Hava Durumu

#Diyabet

giresunsonhaber - Diyabet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Diyabet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aşırı terleme hastalık habercisi olabilir Haber

Aşırı terleme hastalık habercisi olabilir

Sıcak hava veya fiziksel aktiviteyle açıklanamayan yoğun terleme; diyabet, tiroit hastalıkları ve hormonal değişimler gibi farklı nedenlere bağlı gelişebiliyor. İSTANBUL (İGFA) - Terleme, vücudun sıcaklık dengesini korumak için gerçekleştirdiği doğal bir mekanizma olarak bilinirken, aşırı terleme bazı kişilerde günlük yaşamı ve sosyal hayatı olumsuz etkileyebilecek boyutlara ulaşabiliyor. Uzmanlara göre aşırı terleme, vücudun ısı düzenlemesi için ihtiyaç duyduğundan daha fazla ter üretmesiyle ortaya çıkıyor. Ter bezlerinin herhangi bir sıcak ortam, egzersiz veya belirgin bir neden olmaksızın aşırı çalışması durumunda kişiler kıyafet değiştirmek zorunda kalabiliyor, günlük aktivitelerinde zorluk yaşayabiliyor. Aşırı terlemenin en sık görüldüğü bölgeler arasında avuç içleri, ayak tabanları, koltuk altları ve yüz bölgesi yer alıyor. PEK ÇOK FARKLI NEDENİ OLABİLİR Aşırı terleme; genetik yatkınlık, enfeksiyonlar, diyabet, tiroit hastalıkları, obezite, kalp yetmezliği gibi sağlık sorunlarının yanı sıra menopoz ve hamilelik gibi hormonal değişimlere bağlı olarak da gelişebiliyor. Hastalıkla ilişkili olmayan primer bölgesel aşırı terleme ise genellikle stres, egzersiz, sıcaklık artışı ve genetik faktörlerle tetiklenebiliyor. Sekonder aşırı terleme olarak adlandırılan ve başka bir sağlık sorununa bağlı gelişen durumlarda ise diyabet, tiroit bozuklukları, sinir sistemi hastalıkları, alkol kullanımı, solunum ve kalp yetmezliği gibi nedenler araştırılıyor. Aşırı terleme belirtileri yaş gruplarına göre farklılık gösterebiliyor. Ciltte sürekli nem hissi, kıyafetlerde ter lekeleri, vücut kokusunda artış, cilt tahrişi ve enfeksiyon eğilimi sık görülen belirtiler arasında bulunuyor. Çocuklarda aşırı terleme; yazı yazarken kâğıdın ıslanması, bilgisayar klavyesi kullanırken zorlanma veya enstrüman çalmada güçlük gibi işlevsel problemlere neden olabilirken, yetişkinlerde daha çok sosyal yaşamı etkiliyor. Bazı kişiler el sıkışmaktan kaçınabiliyor veya sosyal ortamlarda rahatsızlık hissedebiliyor. İleri vakalarda eller silindikten kısa süre sonra yeniden yoğun terleme görülebilirken, nadiren ciltte renk değişikliği ve pullanma gibi dermatolojik bulgular da ortaya çıkabiliyor. TANI VE TEDAVİDE NEDEN ARAŞTIRILIYOR Aşırı terleme şikâyeti olan kişilerin öncelikle dahiliye veya dermatoloji uzmanlarına başvurması öneriliyor. Gerekli durumlarda endokrinoloji, nöroloji veya ilgili diğer branşlardan destek alınabiliyor. Tanı çoğunlukla hastanın öyküsü ve fizik muayene ile konulurken; kan testleri, tiroit fonksiyonları, kan şekeri ölçümleri ve hormonal incelemelerle altta yatan hastalıkların araştırılması sağlanıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Meral Maralcan, aşırı terleme tedavisinin hastalığın tipine, şiddetine, etkilenen bölgeye ve altta yatan nedene göre kişiye özel planlandığını söyledi. Maralcan, aşırı terlemenin yalnızca bir konfor problemi olmadığını, bazı durumlarda farklı sağlık sorunlarının belirtisi olabileceğini belirterek, yaşam kalitesini etkileyen yoğun terleme şikâyetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Karpuzdan eriğe ideal porsiyon önerileri Haber

