamak için ev, depo, ahır, odunluk ve benzeri kapalı alanlara yönelir. Bu nedenle mücadele yalnızca fındık bahçesinde değil, kışlak alanlarda da yürütülmek zorundadır. Tarım ve Orman Bakanlığı, zararlıyı istilacı ve polifag bir tür olarak tanımlarken, sıcaklığın 17 derecenin altına düşmesiyle yerleşim alanlarında yoğunlaştığını bildiriyor. (kahverengikokarca.tarimorman.gov.tr) TÜRKİYE’YE NE ZAMAN VE NASIL GELDİ? Kahverengi kokarca Türkiye’de ilk kez 2017 yılında kayıtlara geçti. EPPO kayıtlarında zararlının Ekim 2017’de Gürcistan sınırına yakın Artvin Kemalpaşa’da doğrulandığı, İstanbul’da da aynı yıl gözlem kayıtları bulunduğu yer alıyor. (gd.eppo.int) Bilimsel çalışmalarda zararlının Türkiye’ye Gürcistan hattı üzerinden Artvin çevresinden ve İstanbul üzerinden taşınma ihtimali öne çıkıyor. Kahverengi kokarca dünyada özellikle ticaret, taşımacılık, konteyner hareketleri, araçlar ve ürün sevkiyatlarıyla yeni bölgelere taşınabilen istilacı türler arasında yer alıyor. (zenodo.org) Doğu Karadeniz’de fındık üretim alanlarının birbirine yakınlığı, sahil hattındaki yoğun insan ve ürün hareketliliği, zararlının çok sayıda bitkide beslenebilmesi ve kışın kapalı alanlarda canlı kalabilmesi yayılımı hızlandırdı. Türkiye’de 2018’den itibaren Doğu Karadeniz’de tespitler artarken, zararlının Karadeniz ve Marmara bölgelerinde yayılma potansiyeli güçlendi. (Tarım ve Orman Bakanlığı) FINDIKTA ZARARI NEDEN BÜYÜK? Kahverengi kokarca fındıkta özellikle meyvenin gelişim döneminde sokup emerek zarar verir. Bu beslenme biçimi üründe yalnızca miktar kaybı değil, kalite kaybı da oluşturur. Fındıkta iç randımanı düşer, boş ve lekeli iç oranı artar, sanayiye giden üründe kalite sorunu büyür. Giresun açısından risk daha büyüktür; çünkü il ekonomisi fındığa güçlü biçimde bağlıdır. Valilik verilerinde 2025 yılında zirai don, aşırı sıcaklar ve zararlı baskısının etkisiyle fındık rekoltesinin yaklaşık yüzde 30 azalarak 65 bin 735 tona gerilediği belirtildi. Bu düşüş yalnızca kokarcaya bağlanmıyor; ancak zararlı baskısı, iklim kaynaklı stresle birleştiğinde fındıkta verim ve kalite kaybını artıran ana başlıklardan biri haline geliyor. (giresun.gov.tr) Harran Tarım ve Gıda Bilimleri Dergisi’nde yayımlanan 2024 tarihli çalışmada, kahverengi kokarca tipi zararlıların 2017-2022 döneminde Türkiye fındık üretiminde yıllık 106 bin 820 ton, toplamda 640 bin 920 ton kayba yol açtığı hesaplandı. Aynı çalışma, biyolojik mücadele, tuzak ve kimyasal mücadele gibi kontrol yöntemlerinin zararlı popülasyonunu baskılaması halinde yıllık 82 bin 506 tona kadar fındık kaybının önlenebileceğini ortaya koydu. (DergiPark) SAMURAY ARISI NE YAPIYOR? Samuray arısı, bilimsel adıyla Trissolcus japonicus, kahverengi kokarcanın doğal düşmanları arasında yer alan bir yumurta parazitoididir. Bu arı, kahverengi kokarcanın yumurtalarının içine kendi yumurtasını bırakır. Böylece kokarca yumurtasından yeni kokarca çıkmaz; onun yerine samuray arısı çıkar. Bu mekanizma, zararlının yeni nesil oluşturmasını doğrudan hedef aldığı için biyolojik mücadelenin en kritik ayağını oluşturur. (Giresun Tarım ve Orman Müdürlüğü) Fındık Araştırma Enstitüsü’nde yürütülen üretim çalışmalarında kahverengi kokarca yumurtaları laboratuvar koşullarında parazitleştiriliyor. Parazitlenen yumurtalardan çıkan samuray arıları daha sonra belirlenen alanlarda doğaya bırakılıyor. Giresun’da üretilen samuray arılarının 2026’da Giresun, Trabzon, Rize, Artvin ve Gümüşhane’de belirli periyotlarla salınacağı açıklandı. (Haberler) BU ARILAR İŞE YARAYACAK MI? Samuray arısı kahverengi kokarcaya karşı umut veren bir biyolojik mücadele aracıdır; ancak tek başına kısa sürede tüm zararlıyı ortadan kaldıracak bir yöntem değildir. Etkisi uzun vadeli ve popülasyon baskılama temellidir. Arıların doğada tutunması, kokarca yumurtalarını bulması, parazitleme oranının yükselmesi ve yeni samuray arısı popülasyonunun oluşması zaman ister. Bu nedenle başarı; samuray arısı salımı, feromon tuzakları, kışlak mücadelesi, üretici eğitimi, bahçe kontrolleri ve entegre mücadele takviminin birlikte uygulanmasına bağlıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı da salımların kimyasal ilaçtan en az etkilenecek ormanlık alanlar, mezarlıklar, ilaç kullanılmayan bahçeler ve benzeri noktalarda yapıldığını bildiriyor. Bu tercih, samuray arısının doğada yaşama ve çoğalma şansını artırmayı hedefliyor. (kahverengikokarca.tarimorman.gov.tr) KİMYASAL MÜCADELE AZALABİLİR AMA TAMAMEN BİTMEZ Samuray arısı doğaya ve insan sağlığına zarar vermeyen biyolojik mücadele seçeneği olarak öne çıkıyor. İnsanları sokmayan, bal arılarına zarar vermeyen ve kahverengi kokarca yumurtalarını hedefleyen bu faydalı böcek, özellikle uzun vadede kimyasal mücadele ihtiyacını azaltabilir. Ancak kokarca popülasyonunun yüksek olduğu alanlarda yalnızca biyolojik mücadeleyle sonuç almak güçtür. Giresun’da yürütülen çalışmanın etkili olabilmesi için üreticilerin kışlak döneminde ev, ahır, depo ve müştemilatlarda kokarca temizliğini aksatmaması, bahçelerde düzenli kontrol yapması, feromon tuzaklarını takip etmesi ve İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün entegre mücadele takvimine uygun hareket etmesi gerekiyor. Valilik de vatandaşların mücadeleye aktif destek vermesini, kışlak alanlarda tedbir alınmasını ve bahçelerde entegre mücadele uygulamalarının aksatılmamasını istedi. (giresun.gov.tr) GİRESUN FINDIĞI İÇİN KRİTİK MÜCADELE Giresun’da 130 bin samuray arısının doğaya salınması, kahverengi kokarcaya karşı yalnızca teknik bir tarımsal uygulama değil, fındık ekonomisini korumaya dönük stratejik bir adım niteliği taşıyor. Zararlının yayılım hızı, fındıkta kalite kaybı oluşturma gücü ve kışlak alanlarda varlığını sürdürebilmesi, mücadelenin tek sezonluk değil, sürekli ve bütünlüklü yürütülmesini zorunlu kılıyor. Samuray arısı salımı, doğru alan seçimi ve üretici katılımıyla desteklendiğinde kahverengi kokarca popülasyonunu baskılayabilir. Giresun’da fındığın geleceği açısından belirleyici olacak nokta, biyolojik mücadelenin kışlak mücadelesi, tuzaklama, eğitim ve bahçe takibiyle aynı anda sürdürülmesidir.

