Hava Durumu

#Damla Sulama

giresunsonhaber - Damla Sulama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Damla Sulama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İKLİM KRİZİ TARIMI ZORLUYOR: ÜRETİMDE YENİ KIRILMA NOKTASI Haber

İKLİM KRİZİ TARIMI ZORLUYOR: ÜRETİMDE YENİ KIRILMA NOKTASI

İKLİM KRİZİ TARIMI ZORLUYOR: ÜRETİMDE YENİ KIRILMA NOKTASI İklim değişikliği, su kaynakları üzerindeki baskı ve artan gıda talebi, tarım ve gıda sektöründe sürdürülebilirliği artık tercih değil zorunluluk haline getirdi. Artan sıcaklıklar, kuraklık, ani sağanaklar, dolu ve don olayları üretimi doğrudan etkilerken, sektör iklim dirençli tarım modeline geçiş için kritik bir eşiğe geldi. İSTANBUL — Tarım ve gıda sektöründe iklim değişikliği, su stresi, kaynak verimliliği ve gıda israfı başlıkları üretim planlamasının merkezine yerleşti. Değişen iklim koşulları, yalnızca maliyetleri artırmakla kalmıyor; doğrudan üretimin devamlılığını, ürün kalitesini ve rekolteyi tehdit ediyor. Metsims Sürdürülebilirlik Müdürü Orhan Atacan, tarımda en büyük riskin artık yalnızca girdi maliyetleri olmadığını belirterek, iklim değişikliğinin üretimin kendisini hedef alan temel bir tehdit haline geldiğini vurguladı. İKLİM RİSKİ ÜRETİMİN MERKEZİNDE Artan sıcaklıklar, uzun süren kuraklıklar, ani sağanaklar, dolu ve don olayları ile değişen mevsim düzeni tarımsal üretimde ciddi baskı oluşturuyor. Bu tablo, birçok bölgede verim ve kalite kayıplarına yol açarken, ürün desenlerinin de yeniden şekillenmesine neden oluyor. Uzmanlara göre rekolte kayıpları artık olağanüstü bir durum değil, tarımsal üretimde önceden hesaplanması gereken temel risk kalemlerinden biri haline geldi. İklim değişikliğinin etkileri yalnızca bitkisel üretimle sınırlı kalmıyor. Hayvancılıkta sıcaklık stresi, su yetersizliği ve yem kaynaklarındaki azalma hem maliyetleri artırıyor hem de verimliliği düşürüyor. Tozlaşmada kritik rol üstlenen arılar başta olmak üzere birçok canlı türünün popülasyonundaki azalma ise ekosistem dengesini zayıflatıyor. SU YÖNETİMİ KRİTİK EŞİKTE Tarımda suyun verimli kullanımı, üretimin geleceği açısından en stratejik başlıklardan biri haline geldi. Damla sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, su tüketiminin düzenli izlenmesi ve alternatif su kaynaklarının değerlendirilmesi giderek daha fazla önem kazanıyor. Suya erişimin zorlaştığı yeni dönemde yalnızca toplam üretim miktarı değil, birim su tüketimi başına elde edilen üretim de temel performans göstergesi olarak öne çıkıyor. Buna karşın tarımda vahşi sulama uygulamaları, kaçak kuyuların yeterince kontrol altına alınamaması ve sanayide plansız su tüketimi, kaynak yönetimindeki en önemli sorunlar arasında yer almayı sürdürüyor. TÜKETİCİ ARTIK ÜRETİM SÜRECİNİ SORGUYOR Gıda sektöründe değişen yalnızca üretim koşulları değil, tüketici beklentileri de oldu. Tüketiciler artık yalnızca ürünün fiyatına değil; nasıl üretildiğine, hangi kaynakların kullanıldığına ve çevresel etkilerine de dikkat ediyor. Dijital teknolojiler sayesinde tarladan sofraya uzanan üretim zincirinin izlenebilir hale gelmesi, hem tüketici güvenini artırıyor hem de ihracat pazarlarında üreticilere önemli bir rekabet avantajı sağlıyor. GIDA İSRAFI SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİN EN KRİTİK BAŞLIKLARINDAN Sürdürülebilir tarım ve gıda politikalarının önemli başlıklarından biri de gıda israfının azaltılması olarak öne çıkıyor. T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de her yıl kişi başına yaklaşık 93 kilogram gıda çöpe atılıyor. Küresel ölçekte ise tüketime hazır gıdanın yaklaşık yüzde 17’si perakende, hane ve restoran aşamalarında israf ediliyor. Bu tablo, üretimden tüketime kadar tüm zincirde kaynakların daha verimli kullanılmasını zorunlu kılıyor. “İKLİM DİRENÇLİ TARIM ARTIK ZORUNLULUK” Metsims Sürdürülebilirlik Müdürü Orhan Atacan, sürdürülebilir tarım için kaynak verimliliğinin artırılmasının kritik önem taşıdığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “İsrafı önleyerek tüketimi düşürmeli, tarımda su başta olmak üzere kaynak tüketiminde verimliliği mutlaka sağlamalı ve iklim değişikliğine dirençli tarımı odağımıza almalıyız. Küresel ısınma ve iklim krizi tüm dünyanın ortak sorunu ancak tarım ve gıda sektöründeki etkileri sürdürülebilir bir gelecek için kritik öneme sahip.” Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde tarımda başarı, yalnızca daha fazla üretmekle değil; daha az kaynakla, daha dirençli, izlenebilir ve sürdürülebilir üretim yapabilmekle ölçülecek.

