Hava Durumu

#Demokrasi

giresunsonhaber - Demokrasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Demokrasi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KÖR KARANLIKTAN SIZANLAR OKURLA BULUŞTU Haber

KÖR KARANLIKTAN SIZANLAR OKURLA BULUŞTU

KÖR KARANLIKTAN SIZANLAR OKURLA BULUŞTU Tirebolulu emekli öğretmen İbrahim Mıdık’ın yıllarca defter aralarında sakladığı şiirleri, hastalıkla mücadelenin, hatıraların, gurbetin, öğretmenlik yıllarının, sevdanın ve ölümle yüzleşmenin içinden süzülerek “Kör Karanlıktan Sızanlar” adıyla kitaplaştı. Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği Yayınlarının 15. kitabı olarak yayımlanan eser, bir hayatın karanlıkla, acıyla ve hatırayla kurduğu sessiz bağın şiir diliyle kayda geçirilmiş hâli olarak okurla buluştu. Tirebolulu emekli öğretmen İbrahim Mıdık’ın şiir kitabı “Kör Karanlıktan Sızanlar”, Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği Yayınlarının 15. kitabı olarak yayımlandı. Arı Sanat Yayınları / Hatıra Kitap etiketiyle basılan eser, 68 sayfalık bir şiir kitabı olarak okura ulaştı. Kitap, yıllarca defter aralarında, masa çekmecelerinde ve yazarın kendi iç dünyasında saklı kalan şiirleri gün ışığına çıkarıyor. Mıdık’ın dizelerinde hastalıkla mücadele, ölümle yüzleşme, sevda, gurbet, öğrenciler, memleket, toplumsal acılar, eski dostlar ve Tirebolu’ya bağlılık aynı hüzünlü şiir damarında birleşiyor. “Kör Karanlıktan Sızanlar”, yalnızca bir şiir kitabı değil; 37 yıl öğretmenlik yapmış bir Tirebolulunun, ömrünün farklı dönemlerinde içine attığı sözleri, hastalıkla ağırlaşan bir zamanın içinden okura ulaştırdığı içli bir hafıza kitabı niteliği taşıyor. TİREBOLU’DAN BAŞLAYAN BİR ÖMÜR, ŞİİRE DÖNÜŞEN BİR HAFIZA İbrahim Mıdık, 10 Aralık 1964’te Tirebolu’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Tirebolu’da tamamladıktan sonra 1983 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nü kazandı. 1987 yılında mezun olan Mıdık, öğretmenlik mesleğine Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde başladı. Siverek Ortaokulu’nda başlayan meslek hayatı, askerlik görevi sürecinde Kastamonu Azdavay Lisesi’nde yedek subay öğretmenlik göreviyle devam etti. Daha sonra yeniden Siverek’e dönen Mıdık, 1992 yılından itibaren Tirebolu’daki okullarda görev aldı. Tirebolu İmam Hatip Lisesi, Şehit Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan İlköğretim Okulu, Tirebolu Lisesi, Tirebolu Anadolu Lisesi, Espiye 75. Yıl Çok Programlı Anadolu Lisesi, Piraziz İsmail Yücel MTAL ve Tirebolu İskender Kaptan MTAL’de görev yapan Mıdık, 37 yıllık eğitim hayatının ardından sağlık sorunları nedeniyle emekliye ayrıldı. Bu uzun meslek hayatı, kitabın duygusal temelini oluşturan en güçlü kaynaklardan biri olarak öne çıkıyor. Mıdık’ın şiirlerinde sınıfların, öğrencilerin, gurbet ilçelerinin, memleket yollarının, okul koridorlarının ve hayatla erken tanışan insanların izleri hissediliyor. Onun şiiri yalnızca bireysel bir iç döküş değil; öğretmenlik yılları boyunca tanık olunan hayatların, acıların, umutların ve kırılgan insan hikâyelerinin de şiirsel kaydı hâline geliyor. DEFTER ARALARINDAN OKURA UZANAN ŞİİRLER İbrahim Mıdık, yıllar boyunca toplumsal ve kişisel konularda hissettiklerini mısralara döktü; ancak bu yazdıklarını uzun süre kendisine sakladı. Şiirler, yıllarca bir defterin arasında, bir çekmecenin sessizliğinde, söylenmeyi bekleyen ama zamanını bulamayan sözler olarak kaldı. Son yıllarda yakalandığı amansız hastalıkla mücadele eden Mıdık, kemoterapi, radyoterapi ve hastane sürecinin içinde, gün ışığı görmemiş şiirlerini okurla buluşturma isteğini daha güçlü hissetti. Böylece “Kör Karanlıktan Sızanlar”, bir edebî dosyanın kitaplaşmasının ötesinde, insanın en kırılgan zamanında kendini ifade etme, iz bırakma ve içindeki sesi başkalarına ulaştırma çabasına dönüştü. Bu yönüyle kitap, yazarın kendi ifadesiyle yıllarca saklı kalmış ruh hâllerinin, toplumsal ve şahsi duyarlılıkların, hastalıkla derinleşen iç muhasebenin ve hatıraların şiir diliyle açığa çıktığı bir çalışma olarak dikkat çekiyor. HASTALIKLA MÜCADELEDEN ŞİİRE SIZAN SES Kitabın en güçlü damarlarından biri, hastalıkla verilen mücadelenin şiire dönüşmesidir. Mıdık, bedensel acıyı dolaylı anlatımlarla yumuşatmadan, doğrudan ve sarsıcı bir iç sesle kuruyor. Hastane odaları, tedavi cihazları, ilaçlar, yorgunluk, uykusuzluk ve ağrı, kitabın bazı bölümlerinde yalnızca yaşanan bir süreç olarak değil, insanın kendi bedeniyle yaptığı sessiz savaşın sahnesi olarak yer alıyor. Şairin şu dizeleri, bu mücadeleyi yalın ama ağır bir imgeyle taşıyor: “Vücudum savaş meydanı Can veriyor, can alıyor.” Bu iki dizede hastalık, soyut bir kader cümlesi olmaktan çıkıyor; bedenin içinde süren çetin bir çarpışmaya dönüşüyor. Şair, kendi acısını büyütmeden ama saklamadan yazıyor. Okur, bu dizelerde yalnızca hastalığı değil, insanın kendi sınırına yaklaştığında bile kelimeye tutunma gücünü görüyor. Bir başka şiirde ise bedenin tükenişi, hastane köşesi ve ömrün son eşiği aynı hüzün çizgisinde birleşiyor: “Ağır ağır tükenen bedenimin Islak toprak kokusu Bir hastane köşesinde Ömrümün son virajı.” Bu dizelerde ölüm, sert bir kopuş değil; yaklaşan, kokusu duyulan, insanın yavaş yavaş fark ettiği büyük bir eşik olarak duruyor. Mıdık, bu eşiği şiirin içinde ağırlaştırmadan ama bütün çıplaklığıyla hissettiriyor. KARANLIĞIN İÇİNDEN KALAN İNCE BİR IŞIK Kitaba adını veren karanlık, Mıdık’ın şiirlerinde yalnızca umutsuzluk anlamına gelmiyor. Karanlık; hastalığın, kaybın, yalnızlığın, gurbetin, kırılmış hayallerin ve içe atılmış sözlerin ortak zemini olarak kuruluyor. Ancak bu zeminin içinde her zaman ince bir ışık, bir hatıra, bir sevda izi, bir memleket çağrısı ve bir teslimiyet duygusu da beliriyor. Şairin şu dizeleri, kitabın adındaki karanlık ve sızıntı duygusunu şiirsel olarak açıyor: “Kör ışığın kapı aralığından sızan kör karanlık Uykusuz uykuları tetikliyor.” Burada ışık ile karanlık birbirine karşıt iki uç olmaktan çıkıyor; insanın iç dünyasında aynı anda var olan iki hâle dönüşüyor. Mıdık’ın şiirinde hayat da böyle akıyor: Bir yanında hastalık, ölüm, yorgunluk ve kayıp; diğer yanında hatıra, sevda, memleket, inanç ve şiir. Bu nedenle “Kör Karanlıktan Sızanlar”, karanlığa teslim olmuş bir kitap değil; karanlığın içinden kalan son sesleri, son hatıraları ve son ışıkları arayan bir şiir toplamı olarak okunuyor. HATIRALARIN GÖLGESİNDE BİR ŞİİR DİLİ Kitapta hatıralar, yalnızca geçmişte kalmış anılar olarak değil, bugünün içine sızan ve insanı içeriden şekillendiren canlı bir hafıza olarak yer alıyor. Mıdık’ın şiirlerinde geçmiş, bazen bir dostun gölgesi, bazen bir babanın hatırası, bazen eski bir şehir, bazen de gençlik yıllarından kalmış buruk bir ses olarak okurun karşısına çıkıyor. Kitabın hüzünlü atmosferini taşıyan şu dizeler, bu hafıza duygusunu güçlü