Hava Durumu

#Denetim

giresunsonhaber - Denetim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Denetim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

PLAKA KARMAŞASINA SON! HATALI PLAKALAR ÜCRETSİZ DEĞİŞTİRİLECEK Haber

PLAKA KARMAŞASINA SON! HATALI PLAKALAR ÜCRETSİZ DEĞİŞTİRİLECEK

Resmi Gazete’de yayımlanan yeni düzenlemeyle, standartlara aykırı basılan araç plakaları ücretsiz yenilenecek. Plaka basım sürecine ise fotoğraf kaydı zorunluluğu getirildi. ANKARA (İGFA) - Adalet ve İçişleri Bakanlıkları tarafından hazırlanan “Araçların Satış, Devir ve Tescil Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Yönetmelik’te Değişiklik” Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenlemeye göre, plaka basmaya yetkili kuruluşlar tarafından standartlara aykırı şekilde basıldığı tespit edilen plakalar için vatandaşlardan herhangi bir belge talep edilmeyecek. Bu plakalar, ilgili kuruluşlar tarafından ücretsiz olarak yeniden basılacak. Yönetmelikte yapılan bir diğer önemli değişiklik ise plaka basım süreçlerine yönelik oldu. Buna göre, plaka basımı ve dağıtımına ek olarak, basım sonrasına ait fotoğraf kayıtlarının tutulması da zorunlu hale getirildi. Bu adımın, denetim ve izlenebilirliği artırması hedefleniyor. Düzenleme kapsamında ayrıca geçiş sürecine ilişkin hükümler de belirlendi. Plaka basımında kullanılacak yeni kalıpların, Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu tarafından 1 Ocak 2027’ye kadar ilgili odalara dağıtılması öngörüldü. Bu tarihten önce basılmış ve gerekli güvenlik işaretlerini taşıyan plakalar ise geçerli sayılmaya devam edecek. Yönetmeliğin bazı maddeleri yayımı itibarıyla yürürlüğe girerken, diğer hükümler 1 Ocak 2027 tarihinde uygulanmaya başlanacak. Yeni düzenleme ile araç tescil plakalarında standartların artırılması ve uygulamada yaşanan sorunların giderilmesi amaçlanıyor.

TARIM ARAZİLERİN AMAÇ DIŞI KULLANIMA SIKI DENETİM Haber

TARIM ARAZİLERİN AMAÇ DIŞI KULLANIMA SIKI DENETİM

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yeni yönetmeliği Resmi Gazete’de yayımlandı. Tarım arazilerinin korunması, kullanımı ve amaç dışı kullanımına ilişkin kurallar yeniden düzenlendi. Tarlalarda bungalov ve bağ evlerine sert tedbirler ile yasak geldi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan “Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik”, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme ile tarım arazilerinin korunması, planlı kullanımı ve amaç dışı kullanımına ilişkin esaslar baştan sona yenilendi. Yönetmelik kapsamında, tarım arazilerinin sınıflandırılması, toprak koruma projelerinin hazırlanması ve arazi kullanımına yönelik izin süreçleri detaylı şekilde tanımlandı. Özellikle tarım arazilerinin keyfi şekilde farklı amaçlarla kullanılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. İZİNSİZ BUNGALOV VE BAĞ EVLERİNE SERT TEDBİRLER Düzenlemeye göre, tarım arazilerinde yapılacak her türlü tarım dışı kullanım için sıkı kriterler getirildi. Alternatif alan bulunmaması, kamu yararı kararı alınması ve toprak koruma projelerine uyulması gibi şartlar zorunlu hale geldi. Büyük ova koruma alanlarında ise tarım dışı kullanım neredeyse tamamen yasaklandı. Buna göre bungalov ve bağ evi için kurul izni gerekecek, kaçak yapılar yıkılacak, tarlalar eski haline getirilecek Yıkım kararı olan yapıların 1 ay içinde yıkılması gerekirken, mevcut yapılar için de izin başvurusu yapılacak. Ayrıca Güneş Enerjisi Santrali (GES) gibi yatırımların yalnızca “kuru marjinal tarım arazileri” üzerinde kurulabileceği hükme bağlanırken, tarımsal amaçlı yapılar için de belirli kriterler ve denetim mekanizmaları oluşturuldu. Yeni yönetmelikle birlikte izinsiz yapılaşma ve amaç dışı kullanım durumlarında ağır yaptırımlar uygulanacak. İzinsiz faaliyetlerin durdurulması, yapıların yıkılması ve idari para cezalarının artırılması gibi yaptırımlar dikkat çekiyor. Öte yandan, illerde kurulacak Toprak Koruma Kurulları aracılığıyla arazi kullanım taleplerinin değerlendirilmesi ve denetim süreçlerinin güçlendirilmesi öngörülüyor. Yeni düzenleme ile birlikte 2017 yılında yürürlüğe giren önceki yönetmelik yürürlükten kaldırılırken, tarım arazilerinin korunmasına yönelik daha sıkı ve kapsamlı bir sistem hayata geçirilmiş oldu. Söz konusu yönetmeliğin detaylarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