Karpuzdan eriğe ideal porsiyon önerileri

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, yaz mevsiminde sıkça tercih edilen 6 meyvenin sağlık üzerindeki etkilerini ve tüketilmesi gereken ideal miktarları paylaştı. Su oranı yüksek olan karpuzdan, antioksidan deposu üzüme kadar pek çok meyvenin, doğru porsiyonlarla tüketildiğinde sağlığa önemli katkılar sunabileceği vurgulandı. İSTANBUL (İGFA) - Yaz aylarının vazgeçilmez lezzetleri, sahip oldukları vitamin, mineral ve antioksidanlarla sağlıklı beslenme programlarında kritik bir rol oynuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, yaz meyvelerinin faydalarını ve tüketimindeki ideal ölçüleri değerlendirdi. Eren, özellikle sıcak günlerde su içeriği zengin meyvelerin vücudun sıvı gereksinimini karşılamaya yardımcı olduğunu ifade ederek, porsiyon kontrolünün önemini hatırlattı. KARPUZ: SIVI DESTEĞİ VE ANTİOKSİDAN KAYNAĞI Yüzde 90'ın üzerinde su içeren karpuzun, yaz sıcaklarında vücudun sıvı dengesini korumaya yardımcı olduğunu belirten Eren, ideal porsiyonun üç parmak kalınlığında iki dilim olduğunu kaydetti. A, B6 ve C vitamini açısından zengin olan karpuzun, potasyum ve magnezyum içeriği sayesinde kas kramplarının azalmasına destek olabileceği belirtildi. Ayrıca, karpuza kırmızı rengini veren likopenin, kalp-damar sağlığı başta olmak üzere birçok sağlık sorununa karşı koruma sağlayabildiği ifade edildi. KİRAZ: KONTROLLÜ TÜKETİM ÖNERİLİYOR Kiraz için tavsiye edilen ideal porsiyonun 13-15 adet iri boy olduğunu vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, bu meyvenin mineral ve vitamin değerleriyle sağlıklı beslenmeyi desteklediğini belirtti. Çileğin, C vitamini başta olmak üzere zengin bir vitamin ve mineral içeriğine sahip olduğunu ifade eden Eren, ideal tüketim miktarının 7-8 adet iri veya 15 adet orta boy çilek olduğunu söyledi. Çilekte yer alan ellagik asit, antosiyanin ve kuersetin gibi antioksidanların vücudu oksidatif strese karşı koruyabildiği belirtilirken, alerjik bünyeye sahip kişilerin dikkatli tüketmesi gerektiği hatırlatıldı. ÜZÜM: KALP VE DAMAR SAĞLIĞINA DESTEK Üzümün resveratrol, antosiyanin ve fenolik bileşenler bakımından zengin olduğunu dile getiren Eren, ideal porsiyon miktarının 20 adet iri veya 25-30 adet küçük boy üzüm olduğunu belirtti. Özellikle siyah üzümde bulunan resveratrolün kalp ve damar sağlığını koruyucu etkileriyle ön plana çıktığını kaydeden Eren, glisemik indeksinin yüksek olması nedeniyle diyabet hastalarının porsiyon miktarlarına dikkat etmesi gerektiğini bildirdi. KAVUN: SU VE LİF KAYNAĞI Kavunun yüksek lif ve su içeriğiyle sindirim sistemine destek olduğunu belirten Eren, ideal porsiyonun üç parmak genişliği ve uzunluğunda iki dilim olduğunu ifade etti. C vitamini, beta karoten, lutein ve zeaksantin içeren kavunun bağışıklık ve göz sağlığını destekleyebileceği belirtilirken, diyabet hastalarının tüketim miktarına özen göstermesi gerektiği vurgulandı. ERİK: SİNDİRİM SİSTEMİNİ DESTEKLİYOR Erik için önerilen ideal miktarın 9-10 adet olduğunu belirten Eren, meyvenin yüksek lif içeriğiyle tokluk hissini artırdığını ve sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlayabileceğini söyledi. C, A ve K vitaminleri ile çeşitli mineraller içeren eriğin; bağışıklık, kemik ve cilt sağlığı açısından da destekleyici etkileri olduğu aktarıldı. Uzmanlar, yaz meyvelerinin sağlıklı beslenme düzenine dahil edilebileceğini ancak özellikle diyabet, tansiyon ve benzeri kronik rahatsızlıkları olan kişilerin porsiyon miktarları konusunda dikkatli olmaları gerektiğini belirtiyor.

