Hava Durumu

#Dış Politika

giresunsonhaber - Dış Politika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dış Politika haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TAŞGÖZ: “MİLLETİN SESİ DUYULMALI, ÜRETEN TÜRKİYE YENİDEN İNŞA EDİLMELİDİR” Haber

TAŞGÖZ: “MİLLETİN SESİ DUYULMALI, ÜRETEN TÜRKİYE YENİDEN İNŞA EDİLMELİDİR”

TAŞGÖZ: “MİLLETİN SESİ DUYULMALI, ÜRETEN TÜRKİYE YENİDEN İNŞA EDİLMELİDİR” İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, haftalık gündem değerlendirmesinde eğitimden ekonomiye, tarımdan dış politikaya, genç işsizliğinden terörle mücadeleye kadar birçok başlıkta dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin zorlu bir süreçten geçtiğini belirten Taşgöz, vatandaşın temel gündeminin geçim sıkıntısı, adalet arayışı, eğitimde yaşanan sorunlar ve gençlerin gelecek kaygısı olduğunu söyledi. Taşgöz, “Milletin sesi duyulmalı, vatandaşın talepleri görmezden gelinmemelidir. Türkiye’nin yeniden güçlü, adil ve üreten bir ülke haline gelmesi için devlet aklıyla, liyakatle ve millet iradesini esas alan bir anlayışla hareket edilmelidir” dedi. “MİLLETİN TALEPLERİ GÖRMEZDEN GELİNEMEZ” Demokratik yönetimlerde millet iradesinin her şeyin üzerinde olduğunu vurgulayan Taşgöz, vatandaşların yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunların artık ertelenemez hale geldiğini ifade etti. Taşgöz, “Vatandaş geçim derdindedir. Emekli, memur, asgari ücretli, esnaf, çiftçi ve gençler geleceğe kaygıyla bakmaktadır. Adalet duygusunun zedelendiği, fırsat eşitsizliklerinin büyüdüğü, hayat pahalılığının her haneyi etkilediği bir tabloda devlet yönetiminin temel görevi milletin huzurunu, güvenliğini ve refahını sağlamaktır” diye konuştu. EĞİTİMDE MİLLİ KİMLİK VE KALİTE VURGUSU Eğitim sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Taşgöz, eğitimin yalnızca diploma veren bir süreç olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Eğitimin aynı zamanda milli kimliği, ahlaki değerleri, bilimsel düşünceyi ve çağın gereklerine uygun donanımı birlikte kazandırması gerektiğini söyledi. Taşgöz, “Eğitim, günlük siyasi tartışmaların konusu olmaktan çıkarılmalıdır. Çocuklarımızı hem milli ve manevi değerlerine bağlı hem de çağın gereklerine uygun şekilde yetiştirecek bir eğitim anlayışına ihtiyaç vardır. Aileler eğitim maliyetleri altında ezilmekte, öğretmenlerimiz ise hak ettikleri değeri görememektedir. Eğitimde kalite, fırsat eşitliği ve liyakat esas alınmalıdır” ifadelerini kullandı. “GENÇLER GELECEĞİNİ BAŞKA ÜLKELERDE ARIYOR” Türkiye’nin en önemli meselelerinden birinin gençlerin umutsuzluğu olduğunu dile getiren Taşgöz, üniversite mezunlarının iş bulmakta zorlandığını, çalışan gençlerin ise geçim sıkıntısı nedeniyle gelecek planı yapamadığını söyledi. Taşgöz, “Gençlerimiz geleceklerini başka ülkelerde aramak zorunda kalıyorsa burada hepimizin düşünmesi gerekir. Bu durum yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda aidiyet duygusunu zayıflatan ve toplumsal güven bunalımını derinleştiren ciddi bir meseledir. Türkiye’nin yetişmiş insan kaynağını kaybetme lüksü yoktur” dedi. DIŞ POLİTİKADA “DEVLET AKLI” ÇAĞRISI Dış politikanın günlük gelişmelere ve kısa vadeli hesaplara göre şekillenmemesi gerektiğini vurgulayan Taşgöz, Türkiye’nin dış ilişkilerinde devlet geleneğini, milli çıkarları ve öngörülebilirliği esas alması gerektiğini belirtti. Taşgöz, “Türkiye; Karadeniz’den Kafkasya’ya, Türk dünyasından Ön Asya coğrafyasına kadar geniş bir bölgede güçlü, saygın ve kararlı bir dış politika izlemek zorundadır. Dış politikada devlet aklı, milli çıkar ve tutarlılık esastır” diye konuştu. EKONOMİDE HAYAT PAHALILIĞI TEPKİSİ Açıklamasında ekonomik sorunlara geniş yer veren Taşgöz, vatandaşların en önemli gündeminin geçim sıkıntısı olduğunu söyledi. Market fiyatları ile vatandaşın alım gücü arasındaki farkın her geçen gün büyüdüğünü belirten Taşgöz, ekonominin yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını ifade etti. Taşgöz, “Ekonomi, sadece tablolarla ve rakamlarla açıklanamaz. Ekonomi, pazara çıkan emeklinin cebindeki paradır. Çocuğuna okul masrafı yapan ailenin yüküdür. Dükkânını ayakta tutmaya çalışan esnafın mücadelesidir. Tarlasını işlemek isteyen çiftçinin maliyetidir. Bugün vatandaşımız ağır ekonomik şartlar altında yaşam mücadelesi vermektedir” dedi. “ÜRETEN TÜRKİYE MECBURİYETTİR” Türkiye’nin üretim gücünün yeniden ayağa kaldırılması gerektiğini belirten Taşgöz, yüksek faiz, finansman maliyetleri ve ekonomik belirsizliklerin sanayiciyi, girişimciyi, ihracatçıyı ve üreticiyi olumsuz etkilediğini söyledi. Taşgöz, “Üreten Türkiye bir tercih değil, mecburiyettir. Sanayicinin, girişimcinin, ihracatçının ve çiftçinin önünü görebildiği bir ekonomik yapı kurulmalıdır. Yerli üretim ve milli sanayi gerçekçi politikalarla desteklenmeli, üretim ekonomisi yeniden inşa edilmelidir” ifadelerini kullandı. FINDIK ÜRETİCİSİNİN SORUNLARINA DİKKAT ÇEKTİ Giresun ekonomisinin temel unsurlarından biri olan fındık konusunda da değerlendirmelerde bulunan Taşgöz, üreticinin artan maliyetler karşısında zor durumda kaldığını belirtti. Gübre, ilaç, işçilik ve bakım giderlerindeki yükselişin fındık üreticisini ciddi biçimde etkilediğini söyledi. Taşgöz, “Fındık üreticisi alın terinin karşılığını almak zorundadır. Giresun için fındık yalnızca bir tarım ürünü değil, aynı zamanda geçim kaynağı, kültür ve ekonomik omurgadır. Tarım sadece ekonomik bir faaliyet olarak görülemez. Gıda güvenliği ve milli güvenlik açısından da stratejik öneme sahiptir” dedi. BEYİN GÖÇÜ UYARISI Genç işsizliği ve beyin göçünün Türkiye açısından ciddi bir tehdit haline geldiğini ifade eden Taşgöz, üniversite mezunlarının önemli bir bölümünün kendi alanlarında istihdam edilemediğini söyledi. Taşgöz, “Türkiye’nin yetişmiş insan kaynağını kaybetmeye tahammülü yoktur. Gençlerimizin kendi ülkelerinde umutla yaşayabilecekleri, çalışabilecekleri ve üretebilecekleri şartlar oluşturulmalıdır. Beyin göçünü durdurmanın yolu gençlere güven vermek, liyakati hâkim kılmak ve adil istihdam imkânları sağlamaktır” diye konuştu. TERÖRLE MÜCADELE VE ANAYASA TARTIŞMALARI Terörle mücadelenin siyasi tartışmaların üzerinde milli bir mesele olduğunu belirten Taşgöz, bu konuda herhangi bir tavzin millet vicdanında kabul görmeyeceğini ifade etti. Anayasa tartışmalarına da değinen Taşgöz, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerinin korunması gerektiğini söyledi. Taşgöz, “Terörle mücadele, hiçbir siyasi hesabın konusu yapılamaz. Bu konuda tavizsiz, kararlı ve milli bir duruş sergilenmelidir. Anayasa tartışmaları yürütülürken Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleri, üniter devlet yapısı ve milli birlik anlayışı korunmalıdır” dedi. “CUMHURİYETİMİZİN İKİNCİ YÜZYILINDA GÜÇLÜ TÜRKİYE HEDEFİ” Açıklamasının sonunda birlik ve beraberlik mesajı veren İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, Türkiye’nin adaletin güçlendiği, liyakatin esas alındığı, üretimin desteklendiği ve gençlerin umutla geleceğe baktığı bir ülke olması gerektiğini vurguladı. Taşgöz, “Türk milleti büyüktür. Türk devleti güçlüdür. Cumhuriyetimiz ebedidir. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında hedefimiz; adaletin, liyakatin, üretimin ve milli birliğin hâkim olduğu güçlü bir Türkiye olmalıdır” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.