biçimde özetliyor: “Hüzünlü geçmişlerin bahçıvanını, Dinleye dinleye göğe yürüdüm. Hazan bülbülünün türkülerinde, Nice gönül dostu gölgeler gördüm.” Bu dizelerde geçmiş, kapatılmış bir defter değildir. Şair, onu dinleye dinleye yürür. Hüzün bir yük olarak değil, insanın kendi içindeki bahçeyi sulayan acı bir hatıra kaynağı olarak belirir. “Gönül dostu gölgeler” ifadesi, kitabın en belirgin duygusal damarlarından birini açar: Kaybedilenlerin, uzaklaşanların ve geride kalanların şiirde yeniden görünür olması. TİREBOLU’YA DÖNEN SES İbrahim Mıdık’ın şiirlerinde Tirebolu, yalnızca doğduğu yer değildir. Tirebolu; çocukluk, aile, geçmiş, fındık bahçeleri, sahil, dostluklar, eski insanlar, öğretmenlik yılları ve ölüm düşüncesiyle iç içe geçmiş bir memleket hafızasıdır. Şairin İstanbul’a seslendiği bölümlerde büyük şehrin yorgunluğu, kalabalığı ve insanı tüketen koşuşturması daha sert bir dille kurulur. Bu şehir imgesi karşısında Tirebolu, insanın dönmek istediği asli yer olarak belirir: “Galiba sona geldim bu devasa çukurda Alın götürün beni Tirebolu’ma.” Bu çağrı, yalnızca bir şehirden başka bir şehre gitme isteği değildir. Mıdık’ın şiirinde Tirebolu, insanın kendi köküne, kendi toprağına, kendi diline ve kendi hatırasına dönme arzusudur. Büyük şehirde sıkışan ruh, memlekette yeniden nefes almak ister. Kitap boyunca Tirebolu’nun doğrudan ya da dolaylı biçimde hissedilen varlığı, eseri kişisel bir şiir toplamından çıkarıp yerel hafızaya bağlı güçlü bir edebî kayda dönüştürüyor. ÖĞRETMENLİK HAFIZASI VE İNSANA BAKIŞ İbrahim Mıdık’ın 37 yıllık öğretmenlik geçmişi, şiirlerinde sessiz ama belirgin bir damar olarak duruyor. Öğrenciler, şehit öğretmenler, görev yapılan şehirler ve eğitim hayatının bıraktığı izler, kitabın toplumsal yönünü güçlendiriyor. “Öğrencilerime…” başlıklı şiirde yer alan şu dizeler, öğretmen Mıdık’ın insana bakışındaki inceliği gösteriyor: “Gencecik karanfiller Hepsi yıldız bakışlı.” Bu dizelerde öğrenci, yalnızca okul sıralarında karşılaşılan bir genç değildir; korunması, büyütülmesi ve geleceğe taşınması gereken kırılgan bir çiçek, bir ışık, bir umut olarak görülür. Şairin öğretmen kimliği, kitap boyunca yalnızca biyografik bir bilgi olarak kalmaz. İnsana, gençliğe, memlekete ve toplumsal acılara dönük duyarlılığın temel kaynaklarından biri hâline gelir. Bu nedenle kitapta bireysel hüzün ile toplumsal hafıza aynı çizgide ilerler. TOPLUMSAL ACILAR, DARBE YILLARI VE ŞEHİT ÖĞRETMENLER “Kör Karanlıktan Sızanlar”da sevda, hatıra ve hastalık kadar toplumsal acılar da geniş yer tutuyor. Mıdık’ın şiirlerinde 12 Eylül, demokrasi, şehit öğretmenler, ülke meseleleri ve toplumsal kırılmalar açık biçimde hissediliyor. Şair, bazı şiirlerinde bir dönemin sert siyasal atmosferini ve toplumsal yaralarını doğrudan imgelerle kuruyor. Demokrasiye dair yazdığı dizelerde ülkenin geçirdiği badireler, yıpranmış bir beden imgesiyle anlatılıyor. Şehit öğretmenlere ayrılan şiirlerde ise okul, sınıf, koridor, çocuk ve ölüm aynı acı ekseninde birleşiyor. Bu bölümler, Mıdık’ın şiirini yalnızca bireysel bir iç döküş olmaktan çıkarıyor. Kitap, bir öğretmenin tanıklık ettiği ülke acılarını, eğitim hayatının kırılganlığını ve toplumsal hafızada kapanmayan yaraları da taşıyor. GURBET, SEVDA VE YALNIZLIK Kitapta aşk ve sevda teması da güçlü biçimde yer alıyor; ancak bu sevda çoğu zaman neşeli bir kavuşma duygusuyla değil, uzaklık, yoksunluk, bekleyiş ve iç sızıyla kuruluyor. Mıdık’ın şiirlerinde sevda, insanı çoğaltan kadar eksilten, ayakta tutan kadar yaralayan bir duygudur. Şair, kimi zaman sevdiği kişiye, kimi zaman geçmişte kalan bir duyguya, kimi zaman da artık yalnızca hatıra hâline gelmiş bir varlığa seslenir. Bu seslenişlerde abartılı bir romantizmden çok, yaşanmışlığın içinden gelen kırık bir içtenlik vardır. Hastalığın ağırlaştığı şiirlerde sevda daha da kırılganlaşır. İnsan, hem yaşama hem sevdiğine hem de geride bırakacaklarına aynı anda tutunmaya çalışır. Böylece aşk, kitabın içinde yalnızca duygusal bir başlık değil; ölümle yüzleşen insanın son sığınaklarından biri hâline gelir. TİREBOLU KÜLTÜRÜNE 15. KİTAP KATKISI Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği, “Kör Karanlıktan Sızanlar” ile kültür yayınlarına yeni bir eser daha ekledi. 1988 yılında kurulan dernek, bugüne kadar sosyal dayanışmanın yanı sıra kültür yayınlarıyla da Tirebolu’nun yazılı hafızasına katkı sundu. Derneğin ilk yayınlarından itibaren tarih, kültür ve yerel hafıza alanında ortaya koyduğu çalışmalar, “Kör Karanlıktan Sızanlar” ile şiir alanında yeni bir halkaya kavuştu. İbrahim Mıdık’ın kitabı, derneğin kültür yayınları arasında 15. eser olarak yerini aldı. Kitabın yayımlanma sürecinde Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği çevresinden isimlerin katkısı bulunurken, editörlük çalışması İsmet Rizeli tarafından yürütüldü. Böylece Mıdık’ın yıllarca kendi içinde sakladığı şiirler, Tirebolu kültür hafızasına bırakılan kalıcı bir edebî kayıt hâline geldi. KİTABA ULAŞIM VE İMZALI TEMİN BİLGİSİ “Kör Karanlıktan Sızanlar”, Tirebolu’da doğrudan İbrahim Mıdık ile iletişime geçilerek imzalı olarak temin edilebiliyor. Kitap ayrıca Arı Sanat Yayınları ve Kitapyurdu üzerinden çevrim içi satışa sunuldu. Okurlar, esere “İbrahim Mıdık – Kör Karanlıktan Sızanlar” adı ve ISBN 978-625-93586-8-0 bilgisiyle ulaşabiliyor. Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği de kitap temini için iletişim kanallarını açık tutuyor. Dernek aracılığıyla yapılan kitap bağışları öğrenci burs fonuna aktarılıyor. Kitap için Tirebolu’da düzenlenecek tanıtım ve imza günü programı ayrıca duyurulacak. Bu yönüyle eser, yalnızca okura ulaşan bir şiir kitabı olarak değil; aynı zamanda Tirebolu’da kültür, dayanışma ve eğitim desteği arasında bağ kuran anlamlı bir çalışma olarak da öne çıkıyor. KİTAP, BİR HAYATIN SESSİZ KAYDI OLARAK OKURUN KARŞISINDA İbrahim Mıdık, “Kör Karanlıktan Sızanlar” ile yıllarca kendine sakladığı dizeleri okura emanet ediyor. Kitapta bir öğretmenin ömrü, bir hastanın mücadelesi, bir Tirebolulunun memleket hafızası, bir insanın sevdayla, acıyla ve ölümle kurduğu bağ aynı şiir dünyasında buluşuyor. Mıdık’ın dizelerinde karanlık, tek başına bir son anlamına gelmiyor. Karanlığın içinden hatıralar, dostlar, öğrenciler, sevdalar, memleket yolları ve kelimeye sığınan insan sesi sızıyor. Bu ses bazen hastane odasında ağırlaşıyor, bazen Tirebolu’ya dönmek istiyor, bazen eski dostları anıyor, bazen de ölümün kapısında bile şiirle konuşmayı sürdürüyor. “Kör Karanlıktan Sızanlar”, hüzünlü, içli ve kişisel bir şiir kitabı olmanın yanında, Tirebolu kültür hafızasına bırakılmış güçlü bir edebî iz olarak okurla buluşuyor. Eser, insanın en zor zamanlarında bile kelimelerin bir sığınak, şiirin bir direnç ve hatıraların unutulmaya karşı sessiz bir tanıklık olabileceğini gösteriyor.