“ŞİLİ VE ABD TÜRK FINDIĞININ İHRACAT DENGESİNİ DEĞİŞTİRECEK SEVİYEYE GELDİ Haber

“ŞİLİ VE ABD TÜRK FINDIĞININ İHRACAT DENGESİNİ DEĞİŞTİRECEK SEVİYEYE GELDİ

“ŞİLİ VE ABD TÜRK FINDIĞININ İHRACAT DENGESİNİ DEĞİŞTİRECEK SEVİYEYE GELDİ ”Balsu Gıda CEO’su Ahmet Bilge Anbarlılar, Türkiye’nin fındık ihracatında son 40 yılın en düşük dönemlerinden birini yaşadığını belirterek, Şili ve ABD’nin artan üretiminin Türk fındığı için yeni rekabet gerçeği oluşturduğunu söyledi. Anbarlılar, modern tarım teknikleri, verimlilik, sulama, bahçe gençleştirme ve yeni pazar stratejisinin sektör için ertelenemez başlıklar haline geldiğini vurguladı. Balsu Gıda CEO’su Ahmet Bilge Anbarlılar, A Para’da yayımlanan Paranın Rotası programında Türkiye fındık sektörünün üretim, ihracat, rekabet ve yatırım gündemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Anbarlılar, don, kuraklık ve böcek istilasının rekolteyi düşürdüğünü, ihracatın ise sezon içinde yüzde 50’nin üzerinde daraldığı dönemler yaşadığını ifade etti. “TÜRKİYE’DE TARİHİNİN EN DÜŞÜK FINDIK REKOLTELERİNDEN BİRİ GERÇEKLEŞTİ” Anbarlılar, Türkiye’de fındık sezonlarının her yıl farklı bir ritim izlediğini, bu sezonun ise “asenkron” bir tablo ortaya çıkardığını söyledi. Nisan ayında özellikle Doğu Karadeniz’deki üretim alanlarında don hasarı yaşandığını belirten Anbarlılar, ardından kuraklık ve böcek istilasının üretimi daha da baskıladığını dile getirdi. Anbarlılar, “Türkiye’de tarihinin en düşük fındık rekoltelerinden bir tanesi gerçekleşti” sözleriyle üretimdeki kaybın boyutuna dikkat çekti. “TÜRKİYE’NİN İHRACATI SON 40 SENENİN EN DÜŞÜK NOMİNAL RAKAMINA GELDİ” Fındık arzındaki daralmanın ihracata doğrudan yansıdığını belirten Anbarlılar, üreticiden sezonun en yoğun döneminde piyasaya çok az ürün aktığını ve fiyatların hızla yükseldiğini söyledi. Bu gelişmenin ardından yurt dışı alıcıların ABD ve Şili’deki üreticilere yöneldiğini ifade etti. Anbarlılar, “Eylül, ekim, kasım aylarında Türkiye’nin ihracatı son 40 senenin en düşük nominal ihracat rakamına geldi” dedi. Türkiye’nin geçen yıla göre 215 bin ton kabuklu fındık karşılığı daha az ihracat yapmış göründüğünü belirten Anbarlılar, sezon sonuna kadar aranın bir miktar kapanabileceğini ancak Türk fındık ekosisteminin yılı istenen ihracat miktarıyla tamamlayamayacağını söyledi. “ŞİLİ VE AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ İBREYİ OYNATACAK SEVİYEYE GELDİ” Anbarlılar, Şili ve ABD’deki üretim artışının artık Türkiye’nin ihracat dengelerini etkileyebilecek noktaya ulaştığını vurguladı. Türk fındık sektörü açısından bunun ilk kez bu kadar belirgin hissedildiğini ifade eden Anbarlılar, geleneksel ihracat takviminin de bu süreçte kaydığını söyledi. “Şili ve Amerikan rekoltelerinin ibreyi oynatacak seviyeye gelmesi” ifadesini kullanan Anbarlılar, bu gelişmenin Türk fındık ihracatçı sektörünün karşılaştığı yeni rekabet gerçeğini gösterdiğini belirtti. “ŞİLİ VE ABD BİZİM İHRACATIMIZI ETKİLEYEBİLECEK MİKTARDA ÜRETİM YAPIYOR” Küresel alıcıların daha uygun fiyatlı ve istedikleri kalitede ürüne ulaşmaları halinde ülke değiştirebildiğini belirten Anbarlılar, Türkiye’nin maliyet baskısı ve döviz-enflasyon farkı nedeniyle rekabet gücünde zorlandığını söyledi. Anbarlılar, “Şili ve Amerika Birleşik Devletleri’nin bizim ihracatımızı etkileyebilecek miktarda üretim yaptığını gösteriyor” diyerek, alternatif üretici ülkelerin Türk fındığı üzerindeki baskısının artık somutlaştığını ifade etti. “5 DOLAR ÜRETİCİYİ KURTARIRKEN DÜNYADA FAHİŞ FİYAT OLARAK GÖRÜLEBİLİYOR” Türkiye’de parasal sıkılaşmanın başladığı 2023 ortasından bu yana enflasyonun devalüasyonun üzerinde seyrettiğini belirten Anbarlılar, bu tablonun üretim maliyetleriyle ihracat fiyatları arasında ciddi bir açıklık oluşturduğunu söyledi. Normal şartlarda fındık fiyatlarının 3,5 dolar seviyelerinde seyrettiğini ifade eden Anbarlılar, mevcut maliyet yapısında 5 dolar seviyesinin üreticiyi ancak kurtarabilir hale geldiğini, buna karşılık dünya piyasasında bu fiyatın fahiş görülebildiğini anlattı. “AYNI ARAZİDEN DAHA ÇOK FINDIK EDİNEREK REKABETÇİ OLMALIYIZ” Sektörün önündeki çıkış yolunun verimlilikten geçtiğini vurgulayan Anbarlılar, modern tarım tekniklerinin daha sık ve yaygın uygulanması gerektiğini söyledi. Anbarlılar, “Aynı araziden daha çok fındık edinerek, daha rekabetçi fiyatlarla, üreticinin aynı zamanda refahını daraltmayarak belli modeller düşünülebilir” dedi. Kuraklık ve böcek hasarına karşı önleyici adımların atılabileceğini belirten Anbarlılar, sulama sistemlerinin yaygınlaştırılmasının önemine işaret etti. ABD ve Şili’de damla sulamayla fındık yetiştirildiğini hatırlatan Anbarlılar, yağmursuz bölgelerde de fındık üretiminin yapılabildiğini söyledi. “DOĞU KARADENİZ’DE ELLE HASAT MALİYETİN YARISINA YAKININI OLUŞTURUYOR” Anbarlılar, Türkiye’nin özellikle Doğu Karadeniz’de doğal dezavantajlarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Sarp ve eğimli arazilerde yapılan fındık üretiminde elle hasadın maliyetler üzerinde büyük yük oluşturduğunu belirtti. “Doğu Karadeniz bölgesindeki sarp fındık yetiştirme bölgelerinde elle hasat yapıldığı zaman bu, üretim maliyetinin yarısına yakın bir miktarını oluşturuyor” diyen Anbarlılar, bahçelerde gençleştirme budamalarıyla ağaç başına verimin artırılabileceğini ifade etti. “ABD VE ŞİLİ’DE FINDIK TARIMI BİR İŞ KOLU OLARAK YAPILIYOR” Küresel rakip ülkelerde fındık üretiminin ticari mantıkla yürütüldüğünü belirten Anbarlılar, ABD ve Şili’de üreticilerin kârlılık esasına göre hareket ettiğini söyledi. Anbarlılar, “Fındık kârlıysa fındık üretiyorlar. Fındık kârsızsa fındığı söküyorlar, başka bir şey dikiliyor” ifadelerini kullandı. Şili’de fındık arazilerinin eski kiraz, ceviz ve şeker pancarı bahçelerinden dönüştürüldüğünü aktaran Anbarlılar, Türkiye’nin de kendi verimini