NAZIM ELMAS’TAN SAPANCA MESAJI: “İSTİŞARE TOPLANTIMIZIN İLK GÜNÜNÜ TAMAMLADIK” Haber

NAZIM ELMAS’TAN SAPANCA MESAJI: “İSTİŞARE TOPLANTIMIZIN İLK GÜNÜNÜ TAMAMLADIK”

NAZIM ELMAS’TAN SAPANCA MESAJI: “İSTİŞARE TOPLANTIMIZIN İLK GÜNÜNÜ TAMAMLADIK” AK Parti’nin 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı, Sakarya’nın Sapanca ilçesinde “Çeyrek Asırlık Destan AK Parti” temasıyla başladı. Toplantıya katılan Nazım Elmas, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle ilk gün programının tamamlandığını belirterek, alınan kararların ülke ve millet için hayırlı olması temennisinde bulundu. AK Parti’nin geleneksel istişare kampı bu yıl Sakarya’nın Sapanca ilçesinde gerçekleştiriliyor. 26-28 Haziran tarihleri arasında düzenlenen 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda parti politikaları, saha çalışmaları, ortak akıl oturumları ve önümüzdeki dönemin siyasi yol haritası ele alınıyor. Toplantının ana temasının “Çeyrek Asırlık Destan AK Parti” olarak belirlendiği bildirildi. Toplantının ilk gününe ilişkin değerlendirmede bulunan Nazım Elmas, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Sapanca’da, AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantımızın ilk gününü, Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle tamamladık. Toplantıda alınan kararların aziz milletimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.” AK Parti kamp programının, “Parti Politikaları Oturumu” ve “Ortak Akıl Oturumu” olmak üzere iki ana başlık altında yürütüldüğü; milletvekilleri, parti yöneticileri ve kabine üyelerinin katılımıyla sahadan gelen talep, beklenti ve önerilerin değerlendirildiği aktarıldı. Program kapsamında milletvekillerinin seçim bölgelerinden gelen sorunları doğrudan kabine üyelerine iletmesi, bakanların da yürütülen çalışmalarla ilgili değerlendirmelerde bulunması bekleniyor. Basınında yer alan haberlerde, Sapanca kampında ekonomi, dış politika, bölgesel gelişmeler, “Terörsüz Türkiye” süreci, yeni dönem parti politikaları ve teşkilat çalışmalarının masaya yatırılacağı belirtildi. Kampın, AK Parti’nin kuruluşunun 25. yılına giderken hem kurumsal değerlendirme hem de yeni siyasi dönem için yol haritası niteliği taşıdığı vurgulandı. Toplantının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın değerlendirme ve kapanış konuşmasıyla sona ermesi beklenirken, kamp sürecinde ortaya çıkan görüş ve önerilerin parti politikalarına ve gelecek dönem çalışmalarına yansıtılması hedefleniyor.

