Hava Durumu

#Denetim

giresunsonhaber - Denetim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Denetim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KORNA, GÜRÜLTÜ VE TRAFİK SIKIŞIKLIĞI TEPKİSİ Haber

KORNA, GÜRÜLTÜ VE TRAFİK SIKIŞIKLIĞI TEPKİSİ

KORNA, GÜRÜLTÜ VE TRAFİK SIKIŞIKLIĞI TEPKİSİ Giresun’un Hacısiyam Mahallesi Fatih Caddesi’nde artan araç yoğunluğu, yüksek sesli müzik, havalı korna ve gereksiz korna kullanımı mahalle sakinleri ile cadde esnafını rahatsız ediyor. Mahallede trafik akışının yeniden planlanması, bazı yolların tek yöne çevrilmesi, kaldırımların yayalara bırakılması ve gürültüye karşı kamera destekli denetim yapılması isteniyor. FATİH CADDESİ’NDE TRAFİK GÜNLÜK YAŞAMI ZORLUYOR Giresun merkez Hacısiyam Mahallesi Fatih Caddesi, dolmuş hattı araçları, cadde üzerindeki esnaf hareketliliği, alışveriş yoğunluğu ve her yöne açık bağlantı yolları nedeniyle gün içinde sık sık trafik baskısı yaşıyor. Araçların dar ve yoğun noktalarda karşı karşıya gelmesiyle trafik akışı yavaşlıyor, bazı bölümlerde sürücüler uzun süre beklemek zorunda kalıyor. Bu sıkışıklık sırasında dakikalarca çalınan kornalar, havalı korna kullanımı ve yüksek sesli müzik mahallede ciddi bir gürültü sorununa dönüşüyor. Mahalle sakinleri, sorunun yalnızca trafik sıkışıklığıyla sınırlı kalmadığını, cadde üzerindeki gürültünün evlerde, iş yerlerinde ve yaya hareketliliğinde günlük yaşam kalitesini düşürdüğünü belirtiyor. TEK YÖN, ALTERNATİF GÜZERGÂH VE YAYA DÜZENİ TALEBİ Bölge sakinleri, Fatih Caddesi ve bağlantı yollarında trafik akışının yeniden ele alınmasını istiyor. Sıkışıklık yaşanan noktalarda çift yönlü geçişlerin trafiği daha da zorlaştırdığı belirtilirken, bazı sokakların tek yöne çevrilmesi ve araç yoğunluğunun alternatif güzergâhlara dağıtılması talep ediliyor. Mahalle içindeki yoğun yollarda gereksiz korna kullanımının yasaklanması, korna denetimlerinin artırılması, yaya geçitlerinin belirgin hale getirilmesi ve kaldırımların araç işgalinden arındırılarak tamamen yayalara bırakılması isteniyor. Bu düzenlemelerin yalnızca araç trafiğini rahatlatmayacağı, aynı zamanda yayaların güvenliğini artıracağı ve mahalledeki gürültü baskısını azaltacağı değerlendiriliyor. DÜNYA KENTLERİ GÜRÜLTÜYÜ TRAFİK SORUNU OLARAK ELE ALIYOR Trafik kaynaklı gürültü, dünya kentlerinde artık yalnızca rahatsızlık başlığıyla değil, halk sağlığı ve kent yönetimi sorunu olarak ele alınıyor. Dünya Sağlık Örgütü, çevresel gürültünün insan sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek özellikle karayolu, demiryolu, hava yolu ve eğlence kaynaklı gürültüye karşı yerel yönetimlerin önlem almasını öneriyor. Avrupa Çevre Ajansı’nın çevresel gürültü raporları, karayolu trafiğinden kaynaklanan uzun süreli gürültünün Avrupa’da milyonlarca kişiyi etkilediğini, uyku bozukluğu, stres, kalp-damar hastalıkları ve yaşam kalitesi kaybı gibi sonuçlarla ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Bilimsel çalışmalar da kent içi gürültünün yalnızca motor sesinden oluşmadığını, korna, ani hızlanma, yoğun araç akışı ve yol geometrisinin toplam gürültü düzeyini artırdığını gösteriyor. Bu nedenle çözüm yalnızca ceza uygulamasına değil, trafik akışının düzenlenmesine, araç hızının kontrol edilmesine, yaya alanlarının korunmasına ve gürültü kaynaklarının ölçülmesine dayanıyor. NEW YORK, PARİS VE LONDRA’DA GÜRÜLTÜ KAMERASI ÖRNEKLERİ New York’ta araç gürültüsünü azaltmak için mikrofon ve kamera sistemleriyle çalışan gürültü kamerası uygulaması devreye alındı. Sistem, belirlenen sınırları aşan araçları tespit ederek plaka ve ses kaydı üzerinden denetim yapılmasına imkân sağlıyor. İngiltere’de Ulaştırma Bakanlığı, aşırı gürültülü araçların yol kenarına yerleştirilen mikrofon ve kameralarla otomatik tespit edilmesine yönelik denemeler yürüttü. Bu sistemlerde amaç, özellikle egzoz, motor ve yüksek ses üreten araç kaynaklı gürültünün somut veriyle belirlenmesi oldu. Paris’te de araç gürültüsünü ölçen ses radarı uygulamaları gündeme alındı. Bu sistemler, kentin yoğun bölgelerinde gürültü sınırını aşan araçların belirlenmesi ve denetlenmesi için kullanılıyor. Dünya örnekleri, Hacısiyam Mahallesi gibi yoğun yerleşim ve ticaret alanlarında yaşanan sorunun yalnızca yerel bir şikâyet olmadığını, kent yönetimlerinin trafik, çevre sağlığı ve yaşam kalitesi başlıklarında birlikte çözüm üretmesi gereken bir alan olduğunu gösteriyor. TÜRKİYE’DE DE MEVZUAT ZEMİNİ VAR Türkiye’de gereksiz korna kullanımı, trafik güvenliğini tehlikeye düşüren ve çevreyi rahatsız eden davranışlar kapsamında değerlendiriliyor. Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği, sürücülerin trafikte çevreyi rahatsız edecek şekilde hareket etmemesi ve araç donanımlarının mevzuata uygun olması gerektiğini düzenliyor. Bu nedenle Hacısiyam Mahallesi’nde dile getirilen korna, havalı korna, yüksek sesli müzik ve trafik sıkışıklığı şikâyetleri yalnızca mahalle rahatsızlığı olarak değil, trafik düzeni, çevre sağlığı ve kamu huzuru başlıklarında ele alınması gereken bir sorun olarak öne çıkıyor. KAMERA DESTEKLİ DENETİM BEKLENTİSİ Mahalle sakinleri, Fatih Caddesi başta olmak üzere kent merkezinde benzer yoğunluk yaşanan cadde ve sokaklarda kamera destekli denetim yapılmasını istiyor. Yüksek sesle müzik yayını yapan araçlar, havalı korna kullanan sürücüler, gereksiz korna çalanlar, yere çöp atanlar ve çevreyi kirleten kişilere yönelik daha görünür bir denetim sistemi bekleniyor. Gürültü kameraları, akıllı trafik kameraları, plaka tanıma sistemleri ve belediye-zabıta-emniyet koordinasyonuyla yürütülecek denetimler, hem caydırıcılığı artırabilir hem de yoğun cadde ve sokaklarda veri temelli trafik düzenlemesinin önünü açabilir. KENT MERKEZİNDE YAŞAM KALİTESİ İÇİN KALICI DÜZENLEME ÇAĞRISI Hacısiyam Mahallesi Fatih Caddesi’nde yaşanan trafik ve gürültü sorunu, Giresun kent merkezindeki ulaşım planlamasının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Dar sokaklarda çift yönlü araç akışının sürdürülmesi, kaldırımların yayalar yerine araçlar tarafından kullanılması, dolmuş ve özel araç yoğunluğunun aynı noktalarda birikmesi mahalle yaşamını zorlaştırıyor. Mahalle sakinleri, trafik akışını rahatlatacak, yayaları koruyacak, korna ve yüksek sesli müzik kullanımını sınırlandıracak, çevre kirliliğini kamera destekli denetimle takip edecek kalıcı bir düzenleme bekliyor. Giresun’da kent merkezindeki yoğun cadde ve mahallelerde trafik yalnızca araç geçişi olarak değil, yaya güvenliği, esnaf faaliyeti, mahalle huzuru ve çevre sağlığıyla birlikte planlanmak zorunda. Hacısiyam Mahallesi’nden yükselen tepki, bu ihtiyacın ertelenmeden ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.

