Hava Durumu

#Destekleme

giresunsonhaber - Destekleme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Destekleme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN’DA FINDIKTA MAKAS AÇILDI: FİYAT GERİLEDİ, İHRACAT DARALDI, TMO KABUKLU SATIŞ AÇMADI Haber

GİRESUN’DA FINDIKTA MAKAS AÇILDI: FİYAT GERİLEDİ, İHRACAT DARALDI, TMO KABUKLU SATIŞ AÇMADI

GİRESUN’DA FINDIKTA MAKAS AÇILDI: FİYAT GERİLEDİ, İHRACAT DARALDI, TMO KABUKLU SATIŞ AÇMADI Giresun’da fındık piyasası mart sonunda aşağı yönlü seyre girdi. İhracat hacmi sert daraldı. TMO kabuklu satış açmadı. Yeni sezon için açıklanan 829 bin 239 tonluk ilk rekolte tahmini ise piyasada yüksek arz beklentisini büyüttü. Giresun’da kamuya açık fiyat akışı mart sonunda net biçimde aşağı geldi. FİSKOBİRLİK, 25 Mart 2026 tarihli listede 50 randıman Giresun kalite tombul fındık alım fiyatını 242 liraya çekti. Beş gün sonra yayımlanan yeni listede aynı ürün 240 liraya indi. Aynı günkü haberde serbest piyasada ürünün 220-230 lira bandında işlem gördüğü de yazıldı. Bu fiyatlar günlük piyasa haberi niteliği taşıyor; resmî borsa tescili olarak değil, kamuya açık piyasa göstergesi olarak okunmalı. MART SONUNDA GÖRÜLEN FİYAT TABLOSU Tarih Kaynak/Fiyat Türü Seviye 25 Mart 2026 FİSKOBİRLİK 50 randıman Giresun kalite 242 TL/kg 30 Mart 2026 FİSKOBİRLİK 50 randıman Giresun kalite 240 TL/kg 30 Mart 2026 Serbest piyasa bandı 220-230 TL/kg Kaynak: Giresun Son Haber’in 25 ve 30 Mart 2026 tarihli fındık piyasası haberleri. TMO CEPHESİNDE RESMÎ ÇİZGİ DEĞİŞMEDİ. Kurum, 2 Mart 2026 tarihli açıklamasında hali hazırda kabuklu fındık satışı yapmadığını ve satış hazırlığı bulunmadığını duyurdu. TMO’nun kamuya açık son alım fiyatı ise 5 Ağustos 2025 tarihinde açıklandı. Kurum, 2025/26 sezonunda Giresun kalite kabuklu fındık için kilogram başına 200 lira, levant kalite için 195 lira fiyat belirledi. TMO’nun internet alanında yayımlanan şube bazlı stok tablosu ise ayrı bir veri seti oluşturdu. Tabloda toplam 61 bin 100 ton satış ve 76 bin 830 ton satışa açık stok yer aldı. Giresun için 11 bin 927 ton satış ve 11 bin 820 ton satışa açık stok, Samsun için 18 bin 525 ton satış ve 25 bin 60 ton stok, Trabzon için 927 ton satış ve 14 bin 830 ton stok, Derince için 23 bin 510 ton satış ve 6 bin 150 ton stok, Ordu için 6 bin 211 ton satış ve 18 bin 970 ton stok bilgisi yayımlandı. Resmî açıklama “kabuklu satış yok” derken, stok tablosu envanter büyüklüğünü gösterdi. TMO’NUN YAYIMLADIĞI ŞUBE BAZLI TABLODA ÖNE ÇIKAN STOKLAR Şube Satış (ton) Satışa açık stok (ton) Giresun 11.927 11.820 Samsun 18.525 25.060 Trabzon 927 14.830 Derince 23.510 6.150 Ordu 6.211 18.970 Toplam 61.100 76.830 Kaynak: TMO şube bazlı kabuklu fındık satış ve stok tablosu. İhracatta daralma artık rakamlarla sabitlendi. DKİB, 2026 yılının ocak-mart döneminde Türkiye’nin 48 bin ton fındık