KIRSAL KALKINMA HİBELERİNDE BAŞVURU SÜRESİ UZATILDI Haber

KIRSAL KALKINMA HİBELERİNDE BAŞVURU SÜRESİ UZATILDI

KIRSAL KALKINMA HİBELERİNDE BAŞVURU SÜRESİ UZATILDI Tarım ve Orman Bakanlığı, kırsalda yatırım yapmak, üretimi artırmak ve tarımsal altyapıyı güçlendirmek isteyen üretici ve girişimciler için önemli bir ek süre kararı aldı. Kırsal Kalkınma Yatırım Programı kapsamında yürütülen hibe başvuruları, 3 Temmuz 2026 Cuma günü saat 23.59’a kadar uzatıldı. Başvurular, Bakanlığın resmi kırsal kalkınma portalı üzerinden yapılabilecek. KIRSALDA ÜRETİM VE YATIRIM İÇİN EK FIRSAT Kırsal Kalkınma Yatırım Programı, tarımsal üretimin güçlendirilmesi, kırsalda istihdamın artırılması ve üreticilerin modern yatırım imkanlarına erişebilmesi amacıyla yürütülüyor. Program kapsamında üretimden depolamaya, paketlemeden yenilenebilir enerjiye, akıllı tarım uygulamalarından modern sulama sistemlerine kadar çok sayıda yatırım alanı destekleniyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan düzenleme ile başvuru süresinin uzatılması, özellikle proje hazırlıklarını tamamlamakta olan yatırımcılar için önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor. Bakanlık duyurusunda, 2026 başvuru dönemine ilişkin uygulama esasları ve uygulama rehberinin de güncellendiği bildirildi. YÜZDE 50 İLE 70 ARASINDA HİBE DESTEĞİ Program kapsamında hibeye esas proje tutarı alt limiti 100 bin TL, üst limiti ise 30 milyon TL olarak uygulanıyor. Aile işletmeleri için üst limit 8 milyon TL olarak belirlenirken, kabul edilen projelerde hibe oranı yüzde 50 ile yüzde 70 arasında değişiyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın daha önce yaptığı açıklamaya göre, 2026 yılı Kırsal Kalkınma Yatırım Programı için 10 milyar TL’lik bütçe ayrıldı. Programla kırsalda üretim, istihdam ve teknolojik dönüşümün desteklenmesi hedefleniyor. GENÇLERE, KADINLARA VE AİLE İŞLETMELERİNE ÖNCELİK Programda genç ve kadın girişimcilere yönelik pozitif ayrımcılık da öne çıkıyor. Bakanlık açıklamasına göre program bütçesinin en az yüzde 20’si genç ve kadın girişimciler, yüzde 30’u ise aile işletmeleri için ayrılacak. Bu düzenleme, kırsalda üretime katılımın artırılması ve aile işletmelerinin sürdürülebilir yapıya kavuşması açısından dikkat çekiyor. Ayrıca ilgili alanda eğitim almış gençler, birinci derece tarımsal amaçlı örgütler, organize tarım bölgelerinde yapılacak yatırımlar ile yatırım yeri köy, belde veya kırsal alanda bulunan başvurular farklı oranlarda avantajlı hibe imkanlarından yararlanabilecek. HANGİ YATIRIMLAR DESTEKLENİYOR? Kırsal Kalkınma Yatırım Programı kapsamında desteklenecek yatırım alanları geniş bir yelpazeye yayılıyor. Tarımsal ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması; kapalı ortamda bitkisel üretim; büyükbaş, küçükbaş ve kanatlı hayvan yetiştiriciliği; su ürünleri yetiştiriciliği; hayvansal ve bitkisel orijinli gübre yatırımları; arı yetiştiriciliği; ipek böceği yetiştiriciliği; yenilenebilir enerji kaynakları ve akıllı tarım uygulamaları destek başlıkları arasında yer alıyor. Programın özellikle tarımda dijitalleşme, sensör sistemleri, yapay zekâ tabanlı karar destek sistemleri, robotik kullanım, otomasyon ve üretim izleme teknolojileri gibi alanları da kapsaması, kırsal kalkınma desteklerinde teknoloji odaklı yeni dönemin güçlendiğini gösteriyor. TASARRUFLU SULAMA SİSTEMLERİ DE KAPSAMDA Program kapsamında tasarruflu tarımsal sulama sistemleri de ayrıca destekleniyor. Bakanlık açıklamasına göre bu başlıkta, hibeye esas proje üst limiti KDV dahil 10 milyon TL’ye kadar olan yatırımlar için yüzde 50 ile yüzde 70 arasında hibe desteği sağlanabilecek. Damla sulama, yağmurlama, mikro yağmurlama, yüzey altı damla sulama, güneş enerjili sulama ve akıllı sulama sistemleri desteklenecek yatırım konuları arasında bulunuyor. BAŞVURULAR RESMİ SİSTEM ÜZERİNDEN YAPILACAK Başvurular, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın resmi kırsal kalkınma başvuru sistemleri üzerinden alınacak. Başvuru yapmak isteyen üretici, girişimci, tarımsal amaçlı örgüt ve yatırımcıların son gün yoğunluğunu dikkate alarak belgelerini eksiksiz şekilde tamamlaması gerekiyor. Bakanlığın resmi KKYP portalında başvuru destek noktası olarak Tarım ve Orman İl Müdürlükleri gösteriliyor. Yatırımcılar, başvuru koşulları, mevzuat belgeleri, uygulama esasları, satın alma esasları, işletme planı ve hibe sözleşmesi gibi dokümanlara da aynı portal üzerinden ulaşabiliyor. SON TARİH 3 TEMMUZ CUMA Kırsalda üretim kapasitesini artırmak, yeni tesis kurmak, mevcut yatırımlarını geliştirmek veya tarımsal teknolojilere geçiş yapmak isteyenler için başvurularda son tarih 3 Temmuz 2026 Cuma günü saat 23.59 olarak açıklandı. Sürenin uzatılmasıyla birlikte yatırımcıların proje dosyalarını tamamlaması ve başvurularını resmi sistem üzerinden iletmesi için ek imkan sağlanmış oldu.Görsel için manşet önerisi: “KIRSALA HİBEDE EK SÜRE” Alt kısa ifade: “Başvurular 3 Temmuz saat 23.59’a kadar uzatıldı”