İYİ PARTİ GİRESUN İL BAŞKANI İNAN TAŞGÖZ’DEN HÜKÜMETE SERT ELEŞTİRİLER Haber

İYİ PARTİ GİRESUN İL BAŞKANI İNAN TAŞGÖZ’DEN HÜKÜMETE SERT ELEŞTİRİLER

İYİ PARTİ GİRESUN İL BAŞKANI İNAN TAŞGÖZ’DEN HÜKÜMETE SERT ELEŞTİRİLER İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, 1 Nisan 2026 tarihli basın açıklamasında hükümetin iç ve dış politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Taşgöz, NATO yapılanmaları, dış politika, güvenlik, eğitim, aile, uyuşturucu ve enerji başlıklarında partisinin görüşlerini ve çözüm önerilerini sıraladı. İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, yayımladığı basın açıklamasında hükümetin iç ve dış politikadaki uygulamalarını eleştirdi. Taşgöz, açıklamasında özellikle Adana ve İstanbul’da planlandığını belirttiği NATO karargâhları üzerinden “millî egemenlik” vurgusu yaptı. Taşgöz, “Ülkemiz bugün kritik bir yol ayrımında bulunuyor. Hükümetin vizyonsuz politikaları ulus-devletimizi ve Cumhuriyetimizi büyük bir tehditle karşı karşıya bırakıyor. İYİ Parti olarak milletin aklına ve vicdanına sesleniyoruz” dedi. NATO KARARGÂHLARI TEPKİSİ Taşgöz, açıklamasında Adana’daki 6. Kolordu Komutanlığı’nın NATO Çokuluslu Kolordu Karargâhı’na dönüştürülmesine yönelik çalışmaları ve İstanbul Anadolukavağı/Beykoz’da kurulacağını ifade ettiği NATO Deniz Unsur Komutanlığı’nı “millî egemenliğe en büyük tehdit” olarak niteledi. Taşgöz, bu durumu İran gerilimi ve PKK tehdidi sürerken “topraklarımızı, ordumuzu ve Boğaz’ımızı yabancı komutaya açmak” olarak değerlendirdi. İYİ Parti’nin bu başlıktaki çözüm önerisini de açıklayan Taşgöz, “Bu çokuluslu karargâhlar derhal iptal edilsin. 6. Kolordu ve Boğaz’daki birlikler tamamen Türk komutasında güçlendirilsin. Türk Paktı ile Azerbaycan, KKTC ve diğer Türk devletleriyle bağımsız millî savunma ittifakı oluşturalım” ifadelerini kullandı. DIŞ POLİTİKA VE İRAN KRİZİ Taşgöz, hükümetin İran-ABD-İsrail geriliminde “duygusal ve hesapsız adımlar” attığını savundu. Açıklamada, Türkiye’nin tarafsızlık ilkesinden uzaklaştırıldığı görüşü dile getirildi. Bu başlıkta partisinin yaklaşımını da açıklayan Taşgöz, “Tarafsızlığımızı koruyalım. Türk Paktı’nı hemen hayata geçirelim ve ‘Türk’ün kanı Türk’ün kanıdır’ ilkesiyle millî, bağımsız bir dış politika izleyelim” dedi. GÜVENLİK, UYUŞTURUCU VE EĞİTİM MESAJLARI Taşgöz, açıklamasında sokak güvenliği ve şiddet olaylarına da yer verdi. Sokakların çetelere ve mafyaya teslim edildiğini öne süren Taşgöz, “Güvenli Sokaklar” projesiyle emniyet ve jandarmanın güçlendirilmesini, şiddet faillerine ise caydırıcı cezalar uygulanmasını istedi. Gençlerin uyuşturucu tehdidiyle karşı karşıya olduğunu belirten Taşgöz, “Millî Gençlik Kalkanı” projesiyle okullarda bilinç, spor ve ahlak eğitiminin güçlendirilmesini, hudutların sıkı şekilde korunmasını ve uyuşturucu tacirlerine sıfır tolerans gösterilmesini savundu. Eğitim sistemine ilişkin değerlendirmelerinde ise müfredatın Türk tarihi ve Türk dünyası değerleriyle yeniden şekillendirilmesini isteyen Taşgöz, her okulda “Türk Gençliği Ahlak ve Dayanışma” dersinin zorunlu hale getirilmesini önerdi. AİLE, KADIN CİNAYETLERİ VE ENERJİ BAŞLIKLARI Taşgöz, açıklamasında aile yapısındaki bozulma ve kadın cinayetlerine de değindi. “Türk Ailesi Destek Paketi” ile doğurganlığın teşvik edilmesini, “Türk Kadını Koruma Yasası” çıkarılmasını ve aile içi şiddete sıfır tolerans uygulanmasını istedi. Enerji politikalarıyla ilgili olarak da sert eleştirilerde bulunan Taşgöz, enerji kaynaklarının yabancı şirketlere bırakıldığını savundu. Bu alanda “Türk Enerji Bağımsızlık” projesinin hayata geçirilmesini ve neo-kolonyal tehditlere karşı “Türk Medeniyet Projesi”nin başlatılmasını önerdi. AÇIKLAMAYI ÇAĞRIYLA TAMAMLADI Taşgöz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bu çöküşü ancak millî bir irade durdurabilir. İYİ Parti olarak Cumhuriyetimizi, Türk milletini ve memleketimizi,daha iyi yarınlara taşımak adına buradayız. Yaşasın Türk Milleti! Yaşasın Büyük ve müreffeh Türkiye Cumhuriyeti! Yaşasın Adalet ve Hürriyet!” İYİ Parti Giresun İl Başkanlığı da açıklamada Giresunluları bu duruş etrafında birleşmeye ve destek vermeye davet etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan bayram mesajı: Türkiye güvendedir Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan bayram mesajı: Türkiye güvendedir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı video mesajda hem bayram tebriklerini iletti hem de güvenlik, dış politika ve “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin önemli mesajlar verdi. ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı video mesajında, bayramın Türkiye, İslam alemi ve tüm insanlık için hayırlar getirmesini temenni etti. Mesajında güvenlik konularına da değinen Erdoğan, Türkiye’nin hava sahasını ihlal eden girişimlere karşı kararlı bir tutum sergilediğini belirterek, milletin huzur ve güvenliğini güçlendirecek adımların sürdürüleceğini vurguladı. Gazze’de yaşananlara dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in saldırıları ve insani yardım girişlerini engelleyen uygulamaları nedeniyle bölgedeki insanların bayramı zor şartlar altında geçirdiğini ifade ederek, “Terörsüz Türkiye” hedefiyle yürütülen sürece de değindi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yasal düzenlemelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında ele alınacağını belirtti. Sürecin kararlılıkla sürdürüleceğini ifade eden Erdoğan, örgütün tasfiyesine yönelik adımların gecikmeden atılacağını söyledi. https://twitter.com/tcbestepe/status/2034559539454922893 Türkiye’nin güçlü bir yönetimle yoluna devam ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, Allah’ın izniyle güvendedir, emin ellerdedir. Tecrübeli ve liyakatli kadrolarla hedeflerine doğru ilerlemektedir” ifadelerini kullandı.

