Hava Durumu

#Denetim

giresunsonhaber - Denetim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Denetim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN’DA MARKETLERE SIKI DENETİM Haber

GİRESUN’DA MARKETLERE SIKI DENETİM

GİRESUN’DA MARKETLERE SIKI DENETİM Giresun Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, kent genelindeki marketlerde son kullanma tarihi, etiket, fiyat uyumu, hijyen ve iş yeri düzenine yönelik kontrollerini sürdürdü. Mevzuata aykırı uygulamalar için işletmelere uyarı ve yasal işlem uygulanacağı bildirildi. Giresun Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, vatandaşların güvenli ve sağlıklı koşullarda alışveriş yapabilmesi amacıyla kent genelindeki marketlerde denetim gerçekleştirdi. Denetimlerde ürünlerin son kullanma tarihleri, raf ve kasa fiyatlarının birbiriyle uyumu, etiketlerde bulunması gereken bilgiler, hijyen koşulları ve iş yerlerinin genel düzeni kontrol edildi. RAF VE KASA FİYATLARI KARŞILAŞTIRILDI Ekipler, raflarda belirtilen fiyatlarla kasada uygulanan fiyatlar arasında farklılık bulunup bulunmadığını inceledi. Ürün etiketlerinde fiyat, gramaj ve diğer zorunlu bilgilerin yer alıp almadığı da denetim kapsamına alındı. Son kullanma tarihi geçen ürünler ile tüketiciyi yanıltabilecek fiyat ve etiket uygulamalarına karşı işletmeler uyarıldı. Mevzuata aykırılığın sürmesi veya ciddi ihlal tespit edilmesi halinde yasal işlem uygulanacağı belirtildi. HİJYEN VE İŞ YERİ DÜZENİ DE KONTROL EDİLDİ Marketlerin satış alanları, ürünlerin muhafaza koşulları ve genel temizlik düzeni de ekipler tarafından incelendi. Giresun Belediyesi, denetimlerin tüketici haklarının korunması, haksız fiyat uygulamalarının önlenmesi ve halk sağlığının güvence altına alınması amacıyla yürütüldüğünü açıkladı. VATANDAŞLARA İHBAR ÇAĞRISI Zabıta Müdürlüğü yetkilileri, vatandaşların alışveriş sırasında karşılaştıkları olumsuzlukları belediyeye bildirmesinin denetimlerin etkinliğini artıracağını belirtti. Kent genelindeki market denetimlerinin düzenli olarak sürdürüleceği bildirilirken, kurallara uygun faaliyet gösteren işletmelere de duyarlılıkları nedeniyle teşekkür edildi.

GİRESUN’DA GIDA GÜVENLİĞİ ÇALIŞMALARI MASAYA YATIRILDI Haber

GİRESUN’DA GIDA GÜVENLİĞİ ÇALIŞMALARI MASAYA YATIRILDI

GİRESUN’DA GIDA GÜVENLİĞİ ÇALIŞMALARI MASAYA YATIRILDI Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Dr. Ersin Dilber’in başkanlığında Giresun’da düzenlenen toplantıda, kent genelinde yürütülen gıda güvenliği, kontrol ve denetim çalışmaları değerlendirildi. Toplantıda güvenilir gıdaya erişim, şeffaflık, izlenebilirlik ve vatandaş bildirimlerinin önemi vurgulandı. Giresun’da gıda güvenliği çalışmaları kapsamında değerlendirme ve istişare toplantısı gerçekleştirildi. Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Dr. Ersin Dilber başkanlığında yapılan toplantıya, Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, Giresun Gıda Kontrol Laboratuvarı Müdürü Fatih Yıldırım, Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürü Yusuf Bilgen, il müdür yardımcıları, şube müdürleri, ilçe müdürleri ve teknik personel katıldı. DENETİM VE KONTROL SÜREÇLERİ DEĞERLENDİRİLDİ Toplantıda, Giresun genelinde yürütülen gıda güvenliği çalışmaları, sahadaki kontrol faaliyetleri, denetim süreçleri ve kurumlar arası koordinasyon ele alındı. Gıda üretiminden satış noktalarına, toplu tüketim alanlarından laboratuvar analizlerine kadar uzanan süreçte, güvenilir gıdaya erişimin sağlanması için yürütülen çalışmalar değerlendirildi. Genel Müdür Dr. Ersin Dilber, vatandaşların güvenilir gıdaya ulaşmasının Bakanlığın öncelikli çalışma alanları arasında yer aldığını belirterek, “Halkımızın güvenilir gıdaya ulaşmasına yönelik olarak 5996 sayılı Kanun kapsamında yürütülen kontrol ve denetim çalışmaları Bakanlığımızın öncelikleri arasındadır” dedi. ŞEFFAFLIK, İZLENEBİLİRLİK VE VATANDAŞ KATILIMI VURGUSU Gıda güvenliği çalışmalarında yalnızca denetimlerin değil, ürünlerin üretimden tüketime kadar izlenebilir olmasının da büyük önem taşıdığı ifade edildi. Toplantıda, tüketici sağlığının korunması için kayıtlı üretim, hijyen şartları, saklama koşulları, etiket bilgileri, son tüketim tarihi ve uygunsuzluk bildirimlerinin dikkatle takip edilmesi gerektiği vurgulandı. Dr. Dilber, gıda güvenilirliğinde şeffaflık, izlenebilirlik ve vatandaş katılımının temel öncelikler arasında bulunduğunu belirterek, vatandaşların karşılaştıkları olumsuzlukları ilgili kanallar üzerinden bildirebileceğini söyledi. ALO GIDA 174 VE MOBİL UYGULAMA HATIRLATMASI Toplantıda, vatandaşların gıda güvenliğiyle ilgili ihbar ve şikayetlerini Alo Gıda 174 hattı üzerinden ya da Bakanlık tarafından uygulamaya alınan Güvenilir Gıda Mobil Uygulaması aracılığıyla iletebileceği hatırlatıldı. Bu kanallar aracılığıyla, bozulmuş ürün, hijyen eksikliği, etiketsiz veya tarihi geçmiş gıda, uygun olmayan saklama koşulları, taklit ve tağşiş şüphesi gibi konularda bildirim yapılabileceği belirtildi. GIDA GÜVENLİĞİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Gıda güvenliğinin yalnızca kamu denetimleriyle değil, üretici, satıcı ve tüketicinin ortak dikkatiyle sağlanabileceğine dikkat çekildi. Uzmanlara göre vatandaşların alışveriş ve tüketim sürecinde özellikle şu noktalara özen göstermesi gerekiyor: Ambalajı bozulmuş, şişmiş, yırtılmış veya sızıntı yapan ürünler satın alınmamalı. Ürünlerin son tüketim tarihi, tavsiye edilen tüketim tarihi, saklama koşulu ve etiket bilgileri mutlaka kontrol edilmeli. Et, süt, balık, tavuk, yumurta ve dondurulmuş ürünlerde soğuk zincirin korunup korunmadığına dikkat edilmeli. Soğukta muhafaza edilmesi gereken ürünlerin açıkta, güneş altında ya da uygun olmayan sıcaklıkta bekletilmesi gıda güvenliği açısından risk oluşturabilir. Açıkta satılan, kaynağı belli olmayan, etiketsiz ve izlenebilirliği bulunmayan ürünlerden kaçınılmalı. Özellikle çocuklar, yaşlılar, hamileler ve kronik rahatsızlığı bulunan kişiler için hijyen ve saklama koşulları daha da önemli hale geliyor. DENETİMLERİN KARARLILIKLA SÜRECEĞİ BELİRTİLDİ Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan bilgilendirmede, halk sağlığının korunması ve güvenilir gıdaya erişimin sağlanması amacıyla denetim ve kontrol çalışmalarının sürdürüleceği ifade edildi. Toplantının, il genelinde yürütülen gıda güvenliği çalışmalarının değerlendirilmesi, sahadaki uygulamaların güçlendirilmesi ve vatandaşların sürece daha etkin katılımının sağlanması açısından önem taşıdığı belirtildi.