TUNCELİ’DE SİVAS KATLİAMI İÇİN “33 CAN, 33 BAĞLAMA” ANMASI Haber

TUNCELİ’DE SİVAS KATLİAMI İÇİN “33 CAN, 33 BAĞLAMA” ANMASI

TUNCELİ’DE SİVAS KATLİAMI İÇİN “33 CAN, 33 BAĞLAMA” ANMASI Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Sivas Katliamı’nın 33’üncü yılı dolayısıyla Tunceli’de “33 Can, 33 Bağlama” etkinliği düzenledi. Kışla Meydanı’nda gerçekleştirilen anmada, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Oteli’nin ateşe verilmesi sonucu yaşamını yitiren aydınlar, sanatçılar ve yurttaşlar bağlamalar, semahlar, deyişler ve adalet çağrısıyla anıldı. KİŞLA MEYDANI’NDA SİVAS ANMASI Tunceli’de Sivas Katliamı’nın 33’üncü yılı dolayısıyla “33 Can, 33 Bağlama” anması yapıldı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Doğu ve Güneydoğu Şubeleri tarafından organize edilen etkinlik, Kışla Meydanı’nda gerçekleştirildi. Programda, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 aydın, sanatçı ve yurttaş için anma düzenlendi. Etkinlik, fotoğraf sergisi ve çerağ uyandırma ile başladı. Cem ibadetini başlatmak amacıyla kandil veya mumların yakıldığı çerağ uyandırma ritüelinin ardından program, konuşmalar ve kültürel bölümlerle devam etti. “33 CAN, 33 BAĞLAMA” DİNLETİSİYLE ANILDILAR Anma programında “33 Can, 33 Bağlama” dinletisi gerçekleştirildi. Bağlamalarla seslendirilen deyişler, Sivas’ta yaşamını yitirenlerin anısına meydanda yankılandı. Programda semah hizmeti de yer aldı. Zeynep Kılıç ve Perperike Usari’nin katıldığı çocuk korosu gösterisi, anmanın dikkat çeken bölümlerinden biri oldu. Etkinlikte ayrıca “Adalet Kürsüsü” bölümüyle Sivas Katliamı’na ilişkin adalet, yüzleşme ve hafıza vurgusu yapıldı. SİVAS KATLİAMI 2 TEMMUZ 1993’TE YAŞANDI Sivas Katliamı, 2 Temmuz 1993’te Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri için Sivas’a giden aydın, yazar, ozan, sanatçı ve yurttaşların kaldığı Madımak Oteli’nin ateşe verilmesiyle yaşandı. O gün kentte düzenlenen etkinlikler, kısa sürede hedef gösterme ve kitlesel saldırı atmosferine dönüştü. Kalabalık gruplar, etkinliğe katılanların kaldığı Madımak Oteli çevresinde toplandı. Saldırı sırasında otel ateşe verildi. Yangında 33 aydın, sanatçı ve yurttaş ile 2 otel görevlisi yaşamını yitirdi. Olaylar sırasında 2 saldırgan da hayatını kaybetti. Sivas Katliamı, Türkiye’nin yakın tarihinde düşünce özgürlüğüne, inanç kimliğine, kültürel çoğulculuğa ve demokratik yaşama yönelmiş en ağır toplumsal şiddet olaylarından biri olarak hafızalara kazındı. “UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ” Anmada konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Sivas Katliamı’nın unutulmaması ve unutturulmaması gerektiğini söyledi. Erçe, 33’üncü yılda “33 Can, 33 Yıl” şiarıyla Türkiye’nin ve dünyanın farklı noktalarında anmalar düzenlendiğini belirtti. Anma etkinliklerinin yıl sonuna kadar süreceğini ifade eden Erçe, 21 Haziran’da birçok kentte meydanlarda bağlamalar, semahlar ve deyişlerle bir araya gelineceğini dile getirdi. Erçe, Sivas’ta yaşamını yitirenlerin unutulmadığını ve unutturulmayacağını vurguladı. “YÜZLEŞME OLMADAN DEMOKRASİ GELİŞMEZ” Cuma Erçe, konuşmasında yalnızca anmanın yeterli olmadığını, Sivas Katliamı’yla gerçek anlamda yüzleşilmesi gerektiğini söyledi. Erçe, geçmişle hesaplaşılmadığı sürece demokrasinin gelişemeyeceğini, demokrasinin gelişmediği yerde de özgürlüklerin güçlenemeyeceğini belirtti. Sivas Katliamı’nın yalnızca geçmişte yaşanmış bir acı olarak değil, bugünün demokrasi, hukuk, özgürlük ve barış tartışmalarıyla doğrudan bağlantılı bir hafıza meselesi olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Erçe, “Geçmişle hesaplaşabilirsek bu ülkeye demokrasiyi, özgürlüğü ve barışı getirebiliriz. Barışın yolu da hakikatle yüzleşmekten geçiyor” sözleriyle adalet ve yüzleşme çağrısı yaptı. ANMA YIL SONUNA KADAR SÜRECEK PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Sivas Katliamı’nın 33’üncü yılı kapsamında düzenlenen anmaların yalnızca Tunceli programıyla sınırlı kalmayacağını açıkladı. Erçe’nin verdiği bilgiye göre, “33 Can, 33 Yıl” şiarıyla yıl sonuna kadar farklı kentlerde anma programları yapılacak. 21 Haziran’da ise başta büyük kentlerin meydanları olmak üzere birçok alanda eş zamanlı buluşmalar düzenlenecek. Bu buluşmalarda bağlamalar, semahlar ve deyişlerle Sivas’ta yaşamını yitirenler anılacak. HAFIZA, ADALET VE BARIŞ VURGUSU Tunceli’deki “33 Can, 33 Bağlama” etkinliği, yalnızca bir anma programı olarak değil, Sivas Katliamı’nın toplumsal hafızadaki yerini diri tutan bir adalet çağrısı olarak öne çıktı. Kışla Meydanı’nda bir araya gelenler, Madımak’ta yaşamını yitirenlerin adlarını ve mücadelesini bağlamalarla, semahlarla ve deyişlerle andı. Etkinlik, semah hizmeti ve katliamda yaşamını yitirenler için yapılan anmanın ardından sona erdi. Sivas Katliamı’nın 33’üncü yılında Tunceli’den yükselen mesaj, hafızanın korunması, adalet arayışının sürdürülmesi ve geçmişle yüzleşme talebinin canlı tutulması oldu.