ALAGÖZ MADEN’DE ÇEVRE ALARMI BÜYÜDÜ Haber

ALAGÖZ MADEN’DE ÇEVRE ALARMI BÜYÜDÜ

ALAGÖZ MADEN’DE ÇEVRE ALARMI BÜYÜDÜ Giresun’un Doğankent ilçesine bağlı Çatalağaç Köyü’ndeki Alagöz Maden sahasında atık havuzundan dere yatağına yeni sızıntı olduğu iddiası gündeme geldi. Aynı saha son dört yılda resmi ceza, kirlilik tespiti, denetim, kapasite artışı kararı ve yargı süreciyle art arda çevre tartışmalarının odağında yer aldı. Alagöz Maden’in Çatalağaç’taki sahasında yeni görüntüler çevre tartışmasını yeniden alevlendirdi. 30 Mart 2026’da yayımlanan görüntülerde, atık havuzundan sızdığı öne sürülen bulanık suyun dere yatağına karıştığı görüldü. İddiaya konu akışın Çatalağaç deresinden Harşit Çayı’na, oradan da Karadeniz’e ulaşabileceği belirtildi. Gün sonuna kadar şirketten ya da yetkili kurumlardan bu görüntülere ilişkin yeni bir resmi açıklama gelmedi. Aynı sahada ilk resmi ceza 2022’de kesildi Çatalağaç’taki çevre dosyasının resmi başlangıcı 2022’ye uzanıyor. Giresun Valiliği, 4 Temmuz 2022 tarihli açıklamasında, maden faaliyet alanından geçen Derindere’nin yan kollarına hafriyat ve toprak malzeme ulaştığını duyurdu. Valilik, yapılan inceleme sonrasında şirkete 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında idari para cezası uygulandığını ve çevreye verilen olumsuzluğun giderilmesi için süre tanındığını açıkladı. Bu kayıtla birlikte sahadaki kirlilik tartışması ilk kez resmi işlemle doğrulanmış oldu. 2024’te numune sonucu kirlilik tespiti yapıldı Dosya 2024’te daha ağır bir bulguyla yeniden gündeme geldi. Basına yansıyan denetim kayıtlarında, 18 Nisan 2024’te alınan numuneler sonrasında tesis sahasına ulaşan yüzeysel suların maden faaliyeti nedeniyle “atık su vasfı” kazandığı aktarıldı. Aynı süreçte şirkete 464 bin 585 lira idari para cezası uygulandığı bildirildi. Bu aşama, sahadaki çevre tartışmasının yalnızca yurttaş şikâyetlerine değil, numune ve denetim bulgularına da dayandığını gösterdi. 2025’te taşkın ve denetim tartışması büyüdü Giresun Valiliği, 18 Mayıs 2025’te Çatalağaç’taki maden işletmesine ilişkin iddialar nedeniyle denetim ve inceleme süreci başlatıldığını açıkladı. Aynı yıl eylül ayında ise yoğun yağış sonrası atık havuzunun taştığı, kirli akışın dereye ve toprağa yayıldığı yönünde yeni haberler yayımlandı. Şirket cephesi o dönemde taşan suyun zararsız olduğu savunmasını yaptı. Bölge sakinleri ise suyun renginde değişim, kötü koku ve çevresel tahribat yaşandığını söyledi. Risk yalnızca saha sınırında kalmıyor Çatalağaç’taki en büyük çevre endişesi, sızıntının yayılım hattında ortaya çıkıyor. Köy deresinin kısa sürede Harşit Çayı’na bağlanması, olası kirleticilerin daha geniş bir su havzasına taşınma riskini artırıyor. Harşit Çayı’nın Karadeniz’e dökülmesi nedeniyle olası bir sızıntı ya da taşkın yalnızca dere yatağını değil, tarım alanlarını, su kaynaklarını ve deniz ekosistemini de etkileyebilecek sonuçlar doğurabilecek nitelik taşıyor. Basına yansıyan teknik değerlendirmelerde de aşırı yağış koşullarında atık havuzundan kaynaklanan kirleticilerin Harşit havzasına ulaşabileceği uyarıları yer aldı. ÇED onayı verildi, ardından dava açıldı Çevre tartışmaları sürerken idari süreç de ilerledi. Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün duyurusuna göre, Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin Doğankent, Görele ve Tirebolu ilçelerini kapsayan “Bakır-Kurşun-Çinko Flotasyon Tesisi ile Maden Ocakları ve Maden Atık Depolama Tesisi Kapasite Artışı” projesi için 21 Ocak 2026’da “ÇED Olumlu” kararı verildi. Bu karar, çevresel tartışmalar sürerken sahadaki kapasite büyütme sürecinin de sürdüğünü gösterdi. Ancak dosya kısa süre sonra yargıya taşındı. Şubat 2026’da çevre örgütleri, köy muhtarlıkları ve yurttaşlar projeye verilen ÇED olumlu kararına karşı dava açtı. Basına yansıyan bilgilere göre Giresun İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verdi. Böylece sahadaki çevre tartışması yalnızca idari değil, aynı zamanda hukuki bir dosyaya da dönüştü. Bölge halkının talebi net Çatalağaç’taki son sızıntı iddiası, tek başına bugünün görüntülerinden ibaret değil. Ortada 2022’de resmi ceza alan, 2024’te kirlilik bulgusuyla yeniden yaptırım gören, 2025’te denetlenen, 2026’da kapasite artışı onayı alırken aynı zamanda mahkemelik olan bir maden sahası bulunuyor. Bölge halkı, dere hattında bağımsız numune alınmasını, düzenli kamu denetimi yapılmasını, atık havuzunun güvenliğinin sağlanmasını ve çevreye zarar veren riskler ortadan kaldırılıncaya kadar etkili önlem uygulanmasını istiyor.