SAHİLLERDE GÜVENLİ YÜZME İÇİN DENİZ SUYU TAKİBİ ŞART Haber

SAHİLLERDE GÜVENLİ YÜZME İÇİN DENİZ SUYU TAKİBİ ŞART

SAHİLLERDE GÜVENLİ YÜZME İÇİN DENİZ SUYU TAKİBİ ŞART Yaz sezonuyla birlikte sahillerde güvenli kullanımın yolu düzenli analiz, yetkin laboratuvar, güçlü altyapı kontrolü ve açık bilgilendirmeden geçiyor. Deniz suyunda halk sağlığı açısından asıl güvence, sezon boyunca sürdürülen mikrobiyolojik takip ve riskli dönemlerde yapılan ek kontrollerle sağlanıyor. Sahillerin yaz aylarında güvenli şekilde kullanılabilmesi için deniz suyunun yalnızca temiz görünmesi yeterli değildir. Halk sağlığı açısından önemli olan, deniz suyunda mikrobiyolojik kirlilik bulunup bulunmadığının düzenli olarak ölçülmesidir. Yüzme suyu takibi, denize giren vatandaşların sağlık risklerinden korunması için yürütülen temel halk sağlığı çalışmalarından biridir. Bu takip sayesinde sahillerde dışkısal kirlilik, altyapı kaynaklı riskler, yağış sonrası geçici bozulmalar ve yoğun kullanım dönemlerinde oluşabilecek mikrobiyolojik değişimler izlenir. ANALİZLERİ İL SAĞLIK MÜDÜRLÜKLERİ TAKİP EDER Yüzme suyu analizleri Sağlık Bakanlığı’nın izleme sistemi kapsamında yürütülür. İl düzeyinde süreç İl Sağlık Müdürlükleri tarafından takip edilir. Belirlenen yüzme alanlarından numuneler, yüzme sezonu boyunca hazırlanan programa göre alınır ve analizler Halk Sağlığı Laboratuvarlarında yapılır. Bu sistemde yerel yönetimler, çevre birimleri ve ilgili kurumlar sahadaki altyapı, plaj temizliği, kıyı kullanımı ve çevresel risk kaynaklarının kontrolünde tamamlayıcı sorumluluk üstlenir. Deniz suyunun halk sağlığı açısından laboratuvar analizi ise yetkilendirilmiş sağlık sistemi içinde yürütülür. Deniz suyu analizi, basit bir gözlem ya da sahada yapılan yüzeysel kontrol değildir. Numunenin doğru noktadan alınması, uygun kaplarla taşınması, belirlenen süre içinde laboratuvara ulaştırılması ve standart yöntemlerle incelenmesi gerekir. Bu nedenle analizlerin güvenilirliği, yalnızca cihazla değil; numune alma düzeni, taşıma koşulları, laboratuvar altyapısı, uzman personel, kalite kontrol ve resmi raporlama zinciriyle birlikte sağlanır. Laboratuvar gerekliliği Neden önemlidir? Mikrobiyolojik analiz altyapısı E. coli ve intestinal enterokok gibi göstergelerin doğru ölçülmesini sağlar Yetkin laboratuvar personeli Numune kabulü, analiz ve değerlendirme sürecinde hata riskini azaltır Uygun numune taşıma koşulları Numunenin bozulmadan laboratuvara ulaşmasını sağlar Kalite kontrol sistemi Sonuçların güvenilir ve karşılaştırılabilir olmasını sağlar Kayıt ve raporlama düzeni Sonuçların resmi olarak izlenmesini ve açıklanmasını mümkün kılar Yetkilendirilmiş kurum yapısı Analizin resmi geçerlilik taşımasını sağlar ANALİZLERDE MİKROBİYOLOJİK RİSK GÖSTERGELERİNE BAKILIR Deniz suyunda halk sağlığı açısından temel risk, dışkısal kirlilik kaynaklı mikrobiyolojik bulaştır. Bu nedenle yüzme suyu analizlerinde özellikle Escherichia coli ve intestinal enterokok değerleri izlenir. Bu iki parametre, deniz suyuna kanalizasyon, fosseptik, dere akışı, yağmur suyu, hayvansal atık veya yüzeysel kirlilik karışıp karışmadığını gösteren temel halk sağlığı göstergeleri arasında yer alır. Analiz parametresi Değerlendirme ölçütü Halk sağlığı açısından anlamı Escherichia coli / E. coli Mevzuat limitinin altında olmalı Dışkısal kirlilik ve bağırsak kaynaklı enfeksiyon riski açısından temel göstergedir İntestinal enterokok Mevzuat limitinin altında olmalı Deniz ve kıyı sularında mikrobiyolojik kirlilik takibinde önemli göstergedir Görsel kirlilik Yağ, köpük, çöp, kötü koku ve renk değişimi bulunmamalı Ani çevresel kirlilik veya deşarj riski açısından uyarıcıdır Kısa dönem kirlilik bulgusu Yağış, taşkın ve altyapı arızası sonrası ayrıca izlenmeli Geçici fakat halk sağlığını etkileyebilecek riskleri gösterir YÜZME SEZONU BOYUNCA DÜZENLİ NUMUNE ALINMALI Sahillerde güvenli yüzme ortamının korunması için deniz suyu analizleri yalnızca sezon başında yapılmamalıdır. Yüzme sezonu boyunca belirli aralıklarla numune alınması, sonuçların karşılaştırılması ve değişimlerin izlenmesi gerekir. Yaz aylarında sahillerde kullanım yoğunluğu artar. Bu yoğunluk, özellikle altyapı riski bulunan bölgelerde deniz suyu kalitesini etkileyebilir. Düzenli