EMİNE ŞENEL: “HUKUK HERKES İÇİNDİR” Haber

EMİNE ŞENEL: “HUKUK HERKES İÇİNDİR”

29 EKİM KADINLARI DERNEĞİNDEN MUTLAK BUTLAN KARARINA TEPKİ EMİNE ŞENEL: “HUKUK HERKES İÇİNDİR” “HALKIN SİYASAL İRADESİNİN YERİNE MAHKEME KARARI GEÇİRİLEMEZ” 29 Ekim Kadınları Derneği Giresun Şube Başkanı Emine Şenel, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin mutlak butlan kararına tepki gösterdi. Şenel, “Siyasal partilerin yönetimi adliye mahkemelerinin kararlarıyla değil, ancak üyelerinin ve halkın özgür iradesiyle belirlenebilir” dedi. 29 Ekim Kadınları Derneği Giresun Şube Başkanı Emine Şenel, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin verdiği mutlak butlan kararına sert tepki gösterdi. Şenel, kararın yalnızca bir siyasi partiye yönelik hukuki işlem olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, “Hukuk, herkes içindir” mesajı verdi. “BU KARAR YALNIZCA BİR SİYASAL PARTİYE YÖNELİK HUKUKİ BİR KARAR DEĞİLDİR” Emine Şenel, kararın demokrasi, seçme ve seçilme hakkı ile yurttaş iradesi bakımından daha geniş sonuçlar doğurduğunu vurguladı. Şenel, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin verdiği mutlak butlan kararı, yalnızca bir siyasal partiye yönelik hukuki bir karar değildir.” “SİYASAL PARTİLER DEMOKRATİK REJİMİN VAZGEÇİLMEZ UNSURLARIDIR” Siyasi partilerin halk iradesinin örgütlü biçimde siyasal yaşama yansımasının temel araçları olduğunu belirten Şenel, parti içi işleyişe yapılacak müdahalelerin yalnızca o partinin üyelerini ilgilendirmediğini söyledi. Şenel, “Siyasal partiler, demokratik rejimin vazgeçilmez unsurlarıdır. Halkın iradesinin örgütlü biçimde siyasal yaşama yansımasının temel araçlarıdır” dedi. Partilerin kurultay süreçlerine yapılacak müdahalelerin doğrudan demokrasiyi hedef aldığını belirten Şenel, “Bu nedenle siyasal partilerin iç işleyişine, yönetimlerine ve kurultay süreçlerine yapılacak her müdahale, yalnızca o partinin üyelerini değil, doğrudan doğruya demokrasiyi, seçme ve seçilme hakkını ve yurttaş iradesini ilgilendirir” ifadelerini kullandı. “SEÇİM SÜREÇLERİNDE KESİN KARAR YETKİSİ YSK’YA AİTTİR” Şenel, Anayasa’nın 79. maddesine dikkat çekerek seçimlerin Yüksek Seçim Kurulu’nun yönetim ve denetimi altında yapıldığını hatırlattı. “Anayasa’nın 79. maddesi açık ve kesindir” diyen Şenel, “Seçimler, Yüksek Seçim Kurulu’nun yönetim ve denetimi altında yapılır. Seçim süreçlerine ilişkin itirazları inceleme ve kesin karara bağlama yetkisi YSK’ya aittir. YSK kararları kesindir” açıklamasını yaptı. Şenel, siyasi partilerin kapatılması sürecine ilişkin anayasal çerçeveyi de hatırlatarak, “Siyasal partilerin kapatılması ise ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından karara bağlanabilir” dedi. “ADLİ YARGI PARTİ YÖNETİMLERİNİ YENİDEN ŞEKİLLENDİREMEZ” Emine Şenel, asliye hukuk mahkemeleri ve adli yargı mercilerinin siyasi partilerin demokratik işleyişini belirleme yetkisine sahip olmadığını vurguladı. Şenel, “Asliye Hukuk Mahkemeleri ve adli yargı mercileri, siyasal partilerin demokratik işleyişini belirleme, kurultay iradesini ortadan kaldırma ya da parti yönetimlerini yargı kararlarıyla yeniden şekillendirme yetkisine sahip değildir” ifadelerini kullandı. Siyasi partilerin dernekler ve özel hukuk tüzel kişileriyle aynı çerçevede değerlendirilemeyeceğini belirten Şenel, “Bu mahkemelerin görev alanı, Medeni Kanun çerçevesinde kurulmuş dernekler ve özel hukuk tüzel kişileriyle sınırlıdır. Siyasal partiler ise anayasal güvence altında bulunan, demokratik rejimin kurucu unsurlarıdır” dedi. “KARAR AÇIK BİR ANAYASA İHLALİ NİTELİĞİNDEDİR” Şenel, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin kararını anayasal çerçeve bakımından eleştirdi. Kararın açık bir anayasa ihlali niteliği taşıdığını belirten Şenel, “Bu bağlamda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin kararı, açık bir anayasa ihlali niteliğindedir” ifadelerini kullandı. “HALKIN SİYASAL İRADESİNİN YERİNE MAHKEME KARARI GEÇİRİLEMEZ” Şenel, siyasi partilerin yönetiminin mahkeme kararlarıyla değil, üyelerin ve halkın iradesiyle belirlenebileceğini vurguladı. Şenel, “Siyasal partilerin yönetimi adliye mahkemelerinin kararlarıyla değil, ancak üyelerinin ve halkın özgür iradesiyle belirlenebilir. Hiçbir mahkeme kararı, halkın siyasal iradesinin yerine geçirilemez” dedi. “DEMOKRATİK REJİME VE HUKUK DEVLETİNE SAHİP ÇIKMAK TARİHSEL SORUMLULUKTUR” Emine Şenel, kararın etkisinin yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi ile sınırlı olmadığını belirtti. Şenel, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bu karar, yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi’ni değil; bütün siyasal partileri, sivil toplum kuruluşlarını ve yurttaşların örgütlenme özgürlüğünü yok saymaktadır. Demokratik rejime, hukuk devletine ve yurttaş iradesine sahip çıkmak bugün, yöneten ve yönetilen hepimizin tarihsel sorumluluğudur.”

