Hava Durumu

#Dereli

giresunsonhaber - Dereli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dereli haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ŞENLİKOĞLU: “MADEN ŞİRKETLERİNE ASLA İZİN VERMEYİZ” Haber

ŞENLİKOĞLU: “MADEN ŞİRKETLERİNE ASLA İZİN VERMEYİZ”

DERELİ BELEDİYE BAŞKANI ŞENLİKOĞLU: “MADEN ŞİRKETLERİNE ASLA İZİN VERMEYİZ” Dereli’de düzenlenen geniş katılımlı istişare toplantısında maden faaliyetleri masaya yatırıldı. Toplantıda konuşan Dereli Belediye Başkanı Kazım Zeki Şenlikoğlu, su kaynakları, tarım arazileri ve akarsuların korunmasının öncelik olduğunu belirterek, ilçede planlanan madencilik çalışmalarına karşı net tutum aldı. Giresun’un Dereli ilçesinde maden faaliyetlerine karşı yürütülen sürecin değerlendirildiği toplantı, Doğa ve Yaşam Derneği yönetiminin öncülüğünde geniş katılımla yapıldı. Toplantıya Dereli Belediye Başkanı Kazım Zeki Şenlikoğlu, Yaylacık Köyü Muhtarı ve Şoförler Odası Başkanı Yılmaz Bıçak, Meşeliyatak Köyü Muhtarı Muharrem Aydın, Yeşiltepe Köyü Muhtarı Orhan Karataş, Sütlüce Mahallesi Muhtarı İzzet Talıç, Bahçeli Mahallesi Muhtarı Hasan Coşkun, İstanbul Dereli Dernekler Federasyonu Başkan Yardımcısı Hüseyin Koç, Avukat Seren Önal, Giresun İl Genel Meclisi üyeleri Eyüp Çiftçi ile Şükrü Ertürk, esnaflar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Toplantıda konuşan Dereli Belediye Başkanı Kazım Zeki Şenlikoğlu, maden konusunun siyaset üstü bir mesele olduğunu söyledi. Şenlikoğlu, ilçenin doğal yapısı, su kaynakları ve tarım alanları üzerindeki risklere dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: Kazım Zeki Şenlikoğlu: “İlçemizde halkımızın teveccühüyle dört dönemdir görev yapıyorum. Halkımız bizi yalnızca hizmet vermemiz için değil, yanlışlara müdahale etmemiz ve doğrulara sahip çıkmamız için seçti. Maden meselesi partiler üstü bir konudur. Çal Köyü, Yeşiltepe Köyü, Yıldız Köyü, Meşeliyatak Köyü, Eğriambar Köyü, Bahçeli ve Sütlüce’de su kaynaklarımızın ve tarım arazilerimizin risk altında olduğunu görüyoruz. Bu ilçede maden çıkarılmasının yanlış olduğunu ilk günden beri söylüyoruz. Resmi yazışmalarımızı yaptık, ilgili mercileri bilgilendirdik. Su kaynaklarımızın, tarım arazilerimizin ve akarsularımızın yok edilmesine asla izin vermeyiz.” Şenlikoğlu, belediyenin her kararda kamu yararını esas aldığını da vurguladı. İlçede yapılacak her işin memlekete fayda mı yoksa zarar mı getireceğine baktıklarını belirten Şenlikoğlu, Dereli’nin coğrafi yapısının ve doğal dengelerinin korunması gerektiğini ifade etti. Toplantıda söz alan Doğa ve Yaşam Derneği Başkanı Yıldıray Bıçak da ilçede oluşan ortak tutumun önemli olduğunu söyledi. Bıçak, doğa, su varlıkları ve yaylaların korunmasının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir mesele olduğuna işaret etti. Yıldıray Bıçak: “Belediye Başkanımızın ilçemizde maden faaliyetine karşı olduğunu açık biçimde ifade etmesi çok önemlidir. İlçemize, köylerimize ve yaylalarımıza sahip çıkmak zorundayız. Dernek olarak dün olduğu gibi bugün de tüm gücümüz, birikimimiz ve bilgimizle halkımızın yanında olacağız. Tarım arazilerimize, sularımıza, yaylalarımıza ve derelerimize birlikte sahip çıkacağız. Dereli; Kümbet’i, Kulakkaya’sı, Bektaş’ı, Mavi Gölü ve Göksu Travertenleri ile turizm açısından güçlü bir merkezdir. Doğal yapının zarar gördüğü bir yerde turizmi büyütmek mümkün değildir.” Toplantıda yer alan muhtarlar, sivil toplum temsilcileri ve vatandaşlar da ilçenin doğal varlıklarının korunması gerektiği yönünde görüş bildirdi. Buluşmadan çıkan ortak mesaj, Dereli’de planlanan maden çalışmalarına karşı hukuki, idari ve demokratik zeminde birlikte hareket edilmesi oldu.

GİRESUN’DA MADEN TEPKİSİ: BÜYÜK KÖYLÜ MİTİNGİ 18 NİSAN’DA TİREBOLU’DA Haber

GİRESUN’DA MADEN TEPKİSİ: BÜYÜK KÖYLÜ MİTİNGİ 18 NİSAN’DA TİREBOLU’DA

GİRESUN’DA MADEN TEPKİSİ: BÜYÜK KÖYLÜ MİTİNGİ 18 NİSAN’DA TİREBOLU’DA Giresun Bul-Pir Çevre Derneği, Tirebolu Meydanı’nda “Büyük Köylü Mitingi” düzenleyecek. Dernek, miting çağrısında fındık üretim alanları, su kaynakları, orman varlığı ve kırsal yaşamın madencilik baskısı altında olduğunu savundu. Giresun’da madencilik faaliyetlerine karşı miting çağrısı yapıldı. Giresun Bul-Pir Çevre Derneği, 18 Nisan Cumartesi günü saat 12.00’de Tirebolu Meydanı’nda “Büyük Köylü Mitingi” düzenleneceğini açıkladı. Dernek, yaptığı çağrıda Giresun’un toprağına, kültürüne, ekonomisine ve doğasına sahip çıkılması gerektiğini belirtti. Açıklamada, tüm Giresunlular mitinge davet edildi. Paylaşılan çağrı görsellerinde, Giresun ekonomisinin büyük bir tehdit altında olduğu vurgulandı. Metinde, şehrin ekonomik temelini fındık üretiminin oluşturduğu, tarım arazilerinin en az yüzde 64’ünde fındık yetiştirildiği ve yaklaşık 100 bin çiftçinin geçimini bu üretimden sağladığı ifade edildi. Aynı metinde, Giresun’un 2025 yılı ihracatının 1 milyar 3 milyon dolara ulaştığı, bu ihracatın önemli bölümünün fındıktan sağlandığı belirtildi. Çağrı metninde Giresun’un orman varlığına da dikkat çekildi. İlin, orman yoğunluğu bakımından Türkiye’nin öne çıkan kentlerinden biri olduğu belirtilirken, bu doğal yapının arıcılık, hayvancılık, çay üretimi ve doğa turizmi açısından da önem taşıdığı kaydedildi. Dernek, asıl tehlikenin madencilik ihaleleriyle büyüdüğünü savundu. Paylaşılan metinde, Giresun’un yüzde 85’inin maden sahası ilan edildiği, MAPEG tarafından 8 sahanın 4. grup madencilik faaliyetleri için ihaleye çıkarıldığı, bu alanların bir bölümünün fındık üretim sahaları, su kaynakları, mera alanları ve turizm bölgelerini kapsadığı ileri sürüldü. Aynı çağrıda, Giresun merkez, Piraziz, Dereli, Bulancak ve Şebinkarahisar ilçelerinde farklı şirketlere ait maden sahalarının toplam büyüklüğünün yaklaşık 12 bin 512 hektara ulaştığı, 38 köy ve yaylayı kapsayan yerleşim alanlarının bu süreçten etkilendiği ifade edildi. Metinde, 4. grup madencilik faaliyetlerinin altın, gümüş ve polimetalik cevher projelerini kapsadığı, bu nedenle yüksek çevresel risk taşıdığı savunuldu. Bir başka görselde ise “Giresunlulara acil çağrı” başlığıyla meslek örgütleri, odalar, dernekler ve sivil toplum kuruluşlarına ortak tutum çağrısı yapıldı. Metinde, “Giresun için birlik olma zamanıdır” ifadesi öne çıkarıldı.