ÇOTANAK’TA KRİZ BÜYÜYOR: GİRESUNSPOR’DAN MÜFETTİŞ ÇAĞRISI Haber

ÇOTANAK’TA KRİZ BÜYÜYOR: GİRESUNSPOR’DAN MÜFETTİŞ ÇAĞRISI

ÇOTANAK’TA KRİZ BÜYÜYOR: GİRESUNSPOR’DAN MÜFETTİŞ ÇAĞRISI Giresunspor Yönetim Kurulu, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün “eksik ve hatalı bilgilendirme” açıklamasına sert bir metinle yanıt verdi. Kulüp, stadyum dükkânları, konser organizasyonları, hentbol takımı, tesislerin durumu, doğrudan teminler, yüzme havuzu süreci, Azerbaycan gezisi ve EKAP kayıtları üzerinden dikkat çeken iddiaları kamuoyuna taşıdı. Giresunspor’dan yapılan açıklamada, Başkan Emin Eltuğral’ın 29 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirdiği basın toplantısının ardından İl Müdürlüğü’nün resmi hesaplarından yapılan açıklamaya yanıt verildi. Kulüp yönetimi, kendilerine yöneltilen “eksik ve hatalı bilgilendirme” iddiasını reddederek, yaşanan süreci kamuoyuyla “ilk ağızdan ve tüm şeffaflığıyla” paylaştıklarını savundu. Açıklamada, “Giresun’un en büyük sivil toplum kuruluşu olarak kamuoyunu eksik veya hatalı bilgilendirmemiz söz konusu dahi olamaz” ifadelerine yer verildi. “STADYUM DÜKKÂNLARI KALICI GELİR KAYNAĞI OLACAKTI” Giresunspor açıklamasında ilk olarak Çotanak Stadyumu altında bulunan dükkânların kiralanması sürecine değindi. Kulüp, kalıcı gelir yaratmak amacıyla stadyum altında atıl durumda bulunduğu belirtilen dükkânları kiralamak istediğini açıkladı. Kulüp yönetimi, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yaklaşık bir yıl önce yayımlanan yönetmelikte bu tür mekânların kulüplere kiralanmasına ilişkin hükümlerin düzenlendiğini belirtti. Açıklamada, mevzuatta “yıllık kiralama bedeli 1 peşin + 3 taksit şeklinde alınır” hükmünün yer aldığı ifade edilerek, buna rağmen Giresunspor söz konusu olduğunda bazı dükkânların ihaleye dahil edilmediği ve dükkânların yalnızca 1 yıllığına ihaleye çıkarıldığı iddia edildi. Giresunspor, kiralama ücretinin tamamının peşin talep edilmesi nedeniyle kulübün kalıcı gelir kaynağı oluşturmasının engellendiğini savundu. “BAZI FİRMALARA İHALEYE GİRİN TELKİNİ YAPILDI” İDDİASI Açıklamada ihale sürecine ilişkin dikkat çeken bir başka iddia da yer aldı. Giresunspor Yönetim Kurulu, bazı şube müdürlerinin kulübün “borcu yoktur” yazısı alamayarak ihaleye giremeyeceğini söylediğini öne sürdü. Kulüp açıklamasında, bazı firmalara söz konusu ihaleye girmeleri yönünde telkinlerde bulunulduğu da iddia edildi. Bu bölümde Giresunspor, İl Müdürlüğü’nün “eksik ve hatalı bilgilendirme” açıklamasına karşılık olarak, “Bu mu eksik ya da hatalı bilgidir?” sorusunu yöneltti. STADYUM KONSERLERİ İÇİN “ENGELLENDİ” ÇIKIŞI Giresunspor, açıklamasında stadyum konser organizasyonları konusunu da gündeme taşıdı. Kulüp, hem Giresunspor’a maddi katkı sağlamak hem de şehirde sosyal bir aktivite oluşturmak amacıyla stadyum konser organizasyonları planlandığını belirtti. Açıklamada, Başkan Emin Eltuğral tarafından dönemin AK Parti Giresun İl Başkanı Mete Bahadır Yılmaz ve eski Giresun Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti ile görüşüldüğü, gerekli onayların ve olurların alındığı, prodüksiyon firmasıyla sözleşme imzalanarak sürecin resmi olarak başlatıldığı ifade edildi. Ancak Giresunspor, eski Vali Mehmet Fatih Serdengeçti’nin görev yeri değişikliğinin ardından söz konusu organizasyonun İl Müdürlüğü tarafından engellendiğini iddia etti. Kulüp, benzer konserlerin Türkiye’nin birçok şehrinde defalarca yapıldığını belirterek, “Bunlar mı hatalı veya eksik bilgilendirmedir?” ifadeleriyle İl Müdürlüğü’nün açıklamasına karşılık verdi. “FORMALİTEDEN YAZDIM” SÖZÜ AÇIKLAMAYA GİRDİ Giresunspor Yönetim Kurulu, konser süreciyle ilgili olarak Milletvekili Ali Temür ile 13 Mayıs 2026 tarihinde TBMM’de görüşüldüğünü, Temür’ün gerekli temasları kurarak konserlerin yapılabileceğini belirttiğini aktardı. Kulüp açıklamasında, 14 Mayıs 2026 tarihinde İl Müdürlüğü yetkililerinin hem kulübe hem de organizasyon firmasına resmi yazı göndererek stadyumda konser yapılamayacağını bildirdiği ifade edildi. Giresunspor, bu süreçte kendilerine “Sayın Vekil ile görüşüldüğü ve konserin yapılacağına dair söz alındığı” iletildiğinde, yetkilinin “Ben bu yazıyı formaliteden yazdım” dediğini iddia etti. Kulüp, bu yanıtı “ciddiyetten uzak” olarak nitelendirdi. HENTBOL TAKIMI İÇİN “TESİSTEN ÇIKARILMAK İSTENDİ” İDDİASI Açıklamada, Giresunspor Hentbol Takımı’nın konaklama süreci de geniş yer buldu. Kulüp, ilimizi Hentbol Erkekler Süper Ligi’nde başarıyla temsil eden, sezonu 5. sırada tamamlayarak Avrupa EHF Eurocup bileti alan takımın, Çotanak Spor Kompleksi bünyesindeki Sporcu Eğitim Merkezi’nde ücreti karşılığında ve geçici olarak konakladığını belirtti. Giresunspor, sezon başında gerekli izinlerin alındığını, dönemin valisine bu konuda ricada bulunulduğunu ve takımın söz konusu tesiste konaklamaya devam ettiğini ifade etti. Kulüp yönetimi, eski valinin tayininin çıktığı günün sabahında İl Müdürlüğü yetkilisinin, personelin de duyabileceği şekilde “Atın bunları, pılını pırtısını toplayıp gitsinler” dediğini iddia etti. Açıklamada, sorunun milletvekiline iletilmesinin ardından çözüme kavuştuğu belirtildi. Giresunspor, bu başlıkta da “Eğer mevzuata aykırı bir durum varsa, konu milletvekiline iletildikten sonra takımımızı orada mevzuata aykırı olarak mı tuttunuz?” sorusunu yöneltti. “RESMİ YAZIŞMA YERİNE ÖZEL GÜVENLİK GÖNDERİLDİ” SAVI Kulüp açıklamasında, hentbol takımının tesisten çıkarılmak istendiği iddiasına ilişkin bir başka ifade daha yer aldı. Giresunspor, mevzuata aykırılık iddiası varsa bunun resmi yazışmayla bildirilmesi gerektiğini savundu. Açıklamada, “Sıkışınca mevzuata sığınan müdür bey, neden resmi yazışma yapmak yerine özel güvenlik göndererek sporcularımızı sokağa atmaya çalışmıştır?” denilerek, yaşananların gerçek dışı olup olmadığı soruldu. ÇOTANAK SPOR KOMPLEKSİ İÇİN BAKIMSIZLIK İDDİASI Giresunspor, Çotanak Spor Kompleksi’ndeki ekipman ve demirbaşların bakımsız bırakıldığını, çöp ve moloz yığınlarının oluştuğunu, tesisin adeta çürümeye terk edildiğini gösteren fotoğrafların basın organlarında yayımlandığını belirtti. Kulüp yönetimi, kamu yararını koruduğunu belirten İl Müdürlüğü’nün, devlet tarafından milyarlarca liralık yatırımla hizmete sunulan stadyumu ve spor kompleksini bakımsız bırakarak kamu yararını nasıl koruduğunu açıklaması gerektiğini savundu. DOĞRUDAN TEMİN İDDİALARI: “REKABET, ŞEFFAFLIK VE KAMU YARARI NEREDE?” Açıklamanın en dikkat çekici bölümlerinden biri Kamu İhale Kurumu’nun EKAP açık kaynakları üzerinden yapıldığı belirtilen incelemeye ayrıldı. Giresunspor, kulübün her talebinde önüne “mevzuat duvarı” örüldüğünü savunarak, EKAP üzerinden yapılan incelemelerde çarpıcı tablolara ulaştıklarını ileri sürdü. Kulüp açıklamasında, inşaat, bakım ve onarım işleri kapsamında; 15 doğrudan teminle tek bir firmaya 3 milyon TL, 43 doğrudan teminle bir firmaya 9 milyon TL, 12 doğrudan teminle başka bir firmaya 2 milyon 400 bin TL’lik iş verildiği iddia edildi. Giresunspor Yönetim Kurulu, bu işlemlerin yasalara veya prosedürlere uygun hale getirilmiş olabileceğini belirtmekle birlikte, aynı firmalara tekrar tekrar iş verilmesinin kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması ilkesiyle bağdaşıp bağdaşmadığını sorguladı. Açıklamada, “Giresun’da sadece bu birkaç firma mı faaliyet göstermektedir?” sorusu yöneltilirken, “Burada rekabet, şeffaflık ve kamu yararı nerededir?” ifadelerine yer verildi. STADYUM DÜKKÂNLARI İHALESİYLE BAĞLANTI KURULDU Giresunspor, doğrudan temin iddialarını stadyum dükkânları ihalesiyle de ilişkilendirdi. Açıklamada, söz konusu ihaleleri alan firmalardan birinin, Giresunspor’un kiralamak istediği stadyum dükkânlarının ihalesine girerek fiyat artırdığı öne sürüldü. Kulüp, bu durumu da kamuoyunun takdirine bırakarak, “Bu mu eksik ya da hatalı bilgidir?” sorusunu tekrarladı. YÜZME HAVUZU SÜRECİ DE GÜNDEME TAŞINDI Giresunspor açıklamasında, geçmişte yaşanan kapalı yüzme havuzu olayı da gündeme getirildi. Kulüp, Giresunspor yüzme takımı sporcularının da aralarında bulunduğu yaklaşık 100 çocuğun kapalı yüzme havuzunda zehirlendiğini hatırlattı. Açıklamada, bu olayın ardından Merkez Olimpik Yüzme Havuzu’nun 12 milyon TL bedelle yenileneceğinin kamuoyuna duyurulduğu belirtildi. Kulüp yönetimi, sonrasında 12 milyon TL’lik yenileme ihalesi yapıldığını; ihaleyi alan firmaya bu bedelin dışında aynı konuyla ilgili toplamı 4 milyon TL’ye ulaşan doğrudan teminler verildiğini iddia etti. Giresunspor ayrıca, aynı firmaya 8 milyon TL’lik başka bir ihale ve ardından 2 milyon TL’lik bir ihale daha verildiğini öne sürdü. Tüm bu süreçlere rağmen Merkez Kapalı Yüzme Havuzu’nun hâlâ tam anlamıyla sağlıklı şekilde işletilemediği savunuldu. AZERBAYCAN GEZİSİ İÇİN ŞEFFAFLIK SORUSU Kulüp açıklamasında Uluslararası Hareketlilik Programı kapsamında gerçekleştirilen Azerbaycan gezisi de yer aldı. Giresunspor, söz konusu gezinin gençlik merkezlerinin uzman personeli önderliğinde yapılması gerektiğini savunarak, ilgili birim müdürlerinin dışlandığını iddia etti. Açıklamada, geziye yalnızca müdür ve muhasebe müdürünün katılımıyla gidildiği öne sürüldü. Kulüp yönetimi, harcanan rakamlara ilişkin şeffaflığın ortaya konulup konulmadığını sordu. EKAP KAYITLARI İÇİN CİDDİ İDDİA Giresunspor Yönetim Kurulu, açıklamanın son bölümünde basın toplantısı sonrasında yaşananların, kulübün yaptığı tespitlerin haklılığını bir kez daha ortaya koyduğunu savundu. Kulüp, aldıkları duyumlara göre İl Müdürlüğü’nün EKAP sistemi üzerinde bahsi geçen konularla ilgili bazı bilgileri sildiğini veya değiştirdiğini iddia etti. Açıklamada, “Yapılan işin ödemeleri gerçekleştikten sonra, bir kamu kurumunun sisteme daha önce girdiği bilgileri güncelleme, silme ve değiştirme işlemi yapması ne kadar doğrudur?” ifadeleriyle bu işlemlerin denetlenmesi gerektiği belirtildi. GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI’NA MÜFETTİŞ ÇAĞRISI Giresunspor, açıklamasında Gençlik ve Spor Bakanlığı’na açık çağrıda bulundu. Kulüp yönetimi, EKAP sistemi üzerinde yapıldığı ileri sürülen silme, değiştirme ve güncelleme işlemlerinin yetkili kurumlar ve müfettişlerce acilen denetlenmesini istedi. Açıklamada, “Biz Giresun’un en büyük sivil toplum kuruluşu olarak, panik içerisinde sistem üzerinde yapılan bu silme, değiştirme ve güncelleme işlemlerinin yetkili kurumlar ve müfettişlerce acilen denetlenmesini Gençlik ve Spor Bakanlığından talep ediyoruz” denildi. Kulüp, müfettişleri ve yetkilileri, açıklamada yer alan iddialarla ilgili gerekli incelemeleri yapmak üzere göreve davet etti. ATATÜRK’ÜN SÖZÜYLE MESAJ VERİLDİ Giresunspor Yönetim Kurulu, açıklamasının sonunda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim” sözünü hatırlattı. Kulüp yönetimi, spor adamları ve yöneticilerin de en az sporcular kadar zeki, çevik ve ahlaklı olmaları gerektiğini vurguladı. Açıklama, “Kamuoyuna saygıyla duyurulur” ifadesi ve Giresunspor Yönetim Kurulu imzasıyla tamamlandı. İDDİALARIN TAKİBİ KAMUOYUNDA Giresunspor’un açıklamasıyla birlikte, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile kulüp arasındaki tartışma yeni bir boyut kazandı. Kulübün stadyum gelirleri, tesis kullanımı, ihale süreçleri, EKAP kayıtları ve kamu kaynaklarının kullanımı üzerinden gündeme getirdiği iddiaların ardından gözler Gençlik ve Spor Bakanlığı’na ve ilgili denetim mekanizmalarına çevrildi. Giresunspor cephesi, açıklamada yer alan iddiaların incelenmesini isterken, İl Müdürlüğü tarafından yapılacak yeni bir açıklama olup olmayacağı merak konusu oldu.