analizler, olası değişimleri erken fark etmeyi ve gerekli önlemleri zamanında almayı sağlar. Dönem / durum İzleme ihtiyacı Neden önemlidir? Yüzme sezonu başlangıcı Sezon başı temel ölçüm yapılmalı Plajların yaz kullanımına uygunluğu belirlenir Yüzme sezonu boyunca Düzenli aralıklarla numune alınmalı Deniz suyu kalitesindeki değişim takip edilir Yoğun kullanım dönemleri Ek kontrol yapılmalı Bayram, tatil ve hafta sonlarında sahil yükü artar Şiddetli yağış sonrası Riskli noktalardan yeniden numune alınmalı Dere, yağmur suyu ve yüzey akışı kirlilik taşıyabilir Altyapı arızası sonrası Hızlı kontrol yapılmalı Kanalizasyon, terfi merkezi veya arıtma kaynaklı risk oluşabilir Koku, köpük, renk değişimi veya çöp görüldüğünde Sahada inceleme ve gerekirse numune alınmalı Görsel bulgular ani kirlilik işareti olabilir RİSKLİ DÖNEMLERDE EK KONTROL HAYATİ ÖNEM TAŞIR Deniz suyu kalitesi her zaman sabit kalmaz. Akıntı, yağış, sıcaklık, dere debisi, kanalizasyon altyapısı, arıtma tesislerinin çalışma durumu ve insan yoğunluğu deniz suyunu kısa sürede etkileyebilir. Bu nedenle rutin analizlerin yanında riskli dönemlerde ek numune alınması gerekir. Özellikle yağış sonrası kıyılara taşınan yüzeysel kirlilik, dere ağızları ve altyapı bağlantıları sahillerde geçici mikrobiyolojik bozulmalara yol açabilir. SAHİL GÜVENLİĞİ ALTYAPI KONTROLÜYLE GÜÇLENİR Güvenli yüzme ortamı yalnızca deniz suyundan alınan numunelerle sağlanmaz. Kıyıdaki altyapı, çevre temizliği, dere yatakları, yağmur suyu hatları, kanalizasyon sistemi, arıtma tesisleri ve plaj kullanım yoğunluğu birlikte değerlendirilmelidir. Kontrol edilmesi gereken alan Ne takip edilmeli? Halk sağlığına etkisi Deniz suyu mikrobiyolojisi E. coli ve intestinal enterokok değerleri Dışkısal kirlilik ve enfeksiyon riski belirlenir Kanalizasyon hatları Kaçak, taşma ve bağlantı sorunu Denize kirletici girişinin önüne geçilir Yağmur suyu hatları Yağış sonrası taşınan kirlilik Kısa süreli mikrobiyolojik bozulmalar izlenir Arıtma tesisleri Düzenli çalışma, arıza ve deşarj durumu Kıyı sularına ulaşabilecek kirlilik riski azaltılır Dere ağızları Debi, taşkın ve atık taşınımı Yağış sonrası deniz suyu kalitesi korunur Plaj temizliği Çöp, plastik, atık ve kötü koku Fiziksel ve çevresel hijyen sağlanır Görsel denetim Köpük, yağ tabakası, renk değişimi ve bulanıklık Ani kirlilik belirtileri erken fark edilir Kullanım yoğunluğu Tatil, hafta sonu ve bayram yoğunluğu Kalabalık dönemlerde ek kontrol ihtiyacı belirlenir Bilgilendirme panoları Güncel analiz sonucu ve uyarılar Vatandaşın güvenli karar vermesi sağlanır SONUÇLAR VATANDAŞIN ANLAYACAĞI ŞEKİLDE PAYLAŞILMALI Deniz suyu analizlerinin etkili olabilmesi için sonuçların açık, düzenli ve anlaşılır biçimde kamuoyuyla paylaşılması gerekir. Vatandaş, hangi plajdan ne zaman numune alındığını, hangi parametrelerin ölçüldüğünü ve sonuçların mevzuat sınırına göre ne anlama geldiğini görebilmelidir. Bu bilgilendirme, sahillerde güven duygusunu güçlendirir. Aynı zamanda deniz suyu kalitesinin yalnızca kurumlar tarafından değil, vatandaşlar tarafından da takip edilebilir hale gelmesini sağlar. TÜM SAHİLLERDE ORTAK GÜVENLİK STANDARDI OLUŞTURULMALI Yüzme suyu güvenliği yalnızca belirli plajların meselesi değildir. Halkın denize girdiği tüm sahiller, belediye plajları, aile plajları, turistik kıyılar, dere ağızlarına yakın noktalar ve yoğun kullanılan alanlar aynı hassasiyetle izlenmelidir. Tüm sahillerde ortak güvenlik standardı için düzenli analiz, yetkin laboratuvar, güçlü altyapı kontrolü, çevresel denetim ve açık bilgilendirme birlikte yürütülmelidir. Sağlıklı deniz, ancak sahadaki çevre yönetimi ile laboratuvar verisinin aynı sistem içinde çalışmasıyla korunabilir. SAĞLIKLI SAHİLLER İÇİN SÜREKLİ TAKİP GEREKİYOR Yaz sezonunda vatandaşların denizden güvenle yararlanabilmesi için yüzme suyu kalitesinin düzenli olarak izlenmesi, riskli dönemlerde ek kontrollerin yapılması ve sonuçların şeffaf biçimde paylaşılması gerekiyor. Sahillerde güvenli yüzme ortamı; temiz kıyı, çalışan altyapı, düzenli laboratuvar analizi, çevresel kontrol ve doğru bilgilendirme ile sağlanır. Denizlerin sağlıklı kalması, yalnızca sezon başında yapılan ölçümlerle değil, yaz boyunca kesintisiz sürdürülen halk sağlığı takibiyle mümkün olur.