DERELİ’DE MADEN GERİLİMİ Haber

DERELİ’DE MADEN GERİLİMİ

DERELİ’DE MADEN GERİLİMİ Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk, bugün yaptığı açıklamada Meşeliyatak, Eğri Ambar, Yıldız, Yeşiltepe köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerinin zirve hattında başlatılan sondaj çalışmalarına sert tepki gösterdi. Resmî kayıtlarda tartışmalı saha, Gencer Maden İşletmeleri A.Ş. adına yürüyen IV. Grup çinko-bakır projesi olarak yer alıyor. Dosyada “ÇED Gerekli Değildir” kararı, süren dava ve su kaynakları üzerindeki olası etkiler tartışmanın merkezinde bulunuyor. Dereli’de maden gerilimi, Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk’ün bugün yaptığı sert açıklamayla yeniden yükseldi. Türk, Meşeliyatak, Eğri Ambar, Yıldız, Yeşiltepe köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerinin üst kesimlerinde başlatılan maden sondaj çalışmalarının daha ilk aşamada doğada gözle görülür tahribat yarattığını söyledi. Bölgedeki müdahalenin yalnızca bir sondaj faaliyeti olarak görülemeyeceğini vurgulayan Türk, su kaynaklarının, orman dokusunun, tarımsal üretim alanlarının ve yaşam alanlarının tehdit altında bulunduğunu savundu. Açıklamasında Giresun milletvekillerine doğrudan seslenen Türk, “Şirketin mi, halkın mı yanındasınız?” sözleriyle sert tepki gösterdi; seçim dönemlerinde sahada görünen siyasetçilerin bugün Dereli’de yükselen itiraza sessiz kalmaması gerektiğini belirtti. Türk, özel mülkiyete müdahale iddiaları, yerleşim alanlarına yakınlık, su havzaları üzerindeki risk ve çevre hakkı başlıklarında yetkilileri uyardı; 31 Mart Salı günü görüleceğini belirttiği dava öncesinde yargının bölge halkının sesine kulak vermesi çağrısı yaptı. RESMÎ DOSYADA HANGİ MADEN VAR? Tartışmanın merkezindeki saha, kamu kayıtlarında belirsiz bir “arama alanı” olarak değil, çinko-bakır dosyası olarak görünüyor. TBMM’ye sunulan 16 Mayıs 2025 tarihli yazılı soru önergesinde proje, Gencer Maden İşletmeleri A.Ş.’ye ait 183.085 metrekarelik alanda IV. Grup Çinko-Bakır Yeraltı Madeni olarak tanımlandı. Giresun İli 2024 Çevre Durum Raporu kamuya açık durumda; yerel basına yansıyan rapor özetinde aynı Dereli kaydı “Jeoloji Haritalama” başlığı altında 18,3 hektarlık ÇED alanı, cevher için kırma-eleme sonrası satış ve sahada zenginleştirme tesisi kurulmayacağı notlarıyla aktarıldı. İZİN ZİNCİRİ NEYİ GÖSTERİYOR? Dosyanın çevre süreci, Gencer Maden’in 13 Aralık 2021’de Giresun Valiliğine yaptığı başvuruyla başladı. TBMM’ye verilen 2022 tarihli resmî cevapta, Dereli Kaymakamlığı, Dereli Belediye Başkanlığı, DSİ 22. Bölge Müdürlüğü, Orman Bölge Müdürlüğü, AFAD, İl Özel İdaresi, İl Tarım ve Orman, İl Sağlık ve ilgili diğer kurumların görüşlerinin istendiği belirtildi. Aynı cevap, “ÇED Gerekli Değildir” kararının projenin başlaması için gerekli tek koşul olmadığını açıkça vurguladı. MAPEG’in resmî SSS sayfasında da, IV. Grup madenlerde detay arama döneminin dört yıl olduğu ve işletme izni düzenlenmeden üretim ile satış faaliyeti yapılamayacağı yazıyor. TBMM’ye verilen 2025 tarihli resmî cevapta ise Giresun Valiliğinin 19 Ekim 2022 tarihli ve E-2022178 sayılı “ÇED Gerekli Değildir” kararı anıldı; aynı belgede, kararın iptali istemiyle açılan davanın Giresun İdare Mahkemesinde 2025/123 esas numarasıyla sürdüğü ve proje çevresindeki su kaynaklarına olası etkileri değerlendirmek üzere hidrojeolojik rapor hazırlandığı belirtildi. VEKİLLER DOSYADA NE YAPTI? Elvan Işık Gezmiş: CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Dereli dosyasını en görünür biçimde Meclis gündemine taşıyan isim oldu. Gezmiş, 28 Kasım 2024’te Genel Kurul’da yaptığı konuşmada Giresun’un yüzde 85’inin maden arama sahası olarak ruhsatlandırıldığını söyledi; Dereli’de Yeşiltepe, Meşeliyatak, Eğrianbar, Yıldız köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerini tek tek anarak bölgedeki maden baskısını kürsüden gündeme taşıdı. Ardından 26 Aralık 2024’te Giresun ilindeki madencilik