GİRESUN GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN İDDİALARA SOSYAL MEDYADAN YANIT Haber

GİRESUN GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN İDDİALARA SOSYAL MEDYADAN YANIT

GİRESUN GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN İDDİALARA SOSYAL MEDYADAN YANIT Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, son günlerde kurum ve müdürlük yönetimi hakkında kamuoyuna yansıyan iddia ve değerlendirmelere ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden yazılı bir açıklama yayımladı. Müdürlük, Facebook hesabından yaptığı “Kamuoyuna Duyuru” başlıklı açıklamada, Giresun’daki tesislerin işletilmesi, kiralama süreçleri, bakım-onarım çalışmaları ve diğer idari işlemlerin ilgili mevzuat çerçevesinde yürütüldüğünü savundu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Son günlerde Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğümüzü hedef alan bazı iddia ve değerlendirmeler üzerine kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. İlimizdeki tüm tesislerin işletilmesi, kiralama süreçleri, bakım-onarım çalışmaları ve diğer idari işlemler ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde, şeffaflık ve kamu yararı esas alınarak yürütülmektedir. Kamuoyunda gündeme getirilen; Çotanak Stadyumu’nun kiralama süreçleri, Stadyum içerisindeki ticari alanlara ilişkin işlemler, Konser organizasyonları, Bakım-onarım ihaleleri, Sporcu Eğitim Merkezi’nin kullanımı, Uluslararası hareketlilik programları ile ilgili tüm uygulamalar yürürlükteki mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmiş olup, iddiaların önemli bir kısmı eksik veya hatalı bilgiye dayanmaktadır. Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması anlayışıyla çalışmalarımızı aynı hassasiyetle sürdüreceğimizi kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.” Müdürlüğün açıklaması, iddiaların reddi niteliği taşırken; kamuoyunda tartışılan başlıkların kapsamı, açıklamanın hangi kurumsal düzeyde yapılması gerektiği sorusunu da beraberinde getirdi. BÖYLE AÇIKLAMA İLE OLUR MU? Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün kendi görev alanına ilişkin bir konuda kamuoyunu bilgilendirme yapması elbette mümkündür. Kamu kurumları, faaliyetleriyle ilgili duyuruları resmi internet siteleri ve sosyal medya hesapları üzerinden paylaşabilmektedir. Nitekim Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı da kamu kurumlarının sosyal medya kullanımına ilişkin rehber hazırlayarak, kurumların dijital mecralarda bilinçli, etkili ve sorumlu iletişim yürütmesini hedeflediğini açıklamıştır. (İletişim Başkanlığı) Ancak burada tartışılan konu sıradan bir etkinlik duyurusu ya da rutin bilgilendirme değildir. Açıklamada bizzat müdürlüğün de sıraladığı üzere konu; Çotanak Stadyumu’nun kiralama süreçleri, stadyum içerisindeki ticari alanlar, konser organizasyonları, bakım-onarım ihaleleri, Sporcu Eğitim Merkezi’nin kullanımı ve uluslararası hareketlilik programları gibi kamu kaynağı, kamu tesisi ve idari denetim boyutu bulunan başlıklardır. Bu nedenle mesele yalnızca “İl Müdürlüğü açıklama yapabilir mi?” sorusuyla sınırlı değildir. Asıl soru şudur: Bu kadar ciddi iddia, sadece kurumun sosyal medya hesabından yapılan genel ifadeli bir açıklamayla geçiştirilebilir mi? VALİLİK SÜRECİ SAHİPLENMELİ Mİ? Devlet geleneği açısından bakıldığında, iddiaların kapsamı dikkate alındığında Giresun Valiliği’nin konuya açıklık getirmesi daha doğru ve daha güçlü bir kurumsal yaklaşım olurdu. Çünkü 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’na göre vali, ilde Cumhurbaşkanının temsilcisi ve idari yürütme vasıtasıdır. Kanunda valilerin ilin genel idaresinden sorumlu olduğu, bakanlıklar ve tüzel kişiliğe sahip genel müdürlüklerin il genel idare teşkilatına ait işleri doğrudan valiliklere yazacağı düzenlenmiştir. (Mevzuat) Bu çerçevede Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün görev alanındaki iddialar, kamuoyunda bu kadar geniş başlıklarla tartışılıyorsa; Valilik makamının süreci koordine etmesi, gerekirse inceleme başlatıldığını duyurması ve kamuoyuna daha ayrıntılı, belgeli bir açıklama yapılmasını sağlaması beklenirdi. İDDİALAR BELGEYLE YANITLANMALI Müdürlüğün açıklamasında “iddiaların önemli bir kısmı eksik veya hatalı bilgiye dayanmaktadır” deniliyor. Ancak kamuoyunun ikna edilmesi için bu cümlenin tek başına yeterli olması beklenemez. Kamuoyu doğal olarak şu soruların yanıtını bekler: Çotanak Stadyumu’nun kiralama süreçleri hangi tarihlerde, hangi usulle yürütüldü? Stadyum içindeki ticari alanlar kimlere, hangi şartlarda ve hangi süreyle tahsis edildi? Konser organizasyonlarında kamu zararı oluştu mu, gelir-gider dengesi nedir? Bakım-onarım ihaleleri hangi yöntemle yapıldı, hangi firmalar iş aldı? Sporcu Eğitim Merkezi kimler tarafından, hangi kriterlerle kullanıldı? Uluslararası hareketlilik programlarından kimler, hangi ölçütlere göre yararlandı? Bu sorulara yanıt verilmeden yapılan genel bir “mevzuata uygundur” açıklaması, tartışmaları bitirmekten çok yeni sorular doğurabilir. DEVLET KURUMU SOSYAL MEDYADA SAVUNMA MAKAMI GİBİ GÖRÜNMEMELİ Kamu kurumlarının sosyal medya kullanması çağın gereğidir. Ancak kamu kurumlarının sosyal medya hesapları, kişisel savunma alanı gibi kullanılmamalıdır. Özellikle bir il müdürü veya kurum yönetimi hakkında iddialar gündeme geldiğinde, açıklamanın dili ve yöntemi daha dikkatli belirlenmelidir. Devlet geleneğinde beklenen tavır; iddialara sosyal medya üzerinden genel ifadelerle karşılık vermek değil, iddiaları somut başlıklar halinde ele almak, gerekiyorsa idari inceleme başlatmak ve kamuoyuna belgeli bilgi sunmaktır. Bu nedenle Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün açıklaması hukuken bir bilgilendirme olarak değerlendirilebilse de, iddiaların ağırlığı karşısında kurumsal olarak yetersiz kalmıştır. GÖZLER GİRESUN VALİLİĞİ’NDE Gelinen noktada kamuoyunun beklentisi, iddiaların sosyal medya açıklamasıyla kapatılması değil; Giresun Valiliği’nin konuya açıklık getirmesidir. Eğer iddialar asılsızsa, bunun belgeleriyle ortaya konulması gerekir. Eğer eksik, hatalı ya da tartışmalı işlemler varsa, bunun da idari denetim mekanizmaları içinde incelenmesi kamu yararının gereğidir. Çünkü söz konusu olan yalnızca bir kurumun itibarı değil; kamu kaynaklarının kullanımı, kamu tesislerinin işletilmesi ve vatandaşın devlete duyduğu güvendir. Bu metin, kaynak açıklamayı doğrudan verirken ikinci bölümde eleştirel ama hukuken daha güvenli bir çizgide ilerliyor.