artırarak rekabetçiliğini koruyabileceğini söyledi. “ANA ÜRETİM ÜSSÜMÜZ HER ZAMAN TÜRKİYE OLACAK” Balsu Gıda’nın operasyonlarına ilişkin bilgi veren Anbarlılar, şirketin Türkiye’de Hendek-Sakarya ve Ordu’da iki büyük fındık işleme fabrikası işlettiğini belirtti. Anbarlılar, “Her zaman ana üretim üssümüz Türkiye olacak” dedi. Şirketin ana ihracat ülkelerinin Avrupa ve ABD olduğunu söyleyen Anbarlılar, bu pazarlarda rekabetçilik anlamında paylarını artırmayı hedeflediklerini ifade etti. “ŞİLİ’DEKİ İLK ENTEGRE FINDIK FABRİKASINI TAMAMLAYACAĞIZ” Balsu Gıda’nın Şili’de hem tarım hem sanayi yatırımı bulunduğunu belirten Anbarlılar, sanayi yatırımının ilk fazının tamamlandığını, ikinci fazın ise 2026’nın üçüncü çeyreği sonunda devreye girmesinin planlandığını söyledi. Anbarlılar, “Şili’deki ilk entegre fındık fabrikasını nasip olursa tamamlayacağız” dedi. Şili yatırımının Güney Amerika pazarı için stratejik önem taşıdığını ifade eden Anbarlılar, bölgede güçlü çikolata kültürü bulunduğunu ancak fındıklı ürünlerin yeterince yaygın olmadığını söyledi. “ŞİLİ’NİN ÜRETİMİNİN 200 BİN TON CİVARINDA OLACAĞINI BEKLİYORUZ” Şili’nin Türkiye açısından göz ardı edilemeyecek bir gerçek olduğunu belirten Anbarlılar, ülkedeki üretimin 20 yıl önce 5 bin ton civarında olduğunu, bugün ise 120 bin ton seviyesine çıktığını söyledi. Anbarlılar, “Dikilen ağaçların tam verime geçtikten sonra Şili’nin üretiminin 200 bin ton civarında olacağını bekliyoruz” dedi. Bu miktarın Türkiye’yi fındık üretimindeki lider konumundan edecek düzeyde olmadığını belirten Anbarlılar, buna karşılık alım sırasını değiştirebilecek ve küresel tercihi etkileyebilecek kadar önemli olduğunu vurguladı. “SENEDE 25 BİN TON KABUKLU FINDIK İŞLEYEBİLECEK KAPASİTEDE OLACAĞIZ” Balsu Gıda’nın Şili’de kurduğu entegre tesisle ilgili bilgi veren Anbarlılar, kırım fabrikasının tamamlandığını, işleme fabrikasının da devreye girmesiyle yıllık yaklaşık 25 bin ton kabuklu fındık işleyebilecek kapasiteye ulaşacaklarını söyledi. Bu kapasitenin Şili’nin mevcut rekoltesinin yüzde 15-20’sine karşılık geldiğini belirten Anbarlılar, yatırımın şirketin küresel operasyon gücünü artıracağını dile getirdi. “FINDIK KABUĞUNDAN AKTİF KARBONDA TÜRKİYE’DE ÜRETİLMEYEN BİR ŞEY ÜRETİYORUZ” Anbarlılar, fındık kabuğundan aktif karbon üretimi konusunda Türkiye’de daha önce girişimler yapıldığını ancak teknoloji seçimi veya sermaye eksikliği nedeniyle bunların istenen noktaya taşınamadığını söyledi. Laboratuvar testlerinin ardından test makinesinin devreye alındığını belirten Anbarlılar, global kriterlere uygun aktif karbon üretiminin başladığını ifade etti. Anbarlılar, “Bununla aslında Türkiye’de üretilmeyen bir şey üretmiş oluyorsunuz” diyerek, aktif karbonun Türkiye’de büyük miktarlarda üretilmediğini ve ithal edildiğini hatırlattı. “AKTİF KARBONDA İLK ADIMDA DÖVİZ ÇIKIŞI ÖNLENECEK” Aktif karbon yatırımının ithalatı azaltıcı yönüne dikkat çeken Anbarlılar, ilk aşamada Türkiye’den döviz çıkışının önlenebileceğini, sonraki aşamada ise ihracat pazarlarının değerlendirilebileceğini söyledi. Fındık kabuğunun yakılmadan karbonizasyon işlemine tabi tutulduğunu ifade eden Anbarlılar, bu yatırımın sıfır atık, döngüsel ekonomi ve karbon emisyonu açısından da önemli olduğunu belirtti. “TÜRKİYE’DE 40 BİN TONLAR CİVARI İÇ FINDIK İŞLEYEBİLMEMİZ GEREKİYOR” Balsu Gıda’nın işleme kapasitesine ilişkin değerlendirmede bulunan Anbarlılar, şirketin Türkiye’de 40 bin tonlar civarında iç fındık işleyebilmesinin hedeflendiğini söyledi. Bu miktarın Türkiye’deki ihracatın yüzde 15’ine kadar çıkabildiğini belirten Anbarlılar, ölçek ekonomisinin maliyetleri baskılamak ve rekabetçi olmak açısından kritik önemde olduğunu ifade etti. “SADECE AVRUPA’YA BAĞIMLI KALMAMAMIZ GEREKİYOR” Anbarlılar, Avrupa’nın dünyada çikolatayı en çok üreten ve ihraç eden bölgelerden biri olduğunu belirterek, İtalya, Almanya, Fransa, İsviçre ve Polonya gibi ülkelerin önemli pazarlar arasında yer aldığını söyledi. Balsu Gıda’nın dünyadaki büyük markalarla çalıştığını belirten Anbarlılar, Avrupa dışında ABD, Güney Amerika, Asya ve Güneydoğu Asya’da da fındıklı ürünler için ciddi potansiyel bulunduğunu ifade etti. Anbarlılar, “Sadece biz Avrupa’ya bağımlı kalmamamız gerekiyor sektör olarak” dedi. “AMERİKA’DA FINDIK TÜKETİMİYLE İLGİLİ ÇOK MUAZZAM BİR BOŞLUK VAR” ABD’de fındık tüketimi açısından büyük bir potansiyel bulunduğunu belirten Anbarlılar, Güney Amerika’nın da kültürel olarak fındıklı ürünlere hazır bir pazar olduğunu söyledi. Asya ve Güneydoğu Asya’da fındıklı ürünlere merak olduğunu ancak bilgi eksikliği bulunduğunu ifade eden Anbarlılar, bu pazarların emek ve çabayla geliştirilebileceğini dile getirdi. “GELİRİMİZİN YÜZDE 70’E YAKINI DÖVİZ BAZLIYDI” Şirketin gelir yapısına ilişkin bilgi veren Anbarlılar, son iki seneye kadar gelirlerin yüzde 70’e yakınının döviz bazlı olduğunu söyledi. Enflasyon ve kur dengesindeki değişim nedeniyle iç piyasaya daha fazla önem verdiklerini belirten Anbarlılar, 2026 itibarıyla döviz bazlı gelirin yeniden yüzde 50’nin üzerine çıkmasının beklendiğini ifade etti. Anbarlılar, makroekonomik normalleşme sağlandığında üretimin yüzde 50’yi aşan bölümünün doğal biçimde ihracat olarak değerlendirileceğini söyledi. “DÜNYA DEVLERİYLE ÇALIŞMAK STANDARTLARIMIZI YÜKSELTİYOR” Balsu Gıda’nın büyük küresel markalarla çalışmasının şirket standartlarına doğrudan yansıdığını belirten Anbarlılar, her müşteriden farklı bir şey öğrendiklerini söyledi. Anbarlılar, “Çalıştığımız şirketler dünya devleri ve standartları çok yüksek” dedi. Müşterilerin istediği standartların neden talep edildiğini anlamaya çalıştıklarını ifade eden Anbarlılar, bu sürecin fındık işleme ve kalite açısından şirketi daha ileri bir noktaya taşıdığını belirtti. Kaynak :https://www.youtube.com/watch?v=3zlnOvLrN9U