GİRESUN’DA SU GÜVENLİĞİ MASADA: Haber

GİRESUN’DA SU GÜVENLİĞİ MASADA:

GİRESUN’DA SU GÜVENLİĞİ MASADA: KAYNAKLAR, ARITMA TESİSLERİ VE ŞEBEKE KAYIPLARI ELE ALINDI Giresun’da İl Su Kurulu Toplantısı, Valilik Toplantı Salonu’nda Vali Yardımcısı Mehmet Fatih Yakınoğlu başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda içme ve kullanma suyu güvenliği, su kaynaklarının korunması, içme suyu arıtma tesislerinin mevcut durumu, şebeke kayıplarının azaltılması ve tarımsal sulamada su verimliliğini artıracak uygulamalar değerlendirildi. Giresun açısından toplantının ana başlığı, suyun yalnızca bugünün değil, gelecek yılların en stratejik konusu haline gelmesi oldu. İL SU KURULU VALİLİKTE TOPLANDI Giresun’da İl Su Kurulu Toplantısı, Valilik Toplantı Salonu’nda yapıldı. Toplantıya Vali Yardımcısı Mehmet Fatih Yakınoğlu başkanlık etti. Toplantıda içme ve kullanma suyu güvenliğinin sağlanması, su kaynaklarının korunması ve il genelinde su yönetimine yönelik yürütülen çalışmalar ele alındı. Kurulda ayrıca içme suyu arıtma tesislerinin mevcut durumu, şebeke kayıplarının azaltılmasına yönelik çalışmalar ve tarımsal sulamada su verimliliğini artıracak uygulamalar üzerinde duruldu. GİRESUN İÇİN SU YÖNETİMİ STRATEJİK BAŞLIK HALİNE GELDİ Giresun, yüksek yağış alan bir Karadeniz ili olarak bilinse de su yönetimi artık yalnızca “kaynak varlığı” üzerinden değerlendirilemiyor. İklim değişikliği, mevsimsel yağış rejimindeki dalgalanmalar, yaz aylarında artan tüketim, kırsal alanlardaki altyapı ihtiyaçları, içme suyu kaynaklarının korunması ve tarımsal sulamada verimlilik, Giresun için su yönetimini daha kritik hale getiriyor. Bu nedenle İl Su Kurulu toplantısında ele alınan başlıklar, sadece teknik altyapı gündemi değil; halk sağlığı, tarımsal üretim, çevre güvenliği ve yerel kalkınma açısından da önem taşıyor. İÇME SUYU GÜVENLİĞİ ÖNCELİKLİ GÜNDEM OLDU Toplantının öncelikli başlıklarından biri içme ve kullanma suyu güvenliği oldu. İçme suyunda güvenliğin sağlanması; kaynaktan depoya, depodan arıtma tesisine, arıtma tesisinden şehir şebekesine kadar bütün zincirin kontrol edilmesini gerektiriyor. Bu kapsamda su kaynaklarının korunması, arıtma tesislerinin kapasitesi, depolama alanlarının durumu, şebeke hatlarının kayıp-kaçak oranı ve düzenli izleme çalışmaları Giresun açısından öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. İçme suyunda güvenlik yalnızca suyun musluğa ulaşmasıyla sınırlı değil. Suyun sağlıklı, sürdürülebilir, kesintisiz ve kalite standartlarına uygun şekilde vatandaşlara ulaştırılması gerekiyor. ARITMA TESİSLERİNİN MEVCUT DURUMU DEĞERLENDİRİLDİ Toplantıda içme suyu arıtma tesislerinin mevcut durumu da değerlendirildi. Giresun’da içme suyu altyapısının uzun vadeli planlamasında arıtma tesisleri kritik rol oynuyor. Özellikle kent merkezi, ilçe merkezleri ve nüfus hareketliliği artan bölgelerde arıtma kapasitesinin yeterliliği, su kalitesi açısından temel gündem başlığı haline geliyor. Giresun’un uzun vadeli içme suyu ihtiyacı için gündemde olan İkisu İçme Suyu Projesi ve Giresun İçme Suyu Arıtma Tesisi Projesi bu açıdan önem taşıyor. Giresun Belediyesi’nin daha önce duyurduğu bilgilere göre DSİ tarafından yürütülen proje; Giresun, Bulancak, Keşap, Dereli ve Duroğlu’nun uzun yıllara yayılan içme suyu ihtiyacını karşılamayı hedefliyor. (Giresun Belediyesi) Yerel basına yansıyan bilgilere göre Giresun’a gelecek içme suyu için Kavaklar Mahallesi’nde arıtma tesisi kurulması planlanıyor ve proje aşamasındaki imalat noktaları DSİ heyeti tarafından yerinde incelendi. İKİSU PROJESİ GİRESUN’UN UZUN VADELİ SU PLANI AÇISINDAN ÖNEMLİ Giresun’un içme suyu gündeminde İkisu İçme Suyu Projesi ayrı bir başlık oluşturuyor. Proje, yalnızca Giresun merkez için değil; Dereli, Keşap, Bulancak ve çevre yerleşimlerin uzun vadeli içme suyu ihtiyacını karşılamaya yönelik bölgesel bir altyapı yatırımı olarak değerlendiriliyor. Giresun’da nüfus hareketliliği, yaz aylarında artan su tüketimi, yeni yerleşim alanları, sanayi ve hizmet alanlarındaki büyüme, içme suyu yatırımlarını daha planlı hale getirmeyi zorunlu kılıyor. Bu nedenle İl Su Kurulu toplantısında arıtma tesisleri ve kaynak güvenliği başlığının ele alınması, İkisu ve bağlantılı içme suyu yatırımlarının şehir açısından taşıdığı önemi yeniden gündeme getirdi. ŞEBEKE KAYIPLARI AZALTILMADAN SU YÖNETİMİ TAMAMLANAMAZ Toplantıda değerlendirilen bir diğer kritik konu şebeke kayıpları oldu. İçme suyu kaynakları ne kadar güçlü olursa olsun, suyun şebekeye verildikten sonra kayıp-kaçak nedeniyle boşa gitmesi hem ekonomik hem çevresel açıdan ciddi sorun oluşturuyor. Eskiyen hatlar, arızalar, kaçak kullanımlar, ölçüm eksiklikleri ve basınç yönetimi sorunları, şehirlerde