AÇIKTA GIDA SATIŞI PAZAR YERLERİNDE SAĞLIK RİSKİNİ GÜNDEME TAŞIDI Haber

AÇIKTA GIDA SATIŞI PAZAR YERLERİNDE SAĞLIK RİSKİNİ GÜNDEME TAŞIDI

AÇIKTA GIDA SATIŞI PAZAR YERLERİNDE SAĞLIK RİSKİNİ GÜNDEME TAŞIDI Giresun Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin Aksu Pazar Yeri’nde gerçekleştirdiği denetim, pazarlarda yalnızca fiyat etiketi, ölçü-tartı ve tezgâh düzeninin değil; gıda güvenliği, hijyen, son tüketim tarihi, üretim yeri, soğuk zincir ve personel temizliği başlıklarının da titizlikle ele alınması gerektiğini ortaya koydu. Aksu Pazar Yeri’nde yapılan kontrollerde pazarcı esnafının tezgâh düzeni, fiyat etiketi uygulamaları, ürünlerin hijyen koşulları, ölçü-tartı aletleri ve pazar alanı sınırlarına uygunluğu denetlendi. Ancak özellikle açıkta satıldığı görülen zeytin, eski kaşar, tulum peyniri ve benzeri gıda ürünleri, pazar yerlerinde halk sağlığı açısından daha kapsamlı denetim ihtiyacını yeniden gündeme getirdi. Dünya Sağlık Örgütü, güvenli olmayan gıdaların bakteri, virüs, parazit ve kimyasal tehlikeler yoluyla hastalıklara neden olabileceğini vurgularken; güvenli gıda için temel ilkeleri “temiz tutmak, çiğ ve pişmiş gıdayı ayırmak, gıdayı iyice pişirmek, gıdayı güvenli sıcaklıkta tutmak, güvenli su ve hammadde kullanmak” olarak sıralıyor. (Dünya Sağlık Örgütü) PAZARDA ASIL SORU: ÜRÜN NEREDEN GELDİ, NASIL SAKLANDI, KİMİN ELİ DEĞDİ? Pazar yerlerinde zeytin, peynir, tereyağı, çökelek, eski kaşar ve tulum gibi doğrudan tüketilebilen ürünlerin açıkta satılması, yalnızca görsel düzensizlik değil, doğrudan toplum sağlığını ilgilendiren bir risk olarak değerlendiriliyor. Bu ürünler; güneş, sıcak hava, toz, sinek, egzoz gazı, kirli bez, ortak bıçak, çıplak el teması, para alışverişi ve yetersiz el hijyeni nedeniyle kirlenmeye açık hale gelebiliyor. Özellikle süt ürünlerinde uygun sıcaklıkta muhafaza edilmemesi, mikrobiyolojik bozulma ve gıda kaynaklı hastalık riskini artırabiliyor. Türkiye’de 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun amacı; gıda güvenilirliğini, halk sağlığını, tüketici menfaatlerini ve çevrenin korunmasını sağlamaktır. Kanun, gıda işletmecilerinin gıda güvenilirliği sistemlerini kurma ve uygulama yükümlülüğünü de ortaya koyuyor. (Tarım ve Orman Bakanlığı) DENETİM SADECE ETİKETLE SINIRLI KALMAMALI Zabıta denetimlerinde fiyat etiketi, tartı, tezgâh sınırı ve pazar düzeni önemli başlıklar arasında yer alıyor. Ancak açıkta satılan gıda ürünlerinde denetimin kapsamı daha geniş olmalı. Denetim Başlığı Mutlaka Bakılması Gerekenler Halk Sağlığı Açısından Önemi Açıkta satış Ürünlerin üzeri kapalı mı, sinek/toz teması var mı? Fiziksel ve mikrobiyolojik bulaşmayı önler Soğuk zincir Peynir, tereyağı ve benzeri ürünler uygun sıcaklıkta mı? Bozulma ve bakteri çoğalması riskini azaltır Son tüketim tarihi STT/TETT bilgisi var mı, geçmiş ürün satılıyor mu? Güvenli tüketim sınırını gösterir Üretim yeri Üretici, işletme kayıt/onay bilgisi, parti/lot no mevcut mu? Ürünün izlenebilirliğini sağlar Personel hijyeni Satıcı el yıkıyor mu, maşa/servis kaşığı kullanıyor mu? El ve para kaynaklı bulaşmayı önler Tezgâh hijyeni Bez, bıçak, kap, tartı ve yüzeyler temiz mi? Çapraz bulaşma riskini düşürür Belge kontrolü Fatura/irsaliye var mı? Kayıt dışı ve kaynağı belirsiz satışın önüne geçer Pazar altyapısı Tuvalet, lavabo, temiz su, atık alanı yeterli mi? Sürdürülebilir hijyen için zorunludur AÇIKTA ZEYTİN, ESKİ KAŞAR VE TULUM PEYNİRİ NASIL SATILMALI? Pazar yerlerinde gıda satışı yapılabilir; ancak her ürün aynı koşullarda satılamaz. Özellikle süt ürünleri ve salamura ürünler, hijyen ve muhafaza şartları açısından daha hassas ürünlerdir. Ürün Doğru Satış Şekli Riskli Uygulama Zeytin Kapalı, gıdaya uygun kapta; servis kaşığı veya maşa ile Açık tenekede, çıplak elle, sinek ve toza açık satış Eski kaşar Ambalajlı veya kapalı teşhirde; üretici ve tarih bilgisiyle Güneş altında, etiketsiz, açık bez üzerinde satış Tulum peyniri Soğuk zincir korunarak, kayıtlı üretici bilgisiyle Nereden geldiği belirsiz, açıkta kesilerek satış Tereyağı Soğuk muhafazada, kapalı ambalajlı Ortam sıcaklığında uzun süre bekletme Ambalajı açılmış ürün Kapalı dolapta, ayrı bıçak ve hijyenik ekipmanla Ortak bıçak, kirli bez, el teması Türk Gıda Kodeksi ve gıda hijyeni düzenlemelerinin temel yaklaşımı, gıdanın üretimden tüketiciye ulaşıncaya kadar hijyenik koşullarda muhafaza edilmesi, taşınması ve satışa sunulmasıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gıda hijyeni alanındaki düzenlemeleri, gıda güvenilirliğinin üretimden son tüketiciye kadar korunması gerektiğini esas alır. (Tarım ve Orman Bakanlığı) EL HİJYENİ YOKSA GIDA GÜVENLİĞİ DE YOKTUR Pazar yerlerinde en kritik sorunlardan biri, satıcının aynı anda hem para alışverişi yapması hem de gıdaya temas etmesidir. Para, cep telefonu, tartı, poşet, tezgâh bezi, bıçak ve ürün arasında sürekli temas varsa, hijyen zinciri kolayca kırılır. Bu nedenle denetimlerde şu soruların yanıtı aranmalıdır: Kritik Soru Neden Önemli? Satıcıların el yıkayabileceği lavabo var mı? Tuvalet sonrası ve para teması sonrası bulaşmayı önler Sabun, temiz su ve kâğıt havlu bulunuyor mu? El hijyeninin gerçekten uygulanmasını sağlar Ürünlere çıplak elle temas ediliyor mu? Doğrudan bulaşma riskini artırır Para alan kişi ile ürünü hazırlayan kişi aynı mı? Çapraz bulaşma ihtimalini yükseltir Maşa, servis kaşığı, eldiven ve ayrı ekipman kullanılıyor mu? Gıdaya insan temasını azaltır Ortak bıçak ve kirli bez kullanılıyor mu? Ürünler arası mikrobiyolojik geçişe neden olabilir Dünya Sağlık Örgütü’nün “Güvenli Gıda İçin Beş Anahtar” yaklaşımı, gıda kaynaklı hastalıkların önlenmesinde temizliğin korunmasını ve bulaşmanın engellenmesini temel ilkeler arasında göstermektedir. (Dünya Sağlık Örgütü) TUVALET VE LAVABO ALTYAPISI OLMADAN GÜVENLİ PAZAR OLMAZ Pazar yerlerinde çalışanların tuvalet ihtiyacını nerede karşıladığı, ardından ellerini nerede ve nasıl yıkadığı doğrudan gıda güvenliğiyle ilgilidir. Eğer pazar alanında temiz, kullanılır durumda, sabunlu ve denetlenen tuvalet-lavabo altyapısı yoksa, açıkta gıda satışı halk sağlığı açısından daha büyük risk taşır. Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelik’e göre pazar yerlerinde zabıta bürosu, çöp toplama yeri, elektronik tartılar, aydınlatma sistemi, güvenlik kamerası ve tuvalet gibi hizmet tesislerinin bulunması gerekir. Yönetmelik, pazar yerlerinin belediyeler tarafından asgari koşulları taşıyacak şekilde kurulmasını da düzenler. (Hal.gov.tr) Pazar Altyapısı Olması Gereken Standart Tuvalet Temiz, düzenli denetlenen, satıcı ve vatandaş kullanımına uygun Lavabo Akan su, sabun, kâğıt havlu veya hijyenik kurutma imkânı bulunan Zemin Yıkanabilir, su biriktirmeyen, çamur ve toz oluşturmayan Üst örtü Güneş, yağmur, kuş ve çevresel etkilere karşı koruyucu Atık alanı Kapaklı, düzenli boşaltılan, gıda tezgâhlarından uzak Soğuk muhafaza Peynir, tereyağı ve hassas ürünler için zorunlu Denetim noktası Zabıta ve gıda kontrol ekiplerinin sahada kayıt tutabileceği alan SON KULLANMA TARİHİ VE ÜRETİM YERİ GÖRÜLMEDEN ALIŞVERİŞ YAPILMAMALI Açıkta satılan veya ambalajı açılarak satılan ürünlerde tüketicinin ürünün kaynağını bilmesi gerekir. Ürünün nerede üretildiği, hangi işletmeden geldiği, hangi partiye ait olduğu ve ne zamana kadar tüketilebileceği açıkça görülebilmelidir. Kontrol Edilecek Bilgi Neden Zorunlu? Üretici/işletme adı Ürünün kaynağını gösterir İşletme kayıt veya onay bilgisi Üretimin kayıtlı olup olmadığını ortaya koyar Parti/lot numarası Sorun halinde ürünün izlenmesini sağlar Son tüketim tarihi / tavsiye edilen tüketim tarihi Raf ömrü ve güvenli tüketim için gereklidir Muhafaza koşulu Ürünün soğukta mı, serinde mi, kuru ortamda mı saklanacağını gösterir Fatura/irsaliye Kayıt dışı ve kaynağı belirsiz ürün satışını engeller Menşe/üretim yeri Tüketicinin ürünün nereden geldiğini bilmesini sağlar Gıda güvenilirliğinde izlenebilirlik, olası bir risk durumunda ürünün hangi üreticiden geldiğinin ve hangi tüketim zincirine girdiğinin tespit edilebilmesi için temel şarttır. 5996 sayılı Kanun, gıda güvenilirliği ve tüketici menfaatlerinin korunmasını temel amaçlar arasında saymaktadır. (Tarım ve Orman Bakanlığı) GÖRÜNMEYEN TEHLİKE: BULAŞMA HER ZAMAN GÖZLE ANLAŞILMAZ Açıkta satılan peynir veya zeytinde bozulma her zaman gözle fark edilmez. Ürünün rengi, kokusu veya görünümü normal olabilir; ancak mikroorganizma yükü artmış olabilir. Risk Türü Kaynak Muhtemel Sonuç Mikrobiyolojik bulaşma Kirli el, sinek, açıkta bekleme, uygunsuz sıcaklık Gıda zehirlenmesi, mide-bağırsak enfeksiyonları Fiziksel bulaşma Toz, saç, böcek, yabancı madde Tüketici sağlığı riski Kimyasal bulaşma Egzoz, temizlik kimyasalı, uygunsuz kap Kimyasal maruziyet Çapraz bulaşma Para, bıçak, bez, tartı, el teması Ürünler arası kirlenme Sıcaklık riski Soğuk zincirin bozulması Hızlı mikrobiyal çoğalma Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliği, gıdalarda bulunabilecek belirli bulaşanların kontrolünü ve riskin kaynağının önlenmesini gıda işletmecisinin sorumlulukları arasında düzenlemektedir. (Resmi Gazete) DENETİMDE KURUMLAR ARASI İŞ BİRLİĞİ ŞART Pazar yerlerinde zabıta denetimi önemlidir; ancak gıda güvenliği yalnızca zabıtanın görev alanıyla sınırlı değildir. Özellikle açıkta satılan süt ürünleri, zeytin, tereyağı ve benzeri ürünlerde Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nün gıda kontrol yetkisi de devreye girmelidir. Kurum/Birim Denetim Alanı Belediye Zabıta Müdürlüğü Tezgâh düzeni, fiyat etiketi, ölçü-tartı, pazar sınırı, işgal Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Gıda güvenilirliği, üretim izni, kayıt/onay, numune, etiket, izlenebilirlik Belediye Temizlik Birimleri Pazar alanı temizliği, atık yönetimi, yıkama Ölçü ve Ayar Birimleri Terazi ve tartı doğruluğu Çevre/Sağlık Birimleri Tuvalet, lavabo, atık su, hijyen altyapısı PAZAR YERLERİ NASIL OLMALI? Sağlıklı bir pazar yeri, yalnızca esnafın tezgâh açtığı alan değil; temiz suyu, tuvaleti, lavabosu, atık sistemi, gıda güvenliği kontrolü, soğuk muhafaza imkânı ve düzenli denetimi bulunan kamusal bir alışveriş alanı olmalıdır. Sağlıklı Pazar Kriteri Uygulama Kapalı veya kontrollü gıda alanı Hassas gıdalar güneş, toz ve sinekten korunmalı Soğuk zincir alanı Peynir, tereyağı ve benzeri ürünler uygun sıcaklıkta satılmalı Hijyen noktaları Satıcıların kullanabileceği el yıkama alanları bulunmalı Belge kontrol sistemi Ürünlerin üretim yeri, fatura/irsaliye ve kayıt bilgisi düzenli denetlenmeli Ayrı gıda sınıfları Sebze-meyve, süt ürünleri, kuru gıda ve diğer ürünler ayrı düzenlenmeli Eğitimli esnaf Hijyen, etiket, tüketici hakkı ve gıda güvenliği eğitimi verilmeli Periyodik denetim Denetimler sadece şikâyet üzerine değil, düzenli yapılmalı Kayıtlı uyarı/ceza sistemi Aynı ihlalin tekrarı izlenmeli VATANDAŞ NEYE DİKKAT ETMELİ? Vatandaşların pazarda gıda ürünü alırken şu noktalara dikkat etmesi gerekiyor: Vatandaşın Kontrolü Riskli Durum Ürün kapalı mı? Açıkta, güneş altında, sineğe/toza maruzsa alınmamalı Üretici bilgisi var mı? Kaynağı belirsiz ürün risk taşır Tarih bilgisi var mı? STT/TETT görülmeden alışveriş yapılmamalı Satıcı ürüne elle temas ediyor mu? Çıplak elle ürün hazırlama hijyen riski oluşturur Aynı kişi para alıp ürün veriyor mu? Çapraz bulaşma ihtimali artar Peynir ve tereyağı soğukta mı? Ortam sıcaklığında bekleyen hassas ürünler risklidir Ürün kokusu, rengi ve yüzeyi normal mi? Şüpheli ürün tercih edilmemeli AKSU PAZARI DENETİMİ DAHA GENİŞ BİR TARTIŞMAYI BAŞLATTI Aksu Pazar Yeri’nde yapılan denetim, şehir genelindeki pazar alanlarında düzen ve tüketici güvenliği açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak açıkta satılan gıda ürünleri, pazar denetimlerinin yalnızca fiyat etiketi ve tartı kontrolüyle sınırlı kalmaması gerektiğini gösteriyor. Gıda güvenliğinde temel soru şudur: Vatandaşın sofrasına giden ürün nerede üretildi, nasıl taşındı, hangi sıcaklıkta saklandı, kimin eliyle temas etti ve son tüketim tarihi kontrol edildi mi? Bu soruların yanıtı verilmeden pazar yerlerinde güvenli gıda satışından söz etmek mümkün değildir. SONUÇ: PAZARDA DÜZEN DEĞİL, GÜVENLİ GIDA DÖNEMİ BAŞLAMALI Pazar yerleri, vatandaşın en yoğun gıda alışverişi yaptığı alanların başında geliyor. Bu nedenle pazarlarda hijyen ve gıda güvenliği, yalnızca belediye hizmeti değil, doğrudan toplum sağlığı meselesidir. Açıkta zeytin, eski kaşar, tulum peyniri ve benzeri ürünlerin satıldığı tezgâhlarda; üretim yeri, son tüketim tarihi, muhafaza koşulu, el hijyeni, kapalı teşhir ve soğuk zincir mutlaka denetlenmelidir. Aksu Pazar Yeri’nde yapılan denetimlerin, şehir genelindeki tüm pazar alanlarında daha kapsamlı ve kurumsal bir gıda güvenliği modeline dönüşmesi bekleniyor. Çünkü güvenli pazar, yalnızca düzenli tezgâh demek değildir; güvenli pazar, vatandaşın gönül rahatlığıyla alışveriş yapabildiği, esnafın da kayıtlı, hijyenik ve mevzuata uygun satış yaptığı pazardır. . KAYNAKÇA Dünya Sağlık Örgütü — Food Safety / Gıda Güvenliği Bilgi Notu: Güvenli olmayan gıdaların halk sağlığı üzerindeki etkileri ve gıda kaynaklı hastalık riskleri. (Dünya Sağlık Örgütü) Dünya Sağlık Örgütü — Five Keys to Safer Food Manual: Güvenli gıda için beş temel ilke: temiz tut, çiğ/pişmiş ayır, iyi pişir, güvenli sıcaklıkta tut, güvenli su ve hammadde kullan. (Dünya Sağlık Örgütü) 5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu: Gıda güvenilirliği, halk sağlığı, tüketici menfaatleri ve resmi kontrol çerçevesi. (Tarım ve Orman Bakanlığı) Resmî Gazete — 5996 Sayılı Kanun metni: Gıda ve yem işletmecilerinin gıda güvenilirliği sistemi kurma ve uygulama yükümlülüğü. (Resmi Gazete) Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelik: Pazar yerlerinde bulunması gereken hizmet tesisleri, tuvalet, çöp toplama yeri, elektronik tartı ve belediyelerin pazar yeri kurma sorumluluğu. (Hal.gov.tr) Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliği: Gıdalarda bulaşan risklerinin kaynağının belirlenmesi, önlenmesi, azaltılması veya ortadan kaldırılmasına ilişkin yükümlülükler. (Resmi Gazete)