ihraç ettiğini ve 659 milyon 195 bin dolar gelir sağladığını açıkladı. Aynı açıklamada bir önceki yılın aynı dönemine göre miktarda yüzde 39 düşüş, değerde ise yüzde 3 artış yer aldı. Sezonun 1 Eylül 2025-31 Mart 2026 arasındaki ilk 7 ayında ise 111 bin 814 ton ihracat ve 1 milyar 445 milyon 249 bin dolar gelir kayda geçti; miktarda yüzde 47, değerde yüzde 16 düşüş yaşandı. İHRACATTA ANA GÖSTERGELER Dönem Miktar Gelir Ocak-Mart 2026 48 bin ton 659 milyon 195 bin $ 1 Eylül 2025-31 Mart 2026 111 bin 814 ton 1 milyar 445 milyon 249 bin $ Kaynak: Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği. 2025 takvim yılı toplamında da gerileme sürdü. Karadeniz İhracatçı Birlikleri, 1 Ocak-31 Aralık 2025 döneminde 119 ülkeye 238 bin 704 ton iç fındık ihraç edildiğini ve 2 milyar 255 milyon dolar döviz geliri sağlandığını açıkladı. Aynı açıklamada 2024’e kıyasla miktarda yüzde 26,15, değerde yüzde 14,44 düşüş kaydedildi. Yeni sezon başlığında ilk sert veri rekolteden geldi. İhracatçı birliklerinin çiçek sayımına dayanan ilk çalışmada 2026/27 sezonu Türkiye fındık rekoltesi 829 bin 239 ton olarak hesaplandı. Açıklanan çalışma 17 ilde, 79 ilçede, 446 bahçede ve 1.483 dal üzerinde yapılan sayımlara dayandı. Bu rakam sezonun ilk tahmini olarak kayda geçti; nihai rekolte olarak yazılmadı. MALİYET BASKISI DA SÜRÜYOR. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2026 üretim yılı bitkisel üretim destekleme tablosunda fındık, 3. kategori ürünler arasında dekara 465 lira temel destek kapsamına alındı. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan ise mart ayındaki değerlendirmesinde bir kilogram fındığın 230-240 lira bandında kaldığını, bir torba gübrenin 1.100 liraya çıktığını açıkladı. Fiyat ile girdi maliyeti arasındaki dengesizlik, üretici cephesindeki baskının ana başlığı olarak öne çıktı. Bugünkü veri seti üç noktayı netleştiriyor. Giresun’da fiyat mart sonunda aşağı geldi. İhracatta tonaj daraldı. TMO kabuklu satış açmadı. Buna yüksek ilk rekolte tahmini eklendiği için piyasa yeni sezona daha sert bir arz beklentisiyle giriyor. Fiyatın yönünü bundan sonra rekolte revizyonları, TMO’nun fiilî satış politikası ve ihracatta hacim kaybının sürüp sürmeyeceği belirleyecek. Bu sonuç, kamuya açık piyasa haberleri ile TMO, DKİB, KİB ve Tarım ve Orman Bakanlığı verilerinin birlikte okunmasından çıkıyor. Kaynaklar: Giresun Son Haber’in 25 ve 30 Mart 2026 tarihli fındık piyasası haberleri; TMO’nun 5 Ağustos 2025 alım fiyatı açıklaması ve 2 Mart 2026 kabuklu satış açıklaması; TMO şube bazlı stok tablosu; DKİB’nin 2026 ilk çeyrek ve sezonun ilk 7 ayına ilişkin ihracat açıklaması; KİB’in 2025 yıl sonu fındık ihracatı değerlendirmesi; Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2026 destekleme birim fiyatları tablosu; İhracatçı birliklerinin 2026/27 ilk rekolte çalışması.