GEZMİŞ, GİRESUN’UN TARİHÎ TALEBİNİ TBMM’YE TAŞIDI Haber

GEZMİŞ, GİRESUN’UN TARİHÎ TALEBİNİ TBMM’YE TAŞIDI

GİRESUN’UN İSTİKLAL MADALYASI TALEBİ TBMM KÜRSÜSÜNE TAŞINDI CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı gündem dışı konuşmada Giresun’un Millî Mücadele’deki yerini anlattı. Gezmiş, dedesine ait İstiklal Madalyası ile çıktığı kürsüde, kente İstiklal Madalyası verilmesi için Meclis’e çağrı yaptı. CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı gündem dışı konuşmada Giresun’un Millî Mücadele’deki yerini anlattı. Gezmiş, dedesine ait İstiklal Madalyası ile çıktığı kürsüde, “Yiğit Giresun iline hak ettiği İstiklal Madalyası, Millî Mücadele ruhuna yakışır şekilde resmî olarak teslim edilmelidir” dedi. CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, 9 Haziran 2026 Salı günü TBMM Genel Kurulu’nda Giresun’un İstiklal Madalyası talebini gündeme taşıdı. Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında açılan 99’uncu birleşimde gündem dışı söz alan Gezmiş, Kurtuluş Savaşı’nda Giresun’un verdiği mücadeleyi, gönüllü alayları, cephelerde şehit düşen Giresun uşaklarını ve kentin uzun yıllardır bekleyen tarihî talebini Meclis kürsüsünden anlattı. CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, TBMM Genel Kurulu’nda Giresun’un Kurtuluş Savaşı’ndaki gönüllü alaylarını, şehitlerini ve tarihî fedakârlığını anlatarak kente İstiklal Madalyası verilmesini istedi. Gezmiş, konuşmasına Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurucu iradesine ve millî egemenlik vurgusuna dikkat çekerek başladı. Giresun’un Kurtuluş Savaşı’nda yalnızca asker gönderen bir şehir olmadığını, gönüllü alaylarıyla cephe hattında doğrudan yer aldığını belirten Gezmiş, kentin bu mücadelesinin resmî olarak İstiklal Madalyası ile tescillenmesi gerektiğini söyledi. GİRESUN’UN MİLLÎ MÜCADELEDEKİ YERİ MECLİS’TE ANLATILDI Gezmiş, Giresun’un Kurtuluş Savaşı yıllarında nüfusuna oranla verdiği şehit sayısı, cephedeki gönüllü birlikleri ve halkın sağladığı destekle Millî Mücadele tarihinde özel bir yere sahip olduğunu vurguladı. Giresun uşaklarının Mangal Dağı’nda, Afyon’da, Dumlupınar’da ve Sakarya’da destan yazdığını belirten Gezmiş, İğneli Pembe Hatunlar başta olmak üzere cephe gerisinde ve cephede mücadele eden kahramanları da andı. Mondros Mütarekesi’nin ardından işgallere karşı Giresun’da hızlı bir örgütlenme başladığını hatırlatan Gezmiş, Aralık 1918’de Milis Komutan Osman Ağa liderliğinde Sahil Muhafaza Teşkilatı’nın, Şubat 1919’da ise Müdâfaa-i Memleket Komitesi’nin kurulduğunu ifade etti. İzmir’in işgaline karşı Giresun’da büyük bir miting düzenlendiğini, İngiltere, İtalya ve İstanbul Hükûmetine protesto telgrafları gönderildiğini dile getirdi. GİRESUN GÖNÜLLÜ ALAYLARI MİLLÎ MÜCADELE’NİN EN AĞIR CEPHELERİNDE SAVAŞTI Giresun’un İstiklal Madalyası talebinin merkezinde, Millî Mücadele yıllarında kurulan gönüllü alayların cephede üstlendiği görev bulunuyor. Giresun’da işgale karşı başlayan yerel savunma örgütlenmesi, kısa sürede yalnızca bölge güvenliğiyle sınırlı kalmadı; Anadolu’daki bağımsızlık mücadelesinin düzenli askerî yapısına katılan gönüllü birliklere dönüştü. Giresun gönüllülerinden oluşan birlikler, önce Karadeniz’de güvenlik ve direniş hattının güçlendirilmesinde görev aldı. Pontusçu çetelerin faaliyetlerine karşı yürütülen mücadele, kıyı hattının savunulması ve Millî Mücadele’ye insan gücü sağlanması bu sürecin ilk aşamasını oluşturdu. Ardından Giresunlu gönüllüler, Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz başta olmak üzere savaşın kaderini belirleyen cephelere sevk edildi. Tarihsel kaynaklarda Giresun gönüllüleri denildiğinde özellikle 42’nci, 44’üncü ve 47’nci alaylar öne çıkıyor. 42’nci Alay, Tirebolulu Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan’ın adıyla; 47’nci Alay ise Osman Ağa’nın komutasındaki gönüllülerle anılıyor. Son yıllarda yapılan akademik çalışmalar, Giresun’un Millî Mücadele’deki askerî katkısının yalnızca iki alayla sınırlı tutulamayacağını, 44’üncü Giresun Alayı’nın da bu tarihsel bütünlük içinde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Gezmiş, Giresun’un Millî Mücadele’de yalnızca cepheye asker gönderen bir şehir değil, gönüllü alaylarıyla savaşın en ağır yükünü omuzlayan tarihî bir merkez olduğunu vurguladı. 42’NCİ ALAY SAKARYA’DA AĞIR BEDEL ÖDEDİ 42’nci Giresun Gönüllü Alayı, Millî Mücadele’nin en kritik cephelerinden biri olan Sakarya’da ağır kayıplar verdi. Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan komutasındaki alay, Ankara’nın savunulmasında hayati öneme sahip hatlarda savaştı. Sakarya Meydan Muharebesi sırasında Giresun’dan cepheye giden çok sayıda gönüllü şehit oldu. Bu alay, yalnızca askerî bir birlik olarak değil, Giresun’un vatan savunmasına verdiği toplu cevabın sembollerinden biri olarak hafızaya yerleşti. Giresun’un farklı ilçelerinden gelen gençlerin aynı sancak altında cepheye yürümesi, kentin Millî Mücadele’ye katılımını kişisel kahramanlıkların ötesine taşıdı; şehir ölçeğinde örgütlenen bir fedakârlık tablosu ortaya çıkardı. 47’NCİ ALAY OSMAN AĞA KOMUTASINDA CEPHEYE ÇIKTI 47’nci Giresun Gönüllü Alayı, Osman Ağa komutasında Millî Mücadele’nin önemli birlikleri arasında yer aldı. Osman Ağa’nın öncülüğünde oluşturulan gönüllü yapı, Karadeniz’deki direniş hattından Ankara’nın güvenliğine, iç isyanların bastırılmasından cephe savaşlarına kadar farklı alanlarda görev üstlendi. Giresun uşaklarının Atatürk’ün muhafız alayı olarak anılması da bu tarihsel sürecin önemli başlıklarından biri oldu. Bu görev, Giresun gönüllülerinin yalnızca cephede değil, Millî Mücadele’nin merkezinde ve kurucu iradenin güvenliğinde de yer aldığını gösterdi. 