VALİ KOÇ’TAN ÖZEL GÜVENLİK PERSONELİNE HAFTA KABULÜ Haber

VALİ KOÇ’TAN ÖZEL GÜVENLİK PERSONELİNE HAFTA KABULÜ

VALİ KOÇ’TAN ÖZEL GÜVENLİK PERSONELİNE HAFTA KABULÜ Giresun Valisi Mustafa Koç, 26-30 Haziran Özel Güvenlik Haftası dolayısıyla İl Emniyet Müdürü Ferhat Akbaş, birim müdürleri ve özel güvenlik personelini makamında kabul etti. Ziyarette, kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanmasında genel kollukla birlikte görev yapan özel güvenlik personelinin çalışmaları değerlendirildi. ÖZEL GÜVENLİK HAFTASI’NDA VALİLİKTE KABUL Giresun Valisi Mustafa Koç, 26-30 Haziran Özel Güvenlik Haftası münasebetiyle İl Emniyet Müdürü Ferhat Akbaş, birim müdürleri ve özel güvenlik personeliyle bir araya geldi. Valilik makamındaki kabulde, kamu kurumları, eğitim alanları, sağlık tesisleri, spor tesisleri, alışveriş merkezleri, toplu yaşam alanları ve kritik noktalarda görev yapan özel güvenlik personelinin yürüttüğü çalışmalar ele alındı. Vali Koç, Özel Güvenlik Haftası’nı kutlayarak görevlerini özveriyle sürdüren özel güvenlik personeline başarı diledi. GENEL KOLLUKLA BİRLİKTE GÖREV YAPIYORLAR Özel güvenlik personeli, kamu düzeninin korunmasında emniyet ve jandarma birimleriyle birlikte destekleyici bir görev üstleniyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığı, 26-30 Haziran Özel Güvenlik Günü ve Haftası dolayısıyla yaptığı duyuruda özel güvenlik görevlilerinin kamu düzeninin korunmasında genel kolluk kuvvetleriyle beraber çalıştığını vurguladı. (Emniyet Genel Müdürlüğü) Türkiye’de özel güvenlik hizmetleri, eğitim, denetim, izin, kimlik, şirket ve kurum güvenliği süreçleriyle Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığı tarafından takip ediliyor. Başkanlık, özel güvenlik hizmetlerine ilişkin kişi, şirket, eğitim kurumu, özel güvenlik hizmeti alan ve hizmet veren yerler ile kamu kurum ve kuruluşlarına ait birimlerin denetim süreçlerini yürütüyor. (Emniyet Genel Müdürlüğü) KAAN UYGULAMASIYLA KOLLUK-ÖZEL GÜVENLİK İŞ BİRLİĞİ GÜÇLENDİ Özel güvenlik hizmetlerinde son yıllarda öne çıkan başlıklardan biri KAAN Uygulaması oldu. Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre KAAN Uygulaması, özel güvenlik izni verilen 61 bin 236 yerde, 232 bin 143 özel güvenlik görevlisi ve 38 bin 974 genel kolluk personeliyle aktif şekilde sürdürülüyor. Uygulama, genel kolluk ile özel güvenlik arasındaki iş birliğini artırmayı ve güvenlik hizmetlerinde daha hızlı koordinasyon sağlamayı hedefliyor. (Emniyet Genel Müdürlüğü) EGM, KAAN Uygulaması’yla genel güvenliğe yaklaşık 350 bin “çift gözün” daha katkı sunmasını hedefliyor. Bu yaklaşım, özel güvenlik personelinin yalnızca bina girişinde görev yapan personel değil, genel güvenlik zincirinin sahadaki tamamlayıcı unsurlarından biri olarak konumlandığını ortaya koyuyor. (Emniyet Genel Müdürlüğü) ÖZEL GÜVENLİK HİZMETLERİ DENETİM ALTINDA Özel güvenlik görevlilerinin görev alanı, mevzuatla belirlenen koruma ve güvenlik hizmetleriyle sınırlı bulunuyor. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün özel güvenlik işlemleri sayfasında, özel güvenlik görevlisini koruma ve güvenlik hizmetleri dışında başka bir işte çalıştıran kişi, kurum ve kuruluşlara idari para cezası uygulanacağı belirtiliyor. 2026 yılı için bu ceza her tespit başına 49 bin 379 lira olarak yer alıyor. (Emniyet Genel Müdürlüğü) Bu düzenleme, özel güvenlik personelinin asli görev alanından uzaklaştırılmaması ve hizmetin güvenlik standardı içinde yürütülmesi açısından önem taşıyor. GİRESUN’DA KAMU DÜZENİNE SAHA DESTEĞİ Giresun’da özel güvenlik personeli, kamu kurumlarından spor alanlarına, eğitim kurumlarından sağlık tesislerine, etkinlik alanlarından toplu kullanım noktalarına kadar çok sayıda alanda görev yapıyor. Valilikte yapılan kabul, özel güvenlik personelinin yalnızca rutin kontrol görevi değil, kamu düzeninin korunması, risklerin erken fark edilmesi, olayların kolluk birimlerine hızlı aktarılması ve vatandaş güvenliğinin desteklenmesi açısından taşıdığı rolü öne çıkardı. İl Emniyet Müdürü Ferhat Akbaş ve birim müdürlerinin de yer aldığı ziyarette, özel güvenlik personelinin sahadaki görevleri ve kurumlar arası koordinasyon başlıkları değerlendirildi. GÜVENLİK ZİNCİRİNİN TAMAMLAYICI UNSURU Özel güvenlik sistemi, Türkiye’de kamu güvenliği mimarisinin destekleyici unsurlarından biri olarak gelişiyor. Genel kolluk kuvvetleri kamu düzeninin ana sorumluluğunu taşırken, özel güvenlik personeli görev yaptığı alanlarda önleyici güvenlik, giriş-çıkış kontrolü, olayları erken bildirme, yönlendirme, ilk müdahale ve vatandaşla doğrudan temas gibi başlıklarda önemli görevler üstleniyor. Giresun Valiliği’nde yapılan kabul, 26-30 Haziran Özel Güvenlik Haftası’nın yalnızca kutlama değil, özel güvenlik personelinin kamu güvenliğine sunduğu katkının görünür kılındığı bir değerlendirme zemini olduğunu gösterdi. VALİ KOÇ’TAN BAŞARI DİLEĞİ Vali Mustafa Koç, özel güvenlik personelinin haftasını kutlayarak görevlerinde başarı diledi. Özveriyle çalışan özel güvenlik personelinin kamu düzeni ve güvenlik hizmetlerinde önemli sorumluluk taşıdığına dikkat çekilen ziyarette, güvenlik hizmetlerinin etkinliği için kurumlar arası iş birliği ve sahadaki koordinasyonun önemine vurgu yapıldı.