faaliyetlerine ilişkin yazılı soru önergesi verdi. Dereli’deki Gencer Maden dosyası da 16 Mayıs 2025 tarihli ayrı bir yazılı soru önergesiyle doğrudan TBMM kayıtlarına geçti. Ertuğrul Gazi Konal: MHP Giresun Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal, Dereli’deki madencilik tartışmasına kamuoyuna açık tepki veren isimler arasında yer aldı. 4 Şubat 2025 tarihli haber kaydına göre Konal, Dereli ilçesinde halka, doğaya ve su kaynaklarına rağmen faaliyete geçirilmek istenen madencilik çalışmalarına karşı olduğunu açıkladı. Nazım Elmas: AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas, TBMM kayıtlarında Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı olarak yer alıyor. Erişilebilen açık kamu kayıtlarında, Dereli’deki Gencer Maden çinko-bakır dosyasına doğrudan bağlanan, Meclis tutanağına veya yazılı soru önergesine yansımış ayrı bir girişim bu taramada belirginleşmedi. Ali Temür: AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, TBMM resmî sayfasında Türkiye-Afganistan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve KİT Komisyonu üyesi olarak yer alıyor. Erişilebilen açık kamu kayıtlarında, Dereli’deki Gencer Maden dosyasına özel, doğrudan ve ayrı bir Meclis müdahalesi ya da kamuoyuna açık ayrıntılı çıkışı bu taramada belirginleşmedi. BİLİMSEL RİSKLER HANGİ BAŞLIKLARDA TOPLANIYOR? Çinko-bakır gibi sülfürlü cevherlerle ilişkili projelerde en ağır ve en hassas başlık sudur. Bu tür sahalarda cevherin ya da sülfürlü kayaçların hava ve suyla teması, uzun vadede asidik drenaj riskini gündeme getirir. Bu süreçte oluşan asidik yapı, kayaç içindeki metalleri çözerek akışa katabilir. Sonuçta bakır, çinko ve benzeri metaller yüzey sularına, dere yataklarına ve yeraltı su sistemlerine taşınabilir. Bu risk yalnızca maden işletmesinin kendisiyle sınırlı değildir; sondaj alanları, yol yarmaları, açık kaya yüzeyleri, kazı malzemesi ve uygun yönetilmeyen atık alanları da benzer bir kimyasal sürecin başlangıç noktası haline gelebilir. EPA, asit maden drenajında ortaya çıkan akışkanların yüksek toksisite taşıyabildiğini; USGS ise pyrit gibi sülfürlü minerallerin hava ve suyla tepkimeye girerek sülfürik asit oluşturduğunu ve bunun metalleri yüzey ve yeraltı suyuna taşıyabildiğini belirtiyor. Su başlığının ikinci boyutu miktar ve akış rejimidir. Madencilik faaliyetleri, özellikle eğimli arazilerde yapılan kazılar ve drenaj müdahaleleriyle birlikte doğal su dolaşımını değiştirebilir. Yüzeydeki küçük dere yatakları, kaynak suları, çeşmeler ve yeraltı beslenme hatları bu süreçten etkilenebilir. Yeraltı su seviyesinde düşüş, bazı kaynakların debisinde azalma, suyun doğal akış yönünde değişim ya da mevsimsel rejimde bozulma ihtimali bu yüzden dikkate alınmak zorundadır. IFC’nin madencilik rehberi, su kullanımı, yüzey ve yeraltı suyu azalması ile fırtına suyu akışının düzenli izleme ve yönetim gerektirdiğini açıkça vurguluyor. İkinci büyük risk, eğimli ve ormanlık arazide açılan yolların doğurduğu sediment, erozyon ve heyelan yüküdür. Maden sahasına ulaşmak için açılan her yeni yol, yalnızca bir ulaşım hattı değil; aynı zamanda toprağın doğal dengesine yapılmış doğrudan bir müdahaledir. Yol açımı sırasında bitki örtüsünün kaldırılması, şevlerin kesilmesi, toprağın gevşetilmesi ve drenaj rejiminin değiştirilmesi, yoğun yağış alan bölgelerde sediment taşınımını hızlandırır. Bunun sonucu olarak dere yataklarına daha fazla ince malzeme taşınır, su bulanıklığı artar, ekosistem baskı altına girer ve aşağı kotlardaki tarım alanları ile su alma noktaları etkilenebilir. EPA, ormanlık alanlarda yol yapımı ve yol kullanımını, orman arazilerindeki yayılı kirliliğin başlıca kaynağı olarak tanımlıyor ve toplam sedimentin çok büyük bölümünün bu yolla taşınabildiğini belirtiyor. Orman dokusuna müdahale de başlı başına ayrı bir bilimsel risk alanıdır. Ağaç örtüsü yalnızca görsel bir doğal varlık değildir; toprağı tutan, yüzey akışını dengeleyen, suyu filtreleyen ve