DERELİ’DE MADEN TEPKİSİ: 14 NİSAN’DA ORTAK TOPLANTI ÇAĞRISI Haber

DERELİ’DE MADEN TEPKİSİ: 14 NİSAN’DA ORTAK TOPLANTI ÇAĞRISI

DERELİ’DE MADEN TEPKİSİ: 14 NİSAN’DA ORTAK TOPLANTI ÇAĞRISI Dereli’de maden projelerine karşı ilçe genelinde ortak hareket kararı alındı. Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk, mahalle ve köy muhtarları ile sivil toplum kuruluşlarını 14 Nisan Salı günü yapılacak toplantıya davet etti. MAHALLE VE KÖYLERİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR İbrahim Türk, Dereli ilçe merkezine 3-4 kilometre mesafedeki sahaların iki mahalle ve dört köyü doğrudan etkilediğini açıkladı. Bahçeli ve Sütlüce mahalleleri ile Meşeliyatak, Eğriambar, Yeşiltepe ve Yıldız köylerini kapsayan toplam 7.742 dönümlük alanda maden tehdidinin gündemde olduğunu belirtti. Türk, ilçe genelinde muhtarlar ve dernek başkanlarıyla birlikte hareket ettiklerini vurguladı. “DERELİ SAHİPSİZ DEĞİL” Toplantının geniş katılımla yapılacağını belirten Türk, Dereli’de güçlü bir dayanışma hattı kurulduğunu söyledi. İlçedeki tüm temsilcilerin ortak bir duruş sergileyeceğini ifade etti. Türk, Dereli’de yapılacak buluşmanın yalnızca bir toplantı olmadığını, aynı zamanda bölge halkının kararlılığını ortaya koyacak bir adım olduğunu belirtti. YAŞAM ALANLARI İÇİN ORTAK HAREKET Toplantıda maden projelerine karşı izlenecek yol haritasının belirleneceği açıklandı. Tarım alanları, su kaynakları, hava kalitesi, akarsular ve yaylaların korunmasının temel öncelik olduğu vurgulandı. Dereli’de yaşayan vatandaşlara çağrı yapan Türk, doğa ve yaşam alanlarını koruma konusunda herkesin sürece dahil olması gerektiğini ifade etti. 14 NİSAN’DA KRİTİK BULUŞMA Dereli’deki toplantı 14 Nisan Salı günü gerçekleştirilecek. Muhtarlar, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar, maden faaliyetlerine karşı ortak karar almak için bir araya gelecek.