Uykusuzluk modern çağın yaygınlaşan sorunu... Uykusuzluğa karşı 5 etkili önlem Haber

Uykusuzluk modern çağın yaygınlaşan sorunu... Uykusuzluğa karşı 5 etkili önlem

Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, burun ve boğaz kaynaklı gelişen horlama ve uyku apnesi gibi problemlerin uyku kalitesini bozabileceği ve ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabileceği konusunda uyardı. İSTANBUL (İGFA) - Günümüz yaşamının getirdiği stres, kaygı ve artan ekran bağımlılığı nedeniyle uyku problemleri her geçen gün yaygınlaşıyor. Ancak uzmanlar, uykusuzluğun sadece psikolojik etkenlerle değil, aynı zamanda kulak burun boğaz ile ilgili sağlık sorunlarıyla da bağlantılı olabileceğine işaret ediyor. Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, “Gece sık sık uyanıyorum, sabahları yorgun kalkıyorum veya hiç uyumamış gibi hissediyorum” şikayeti olan kişilerin vakit kaybetmeden bir KBB uzmanına görünmesi gerektiğini belirtti. Tatlıpınar; burun tıkanıklığı, horlama, bademcik büyümesi, geniz eti ve uyku sırasında solunumun durması gibi durumların uyku kalitesini ciddi oranda düşürdüğünü vurguladı. Özellikle “uyku apnesi” hastalığına dikkat çeken Tatlıpınar, bu durumda kişinin gece boyunca farkında olmadan defalarca nefessiz kalabildiğini ifade etti. Uyku apnesinin; gün içinde uyuklama, dikkat dağınıklığı, unutkanlık ve sabah yorgunluğu gibi sorunları beraberinde getirebileceğini aktardı. Damak yapısındaki bozukluklar, burun eğriliği ve alerjik tıkanıklıkların hava yolunu daraltarak nefes almayı zorlaştırdığı belirtilirken, tedavi edilmeyen uyku apnesinin diyabet, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, depresyon ve felç riskini artırabileceği kaydedildi. Çocuklarda da rastlanabilen uyku bozukluklarının, bademcik büyümesi ve geniz eti nedeniyle ağız açık uyuma, horlama ve huzursuz uykulara yol açabileceği belirtildi. Uzmanlar, bu tablonun öğrenme güçlüğü ve dikkat eksikliği gibi problemlere sebebiyet verebileceği konusunda ailelere uyarılarda bulundu. UYKUSUZLUĞA KARŞI 5 ETKİLİ ÖNLEM! Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar; sağlıklı, yeterli ve kaliteli bir uykunun hem fiziksel hem de ruhsal sağlık için kritik önem taşıdığını belirterek, uykusuzlukla mücadele için 5 etkili yöntemi şöyle sıraladı: Gün içinde uyuklama yaşıyor ve sabahları yorgun uyanıyorsanız mutlaka sağlık kontrolünden geçin. Burun eğriliği, burun tıkanıklığı, ağız açık uyuma, bademcik ve geniz eti gibi şikayetleri ihmal etmeyin ve tedavi olun. Yatmadan hemen önce televizyon, tablet ve telefon kullanımını kısıtlayın. Uyku ve uyanma saatlerinizi her gün aynı düzende tutmaya çalışın. Akşam vakitlerinde ağır yemekler yemekten, çay ve kahve tüketiminden kaçının.