su kayıplarının temel nedenleri arasında yer alıyor. Giresun gibi eğimli topoğrafyaya sahip kentlerde şebeke basıncı, hat yenileme, depo yönetimi ve mahalle bazlı izleme çalışmaları daha da önem kazanıyor. Şebeke kayıplarının azaltılması; yeni su kaynağı bulmak kadar değerli bir tasarruf alanı oluşturuyor. Çünkü kayıp oranı düşürüldüğünde aynı kaynakla daha fazla nüfusa ve daha güvenli hizmet sunulabiliyor. TARIMSAL SULAMADA VERİMLİLİK GÜNDEMDE İl Su Kurulu toplantısında tarımsal sulamada su verimliliğini artıracak uygulamalar da ele alındı. Giresun’da tarımsal üretimin ana omurgasını fındık oluşturuyor. Bunun yanında sebzecilik, meyvecilik, örtü altı üretim ve iç kesimlerde farklı ürün desenleri de su yönetimiyle doğrudan bağlantılı. İklim değişikliğiyle birlikte yaz aylarında kuraklık riski, düzensiz yağışlar ve toprak nemindeki azalma tarımsal üretimi etkiliyor. Bu nedenle sulamada verimlilik, yalnızca sulama yapılan alanlar için değil, ürün kalitesi ve verim istikrarı açısından da önem taşıyor. Tarımsal sulamada vahşi sulama yerine basınçlı sulama sistemleri, damla sulama, yağmurlama, sulama zamanlaması, toprak nemi takibi ve ürün bazlı su ihtiyacı planlaması öne çıkıyor. SU KAYNAKLARININ KORUNMASI KURUMSAL KOORDİNASYON İSTİYOR Toplantıda su kaynaklarının sürdürülebilir şekilde yönetilmesi ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesine yönelik istişarelerde bulunuldu. Su yönetimi tek kurumun sorumluluğunda yürütülebilecek bir alan değil. Belediyeler, İl Özel İdaresi, DSİ, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, çevre birimleri, sağlık birimleri, kaymakamlıklar ve yerel yönetimler aynı veri ve planlama anlayışıyla hareket etmek zorunda. Kaynak koruma alanları, dere yatakları, içme suyu havzaları, arıtma tesisleri, depolar, şebeke hatları ve tarımsal sulama sistemleri bir bütün olarak ele alınmadığında su yönetimi parçalı kalıyor. İl Su Kurulu toplantısı, bu parçalı yapının ortak koordinasyonla yönetilmesi açısından önem taşıyor. SU KURULLARI YERELDEN ULUSALA UZANAN YAPIYLA ÇALIŞIYOR Türkiye’de su yönetiminde Ulusal Su Kurulu, Havza Su Kurulları ve İl Su Kurulları birbirini tamamlayan bir yapı olarak çalışıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün açıklamasına göre illerde belirlenen ihtiyaçlar ve alınan kararlar Havza Su Kurullarına taşınıyor, buradan çıkan sonuçlar da Ulusal Su Kuruluna aktarılıyor. (Tarım ve Orman Bakanlığı) Su Kurullarının görev ve çalışma esaslarını düzenleyen yönetmelik, Ulusal Su Kurulu, Havza Su Kurulları ve İl Su Kurullarının kuruluşu ile görev ve çalışma usullerini belirlemek amacıyla hazırlandı. (Mevzuat) Bu yapı, Giresun’da tespit edilen su sorunlarının yalnızca yerel gündemde kalmamasını, havza ve ülke ölçeğinde su politikalarına aktarılmasını sağlıyor. GİRESUN’UN SU GÜNDEMİ KAYNAKTAN MUSLUĞA PLANLANMALI Giresun açısından su yönetiminde önümüzdeki dönemin temel başlıkları kaynaktan musluğa güvenli su, arıtma kapasitesi, şebeke kayıplarının azaltılması, kırsal içme suyu altyapısı, tarımsal sulama verimliliği ve iklim değişikliğine uyum olarak öne çıkıyor. Bu başlıkların her biri, şehrin hem bugünkü yaşam kalitesini hem de gelecek yıllardaki büyüme kapasitesini doğrudan ilgilendiriyor. İl Su Kurulu toplantısı, Giresun’da suyun yalnızca teknik altyapı meselesi değil; halk sağlığı, tarımsal üretim, çevre koruma ve sürdürülebilir kalkınma başlığı olarak ele alınması gerektiğini ortaya koydu. KURAKLIK RİSKİNE KARŞI ERKEN PLANLAMA ŞART Giresun yağışlı bir coğrafyada yer alsa da iklim değişikliği, tüm illerde olduğu gibi su yönetimini daha dikkatli planlamayı zorunlu hale getiriyor. Yağışın yıl içindeki dağılımı, ani sağanaklar, taşkın riski, yaz aylarında su tüketiminin artması, tarımsal üretimde su ihtiyacı ve içme suyu kaynaklarının korunması aynı anda yönetilmesi gereken başlıklar arasında bulunuyor. Bu nedenle su yönetimi yalnızca kriz dönemlerinde değil, normal dönemlerde de düzenli veri, izleme, yatırım ve koordinasyon gerektiriyor. GİRESUN İÇİN SUDA YENİ DÖNEMİN ANAHTARI: KORUMA, VERİMLİLİK VE KOORDİNASYON İl Su Kurulu Toplantısı, Giresun’un su yönetiminde üç temel başlığın öne çıktığını gösterdi. Birincisi, içme suyu kaynaklarının korunması ve güvenli arıtma sistemiyle vatandaşa ulaştırılmasıdır. İkincisi, şebeke kayıplarının azaltılarak mevcut kaynakların daha verimli kullanılmasıdır. Üçüncüsü ise tarımsal sulamada suyun ölçülü, planlı ve verimli kullanılmasını sağlayacak uygulamaların yaygınlaştırılmasıdır. Giresun’un gelecekte su sorunu yaşamaması için yeni kaynak arayışı kadar mevcut kaynakların korunması, kayıpların azaltılması ve bütün kurumların aynı planlama diliyle hareket etmesi gerekiyor.