GİRESUN’DA SAVUNMA SANAYİİ VE DIŞ POLİTİKA KONFERANSI Haber

GİRESUN’DA SAVUNMA SANAYİİ VE DIŞ POLİTİKA KONFERANSI

GİRESUN’DA SAVUNMA SANAYİİ VE DIŞ POLİTİKA KONFERANSI Giresun’da savunma sanayii ve dış politika ekseninde dikkat çeken bir akademik etkinlik düzenleniyor. “Türk Savunma Sanayinin Gelişimi ve Türk Dış Politikasına Etkileri” başlıklı konferans, 10 Şubat 2026 Salı günü saat 14.30’da Giresun Üniversitesi yerleşkesinde bulunan Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu’nda gerçekleştirilecek. Etkinliğin konuşmacısı, savunma ve güvenlik politikaları alanındaki çalışmalarıyla bilinen Durmuş Eray Güçlüer olacak. Aynı zamanda ASAM Başkanı ve Altınbaş Üniversitesi öğretim üyesi olan Güçlüer’in, Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayiinde kat ettiği mesafeyi çok boyutlu biçimde ele alması bekleniyor. Konferansta; yerli ve milli savunma projelerinin stratejik bağımsızlığa katkısı, savunma teknolojilerindeki ilerlemenin diplomatik ilişkiler üzerindeki etkileri ve Türkiye’nin bölgesel güç projeksiyonu gibi başlıkların öne çıkacağı ifade ediliyor. Özellikle insansız sistemler, hava platformları ve yüksek teknolojiye dayalı üretim kapasitesinin dış politika karar alma süreçleriyle ilişkisi üzerinde durulması bekleniyor. Program, MÜSİAD Giresun ile üniversite iş birliğinde organize edilirken, akademisyenler, öğrenciler, iş dünyası temsilcileri ve konuya ilgi duyan vatandaşların katılımına açık olacak. Yetkililer, konferansın hem gençler hem de bölgedeki sanayi ve iş çevreleri için savunma sanayiinin ekonomik, teknolojik ve jeopolitik boyutlarını anlama açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirtiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan sanayiye yeni destek paketi müjdesi... Kabine sonrası net mesajlar Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan sanayiye yeni destek paketi müjdesi... Kabine sonrası net mesajlar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası yaptığı "Millete Sesleniş" konuşmasında turizmde rekor rakamları açıklarken, imalat sanayine yönelik 100 milyar TL'lik finansman paketini duyurdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de barış ile istikrarın Türkiye için vazgeçilmez olduğunu vurguladı. ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamalarda ekonomi, turizm ve dış politika başlıklarında önemli mesajlar verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2025 yılında turizm gelirlerinin yüzde 6,8 artışla 65,2 milyar dolara ulaştığını belirterek, bu rakamın tüm zamanların en yüksek seviyesi olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu: “2025 yılında turizm gelirimiz yüzde 6,8 artışla 65,2 milyar dolara ulaştı. Tüm zamanların rekoru olan bu rakamla, 64 milyar dolarlık hedefimizin de üzerine çıktık.… pic.twitter.com/HxErHcIxxR — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) February 2, 2026 Kişi başı gecelik harcamalarda da rekor kırıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2025 yılında yabancı ziyaretçilerin kişi başı gecelik harcaması yüzde 5,2 artışla 114 dolara yükseldi. Tüm ziyaretçiler açısından bu rakam 100 dolar oldu” dedi. Ziyaretçi sayısının 2002’de 13 milyon iken 2025’te 63,9 milyona ulaştığını hatırlatan Erdoğan, 2026 yılı hedefinin 68 milyar dolar turizm geliri olduğunu açıkladı. Ekonomiye ilişkin olumlu gelişmelerin sürdüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası rezervlerindeki artışa da dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Göreve geldiğimizde 27 milyar dolar olan rezervlerimiz, geçen hafta itibarıyla 215,6 milyar dolara ulaştı” ifadelerini kullandı. İMALAT SANAYİNE 100 MİLYAR LİRALIK FİNANSMAN PAKETİ Cumhurbaşkanı Erdoğan, imalat sanayi işletmelerine yönelik yeni bir destek paketini de kamuoyuyla paylaştı. Tüm imalat sanayi işletmelerine açık, 100 milyar lira büyüklüğünde uygun koşullu bir finansman paketinin devreye alındığını belirten Erdoğan, paketin 6 ay anapara ödemesiz ve 36 aya kadar vadeli olacağını söyledi. Finansman maliyetlerinin piyasa şartlarının altında olacağını vurgulayan Erdoğan, istihdam yoğunluğuna bağlı olarak işletme başına 50 milyon liraya kadar kredi imkânı sunulacağını ifade etti. Paket kapsamında kredi kefalet desteğinin de sağlanacağını belirten Erdoğan, KOBİ’lerin teminat sorunu yaşamadan bu imkândan yararlanabileceğini, istihdamını koruyan KOBİ’lere KOSGEB aracılığıyla 10 puan indirim uygulanacağını kaydetti. SURİYE MESAJI: TEK DEVLET, TEK ORDU, TEK SURİYE Konuşmasında dış politikaya da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bölgesinde barış, huzur ve istikrardan yana olduğunu vurguladı. Suriye’nin bir an önce iç barışını tesis etmesini samimiyetle arzu ettiklerini ifade eden Erdoğan, “Arap, Kürt, Türkmen, Nusayri, Hristiyan fark etmeksizin Suriye halkının tüm kesimlerinin barış içinde yaşadığı bir komşu görmek istiyoruz” dedi. Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adımın Türkiye için makul ve kabul edilebilir olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin kuzeyindeki sorunun “tek ordu, tek devlet ve tek Suriye” temelinde, kan dökülmeden çözülmesinin önemine dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye Hükümeti ile SDG arasında varılan anlaşmaları bu çerçevede değerlendirdiklerini ifade ederek, “Her kim bu süreci dinamitlemeye kalkarsa bunun altında kalacaktır. Terörden medet umanlar hiçbir şekilde sonuç alamayacaktır” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmaların oyalamaya başvurulmadan hızla hayata geçirilmesi temennisinde bulunarak, yeni dönemin Suriye halkı için barış, kalkınma ve refahla dolu olması gerektiğini vurguladı.

Dervişoğlu'ndan Erdoğan'a eleştiri: Niçin her 'dostum' dediğiniz...! Haber

Dervişoğlu'ndan Erdoğan'a eleştiri: Niçin her 'dostum' dediğiniz...!

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM’deki yılın ilk grup toplantısında konuşarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmişte yakın ilişki kurduğu liderleri eleştirerek, iç ve dış politikada uygulamalara sert sözlerle tepki gösterdi. ANKARA (İGFA) - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki 2026 yılının ilk grup toplantısında gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Dervişoğlu, konuşmasında Libya’da Muammer Kaddafi, Suriye’de Beşar Esad ve Venezuela’da Nicolas Maduro gibi isimlerin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir dönem “kardeşim” dediği kişiler olduğunu belirterek, “Ne tesadüf ki hepsi bugün diktatör olarak anılan devrik liderlerdir” ifadesini kullandı. Bu bağlamda, söz konusu siyasi ilişkiler ve dış politika tercihlerine dair eleştiriler yöneltti. Dervişoğlu ayrıca, ABD’nin bu isimler üzerindeki etkisine ve Erdoğan’a yakın ilişkilerinin sonuçlarına dikkat çekti; “Niçin her ‘dostum’ dediğinizin sonunu ABD getirdi?” diye sordu. https://twitter.com/iyiparti/status/2008804019767263610 Konuşmasında genel olarak Türkiye’nin hem dış politikada hem de iç siyasetteki yönelimlerine dair eleştirel bir tablo çizen Dervişoğlu, iktidarın sorunlara yaklaşımını “barbarlık” ve “hoyratlık” olarak nitelendirdiğini ifade ederek, bu kapsamda politikaların toplumsal rıza ve devlet kurumlarının gücüne dayalı olması gerektiğini vurguladı. Ayrıca ekonomik göstergelerle ilgili eleştirilerde bulunarak, vergilendirme ve yaşam maliyetlerindeki artışa ve bunun toplumsal sonuçlarına dikkat çekti.