Yeni kesilen et hemen tüketilmemeli Haber

Yeni kesilen et hemen tüketilmemeli

Kurban Bayramı öncesinde sağlıklı tüketim alışkanlıkları, porsiyon kontrolü ve dengeli beslenmeye dair kritik uyarılarda bulunan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi diyetisyeni Buse Haldız, "Yeni kesilen etin vakit kaybetmeden tüketilmesi sindirim sorunlarına sebebiyet verebilir. Bu nedenle etin buzdolabında 12 ile 24 saat arasında dinlendirilmesi önem arz ediyor" şeklinde konuştu. KOCAELİ (İGFA) - Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, sağlıklı yaşam bilincini yaygınlaştırmak amacıyla Anne Şehir Merkezleri vasıtasıyla vatandaşlara destek vermeyi sürdürüyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi çatısı altında faaliyet gösteren Anne Şehir Merkezleri’nde görevli diyetisyen Buse Haldız, Kurban Bayramı süresince artış gösteren et ve tatlı tüketimi karşısında, tüketim miktarları ve öğünlerin dengelenmesi konusunda vatandaşlara tavsiyelerde bulundu. Diyetisyen Haldız, “Yeni kesilen etin hemen yenilmesi sindirim sisteminde problemlere yol açabilir. Kesimden sonraki kas sertliği nedeniyle oluşabilecek bu durum; mide rahatsızlıkları, şişkinlik ve hazımsızlığa neden olabilir. En sağlıklı yaklaşım, etin buzdolabında 12 ila 24 saat boyunca dinlendirilmesidir. Bu sayede et hem yumuşar hem de daha kolay sindirilir” dedi. KAVURMA TÜKETİMİNE DİKKAT Bayram sabahlarının klasiği olan kavurmanın ölçülü tüketilmesi gerektiğini vurgulayan Haldız, küçük porsiyonların seçilmesini tavsiye etti. Kavurmanın yanına roka, maydanoz, salatalık ve domates gibi sebzelerin eklenmesinin sindirimi kolaylaştırdığını belirten Haldız, gün içindeki diğer öğünlerin daha hafif geçirilmesinin önemine dikkat çekti. Kalp-damar hastalığı, hipertansiyon ve diyabet hastalarının bayram sürecinde beslenmelerine daha çok özen göstermeleri gerektiğini hatırlatan Haldız; özellikle şerbetli tatlılar, aşırı tuz ve et tüketiminden uzak durulması gerektiğini belirtti. Şeker hastalarının öğünlerini aksatmaması gerektiğini ifade eden Haldız, tansiyon hastaları için ise az tuzlu pişirme tekniklerinin uygulanmasını önerdi. Bayram boyunca yaşlıların ve çocukların beslenme konusunda daha hassas olduğunu kaydeden Haldız, çocuklarda aşırı şeker kullanımının kısıtlanması gerektiğini dile getirdi. Yaşlılarda ise kan şekeri dalgalanmaları, tansiyon yükselmesi ve hazımsızlığın sık yaşandığını belirterek, ağır ve yağlı gıdalardan kaçınılması gerektiğini vurguladı. EN SAĞLIKLI PİŞİRME YÖNTEMLERİNİ AÇIKLADI Et pişirme teknikleri üzerine de bilgi paylaşan Haldız, “En sağlıklı yöntem haşlamadır. Etin kendi suyunda pişmesi sağlanır, ek yağ gerektirmez ve sindirimi oldukça kolaydır. Bunu fırınlama ve ızgara yöntemleri takip eder. Kızartma ve yüksek ısıda yağda pişirme ise kaçınılması gereken yöntemlerdir” diyerek vatandaşlara sindirim dostu öneriler sundu. Kurban Bayramı ile birlikte kırmızı et tüketiminin yoğunlaştığını anımsatan Haldız, “Etin yanında lifli gıdaların ve sebzelerin tüketilmesi genel sağlık ve sindirim sistemi için büyük önem taşır. Özellikle kırmızı etin arttığı bu dönemlerde öğünlerin mutlaka sebzelerle desteklenmesi gerekir. Lifli besinler kolesterol dengesine yardımcı olur, midenin boşalma süresini yavaşlatır ve daha uzun süre tokluk hissi sağlar” dedi.