47’nci Alay’ın cephedeki varlığı, Giresun’un Millî Mücadele’ye sunduğu insan gücünün ve örgütlenme kapasitesinin açık göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor. 44’ÜNCÜ ALAY GİRESUN’UN MÜCADELE HAFIZASINDA YENİDEN ÖNE ÇIKIYOR Giresun’un gönüllü alaylarıyla ilgili çalışmalarda uzun süre 42’nci ve 47’nci alaylar daha fazla bilinirken, son araştırmalar 44’üncü Giresun Alayı’nın da Millî Mücadele içindeki yerini daha görünür hale getirdi. Arşiv belgelerine dayanan çalışmalar, Giresun gönüllü alaylarının üçlü bir yapı içinde ele alınması gerektiğini gösteriyor. Bu bilgi, Giresun’un İstiklal Madalyası talebini daha geniş bir tarihsel zemine oturtuyor. Çünkü kent yalnızca belirli bir cepheye asker gönderen değil, farklı birliklerle Millî Mücadele’nin birçok aşamasına katılan bir şehir olarak öne çıkıyor. 42’nci, 44’üncü ve 47’nci alayların birlikte değerlendirilmesi, Giresun’un savaş yıllarındaki fedakârlığını daha bütünlüklü biçimde ortaya koyuyor. “GİRESUN, DOĞU KARADENİZ’DE DİRENİŞİN ÖNCÜSÜ OLDU” Gezmiş, Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışıyla başlayan örgütlenme sürecinde Giresun’un Doğu Karadeniz’de direnişin öncü merkezlerinden biri olduğunu söyledi. Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulduğunda Giresunluların Mustafa Kemal Paşa’ya telgraf çekerek millî hükûmetin hizmetine girdiklerini bildirdiğini belirten Gezmiş, Giresun uşaklarının Atatürk’ün muhafız alayı olarak da tarihî bir görev üstlendiğini hatırlattı. Bu vurguyla Giresun’un Millî Mücadele’deki rolünü yalnızca cephedeki savaşlarla sınırlamayan Gezmiş, kentin Ankara’daki millî iradeye verdiği erken desteği de Meclis gündemine taşıdı. GÖNÜLLÜ ALAYLARIN SİLAH VE TEÇHİZATI GİRESUN HALKI TARAFINDAN KARŞILANDI Gezmiş, Giresun’un Kurtuluş Savaşı’na tamamı gönüllülerden oluşan üç alayla katıldığını belirtti. Osman Ağa komutasındaki 47’nci Alay ile Tirebolulu Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan komutasındaki gönüllü birliklerin Sakarya’da ve Büyük Taarruz’da en ön saflarda savaştığını söyledi. Giresun halkının yalnızca cepheye insan gücü göndermediğini, gönüllü alayların silah ve teçhizatını da kendi imkânlarıyla karşıladığını dile getiren Gezmiş, bu fedakârlığın kentin İstiklal Madalyası talebinin en güçlü dayanaklarından biri olduğunu vurguladı. Hüseyin Avni Alparslan dâhil Giresun’dan yola çıkan gönüllülerin büyük bölümünün genç yaşta şehit olduğunu belirten Gezmiş, bu mücadelenin Giresun’un toplumsal hafızasında kuşaktan kuşağa aktarılan bir vefa meselesi haline geldiğini ifade etti. ŞEHİTLERİN İSİMLERİ TBMM KÜRSÜSÜNDEN OKUNDU Gezmiş, konuşmasında dedeleri Mustafa Koser ve Hasan Onbaşı’yı da andı. Dedesine ait İstiklal Madalyası ile kürsüye çıkan Gezmiş, Haymana’da, Afyonkarahisar’da ve Giresun şehitliklerinde yatan kahramanların adlarını Meclis tutanaklarına geçirdi. Keskinoğullarından Vehbi, Dalmanoğullarından Ahmet, Hocaoğullarından Mustafa, Velioğullarından Temel oğlu Ahmet, Sarıbayraktaroğlularından Numan ve Resuloğullarından Abdullah’ın adlarını anan Gezmiş, Piraziz’den Keşap’a, Bulancak’tan Görele’ye, Espiye’den Eynesil’e, Tirebolu’dan Dereli’ye, Alucra’dan Şebinkarahisar’a, Güce’den Yağlıdere’ye ve Çamoluk’a kadar Giresun’un dört bir yanından cepheye giden şehitleri hatırlattı. Gezmiş’in konuşmasında öne çıkan en güçlü vurgu, Giresun’un Millî Mücadele’ye yalnızca yerel bir destek vermediği, vatan savunmasının en zorlu cephelerinde doğrudan bedel ödediği oldu. “GİRESUN’A HAKKI OLAN İSTİKLAL MADALYASI VERİLMELİDİR” Gezmiş, Giresun’a İstiklal Madalyası verilmesi için hazırladığı kanun teklifini hatırlatarak Meclis’e açık çağrı yaptı. “Yiğit Giresun iline hak ettiği İstiklal Madalyası, Millî Mücadele ruhuna yakışır şekilde resmî olarak teslim edilmelidir” diyen Gezmiş, bu talebin yalnızca bir siyasi öneri değil, tarihî adalet ve vefa meselesi olduğunu söyledi. Gezmiş, Giresun’un İstiklal Madalyası talebi için Türkiye’nin ve dünyanın farklı yerlerinde yaşayan Giresunluların yüz binlerce imza topladığını belirtti. Tüm siyasi partileri, sivil toplum kuruluşlarını ve Giresun kamuoyunu bu konuda tek yürek olmaya davet etti. KANUN TEKLİFİ İÇİŞLERİ KOMİSYONUNDA Giresun’a İstiklal Madalyası verilmesini öngören kanun teklifi, TBMM kayıtlarında “Giresun İline İstiklal Madalyası Verilmesi Hakkında Kanun Teklifi” başlığıyla yer alıyor. CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş’in ilk imza sahibi olduğu teklif, 3 Ekim 2025’te TBMM Başkanlığına sunuldu. Teklifin özetinde, Millî Mücadele dönemindeki faaliyetleri sebebiyle Giresun iline İstiklal Madalyası verilmesinin amaçlandığı ifade ediliyor. Teklif, İçişleri Komisyonunda bulunuyor. Teklif metninde Giresun’un Mondros Mütarekesi sonrasında başlayan işgallere karşı erken dönemde örgütlendiği, Osman Ağa liderliğinde Sahil Muhafaza Teşkilatı’nın kurulduğu, Müdâfaa-i Memleket Komitesi’nin Millî Mücadele sürecinde önemli görev üstlendiği ve Giresun’un işgale karşı direnişte öne çıkan kentlerden biri olduğu belirtiliyor. DAHA ÖNCEKİ HABERLERDE DE AYNI TALEP ÖNE ÇIKMIŞTI Giresun’un İstiklal Madalyası talebi, daha önce de yerel ve ulusal basında geniş yer buldu. Ekim 2025’te yayımlanan haberlerde Gezmiş’in TBMM’ye kanun teklifi sunduğu, Giresun’un 42., 44. ve 47. gönüllü alaylarla Millî Mücadele’ye katıldığı, bu alayların silah ve teçhizatının Giresun halkı tarafından karşılandığı aktarıldı. Haberlerde, Afyon’daki Giresunlular Şehitliği’nin kentin Millî Mücadele’de ödediği bedelin somut göstergelerinden biri olduğu vurgulandı. Giresun’un kendi il sınırları dışında şehitliği bulunan şehirlerden biri olması, talebin tarihî dayanakları arasında gösterildi. Gezmiş, önceki açıklamalarında da Giresun’un gönüllü alaylarıyla bağımsızlık mücadelesine katıldığını, her haneden bir şehit verdiğini ve bu fedakârlığın İstiklal Madalyası ile taçlandırılması gerektiğini dile getirmişti. GİRESUN’UN TALEBİ MECLİS KARARI BEKLİYOR TBMM kürsüsünde yapılan son konuşmayla birlikte Giresun’un İstiklal Madalyası talebi yeniden Meclis gündemine taşındı. Gezmiş’in konuşması, kentin Millî Mücadele hafızasını, gönüllü alayların cephedeki rolünü, şehitlerin hatırasını ve Giresun kamuoyunun uzun süredir sürdürdüğü ortak talebi aynı başlık altında topladı. Giresun’un İstiklal Madalyası talebi, artık yalnızca yerel bir beklenti olarak değil, TBMM’de kanun teklifi bulunan ve komisyon süreci devam eden tarihî bir karar başlığı olarak Meclis iradesinin önünde duruyor.