CHP Lideri Özgür Özel: “Çökmüş Sisteme Karşı Umudu Örgütlemek İçin Yola Çıktık” Haber

CHP Lideri Özgür Özel: “Çökmüş Sisteme Karşı Umudu Örgütlemek İçin Yola Çıktık”

“ÇÖKMÜŞ SİSTEME KARŞI UMUDU ÖRGÜTLEMEK İÇİN YOLA ÇIKTIK; BUNUN İÇİN DEMOKRASİYİ, HUKUKU KONUŞACAĞIZ” “ESAS ÇARE; KALKINMADA, DAHA ÇOK KAZANIP BU GELİRİ HAKÇA PAYLAŞMAKTA” “‘81 İLDEKİ KADINLARIN EMEĞİYLE ORTAYA ÇIKMIŞ BU ÇALIŞMA, KURULTAYIMIZDA DA MUTLAKA BULUNMALI’ DEDİM” “DEVLETİN MEMURUNA DA İŞÇİSİNE DE SAHİP ÇIKACAĞIZ” “CUMHURİYET HALK PARTİSİ’NİN CESUR, KARARLI, DOĞRU ADIMLARIYLA YASAKSIZ TÜRKİYE, VİZESİZ AVRUPA MÜMKÜN” “BU SALONDAN BİR İKTİDAR YÜRÜYÜŞÜ VE CUMHURİYET HALK PARTİSİ İKTİDARI İÇİN HÜKÜMET PROGRAMI ÇIKACAK” Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin 39’uncu Olağan ‘Şimdi İktidar Zamanı’ Kurultayının açılış konuşmasını yaptı. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Sayın Genel Başkanım, çok değerli milletvekillerimiz, yöneticilerimiz, delegelerimiz ve değerli konuklar bugün sabah saat 10.00’a çağrılı, 39’uncu Olağan Kurultayımız saat 10.00 itibariyle delegelerimizin tamamına yakının hazirun listesine imzalarını atmasıyla toplantı yeter sayısını tamamlamıştır. 39’uncu Olağan Kurultayımızı açıyorum. Hepiniz hoş geldiniz” dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 39. Olağan 'Şimdi İktidar Zamanı' Kurultayı'nda şunları söyledi: “OY BİRLİĞİ İLE ONAYLAMIŞTIK” “Değerli yol arkadaşlarım, partimizin vefakar ve cefakar neferleri bir kez daha hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyorum. 39’uncu Olağan Kurultayımıza hoş geldiniz, şeref verdiniz. Bugün kurultayımızın ilk günü, cumartesi ve pazar günleri iki günlük, seçimli, siyasi tonu yüksek kurultaylarımızın yanı sıra uzun süre sonra ilk kez üzerinde uzun emekler verdiğimiz parti programımızı tartışacağımız, görüşeceğimiz, son şeklini verip hayata geçireceğimiz, oylamasını yapacağımız, ardından tüzüğümüzde son bir yıl içinde ortaya çıkan bir takım değişiklik ihtiyaçlarını gidereceğimiz, ardından da yarınki kurultay takvimimizi işletmek üzere bugünkü çalışmalarımızı tamamlayacağımız kurultayımızın ilk günündeyiz. Yarın 81 ilden, Türkiye’nin dört bir yanından buraya koşup gelecek Cumhuriyet Halk Partililerin takip edecekleri bu salonda bugün delegelerimizle ve davetlilerimizle birlikte program çalıştayımızı yapacağız. Bildiğiniz gibi iki yıl önce bu salonda Değişim Kurultayı’mızda bir takım sözler, vaatler ve önümüze bir çalışma takvimi koyulmuştu. O takvimin içinde hiç şüphe yok ki en önemli iki hedefimiz, tüzüğümüzü değiştirmek ve programımızı yenilemekti. Geçen sene 4-9 Eylül tarihleri arasında; 4 Eylül, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partimizin de ilk kongresi o günkü söylemle, ilk kurultayı olarak kabul ettiği Sivas Kongresi’nin toplandığı gün, 9 Eylül de hem düşman işgalinden Anadolu’yu kurtardığımız, düşmanı denize döktüğümüz hem de partimizin kuruluş yıldönümüne gelen haftayı kuruluş haftası olarak tanımlamıştık. Geçen sene bu kuruluş haftası boyunca çeşitli etkinlikler yapmış, tüzüğümüzü 81 il başkanımızın ve örgütümüzün sahiplendiği bir süreçle örgütün talepleri, çağın talepleri, Türkiye’nin önüne koymak istediğimiz örnek parti içi demokrasi hedeflerimiz, bizlerin ve parti içi demokrasiye dair söz söyleyen herkesin taleplerinin ortaklaştığı ve 10 ay öncesindeki kurultayımızda söz verdiğimiz gibi ortak akılla çalışıp, bir mutabakatla sonlandırmak istediğimiz tüzüğümüzü bu salonda toplanan delegelerimizin neredeyse oybirliğiyle, en tartışmalı maddesinde 32 karşı oya karşı bin 200’ün üzerinde oyla, maddelerinin çoğunu oybirliği ile onaylamış ve yürürlüğe koymuştuk. O tüzüğümüzde artık Cumhuriyet Halk Partisi’nin bundan sonra her yıl 4-9 Eylül arasındaki haftayı kuruluş haftası olarak kutlaması da resmiyet kazanmıştı.” “PARTİ PROGRAMI 81 İLDE TARTIŞILDI” “4-9 Eylül haftasında bu yıl için hedefimiz, program çalışmamızdı. Tabii ki program çalışması ne bir güne, ne bir haftaya sıkıştırılabilecek ya da partide birkaç kişinin oturup kaleme aldığı ve ardından oya sunduğu bir metin olamazdı. Elbette pek çok siyasi partide bunun şekil şartı tamamlamak için yürütülen bir süreç olduğunu biliyoruz. Ama bizde böyle olamazdı. Biz söz verdiğimiz gibi 81 ilde ilk il danışma kurullarını yapıp, bu çalışmaları il bazına taşıyarak, tanıtarak tartışmaya başladık. Ardından 923 ilçemizde ilçe danışma kurulları yapıldı. İlçe bazında partimize geçmişte emek verenler, katılım sağlamak isteyen tüm üyelerimiz. O ilçelerin meslek örgütleri, sivil toplum örgütleri, varsa sendikal örgütlenmelerinin davet edildiği, şehrin kanaat önderlerinin ziyaret edilerek fikirlerinin alındığı, ilçe danışma kurullarında tartışıldığı, raporlaştırıldığı bir süreci hep birlikte siz yaşadınız ve programımızdan beklentileri ilçe bazında tartışarak olgunlaştırdınız. Ardından ikinci il danışma kurulu toplantılarımız yapıldı. İlçelerden gelen öneriler, il danışma kurulu toplantılarında tartışıldı. Üzerinde mutabakata varılan maddeler olgunlaştırıldı, raporlar haline getirildi