Sağlıklı Bayramın Anahtarı Dengeli Et Tüketimi Haber

Sağlıklı Bayramın Anahtarı Dengeli Et Tüketimi

Kırmızı et kuşkusuz kaliteli bir protein kaynağı ve demir, çinko, B12 vitamini açısından da değerli bir besin. Ancak kontrolüne dikkat edilmeden tüketildiğinde kronik hastalık riskini de artırabiliyor. Bu nedenle bayram sürecinde doğru saklama, pişirme ve dengeli tüketim alışkanlıkları bir kat daha fazla önem taşıyor Özellikle kalp ve damar hastaları, hipertansiyonu olanlar, diyabet hastaları, kolesterol sorunu yaşayanlar, böbrek hastaları, gut hastaları ve sindirim sistemi hassasiyeti olanlar, et tüketimi açısından en riskli hasta grupları. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının bayram süresince de sürdürülmesinin, sindirim sistemi sağlığını desteklediğini ve genel yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağladığını belirten İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı İrem Aksoy, sağlıklı bir bayram için 5 öneri paylaştı. 1- Acele Etmeyin! Kesim sonrası kurban etini hemen tüketmeyin. Kesimden sonra etin 12-24 saat aralığında buzdolabında dinlendirilmesi gerekiyor. Dinlendirildikten sonra tüketilen etler sindirimi daha olumlu etkiler. 2- Doğru Saklayın, Güvenle Tüketin Etleri büyük parçalar halinde değil, tek kullanımlık porsiyonlar şeklinde saklayın. Çözünen eti tekrar dondurmayın. Buzdolabında kısa süreli saklanacak etler 0–4°C arasında muhafaza edilmeli, daha uzun süre için derin dondurucu tercih edilmelidir. Çiğ etin; sebze, meyve ve diğer hazır gıdalarla temas etmesinden kaçının. 3- Sağlığınız Lezzetten Daha Önemli Et tüketiminde en sık yapılan hatalardan biri de etlerin fazla yağ içinde yüksek ateşte pişirilmesidir. Oysa et pişirme şekli sadece lezzet değil, sağlık açısından da önemli bir husus. Kızartma ve yağda kavurma yerine ızgara, haşlama ve fırınlama gibi sağlıklı yöntemleri tercih edin. Kuyruk yağı, iç yağ gibi ekstra yağ eklemeyin. 4- Tadında Bırakın, Güzel Pişsin Yeter Eti ızgarada veya mangalda pişiriyorsanız, et ile ateş arasında en az en az 15-20 cm’lik bir mesafeyi gözetin. Sık sık çevirerek kömürleşme olmadan pişirip tüketin. 5- Sağlıklı Alışkanlıklarınızı Koruyun Bayram boyunca sağlıklı ve dengeli beslenmeyi koruyabilmek için öğün atlamayın, günlük su tüketiminizi artırın, sebze ve lif tüketimine dikkat edin. Tatlı tüketiminde porsiyon kontrolünüze özen gösterin. Mümkünse şerbetli tatlılar yerine sütlü ve meyveli gibi hafif tatlılar tercih edin. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GİRESUN’DA OBEZİTEYLE MÜCADELEDE YENİ ADIM Haber

GİRESUN’DA OBEZİTEYLE MÜCADELEDE YENİ ADIM

GİRESUN’DA OBEZİTEYLE MÜCADELEDE YENİ ADIM Obezite Polikliniği Hizmete Açıldı Giresun Üniversitesi Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi, çağımızın en önemli sağlık sorunları arasında yer alan obeziteyle mücadele kapsamında önemli bir adım attı. Hastane bünyesindeki Aile Hekimliği Kliniği içerisinde Obezite Polikliniği hizmete açıldı. Uzmanlar, obezitenin yalnızca kilo artışıyla sınırlı bir sorun olmadığını; diyabet, hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları, eklem rahatsızlıkları, polikistik over sendromu, infertilite, uyku apnesi ve bazı kanser türleri başta olmak üzere birçok kronik hastalığın gelişiminde ciddi bir risk faktörü oluşturduğuna dikkat çekiyor. KAPSAMLI VE KİŞİYE ÖZEL TAKİP Yeni açılan Obezite Polikliniği’nde, alanında uzman hekimler ve diyetisyenlerden oluşan ekip tarafından bütüncül bir sağlık hizmeti sunuluyor. Poliklinikte; Genel sağlık değerlendirmesi ve kronik hastalıkların takibi, Kişiye özel beslenme ve egzersiz programlarının oluşturulması, Yaşam tarzı değişikliği danışmanlığı, Profesyonel tartı sistemiyle ayrıntılı vücut analizleri gerçekleştiriliyor. “OBEZİTEYLE MÜCADELEDE MULTİDİSİPLİNER YAKLAŞIM ŞART” Aile Hekimliği Uzmanı Neslişah Gürel Köksal, obezitenin etkin şekilde kontrol altına alınabilmesi için bireyin yaşam tarzının bütüncül olarak ele alınması gerektiğini vurgulayarak, Obezite Polikliniği’nin bu anlayışla hizmet vereceğini ifade etti. Yetkililer, polikliniğin hem koruyucu hekimlik hem de uzun vadeli sağlık takibi açısından önemli bir boşluğu dolduracağını belirtti.