GİRESUN’UN İÇME SUYU PROJESİNDE KÖSE'DEN TEŞEKKÜR Haber

GİRESUN’UN İÇME SUYU PROJESİNDE KÖSE'DEN TEŞEKKÜR

GİRESUN’UN İÇME SUYU PROJESİNDE İLK ETAP İMZASI ATILDI Tarım ve Orman Bakanlığı, Aksu Regülatörü’nden Giresun merkeze ve çevre yerleşimlere su taşıyacak ilk etap sözleşmesinin imzalandığını açıkladı. 1 milyar 570 milyon liralık ilk etapta 41 bin 460 metrelik ham su isale hattı yapılacak, yıllık 31,5 milyon metreküp içme suyu sağlanacak. Dosyanın geçmişinde Aytekin Şenlikoğlu dönemindeki ihale, saha incelemesi ve kamulaştırma adımları; Fuat Köse döneminde ise belediyeler arası ortak mutabakat, yatırım programı ve ilk etap sözleşmesi öne çıktı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Giresun’un içme suyu ihtiyacını karşılayacak stratejik projenin ilk etap inşaat sözleşmesinin imzalandığını duyurdu. Bakanlık açıklamasında, Aksu Deresi kaynaklı suyun il merkezi ve çevre yerleşimlere ulaştırılacağı, ilk etapta 41 bin 460 metre uzunluğunda ve 1200 milimetre çapında ham su isale hattı inşa edileceği bildirildi. Yatırım bedeli 1,57 milyar lira olarak açıklandı. Bakanlığın paylaştığı bilgi görseli de hattın çerçevesini netleştirdi. Görselde güzergâh, Aksu Regülatörü’nden başlayıp Giresun yönüne uzanan “Giresun İçme Suyu 1. Kısım (Hamsu) İsale Hattı” olarak gösterildi. Aynı görselde yıllık 31,5 milyon metreküp içme suyu sağlanacağı, proje kapsamında regülatör ve sanat yapılarının da yer aldığı bilgisi paylaşıldı. Fuat Köse, sözleşmenin imzalanmasının ardından yaptığı açıklamada yeni bir aşamaya geçildiğini belirtti. Köse, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya, AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür’e ve emeği geçenlere teşekkür etti. Projenin tamamlanmasıyla birlikte Giresun’un su altyapısında büyük bir dönüşüm yaşanacağını, belediyenin yüksek enerji maliyetinin de düşeceğini söyledi. TEMÜR: 5,4 MİLYARLIK DEV PROJE HAYATA GEÇİYOR AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür de yaptığı paylaşımda, Giresun’un 5,4 milyar liralık dev içme suyu projesinin hayata geçtiğini açıkladı. Temür, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmayla Giresun’un içme suyu problemini kalıcı olarak çözüme kavuşturmayı hedeflediklerini belirtti. Temür’ün verdiği bilgiye göre proje, 2025 yılı yatırım programına dahil edildi. Toplam 5,4 milyar lira maliyetle planlanan yatırımın, Giresun’un önümüzdeki 100 yıllık içme suyu ihtiyacını karşılayacak kapasitede hazırlandığı ifade edildi. Proje kapsamında Dereli-İkisu mevkiinden temin edilecek su kaynağıyla başta Giresun merkez olmak üzere Dereli, Keşap ve Bulancak ilçeleri ile bu ilçelere bağlı köylerin uzun yıllar boyunca sağlıklı, kesintisiz ve yeterli içme suyuna kavuşmasının hedeflendiği belirtildi. Ali Temür, toplam 85 kilometrelik isale hattının ilk etapta 40 kilometrelik bölümünün 2,3 milyar liralık ihaleye çıktığını ve çalışmaların kısa sürede sahada başlayacak olmasının memnuniyet verici olduğunu kaydetti. Temür ayrıca, projenin şehre kazandırılmasında destek veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel’e, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya ve DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta’ya teşekkür etti. NAZIM ELMAS, DEV İÇME SUYU YATIRIMI İÇİN ERDOĞAN VE YUMAKLI’YA TEŞEKKÜR ETTİ AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas, Giresun’a kazandırılacak dev içme suyu projesinin hayata geçme aşamasına gelmesi üzerine teşekkür mesajı yayımladı. Elmas, projeye verilen güçlü siyasi destek nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya şükranlarını sundu. Nazım Elmas, bu yatırımın Giresun’un uzun yıllara yayılan içme suyu ihtiyacına kalıcı çözüm üretme hedefi taşıdığını vurguladı. Projenin yalnızca bugünün değil, kentin geleceğinin de altyapısını güçlendirecek stratejik bir adım olduğunu belirten Elmas, sürecin sonuç aşamasına ulaşmasının şehir adına önemli bir kazanım olduğunu ifade etti. Elmas’ın açıklaması, içme suyu projesinin Ankara ayağında verilen siyasi desteğin altını çizen yeni bir değerlendirme olarak öne çıktı. Giresun’un en temel altyapı başlıklarından biri olan içme suyu meselesinde yatırım sürecinin başlaması, kent adına uzun süredir beklenen önemli bir gelişme olarak kayda geçti. BAŞKAN KÖSE, TARIM VE ORMAN BAKANI İBRAHİM YUMAKLI İLE MİLLETVEKİLİ ALİ TEMÜR’E TEŞEKKÜR ETTİ Giresun’un uzun yıllar su sorununu çözmesi hedeflenen İkisu Su Projesi’nde ilk etap inşaat sözleşmesi imzalandı. Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, projenin hayata geçirilmesine verdiği destek nedeniyle Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür’e teşekkür etti. Köse, yaptığı açıklamada, projenin tamamlanmasıyla birlikte Giresun’un su altyapısında büyük bir dönüşüm yaşanacağını belirtti. Başkan Köse, ‘Giresun’umuz için hayati öneme sahip içme suyu projemizde artık yeni bir aşamaya geçmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Tarım ve Orman Bakanı Sayın İbrahim Yumaklı’nın talimatlarıyla, DSİ ve Giresun Belediyemiz arasında imzalanan protokol kapsamında; Aksu Deresi’nden il merkezimize ve üç ilçemize yıllık 31,5 milyon metreküp içme suyu sağlayacak projemizin ilk etap inşaat sözleşmesi imzalandı. 1 milyar 570 milyon TL yatırım bedeliyle hayata geçirilecek ve 41 bin 460 metre uzunluğunda olacak isale hattı sayesinde Giresun’umuza güçlü ve sürdürülebilir bir su arzı kazandırıyoruz. Giresun’umuz için her platformda çalışmaya, her kapıyı çalmaya, tüm imkânları seferber etmeye devam edeceğiz. Bu önemli projenin hayata geçirilmesinde büyük destekleri olan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya, Giresun Milletvekilimiz Ali Temür’e ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Şehrimize ve hemşehrilerimize hayırlı olsun’ dedi. “BELEDİYEMİZ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ TASARRUF OLACAK” Köse, projenin tamamlanmasıyla birlikte Giresun Belediyesi’nin bugün itibarıyla bütçeye yük olan 15 milyon liralık elektrik enerjisi ödemesinden de kurtulacağını söyledi.” PROJENİN GEÇMİŞİ Bu dosya bugünkü imzayla başlamadı. Giresun Belediyesi’nin 2025-2029 Stratejik Planı, içme suyu ve atık su projelerinin teknik hazırlık sürecinin 2013’te başlatıldığını, projelendirme aşamasının 2019’a kadar tamamlandığını ve içme suyu ayağının daha sonra DSİ’ye devredildiğini ortaya koyuyor. Başka bir ifadeyle, bugün sahaya inen işin teknik zemini yıllar önce kuruldu. Önceki Belediye Başkanı Aytekin Şenlikoğlu döneminde proje birkaç önemli eşik geçti. Mart 2020’de “Giresun İçme Suyu Arıtma Tesisi” proje ihalesinin sonuçlandığı açıklandı. Aynı süreçte DSİ Ankara Genel Müdürlüğü, DSİ Trabzon Bölge Müdürlüğü ve yüklenici firma temsilcileri Giresun’da saha incelemesi yaptı. O dönemde yapılan açıklamalarda projenin Giresun Merkez, Dereli, Duroğlu ve Keşap’ı kapsayacağı, terfili sistem yükünü azaltacağı ve belediyenin elektrik giderini düşüreceği vurgulandı. Kasım 2022’de dosyada acele kamulaştırma kararı çıktı. Bu adım, projenin yalnızca teknik hazırlık aşamasında kalmadığını, güzergâh ve uygulama sahasında da idari sürecin ilerlediğini gösterdi. Aynı dönemde kamuoyuna yapılan açıklamalarda projenin İkisu bölgesinden besleneceği ve uzun vadeli içme suyu ihtiyacını karşılayacağı ifade edildi. Fuat Köse döneminde dosya yeni bir siyasi ve idari hız kazandı. 3 Ekim 2024’te Giresun, Bulancak, Keşap, Dereli ve Duroğlu belediye başkanları aynı masada toplandı ve DSİ tarafından yürütülen proje için ortak hareket kararı alındı. Bu toplantı, dosyanın bölgesel ölçekte sahiplenildiğini gösteren dönüm noktalarından biri oldu. 17 Ocak 2025’te proje, DSİ Genel Müdürlüğü tarafından 2025 yılı yatırım programına alındı. Belediye açıklamasında bu adımın Giresun, Bulancak, Dereli, Keşap, Duroğlu ve bağlı köylerin 100 yıllık içme suyu ihtiyacını karşılayacak proje için kritik eşik olduğu belirtildi. Aynı açıklamada toplam proje maliyeti 4 milyar 600 milyon lira olarak duyuruldu. Nisan 2026’daki ilk etap sözleşmesi ise bu büyük yatırımın başlangıç ayağını oluşturdu. İLK ETAPTA NE YAPILACAK? Aksu Regülatörü’nden Giresun yönüne uzanan 41 bin 460 metrelik ham su isale hattı yapılacak. Boru çapı 1200 milimetre olacak. Hedef, yılda 31,5 milyon metreküp içme suyu sağlamak. Yatırım bedeli 1,57 milyar lira. Toplam proje neyi kapsıyor? Belediye ve yerel basına yansıyan teknik çerçeveye göre büyük projede regülatör, arıtma tesisi, uzun isale hatları, depolar ve terfi yapıları bulunuyor. İlk etap bugünkü imzayla sahaya inen başlangıç bölümü oldu. ZAMAN ÇİZELGESİ 2013 – İçme suyu ve atık su projelerinin teknik hazırlık süreci başlatıldı. 2019 – Projelendirme aşaması tamamlandı, içme suyu ayağı DSİ’ye devredildi. Mart 2020 – Aytekin Şenlikoğlu döneminde proje ihalesinin sonuçlandığı açıklandı, DSİ ve firma ekipleri saha incelemesine başladı. Kasım 2022 – Güzergâh için acele kamulaştırma kararı duyuruldu. 3 Ekim 2024 – Fuat Köse döneminde bölge belediye başkanları proje için ortak toplantı yaptı. 17 Ocak 2025 – Proje 2025 yılı yatırım programına alındı; toplam maliyet 4,6 milyar lira olarak açıklandı. 10 Nisan 2026 – İlk etap sözleşmesi imzalandı; 41 bin 460 metrelik ilk kısım için 1,57 milyar liralık yapım süreci başlatıldı. Bu kronoloji, dosyanın tek bir dönemin değil, yıllara yayılan hazırlık, takip ve imza süreçlerinin sonucu olduğunu gösteriyor. Aytekin Şenlikoğlu döneminde ihale, saha incelemesi ve kamulaştırma adımları atıldı; Fuat Köse döneminde belediyeler arası ortak mutabakat kuruldu, proje yatırım programına alındı ve ilk etap sözleşmesi imzalandı. Giresun’un uzun yıllardır konuştuğu su meselesinde artık tartışma değil, fiili yapım safhası başladı.