MİLLET BAHÇESİ’NDE ANIT AĞACA ZARAR Haber

MİLLET BAHÇESİ’NDE ANIT AĞACA ZARAR

MİLLET BAHÇESİ’NDE ANIT AĞACA ZARAR Giresun’un kent hafızasında önemli yeri bulunan Tarihi Millet Bahçesi’nde yaklaşık 200 yıllık at kestanesi ağacının gövdesinde derin yaralar oluştu. Anıt ağaç statüsündeki ağaca verilen zarar, tarihi alanların korunması, denetlenmesi ve doğal mirasa sahip çıkılması konusunda ciddi soru işaretleri oluşturdu. GİRESUN’UN TARİHİ PARKINDA ENDİŞE VEREN GÖRÜNTÜ Giresun’da eski adliye binasının karşısında, eski valilik binasının bitişiğinde yer alan Tarihi Millet Bahçesi’nde bulunan yaklaşık 200 yıllık at kestanesi ağacı zarar gördü. Anıt ağaç statüsündeki ağacın gövdesinin dip bölümünde kabuk kaybı, kazıma izleri ve canlı dokuyu açığa çıkaran derin tahribat oluştu. Hasarın görüntüsü, doğal yaşlanma ya da yüzeysel çizik izlerinden çok dış müdahale ihtimalini öne çıkardı. Gövdesindeki açık yaralar nedeniyle ağacın mantar, böceklenme, çürüme ve kuruma riskiyle karşı karşıya kalabileceği değerlendiriliyor. MİLLET BAHÇESİ, GİRESUN’UN KENT HAFIZASINDA ÖZEL YERE SAHİP Tarihi Millet Bahçesi, Giresun’un en eski kamusal yeşil alanlarından biri olarak kentin merkezinde yer alıyor. Bugünkü adıyla Millet Bahçesi olarak bilinen park, tarihsel kayıtlarda “Memleket Bahçesi” adıyla geçiyor. Parkın geçmişi 1900’lü yılların başına uzanıyor. Dönemin kaymakamı Münir Ziya ile Belediye Başkanı Kaptan Yorgi Paşa’nın öncülüğünde yaptırılan bahçe, eski valilerden Kadri Bey ve Sırrı Paşa’nın anısına inşa edilen giriş yapısı ve çeşmeleriyle Giresun’un şehir belleğinde önemli bir yer tutuyor. Tarihi Millet Bahçesi, yalnızca bir dinlenme alanı değil; eski yönetim yapıları, tarihi sokaklar, kale dokusu, anıt ağaçlar ve kamusal yaşamla birlikte Giresun’un geçmişini bugüne taşıyan önemli bir kültür alanı niteliği taşıyor. TARİHİ GİRİŞ KAPISI KENTİN SİMGELERİ ARASINDA Millet Bahçesi’nin en dikkat çekici unsurlarından biri, yontma ve kesme taştan inşa edilen kemerli tarihi giriş kapısıdır. Kapının üzerinde ve yan bölümlerinde yer alan kitabeler, bahçenin “Memleket Bahçesi” adıyla yaptırıldığını gösteriyor. Giriş yapısının iki yanında kitabeli çeşmeler bulunuyor. Doğudaki çeşme eski valilerden Kadri Bey, batıdaki çeşme ise eski valilerden Sırrı Paşa adına inşa edildi. Kesme taş işçiliği, mermer kitabeler, yuvarlak kemerli giriş açıklığı, sütun başlıkları ve çeşme düzeni, yapının yalnızca park girişi değil, aynı zamanda korunması gereken tarihi bir mimari unsur olduğunu ortaya koyuyor. Parkın kuzey bölümünde teraslı alan, çay salonu ve kale suru kalıntılarıyla ilişkilenen cephe dokusu bulunuyor. Bu özellikleriyle Millet Bahçesi, Giresun’da yeşil alan, tarih, mimari ve kent belleğinin aynı noktada buluştuğu özel alanlardan biri olarak öne çıkıyor. TESCİLLİ ALANDAKİ ZARAR SORU İŞARETLERİ OLUŞTURDU Sultan Selim Mahallesi’nde, Eşref Dizdar Caddesi üzerinde yer alan Millet Bahçesi’nin korunması gereken kültürel varlık olarak tescilli olması, alandaki her türlü müdahaleyi daha hassas hale getiriyor. Böyle bir alanda bulunan anıt ağacın zarar görmesi, bakım, denetim ve güvenlik sorumluluğunu yeniden gündeme taşıdı. Tarihi giriş kapısı, kitabeli çeşmeleri, sur kalıntıları ve anıt ağaçlarıyla birlikte korunması gereken bir bütün oluşturan Millet Bahçesi’nde yaşanan bu tahribat, yalnızca bir ağaca verilen zarar olarak görülemez. Bu zarar, Giresun’un tarihi ve doğal mirasına yönelmiş ciddi bir ihmal ve saldırı ihtimalini de gündeme getiriyor. BU ZARAR NASIL VERİLDİ? Anıt ağacın gövdesindeki tahribat şu soruları öne çıkardı: Bu ağaca kim ya da kimler zarar verdi? Tarihi Millet Bahçesi gibi kamusal ve tescilli bir alanda bu müdahale nasıl fark edilmedi? Alanı gören güvenlik kameraları var mı? Varsa kamera kayıtları incelendi mi? Ağacın bakım, denetim ve koruma sorumluluğu hangi kurumda? Anıt ağaç statüsündeki bir doğal miras unsurunun gövdesinde bu ölçüde tahribat oluşurken düzenli kontrol yapılmadı mı? Bu sorular, yalnızca bir ağacın zarar görmesiyle sınırlı değil; Giresun’un tarihi alanlarının, yeşil dokusunun ve ortak hafızasının nasıl korunduğuna ilişkin daha geniş bir sorumluluk alanını gündeme getiriyor. KENT HAFIZASINA VERİLEN ZARAR Tarihi Millet Bahçesi’ndeki at kestanesi, yalnızca park içindeki bir ağaç değildir. Yaklaşık iki asırlık geçmişe sahip olduğu belirtilen bu anıt ağaç, Giresun’un eski merkezinde yıllardır vatandaşlara gölge oldu, kentin sosyal yaşamına sessizce eşlik etti. Bir şehir yalnızca binalarıyla, sokaklarıyla ve meydanlarıyla yaşamaz. Asırlık ağaçlar da o şehrin hafızasını taşır. Bu nedenle gövdede oluşan derin tahribat, çevresel bir zarar olmanın ötesinde, şehir hafızasına, tarihi dokuya ve kamusal ortak değere verilmiş ciddi bir zarar olarak ele alınmalıdır. AĞACIN SAĞLIĞI RİSK ALTINDA Gövde kabuğunda oluşan geniş yaralar, ağacın dış etkilere karşı en önemli koruma tabakasını zayıflatıyor. Kabuk kaybı ve açık doku, zamanla mantar hastalıkları, böceklenme, çürüme ve kuruma riskini artırabiliyor. Ağacın gövdesindeki açık yaraların uzman ekipler tarafından incelenmesi, hasarın boyutunun belirlenmesi ve ağacın sağlığını koruyacak müdahalenin gecikmeden yapılması gerekiyor. Gövdeye temas eden kablo, aparat, metal parça, baskı unsuru ya da benzeri etkenler varsa bunların ağaca zarar vermeyecek şekilde kaldırılması önem taşıyor. YETKİLİLERDEN AÇIKLAMA BEKLENİYOR Giresun’da tarihi ve doğal değeri bulunan bir alandaki anıt ağacın zarar görmesi, yetkili kurumların denetim ve koruma sorumluluğunu yeniden gündeme taşıdı. Kamuoyu, ağaca verilen zararın ne zaman ve nasıl oluştuğunun açıklığa kavuşturulmasını, kamera kayıtlarının incelenmesini, sorumluların tespit edilmesini ve ağacın sağlığı için uzman müdahalesi başlatılmasını bekliyor. Tarihi Millet Bahçesi’nin korunması, yalnızca park bakımı ya da çevre düzenlemesi başlığı altında ele alınacak bir konu değildir. Bu alan; tarihi giriş kapısı, kitabeli çeşmeleri, sur kalıntıları, anıt ağaçları ve kent hafızasındaki yeriyle Giresun’un kültürel mirasının parçasıdır. NE YAPILABİLİR? Öncelikle ağacın bulunduğu alandaki güvenlik kamera kayıtları incelenmeli, zararın hangi tarihte ve kim tarafından verildiği belirlenmelidir. Ağacın gövdesindeki açık yaralar, belediyenin ilgili birimleri ile ziraat mühendisi, orman mühendisi veya ağaç sağlığı konusunda uzman ekipler tarafından yerinde kontrol edilmelidir. Gövdeye temas eden kablo, aparat, metal parça, baskı unsuru veya ağaca zarar verebilecek her türlü dış etken kaldırılmalıdır. Anıt ağacın çevresinde ziyaretçi baskısını azaltacak koruyucu düzenleme yapılmalı, bilgilendirici levha yenilenmeli ve ağacın düzenli sağlık takibi başlatılmalıdır. Tarihi Millet Bahçesi’ndeki anıt ağaçlar, tarihi giriş kapısı, kitabeli çeşmeler ve park dokusu için periyodik kontrol sistemi kurulmalı; bakım ve koruma çalışmaları kamuoyuna açık biçimde yürütülmelidir. Giresun’un tarihi ve doğal mirası yalnızca geçmişi anlatan sözlerle değil; denetim, bakım, koruma ve sorumlulukla yaşatılabilir. Bu nedenle anıt ağaca verilen zarar kayıt altına alınmalı, sorumlular hakkında işlem yapılmalı ve ağacın sağlığı için gecikmeden uzman müdahalesi başlatılmalıdır.