mikroiklimi koruyan temel bir ekolojik kalkandır. Bu örtü zayıfladığında hem toprak kaybı artar hem de suyun havza içindeki davranışı değişir. Arıcılık, hayvancılık ve küçük ölçekli kırsal üretim de bu değişimden dolaylı ya da doğrudan etkilenebilir. EPA, akarsu kenarı bitki örtüsünün kaldırılmasının su kalitesi ve sucul yaşam üzerinde olumsuz sonuçlar yaratabildiğini belirtiyor. Bir başka önemli başlık toz, gürültü ve titreşimdir. Sondaj, kazı, yol yapımı, araç hareketliliği ve malzeme taşınması; özellikle yakın yerleşim alanlarında hava kalitesi ve yaşam konforu üzerinde doğrudan baskı yaratabilir. Kuru dönemlerde yol kaynaklı toz, tarım alanlarına, bitki örtüsüne, su yüzeylerine ve yerleşim alanlarına taşınabilir. Gürültü ve titreşim ise yalnızca insan yaşamını değil, kırsal üretimi ve yaban hayatını da etkileyebilir. IFC madencilik rehberi ile Dünya Bankası çevre-sağlık-güvenlik çerçevesi, bu başlıkların düzenli ölçüm ve yönetim gerektirdiğini açıkça ortaya koyuyor. Faaliyet ilerlediği takdirde atık yönetimi başlığı da daha kritik hale gelir. Sondaj çamurları, kazı artıkları, pasa malzemesi, yağ ve yakıt kalıntıları, uygunsuz depolama veya sızdırmazlık eksikliği halinde toprağa ve suya karışabilir. Özellikle yağışlı bölgelerde yüzey akışı bu tür kirleticileri çok daha hızlı biçimde yayabilir. Bu yüzden yalnızca cevherin çıkarılması değil, çalışma sırasında ortaya çıkan her türlü yan malzemenin nasıl depolandığı, nasıl taşındığı ve nasıl bertaraf edildiği de bilimsel denetimin konusu olmalıdır. EPA ve USGS kaynakları, asidik ve metal yüklü drenajın içme suyu, sucul yaşam ve toprak üzerinde birleşik etkiler yaratabildiğini vurguluyor. SAĞLIK VE EKOLOJİK ETKİLER Bakır ve çinko gibi metallerin çevreye kontrolsüz biçimde taşınması halinde risk yalnızca su kalitesiyle sınırlı kalmaz; insan sağlığı, tarımsal üretim ve ekosistem üzerinde de baskı oluşabilir. Bu noktada sağlık etkilerini “kesin gerçekleşmiş sonuç” gibi değil, maruziyet halinde görülebilecek riskler olarak kurmak gerekir. Bakır için sindirim sistemi, karaciğer, böbrek ve nörolojik sistem hassas hedefler arasında sayılırken; çinko için özellikle yoğun duman ve partikül maruziyetinde solunum yolu etkileri ile kısa süreli zehirlenme tabloları öne çıkıyor. ATSDR’nin güncel bakır toksikoloji özeti, gastrointestinal sistem, karaciğer, böbrek ve nörolojik sistemi hassas hedefler arasında sayıyor. Bakır maruziyetinde özellikle sindirim sistemi yakınmaları dikkat çekebilir. Bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi belirtiler akut tabloda görülebilen başlıca yakınmalar arasında yer alır. Daha yüksek ya da daha uzun süreli maruziyetlerde karaciğer ve böbrek etkileri de önem kazanır. Ağır olgularda karaciğer etkilenmesine bağlı sarılık gibi klinik bulgular değerlendirme konusu olabilir. Bu nedenle “sarılık” ifadesi, doğrudan olmuş bir sonuç gibi değil, yüksek düzey metal maruziyetinde görülebilecek ağır bulgular arasında kullanılmalıdır. Çinko tarafında ise özellikle duman ve ince partikül maruziyeti önemlidir. Yoğun çinko oksit dumanına akut maruziyet, “metal dumanı ateşi” olarak bilinen tabloya yol açabilir. Bu tabloda baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik, kırgınlık, öksürük, boğaz irritasyonu ve ateş benzeri yakınmalar görülebilir. Bu nedenle kısa süreli zehirlenme belirtileri örneklenirken baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik ve solunum yolu irritasyonu gibi bulgular görülebilir. Solunum sistemi bakımından dilin daha da dikkatli kurulması gerekir. “KOAH yapar” demek fazla kesin ve doğrudan bir hüküm olur. Daha doğru ifade, metal partikülü, asidik aerosol, toz ve kimyasal irritan maruziyetinin mevcut solunum hastalıklarını ağırlaştırabileceği, hassas kişilerde nefes darlığı, öksürük, bronş irritasyonu ve akciğer stresini artırabileceği yönündedir. NIOSH’un sülfürik asit rehberi, sülfürik asidin göz, deri, burun, boğaz ve solunum yolu için aşındırıcı