DERELİ’DE ZİMMET İDDİASI Haber

DERELİ’DE ZİMMET İDDİASI

DERELİ’DE ZİMMET İDDİASI Dereli İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü merkezli zimmet ve usulsüzlük iddialarında soruşturmanın kapsamının genişlediği iddiası... Yerel basında yayımlanan haberlerde dosyanın Mal Müdürlüğü ayağına uzandığı ve ikinci bir kamu görevlisiyle ilgili yurt dışına çıkış iddiasının gündeme geldiği yazıldı. Giresun Valiliği’nin kamuya açık sayfalarında ise bu dosyaya ilişkin resmî bir açıklama görünmüyor. Giresun’un Dereli ilçesinde gündeme gelen zimmet ve usulsüzlük iddiaları yeni bir evreye taşındı. Yeni Giresun’da 6 Nisan’da yayımlanan haberde, Dereli İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde görevli M.U. isimli memurun kamu ödeneklerini sahte yazışmalar ve paravan hesaplar üzerinden yönlendirdiği, ardından da ortadan kaybolduğu iddia edildi. Aynı haberde olayın, müfettiş incelemeleri sırasında ortaya çıktığı öne sürüldü. İlk haberde, Giresun İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ekiplerinin Dereli’de çalışma yürüttüğü, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Mal Müdürlüğü’nde arama yapıldığı, evrak ve dijital materyallere el konulduğu ve bazı kişilerin gözaltına alındığı yönünde iddialara da yer verildi. Haberde ayrıca M.U.’nun Ramazan Bayramı öncesinde izne ayrıldığı ve yurt dışına çıktığının tespit edildiği öne sürüldü. 7 Nisan’da yayımlanan ikinci haberde ise dosyanın Mal Müdürlüğü boyutuna uzandığı iddiası gündeme taşındı. Haberde, sahte ödeme emirleri ve para transfer sürecinde Dereli Mal Müdürlüğü’nde görevli bir personelin de incelemeye alındığı, bu kişi hakkında da yurt dışına çıkış iddiasının bulunduğu yazıldı. Aynı metin, bu başlığı kesinleşmiş sonuç olarak değil, soruşturma kapsamında ortaya atılan yeni iddia olarak aktardı. Aynı haberde, Giresun Valisi Mustafa Koç ile Dereli Cumhuriyet Savcısı Muhammed Hanifi Çevik arasında basına kapalı bir görüşme yapıldığı da ileri sürüldü. Ancak görüşmenin içeriği haberde kesin bilgi olarak değil, değerlendirme ve iddia diliyle verildi. Bu nedenle dosyaya ilişkin bu başlık da resmî teyit olmadan kesinleşmiş bilgi olarak yazılamıyor. Dosyada şu aşamada kamuya açık resmî açıklama bulunmuyor. Giresun Valiliği’nin resmî internet sayfasında ve haber akışında 7 Nisan itibarıyla Dereli’deki bu dosyaya ilişkin yayımlanmış bir basın açıklaması görünmüyor. Bu nedenle Dereli’deki dosyada kesin suç isnadı içeren ifadeler yerine, soruşturmanın genişlediği iddiası, Mal Müdürlüğü ayağının gündeme geldiği iddiası ve resmî açıklama bulunmadığı bilgisi öne çıkıyor. Dosyanın seyri, savcılık ya da valilikten gelecek resmî açıklamayla netleşecek.