FATİH CADDESİ’NDE KORNA, YÜKSEK SESLİ MÜZİK VE GELİŞİGÜZEL PARK TEPKİSİ Haber

FATİH CADDESİ’NDE KORNA, YÜKSEK SESLİ MÜZİK VE GELİŞİGÜZEL PARK TEPKİSİ

FATİH CADDESİ’NDE KORNA, YÜKSEK SESLİ MÜZİK VE GELİŞİGÜZEL PARK TEPKİSİ Giresun’da Fatih Caddesi’nin Sazbeyi Petrol Ofisi ile Fiskobirlik Genel Müdürlüğü arasında kalan bölümünde yaşanan trafik yoğunluğu, korna sesi, yüksek sesli müzik ve gelişigüzel park sorunu bölge sakinlerinin tepkisini artırıyor. Mahalle içinde ortak yaşam kurallarını zorlayan davranışlar, özellikle gece saatlerinde ciddi rahatsızlık oluşturuyor. CADDEDE TRAFİK DEĞİL, ORTAK YAŞAM SORUNU YAŞANIYOR Fatih Caddesi’nde yıllardır süren trafik düzensizliği, yalnızca araç geçişini değil, bölgede yaşayan vatandaşların günlük yaşamını da olumsuz etkiliyor. Sazbeyi Petrol Ofisi ile Fiskobirlik Genel Müdürlüğü arasında kalan bölümde özellikle yoğun saatlerde araç akışı yavaşlıyor, kısa süreli beklemeler ise bazı sürücülerin sabırsız ve rahatsız edici davranışlarıyla daha büyük bir soruna dönüşüyor. Cadde içinde ilerleyen bazı araçlardan yüksek sesle müzik açılması, bölgeden geçildikten sonra sesin yeniden kapatılması, mahalle sakinleri tarafından bilinçli bir rahatsızlık olarak değerlendiriliyor. Bu durum, caddenin yalnızca bir geçiş güzergâhı değil, aynı zamanda insanların yaşadığı bir mahalle alanı olduğu gerçeğini göz ardı ediyor. GECE YARISI BİLE KORNA SESİ SUSMUYOR Bölgede en fazla tepki çeken konuların başında gereksiz korna kullanımı geliyor. Saat fark etmeksizin cadde içinden geçen bazı sürücüler, kısa süreli beklemelere tahammül göstermeden dakikalarca kornaya basıyor. Gece yarısı bile mahalle içinde korna sesi duyulması, özellikle çocuklu aileleri, yaşlıları, hastaları ve erken saatte işe gitmek zorunda olan vatandaşları rahatsız ediyor. Korna, trafikte uyarı amacıyla kullanılması gereken bir güvenlik aracıyken, Fatih Caddesi’nin bu bölümünde çoğu zaman sabırsızlığın ve saygısızlığın göstergesine dönüşüyor. YÜKSEK SESLİ MÜZİK MAHALLE HUZURUNU BOZUYOR Cadde üzerinde yaşanan bir diğer sorun ise araçlardan açılan yüksek sesli müzik. Araç içi eğlence, çevrede yaşayan insanların huzurunu bozacak seviyeye ulaştığında kişisel tercih olmaktan çıkıyor, ortak yaşam hakkını ihlal eden bir davranışa dönüşüyor. Özellikle gece saatlerinde yüksek sesli müzikle cadde içinden geçilmesi, yalnızca trafik düzenini değil, mahalle kültürünü ve şehir görgüsünü de zedeliyor. Kent yaşamı, herkesin istediği gibi değil, herkesin birbirinin hakkını gözettiği ölçüde yaşanabilir hale gelir. GELİŞİGÜZEL PARKLAR TRAFİĞİ KİLİTLİYOR Fatih Caddesi’nin söz konusu bölümünde gelişigüzel park edilen araçlar da trafik akışını zorlaştırıyor. Yol kenarına kontrolsüz bırakılan araçlar, daralan güzergâhta beklemeleri artırıyor; bekleme süresi uzadıkça korna, gürültü ve tartışma riski de büyüyor. Kaldırımları, geçiş alanlarını ve yol kenarlarını dikkatsizce işgal eden araçlar hem yayaların güvenliğini hem de sürücülerin düzenli ilerlemesini engelliyor. Bu tablo, basit bir park sorununun ötesinde şehir disiplini ve kamusal alan kullanımına ilişkin ciddi bir problem oluşturuyor. BAYRAM VE TATİL DÖNEMLERİNDE SORUN DAHA DA BÜYÜYOR Bayram ve tatil dönemlerinde farklı şehirlerden gelen araçların yoğunluğu caddedeki baskıyı daha da artırıyor. Trafiğin sıkıştığı anlarda bazı sürücülerin sabırsız davranması, gereksiz korna çalması, yüksek sesle müzik açması ve gelişi güzel park etmesi bölgedeki rahatsızlığı katlıyor. Tatil ya da ziyaret amacıyla şehre gelen herkesin, bulunduğu yerin bir yaşam alanı olduğunu dikkate alması gerekiyor. Bir caddeden geçmek, o caddede yaşayan insanların huzurunu bozma hakkı vermez. YOL ÜSTÜNLÜĞÜ SAYGIYLA BAŞLAR Şehir içinde yol kullanımı yalnızca trafik kurallarından ibaret değildir. Yol üstünlüğü; yayaya saygı, komşuya saygı, hastaya saygı, yaşlıya saygı ve gece dinlenen insana saygıyla birlikte düşünülmelidir. Korna çalmak, yüksek sesle müzik açmak, kaldırımı veya yolu kapatmak, başkalarının yaşam alanını dikkate almadan hareket etmek kent kültürüyle bağdaşmaz. Trafikte birkaç saniye beklemek, bir mahalleyi dakikalarca rahatsız etmekten daha ağır bir yük değildir. FATİH CADDESİ’NDE DENETİM VE DUYARLILIK BEKLENTİSİ Bölge sakinleri, Fatih Caddesi’nde yaşanan bu sorunun artık yalnızca bireysel rahatsızlık değil, kamusal düzen meselesi haline geldiğini belirtiyor. Gereksiz korna kullanımı, yüksek sesli müzik, gelişigüzel park ve kaldırım işgali konusunda daha etkili denetim yapılması bekleniyor. Bu caddede çözüm yalnızca trafik akışını düzenlemekle sınırlı kalmamalı. Aynı zamanda ortak yaşam kurallarını ihlal eden davranışlara karşı net bir şehir disiplini oluşturulmalı. Fatih Caddesi’nde yaşayan vatandaşların beklentisi açık: Araç kullanan herkesin mahalle içinden geçtiğini unutmadan hareket etmesi, gereksiz korna çalmaması, yüksek sesle müzik açmaması, gelişi güzel park yapmaması ve ortak yaşam hakkına saygı göstermesi gerekiyor.