CHP ÖRGÜTÜNDEN NET MESAJ: ÖNCE KURULTAY, SONRA İKTİDAR Haber

CHP ÖRGÜTÜNDEN NET MESAJ: ÖNCE KURULTAY, SONRA İKTİDAR

CHP ÖRGÜTÜNDEN NET MESAJ: ÖNCE KURULTAY, SONRA İKTİDAR 74 İL BAŞKANINDAN KURULTAY ÇAĞRISI CHP’DE YOL HARİTASI: KURULTAYLA ÇIKIŞ, İKTİDARLA HEDEF CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek ve CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, TBMM’de düzenlenen CHP Grup Toplantısı’na katıldı. Genel Başkan Özgür Özel’in gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu toplantının ardından 74 il başkanı, kurultay sürecinin netleşmesi ve iktidar yürüyüşünün sürdürülmesi çağrısı yaptı. ŞENYÜREK VE GEZMİŞ TBMM’DEKİ GRUP TOPLANTISINA KATILDI Cumhuriyet Halk Partisi’nde kurultay tartışmaları ve partiye yönelik yargı süreci üzerinden büyüyen siyasi gerilim, TBMM’deki grup toplantısında örgüt iradesi vurgusuyla ele alındı. CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek ve CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, TBMM CHP Grup Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantıya katıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplantının ardından CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, 74 il başkanı tarafından yayımlanan ortak basın açıklamasına imza attı. KRİZİN YANITI KURULTAY VE ÖRGÜT İRADESİ OLDU CHP il başkanları, parti içi tartışmaların mahkeme sürecine sıkışmaması ve gerilimin sokaklara taşınmaması için kurultay zemininin işletilmesi gerektiğini vurguladı. “Türkiye’nin kaybedecek vakti yok: Önce Kurultay, Sonra İktidar” başlığıyla yayımlanan ortak açıklamada, CHP’nin kurultay geleneği, örgüt iradesi ve iktidar hedefi öne çıkarıldı. Açıklamada, CHP’nin iç tartışma görüntüsüne sürüklenmek istenen süreci kurumsal hafızası, üyeleri, delegeleri ve örgüt iradesiyle aşacağı mesajı verildi. 74 İL BAŞKANINDAN ORTAK AÇIKLAMA CHP il başkanlarının ortak açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “Türkiye’nin kaybedecek vakti yok: Önce Kurultay, Sonra İktidar. Atamızın emaneti, Cumhuriyetin kurucusu partimiz, AKP iktidarının siyasi çıkarları uğruna demokrasi tarihimizde hiç görülmemiş şekilde felç edilmeye çalışılıyor. Partimiz atlattığı büyük badirelerde bu gibi dönemlerde ne yapacağını kurumsal hafızasına kazımıştır. CHP kurulduğu günden yana kongreler ve kurultaylar partisidir. İktidar tarafından kurgulanmış gerilimin mahkeme salonlarından sokaklara taşmasını engellemenin yolu, meşru rekabet arenası olan kurultayımızın toplanmasıdır. Tarihimiz boyunca olduğu gibi, tüm oyunları bozmak için kendi öz gücümüze, üyelerimizin ve delegelerimizin iradesine dönmek zorundayız. Çünkü mesele partimizin iç meselesi değildir. Partimizde bir ikilik, çekişme ve kavga yoktur. Mesele memleketimizdir, milletimizin iradesidir. Partimizin kurultayının yapılacağı tarih 25 Temmuz 2026’dan önce olmalıdır ve bir an önce ilan edilmelidir. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ şiarımızla açık biçimde ilan ediyoruz; Cumhuriyet Halk Partisi’nde egemenlik kayıtsız şartsız örgütündür. Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Adayımız ise milletimizin oylarıyla seçilen Ekrem İmamoğlu’dur. Üyelerimizin, seçmenlerimizin ve ceberrut iktidara karşı birleşen halkımızın partimizden beklentisi bir an önce iktidar yürüyüşüne devam etmesidir. 81 ilde örgütlerimiz kurultaya da iktidara da hazırdır. 2 milyon üyemizin iradesi; CHP’yi bu cendereden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü tüm gücüyle sürdürecek kudrete sahiptir. Halkın dediği olur.” KURULTAY TARİHİ İÇİN 25 TEMMUZ 2026 VURGUSU Ortak açıklamada, CHP kurultayının 25 Temmuz 2026’dan önce yapılması gerektiği açık biçimde ifade edildi. İl başkanları, kurultay tarihinin bir an önce ilan edilmesini istedi. Bu çağrı, parti içindeki tartışmaların uzatılmadan örgüt iradesiyle çözüme kavuşturulması ve CHP’nin siyasi enerjisinin yeniden iktidar hedefine yöneltilmesi mesajı taşıdı. “CHP’DE EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ ÖRGÜTÜNDÜR” Açıklamada en güçlü vurgu, örgüt iradesi üzerinden yapıldı. İl başkanları, CHP’de karar mekanizmasının üyeler ve delegeler üzerinden işlemesi gerektiğini belirterek, “Cumhuriyet Halk Partisi’nde egemenlik kayıtsız şartsız örgütündür” ifadesini kullandı. Bu mesajla CHP örgütleri, krizin mahkeme salonları ve parti içi gerilim algısıyla değil, kurultay iradesiyle aşılması gerektiğini ortaya koydu. GİRESUN ÖRGÜTÜ ORTAK AÇIKLAMAYA İMZA ATTI CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek’in ortak açıklamaya imza atması, Giresun örgütünün de kurultay ve iktidar yürüyüşü çağrısına destek verdiğini gösterdi. CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş’in TBMM’deki grup toplantısına katılımı ise Giresun’un hem Meclis grubundaki hem de örgüt düzeyindeki siyasi hatta yer aldığını ortaya koydu. CHP’de il başkanlarının açıklamasıyla verilen mesaj, parti içi tartışmaların kurultay zemininde çözülmesi, örgüt iradesinin güçlendirilmesi ve iktidar yürüyüşünün kesintiye uğratılmaması oldu.