GİRESUN’UN 5,4 MİLYARLIK İÇME SUYU PROJESİNDE İLK ETAP İHALESİ TAMAMLANDI Haber

GİRESUN’UN 5,4 MİLYARLIK İÇME SUYU PROJESİNDE İLK ETAP İHALESİ TAMAMLANDI

GİRESUN’UN 5,4 MİLYARLIK İÇME SUYU PROJESİNDE İLK ETAP İHALESİ TAMAMLANDI AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, Facebook hesabından Giresun’un içme suyu sorununu hedef alan 5,4 milyar liralık dev projenin ilk etap ihalesinin yapıldığını açıkladı. Proje, Giresun merkezle birlikte Bulancak, Dereli ve Keşap ilçeleri ile bağlı köylerin uzun vadeli su ihtiyacını karşılayacak altyapıyı kapsıyor. Giresun’un yıllardır tartışılan içme suyu altyapısında ilk büyük ihale aşaması tamamlandı. Ali Temür, Facebook hesabındaki açıklamasında toplam 5,4 milyar liralık yatırımın 2025 yılı yatırım programına alındığını, 85 kilometrelik isale hattının ilk 40 kilometresini kapsayan 1. etap için 2,3 milyar liralık bölümün ihalesinin gerçekleştirildiğini duyurdu. Temür, paylaşımında “85 Km’lik isale hattının 1. Etap olan 40 Km’lik bölümünün” ihalesinin yapıldığını belirtti. Proje tamamlandığında su kaynağı Dereli-İkisu mevkisinden alınacak ve hat, Giresun merkez başta olmak üzere Bulancak, Dereli ve Keşap ile bu ilçelere bağlı yerleşimlere su taşıyacak. Yerel basında daha önce yayımlanan bilgilerde yatırımın “önümüzdeki 100 yıllık içme suyu ihtiyacını” karşılayacak kapasitede planlandığı aktarıldı. İhale takvimi ocak ayında ilan edildi. Ali Temür, 18-19 Ocak 2026’da yaptığı açıklamalarda projenin ihalesinin 4 Şubat 2026 tarihinde yapılacağını kamuoyuna duyurdu. 1 Nisan 2026 tarihli haberlerde ise ilk etap ihalesinin tamamlandığı ve saha hazırlıklarının kısa sürede başlamasının beklendiği bilgisi yer aldı. Sürecin teknik ve mali tarafında dikkat çeken bir ayrıntı da bulunuyor. DSİ İçmesuyu ve Atıksu Dairesi Başkanlığı’nın “Giresun İçme Suyu 1. Kısım İsale Hattı (Ham Su Hattı) Yapımı” ihalesinde teklifler 4 Şubat 2026’da toplandı. Yatırımlar Dergisi’nin 12 Mart 2026 tarihli haberine göre ihaleyi 1 milyar 570 milyon lira teklifle İlba Mimarlık-RBN İnşaat İş Ortaklığı kazandı; yaklaşık maliyet ise 1 milyar 752 milyon 328 bin 390 lira olarak kayda geçti. Bu tablo, kamuoyunda dile getirilen 2,3 milyar liralık ilk etap büyüklüğü ile sonuçlanan yapım ihalesi bedelinin aynı kalemler olmadığına işaret ediyor. Temür açıklamasında projenin yalnızca bugünün değil, gelecek yılların da ihtiyacını hedeflediğini vurguladı ve çalışmaların sahada başlamasını “büyük bir memnuniyet kaynağı” olarak niteledi. Açıklamada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta’ya teşekkür de yer aldı. Bu gelişmeyle birlikte Giresun’un içme suyu altyapısında en kritik eşiklerden biri aşılmış oldu. Bundan sonraki süreçte sözleşme daveti, yasal prosedürler ve saha uygulamasının başlama takvimi projenin gerçek ilerleme hızını belirleyecek. Kâğıt üzerindeki büyük yatırımın kentte fiili dönüşüme dönüşüp dönüşmeyeceği ise şantiye süreciyle netleşecek. Bu noktada kamuoyunun önündeki temel başlık, 40 kilometrelik ilk etabın ne zaman başlayacağı ve hattın hangi takvimle tamamlanacağı olacak. Kaynaklar: Ali Temür’ün kamuya açık açıklamalarını aktaran yerel haberler ve DSİ ihale sürecine ilişkin yayımlanan sektör haberleri.

GİRESUN’DA 31 MART’TA İKİ KRİTİK MADEN DAVASI GÖRÜLECEK Haber

GİRESUN’DA 31 MART’TA İKİ KRİTİK MADEN DAVASI GÖRÜLECEK

GİRESUN’DA 31 MART’TA İKİ KRİTİK MADEN DAVASI GÖRÜLECEK Giresun’da doğa, su kaynakları ve yaşam alanlarını ilgilendiren iki ayrı maden davası 31 Mart günü art arda görülecek. Bulancak’taki 4. Grup madencilik projesi ile Tirebolu-Görele hattındaki maden arama girişimi yargıya taşındı. Her iki dosyada da verilen yürütmeyi durdurma kararları, kentte çevresel tahribat tartışmasını yeni bir aşamaya taşıdı. Giresun’da maden faaliyetlerine karşı açılan iki ayrı dava aynı gün Giresun Adliyesi’nde görülecek. Duruşmalar, hem bölge halkının hem de çevre örgütlerinin dikkatini Bulancak, Tirebolu ve Görele hattına çevirdi. Su kaynakları, tarım alanları, yerleşim bölgeleri ve doğal yaşam üzerindeki riskler, iki dosyanın da merkezinde yer alıyor. İKİ DAVA, İKİ DOSYA Bulancak dosyası: 4. Grup maden projesi yargıda İlk dava, Bulancak ilçesine bağlı Tandır köyü ile Kovanlık beldesi Ahurlu Mahallesi sınırlarında planlanan 4. Grup madencilik faaliyetiyle ilgili açıldı. Davayı Bulancak Piraziz Çevre ve Doğa Derneği açtı. Dosyada, Akan Madencilik’in bölgede yürütmek istediği faaliyetin iptali isteniyor. Bu dosyanın ilk duruşması 31 Mart günü saat 10.00’da Giresun Adliyesi’nde yapılacak. Mahkemenin duruşma öncesinde yürütmeyi durdurma kararı vermesi, davanın ağırlığını artırdı. Dava dosyasında, planlanan madencilik faaliyetinin su kaynakları, tarım arazileri ve yerleşim alanları üzerinde ciddi risk oluşturduğu vurgulanıyor. Bölgedeki çevresel dengenin bozulacağı, yaşam alanlarının zarar göreceği ve doğa tahribatının büyüyeceği belirtiliyor. Tirebolu-Görele dosyası: maden arama projesine karşı iptal davası Aynı gün görülecek ikinci dava ise Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği tarafından açıldı. Bu dosya, Görele ilçesi Karlıbel mevkii ile Tirebolu ilçesi Sekü mevkiinde planlanan maden arama projesini kapsıyor. Bu davanın duruşması da 31 Mart günü saat 10.15’te Giresun Adliyesi’nde görülecek. Bu dosyada da yürütmeyi durdurma kararı verildi. Dava içeriğinde, maden arama faaliyetinin bölgenin doğal yapısına, su havzalarına ve yaşam alanlarına geri dönüşü olmayan zararlar verebileceği belirtiliyor. Dernek, projeye karşı çıkarken bölgedeki ekolojik dengenin bozulacağına ve vahşi madencilik anlayışının yeni bir tahribat yaratacağına dikkat çekiyor. ORTAK BAŞLIK: SU, TARIM VE YAŞAM ALANLARI İki dava farklı bölgeleri kapsasa da itiraz başlıkları aynı noktada birleşiyor. Her iki dosyada da su kaynaklarının kirlenmesi, tarım alanlarının zarar görmesi, doğal yapının bozulması ve yerleşim alanlarının baskı altına girmesi temel risk alanları olarak öne çıkıyor. 31 Mart’ta görülecek bu iki dava, yalnızca iki ayrı proje dosyası olarak değil, Giresun’da doğa ile madencilik arasındaki gerilimin yargıdaki en önemli başlıklarından biri olarak görülüyor. ORTAK RİSK BAŞLIKLARI Bulancak ile Tirebolu-Görele davalarında su kaynakları, tarım alanları, orman varlığı ve yaşam alanları üzerindeki tehdit öne çıkıyor. İtirazlar; sondaj, yol açımı ve kazı çalışmalarının su düzenini bozacağı, erozyonu artıracağı, toz, gürültü ve titreşimle bölge yaşamını olumsuz etkileyeceği noktasında birleşiyor. DERELİ DOSYASI NEDEN AYRI DEĞERLENDİRİLİYOR? Dereli dosyası, çinko-bakır projesi olması nedeniyle teknik olarak ayrı duruyor. Bu sahada yalnız genel çevre riski değil, madenin niteliğine bağlı özel teknik başlıklar da tartışılıyor. Bu yüzden Dereli’deki dosya, Bulancak ile Tirebolu-Görele’deki ortak risklerden ayrı bir başlık olarak ele alınıyor.