BAŞKAN KÖSE ÇAY HASAT ŞENLİĞİ’NDE: Haber

BAŞKAN KÖSE ÇAY HASAT ŞENLİĞİ’NDE:

BAŞKAN KÖSE ÇAY HASAT ŞENLİĞİ’NDE: GİRESUN ÇAYI ÜRETİMDEN SANAYİYE AYRI BİR BAŞLIK İSTİYOR Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, Giresun’un Yeşil Lezzetleri Gastronomi Festivali kapsamında Eynesil’in Ören beldesinde düzenlenen Çay Hasat Şenliği’ne katıldı. Şenlik, çayın tarladan fabrikaya, fabrikadan iç pazara uzanan yolculuğunu yeniden gündeme taşırken, Giresun’un Türkiye çay üretimindeki sınırlı ancak stratejik yerini de görünür hale getirdi. Giresun’un Yeşil Lezzetleri Gastronomi Festivali, Eynesil’in Ören beldesinde düzenlenen Çay Hasat Şenliği ile çay bahçelerine taşındı. Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, üreticiler ve vatandaşlarla bir araya gelerek bölgenin önemli tarımsal ürünlerinden biri olan çayın tanıtımına destek verdi. Şenlikte üreticiler, vatandaşlar ve davetliler çay hasadının yapıldığı bahçelerde buluştu. Yöresel ürünler, hasat kültürü, üretici emeği ve Giresun’un gastronomi kimliği aynı programda öne çıktı. Başkan Köse, Giresun’un doğal ve yöresel ürünlerinin tanıtılmasının kent ekonomisi açısından önem taşıdığını belirterek, gastronomi etkinliklerinin yalnızca kültürel buluşma değil, yerel üretimin değerini artıran bir tanıtım alanı olduğunu vurguladı. ŞENLİĞİN MERKEZİNDE AMBER ÇAY VAR Eynesil’deki Çay Hasat Şenliği, Giresun’un Yeşil Lezzetleri Gastronomi Festivali’nin çay üretimi ve hasat kültürüne ayrılan özel başlığı olarak öne çıktı. Kamuoyuna yansıyan programlarda etkinlik, Amber Çay Hasat Şenliği adıyla yer aldı. Amber Çay Sanayi ve Ticaret A.Ş., Giresun’un Eynesil ilçesinde 1988 yılında kuruldu. Firma, 1990 yılında 20 ton yaş çay işleme kapasitesiyle üretime başladı. Amber Çay’ın üretim merkezi Eynesil’de bulunuyor. Firma, Eynesil bölgesinden gelen yaş çayı işleyerek siyah çay üretimi yapıyor. Bu kapasite, Amber Çay’ın Giresun çay sanayisi içindeki yerini küçük ama yerel kimliği güçlü bir tesis olarak konumlandırıyor. Giresun’da çay üretimi Rize ve Trabzon ölçeğinde büyük bir hacme ulaşmasa da Eynesil, Tirebolu, Görele, Güce ve çevresinde çay, kırsal üretici için fındığın yanında önemli bir gelir başlığı olmayı sürdürüyor. Amber Çay’ın yıllık fiili alım miktarı kamuya açık kaynaklarda düzenli ve net biçimde yer almıyor. Ancak firmanın günlük 20 tonluk yaş çay işleme kapasitesi üzerinden bakıldığında, 100 günlük aktif sezon hesabıyla yaklaşık 2 bin ton, 120 günlük sezon hesabıyla yaklaşık 2 bin 400 ton yaş çay işleme kapasitesi ortaya çıkıyor. Bu rakam, kesin yıllık alım değil; fabrikanın açıklanan günlük kapasitesinden hareketle yapılan sezonluk kapasite hesabıdır. ÇAYIN TARİHİ YOLCULUĞU: DENEMEDEN KAMU TEKELİNE, KAMU TEKELİNDEN ÖZEL SEKTÖRE Türkiye’de çay tarımı, bugünkü güçlü konumuna uzun bir süreç sonunda ulaştı. Doğu Karadeniz’de çay üretimi önce iklim ve toprak koşullarının uygunluğu üzerinden deneme çalışmalarıyla başladı. Rize ve çevresinde şekillenen üretim, zamanla bölgesel tarımın ana unsurlarından biri haline geldi. 1940 yılında çıkarılan Çay Kanunu ile çay tarımı güvence altına alındı. Bu dönemden sonra çay, Doğu Karadeniz’de devlet politikasıyla desteklenen stratejik bir ürün niteliği kazandı. Üretim alanları genişledi, üretici sayısı arttı, yaş çayın fabrikalarda işlenmesine dayalı sanayi altyapısı oluşmaya başladı. 1971 yılında Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü, yani ÇAYKUR kuruldu. ÇAYKUR’un kurulmasıyla çayda kamu alımı, fabrika işletmeciliği ve piyasa düzenleme gücü daha kurumsal bir yapıya kavuştu. 1984 yılına kadar çay sektöründe kamu ağırlıklı yapı devam etti. 1984 yılında çıkarılan düzenlemeyle özel sektör çay piyasasına girdi. Bu tarihten sonra çay sanayisinde kamu fabrikalarının yanında özel fabrikalar da üretim yapmaya başladı. Giresun’daki özel çay tesislerinin gelişimi de bu dönemin ardından hızlandı. Amber Çay’ın 1988’de kurulması ve 1990’da üretime başlaması, özel sektörün çay sanayisinde ağırlık kazandığı bu yeni dönemin Giresun’daki örneklerinden biri oldu. TÜRKİYE’DE ÇAY TARIMI DOĞU KARADENİZ’E SIKIŞMIŞ DURUMDA Türkiye’de çay tarımı esas olarak Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yapılıyor. Üretim Rize, Trabzon, Artvin ve Giresun hattında yoğunlaşıyor. İklim, yağış rejimi, nem oranı ve toprak yapısı, çayı Türkiye’de dar bir coğrafyanın ürünü haline getiriyor. 2024 yılında Türkiye’de yaklaşık 81 bin hektar alanda 1 milyon 415 bin ton yaş çay üretildi. Üretimde Rize açık ara ilk sırada yer aldı. Rize’yi Trabzon, Artvin ve Giresun izledi. İl 2024 yaş çay üretimi Türkiye üretimindeki payı Rize 958 bin ton Yaklaşık yüzde 68 Trabzon 273 bin ton Yaklaşık yüzde 19 Artvin 153 bin ton Yaklaşık yüzde 11 Giresun 31 bin ton Yaklaşık yüzde 2 Toplam 1 milyon 415 bin ton Yüzde 100 Bu tablo, Giresun’un Türkiye çay üretiminde miktar olarak küçük bir paya sahip olduğunu gösteriyor. Ancak Giresun çayı, özellikle Eynesil ve Tirebolu hattında yerel üretici geliri, bölgesel marka değeri ve gastronomi kimliği bakımından ayrı bir anlam taşıyor. GİRESUN’UN ÜRETİMİ KÜÇÜK, SANAYİ KARŞILIĞI ÖNEMLİ Giresun’un yaş çay üretimi son yıllarda yaklaşık 30 bin ton bandında seyrediyor. 