ve genel merkezimize yollandı. Bu çalışmalarla eş zamanlı olarak Sayın Genel Sekreterimizin, yardımcılarının ve görev dağılımı gereği gölge bakanlarımızın kendi alanlarında ve tüm Parti Meclisi üyelerimizin, milletvekillerimizden katkı koymak isteyen çok sayıda arkadaşımızın emekleriyle hem bu raporlar çalışıldı, hem dünyadaki örneklere bakan komisyonlarımız çalışmalarına devam ettiler. Bir yandan da bu kez genel merkezler düzeyinde, meslek örgütleri, sivil toplum örgütleri, sendikalarla gerekli temaslar kurularak olgunlaşmakta olan metin anlatıldı.” “BİR YANDAN DİRENDİK, BİR YANDAN GAYRETLE ÇALIŞTIK” “Bu süreci mart, nisan, mayıs aylarında olgunlaştırmayı düşünüyorduk. Malum 19 Mart sivil darbesi, hatta 19 Mart yargı darbesiyle birlikte bambaşka bir sürece girdik. O günden bugüne neler yaşadık, neler oluyor? Bunların hepsini yarınki konuşmam sırasında değerlendireceğim. Ama bugünü programla ilgili detayların, programla ilgili Cumhuriyet Halk Partisi’nin ortaya koyduğu perspektifin, Türkiye’nin önüne koyacağı yol haritasının önüne geçmemesi açısından konuşmamı bugün sadece programla ilgili kısımlarla sınırlı tutacağım. Siyasi polemiklere, siyasi değerlendirmelere ya da önümüzdeki süreçle ilgili hep birlikte kararlılığımızı ifade edeceğimiz söylemlerin tamamını yarına bırakıyorum. 19 Mart’tan beri gelen zorlu süreçle Türkiye’de hem siyaseti paralize etmek, felç etmek, Cumhuriyet Halk Partisi’ni felç etmek ve bunların tamamen Cumhuriyet Halk Partisi’nin pozitif gündemini terk etmesini sağlamak, Türkiye’nin sorunlarını bildiği ama nasıl çözeceğine yönelik sözlerinin duyulmasına engel olmak maksatlı o kötü girişim; bir yanda arkadaşlarımızı özgürlüklerinden mahrum bırakırken, eşlerinden, çocuklarından, ailelerinden ayırırken, onlara çok ağır, çok haksız bedeller ödetirken, bir yandan da Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara hazırlanmasının, iktidar yürüyüşünün ve bunun toplum tarafından kıymetlendirilmesinin önüne geçmeye çalıştığı da çok açıktı. Her şeye rağmen bir yandan direndik ama bir yandan büyük bir emekle, büyük bir gayretle çalışmaya devam ettik. Cumhuriyet Halk Partisi karşı kafede kayyım kapıda beklerken, içeride program çalışmalarını yapabilen, zaman zaman görev yapan genel başkan yardımcılarımızın, Parti Meclisi üyelerimizin ‘Partiye bir müdahale var mı?’ diye perdeyi aralayıp, dönüp ‘Dünyadaki sosyal demokrat programları Türkiye’ye en olumlu yönleriyle nasıl taşırız?’ çalışmasını birlikte yapabildikleri bir süreçti. Otobüsün üzerindeki konuşmanın öncesinde bir yandan ‘Ne konuşacağız?’ı not alırken, bir yandan programla ilgili verilmesi gereken bir - iki kritik kararı Genel Sekreterimizin telefonu ucunda yanıtladığım süreçleri dün gibi hatırlıyorum. O yüzden esas meselenin her şeyden kurtulmak için iktidar olmak, iktidar olmak için Türkiye’nin önüne Türkiye’nin sorunlarını çözecek hem kadroları, hem programı çıkarmak, bu programdan bir hükümet programı çıkarmak, o hükümet programının somut vaatlere evrilmesinin ve kamuoyunda ‘Evet, bizi bu program kurtarır, bu parti kurtarır, bu kadro kurtarır. 100 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkeyi bir kez daha kurtarır’ dedirtebilmenin esas yolunun bu çalışmalardan geçtiğini biliyorduk. O kararlılıkla da bugün sizlerle buradayız, sizlerle birlikteyiz.” “81 İLDEN KADINLAR DOKUDU, SARAÇHANEDE BİRLEŞTİ” “Çok kıymetli konuklarımız var, Dilek Kaya İmamoğlu başta olmak üzere. Eşleri cezaevinde olan, babaları cezaevinde olan, evlatları cezaevinde olan aileler de burada. Çünkü nihai kurtuluşun ilk adımının bu salondan atılacağını biliyoruz. Yarın Türkiye’nin dört bir yanından gelecek ve bu salondaki iktidar yürüyüşü coşkusuna katılacak olanların oturacağı yerlerde anlamlı görseller var. Şunu ifade edeyim, benim sol tarafımda salonda bir kırkyama çalışması var. Patchwork diye isimlendirilen kırkyama çalışması var. Bununla ilgili ilk fikir sevgili Muharrem Erkek’in eşi Özen kardeşimizden geldi. Dedi ki, ‘Biz Türkiye’deki 81 ildeki bütün kadınlar ilmek ilmek, emek emek bir şey yapıp, onu gelip Saraçhane’de birleştirmek istiyoruz.’ Karşıdaki Türkiye haritasının her bir ili, o ildeki kadın kolları başkanlarımızın liderliğiyle, kadın kollarımızın gayretiyle, o ildeki kadınların emeğiyle hazırlandı. Kadın Kolları Genel Başkanımızın, Sayın Dilek Kaya İmamoğlu’nun, Proje Koordinatörü Canan Çimen Hanımefendi’nin büyük gayretleriyle de Saraçhane’de bir araya getirildi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tarihi Saraçhane’deki binasına, hep birlikte 19-26 Mart arasında kayyıma direndiğimiz, İstanbul’un iradesine sahip çıktığımız ve sonunda Ekrem İmamoğlu Silivri cezaevinde olmasına rağmen orayı bir atanmışa değil, yine ona vekâlet edecek Cumhuriyet Halk Partili bir seçilmişe emanet edene kadar mücadele ettiğimiz o binaya asıldı. O binadaki görüntü oradayken, arkadaşlarımız o binadaki 19-26 Mart direnişimizin, ki dışarıdaki fotoğraf sergisinde ilk geceki 110 bin kişiden 23 Mart akşamki 1 milyon 200 bin kişilik miting görüntülerine kadar