AVRUPA FINDIĞINDA DÜZENSİZ SULAMA VE HASATTA YAĞIŞ RİSKİ VERİMİ TEHDİT EDİYOR Haber

AVRUPA FINDIĞINDA DÜZENSİZ SULAMA VE HASATTA YAĞIŞ RİSKİ VERİMİ TEHDİT EDİYOR

AVRUPA FINDIĞINDA DÜZENSİZ SULAMA VE HASATTA YAĞIŞ RİSKİ VERİMİ TEHDİT EDİYOR Redagrícola / RedGold’un Avrupa fındığına ilişkin içeriği, modern fındık üretiminde iki kritik başlığı öne çıkardı: Hasat döneminde yağışa hazırlık ve sulama sistemlerinde homojenlik. Irrifer yöneticisi ve akademisyen Dr. Iván Vidal, damla sulama yapılan bazı bahçelerde uniformitenin yüzde 50-60 seviyelerine kadar düştüğünü belirterek, bu tablonun aynı bahçede hem aşırı hem de yetersiz su ve gübre alan bitkiler oluşturduğunu vurguladı. REDAGRÍCOLA / REDGOLD AVRUPA FINDIĞINDA KRİTİK BAŞLIKLARI GÜNDEME TAŞIDI Redagrícola / RedGold, Avrupa fındığında üretim yönetimine ilişkin içeriğini şu başlıkla duyurdu: “RedGold: la información del avellano europeo en imágenes” İçerikte Avrupa fındığında sulama, fertirigasyon, hasat döneminde yağış riski, makine planlaması ve kurutucu altyapısı birlikte ele alındı. RedGold’un bölüm girişinde şu sorular öne çıkarıldı: “¿Cómo lograr un fertiriego parejo? ¿Cómo enfrentan las lluvias en cosecha en la zona centro norte del Avellano?” Bu iki soru, Avrupa fındığı üretiminde sezon başarısını belirleyen temel sorunları işaret ediyor. Bir tarafta gübreli suyun bahçeye eşit dağıtılması, diğer tarafta hasat döneminde yağışa karşı hazırlıklı olunması gerekiyor. Her iki başlık da doğrudan verim, kalite, ürün kaybı ve üretici maliyetiyle bağlantılı. HASATTA YAĞIŞ RİSKİ ORGANİZASYON EKSİKLİĞİNİ GÖRÜNÜR HALE GETİRİYOR Videoda, Avrupa fındığı üretiminde merkez-kuzey bölgelerde hasat dönemindeki yağışların üreticiyi zorladığı belirtildi. Değerlendirmede üreticilerin her zaman organizasyon, makine parkı ve kurutucu altyapısı bakımından yeterince hazırlıklı olmadığı ifade edildi: “Generalmente no están muy bien preparados del punto de vista de organización, de maquinaria y secadores, por lo tanto, claro, este tipo de eventos climáticos como las lluvias perjudica.” Bu değerlendirme, hasat döneminde yağışın yalnızca meteorolojik bir risk olmadığını gösteriyor. Sorun, yağmurun kendisi kadar üreticinin bu yağmura karşı ne kadar hazırlıklı olduğuyla da bağlantılı. Makine yetersizliği, kurutucu kapasitesinin düşük olması ve hasat organizasyonunun zayıf kurulması, yağışın etkisini büyütüyor. Yağmurla birlikte hasat zemini ağırlaşıyor, ürünün yerde kalma süresi uzuyor, nem riski artıyor ve hasat sonrası kurutma ihtiyacı daha kritik hale geliyor. Üretici bu sürece hazırlıksız yakalandığında ürün kalitesi ve ticari değer baskı altına giriyor. SICAKLIK DÜŞÜNCE YAPRAK DÖKÜMÜ BAŞLIYOR, HASAT ZORLAŞIYOR Videoda yalnızca yağış değil, sıcaklık düşüşünün bitki üzerindeki etkisi de vurgulandı. Sıcaklıklar düşmeye başladığında bitki bu sinyali alıyor ve yaprak dökümü başlıyor: “Una vez que empiezan a bajar las temperaturas, ya la planta toma esa señal y las hojas comienzan a caer.” Yaprakların yere düşmesi, hasat sürecini doğrudan zorlaştırıyor. Nemli zemin üzerinde yaprak birikmesi, ürünün toplanmasını güçleştiriyor ve hasat operasyonunu daha karmaşık hale getiriyor. Videoda bu durum şöyle ifade edildi: “Ya se te vuelve un poco más compleja la cosecha con hojas en el suelo y con humedad.” Bu nedenle Avrupa fındığında hasat başarısı yalnızca ürünün olgunlaşmasına bağlı değil. Hasat zamanı, hava koşulları, yaprak dökümü, makine kapasitesi ve kurutma altyapısı birlikte planlanmak zorunda. MAKİNE KAPASİTESİ DOĞRU HESAPLANMALI RedGold içeriğinde üreticinin hasat döneminde ihtiyaç duyduğu makine kapasitesini doğru belirlemesi gerektiği vurgulandı: “Hoy en día tú tienes que verificar muy bien la cantidad de maquinaria que necesitas para poder cosechar lo más rápido posible.” Bu ifade, hasat döneminde hızın kaliteyi koruyan temel unsurlardan biri olduğunu gösteriyor. Yağış riski bulunan bölgelerde ürünün tarlada ya da bahçede uzun süre beklemesi, nem, kirlenme, yaprakla karışma ve kurutma yükünün artması gibi sorunları büyütüyor. Makine planlaması bu nedenle yalnızca operasyonel bir hesap değildir. Doğru makine kapasitesi, ürün kaybını azaltan, hasat süresini kısaltan ve kaliteyi koruyan stratejik bir üretim kararıdır. YAZ STRESİ YAPRAK DÖKÜMÜNÜ VE HASADI ETKİLİYOR Videoda, yaprağın bitki üzerinde mümkün olduğunca uzun süre kalmasının önemine de dikkat çekildi. Bunun için yaz döneminden gelen streslerin önlenmesi gerektiği belirtildi: “Tratar de que esta hoja permanezca lo más tiempo posible en la planta y que no se nos caiga y eso evitar obviamente los estrés que vienen del verano.” Bu değerlendirme, sulama ve bitki stresinin yalnızca yaz aylarındaki gelişimle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Yaz boyunca su stresi yaşayan, beslenme dengesi bozulan veya fizyolojik baskı altında kalan bitkilerde hasat dönemine girilirken yaprak dökümü daha önemli bir sorun haline gelebilir. Bu nedenle fındıkta sulama, fertirigasyon ve stres yönetimi doğrudan hasat kalitesiyle bağlantılıdır. Üretici yaz aylarında bahçeyi dengeli yönetemezse, bunun etkisi hasat