Muharrem İnce "CHP'nin yanındayım" dedi ve ekledi: Arınmak yetmez, yüzleşmeliyiz Haber

Muharrem İnce "CHP'nin yanındayım" dedi ve ekledi: Arınmak yetmez, yüzleşmeliyiz

Muharrem İnce, CHP'nin bölünmemesi gerektiğini vurgulayarak partinin Türkiye'nin sigortası olduğunu belirtti. Demokratik bir tüzük kurultayı çağrısı yapan İnce, Cumhuriyet değerlerinin savunulması ve partide üyelerin belirleyici olması gerektiğini söyledi. İnce, iki sayfalık yazılı açıklamasında, 'arınma' ve 'direnme' tartışmalarına da değindi. ANKARA (İGFA) - CHP eski milletvekili ve Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, partisinin mevcut iç tartışmalarına ilişkin iki sayfalık kapsamlı bir yazılı açıklama yaptı. İnce, CHP’ye yönelik eleştirilerin ve partiyi hedef alan operasyonların Türkiye’nin demokratik yapısına doğrudan zarar verdiğini belirterek, CHP’nin bölünmemesi gerektiğini vurguladı. Açıklamasında CHP’nin 40 yıllık emeği, gözyaşı ve alın teri olduğunu ifade eden Muharrem İnce, “CHP, Türkiye’nin sigortası, yıkılmaması gereken kalesidir. Kurucu parti parçalanırsa, Türkiye parçalanır” dedi. İnce, partiyi hedef alan sert kavganın, CHP’nin ve Türkiye’nin aleyhine olduğunu vurguladı ve siyasette küskünlük ile kırgınlığa yer olmadığını belirtti. İnce, CHP’nin herhangi bir din, mezhep, sosyal sınıf veya etnik kimliğin partisi olamayacağını hatırlatarak, Cumhuriyet’in değerlerini savunmanın partinin temel görevi olduğunu söyledi. “Süreçte hayal kırıklığı yaşayan arkadaşlarımız, süreci takip etmelidir; mücadeleyi bırakmamalıdır. Ayrı parti kurmak doğru bir yol değildir” ifadelerini kullandı. CHP’de acil olarak demokratik bir tüzük kurultayının düzenlenmesi gerektiğini belirten İnce, “Tüzük, AK Parti’den aşırılan maddelerden temizlenmeli, genel başkan, parti meclisi, milletvekili ve belediye başkanları üyeler tarafından seçilmelidir. Demokrasi halkın iradesine dayanır” dedi. İnce ayrıca, Türkiye’nin içinden geçtiği zor dönemde CHP’ye her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu belirterek, gençlerin geleceğini başka ülkelerde aradığı, çalışanların yoksullaştığı ve sağlık ile eğitim hizmetlerinde eşitsizliklerin arttığı bir ortamda CHP’nin demokratik, laik ve sosyal hukuk devletini savunmaya devam etmesi gerektiğini ifade etti. CHP’ye üye olmaya ve partinin ideallerine sahip çıkmaya çağrı yapan İnce, partinin gerçek sahibinin halkın gönlü ve üyelerinin iradesi olduğunu vurguladı. Bu arada CHP içindeki “Arınma” ve “Direnme” tartışmalarına da değinen Muharrem İnce, açıklamasında, “Bu kavramlar Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisinin imajına zarar vermektedir. CHP, yalnızca bir seçim partisi değil, Cumhuriyet’in kurucu partisidir. CHP’nin görevi, yalnızca iktidarı değiştirmek değil, Türkiye’nin yönünü değiştirmektir” ifadelerine yer verdi.

Ümit Özdağ: Türkiye’de mutlak butlan kadar mutlak yoksulluk da var Haber

Ümit Özdağ: Türkiye’de mutlak butlan kadar mutlak yoksulluk da var

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, düzenlediği toplantıda ekonomik krizi, yoksulluğu ve tarım politikalarını eleştirdi. Sığınmacıların gönderileceğini belirten Özdağ; yargı kararları, terörle mücadele ve uyuşturucuyla savaş konularında açıklamalarda bulundu. ANKARA (İGFA) - Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak ekonomik sorunlar, yargı kararları, terörle mücadele ve sığınmacı politikaları hakkında açıklamalarda bulundu. Özdağ, 21 Mayıs’ta alınan “mutlak butlan” kararını eleştirerek bunun Türkiye’de demokrasiye ve hukuk devletine yönelik bir müdahale olduğunu savundu. İktidarın bu tartışmalar üzerinden ekonomik sorunları geri plana itmeye çalıştığını öne süren Özdağ, “Türkiye’de sadece mutlak butlan değil, aynı zamanda mutlak yoksulluk da söz konusu. İktidar, siyaseti manipüle ederek yoksulluğu gizlemeye çalışıyor” dedi. Ekonomik göstergelere dikkat çeken Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Türk-İş verilerine göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 35 bin 174 lira, yoksulluk sınırının ise 114 bin 576 lira olduğunu belirtti. Asgari ücret ve emekli maaşlarının bu seviyelerin çok altında kaldığını ifade eden Özdağ, vatandaşların geçim sıkıntısıyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Hükümetin uyguladığı ekonomi politikalarını da eleştiren Özdağ, bütçe harcamalarında yatırımların geri planda kaldığını savunarak, ilk dört ayda faiz ödemelerinin yatırım harcamalarının 7,5 katına ulaştığını öne sürdü. Merkez Bankası rezervlerinde yaşanan düşüşe de değinen Özdağ, siyasi gelişmelerin ekonomiye olumsuz yansıdığını iddia etti. Tarım politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin açıkladığı hububat alım fiyatlarının enflasyonun altında kaldığını savundu. Türkiye’nin buğday üretiminde yıllardır aynı seviyede kaldığını belirten Özdağ, tarım sektörünün desteklenmesi gerektiğini söyledi. Zafer Partisi’nin ekonomi programına da değinen Özdağ, Devlet Planlama Teşkilatı’nın yeniden kurulacağını ve planlı serbest piyasa ekonomisine geçileceğini ifade etti. Tarım, sanayi ve üretim odaklı kalkınma modeliyle Türkiye’nin yeniden refah seviyesini yükseltebileceğini savundu. Sığınmacı politikalarına ilişkin görüşlerini de paylaşan Özdağ, Zafer Partisi’nin iktidara gelmesi halinde sınır güvenliğinin güçlendirileceğini ve düzensiz göçmenlerin uluslararası hukuk çerçevesinde ülkelerine gönderileceğini söyledi. Uyuşturucu kullanımındaki artışa da dikkat çeken Özdağ, bağımlılıkla mücadelede daha sert ve kapsamlı politikalar uygulanması gerektiğini belirtti. Uyuşturucu ve sanal kumar bağımlılığının toplumsal bir tehdit haline geldiğini ifade eden Özdağ, bu alanlarda zorunlu tedavi uygulamalarının gündeme alınması gerektiğini dile getirdi. Basın toplantısında terörle mücadele ve çözüm süreci tartışmalarına da değinen Özdağ, PKK ile yürütüldüğünü öne sürdüğü görüşmeleri eleştirerek, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’a yönelik bazı açıklamalara tepki gösterdi. CHP'de yaşanan gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özdağ, parti içindeki tartışmaların ötesinde demokrasi ve hukuk devleti açısından dış müdahale boyutu bulunduğunu savundu. Zafer Partisi’nin herhangi bir siyasi grubun değil, devletin ve demokrasinin yanında olduğunu söyledi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına da yanıt veren Ümit Özdağ, Zafer Partisi’nin siyasi tutumunu bağımsız şekilde belirlediğini ifade ederek, partisinin Cumhuriyet’in temel değerlerini savunmaya devam edeceğini kaydetti.