ÜLPER CANLI HAYVAN PAZARI HİZMET VERMEYE BAŞLADI Haber

ÜLPER CANLI HAYVAN PAZARI HİZMET VERMEYE BAŞLADI

ÜLPER CANLI HAYVAN PAZARI HİZMET VERMEYE BAŞLADI Giresun Belediyesi tarafından kurulan Ülper Canlı Hayvan Pazarı, Kurban Bayramı öncesinde vatandaşların ve hayvan satıcılarının kullanımına açıldı. Yaklaşık 3 dönümlük alanda hizmet veren pazarda büyükbaş ve küçükbaş hayvan satışları başladı. KURBANLIK SATIŞLARI DÜZENLİ ALANDA YAPILIYOR Giresun Belediyesi’nin Ülper mevkiinde hayata geçirdiği Canlı Hayvan Pazarı hizmet vermeye başladı. Kurban Bayramı öncesinde hazırlıkları tamamlanan pazar, hem hayvan satıcılarına hem de kurbanlık almak isteyen vatandaşlara daha düzenli, sağlıklı ve güvenli bir alışveriş ortamı sunuyor. Yaklaşık 3 dönümlük alan üzerine kurulan pazarda büyükbaş ve küçükbaş hayvan satışları yapılıyor. Satıcılar kendileri için ayrılan bölümlerde yerlerini alırken, vatandaşların pazara ilgisi de her geçen gün artıyor. SATICILAR VE VATANDAŞLAR MEMNUN Kentte uzun süredir ihtiyaç duyulan canlı hayvan pazarıyla birlikte kurbanlık satışları daha kontrollü bir alana taşındı. Pazarda oluşturulan düzen, ulaşım kolaylığı ve alışveriş imkânları hem satıcıların hem de vatandaşların memnuniyetini artırdı. Giresun Belediyesi ekipleri, pazarda temizlik, denetim ve güvenlik çalışmalarını sürdürüyor. Vatandaşların rahat alışveriş yapabilmesi, satıcıların da uygun koşullarda hizmet verebilmesi için alanda gerekli düzenlemeler yapıldı. BELEDİYE EKİPLERİ DENETİMLERİ SÜRDÜRÜYOR Belediye Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri, Ülper Canlı Hayvan Pazarı’nda hayvan satışı sürecinin sağlıklı ve kontrollü şekilde yürütülmesi için çalışmalarına devam ediyor. Pazarın, Kurban Bayramı öncesinde hem üreticilere hem de vatandaşlara önemli kolaylık sağlaması bekleniyor.

ORDU’DA MISIR EKMEĞİ ŞÜPHESİ: 45 BAŞVURU, 2 KİŞİNİN TEDAVİSİ SÜRÜYOR Haber

ORDU’DA MISIR EKMEĞİ ŞÜPHESİ: 45 BAŞVURU, 2 KİŞİNİN TEDAVİSİ SÜRÜYOR

ORDU’DA MISIR EKMEĞİ ŞÜPHESİ: 45 BAŞVURU, 2 KİŞİNİN TEDAVİSİ SÜRÜYOR Ordu’da mısır ekmeği tüketimi sonrası yaşanan gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastanelere başvuranların sayısı 45’e yükseldi. Sağlık birimlerine yansıyan son tabloya göre 43 kişi taburcu edildi, 2 kişinin hastanedeki tedavisi sürüyor. Giresun’da ise resmi vaka kaydı açıklanmadı; kentte mısır unu ve mısır ekmeği ürünlerine yönelik süreç ihtiyati tedbir kapsamında yürütülüyor. ORDU’DA HASTANELERE BAŞVURU SAYISI 45’E ÇIKTI Ordu’nun Ulubey ilçesinde mısır ekmeği tüketimi sonrası ortaya çıkan gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastanelere yapılan başvuru sayısı 45’e ulaştı. Rahatsızlanan vatandaşlar, mide bulantısı, kusma ve benzeri şikâyetlerle sağlık kuruluşlarına başvurdu. Sağlık birimlerine yansıyan son bilgilere göre hastaneye başvuranlardan 43’ü tedavilerinin ardından taburcu edildi. 2 kişinin tedavisi ise hastanede devam ediyor. İLK İNCELEME MISIR EKMEĞİ ÜZERİNDE YOĞUNLAŞTI Olayın ardından sağlık ve gıda güvenliği birimleri, rahatsızlıkların aynı ürün grubuyla bağlantılı olup olmadığını belirlemek için inceleme başlattı. Şikâyetlerin mısır ekmeği tüketimi sonrasında ortaya çıkması nedeniyle soruşturma, mısır unu ve mısır ekmeği hattında yoğunlaştı. Ürünlerden numune alınarak analiz süreci başlatıldı. Zehirlenmenin kesin nedeni, laboratuvar incelemelerinin tamamlanmasıyla netleşecek. GİRESUN’DA RESMİ VAKA KAYDI AÇIKLANMADI Giresun’da mısır ekmeği kaynaklı zehirlenmeye ilişkin resmi vaka kaydı açıklanmadı. Kentte gündeme gelen süreç, Ordu’daki gelişmelerin ardından ürün güvenliği yönünden alınan ihtiyati tedbirler çerçevesinde değerlendiriliyor. Giresun’da mısır unu, mısır ekmeği ve mısır unu içeren ürünlerle ilgili denetim ve kontrol süreci başlatıldı. SATIŞ VE TÜKETİM İÇİN İHTİYATİ TEDBİR Giresun’da ilgili kurumlar, bilimsel inceleme sonuçları tamamlanıncaya kadar mısır unu ve mısır ekmeği ürünleriyle ilgili tedbir sürecini devreye aldı. Fırın, market ve üretim noktalarında yapılacak kontrollerle ürünlerin kaynağı, üretim zinciri ve satış noktaları incelenecek. Numune sonuçları ve resmi değerlendirmeler tamamlanmadan olayın kesin nedeni hakkında hüküm kurulmayacak. VATANDAŞLARA UYARI Uzmanlar, bu tür vakalarda vatandaşların kaynağı belirsiz ürünleri tüketmemesi, şüpheli ürünleri saklayarak yetkililere bildirmesi ve mide bulantısı, kusma, karın ağrısı, baş dönmesi gibi belirtiler görülmesi halinde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiğini vurguluyor. Ordu’daki olayda tedavisi süren 2 kişinin sağlık durumuna ilişkin süreç takip ediliyor. Giresun’da ise resmi vaka açıklaması bulunmadığı için haber dili, tedbir ve inceleme süreci üzerinden kuruluyor. SORUŞTURMA VE ANALİZ SÜRECİ SÜRÜYOR Ordu’daki mısır ekmeği şüphesinde sağlık ve gıda güvenliği birimlerinin çalışmaları devam ediyor. Laboratuvar sonuçları, ürünlerin üretim ve dağıtım zincirine ilişkin denetimlerle birlikte değerlendirilecek. Analizlerin tamamlanmasının ardından olayın kesin nedeni ve sorumluluk alanları daha net ortaya çıkacak.