2024 yılı üretimi 31 bin ton olarak kayıtlara geçti. Bu üretim, Türkiye toplamı içinde düşük görünse de ildeki çay sanayisi açısından dikkate değer bir hacim oluşturuyor. Giresun’da çay üretimi özellikle Eynesil, Tirebolu, Görele, Güce ve çevresinde yoğunlaşıyor. Çay, bu bölgelerde fındığın alternatifi değil; fındıkla birlikte kırsal geliri çeşitlendiren tamamlayıcı ürün niteliği taşıyor. Bu nedenle Giresun çayını yalnızca tonaj üzerinden değerlendirmek eksik kalıyor. Ürünün yerel ekonomiye, üreticiye, fabrikalara ve gastronomi markasına katkısı birlikte ele alınmak zorunda. Giresun’da doğrulanabilen başlıca çay işleme tesisleri arasında ÇAYKUR Tirebolu Çay Fabrikası, Ören Çay, Amber Çay ve Tirebolu Çaysan öne çıkıyor. Tesis İlçe / Bölge Günlük yaş çay işleme kapasitesi ÇAYKUR Tirebolu Çay Fabrikası Tirebolu 165 ton Ören Çay Eynesil / Ören 50 ton Amber Çay Eynesil 20 ton Tirebolu Çaysan Tirebolu 65 ton Toplam Yaklaşık 300 ton/gün Bu tesislerin toplam günlük kapasitesi yaklaşık 300 ton seviyesine ulaşıyor. Çay sezonunun 100-120 aktif üretim günü üzerinden hesaplanması halinde, Giresun’daki doğrulanabilen tesislerin teorik sezonluk yaş çay işleme kapasitesi yaklaşık 30-36 bin ton aralığında oluşuyor. Giresun’un 2024’teki 31 bin tonluk yaş çay üretimi, bu teorik kapasiteyle aynı banda denk geliyor. Bu nedenle ilde üretilen çayın, Giresun’daki tesisleri büyük ölçüde besleyebilecek seviyede olduğu görülüyor. Ancak her fabrikanın yalnızca Giresun’dan yaş çay aldığını söylemek için fabrika bazlı alım kayıtları gerekir. Özellikle il sınırlarına yakın üretim havzalarında, dönemsel olarak çevre illerden veya komşu üretim alanlarından yaş çay alımı yapılması mümkündür. SÜRGÜN DÖNEMLERİ ÜRETİCİ İÇİN EN KRİTİK TAKVİM Çay tarımı yıl boyunca aynı tempoda yürümüyor. Üretim, sürgün dönemlerine göre şekilleniyor. Birinci sürgün, sezonun başlangıcını ve kalite açısından en hassas dönemi oluşturuyor. İkinci ve üçüncü sürgünlerde hem ürün miktarı hem de fabrika kapasitesi üzerindeki baskı artabiliyor. Yaş çayın zamanında toplanması, bekletilmeden fabrikaya ulaştırılması ve doğru koşullarda işlenmesi gerekiyor. Çay yaprağı uzun süre bekletildiğinde kalite kaybı yaşanıyor. Bu nedenle çay tarımı yalnızca bahçedeki üretimle sınırlı değil; hasat, taşıma, alım noktası, fabrika kapasitesi ve işleme takvimiyle birlikte çalışan bir zincire dayanıyor. Giresun’da küçük üretici yapısı, parçalı arazi düzeni ve eğimli bahçeler bu zinciri daha hassas hale getiriyor. Üretici, hasat döneminde işçilik maliyeti, nakliye, alım yoğunluğu ve fiyat baskısıyla aynı anda karşı karşıya kalıyor. TÜRKİYE İÇ PAZARI BÜYÜK ÖLÇÜDE YERLİ ÜRETİMLE KARŞILANIYOR Türkiye, dünyada çay tüketimi yüksek ülkeler arasında yer alıyor. İç pazarın temel ihtiyacı büyük ölçüde yerli üretimle karşılanıyor. 2024 yılında Türkiye’de yaş çay üretimi 1 milyon 415 bin ton, kuru çay üretimi ise yaklaşık 290 bin ton seviyesinde gerçekleşti. Türkiye’nin çayda yeterlilik derecesi yüzde 95,8 olarak hesaplanıyor. Bu oran, iç pazarın neredeyse tamamının yerli üretimle karşılandığını gösteriyor. Buna rağmen Türkiye’ye her yıl belirli miktarda çay ithalatı yapılıyor. 2024/25 sezonunda Türkiye’ye 15 bin 843 ton çay ithal edildi. En fazla ithalat Sri Lanka, İran, Hindistan ve Kenya’dan yapıldı. Aynı dönemde Türkiye’nin çay ihracatı 5 bin 413 ton seviyesinde kaldı. Bu tablo, Türkiye’nin net ithalatçı konumda olduğunu gösteriyor. Dış ticaret kalemi 2024/25 miktarı Çay ithalatı 15 bin 843 ton Çay ihracatı 5 bin 413 ton Net ithalat Yaklaşık 10 bin 430 ton İthalatın nedeni yalnızca üretim açığı değil. Harman, özel ürün, farklı damak profili, ticari tedarik ve bazı markaların ürün çeşitlendirme politikaları da ithal çayın iç pazara girmesinde etkili oluyor. ÇAYDA TEMEL SORUN ÜRETİMİN VARLIĞI DEĞİL, ÜRETİCİNİN GELİRİ Türkiye çayda kendi pazarını büyük ölçüde karşılayabilen bir ülke. Ancak bu, üreticinin sorunsuz bir yapıda üretim yaptığı anlamına gelmiyor. Çay tarımında temel sorunlar üretim miktarından çok maliyet, kalite, alım sistemi, fabrika kapasitesi, özel sektör fiyatlaması ve üretici gelirinde yoğunlaşıyor. Gübre, bakım, nakliye, enerji, işçilik ve finansman maliyetleri üreticinin gelirini doğrudan etkiliyor. Küçük aile işletmelerinin ağırlıkta olması, arazi parçalanması ve eğimli bahçeler üretim maliyetini artırıyor. Bahçelerin yenilenmesi, verimlilik ve kalite standardı ise uzun vadeli planlama gerektiriyor. Giresun gibi üretim payı küçük olan illerde bu sorunlar daha hassas sonuçlar doğuruyor. Çünkü üretim hacmi sınırlı olduğu için üreticinin pazarlık gücü zayıflıyor; buna karşılık ürünün yerel marka değeri, aroma yapısı ve gastronomi potansiyeli daha fazla önem kazanıyor. GİRESUN ÇAYI YEREL MARKA POLİTİKASIYLA GÜÇLENEBİLİR Giresun çayı, Türkiye üretiminin yalnızca yaklaşık yüzde 2’sini oluştursa da Eynesil ve Tirebolu hattında güçlü bir yerel kimliğe sahip. Bu kimliğin korunması için çayın yalnızca yaş yaprak olarak değil, işlenmiş ürün, paketli marka, gastronomi değeri ve turizm unsuru olarak ele alınması gerekiyor. Amber Çay Hasat Şenliği bu açıdan önemli bir örnek oluşturuyor. Şenlik, çayın yalnızca fabrikaya giden bir ürün olmadığını; tarlası, üreticisi, hasat kültürü, yöresel lezzeti ve marka değeriyle birlikte tanıtılabileceğini gösteriyor. Ancak festival etkisinin kalıcı ekonomik değere dönüşmesi için Giresun çayında üretici örgütlenmesi, kalite standardı, yerel marka desteği ve satış kanallarının güçlendirilmesi gerekiyor. Giresun’un çayda Rize ile tonaj yarıştırması gerçekçi bir hedef değil. Giresun’un önündeki daha doğru yol; sınırlı üretimi kalite, yöresel kimlik, butik üretim, gastronomi ve güvenilir yerel marka üzerinden değerlendirmektir. Eynesil’deki şenlik, bu yönüyle yalnızca bir hasat etkinliği değil, Giresun çayının geleceği için kurulması gereken daha geniş tarım ve sanayi politikasının işaretini veriyor. ŞENLİKTEN ÇIKAN MESAJ AÇIK: GİRESUN ÇAYI KÜÇÜK PAYLA BÜYÜK DEĞER TAŞIYOR Başkan Fuat Köse’nin Çay Hasat Şenliği’ne katılımı, Giresun’un tarımsal çeşitliliğini ve yerel üretim gücünü yeniden gündeme taşıdı. Festival, çayın tarladaki emeğini görünür kıldı; üretici, sanayici, yerel yönetim ve gastronomi alanını aynı zeminde buluşturdu. Giresun’un 31 bin tonluk yaş çay üretimi, Türkiye toplamı içinde küçük bir paya denk geliyor. Buna karşılık ildeki yaklaşık 300 tonluk günlük işleme kapasitesi, çayın Giresun’da yalnızca tarla ürünü değil, aynı zamanda sanayi ürünü olduğunu gösteriyor. Amber Çay’ın Eynesil’deki varlığı, bu yerel sanayi zincirinin önemli parçalarından biri olarak öne çıkıyor. Giresun çayının geleceği; hasat şenliklerinin tanıtım gücüyle, üreticinin gelirini koruyan alım politikasıyla, kaliteyi öne çıkaran üretim modeliyle ve yerel markaları büyüten ticari stratejiyle şekillenecek. Çay, Giresun’da fındığın gölgesinde kalan bir ürün değil; doğru planlandığında kentin tarım, sanayi, gastronomi ve turizm başlıklarını aynı hatta buluşturabilecek güçlü bir yerel değerdir.