döneminde yaprak dökümü, nem ve operasyon güçlüğü olarak karşısına çıkar. YETİŞKİN BAHÇELERDE IŞIKLANMA VE DOĞAL KURUMA ÖNE ÇIKIYOR RedGold içeriğinde yetişkin bahçelerde ışıklanmanın artırılması da önemli bir uygulama olarak değerlendirildi: “Una de las prácticas también en huertos adultos es tratar de iluminar lo mayor posible, para que esa fruta también en el suelo logre ventilación y un secado también natural.” Yetişkin fındık bahçelerinde taç yapısının yoğunlaşması, bahçe içinde ışık ve hava dolaşımını azaltabiliyor. Bu durum özellikle yağışlı ve nemli dönemlerde hasat edilen ürün için risk oluşturuyor. Bahçede daha iyi ışıklanma ve hava akımı, yere düşen ürünün havalanmasına ve doğal kuruma sürecine destek veriyor. Bu başlık, budama ve bahçe içi açıklığın hasat sonrası kaliteyle de ilişkili olduğunu gösteriyor. Fındıkta bahçe yönetimi yalnızca dal, sürgün ve verim hesabı üzerinden değil, hasat zemini, ürün kuruması ve nem yönetimi üzerinden de düşünülmelidir. KURUTUCU TEMİZLİĞİ VE HASAT SONRASI ALTYAPI ARTIK ZORUNLULUK Videoda kurutucuların temizliği ve hasat sonrası altyapı hazırlığının özellikle vurgulandığı bölüm dikkat çekti: “Muy importante también la organización en lo que es la limpieza de los secadores.” Maule ve Ñuble bölgelerinde üreticilerin hasat sonrası kurutucu yatırımlarına yeterince alışık olmadığı, ancak bu yatırımın artık bir ihtiyaç haline geldiği belirtildi: “La región Maule y Ñuble principalmente no están muy acostumbradas a la implementación de postcosecha con inversión en los secadores, que hoy en día una realidad y una necesidad.” Bu ifade, iklim koşullarının değiştiği ve yağış riskinin arttığı üretim alanlarında kurutucu altyapısının ertelenemez hale geldiğini gösteriyor. Ürün bahçeden alındıktan sonra kurutma sürecinin iyi yönetilememesi, hasatta gösterilen emeğin değerini düşürebilir. Kurutucuların temizliği, kapasitesi ve kullanıma hazır olması; özellikle nemli hasat koşullarında ürün kalitesi için belirleyici hale gelir. Hasat sonrası süreç, üretim zincirinin ayrı bir bölümü değil, sezon başarısının doğrudan parçasıdır. DAMLA SULAMADA EN BÜYÜK RİSK: SİSTEMİN HOMOJEN ÇALIŞMAMASI RedGold içeriğinde ikinci kritik başlık fertirigasyon ve sulama homojenliği oldu. Dr. Iván Vidal, damla sulama yapılan bahçelerde ciddi dengesizliklerle karşılaştıklarını belirtti: “Hemos encontrado situaciones bien extremas en el sentido de que huertos con riego por goteo se hacen mucho esfuerzo en dosificar los fertilizantes, en aplicar como corresponde estos fertilizantes y dejando muchas veces de lado este factor que es la uniformidad del sistema de riego.” Bu değerlendirme, üreticilerin gübre dozlamasına büyük emek verdiğini ancak gübreli suyun bahçeye eşit ulaşıp ulaşmadığını çoğu zaman ikinci plana bıraktığını gösteriyor. Oysa fertirigasyonda başarı yalnızca doğru gübre miktarını belirlemekle sağlanmaz. Belirlenen gübrenin her bitkiye dengeli ulaşması gerekir. Damla sulama sistemi kurulu olan bir bahçede bile homojenlik otomatik olarak sağlanmaz. Basınç farkları, damlatıcı tıkanmaları, tuz birikimi, biyolojik oluşumlar, filtre bakımının aksaması ve hat planlamasındaki sorunlar, aynı sistem içinde farklı bitkilerin farklı miktarda su ve gübre almasına neden olabilir. YÜZDE 50-60 UNİFORMİTE BAHÇEDE BÜYÜK DENGESİZLİK DEMEK Dr. Vidal, bazı bahçelerde sulama uniformitesinin yüzde 50-60 seviyelerine kadar düştüğünü ifade etti: “Hemos encontrado situaciones de 50 60% de uniformidad.” Bu oran, üretici açısından ciddi bir uyarıdır. Uniformitenin bu seviyelere düşmesi, aynı bahçede bitkilerin su ve gübreye eşit erişemediğini gösterir. Vidal bu durumu şöyle açıkladı: “Significa que hay plantas sobrefertilizadas y hay plantas que están recibiendo una fertilización insuficiente.” Bu tablo, bahçede bazı bitkilerin aşırı gübrelendiği, bazı bitkilerin ise yetersiz gübre aldığı anlamına gelir. Aynı zamanda su dağılımı da bozulur: “Van a haber plantas que están recibiendo más aguas que otras. Otras pueden estar con problemas de déficit de agua y otras con un problema de exceso de agua.” Aynı bahçede bazı bitkilerin fazla su alması, bazılarının ise su eksikliği yaşaması, üretim dengesini bozar. Bu durum yalnızca bitki görünümünü değil; sürgün gelişimini, meyve tutumunu, dane dolumunu, kaliteyi ve verim potansiyelini doğrudan etkiler. FERTİRİGASYONDA ASIL MESELE DOĞRU DAĞILIM Fındık bahçelerinde üretici gübreyi doğru seçebilir, doğru dozda hazırlayabilir ve doğru zamanda uygulayabilir. Ancak sulama sistemi homojen çalışmıyorsa bu doğru planlama bahçenin tamamına aynı şekilde yansımaz. Fertirigasyonda gübre suyla birlikte taşındığı için sulamadaki her dengesizlik gübrelemede de dengesizlik yaratır. Daha fazla su alan bitkiler daha fazla gübre alırken, daha az su alan bitkiler yetersiz beslenir. Bu durum bahçede gelişim farkını büyütür. Bu nedenle sulama uniformitesi, yalnızca sulama mühendisliğiyle ilgili teknik bir konu değildir. Aynı zamanda besleme yönetiminin, verim planlamasının ve kalite standardının temelidir. ÜRETİCİ ÖNCE SİSTEMİN UNİFORMİTE KATSAYISINI BİLMELİ Vidal, üreticilere