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI BİLECEĞİZ" Haber

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI BİLECEĞİZ"

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI, TALEBİ VE VADEYİ GÖREBİLDİĞİMİZ BİR SİSTEM KURMALIYIZ” Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çalışmaları kapsamında Giresun’a gelen CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, tarımda temel sorunun maliyetler değil, üreticinin ekim kararını sağlıklı bilgi olmadan vermek zorunda kalması olduğunu söyledi. Solakoğlu, çözüm olarak ticaret borsaları üzerinden fiyat, talep ve vade bilgisinin ekim öncesinde görülebildiği, üretici ile sanayiciyi hasat öncesinde buluşturan bir yapı önerdi. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çalışmaları kapsamında 27 Şubat 2026 Cuma günü Giresun’a gelen Sencer Solakoğlu ve beraberindeki heyet, Cumhuriyet Halk Partisi Giresun İl Başkanlığı’nda parti örgütüyle bir araya geldi. Toplantıya CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Espiye Belediye Başkanı Erol Karadere, ilçe başkanları, belediye başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve partililer katıldı. Toplantıda konuşan İl Başkanı Gökhan Şenyürek, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi ile birlikte partide yeni bir sürece girildiğini belirterek, parti programına uygun hükümet programı çalışmalarının bu yapı bünyesinde oluşturulan kurullar üzerinden yürütüldüğünü söyledi. SAHADA ÜÇ AYAKLI PROGRAM Solakoğlu ve beraberindeki heyet, il başkanlığındaki toplantının ardından Giresun’un tarımsal yapısını ve fındık piyasasını yerinde değerlendirmek amacıyla saha temaslarını sürdürdü. Program kapsamında ilk olarak Giresun Ticaret Borsası’nda düzenlenen toplantıya katılan heyet, burada fındıkta fiyat oluşumu, pazarlama kanalları ve üretici-tüccar ilişkilerinde yaşanan yapısal sorunlar üzerine değerlendirmelerde bulundu. Saha programının devamında üretici örgütleri ve meslek odalarıyla yapılan görüşmelerde, planlı üretim, piyasa şeffaflığı ve üreticinin korunmasına yönelik başlıklar ele alındı. Heyet, Giresun’da yapılan bu temaslardan elde edilen tespitlerin, CHP’nin tarım politikalarına ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi bünyesinde yürütülen politika çalışmalarına doğrudan katkı sunacağını ifade etti. “İLK 100 GÜNDE YOL HARİTASI NETLEŞECEK” Sencer Solakoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara gelmesi halinde tarım ve gıda politikalarında izlenecek yolun belirsiz olmadığını vurguladı. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi bünyesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, ilk 100 günde atılacak adımların açık ve net biçimde kamuoyuyla paylaşılacağını belirten Solakoğlu, “Ne yapacağımız da nasıl yapacağımız da hazır. Bunu şeffaf biçimde ortaya koyacağız” dedi. Bu sürecin temel başlıklarının; planlı üretim, garantili alım modeli ve tarımda kurumsal yapının yeniden işler hale getirilmesi olacağını ifade eden Solakoğlu, üreticinin belirsizlikle üretim yapmak zorunda bırakılmayacağı bir sistem hedeflediklerini söyledi. Tarımda yaşanan sorunların kötü niyetten çok yönetim zaaflarından kaynaklandığını dile getiren Solakoğlu, mevcut tabloyu şu sözlerle değerlendirdi: “Bu bir hırsızlık meselesi değil; basiretsizlik meselesidir. Türkiye’nin üretimi, tarımı ve kamu kaynakları ehil olmayan ellere teslim edilmiş durumda. Biz bu tabloyu tersine çevireceğiz; eksiden alıp artıya geçireceğiz.” Solakoğlu, tarım ve gıdanın siyaset üstü bir alan olduğuna dikkat çekerek, üreticinin emeğini koruyan, kaliteyi esas alan, öngörülebilir ve kamucu bir tarım düzenini yeniden kurmayı hedeflediklerini söyledi. “SORUN NE EKTİĞİMİZ DEĞİL, EKERKEN BİLMEMEMİZ” Programın en kapsamlı bölümü, Giresun Ziraat Odaları Birliği Giresun Şubesi’nde düzenlenen üretici buluşması oldu. Solakoğlu, burada