DERELİ’DE MADEN GERİLİMİ Haber

DERELİ’DE MADEN GERİLİMİ

DERELİ’DE MADEN GERİLİMİ Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk, bugün yaptığı açıklamada Meşeliyatak, Eğri Ambar, Yıldız, Yeşiltepe köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerinin zirve hattında başlatılan sondaj çalışmalarına sert tepki gösterdi. Resmî kayıtlarda tartışmalı saha, Gencer Maden İşletmeleri A.Ş. adına yürüyen IV. Grup çinko-bakır projesi olarak yer alıyor. Dosyada “ÇED Gerekli Değildir” kararı, süren dava ve su kaynakları üzerindeki olası etkiler tartışmanın merkezinde bulunuyor. Dereli’de maden gerilimi, Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk’ün bugün yaptığı sert açıklamayla yeniden yükseldi. Türk, Meşeliyatak, Eğri Ambar, Yıldız, Yeşiltepe köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerinin üst kesimlerinde başlatılan maden sondaj çalışmalarının daha ilk aşamada doğada gözle görülür tahribat yarattığını söyledi. Bölgedeki müdahalenin yalnızca bir sondaj faaliyeti olarak görülemeyeceğini vurgulayan Türk, su kaynaklarının, orman dokusunun, tarımsal üretim alanlarının ve yaşam alanlarının tehdit altında bulunduğunu savundu. Açıklamasında Giresun milletvekillerine doğrudan seslenen Türk, “Şirketin mi, halkın mı yanındasınız?” sözleriyle sert tepki gösterdi; seçim dönemlerinde sahada görünen siyasetçilerin bugün Dereli’de yükselen itiraza sessiz kalmaması gerektiğini belirtti. Türk, özel mülkiyete müdahale iddiaları, yerleşim alanlarına yakınlık, su havzaları üzerindeki risk ve çevre hakkı başlıklarında yetkilileri uyardı; 31 Mart Salı günü görüleceğini belirttiği dava öncesinde yargının bölge halkının sesine kulak vermesi çağrısı yaptı. RESMÎ DOSYADA HANGİ MADEN VAR? Tartışmanın merkezindeki saha, kamu kayıtlarında belirsiz bir “arama alanı” olarak değil, çinko-bakır dosyası olarak görünüyor. TBMM’ye sunulan 16 Mayıs 2025 tarihli yazılı soru önergesinde proje, Gencer Maden İşletmeleri A.Ş.’ye ait 183.085 metrekarelik alanda IV. Grup Çinko-Bakır Yeraltı Madeni olarak tanımlandı. Giresun İli 2024 Çevre Durum Raporu kamuya açık durumda; yerel basına yansıyan rapor özetinde aynı Dereli kaydı “Jeoloji Haritalama” başlığı altında 18,3 hektarlık ÇED alanı, cevher için kırma-eleme sonrası satış ve sahada zenginleştirme tesisi kurulmayacağı notlarıyla aktarıldı. İZİN ZİNCİRİ NEYİ GÖSTERİYOR? Dosyanın çevre süreci, Gencer Maden’in 13 Aralık 2021’de Giresun Valiliğine yaptığı başvuruyla başladı. TBMM’ye verilen 2022 tarihli resmî cevapta, Dereli Kaymakamlığı, Dereli Belediye Başkanlığı, DSİ 22. Bölge Müdürlüğü, Orman Bölge Müdürlüğü, AFAD, İl Özel İdaresi, İl Tarım ve Orman, İl Sağlık ve ilgili diğer kurumların görüşlerinin istendiği belirtildi. Aynı cevap, “ÇED Gerekli Değildir” kararının projenin başlaması için gerekli tek koşul olmadığını açıkça vurguladı. MAPEG’in resmî SSS sayfasında da, IV. Grup madenlerde detay arama döneminin dört yıl olduğu ve işletme izni düzenlenmeden üretim ile satış faaliyeti yapılamayacağı yazıyor. TBMM’ye verilen 2025 tarihli resmî cevapta ise Giresun Valiliğinin 19 Ekim 2022 tarihli ve E-2022178 sayılı “ÇED Gerekli Değildir” kararı anıldı; aynı belgede, kararın iptali istemiyle açılan davanın Giresun İdare Mahkemesinde 2025/123 esas numarasıyla sürdüğü ve proje çevresindeki su kaynaklarına olası etkileri değerlendirmek üzere hidrojeolojik rapor hazırlandığı belirtildi. VEKİLLER DOSYADA NE YAPTI? Elvan Işık Gezmiş: CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Dereli dosyasını en görünür biçimde Meclis gündemine taşıyan isim oldu. Gezmiş, 28 Kasım 2024’te Genel Kurul’da yaptığı konuşmada Giresun’un yüzde 85’inin maden arama sahası olarak ruhsatlandırıldığını söyledi; Dereli’de Yeşiltepe, Meşeliyatak, Eğrianbar, Yıldız köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerini tek tek anarak bölgedeki maden baskısını kürsüden gündeme taşıdı. Ardından 26 Aralık 2024’te Giresun ilindeki madencilik faaliyetlerine ilişkin yazılı soru önergesi verdi. Dereli’deki Gencer Maden dosyası da 16 Mayıs 2025 tarihli ayrı bir yazılı soru önergesiyle doğrudan TBMM kayıtlarına geçti. Ertuğrul Gazi Konal: MHP Giresun Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal, Dereli’deki madencilik tartışmasına kamuoyuna açık tepki veren isimler arasında yer aldı. 4 Şubat 2025 tarihli haber kaydına göre Konal, Dereli ilçesinde halka, doğaya ve su kaynaklarına rağmen faaliyete geçirilmek istenen madencilik çalışmalarına karşı olduğunu açıkladı. Nazım Elmas: AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas, TBMM kayıtlarında Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı olarak yer alıyor. Erişilebilen açık kamu kayıtlarında, Dereli’deki Gencer Maden çinko-bakır dosyasına doğrudan bağlanan, Meclis tutanağına veya yazılı soru önergesine yansımış ayrı bir girişim bu taramada belirginleşmedi. Ali Temür: AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, TBMM resmî sayfasında Türkiye-Afganistan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve KİT Komisyonu üyesi olarak yer alıyor. Erişilebilen açık kamu kayıtlarında, Dereli’deki Gencer Maden dosyasına özel, doğrudan ve ayrı bir Meclis müdahalesi ya da kamuoyuna açık ayrıntılı çıkışı bu taramada belirginleşmedi. BİLİMSEL RİSKLER HANGİ BAŞLIKLARDA