SAHİL HATTI KONTROLSÜZ KONAKLAMA ALANINA DÖNÜŞÜYOR Haber

SAHİL HATTI KONTROLSÜZ KONAKLAMA ALANINA DÖNÜŞÜYOR

ERİKLİMAN’DA KARAVAN TEHLİKESİ: SAHİL HATTI KONTROLSÜZ KONAKLAMA ALANINA DÖNÜŞÜYOR Giresun’un şehir içinde kalan Erikliman sahil hattında uzun süreli bekleyen karavanlar; atık su, tuvalet atığı, gri su boşaltımı, çöp birikimi, kötü koku, haşere, görüntü kirliliği, yangın riski ve kamu alanı işgali açısından ciddi bir çevre ve toplum sağlığı sorunu oluşturuyor. Şehir içinde, deniz kıyısında ve yoğun kullanılan bir ulaşım hattı üzerinde bulunan Erikliman’da karavanların kontrolsüz şekilde konaklaması, artık yalnızca park düzeniyle açıklanamayacak bir risk alanı üretmektedir. Altyapısı olmayan sahil noktalarında uzun süreli karavan bekleyişi, kıyı kullanımını daraltırken çevre hijyeni ve halk sağlığı açısından da acil müdahale gerektiren bir tablo ortaya çıkarmaktadır. TEHLİKE SADECE GÖRÜNTÜ KİRLİLİĞİ DEĞİL Erikliman’daki karavan yoğunluğu, dışarıdan bakıldığında yalnızca sahil hattında bekleyen araçlar gibi görülebilir. Ancak karavanlar, geçici yaşam alanı olarak kullanıldığında su tüketimi, tuvalet ihtiyacı, atık su, evsel çöp, yemek artığı, deterjanlı gri su ve kötü koku üretir. Bu atıkların kanalizasyon bağlantısı, lisanslı atık su toplama sistemi, kimyasal tuvalet bertaraf ünitesi ve düzenli temizlik altyapısı olmadan güvenli şekilde yönetilmesi mümkün değildir. Karavanların altyapısız şehir içi alanlarda uzun süreli beklemesi, doğrudan çevre sağlığı riski oluşturmaktadır. ATIK SU, TUVALET VE GRİ SU RİSKİ BÜYÜYOR Karavanlarda oluşan siyah su, insan dışkısı ve idrar kaynaklı mikrobiyolojik risk taşır. Gri su ise lavabo, duş, mutfak ve temizlik sularından kaynaklanır; deterjan, yağ, organik madde ve mikroorganizma içerebilir. Bu atıkların toprağa, yağmur suyu kanallarına, dere yatağına veya deniz kıyısına karışması; bakteri, virüs, parazit, kötü koku ve çevre kirliliği açısından ciddi risk oluşturur. Erikliman gibi denizle temas eden sahil bölgelerinde bu risk daha da ağırlaşır. Çünkü kıyı alanları hem ekolojik açıdan hassas hem de yurttaşların ortak kullanımına açık kamusal alanlardır. KAMU ALANI ÖZEL KONAKLAMA SAHASINA DÖNÜŞÜYOR Karavanların uzun süre aynı bölgede beklemesiyle birlikte sahil hattı, yol kenarları ve yeşil alanlar fiilen özel konaklama alanı gibi kullanılmaktadır. Masa-sandalye açılması, kamp düzeni kurulması, çamaşır asılması, atık bırakılması ve geceleme yapılması, kamu alanının ortak kullanım niteliğini zayıflatmaktadır. Erikliman sahili, belirli araç kullanıcılarının uzun süreli kullanımına bırakılacak bir konaklama sahası değildir. Bu alan, Giresun halkının ortak kıyı kullanım hakkı içinde değerlendirilmelidir. KÖTÜ KOKU, HAŞERE VE ÇÖP BİRİKİMİ YAŞAM KALİTESİNİ ETKİLER Altyapısız karavan yoğunluğu; evsel çöp, yemek artığı, açıkta bırakılan atık, deterjanlı su ve düzensiz temizlik nedeniyle kötü koku ve haşere riskini artırır. Sinek, böcek, kemirgen ve koku oluşumu yalnızca karavan kullanıcılarını değil; çevrede yaşayan yurttaşları, sahil hattını kullananları ve bölgeden geçenleri de etkiler. Şehir içinde bu tür risklerin görmezden gelinmesi, temizlik hizmetlerinin yükünü artırır ve çevre sağlığı denetimini zorlaştırır. YANGIN VE GÜVENLİK RİSKİ GÖZ ARDI EDİLEMEZ Karavanlarda tüp, elektrik bağlantısı, ısıtıcı, pişirme ekipmanı ve yanıcı malzemeler bulunabilir. Görevlisi olmayan, güvenlik önlemi alınmayan, yangın mesafesi belirlenmeyen ve acil müdahale altyapısı bulunmayan alanlarda bu risk büyür. Resmi karavan parklarında aydınlatma, kamera, görevli personel, yangın söndürme ekipmanı, araçlar arası güvenli mesafe ve acil müdahale düzeni bulunmasının nedeni budur. Erikliman gibi kontrolsüz sahil alanlarında bu riskler yönetilemez. KARAVAN TURİZMİ ŞEHİR İÇİ SAHİL HATTINDA BAŞIBOŞ BIRAKILAMAZ Giresun’un doğal güzellikleri ve sahil hattı karavan kullanıcıları için cazip olabilir. Ancak turizm faaliyeti, çevre sağlığı kurallarının yerine geçemez. Karavan turizmi desteklenecekse bu destek; şehir içi sahil alanlarının kontrolsüz konaklama alanına dönüşmesine izin verilerek değil, altyapılı ve denetimli resmi karavan parklarıyla sağlanmalıdır. Giresun’da karavan turizmini sürdürülebilir hale getirecek model, Erikliman gibi şehir içinde kalan kıyı bölgelerinde uzun süreli bekleyişe izin vermek değil; bu faaliyeti şehir dışına yakın, altyapılı, kayıtlı ve denetimli alanlara taşımaktır. GİRESUN İÇİN 10 MADDELİK KARAVAN PARK ÖNERİSİ Giresun’da karavan turizminin çevreye, halk sağlığına ve kent düzenine zarar vermeden yönetilebilmesi için uygulanması gereken öneriler şöyledir: 1. Erikliman’da uzun süreli karavan konaklaması yasaklanmalı Erikliman ve benzeri şehir içi sahil bölgelerinde uzun süreli karavan konaklamasına izin verilmemelidir. Bu alanlarda kısa süreli park düzenlemesi yapılabilir; ancak geceleme, kamp kurma, masa-sandalye açma, çamaşır asma, atık bırakma, tuvalet boşaltımı ve gri su dökümü kesin şekilde engellenmelidir. 2. Giresun’a resmi karavan park alanı kurulmalı Şehir dışına yakın, yerleşim alanlarını rahatsız etmeyecek, ulaşımı kolay ve çevresel etkisi yönetilebilir resmi karavan park alanı oluşturulmalıdır. Bu alan turizme hizmet etmeli; ancak çevre ve toplum sağlığı kurallarını merkeze almalıdır. 3. Kanalizasyon veya lisanslı atık su toplama sistemi kurulmalı Resmi karavan parkında kanalizasyon bağlantısı ya da lisanslı atık su toplama sistemi bulunmalıdır. Karavanlardan çıkan siyah su ve gri su, özel boşaltım noktalarından alınmalı; çevreye, toprağa, yağmur suyu kanallarına veya denize karışmasına izin verilmemelidir. 4. Kimyasal tuvalet bertaraf ünitesi zorunlu olmalı Karavan kullanıcıları tuvalet atıklarını yalnızca özel bertaraf ünitesine boşaltmalıdır. Gelişigüzel tuvalet boşaltımı ağır idari yaptırıma bağlanmalıdır. Kimyasal tuvalet atıkları sıradan evsel çöp gibi değerlendirilemez. 5. Temiz su, elektrik, WC, duş ve güvenlik altyapısı sağlanmalı Karavan park alanlarında temiz su, elektrik, WC, duş, lavabo, çöp toplama, geri dönüşüm, aydınlatma, kamera, yangın tedbiri ve görevli personel zorunlu olmalıdır. Altyapısı olmayan hiçbir alan karavan konaklamasına açılmamalıdır. 6. Plaka ve kullanıcı kaydı tutulmalı Resmi alana giren her karavanın plakası, giriş-çıkış saati ve kullanıcı bilgisi kayıt altına alınmalıdır. Bu kayıt sistemi hem güvenlik hem temizlik hem de çevre denetimi açısından gereklidir. 7. Süre sınırı getirilmeli Karavan parkları kalıcı yerleşim alanına dönüşmemelidir. Aynı karavanın haftalarca veya aylarca aynı noktada kalmasına izin verilmemeli; günlük, haftalık ve sezonluk kullanım sınırları açık şekilde belirlenmelidir. 8. Erikliman’da düzenli zabıta, çevre ve sağlık denetimi yapılmalı Denetim yalnızca araç parkına göre değil; çöp, atık su, kötü koku, çevreye zarar, kamu alanı işgali, hijyen, geceleme ve kamp ekipmanı kullanımı başlıklarına göre yapılmalıdır. Zabıta, çevre koruma, temizlik işleri, sağlık ve güvenlik birimleri ortak denetim yürütmelidir. 9. Sahil hattında uyarı levhaları ve yasak alan haritası oluşturulmalı Karavanların nerede durabileceği, nerede konaklayamayacağı, hangi fiillerin yasak olduğu ve yaptırımlar açık biçimde ilan edilmelidir. Erikliman ve şehir içi sahil hattında uyarı levhaları yerleştirilmeli, yasak alan haritası hazırlanmalıdır. 10. Karavan turizmi plansız değil, yönetilebilir bir turizm başlığı olarak ele alınmalı Karavan kullanıcıları Giresun’a ekonomik katkı sağlayabilir. Ancak bu katkı şehir içi sahil alanlarının çevre ve hijyen yükü altına sokulmasıyla değil, doğru yerde kurulmuş resmi alanlarla sağlanmalıdır. Karavan turizmi, kent düzenine ve çevre sağlığına uygun biçimde yönetilmelidir. YEREL YÖNETİMİN KARAR ALMASI GEREKİYOR Giresun Belediyesi, ilgili kamu kurumları, çevre sağlığı birimleri, zabıta ve temizlik ekipleri Erikliman’daki tabloyu yerinde değerlendirmelidir. Bölge yalnızca araçların durduğu bir alan olarak değil; atık üreten, kamu alanını kullanan, kıyı hattını etkileyen ve halk sağlığı riski doğurabilecek kontrolsüz konaklama noktası olarak ele alınmalıdır. İlk adım Erikliman ve şehir içi sahil hattında uzun süreli karavan konaklamasına ilişkin açık karar alınmasıdır. Ardından resmi karavan park alanı belirlenmeli, atık su ve kimyasal tuvalet altyapısı kurulmalı, plaka-kullanıcı kaydı ve süre sınırı uygulanmalı, denetim ve yaptırım sürekli hale getirilmelidir. ERİKLİMAN BU İŞ İÇİN UYGUN ALAN DEĞİLDİR Karavan turizmi doğru planlandığında Giresun için değer oluşturabilir. Ancak plansız bırakıldığında çevre sorunu, hijyen sorunu, kıyı kullanımı sorunu ve kamu alanı işgali üretir. Erikliman’da yapılması gereken, karavanları görmezden gelmek değil; şehir içi sahil hattında kontrolsüz konaklamayı bitiren, karavanları resmi ve altyapılı alanlara taşıyan, çevre sağlığını ve toplum sağlığını koruyan kalıcı bir düzen kurmaktır. Giresun’da karavan turizmi desteklenecekse bu destek altyapısız sahil işgaliyle değil; resmi karavan parkı, atık su yönetimi, kimyasal tuvalet bertarafı, güvenlik, kayıt, süre sınırı ve düzenli denetimle sağlanmalıdır. Erikliman gibi şehir içinde kalan kıyı bölgeleri, kontrolsüz karavan konaklaması için uygun değildir.