ilk uyarısını sulama sisteminin uniformite katsayısını ölçmeleri yönünde yaptı: “Los productores se preocupen en primer lugar de conocer el coeficiente de uniformidad de su sistema de riego.” Bu ölçüm yapılmadan sistemin gerçekten dengeli çalışıp çalışmadığını anlamak mümkün değildir. Bahçenin genel görünümü üreticiyi yanıltabilir. Bir bölümde güçlü gelişim görülürken başka bir bölümde gizli su stresi yaşanabilir. Uniformite katsayısı, sulama sisteminin bahçeye suyu ne kadar eşit dağıttığını gösterir. Bu değer bilinmeden yapılan sulama ve fertirigasyon planı eksik kalır. Üretici önce sistemin mevcut performansını bilmeli, ardından bakım ve düzeltme planını buna göre kurmalıdır. BAKIM YILDA BİR KEZLE SINIRLI KALMAMALI RedGold içeriğinde sistem bakımının da düzenli yapılması gerektiği vurgulandı. Vidal, bakımın en az yılda bir kez yapılması gerektiğini, sorunlu sistemlerde ise iki veya üç ayda bir kontrol yapılmasının önem taşıdığını belirtti: “Por lo menos anualmente o cada dos o tres meses hagan dependiendo de los problemas que tenga.” Bu ifade, sulama sistemlerinin sezon boyunca performans kaybedebileceğini gösteriyor. Damlatıcılar tıkanabilir, filtreler kirlenebilir, basınç dengesi bozulabilir, hatlarda tuz birikimi veya biyolojik büyüme oluşabilir. Düzensizliğin nedeni belirlenmeden yapılan müdahaleler kalıcı çözüm üretmez. Bu nedenle üretici, önce sorunun kaynağını tespit etmeli, ardından düzeltici ve önleyici uygulamaları devreye almalıdır. TUZ, BİYOLOJİK BÜYÜME VE TIKANMA SİSTEMİ BOZUYOR Videoda sulama sistemindeki desuniformitenin nedenleri arasında tuzlar ve biyolojik büyüme özellikle belirtildi: “A qué se deben la desuniformidad, que pueden ser sales, crecimiento biológico.” Tuz birikimi ve biyolojik oluşumlar damlatıcıların debisini düşürebilir. Bu durum bazı bitkilere daha az su ve gübre ulaşmasına neden olur. Sistem dışarıdan çalışıyor gibi görünse bile damlatıcı seviyesinde ciddi performans kaybı oluşabilir. Bu nedenle filtre temizliği, hat yıkama, damlatıcı kontrolü, basınç ölçümü ve su kalitesi takibi düzenli yapılmalıdır. Bakımı ihmal edilen sistemlerde üretici, fark etmeden bahçesinin bir bölümünü eksik sulayabilir. TÜRKİYE İÇİN DE DOĞRUDAN UYARI NİTELİĞİ TAŞIYOR RedGold’un Avrupa fındığı üzerinden gündeme taşıdığı başlıklar Türkiye için de önem taşıyor. Türkiye’de fındık üretimi uzun yıllar büyük ölçüde doğal yağışa dayalı yürütüldü. Ancak düzensiz yağış, yaz sıcaklıkları, kurak dönemler ve hasat dönemindeki nem riski, sulama ve hasat sonrası yönetimi daha kritik hale getiriyor. Karadeniz’de geleneksel bahçelerde sulama her bölgede yaygın olmasa da yeni kurulan bahçeler, verim hedefi yüksek üretim alanları ve kuraklık baskısı yaşayan bölgeler için su yönetimi artık daha ciddi biçimde ele alınmalıdır. Türkiye açısından çıkarılacak temel ders açıktır: Bahçeye su vermek tek başına yeterli değildir. Suyun ve gübrenin bitkilere eşit ulaşıp ulaşmadığı ölçülmelidir. Hasat döneminde ise yağış, makine kapasitesi, yaprak dökümü, zemin nemi ve kurutma altyapısı birlikte planlanmalıdır. ÜRETİCİ İÇİN KRİTİK KONTROL BAŞLIKLARI Avrupa fındığında ve fındık bahçelerinde üreticinin sulama, fertirigasyon ve hasat yönetiminde şu başlıklara odaklanması gerekir: Sulama sisteminin uniformite katsayısı ölçülmeli. Damlatıcı debileri farklı noktalarda kontrol edilmeli. Hat başı ve hat sonu basınç değerleri karşılaştırılmalı. Filtreler düzenli temizlenmeli. Sulama hatları sezon içinde yıkanmalı. Tuz birikimi ve biyolojik oluşum riski takip edilmeli. Sorunlu sistemlerde bakım iki veya üç ayda bir yapılmalı. Gübre dozlaması kadar gübreli suyun dağılımı da kontrol edilmeli. Hasat döneminde makine kapasitesi önceden planlanmalı. Kurutucular hasat başlamadan temizlenmeli ve hazır hale getirilmeli. Yetişkin bahçelerde ışıklanma ve hava dolaşımı artırılmalı. Yaz stresi azaltılarak yaprak dökümü ve hasat zorluğu sınırlandırılmalı. MODERN FINDIK ÜRETİMİNDE ÖLÇÜM, BAKIM VE ORGANİZASYON ZORUNLU HALE GELDİ Redagrícola / RedGold’un içeriği, Avrupa fındığında üretim başarısının artık yalnızca bahçenin varlığına, sulama sisteminin kurulmasına veya gübre uygulamasına bağlı olmadığını gösteriyor. Modern fındık üretiminde ölçüm, bakım ve organizasyon belirleyici hale geldi. Hasat döneminde yağışa hazırlıksız yakalanan, yeterli makine kapasitesi bulunmayan, kurutucularını hazır tutmayan, sulama sisteminin uniformitesini ölçmeyen ve fertirigasyonda dağılımı kontrol etmeyen üretici, sezon sonunda verim ve kalite kaybı riskiyle karşı karşıya kalır. Dr. Iván Vidal’ın uyarısı, üreticiler için net bir teknik mesaj içeriyor. Sulama sistemi homojen çalışmıyorsa, doğru gübreleme de doğru sonuç vermez. Bahçede bazı bitkiler fazla su ve gübre alırken bazıları eksik kalıyorsa, üretici aynı parselde farklı gelişim düzeyleriyle karşılaşır. Fındıkta yüksek ve istikrarlı verim, yalnızca daha fazla girdi kullanmakla sağlanmaz. Asıl başarı, suyun, gübrenin, hasat ekipmanının ve hasat sonrası altyapının doğru zamanda, doğru ölçümle ve dengeli şekilde yönetilmesine bağlıdır. Kaynak: https://www.facebook.com/revistaredagricola