o sergiyi de görebileceksiniz. O günlerin anısına benimle görüntülü görüşmek istediler. Biraz güçlüklerle yapabildiğimiz o görüşmede, karşımdaki bu görüntüyü Saraçhane’nin üzerinde görünce dedim ki, ‘81 ildeki kadınların emeğiyle ortaya çıkmış bu çalışma, ‘Önce adalet ve önce hürriyet’ diyen bu çalışma, ‘Şimdi iktidar zamanı’ diye yola çıkacağımız kurultayımızda da mutlaka bulunmalı’ diye. Şimdi yarın belki bu boyutuyla gösteremeyiz, bütün tribünü kaplıyor. Ama buna emek veren 81 ilin Cumhuriyet’e sahip çıkan, demokrasiye sahip çıkan, seçme seçilme hakkına ve seçtiklerine sahip çıkan, Cumhurbaşkanı adayımıza ve iktidar kadrolarımıza sahip çıkan kadınları yürekten alkışlıyoruz. Hepsinin emeklerine sağlık.” “GÜVENLİ YARINLARI NASIL KURACAĞIMIZI KONUŞACAĞIZ” “Sayın Genel Başkanım, değerli delegelerimiz. Bu salonda bugün ben birazdan aranıza katıldıktan sonra Cumhuriyet Halk Partisi’nin demokrasi ve adalet konusunda kurumların yıpratıldığı, kuralların esnetildiği, gevşetildiği, terk edildiği bir büyük çöküşe, bir yandan sokakta çetelerin dolaştığı, bir yandan insanların yarın evine ekmek götürüp götüremeyeceği kaygısını taşıdığı bir güvencesizlik ortamında, başta mahkemelerde, hukukta, sonra ekonomide sonra sosyal hayatta ve Türkiye’nin yarınlarında nasıl güvenli yarınları kurabiliriz, dirençli bir yurttaşı, güvenli yarınları ve kalkınan Türkiye’yi, güçlenen Türkiye’yi, kazanan Türkiye’yi nasıl sağlayabiliriz, nasıl taahhüt edebiliriz, bugün burada bunları çalışacaksınız. Bu çökmüş sisteme karşı umudu örgütlemek için yola çıktık. Bunun için demokrasiyi konuşacağız, hukuku konuşacağız. Demokrasinin önündeki en büyük engel olan seçim barajını konuşacağız. Sadece belli partilere yapılan Hazine yardımının nasıl siyasetin toplumsallaşmasının önünde engel olduğunu ve bunu nasıl aşacağımızı konuşacağız. Siyasetin finansmanını, Siyasi Ahlak Yasası’nı, GRECO kriterlerini de aşacak, Türkiye’de siyasetin hem finansmanını şeffaflaştıracak, hem yolsuzlukların önünü kesecek, hem de bundan sonra her türlü tartışmayı ve ikili hukuk uygulamalarının önüne geçecek bir çalışmayı burada olgunlaştıracaksınız.” “VERGİYİ TABANA, SİYASETİ TAVANA YAYDILAR” “Eşit yurttaşlık ilkesi ile inanç kimliklerinin nasıl korunacağını, herkesin kendini eşit yurttaş hissedeceği güvencelerin, Anayasa Mahkemesi’nin önemini, AİHM kararlarının anayasal bağlayıcılığını ve bunun bundan sonraki süreçte nasıl güvence altında olacağını konuşacaksınız. Bugün bu salondan artık hiçbir çocuğun annesinden babasından yoksulluk mirası devralmaması için, hiçbir çocuğun annesinden, babasından yoksulluk mirası devralmaması için, hiçbir çocuğun hayata kapatamayacağı kadar bir farkla geriden başlamaması için devletin üstüne düşenleri konuşacaksınız. Temel Vatandaşlık Geliri’ni konuşacaksınız. Birilerinin vergiyi tabana, siyaseti tavana yaymışken; verginin tavana, siyasetin tabana nasıl yayılabileceğini konuşacaksınız. Nitelikli eğitimin, hem sınıftaki eğitimin, hem okulun bahçesinden koridorlarına kadar nitelikli eğitimin önündeki eşitsizliğin, yoksulluğun yarattığı sorunların nasıl ortadan kaldırılacağını, o eğitimi veren ordunun bugün atanmayan öğretmenler de dahil olmak üzere sorunlarını ve Türkiye’nin bu konudaki yarınlarını, bu konudaki taahhütlerimizi konuşacaksınız. Kadını sosyal hayata katan, çocuğu erkenden doğru şekilde eğitime hazırlayan kamu kreşlerinin olmazsa olmazlığını, başta üniversite öğrencileri olmak üzere tüm toplum için ücretsiz barınma hakkını, asgari ücretin ortalama ya da temel bir ücret olmak yerine bir yıllık kıdemle hızla ondan uzaklaştırılan bir başlangıç maaşı olmasını, onun da belirlenirkenki komisyonun adil, şeffaf hakkaniyetli olup orada emekçinin sözünün nasıl olacağını, yıllarca emek vermiş alın teri, göz nuru akıtmış, elleri nasırlanmış emeklilerin şu anda uğradıkları büyük haksızlığın nasıl ortadan kalkacağını, devletin memuruna da işçisine de nasıl sahip çıkması gerektiğini siz konuşacak, siz somut önerileri tartışacak, parti programımıza derç edeceksiniz.” “NE SERMAYEYE, NE ÜRETİME DÜŞMANIZ” “12 Eylül darbesi siyasetin üstünden tanklarla geçerken esas ezilenin örgütlenme hakkı olduğunu, her dört işçiden üçü sendikalıyken bugün Türkiye’de gerçek anlamda grevli toplu sözleşmeli sendikal hakların kamu dışarı çıkarıldığında nasıl eser miktarda kaldığını, bunun önündeki engelleri kaldırmanın, hem emeği korumak, hem siyaseti güvence altına almak, hem de demokrasi güvence altına almak olduğunun bilinciyle örgütlenme hakkını ve sendikalaşmanın önündeki engelleri kaldırmanın örgütlü bir toplum, örgütlü bir emek yaratmanın yolunu, yöntemini konuşacaksınız. Elbette ki ne sermayeye ne üretmeye düşman, esas çarenin kalkınmada, daha çok kazanmada, sonra bu geliri hakça paylaşmakta olduğunun bilinciyle yeşil, mor, dijital, nitelikli istihdama yönelik dönüşümü ve bununla ilgili çağı yakalayan ve Türkiye’nin önüne koyması gereken hedefleri somutlayan çalışmaların son halini duyacak, bunun üzerinde tartışacaksınız. Tarımdaki ithalat bağımlılığından çiftçinin