ORDU’DA MISIR EKMEĞİNDEN ZEHİRLENEN 33 KİŞİ HASTANEYE KALDIRILDI Haber

ORDU’DA MISIR EKMEĞİNDEN ZEHİRLENEN 33 KİŞİ HASTANEYE KALDIRILDI

ORDU’DA GIDA ZEHİRLENMESİ ŞÜPHESİNDE BAŞVURU SAYISI 45’E ÇIKTI Ordu’nun Ulubey ilçesinde bir iş yerinde tüketilen öğle yemeğinin ardından başlayan gıda zehirlenmesi şüphesinde hastanelere başvuranların sayısı 45’e yükseldi. Ordu İl Sağlık Müdürlüğü, 43 kişinin taburcu edildiğini, 2 hastanın tedavisinin sürdüğünü bildirdi. İlk etapta aynı fırından alınan ekmekler üzerinde yoğunlaşan incelemede, şüpheli fırın ve işletme süreci mercek altına alındı. Giresun’da aynı olayla bağlantılı resmi vaka bildirimi ise açıklamada yer almadı. BAŞVURU SAYISI 33’TEN 45’E YÜKSELDİ Ordu’nun Ulubey ilçesinde 14 Mayıs Perşembe günü bir iş yerinde öğle yemeği tüketen çalışanlar, kısa süre sonra karın ağrısı, mide bulantısı, kusma ve baş dönmesi şikâyetleri yaşadı. İlk bilgilere 33 olarak yansıyan başvuru sayısı, Ordu İl Sağlık Müdürlüğü’nün güncel açıklamasıyla 45’e yükseldi. Müdürlük, işletme çalışanlarının yanı sıra benzer belirtiler gösteren 2 sivil vatandaşın da sağlık kuruluşlarına başvurduğunu bildirdi. HASTALAR DÖRT SAĞLIK KURULUŞUNA YÖNLENDİRİLDİ Rahatsızlanan kişiler Ulubey Devlet Hastanesi, Ordu Devlet Hastanesi, Fatsa Devlet Hastanesi ve Ordu Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Ordu İl Sağlık Müdürlüğü, 45 kişiden 43’ünün tedavilerinin ardından taburcu edildiğini, 2 hastanın tedavisinin sürdüğünü ve genel sağlık durumlarının iyi olduğunu açıkladı. ŞÜPHELİ FIRIN VE YEMEK SÜRECİ İNCELENİYOR Zehirlenme şüphesi ilk etapta ilçede faaliyet gösteren bir fırından alınan ekmekler üzerinde yoğunlaştı. Tekstil atölyesinde çalışanların mısır ekmeği, aynı fırını kullanan bazı vatandaşların ise normal ekmek tükettiği bilgisi kayıtlara geçti. Fırında kısa süre önce ilaçlama yapıldığı iddiası da incelemeye alındı. Şüpheli fırının adı resmi makamlar tarafından açıklanmadı. Olayla bağlantılı ürünler, yemek numuneleri, üretim koşulları ve işletmedeki işlem süreçleri teknik incelemeye tabi tutuldu. TARIM VE SAĞLIK EKİPLERİ NUMUNE ALDI Ordu İl Sağlık Müdürlüğü ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri olayın ardından ortak çalışma başlattı. İş yerinde tüketilen yemeklerden ve olayla bağlantılı ürünlerden numune alındı. Numunelerden çıkacak analiz sonuçları, zehirlenmenin kesin nedenini belirleyecek. Teknik ve idari soruşturma çok yönlü şekilde sürüyor. GİRESUN İÇİN RESMİ VAKA BİLDİRİMİ YOK Olayın Giresun’a sıçradığı yönündeki iddialar için resmi açıklamada doğrulanmış bir vaka bilgisi yer almadı. Ordu İl Sağlık Müdürlüğü’nün duyurduğu hastane listesinde Ulubey, Ordu, Fatsa ve Ordu Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi bulunuyor; Giresun’daki bir sağlık kuruluşuna sevk ya da başvuru bilgisi açıklanmadı. Yetkililer, gıda zehirlenmesi şüphesiyle başlatılan incelemede hem işletme içindeki yemek sürecini hem de ekmek tedarik zincirini değerlendiriyor. CAN KAYBI BİLGİSİ BULUNMUYOR Ulubey’de başlayan toplu zehirlenme şüphesinde can kaybı bilgisi bulunmuyor. Hastaların büyük bölümü taburcu edilirken, tedavisi süren 2 kişinin genel sağlık durumunun iyi olduğu açıklandı. Olayın kesin nedeni, laboratuvar analizleri ve idari incelemenin tamamlanmasının ardından netleşecek.