olduğunu; ciddi maruziyetlerde bronşit, akciğer ödemi ve amfizem benzeri ağır solunum etkileriyle ilişkili olabileceğini belirtiyor. Çevresel etkiler tarafında ise bakır ve çinko yükü hava, su ve toprak kalitesi üzerinde zincirleme baskı yaratabilir. Asidik drenaj oluştuğunda metal çözünmesi artar; bu metaller dere yataklarına, yüzey sularına, yeraltı sularına ve zamanla toprağa taşınabilir. Sonuçta sucul yaşam zarar görebilir, tarım toprağında kirlenme riski oluşabilir ve ekosistem bütünlüğü zedelenebilir. USGS, mine drainage ile kirlenmiş içme suyu, sucul bitki ve hayvanların büyüme-üreme döngüsünde bozulma ve altyapı üzerinde aşındırıcı etki risklerini açıkça sıralıyor. “Yeşil görünüm” ya da su renginde değişim gibi ifadeler de dikkatli kullanılmalıdır. Metal yüklü akışlarda zaman zaman yeşilimsi, mavimsi ya da pas tonlarında renk değişimleri görülebilir; ancak bu tür görsel değişimler tek başına kirliliğin kesin kanıtı sayılmaz. USGS, mine drainage süreçlerinde kırmızı, turuncu ya da sarı çökeltilerin oluşabildiğini; renk değişiminin kimyasal süreçlerle bağlantılı olabileceğini, ancak teknik değerlendirmenin analizle yapılması gerektiğini gösteriyor. Bu nedenle en doğru form, “renk değişimi kirlilik göstergesi olabilir, kesin tespit analizle yapılır” cümlesi olacaktır. Bu dosyada “sülfürik asit yağmurları” ifadesi yerine “sülfürlü kayaçların su ve oksijenle teması sonucu gelişebilen asidik drenaj ve metal taşınımı” demek daha doğrudur. Çünkü Dereli dosyasında eldeki bilimsel çerçeve, klasik atmosferik asit yağışından çok, madenle ilişkili asidik su ve metal çözünmesi mekanizmasına işaret ediyor. SONUÇ VE BİLİMSEL ÖNERİLER Dereli dosyasında bundan sonraki aşama, açıklamaların ötesine geçen, ölçülebilir ve denetlenebilir bir teknik inceleme süreci olmalıdır. Proje Tanıtım Dosyası, hidrojeolojik rapor, kurum görüşleri, ruhsat bilgileri ve varsa işletme izni kamuoyuna tam olarak açılmalıdır. Dosyada güven zemini ancak belge şeffaflığıyla kurulabilir. Bağımsız hidrojeolojik izleme programı kurulmalıdır. Dere, kaynak, çeşme, içme suyu hattı ve olası özel su alma noktalarında mevsimsel veri toplanmalı; su seviyesi, debi, pH, iletkenlik, askıda katı madde ve metal parametreleri düzenli yayımlanmalıdır. IFC rehberi, madencilik öncesi temel verinin ve düzenli örneklemenin kritik olduğunu gösteriyor. Asit maden drenajı ve metal liçi potansiyeli laboratuvar düzeyinde test edilmelidir. Cevher, yan kayaç, yol yarması ve sondaj atıkları için asit üretme potansiyeli ile metal çözünmesi analiz edilmeden “risk yoktur” denilemez. Yol açımı ve şev müdahaleleri için ayrı bir erozyon-sediment planı hazırlanmalıdır. Sediment havuzları, kontrollü drenaj, şev koruma ve yüzey stabilizasyonu zorunlu hale getirilmelidir; çünkü en erken çevresel yük çoğu zaman doğrudan cevherden değil, yoldan gelir. Toz, gürültü ve titreşim için saha bazlı anlık kontrol sistemi kurulmalıdır. Yol sulama, hız düşürme, malzeme taşıma noktalarında bastırma önlemleri ve hassas yerleşim yakınlarında düzenli ölçüm yapılmalıdır. IFC rehberi, bu başlıkların sürekli izlenmesini öneriyor. Ekolojik etki envanteri hazırlanmalıdır. Orman dokusu, arıcılık alanları, mera kullanımı, yaban hayatı geçişleri ve hassas habitatlar bağımsız uzmanlarca haritalanmalıdır. Tartışma yalnızca cevher değeriyle değil, kaybedilebilecek ekolojik ve kırsal üretim değeriyle birlikte değerlendirilmelidir. Kapatma ve faaliyet sonrası izleme planı daha bugünden hazırlanmalıdır. Risk esaslı kapatma senaryosu, şev güvenliği, su kalitesi ve olası kirletici salımı bakımından proje başlangıcında tanımlanmalıdır. Milletvekilleri, ilgili kurumlar, meslek odaları ve köy temsilcilerinden oluşan teknik ortak masa kurulmalıdır. Bu masa, siyasal polemik için değil; su verisi, izin zinciri, mülkiyet sınırı ve çevresel ölçümlerin düzenli paylaşımı için çalışmalıdır. Dosyada gerilimi düşürecek olan şey slogan değil, bağımsız doğrulama ve açık veridir.