VALİ MUSTAFA KOÇ’TAN GİRESUN MÜZESİ’NE ZİYARET Haber

VALİ MUSTAFA KOÇ’TAN GİRESUN MÜZESİ’NE ZİYARET

VALİ MUSTAFA KOÇ’TAN GİRESUN MÜZESİ’NE ZİYARET Giresun Valisi Mustafa Koç, Zeytinlik Semti’nde bulunan Giresun Müzesi’nde incelemelerde bulundu. Tarihî dokusu ve kültürel miras değeriyle kentin önemli noktaları arasında yer alan bölgede yürütülen çalışmalar değerlendirildi. ZEYTİNLİK SEMTİ’NDE KÜLTÜREL MİRAS İNCELEMESİ Giresun Valisi Mustafa Koç, kentin tarihî kimliğini yansıtan Zeytinlik Semti’nde bulunan Giresun Müzesi’ni ziyaret etti. Ziyarette müzedeki eserler, sergileme alanları ve kültürel mirasın korunmasına yönelik çalışmalar ele alındı. Yetkililerden bilgi alan Vali Koç, Giresun’un tarihî ve kültürel birikiminin korunarak gelecek nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekti. Ziyaret kapsamında hem müze binasının tarihî niteliği hem de Zeytinlik Semti’nin kent hafızasındaki yeri değerlendirildi. GİRESUN MÜZESİ KENTİN TARİHİNE IŞIK TUTUYOR Zeytinlik Semti’nde yer alan Giresun Müzesi, kentin kültürel mirasını yansıtan önemli yapılardan biri olarak öne çıkıyor. Gogora Kilisesi olarak bilinen tarihî yapı, bugün Giresun’un arkeolojik ve etnografik birikimini ziyaretçilerle buluşturan müze işlevi görüyor. Giresun Valiliği’nin turizm bilgilerine göre Zeytinlik Semti, geleneksel Doğu Karadeniz yerleşmelerinin özelliklerini taşıyan ve kentin geçmiş dokusunu yansıtan önemli bir bölge niteliği taşıyor. Giresun Müzesi olarak kullanılan Gogora Kilisesi de 18. yüzyıldan kalma tarihî yapılar arasında gösteriliyor. ZEYTİNLİK SEMTİ KENT HAFIZASININ MERKEZİNDE Giresun Kalesi’nin güneydoğusunda yer alan Zeytinlik Semti, tarihî Giresun evleriyle kentin geçmiş yerleşim dokusunu bugüne taşıyor. Koruma altındaki semt, mimarisi, sokak yapısı ve tarihî çevresiyle Giresun’un kültür turizmi açısından öne çıkan alanları arasında bulunuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü kaynaklarında Zeytinlik Semti, Giresun’daki kültürel ve tarihî değerler arasında gösteriliyor; Giresun Müzesi de bu kültürel hat üzerinde yer alan önemli müze yapıları arasında sıralanıyor. KORUMA VE TANITIM ÇALIŞMALARI ÖNE ÇIKIYOR Vali Mustafa Koç’un ziyareti, Giresun’un tarihî alanlarının korunması, kültürel mirasın görünürlüğünün artırılması ve müze bilincinin güçlendirilmesi açısından önem taşıyor. Kentin hafızasını oluşturan eserlerin, tarihî yapıların ve geleneksel yerleşim alanlarının korunması, yalnızca turizm açısından değil, Giresun’un kimliğinin gelecek kuşaklara aktarılması bakımından da değer taşıyor. Giresun Müzesi’nde sergilenen eserler ile Zeytinlik Semti’nin tarihî dokusu, kentin çok katmanlı geçmişini görünür kılıyor. Vali Koç’un ziyaretiyle birlikte kültürel miras alanlarında sürdürülen çalışmalar yerinde incelendi; müze ve çevresinin Giresun’un kültür rotasındaki önemi bir kez daha öne çıktı.

GİRESUN’A KUVVETLİ YAĞIŞ VE YÜKSEK KESİMLER İÇİN KAR UYARISI Haber

GİRESUN’A KUVVETLİ YAĞIŞ VE YÜKSEK KESİMLER İÇİN KAR UYARISI

GİRESUN’A KUVVETLİ YAĞIŞ VE YÜKSEK KESİMLER İÇİN KAR UYARISI Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Giresun’un da içinde bulunduğu Orta ve Doğu Karadeniz için sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış uyarısı yaptı. Doğu Karadeniz’in yüksek kesimlerinde yağışın karla karışık yağmur şeklinde görüleceği bildirildi. GİRESUN’DA CUMA GÜNÜ KUVVETLİ YAĞIŞ BEKLENİYOR Giresun’da cuma günü kuvvetli gök gürültülü sağanak yağış bekleniyor. Kent genelinde yağışın yerel olarak etkisini artırması, özellikle dere yatakları, eğimli araziler, heyelan riski bulunan bölgeler ve kırsal ulaşım güzergâhlarında risk oluşturabilir. Meteoroloji verilerine göre hava sıcaklığında düşüş yaşanırken, yüksek kesimlerde yağışın karla karışık yağmura dönme ihtimali bulunuyor. Yayla yolları ve yüksek rakımlı geçitlerde ulaşımda aksamalar yaşanabilir. DOĞU KARADENİZ VE GİRESUN İÇİN GÜNLÜK HAVA TABLOSU Gün Doğu Karadeniz İçin Beklenen Hava Giresun İçin Beklenen Hava Risk Başlığı Perşembe Bölge genelinde parçalı ve çok bulutlu hava, yer yer sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış Gök gürültülü sağanak yağışlı Ani yağış, yerel su baskını riski Cuma Orta ve Doğu Karadeniz’de aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak; Doğu Karadeniz’in yüksek kesimlerinde karla karışık yağmur Kuvvetli gök gürültülü sağanak yağışlı Sel, su baskını, heyelan, yıldırım ve ulaşımda aksama riski Cumartesi Bölge genelinde yağışlı hava etkisini sürdürebilir; yüksek kesimlerde sıcaklık düşüşüne bağlı karla karışık yağmur ihtimali izlenmeli Gök gürültülü sağanak yağışlı Yayla yollarında görüş düşmesi, dere yataklarında debi artışı Pazar Yağışın etkisini azaltması bekleniyor Parçalı bulutlu Riskin azalması bekleniyor Pazartesi Yerel yağış geçişleri yeniden görülebilir Gök gürültülü sağanak yağışlı Yerel sağanak, kısa süreli su baskını riski YÜKSEK KESİMLERDE KARLA KARIŞIK YAĞMUR İHTİMALİ Doğu Karadeniz’in yüksek kesimleri için karla karışık yağmur tahmini yapıldı. Bu tahmin, Giresun’un yüksek rakımlı yayla ve geçit yolları açısından önem taşıyor. Kümbet, Bektaş, Kulakkaya, Sis Dağı, Eğribel ve çevresindeki yüksek bölgelerde hava şartlarının kısa sürede değişebileceği değerlendiriliyor. Bu güzergâhlarda seyahat edecek sürücülerin zincir, lastik, görüş mesafesi ve yol durumu konusunda dikkatli olması gerekiyor. SEL, HEYELAN VE ULAŞIMDA AKSAMA RİSKİ Kuvvetli sağanakla birlikte ani sel, su baskını, heyelan, yıldırım, yerel dolu yağışı ve ulaşımda aksama riski öne çıkıyor. Dere yataklarına yakın bölgelerde yaşayan vatandaşların su seviyesindeki ani yükselmelere karşı dikkatli olması gerekiyor. Sürücülerin yağış anında hız yapmaması, dere geçişlerinde risk almaması, yayla ve köy yollarında görüş mesafesinin düşebileceğini dikkate alması önem taşıyor. VATANDAŞLARA GÜNCEL UYARI Giresun’da yağışlı hava cuma günü kuvvetli şekilde etkili olacak. Hafta sonuna doğru yağışın yer yer devam etmesi, pazar günü ise etkisini azaltması bekleniyor. Vatandaşların Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün güncel uyarılarını takip etmesi, özellikle yüksek kesimlere çıkacakların hava ve yol durumunu kontrol etmeden hareket etmemesi gerekiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.