TOPLANIYOR? Çinko-bakır gibi sülfürlü cevherlerle ilişkili projelerde en ağır ve en hassas başlık sudur. Bu tür sahalarda cevherin ya da sülfürlü kayaçların hava ve suyla teması, uzun vadede asidik drenaj riskini gündeme getirir. Bu süreçte oluşan asidik yapı, kayaç içindeki metalleri çözerek akışa katabilir. Sonuçta bakır, çinko ve benzeri metaller yüzey sularına, dere yataklarına ve yeraltı su sistemlerine taşınabilir. Bu risk yalnızca maden işletmesinin kendisiyle sınırlı değildir; sondaj alanları, yol yarmaları, açık kaya yüzeyleri, kazı malzemesi ve uygun yönetilmeyen atık alanları da benzer bir kimyasal sürecin başlangıç noktası haline gelebilir. EPA, asit maden drenajında ortaya çıkan akışkanların yüksek toksisite taşıyabildiğini; USGS ise pyrit gibi sülfürlü minerallerin hava ve suyla tepkimeye girerek sülfürik asit oluşturduğunu ve bunun metalleri yüzey ve yeraltı suyuna taşıyabildiğini belirtiyor. Su başlığının ikinci boyutu miktar ve akış rejimidir. Madencilik faaliyetleri, özellikle eğimli arazilerde yapılan kazılar ve drenaj müdahaleleriyle birlikte doğal su dolaşımını değiştirebilir. Yüzeydeki küçük dere yatakları, kaynak suları, çeşmeler ve yeraltı beslenme hatları bu süreçten etkilenebilir. Yeraltı su seviyesinde düşüş, bazı kaynakların debisinde azalma, suyun doğal akış yönünde değişim ya da mevsimsel rejimde bozulma ihtimali bu yüzden dikkate alınmak zorundadır. IFC’nin madencilik rehberi, su kullanımı, yüzey ve yeraltı suyu azalması ile fırtına suyu akışının düzenli izleme ve yönetim gerektirdiğini açıkça vurguluyor. İkinci büyük risk, eğimli ve ormanlık arazide açılan yolların doğurduğu sediment, erozyon ve heyelan yüküdür. Maden sahasına ulaşmak için açılan her yeni yol, yalnızca bir ulaşım hattı değil; aynı zamanda toprağın doğal dengesine yapılmış doğrudan bir müdahaledir. Yol açımı sırasında bitki örtüsünün kaldırılması, şevlerin kesilmesi, toprağın gevşetilmesi ve drenaj rejiminin değiştirilmesi, yoğun yağış alan bölgelerde sediment taşınımını hızlandırır. Bunun sonucu olarak dere yataklarına daha fazla ince malzeme taşınır, su bulanıklığı artar, ekosistem baskı altına girer ve aşağı kotlardaki tarım alanları ile su alma noktaları etkilenebilir. EPA, ormanlık alanlarda yol yapımı ve yol kullanımını, orman arazilerindeki yayılı kirliliğin başlıca kaynağı olarak tanımlıyor ve toplam sedimentin çok büyük bölümünün bu yolla taşınabildiğini belirtiyor. Orman dokusuna müdahale de başlı başına ayrı bir bilimsel risk alanıdır. Ağaç örtüsü yalnızca görsel bir doğal varlık değildir; toprağı tutan, yüzey akışını dengeleyen, suyu filtreleyen ve mikroiklimi koruyan temel bir ekolojik kalkandır. Bu örtü zayıfladığında hem toprak kaybı artar hem de suyun havza içindeki davranışı değişir. Arıcılık, hayvancılık ve küçük ölçekli kırsal üretim de bu değişimden dolaylı ya da doğrudan etkilenebilir. EPA, akarsu kenarı bitki örtüsünün kaldırılmasının su kalitesi ve sucul yaşam üzerinde olumsuz sonuçlar yaratabildiğini belirtiyor. Bir başka önemli başlık toz, gürültü ve titreşimdir. Sondaj, kazı, yol yapımı, araç hareketliliği ve malzeme taşınması; özellikle yakın yerleşim alanlarında hava kalitesi ve yaşam konforu üzerinde doğrudan baskı yaratabilir. Kuru dönemlerde yol kaynaklı toz, tarım alanlarına, bitki örtüsüne, su yüzeylerine ve yerleşim alanlarına taşınabilir. Gürültü ve titreşim ise yalnızca insan yaşamını değil, kırsal üretimi ve yaban hayatını da etkileyebilir. IFC madencilik rehberi ile Dünya Bankası çevre-sağlık-güvenlik çerçevesi, bu başlıkların düzenli ölçüm ve yönetim gerektirdiğini açıkça ortaya koyuyor. Faaliyet ilerlediği takdirde atık yönetimi başlığı da daha kritik hale gelir. Sondaj çamurları, kazı artıkları, pasa malzemesi, yağ ve yakıt kalıntıları, uygunsuz depolama veya sızdırmazlık eksikliği halinde toprağa ve suya karışabilir. Özellikle yağışlı bölgelerde yüzey akışı bu tür kirleticileri çok daha hızlı biçimde yayabilir. Bu yüzden yalnızca cevherin çıkarılması değil, çalışma sırasında ortaya çıkan her türlü yan malzemenin nasıl depolandığı, nasıl taşındığı ve nasıl bertaraf edildiği de bilimsel denetimin konusu olmalıdır. EPA ve USGS kaynakları, asidik ve metal yüklü drenajın içme suyu, sucul yaşam ve toprak üzerinde birleşik etkiler yaratabildiğini vurguluyor. SAĞLIK VE EKOLOJİK ETKİLER Bakır ve çinko gibi metallerin çevreye kontrolsüz biçimde taşınması halinde risk yalnızca su kalitesiyle sınırlı kalmaz; insan sağlığı, tarımsal üretim ve ekosistem üzerinde de baskı oluşabilir. Bu noktada sağlık etkilerini “kesin gerçekleşmiş sonuç” gibi değil, maruziyet halinde görülebilecek riskler olarak kurmak gerekir. Bakır için sindirim sistemi, karaciğer, böbrek ve nörolojik sistem hassas hedefler arasında sayılırken; çinko için özellikle yoğun duman ve partikül maruziyetinde solunum yolu etkileri ile kısa süreli zehirlenme tabloları öne çıkıyor. ATSDR’nin güncel bakır toksikoloji özeti, gastrointestinal sistem, karaciğer, böbrek ve nörolojik sistemi hassas hedefler arasında sayıyor. Bakır maruziyetinde özellikle sindirim sistemi yakınmaları dikkat çekebilir. Bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi belirtiler akut tabloda görülebilen başlıca yakınmalar arasında yer alır. Daha yüksek ya da daha uzun süreli maruziyetlerde karaciğer