GİRESUN’DA BAYRAM MESAİSİ: 5 BİNİ AŞKIN PERSONEL SAHADA OLACAK Haber

GİRESUN’DA BAYRAM MESAİSİ: 5 BİNİ AŞKIN PERSONEL SAHADA OLACAK

GİRESUN’DA BAYRAM MESAİSİ: 5 BİNİ AŞKIN PERSONEL SAHADA OLACAK Giresun’da Ramazan Bayramı süresince uygulanacak güvenlik ve trafik tedbirleri, Vali Mustafa Koç başkanlığında yapılan Asayiş Toplantısı’nda masaya yatırıldı. Arife günü 67 uygulama noktasında 1.297 personel görev yapacak, bayram boyunca denetimlere 14 hava aracı da destek verecek. Giresun’da Ramazan Bayramı öncesi güvenlik alarmı verildi. Vali Mustafa Koç başkanlığında 16 Mart Pazartesi günü saat 15.00’te gerçekleştirilen Asayiş Toplantısı’nda, bayram süresince il genelinde uygulanacak asayiş ve trafik tedbirleri karara bağlandı. Toplantıya İl Emniyet Müdürü Ferhat Akbaş, İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Nihat Özkök ile Sahil Güvenlik 73 Bot Komutanı Üsteğmen Çağrı Çanakçı katıldı. Toplantıda, vatandaşların bayram boyunca huzur ve güven içinde seyahat etmelerini sağlamak amacıyla uygulanacak yol güvenliği, denetim ve asayiş stratejileri ele alındı. Planlamaya göre bayram süresince Giresun genelinde yoğun bir denetim mekanizması devreye alınacak. Arife gününde 67 ayrı uygulama noktasında 1.297 personel ve 279 araç görev yapacak. Bayramın birinci gününde 66 noktada 1.257 personel, ikinci gününde 67 noktada 1.175 personel, üçüncü gününde ise 66 noktada 1.204 personel sahada olacak. Bayram boyunca sürdürülecek denetim faaliyetlerine toplam 14 hava aracı da destek verecek. Böylece karadan yürütülen uygulamalar, havadan yapılacak takip ve gözetimle güçlendirilecek. Emniyet ve jandarma ekipleri, terminal, ara durak ve otoyol güzergâhlarında denetimlerini artıracak. Şehirler arası yolcu taşımacılığında özellikle otobüs şoförleri ile yolcuların emniyet kemeri kullanımı titizlikle kontrol edilecek. Trafik kazalarının yoğunlaştığı kritik noktalarda ise ilave işaretlemeler yapılacak, görünür ekip sayısı artırılacak. Bayram yoğunluğunun arttığı mezarlıklar, şehitlikler ve alışveriş merkezleri gibi alanlarda da asayiş birimleri takviye edilecek. Böylece hem araç trafiğinin hem de yaya hareketliliğinin yükseldiği bölgelerde güvenlik önlemleri üst seviyeye çıkarılacak. Denetimlerde yalnızca kontrol değil, iletişim boyutu da öne çıkacak. Ekiplerin sürücü ve yolcularla nezaket çerçevesinde yüz yüze temas kuracağı, saha uygulamalarında bilgilendirici yaklaşımın esas alınacağı bildirildi. Öte yandan bayram tatili süresince konaklama tesisleri ile günübirlik kiralanan evlere yönelik mevzuat kapsamındaki denetimler de devam edecek. Düzensiz göçle mücadele kapsamında kurulan “Mobil Göç Noktası” uygulamasının da bayram boyunca aralıksız sürdürüleceği açıklandı. Giresun’da alınan bu tedbirlerle birlikte, Ramazan Bayramı süresince hem şehir içi hem şehirler arası hareketliliğin güvenlik çemberi altında yönetilmesi hedefleniyor.

ZABITA KOORDİNASYON MERKEZİ DEVREDE Haber

ZABITA KOORDİNASYON MERKEZİ DEVREDE

GİRESUN’DA KENT GÜVENLİĞİNDE YENİ DÖNEM ZABITA KOORDİNASYON MERKEZİ DEVREDE Giresun Belediyesi, kent düzenini sağlamak ve zabıta denetimlerini daha hızlı hale getirmek amacıyla Zabıta Kent Güvenliği Koordinasyon Merkezi’ni hizmete açtı. Şehrin ana arterlerine yerleştirilen kameralarla kaldırım işgali, çöp bırakılması, sigara izmariti atılması ve yasak saatlerde araç girişi gibi ihlaller anlık olarak izlenecek. Belediye, 45 aktif kameraya ek olarak 19 yeni kamerayı da sisteme dahil etmeye hazırlanıyor. TEKNOLOJİ DESTEKLİ DENETİM BAŞLADI Giresun Belediyesi Zabıta Müdürlüğü bünyesinde kurulan yeni koordinasyon merkeziyle birlikte kent denetiminde teknoloji destekli yeni bir aşamaya geçildi. Belediye yönetimi, şehir genelindeki yoğun noktaları izleyen sistem sayesinde zabıta ekiplerinin sahaya daha hızlı yönlendirileceğini ve müdahalenin daha etkin hale geleceğini açıkladı. Yeni uygulama kapsamında, özellikle yayaların kullanım alanlarını işgal eden unsurlar, çevre kirliliğine yol açan görüntüler ve belirlenen kurallara aykırı araç hareketleri merkeze yansıyacak. Böylece ekipler, tespit edilen ihlallere kısa sürede müdahale edebilecek. 45 AKTİF KAMERA, 19 YENİ TAKVİYE Belediye tarafından yapılan bilgilendirmeye göre sistem şu anda 45 aktif kamerayla çalışıyor. Yakın süreçte kurulacak 19 ilave kamerayla birlikte kapsama alanının daha da genişletilmesi planlanıyor. Kameraların 7 gün 24 saat kayıt yapacağı belirtilirken, uygulamanın özellikle ana arterler ve yoğun noktalarda devreye alındığı bildirildi. BAŞKAN KÖSE SİSTEMİ YERİNDE İNCELEDİ Koordinasyon Merkezi’nin açılışı Belediye Başkanı Fuat Köse’nin katılımıyla gerçekleştirildi. Merkezde incelemelerde bulunan Köse, yetkililerden sistemin işleyişine ilişkin bilgi aldı. Kamera görüntülerini izleyen Köse’nin, tespit edilen aykırılıklar konusunda sahadaki ekiplere telsizle talimat verdiği görüldü. Açılışta konuşan Köse, zabıta ekiplerinin şehir düzeni ve kamu yaşamının işleyişi açısından önemli bir görev üstlendiğini belirterek, yeni merkezin bu çalışmaları daha güçlü hale getireceğini ifade etti. “KENT DÜZENİ DAHA YAKINDAN TAKİP EDİLECEK” Başkan Fuat Köse, sistemin yalnızca görüntü izleme merkezi olmadığını, aynı zamanda kent düzenini korumaya dönük aktif bir denetim altyapısı oluşturduğunu söyledi. Köse, açıklamasında şu değerlendirmede bulundu: “Sistemimizde 45 aktif kamera bulunuyor. İlave olarak yakın zamanda 19 yeni kamera ile sistemimizi daha da güçlendireceğiz. Bu kameralar 7 gün 24 saat boyunca kayıtta olacak. Bu sayede şehrimizde olup biten her hareketi güvenle takip edeceğiz. Bu sistemle, özellikle kaldırım işgalleri, gelişigüzel çöp bırakılması, halkın dini duygularını suistimal eden dilenciler, sigara izmariti atılması gibi zabıtanın denetiminde olan birçok konuyu anında tespit edeceğiz. Ayrıca, cadde ve sokaklarımızda encümen kararlarıyla belirlenmiş saatler dışında araç girişlerini de takip edeceğiz.” HEDEF: DAHA DÜZENLİ, DAHA KONTROLLÜ BİR KENT Belediye yönetimi, yeni sistemin hem yaya güvenliğine katkı sunacağını hem de kent yaşamındaki düzensizliklerin daha hızlı tespit edilmesini sağlayacağını vurguluyor. Özellikle yoğun kullanılan cadde ve sokaklarda kuralların uygulanabilirliğini artırması beklenen koordinasyon merkezinin, zabıta hizmetlerinde yeni bir dönemin kapısını araladığı değerlendiriliyor. Başkan Köse de, Giresun’u daha modern ve güvenli bir şehir haline getirmek için çalışmayı sürdüreceklerini belirterek, kurulan merkezin kente hayırlı olmasını diledi.