ALAGÖZ MADENCİLİK’E 3’ÜNCÜ İHLALDEN 2 MİLYON 517 BİN TL CEZA Haber

ALAGÖZ MADENCİLİK’E 3’ÜNCÜ İHLALDEN 2 MİLYON 517 BİN TL CEZA

ALAGÖZ MADENCİLİK’E 3’ÜNCÜ İHLALDEN 2 MİLYON 517 BİN TL CEZA Giresun’un Doğankent ilçesine bağlı Çatalağaç köyünde bakır, kurşun ve çinko madeni zenginleştirme faaliyeti yürüten Alagöz Madencilik, Çatalağaç Deresi’ne atık su deşarj ettiği için 2 milyon 517 bin TL idari para cezası aldı. Bakanlık, kirliliğe neden olan yeraltı galerisindeki üretim faaliyetlerini gerekli tedbirler alınıncaya kadar durdurdu. AYNI İHLAL ÜÇÜNCÜ KEZ TESPİT EDİLDİ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Giresun İl Müdürlüğü ekipleri, Alagöz Madencilik Şirketi’ne ait maden sahasında atık suyun Çatalağaç Deresi’ne deşarj edildiğini belirledi. İşletme daha önce iki kez aynı ihlal nedeniyle para cezası almıştı. Bakanlık, üçüncü tespitte cezayı üç kat uyguladı ve şirkete toplam 2 milyon 517 bin TL idari para cezası kesti. YERALTI GALERİSİNDE ÜRETİM DURDURULDU Kirliliğin yeraltı galerisinden kaynaklanan taban suyu deşarjıyla oluştuğu tespit edildi. Bakanlık, taban suyunun kontrol altına alınması, çökeltim sağlanması ve deşarjın çevre mevzuatına uygun hale getirilmesi için havuz yapılıncaya kadar maden ocağında taban suyu deşarjı yapılan yeraltı galerisindeki üretim faaliyetlerini durdurdu. ŞEBİNKARAHİSAR FELAKETİ HAFIZALARDAKİ YERİNİ KORUYOR Giresun, madencilik kaynaklı çevre riskiyle ilk kez karşı karşıya kalmadı. Şebinkarahisar ilçesinde 18 Kasım 2021’de Nesko Maden AŞ’ye ait atık barajındaki iç set yıkıldı. Giresun Valiliği, olayın ardından teknik heyet görevlendirdi, bölgede numune alındığını açıkladı ve işletmenin faaliyetlerini 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 15. maddesi gereğince süresiz durdurdu. TEMA Vakfı, Şebinkarahisar’daki 2021 atık barajı çökmesinin ardından yaptığı çalışmada ağır metal içerikli atıkların Darabul Deresi’ne, Kelkit Vadisi’ne ve Kılıçkaya Barajı’na ulaştığını açıkladı. Vakıf, 2024’te yayımladığı değerlendirmede, aradan geçen süreye rağmen bölgede ağır metal kirliliğinin sınır değerlerin altına indirilemediğini ve doğal varlıklar üzerindeki riskin sürdüğünü bildirdi. CEZA YETMEZ, TAHRİBATIN ONARIMI GEREKİR Doğankent’teki son ceza, Giresun’da madencilik faaliyetleriyle ilgili temel soruyu yeniden gündeme taşıdı: Şirketler ceza ödeyip yoluna devam ederken dere, toprak, tarım alanı ve yaşam alanlarında oluşan tahribat nasıl onarılacak? Çevre Kanunu, çevreyi kirletenlerin meydana gelen kirlenme ve bozulmadan kusur şartı aranmaksızın sorumlu olduğunu düzenliyor. Bu nedenle idari para cezası tek başına dosyayı kapatmıyor. Kirlenmenin kaynağının durdurulması, kirli suyun arıtılması, dere yatağının temizlenmesi, toprak ve su analizlerinin düzenli yapılması, sonuçların kamuoyuna açıklanması ve ekolojik zararın giderilmesi gerekiyor. MİLLETVEKİLİNE YANIT BEKLEYEN SORU Alagöz Holding’in internet sitesinde Alagöz Maden, holding iştirakleri arasında yer alıyor. TBMM’nin resmi sayfasında AK Parti Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz’ün iş insanı olduğu, maden ve kimya sektörlerinde faaliyet gösteren firmaların sahibi olduğu bilgisi bulunuyor. Kamuoyu şimdi yalnızca cezanın tahsil edilmesini değil, doğanın uğradığı zararın nasıl giderileceğini de öğrenmek istiyor. Çatalağaç Deresi’ne karışan atık suyun etkisi, taban suyunun kirlilik düzeyi, derenin taşıdığı risk, tarım alanları ve içme-kullanma suyu kaynakları üzerindeki sonuçlar şeffaf biçimde açıklanmalı. GİRESUN’DA MADEN DOSYASI DENETİM DOSYASINA DÖNÜŞTÜ Şebinkarahisar’da atık barajı çöktü, Doğankent Çatalağaç’ta aynı ihlal üçüncü kez tespit edildi. Giresun’da maden tartışması artık yalnızca ruhsat ve yatırım tartışması değil; denetim, çevre güvenliği, kamu sağlığı ve ekolojik onarım meselesi haline geldi. Para cezası, kirlenen dereyi temizlemiyor. Kısmi kapatma, geçmiş ihlallerin sonucunu ortadan kaldırmıyor. Giresun kamuoyu, “Maden faaliyeti bittiğinde şirket çekip giderse, doğanın tahribatını kim ve nasıl onaracak?” sorusuna açık yanıt bekliyor. VEKİLLERİN MADEN SÖZLERİ YENİDEN GÜNDEME GELDİ AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, Giresun’daki maden tartışmalarında “vahşi madenciliğe karşıyız, madenciliğe değil” açıklaması yaptı; doğaya zarar verilmemesi ve işletme sonrası alanların eski haline getirilmesi gerektiğini savundu. AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas da Sekü Köyü sürecinde bölgede yürütülen çalışmanın maden arama faaliyeti olduğunu, maden çıkarma aşamasının ÇED süreci sonrasında başlayabileceğini ve çevre ile insan sağlığı açısından risk taşıyan hiçbir çalışmaya izin verilmeyeceğini söyledi. Doğankent Çatalağaç’ta aynı ihlalin üçüncü kez tespit edilmesi, bu açıklamaları yeniden tartışmanın merkezine taşıdı. ÇED SÜRECİNİ SAVUNAN İDAREYE KİRLİLİK SORUSU Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Alagöz Madencilik’in Doğankent, Görele ve Tirebolu ilçelerini kapsayan maden projesi için verilen “ÇED Olumlu” kararını ilan etti; CHP heyetinin itiraz başvurusu sırasında İl Müdürü Murat Cavunt, süreci takip ettiklerini ve bölgede yeniden inceleme yapacaklarını söyledi. Aynı il müdürlüğünün denetim ekipleri, Doğankent Çatalağaç’ta Alagöz Madencilik’e ait sahadan atık suyun dereye deşarj edildiğini belirledi. Şimdi yanıt bekleyen soru şudur: ÇED sürecinde denetim ve çevre güvenliği vurgusu yapılırken, aynı ihlal üçüncü kez nasıl yaşandı ve Çatalağaç Deresi’nde oluşan tahribat kim tarafından, hangi takvimle ve nasıl onarılacak?

Ordu’da 3 ilçede toplu taşıma dönüşümü başlıyor Haber

Ordu’da 3 ilçede toplu taşıma dönüşümü başlıyor

Ordu Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME), Nisan ayı toplantısını tamamladı. Toplantı kapsamında, üç ilçeyi etkileyen toplu taşıma dönüşüm projesi öncelikli olmak üzere toplam 27 gündem maddesi karara bağlandı. ORDU (İGFA) - Genel Sekreter Yardımcısı Metin Yayla başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda; Mesudiye, Ünye ve Perşembe ilçelerinde faaliyet gösteren toplu taşıma araçlarının dönüşüm sistemine entegre edilmesi onaylandı. ÜNYE’DE AKILLI ULAŞIM DÖNEMİ BAŞLIYOR Ordu’nun en büyük ilçelerinden biri olan Ünye’de toplu taşıma dönüşümü 2026 yılı Eylül ayı itibarıyla başlayacak. Yeni düzenlemeyle beraber tüm araçlarda akıllı kart sistemi uygulanacak. Nakit ödemelerin kaldırılmasıyla hem güvenlik standartlarının hem de hizmet kalitesinin yükseltilmesi hedefleniyor. Araçlara takılacak GPS modülleriyle konum ve hız verileri anlık olarak Ulaşım Kontrol Merkezi’ne iletilecek. Ayrıca araç içi kameralarla denetimler sürdürülecek, vatandaşlar ise sefer saatlerini mobil uygulama ve internet üzerinden takip edebilecek. Yeni uygulama çerçevesinde öğrenciler ile 60-65 yaş arası vatandaşlar indirimli ulaşım imkanından faydalanacak. Engelliler, refakatçileri, 65 yaş üstü vatandaşlar, güvenlik görevlileri, gaziler, şehit yakınları, milli sporcular ve sarı basın kartı sahipleri ise ücretsiz ulaşım sağlayacak. MESUDİYE VE PERŞEMBE’DE DÖNÜŞÜM ARALIK’TA Mesudiye ilçe merkezinden Altınordu’ya ve Perşembe ilçesi Efirli Mahallesi’nden Altınordu’ya sefer düzenleyen araçlar da dönüşüm kapsamına alınacak. Bu hatlarda yeni sistemin 2026 yılı Aralık ayında devreye alınması planlanıyor. YAZ YOĞUNLUĞU İÇİN EK TEDBİRLER Toplantıda ayrıca yaz mevsiminde artan trafik yoğunluğu konusu ele alındı. Vatandaşların yoğunlukla kullandığı bölgelere yön levhalarının yerleştirilmesi ve üstyapı çalışmalarının süratlendirilmesi kararlaştırıldı. Öte yandan UKOME toplantısında, 19 ilçeden gelen plaka düzenleme talepleri ve çeşitli başvurular değerlendirilerek karara bağlandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.