yaptığı konuşmada üreticinin sahada yaşadığı sorunları kendi çiftçilik deneyiminden örneklerle anlattı. Tarımda yaşanan sorunların temelinde üreticinin özgür olması değil, üretim kararını yeterli bilgi olmadan vermek zorunda kalması bulunduğunu söyleyen Solakoğlu, “Ben bir çiftçiyim. Şubat ayı bitiyor, Nisan’da ekime başlayacağım ama ne ekeceğimi bilmiyorum. Bursa’nın en büyük çiftçisi bunu bilmiyorsa, köydeki üreticinin halini düşünün” dedi. PLANSIZLIK HEM ÇİFTÇİYİ HEM SOFRAYI VURUYOR Plansız üretimin hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur ettiğini vurgulayan Solakoğlu, karpuz örneği üzerinden tabloyu şöyle anlattı: “Geçen yıl karpuz tarlada kaldı. Ben karpuz ektiğim için domates ve biber ekilmedi. Arz düştü, siz pahalı yediniz; biz çiftçiler zarar ettik. Gıda enflasyonu dediğimiz şey tam olarak bu.” “Sorun girdi maliyetleri değil, plansız üretim” Mazot ve gübre gibi girdilerin ucuzlatılmasının tek başına çözüm olmadığını vurgulayan Solakoğlu, “Eğer ürün tarlada çöpe gidecekse yaptığınız sübvansiyon da çöpe gider. Olmayan domatesin fiyatını düşüremezsiniz. Sorun yüksek girdi fiyatları değil, sorun plansız üretimdir” diye konuştu. Mazot ve gübre gibi girdilerin ucuzlatılmasının tek başına çözüm olmayacağını vurgulayan Solakoğlu, “Eğer ürün tarlada çöpe gidecekse, verdiğiniz destek de çöpe gider. Sorun girdi maliyetleri değil, plansız üretimdir” ifadelerini kullandı. TİCARET BORSALARI ÜZERİNDEN ŞEFFAF BİLGİ VE ÜRETİCİ-SANAYİCİ BULUŞMASI Solakoğlu, tarımda yaşanan bu döngünün yasaklarla ya da “ne ekileceğini söyleyen” bir modelle çözülemeyeceğini vurguladı. Çözüm olarak önerdiği yapının, ticaret borsaları üzerinden işleyecek şeffaf bir sistem olduğunu belirtti. Bu sistemde üretici, sezon başlamadan önce ticaret borsasına giderek; hangi ürünün, hangi kalite sınıfında, hangi fiyata, hangi vadeyle alıcı bulduğunu görebilecek. Solakoğlu’na göre bu yapı yalnızca bilgi sunan bir sistem değil; üretici ile sanayiciyi hasat öncesinde aynı zeminde buluşturan bir mekanizma olacak. Ticaret borsaları üzerinden sanayici ve tüccarların alım talepleri ile üreticinin üretim taahhütleri bir araya getirilecek. Bu sayede üretici, ürününü kime satacağını ve hangi koşullarla satacağını önceden görebilecek; sanayici ise hasat yapılmadan önce fiyatı, kaliteyi ve tedarik miktarını bilerek bütçe ve üretim planlaması yapabilecek. Solakoğlu, bu bilgiyi gören üreticinin yine tamamen özgür olacağını vurgulayarak, isterse fiyat ve talep bilgisine göre ekim yapacağını, isterse kendi tercihini kullanacağını ifade etti. Önemli olanın, üreticinin artık kararını körlemesine değil, borsa üzerinden oluşan somut veriye bakarak vermesi olduğunu söyledi. GARANTİLİ ALIM MODELİ: ZORUNLU DEĞİL, GÖNÜLLÜ Solakoğlu, bu yapıyı “garantili alım modeli” olarak tanımladı. Sistemin kimse için zorunlu olmayacağını özellikle vurguladı. Üreticinin bu modele girmek zorunda kalmayacağını, ancak sistem doğru kurulduğunda üreticinin zaten gönüllü olarak dahil olacağını söyledi. Model kapsamında, üretici taahhütleri ile sanayici ve tüccar taleplerinin ticaret borsaları üzerinden bir araya geleceğini belirten Solakoğlu, böylece her iki tarafın da hasattan önce fiyat, miktar ve vade açısından öngörü sahibi olacağını ifade etti. Solakoğlu, ticaret borsalarında yapılan bu garantili alım sözleşmelerinin, üreticinin finansmana erişiminde de belirleyici olacağını dile getirdi. Buna göre; üretici, ticaret borsasında yaptığı bu kontratla Ziraat Bankası’na gittiğinde, ayrıca ipotek, taşınmaz ya da kefalet gibi başka bir teminata gerek kalmadan krediye ulaşabilecek. Böylece üretici, şahsi varlıklarını değil, yaptığı üretimi ve satış sözleşmesini teminat göstererek finansmana erişmiş olacak. FINDIKTA BÖLGESEL FARK VE KAYIP ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK Solakoğlu, fındıkta Çarşamba Ovası