yalnızlaştırılmasına, ortalama 58’lere çıkmış çiftçi yaşına, her üç genç çiftçiden ikisinin asgari ücretle sanayide çalışmaya razı olduğu bu süreçte gerçek beka sorunun bu olduğunu konuşacaksınız. Ve dirençlilik denildiğinde sadece deprem değil, ama en önemlisi deprem, her türlü afete karşı dirençli olmayı ve bu konuda orman yangınlarından sellere, heyelanlara kadar tamamının aslında doğru planlama ve doğru tedbirlerin zamanında alınmaması ve önleyici çalışmaların önemini de afetin yönetimini de ihtiyaç olduğunda yaraların sarılmasındaki zafiyetleri de ortadan kaldıracak, gerçekten sorunu bilen ve çözmeye azmetmiş olan bir perspektifi hep birlikte tartışacaksınız.” “HEM BATI İTTİFAKI ÜYESİ, HEM DOĞUNUN PAYDAŞIYIZ” “Türkiye’nin dış politikasında eşlerin, kardeşlerin, çocukların muhatap alındığı ve burada muhatap kılındığı değil, Türkiye’nin hariciye geleneğini yeniden ayağa kaldırıldığı, o süreçte Türkiye’nin hem batı ittifakının bir üyesi hem de Rusya’nın komşusu, Çin’in gelecekteki en önemli paydaşlarından bir tanesi ve Orta Doğu’da orayı bataklık olarak gören değil, orayla doğru ilişkiler kuran ve kendindeki, Cumhuriyet Halk Partisi’nin bölgedeki tüm ülkelerde artık yükselen ve selefi yaklaşımlardan çok bundan sonraki sürece yönelik olarak laikliğin, sekülerizmin yükselmek üzere olduğu Orta Doğu’ya nasıl örnek bir parti, Türkiye’nin nasıl örnek bir ülke, Orta Doğu’nun sömürülmek için gidilip de üzerinde planlar yapılan bir yer değil, barış içinde Türkiye ile Orta Doğu’nun, Balkanların, Kafkasların hep beraber güçlenebileceği ne kadar önemli komşuluklar olduğunu taahhüt eden dış politika perspektifimizi hep birlikte tartışacak, iktidarını sürdürmek için Türkiye’nin gelecek umudu nadir toprak elementlerinin nasıl güvence altına alınacağını da Karadeniz’deki, mavi vatandaki hidrokarbon yataklarını da Türkiye’nin bundan sonraki hem dış politikasını hem Avrupa’nın çok ihtiyaç duyduğu güvenlik kaygıları için en önemli müttefiki olabileceğini hem de Cumhuriyet Halk Partisi’nin ortaya koyduğu cesur, kararlı ve doğru ilişkilerle ilerlediği Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefinde gençler için yasaksız bir Türkiye’nin, vizesiz Avrupa’nın nasıl mümkün olduğunu bu salonda sizler olgunlaştıracaksınız.” “SESİ DEĞİL, SÖZÜ YÜKSELTMENİN GÜNÜDÜR” “Bu salondan elbette bir program için beklenenden çok daha somut, ama ‘Sorunlar nasıl çözülecek?’ meselesine didik didik baktığında belki bir parça soyut kavramlar çıkacak. Ama bu salondan bir iktidar perspektifi, bir iktidar yürüyüşü ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarı için ortaya koyacağı bir hükümet programı ortaya çıkacak. Sonra bu programı burada bırakıp gitmeyeceksiniz. Bu programı zihninize, gönlünüze ve elinize alıp şehirlerinize gideceksiniz. Önce yöneticilerimizle, sonra 2 milyon üyemizle bir büyük ordu olarak; ev ev, sokak sokak, dükkan dükkan, işçi servisinde, iş yerlerinin önünde, köylerde ve evlerde, Türkiye’nin en önemli seçmen gruplarından birisi olan, evinde çalışmayan, aslında ev işçisi olarak evdeki emeğiyle Türkiye’nin yarını çocuklarını yetiştiren ama Cumhuriyet Halk Partisi’nin ulaşmakta güçlük çektiği ev kadınlarının kapısını çalacak, onun çocuğunun kreşini de okul yemeğini de barınma hakkını da gelecek güvencesini de bir dünya vatandaşı olması umudunu da onlarla birlikte öreceksiniz. Bu salondan Türkiye’nin gelecek iktidarının kararlılığını, o konuda Cumhuriyet Halk Partisi’nin inancını, birkaç gün içerisinde somutlaştıracağı ve zenginleştireceği kadrolarını ve bu konudaki yürüyüşünün ordusunun ilk ama ilk harekete geçen takımını burada ağırlamaktan, bugün bu güçlü takımla, bu güçlü ekiple birlikte bunu her şeye rağmen oturup slogansız, tartışmanın sesinin değil, içinin güçlü olduğu bir süreci birlikte örmekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Hepiniz hoş geldiniz, iyi ki geldiniz. İyi ki hafta içinde bir cuma günü, ‘Sabah 10’da’ dedik, sabah 10’da bin 300’ün üzerinde imza attınız, ‘Ben hazırım. Sorunları söylemeye değil, çözmeye kararlılık koymaya, çözümüne katkı koymak için bana 2 milyon üyemizin, mahalleden ilçeye, ilçeden ile, il kongresinden bu kurultaya beni yolladığı, sorumluluğumun farkındayım’ diyen her birinizi ve bu sürece bütün bir sene boyunca katkı koymuş, 600 akademisyenimizi, 600 örgüt özel temsilcimizi, parti dışından 250 genç arkadaşımızı, sendikaların temsilcilerini, meslek örgütü temsilcilerini, her birisini, bugün buraya cesaretle geldikleri ve delegelerimizle birlikte bu nitelikli tartışmaya eşlik ettikleri için teşekkür ediyorum. Önemli gündür. Bugün sesi değil, sözü yükseltmenin günüdür. Sözüne, sesine, her birine ayrı ayrı saygı duyduğum sizleri saygıyla selamlıyorum. Kolay gelsin. Hepiniz hoş geldiniz. İyi çalışmalar diliyorum.” DİVAN BAŞKANLIĞI’NA ÜNLÜCE SEÇİLDİ Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel’in konuşmasının ardından Kurultayın Divan Başkanlığı’na Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce seçildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.