ADD’DEN ÖZGÜR ÖZEL’E DESTEK ZİYARETİ Haber

ADD’DEN ÖZGÜR ÖZEL’E DESTEK ZİYARETİ

ADD’DEN ÖZGÜR ÖZEL’E DESTEK ZİYARETİ Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Dr. Hüsnü Bozkurt ve ADD Genel Saymanı Ecz. Basri Gürsoy, 2 Haziran’da CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i TBMM’deki makamında ziyaret etti. Görüşmede üniter ulus devlet, laik Cumhuriyet, dil birliği, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü ile demokrasi ve hukuk devleti vurgusu öne çıktı. ZİYARET TBMM’DE GERÇEKLEŞTİ Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Dr. Hüsnü Bozkurt ve ADD Genel Saymanı Ecz. Basri Gürsoy, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i 2 Haziran’da TBMM’deki makamında ziyaret etti. Görüşmede Türkiye’nin içinden geçtiği süreç, Cumhuriyet’in temel değerleri, laiklik, üniter devlet yapısı, dil birliği, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü ile demokrasi ve hukuk devleti başlıkları değerlendirildi. BOZKURT: TARİHİN DOĞRU YERİNDE DURMA SORUMLULUĞUMUZ VAR ADD Genel Başkanı Dr. Hüsnü Bozkurt, ziyaretin ardından yaptığı değerlendirmede, yaşanan süreci bir memleket meselesi olarak gördüklerini belirtti. Bozkurt, üniter ulus devlete, laik Cumhuriyet’e, dil birliğine, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğüne sahip çıkmanın tarihsel bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak, bu anlayışla CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e dayanışma duygularını ilettiklerini ifade etti. Bozkurt, Özel’e nazik ev sahipliği ve sıcak ilgisi nedeniyle teşekkür etti. GÜRSOY: TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE DAİR İNANCIMIZ GÜÇLENDİ ADD Genel Saymanı, Bulancaklı Ecz. Basri Gürsoy da görüşmenin Türkiye’nin güncel sorunları ve geleceği üzerine verimli geçtiğini belirtti. Gürsoy, Özgür Özel’in daha sonra CHP grup toplantısında yaptığı konuşmaların kararlı ve özgüvenli bir siyasal duruş ortaya koyduğunu ifade ederek, Türkiye’nin yeniden hukuk, demokrasi ve Cumhuriyet değerleriyle buluşacağına olan inançlarının güçlendiğini söyledi. ÖZEL’DEN ADD’YE MEMNUNİYET MESAJI Gürsoy, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Atatürk Türkiyesi’nin, Cumhuriyet’in ve demokrasinin savunucusu olan Atatürkçü Düşünce Derneği’ni yanında görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdiğini aktardı. ADD’nin Cumhuriyet değerleri, laiklik, hukuk devleti ve demokrasi konusundaki çizgisinin Türkiye’nin içinde bulunduğu süreçte daha da önem kazandığını belirten Gürsoy, Genel Başkan Dr. Hüsnü Bozkurt’un öncülüğünde Özgür Özel’e desteklerini ilettiklerini kaydetti. CUMHURİYET DEĞERLERİ ETRAFINDA DAYANIŞMA MESAJI Ziyaret, Türkiye’de hukuk devleti, demokrasi, laiklik ve Cumhuriyet değerleri etrafında yürüyen siyasi tartışmanın içinde dikkat çeken bir temas olarak öne çıktı. ADD’nin kurumsal çizgisi ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in son dönemde yaptığı hukuk, demokrasi ve Cumhuriyet vurguları aynı siyasal zeminde buluştu. Görüşme, yalnızca bir nezaket ziyareti değil, Cumhuriyet’in temel değerleri ve ülkenin bütünlüğü konusunda verilen dayanışma mesajı olarak değerlendirildi. Gürsoy, Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık hedefi doğrultusunda tam bağımsız, demokratik ve laik Türkiye için mücadeleyi sürdüreceklerini belirterek, “Umudumuz büyük, kararlılığımız tamdır. Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın Atatürk devrimleri” ifadelerini kullandı.

ELVAN IŞIK GEZMİŞ’TEN KURULTAY İMZASI: “ÖRGÜTÜMÜZÜN İRADESİNİ KORUYORUZ” Haber

ELVAN IŞIK GEZMİŞ’TEN KURULTAY İMZASI: “ÖRGÜTÜMÜZÜN İRADESİNİ KORUYORUZ”