ile Giresun’un üretim koşullarının aynı olmadığını; arazi yapısı, makineleşme ve verim açısından ciddi farklar bulunduğunu söyledi. Buna rağmen aynı fiyatlama ve destekleme anlayışının sürdüğünü belirterek, bu durumun Giresunlu üreticiyi dezavantajlı hale getirdiğini ifade etti. FİSKOBİRLİK’in geçmişte üreticiye fiyat ve alım koşulları açısından öngörü sağladığını hatırlatan Solakoğlu, bu yapının işlevsizleştirilmesiyle piyasada ciddi bir boşluk oluştuğunu söyledi. TMO’nun bu boşluğu dolduracak kapasiteye sahip olmadığını belirten Solakoğlu, tarımda liyakat ve uzmanlık sorunu yaşandığını dile getirdi. FİSKOBİRLİK’in üretici için işlevsiz hale gelmesinin ardından piyasada ciddi bir boşluk oluştuğunu savunan Solakoğlu, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) bu boşluğu dolduracak bir kurumsal kapasiteye sahip olmadığını ifade etti. Tarım politikalarında uzmanlık ve liyakat sorunu yaşandığını dile getiren Solakoğlu, “Tarımı bilen kadrolarla, istişareye dayalı bir yapı kurulmadığı sürece bu sorunlar devam eder. Ürün bazlı, günü kurtarmaya dönük desteklerle gıda enflasyonunu düşürmek mümkün değildir” değerlendirmesinde bulundu. HAMMADDEYLE DEĞİL, KATMA DEĞERLE AYAKTA KALINIR Solakoğlu, konuşmasında kooperatifçilik ve markalaşmaya da değindi. Hammadde satarak üreticinin zengin olamayacağını vurgulayan Solakoğlu, küçük ve orta ölçekli kooperatiflerin yalnızca hammadde satan yapılar olmaktan çıkıp nihai ürün üreten bir yapıya kavuşması gerektiğini söyledi. Giresun fındığının geçmişte güçlü bir bilinirliğe sahip olduğunu hatırlatan Solakoğlu, bu deneyimin önemli bir birikim olduğunu ifade etti. Bu noktada, Giresun fındığının geçmişte “Aganigi Naganigi” markasıyla bir markalaşma süreci yaşadığını belirten Solakoğlu, o dönemde yakalanan bilinirliğin ve farkın zamanla kaybedildiğini söyledi. Solakoğlu, bu sürecin bir başarısızlık değil, yarım kalmış bir deneyim olarak görülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bir markalaşma yapıldı, sonra her şey kaybedildi. Bizim yapmamız gereken, o dönemde kazanılan farkı, bilinirliği ve güveni yeniden kazanmaktır” ifadelerini kullandı. Solakoğlu, hedefin üreticinin katma değerden pay aldığı sürdürülebilir bir yapı kurmak olduğunu dile getirdi. DANIŞMANLIK SAHAYA İNECEK Solakoğlu, tarımda verimlilik artışının yalnızca desteklerle değil, bilginin doğrudan sahaya inmesiyle mümkün olacağını vurguladı. Bu kapsamda, her bölgede üreticinin telefonla doğrudan ulaşabileceği, bölgenin ürün desenine ve üretim koşullarına hâkim ziraat mühendisleri ve veteriner hekimlerin görev yapacağını söyledi. Bu uzmanların, görev yaptıkları bölgelerde yalnızca masa başından değil; sahada, üreticinin tarlasına ve işletmesine kadar ulaşan bir danışmanlık anlayışıyla çalışacağını belirten Solakoğlu, ihtiyaç duyulması halinde üreticinin talebi üzerine tarlaya gelerek yerinde değerlendirme yapabileceklerini ifade etti. Solakoğlu, bu personelin görev yaptıkları bölgenin ürünlerine göre ihtisaslaşmış ve ilave eğitimlerden geçmiş olacağını, böylece her ürün için genel değil, bölgeye özgü ve uygulamaya dönük bilgi sunulacağını dile getirdi. Üreticinin karşılaştığı bir sorunun sahada çözülememesi halinde, danışmanların bu soruyu daha üst teknik birimlere taşıyarak çözüm üretebileceğini de ekledi. Bu danışmanlık hizmetinin üretici için tamamen ücretsiz olacağını vurgulayan Solakoğlu, amacın üreticiyi masraf altına sokmak değil; doğru bilgiyle buluşturarak verimi ve kaliteyi artırmak olduğunu söyledi. “ÇÖZÜM SİSTEM” Konuşmasının sonunda Solakoğlu, tarımda tek bir mutlak doğru olmadığını ancak en az zarar veren ve uzun vadede en akılcı yolun seçilmesi gerektiğini vurguladı. “Sorun destek değil; sorun, üreticinin ekim kararını bilgi olmadan vermesi. Çözüm ise sistemdir” diyerek konuşmasını tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.