ve böbrek etkileri de önem kazanır. Ağır olgularda karaciğer etkilenmesine bağlı sarılık gibi klinik bulgular değerlendirme konusu olabilir. Bu nedenle “sarılık” ifadesi, doğrudan olmuş bir sonuç gibi değil, yüksek düzey metal maruziyetinde görülebilecek ağır bulgular arasında kullanılmalıdır. Çinko tarafında ise özellikle duman ve ince partikül maruziyeti önemlidir. Yoğun çinko oksit dumanına akut maruziyet, “metal dumanı ateşi” olarak bilinen tabloya yol açabilir. Bu tabloda baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik, kırgınlık, öksürük, boğaz irritasyonu ve ateş benzeri yakınmalar görülebilir. Bu nedenle kısa süreli zehirlenme belirtileri örneklenirken baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik ve solunum yolu irritasyonu gibi bulgular görülebilir. Solunum sistemi bakımından dilin daha da dikkatli kurulması gerekir. “KOAH yapar” demek fazla kesin ve doğrudan bir hüküm olur. Daha doğru ifade, metal partikülü, asidik aerosol, toz ve kimyasal irritan maruziyetinin mevcut solunum hastalıklarını ağırlaştırabileceği, hassas kişilerde nefes darlığı, öksürük, bronş irritasyonu ve akciğer stresini artırabileceği yönündedir. NIOSH’un sülfürik asit rehberi, sülfürik asidin göz, deri, burun, boğaz ve solunum yolu için aşındırıcı olduğunu; ciddi maruziyetlerde bronşit, akciğer ödemi ve amfizem benzeri ağır solunum etkileriyle ilişkili olabileceğini belirtiyor. Çevresel etkiler tarafında ise bakır ve çinko yükü hava, su ve toprak kalitesi üzerinde zincirleme baskı yaratabilir. Asidik drenaj oluştuğunda metal çözünmesi artar; bu metaller dere yataklarına, yüzey sularına, yeraltı sularına ve zamanla toprağa taşınabilir. Sonuçta sucul yaşam zarar görebilir, tarım toprağında kirlenme riski oluşabilir ve ekosistem bütünlüğü zedelenebilir. USGS, mine drainage ile kirlenmiş içme suyu, sucul bitki ve hayvanların büyüme-üreme döngüsünde bozulma ve altyapı üzerinde aşındırıcı etki risklerini açıkça sıralıyor. “Yeşil görünüm” ya da su renginde değişim gibi ifadeler de dikkatli kullanılmalıdır. Metal yüklü akışlarda zaman zaman yeşilimsi, mavimsi ya da pas tonlarında renk değişimleri görülebilir; ancak bu tür görsel değişimler tek başına kirliliğin kesin kanıtı sayılmaz. USGS, mine drainage süreçlerinde kırmızı, turuncu ya da sarı çökeltilerin oluşabildiğini; renk değişiminin kimyasal süreçlerle bağlantılı olabileceğini, ancak teknik değerlendirmenin analizle yapılması gerektiğini gösteriyor. Bu nedenle en doğru form, “renk değişimi kirlilik göstergesi olabilir, kesin tespit analizle yapılır” cümlesi olacaktır. Bu dosyada “sülfürik asit yağmurları” ifadesi yerine “sülfürlü kayaçların su ve oksijenle teması sonucu gelişebilen asidik drenaj ve metal taşınımı” demek daha doğrudur. Çünkü Dereli dosyasında eldeki bilimsel çerçeve, klasik atmosferik asit yağışından çok, madenle ilişkili asidik su ve metal çözünmesi mekanizmasına işaret ediyor. SONUÇ VE BİLİMSEL ÖNERİLER Dereli dosyasında bundan sonraki aşama, açıklamaların ötesine geçen, ölçülebilir ve denetlenebilir bir teknik inceleme süreci olmalıdır. Proje Tanıtım Dosyası, hidrojeolojik rapor, kurum görüşleri, ruhsat bilgileri ve varsa işletme izni kamuoyuna tam olarak açılmalıdır. Dosyada güven zemini ancak belge şeffaflığıyla kurulabilir. Bağımsız hidrojeolojik izleme programı kurulmalıdır. Dere, kaynak, çeşme, içme suyu hattı ve olası özel su alma noktalarında mevsimsel veri toplanmalı; su seviyesi, debi, pH, iletkenlik, askıda katı madde ve metal parametreleri düzenli yayımlanmalıdır. IFC rehberi, madencilik öncesi temel verinin ve düzenli örneklemenin kritik olduğunu gösteriyor. Asit maden drenajı ve metal liçi potansiyeli laboratuvar düzeyinde test edilmelidir. Cevher, yan kayaç, yol yarması ve sondaj atıkları için asit üretme potansiyeli ile metal çözünmesi analiz edilmeden “risk yoktur” denilemez. Yol açımı ve şev müdahaleleri için ayrı bir erozyon-sediment planı hazırlanmalıdır. Sediment havuzları, kontrollü drenaj, şev koruma ve yüzey stabilizasyonu zorunlu hale getirilmelidir; çünkü en erken çevresel yük çoğu zaman doğrudan cevherden değil, yoldan gelir. Toz, gürültü ve titreşim için saha bazlı anlık kontrol sistemi kurulmalıdır. Yol sulama, hız düşürme, malzeme taşıma noktalarında bastırma önlemleri ve hassas yerleşim yakınlarında düzenli ölçüm yapılmalıdır. IFC rehberi, bu başlıkların sürekli izlenmesini öneriyor. Ekolojik etki envanteri hazırlanmalıdır. Orman dokusu, arıcılık alanları, mera kullanımı, yaban hayatı geçişleri ve hassas habitatlar bağımsız uzmanlarca haritalanmalıdır. Tartışma yalnızca cevher değeriyle değil, kaybedilebilecek ekolojik ve kırsal üretim değeriyle birlikte değerlendirilmelidir. Kapatma ve faaliyet sonrası izleme planı daha bugünden hazırlanmalıdır. Risk esaslı kapatma senaryosu, şev güvenliği, su kalitesi ve olası kirletici salımı bakımından proje başlangıcında tanımlanmalıdır. Milletvekilleri, ilgili kurumlar, meslek odaları ve köy temsilcilerinden oluşan teknik ortak masa kurulmalıdır. Bu masa, siyasal polemik için değil; su verisi, izin zinciri, mülkiyet sınırı ve çevresel ölçümlerin düzenli paylaşımı için çalışmalıdır. Dosyada gerilimi düşürecek olan şey slogan değil, bağımsız doğrulama ve açık veridir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.