AKSU VADİSİ İÇİN ALARM: “SUYUMUZ BALÇIK OLDU, GELECEĞİMİZ TEHLİKEDE” Haber

AKSU VADİSİ İÇİN ALARM: “SUYUMUZ BALÇIK OLDU, GELECEĞİMİZ TEHLİKEDE”

AKSU VADİSİ İÇİN ALARM: “SUYUMUZ BALÇIK OLDU, GELECEĞİMİZ TEHLİKEDE” GİRESUN – İbrahim Türk, Dereli Doğa ve Yaşam Derneği adına yaptığı açıklamada, Aksu Vadisi’nde yürütülen madencilik faaliyetlerinin bölgedeki su kaynakları ve tarımsal üretim üzerinde ciddi tahribata yol açtığını belirtti. Vadideki doğal yaşamın ve kırsal ekonominin tehdit altında olduğunu vurgulayan Türk, yetkilileri acil önlem almaya çağırdı. “Fındık ve Hayvancılık Rantın Kurbanı Edilemez” “Aksu Vadisi sahipsiz değil; binlerce insanın geçim kaynağı tehlike altında.” Türk, vadide faaliyet gösteren Gencer Madencilik tarafından sürdürülen çalışmaların; Bahçeli, Sütlüce, Yeşiltepe ve Yıldız köyleri ile Meşeli Yatak mevkiinde su kaynaklarını olumsuz etkilediğini ifade etti. Açıklamada, bulanıklaşan suyun tarımsal sulamayı ve hayvancılığı doğrudan etkilediği savunuldu. “Dünya markası olan fındığımız ve geçim kaynağımız hayvancılık kirlenen sulardan zarar görüyor. Suyun balçığa dönmesi, köylünün rızkının elinden alınması demektir,” diyen Türk, yaşananları “doğa ve yaşam alanlarına yönelik ağır bir tehdit” olarak nitelendirdi. “Kurumlar İzliyor, Biz Hesap Soruyoruz” Spot: “Derhal su analizleri yapılmalı, denetimler artırılmalı.” Dernek adına yapılan açıklamada, kamu kurumlarının denetim konusunda daha aktif rol alması gerektiği vurgulandı. Türk; Giresun Valiliği, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ve Devlet Su İşleri yetkililerine çağrıda bulunarak, bölgede kapsamlı su analizleri yapılmasını ve çevresel etkilerin şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmasını istedi. Türk, hukuki süreçlerin başlatıldığını belirterek, “Bu mesele yalnızca çevre değil, aynı zamanda halk sağlığı ve kırsal ekonominin geleceği meselesidir,” dedi. “Aksu Vadisi’ni Teslim Etmeyeceğiz” “Bu topraklarda doğduk, bu sularla büyüdük.” Açıklamanın sonunda toplumsal duyarlılığın artırılacağı mesajı verildi. Türk, kamuoyu desteğinin büyümesiyle birlikte çevresel mücadelenin sürdürüleceğini belirterek, vadinin doğal yapısının ve su havzasının korunmasının hayati önemde olduğunu ifade etti. “Toprağımızı, suyumuzu ve fındığımızı rant odaklarına teslim etmeyeceğiz. Aksu Vadisi’nin sesini tüm Türkiye duyana kadar mücadele edeceğiz.” Bölge Halkı Endişeli Bölgede yaşayan vatandaşlar ise su kaynaklarındaki değişim nedeniyle hem tarımsal üretimin hem de içme suyu güvenliğinin risk altında olabileceğini dile getiriyor. Uzmanların yapacağı bilimsel analizlerin ve resmi açıklamaların, tartışmalara netlik kazandırması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.