ELVAN IŞIK GEZMİŞ’TEN KURULTAY İMZASI: “ÖRGÜTÜMÜZÜN İRADESİNİ KORUYORUZ” CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Cumhuriyet Halk Partisi’nde Olağanüstü Kurultay süreci için noter huzurunda imza verdi. Gezmiş, parti örgütlerinin kararlılığına, delegelerin iradesine ve halkın desteğine vurgu yaparak, CHP’nin demokratik işleyişine sahip çıkacaklarını belirtti. CHP’DE KURULTAY SÜRECİ ULUSAL GÜNDEMDE Cumhuriyet Halk Partisi’nde kurultay tartışmaları, parti içi irade, yargı süreçleri ve örgüt yapısına yönelik müdahale iddiaları üzerinden ulusal siyasetin ana başlıklarından biri hâline geldi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, olağanüstü kurultay sürecini delegelerin iradesinin yeniden ortaya konulması olarak değerlendirdi. Özel, Türkiye genelinde delegelerin kısa sürede noterlere giderek kurultay talebini imzaya açtığını, bunun parti iradesini korumaya dönük hukuki ve siyasi bir adım olduğunu ifade etti. GEZMİŞ NOTERDE İMZASINI VERDİ CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş de Olağanüstü Kurultay sürecine destek verdi. Gezmiş, noter huzurunda imza vererek CHP örgütlerinin iradesinin korunması gerektiğini vurguladı. Gezmiş, CHP’nin gücünü örgütlerinden, delegelerinden ve halktan aldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Cumhuriyet Halk Partisi’nin gücü; örgütlerinin kararlılığından, delegelerinin iradesinden ve halkın desteğinden gelir. Partimizin demokratik işleyişine sahip çıkmak, örgütümüzün iradesini korumak ve geleceğe daha güçlü yürümek adına Olağanüstü Kurultay süreci için noterde imzamızı verdik. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde; demokrasi, adalet ve özgürlük mücadelemizi büyüterek sürdürecek, halkın iktidarını hep birlikte kuracağız.” “DEMOKRASİ, ADALET VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SÜRECEK” Gezmiş’in mesajı, CHP’de kurultay sürecinin yalnızca parti içi bir takvim olmadığını; örgüt iradesi, delege hukuku ve demokratik işleyiş açısından siyasi bir tutum olarak görüldüğünü ortaya koydu. Giresun’un ilk kadın milletvekili olan Elvan Işık Gezmiş, CHP çatısı altında uzun yıllardır örgüt kademelerinde görev aldı. Eczacı ve sosyolog kimliğiyle bilinen Gezmiş, 28. Dönem’de CHP Giresun Milletvekili olarak TBMM’de görev yapıyor. CHP’DE HEDEF: ÖRGÜT İRADESİNİ GÜÇLENDİRMEK CHP yönetimi, olağanüstü kurultay sürecini delegelerin iradesinin yeniden teyit edilmesi ve parti içi demokratik işleyişin korunması olarak konumlandırıyor. Özgür Özel’in önceki açıklamalarında da kurultay çağrısı, yargı süreçleri ve partiye yönelik müdahale tartışmaları karşısında örgütün kendi kararını ortaya koyması şeklinde değerlendirildi. Elvan Işık Gezmiş’in noter imzası da bu süreçte Giresun’dan verilen siyasi destek mesajı oldu. Gezmiş, CHP’nin demokrasi, adalet ve özgürlük mücadelesini Özgür Özel’in liderliğinde sürdüreceğini belirterek, partinin hedefini “halkın iktidarı” olarak ifade etti.

GİRESUN’DA CHP’LİLERDEN KURULTAY KARARINA MEYDAN TEPKİSİ Haber

GİRESUN’DA CHP’LİLERDEN KURULTAY KARARINA MEYDAN TEPKİSİ

GİRESUN’DA CHP’LİLERDEN KURULTAY KARARINA MEYDAN TEPKİSİ CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin mutlak butlan kararının ardından Giresun’da partililer ve yurttaşlar ikinci kez sokağa çıktı. CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, Atatürk Meydanı’nda yaptığı konuşmada, tartışmanın artık yalnızca CHP’nin iç meselesi olmadığını belirterek sandık, hukuk ve millet iradesi vurgusu yaptı. KARARA TEPKİ ATATÜRK MEYDANI’NA TAŞINDI CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin mutlak butlan kararı, Giresun’da ikinci gününde de protesto edildi. CHP İl Başkanlığı önünde toplanan partililer ve yurttaşlar, Türk bayrakları ve parti flamalarıyla Atatürk Meydanı’na yürüdü. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin kararına ilişkin gelişme, ulusal basında 21 Mayıs 2026’da duyuruldu. Yürüyüşe Bulancak Belediye Başkanı Necmi Sıbıç, Espiye Belediye Başkanı Erol Karadere, Görele Belediye Başkanı Aysel Uzun, Soğukpınar Belde Belediye Başkanı Mustafa Eyice, CHP ilçe başkanları, il ve ilçe yöneticileri, belediye meclis üyeleri, il genel meclis üyeleri, partililer ve yurttaşlar katıldı. CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş ile Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, CHP Genel Merkezi’ndeki toplantılar nedeniyle Ankara’da bulundu; Gezmiş’in Giresun’daki yurttaşlara gönderdiği mesaj alanda okundu. SİYASİ PARTİLER VE SENDİKALARDAN DESTEK Atatürk Meydanı’ndaki protestoya SOL Parti, Türkiye İşçi Partisi, Anahtar Parti ve Zafer Partisi temsilcileri de destek verdi. DİSK, KESK, Eğitim-Sen, Belediye-İş, Atatürkçü Düşünce Derneği ve Birleşik Emekliler Sendikası temsilcileri de meydanda yer aldı. CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, kalabalığa yaptığı konuşmada kurultay iradesine müdahale edilmesinin yalnızca bir parti tartışması olarak görülemeyeceğini söyledi. Şenyürek, sandığın, hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin savunulması gerektiğini vurguladı. “MESELE MİLLETİN MESELESİDİR” Şenyürek, seçilmiş iradenin tartışmalı hale getirilmesinin demokrasi açısından ağır sonuçlar doğuracağını belirtti. CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda delegelerin iradesini ortaya koyduğunu ifade eden Şenyürek, Genel Başkan Özgür Özel’in kurultay iradesiyle seçildiğini söyledi. Şenyürek, Giresun örgütünün kurultay iradesine sahip çıkacağını belirterek, “Partimizin hukukuna, seçilmiş genel başkanımıza, cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’na ve halkın değişim iradesine sahip çıkacağız” mesajı verdi. Şenyürek, bu sahiplenmenin yalnızca CHP’lileri değil, hangi partiye oy vermiş olursa olsun her yurttaşın seçme ve seçilme hakkını kapsadığını dile getirdi. “BUGÜN AYRIŞMA DEĞİL, BİRLEŞME GÜNÜ” Konuşmasında birlik çağrısı yapan Şenyürek, Türkiye’de demokrasiye, cumhuriyete, hukuka ve sandığa sahip çıkan milyonlar bulunduğunu söyledi. Meydandaki kalabalığın yalnız olmadığını vurgulayan Şenyürek, “Bugün ayrışma günü değildir. Bugün demokrasi etrafında birleşme günüdür” sözleriyle çağrısını sürdürdü. Şenyürek’in konuşması sırasında alandaki kalabalık sık sık “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganı attı. CHP İl Başkanı, konuşmasını Cumhuriyet Halk Partisi’nin susmayacağını, sinmeyeceğini ve teslim olmayacağını vurgulayarak tamamladı. KILIÇDAROĞLU’NA TEPKİ DE MEYDANA YANSIDI Protestoda bazı yurttaşlar, CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun tutumuna tepki gösterdi. Amasya’da görev yaptığı dönemde parti üyelik rozetinin Kılıçdaroğlu tarafından takıldığını belirten emekli bir hemşire, bugün yaşanan sürecin kendisinde büyük hayal kırıklığı yarattığını söyledi. Atatürk Meydanı’ndaki protestonun ardından kalabalık dağıldı. Bazı partililer ise CHP Giresun İl Başkanlığı binasında sürdürülen nöbet için yeniden il binasında bir araya geldi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.