KARAVAN SORUNU: KONTROLSÜZ KONAKLAMA ÇEVRE VE TOPLUM SAĞLIĞI RİSKİ Haber

KARAVAN SORUNU: KONTROLSÜZ KONAKLAMA ÇEVRE VE TOPLUM SAĞLIĞI RİSKİ

KARAVAN SORUNU: ŞEHİR İÇİNDE KONTROLSÜZ KONAKLAMA ÇEVRE VE TOPLUM SAĞLIĞI RİSKİ Giresun şehir içinde kalan Erikliman sahil hattında karavanların uzun süreli beklemesi; çevre kirliliği, atık su, tuvalet, kanalizasyon, hijyen, kötü koku, görüntü kirliliği ve kamu alanının kullanımı açısından yeni bir yerel yönetim sorunu olarak öne çıkıyor. Dünyadaki uygulamalar, karavan turizmini yasaklamak yerine bu faaliyeti şehir içinden çıkaran, altyapısı tamamlanmış, denetimli ve kayıtlı karavan park alanlarına yönlendiren bir modeli esas alıyor. Giresun’un Erikliman bölgesinde sahil hattına ve yol kenarına çekilen karavanlar, kent yaşamı içinde giderek daha görünür hale gelen bir çevre sağlığı sorununu gündeme taşıyor. Bölgenin şehir içinde, deniz kıyısında ve yoğun kullanılan ulaşım hattı üzerinde bulunması; karavanların yalnızca park düzeniyle değil, halk sağlığı, çevre hijyeni, kıyı kullanımı ve atık yönetimiyle birlikte değerlendirilmesini zorunlu kılıyor. Karavanların uzun süreli şekilde altyapısız alanlarda beklemesi, özellikle gri su, siyah su, kimyasal tuvalet atıkları, evsel çöp, kötü koku, haşere oluşumu ve zemine yayılan kirleticiler bakımından risk oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü, atık su, dışkı ve gri suyun güvenli yönetimini bulaşıcı hastalıkların önlenmesi ve halk sağlığının korunması bakımından temel başlıklar arasında ele alıyor. Bu yaklaşım, karavanların şehir içindeki kontrolsüz konaklamasının basit bir görüntü veya park sorunu olmadığını; doğrudan çevre sağlığı ve toplum sağlığı meselesi olduğunu ortaya koyuyor. ŞEHİR İÇİNDE ALTYAPISIZ KARAVAN KONAKLAMASI RİSK ÜRETİYOR Erikliman gibi şehir içinde kalan sahil bölgelerinde karavanların uzun süreli beklemesi, ilk bakışta turizm veya konaklama özgürlüğü gibi görülebilir. Ancak altyapısı bulunmayan noktalarda oluşan tablo farklıdır. Karavanlar, kendi içinde geçici yaşam alanı oluşturduğu için su kullanımı, tuvalet ihtiyacı, atık su üretimi, çöp birikimi ve çevreye temas eden evsel atıklar üretir. Bu atıkların kanalizasyon bağlantısı, özel boşaltım noktası, kimyasal tuvalet bertaraf sistemi ve düzenli temizlik altyapısı olmadan yönetilmesi mümkün değildir. ABD Çevre Koruma Ajansı, karavan, tekne ve mobil yaşam alanı kullanıcıları için yayımladığı atık su rehberinde bu araçlardan kaynaklanan atık suyun güvenli şekilde bertaraf edilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu yaklaşım, karavanların altyapısız şehir içi alanlarda uzun süreli bekletilmesinin çevre ve halk sağlığı bakımından kabul edilebilir bir model olmadığını gösteriyor. Karavan kaynaklı risk yalnızca görünür çöpten ibaret değildir. Tuvalet atıkları, kimyasal içerikler, deterjanlı gri su, yemek artıkları, yağlı atıklar ve kontrolsüz boşaltımlar; toprak, yağmur suyu kanalları, deniz kıyısı ve yeraltı suyu üzerinde kirletici baskı oluşturabilir. Sahil hattında bu risk daha da büyür. Çünkü kıyı alanları hem ekolojik açıdan hassas hem de kamusal kullanım bakımından ortak alan niteliği taşır. ERİKLİMAN’DA SORUN PARK SORUNUNU AŞMIŞ DURUMDA Erikliman’da karavanların bulunduğu alan, şehir dışı bir kamp bölgesi değil; Giresun’un şehir içi ulaşım aksı, sahil bandı ve kamusal görünürlüğü yüksek bölgelerinden biridir. Bu nedenle burada oluşan karavan yoğunluğu, çevrede yaşayan yurttaşların günlük yaşamını, sahil kullanımını, temizlik düzenini ve kent estetiğini doğrudan etkiliyor. Karavanların uzun süre aynı bölgede beklemesiyle birlikte kamu alanı fiilen özel konaklama alanına dönüşmektedir. Şehir içinde kıyı hattının daralması, yol kenarı ve yeşil alanların uzun süreli işgal edilmesi, görüntü kirliliği, çöp birikimi, tuvalet ve atık su ihtimali, bölgenin halk sağlığı açısından denetlenmesini zorunlu hale getiriyor. Bu tablo karşısında mesele “karavanlar burada dursun mu, durmasın mı?” sorusuna indirgenemez. Esas değerlendirme; şehir içinde, altyapısız, kontrolsüz ve denetimsiz karavan konaklamasının çevre sağlığı bakımından uygun olup olmadığıdır. Bilimsel çevre sağlığı yaklaşımı, bu tür alanlarda atık üretimi varsa mutlaka toplama, arıtma, bertaraf, temizlik, kayıt ve denetim sisteminin kurulmasını gerektirir. DÜNYA NE YAPIYOR? Dünyadaki uygulamalar, karavan turizmini tümden yasaklayan değil; onu kurallı, altyapılı ve denetlenebilir alanlara taşıyan bir anlayışla şekilleniyor. Avrupa Birliği’nin kentsel atık su politikasında insan sağlığı ve çevrenin arıtılmamış atık sudan korunması temel hedef olarak tanımlanıyor. 1 Ocak 2025’te yürürlüğe giren güncellenmiş Kentsel Atık Su Arıtma Direktifi de insan sağlığını, nehirleri, gölleri, yeraltı sularını ve kıyıları zararlı deşarjlardan korumayı amaçlıyor. Yeni Zelanda modeli, şehir içi ve doğal alanlarda gelişigüzel kampçılığı sınırlayan önemli örneklerden biridir. Ülkede “freedom camping” uygulaması kurallara bağlanmış, kamp yapanların insan atığı dahil atıklarından sorumlu olduğu açıkça belirtilmiş, bazı alanlar yalnızca kendi kendine yeterli araçlara açılmış ve kurallara uymayanlara para cezası sistemi getirilmiştir. 2023’te yapılan düzenlemeyle kendi kendine yeterli araçlar için zorunlu standartlar güçlendirilmiş; geçiş sürecinin 7 Haziran 2026’da tamamlanacağı açıklanmıştır. Yeni Zelanda’daki yerel uygulama örneklerinde, kendi kendine yeterli kabul edilecek araçlarda sabit tuvalet, su sistemi ve havalandırma gibi koşullar aranması, çevresel etkilerin azaltılması ve belediyelerin kampçılığı daha etkili yönetmesi bakımından önemli görülmektedir. Bu model, Giresun gibi kıyı kentlerinde karavanların tamamen başıboş bırakılmaması gerektiğini gösteren güçlü bir örnektir. ABD’de karavan, tekne ve mobil yaşam alanları için güvenli atık su bertarafı ayrı bir çevre sağlığı başlığı olarak ele alınmaktadır. EPA’nın rehberleri, bu tür araçlardan kaynaklanan atıkların rastgele çevreye bırakılmaması, uygun septik veya atık su sistemleriyle yönetilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. BİLİMSEL ÇEVRE SAĞLIĞI AÇISINDAN TEMEL RİSKLER Karavanların şehir içinde altyapısız alanlarda uzun süre beklemesi, çevre sağlığı bakımından birden fazla risk üretir. Birinci risk, atık su ve tuvalet atığıdır. Karavanlarda oluşan siyah su, insan dışkısı ve idrar kaynaklı mikrobiyolojik risk taşır. Bu atıkların uygun şekilde toplanmaması; bakteri, virüs, parazit ve kötü koku açısından halk sağlığı tehdidi oluşturabilir. Gri su ise duş, lavabo, mutfak ve temizlik sularından kaynaklanır; deterjan, yağ, organik madde ve mikroorganizma içerebilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün atık su, dışkı ve gri suya ilişkin güvenli kullanım rehberleri, bu alanın doğrudan hastalık önleme ve risk yönetimiyle bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır. İkinci risk, kıyı ve deniz kirliliğidir. Erikliman sahil hattı denizle temas eden bir bölgedir. Yağmurla taşınan kirleticiler, zemine bırakılan atıklar veya kontrolsüz boşaltımlar kıyı ekosistemini etkileyebilir. Avrupa Birliği’nin atık su düzenlemelerinde kıyıların, yeraltı sularının, göllerin ve nehirlerin zararlı deşarjlardan korunmasının özellikle vurgulanması, sahil kentlerinde bu konunun neden daha hassas ele alınması gerektiğini göstermektedir. Üçüncü risk, haşere ve kötü koku oluşumudur. Evsel çöp, yemek artığı, açıkta bırakılan atık ve düzensiz temizlik; sinek, böcek, kemirgen ve kötü koku sorununu büyütebilir. Şehir içindeki karavan yoğunluğu, çevrede yaşayanların yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Dördüncü risk, kamu alanının özel kullanım alanına dönüşmesidir. Sahil şeridi, park alanı, yol kenarı ve yeşil alanlar herkesin ortak kullanımına açık kamusal alanlardır. Karavanların uzun süreli beklemesi, bu alanların bir grup kullanıcı tarafından fiilen konaklama alanı gibi kullanılmasına yol açar. Bu durum hem kent estetiğini hem de yurttaşların sahil erişimini zayıflatır. Beşinci risk, yangın, güvenlik ve acil müdahale sorunudur. Karavanlarda tüp, elektrik bağlantısı, ısıtıcı, pişirme ekipmanı ve yanıcı malzemeler bulunabilir. Altyapısız, görevlisiz ve denetimsiz alanlarda bu riskler büyür. Resmi karavan parklarında aydınlatma, yangın tedbiri, kamera, görevli personel ve acil müdahale imkânı bulunmasının nedeni budur. KARAVAN TURİZMİ ŞEHİR İÇİNDEN ÇIKARILMALI, ALTYAPILI ALANA TAŞINMALI Giresun’da karavan turizmi desteklenecekse bu destek, Erikliman gibi şehir içi sahil bölgelerinin kontrolsüz konaklama alanına dönüşmesine izin verilerek yapılamaz. Karavan turizmi, ancak altyapısı tamamlanmış, çevre sağlığı kurallarına uygun, kayıtlı ve denetimli alanlarla sürdürülebilir hale getirilebilir. Birinci önerimiz, Erikliman ve benzeri şehir içi sahil bölgelerinde uzun süreli karavan konaklamasının yasaklanmasıdır. Bu alanlarda kısa süreli park düzenlemesi yapılabilir; ancak geceleme, kamp kurma, masa-sandalye açma, çamaşır asma, atık bırakma, tuvalet ve gri su boşaltımı kesin şekilde engellenmelidir. İkinci önerimiz, Giresun’da şehir dışına yakın, yerleşim alanlarını rahatsız etmeyecek, ulaşımı kolay ve çevresel etkisi yönetilebilir resmi karavan park alanı kurulmasıdır. Bu alan turizme hizmet etmeli; ancak çevre ve toplum sağlığı kurallarını merkeze almalıdır. Üçüncü önerimiz, resmi karavan parkında kanalizasyon bağlantısı veya lisanslı atık su toplama sistemi kurulmasıdır. Karavanlardan çıkan siyah su ve gri su, özel boşaltım noktalarından alınmalı; çevreye, toprağa, yağmur suyu kanallarına veya denize karışmasına izin verilmemelidir. Dördüncü önerimiz, kimyasal tuvalet bertaraf ünitesinin zorunlu hale getirilmesidir. Karavan kullanıcıları tuvalet atıklarını yalnızca bu noktaya boşaltmalı; gelişigüzel boşaltım ağır idari yaptırıma bağlanmalıdır. İngiltere ve benzeri ülkelerde kimyasal tuvalet atıklarının depolanması ve işlenmesi çevre izinleriyle ilişkilendirilmekte, bu atıklar sıradan evsel çöp gibi görülmemektedir. Beşinci önerimiz, karavan park alanlarında temiz su, elektrik, WC, duş, lavabo, çöp toplama, geri dönüşüm, aydınlatma, kamera, yangın tedbiri ve görevli personel zorunluluğudur. Altyapısı olmayan hiçbir alan karavan konaklamasına açılmamalıdır. Altıncı önerimiz, plaka ve kullanıcı kaydı sistemidir. Resmi alana giren her karavanın plakası, giriş-çıkış saati ve kullanıcı bilgisi kayıt altına alınmalıdır. Bu kayıt hem güvenlik hem temizlik hem de çevre denetimi açısından gereklidir. Yedinci önerimiz, süre sınırıdır. Karavan parkları kalıcı yerleşim alanına dönüşmemelidir. Karavanların aynı noktada haftalarca veya aylarca kalmasına izin verilmemeli; günlük, haftalık ve sezonluk kullanım sınırı açık şekilde belirlenmelidir. Sekizinci önerimiz, Erikliman’da düzenli zabıta, çevre koruma ve sağlık denetimi yapılmasıdır. Denetim yalnızca araç parkına değil; çöp, atık su, kötü koku, çevreye zarar, kamu alanı işgali ve hijyen başlıklarına göre yapılmalıdır. Dokuzuncu önerimiz, sahil hattında uyarı levhaları ve açık yasak alan haritası oluşturulmasıdır. Karavanların nerede durabileceği, nerede konaklayamayacağı, hangi fiillerin yasak olduğu ve yaptırımlar açık biçimde ilan edilmelidir. Onuncu önerimiz, karavan turizminin Giresun için plansız değil, yönetilebilir bir turizm başlığı olarak ele alınmasıdır. Karavan kullanıcıları kente ekonomik katkı sağlayabilir; ancak bu katkı şehir içi sahil alanlarının çevre ve hijyen yükü altına sokulmasıyla değil, doğru yerde kurulmuş resmi alanlarla sağlanmalıdır. YEREL YÖNETİMİN ATMASI GEREKEN ADIMLAR Giresun Belediyesi, ilgili kamu kurumları ve çevre sağlığı birimleri Erikliman’daki tabloyu yerinde incelemeli, bölgeyi yalnızca trafik veya park düzeni açısından değil; çevre sağlığı açısından da değerlendirmelidir. İlk aşamada Erikliman ve şehir içi sahil hattı için karavan konaklamasına ilişkin açık bir karar alınmalıdır. Bu kararda; uzun süreli bekleme, geceleme, atık bırakma, tuvalet boşaltımı, gri su boşaltımı, kamp ekipmanı açma ve kamu alanını işgal etme fiilleri net biçimde tanımlanmalıdır. İkinci aşamada resmi karavan parkı için alternatif alan belirlenmelidir. Bu alan şehir merkezinin içinde olmamalı; ancak ulaşımı mümkün, güvenliği sağlanabilir, kanalizasyon veya atık su sistemi kurulabilir, çevreye etkisi kontrol edilebilir bir noktada planlanmalıdır. Üçüncü aşamada denetim takvimi oluşturulmalıdır. Zabıta, temizlik işleri, çevre koruma, sağlık ve güvenlik birimleri ortak çalışma yapmalı; yalnızca şikâyet geldikçe değil, düzenli periyotlarla kontrol sağlamalıdır. Dördüncü aşamada yaptırım uygulanmalıdır. Uyarı levhaları ve süre tanındıktan sonra, kurallara uymayan karavanlara idari işlem yapılmalı; tekrar eden ihlallerde çekme ve men kararı uygulanmalıdır. KARAVAN TURİZMİNE KARŞI DEĞİL, KONTROLSÜZLÜĞE KARŞI BİR DÜZENLEME GEREKİYOR Giresun’un doğal güzellikleri, sahil hattı ve Karadeniz turizmi açısından karavan kullanıcıları için cazip olduğu açıktır. Ancak turizm, çevre sağlığı kurallarının yerine geçemez. Kentin sahil alanları, tuvalet ve atık su altyapısı olmayan mobil konaklama noktalarına dönüştürülemez. Dünyadaki örnekler, karavan turizminin ancak kurallı olduğunda sürdürülebilir hale geldiğini gösteriyor. Yeni Zelanda’da kendi kendine yeterli araç standardı, Avrupa Birliği’nde atık suyun insan sağlığı ve çevre üzerindeki etkilerine karşı güçlendirilen düzenlemeler, ABD’de mobil yaşam alanları için güvenli atık su bertaraf rehberleri aynı noktada birleşiyor: Atık üreten hiçbir konaklama faaliyeti denetimsiz ve altyapısız bırakılamaz. Erikliman’da yapılması gereken, karavanları görmezden gelmek değil; şehir içi sahil hattında kontrolsüz konaklamayı bitiren, karavanları resmi ve altyapılı alanlara taşıyan, halk sağlığını ve çevreyi koruyan kalıcı bir düzen kurmaktır. Erikliman’daki karavan yoğunluğu, Giresun’da kent yönetimi, çevre sağlığı ve kıyı kullanımı açısından acil düzenleme gerektiren bir başlıktır. Şehir içinde, sahil hattında ve altyapısız bölgelerde karavanların uzun süreli beklemesi; temizlik, tuvalet, kanalizasyon, atık su, kötü koku, haşere, görüntü kirliliği ve kamu alanı işgali risklerini birlikte büyütmektedir. Giresun için en doğru model; şehir içi sahil alanlarında kontrolsüz karavan konaklamasını sonlandırmak, resmi karavan park alanı oluşturmak, bu alanı kanalizasyon, atık su, kimyasal tuvalet, çöp toplama, temiz su, elektrik, WC, duş, güvenlik ve denetim altyapısıyla donatmak, kurallara uymayanlara yaptırım uygulamaktır. Karavan turizmi plansız bırakıldığında çevre sorunu üretir; doğru yerde, doğru altyapıyla ve sıkı denetimle yönetildiğinde ise kente zarar vermeden turizm değerine dönüşebilir. Erikliman gibi şehir içinde kalan kıyı bölgeleri ise bu iş için uygun değildir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.