Sarı noktaya göz içi mercek tedavisi Haber

Sarı noktaya göz içi mercek tedavisi

Günümüzde görme kaybı nedenleri arasında öne çıkan sarı nokta hastalığının tedavisinde, göz içi teleskopik mercek uygulamaları başarı vaat etmektedir. İSTANBUL (İGFA) - Göz uzmanlarından Prof. Dr. Tansu Erakgün, yaşlanma ile birlikte ortaya çıkan sarı nokta (makula dejeneresansı) hastalığının, göz tansiyonu ve diyabet ile birlikte görme yetisinin kaybına sebep olan sağlık sorunları arasında ilk sıralarda geldiğini belirtti. Erken teşhisin sarı nokta hastalığında kilit rol oynadığını vurgulayan Erakgün, yaşlılık, şeker hastalığı, kolesterol ve yüksek tansiyonun bu hastalığı tetikleyen etmenler arasında olduğunu ifade etti. ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ 50 yaş ve üzerine ulaşıldığında veya sarı nokta hastalığı riski bulunan bireylerin, görmelerinde bir azalma hissetmeleri durumunda mutlaka uzman bir hekim tarafından muayene edilmesi gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Tansu Erakgün; "Sarı nokta hastalığı, retina üzerinde yer alan görme merkezinde istenmeyen yaşa bağlı birikimlerle gelişir. Bu hastalığın kuru ve yaş tip olmak üzere iki varyasyonu mevcuttur. Kuru tip daha yaygın olsa da, yaş tip görme kaybına daha fazla sebebiyet verir. Yaş tip, zamanla kuru tipin ilerleme göstermesiyle oluşur. Kuru tip sarı nokta hastalığında, görme kaybı ani olmasa da ilerleme gösterir. Tedavisinde C vitamini, E vitamini, çinko, bakır ve omega 3 içeren destekler kullanılırken, yaş tipte göz içi enjeksiyonlarla tedavi edilir” şeklinde konuştu. GÖZ İÇİ MERCEK UYGULAMASI, GÖRME YETİSİNİ ARTIRIYOR Son dönemde gelişme gösteren göz içi mercek teknolojileriyle, özellikle ileri evrelere geçmiş kuru tip sarı nokta hastalıklarında veya tedavisi sonlanmış yaş tip olgularında, özel bir müdahaleyle hastalığın etkilerini hafifletebildiklerini belirten Prof. Dr. Tansu Erakgün, gelişen durumu şöyle açıkladı: "Hastanın gözü içerisine özel bir teleskop mekanizmasına sahip bir mercek yerleştiriyoruz. Ameliyat yaklaşık 15 dakika sürüyor. Bu mercek, hastalığı doğrudan tedavi etmese de hasarlı görme merkezin etrafındaki alanları daha işlevsel hale getiriyor. Görüntüyü biraz büyütüp kalitesini artırarak görme merkezinin sağlıklı bölgelerini çalıştırıyor. Eğer hasta uygun ise bu operasyon her iki gözde de gerçekleştirilebiliyor. Bu tedaviye en uygun adaylar, yüzde 50 ile yüzde 90 oranında görme kaybı yaşayan kişilerdir. Göz içi teleskopik mercek kalıcı bir tedavi olarak uygulanır. Hastalığın ilerlemesini durdurması beklenmez. Sarı nokta haricinde, yüksek dereceli miyopi, görme merkezi deliği gibi farklı durumlarda da kullanım alanı bulur.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.