Ordu’da fındıkta verim artışı için yeni uygulama Haber

Ordu’da fındıkta verim artışı için yeni uygulama

Ordu Büyükşehir Belediyesinin tarım iştirak şirketi ORTAR A.Ş tarafından yürütülen FINVER Projesi kapsamında fındık bahçelerinde verimi artırmaya yönelik yeni bir çalışma başlatıldı. Teraslama, tek dal dikim modeli ve toprak altı damla sulama sistemlerinin birlikte uygulanacağı projeyle dönüm başına 350 kilogram ürün elde edilmesi hedefleniyor. ORDU (İGFA) - Üretici dostu uygulamalarıyla Ordu’da adından söz ettiren ORTAR A.Ş, daha önce 5 dekarlık alanda pilot olarak başlattığı tek dal ve toprak altı damla sulama sistemini genişleterek 15 dekara çıkardı. Yeni uygulama ile hem üreticilere örnek bahçeler üzerinden rehberlik edilmesi hem de fındık üretiminde maliyetlerin düşürülmesi amaçlanıyor. “ÜRETİCİLERE KAPIMIZ SONUNA KADAR AÇIK” ORTAR A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Sancar Eser, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in öncülüğünde 7 yıl önce başlatılan FINVER Projesi’nin her geçen gün üreticilere daha fazla katkı sunduğunu belirtti. Altınordu ilçesi Kökenli Mahallesi’nde hayata geçirilen çalışma hakkında bilgi veren Eser, şu ifadeleri kullandı: “Pilot proje olarak başlattığımız damla sulama ve teraslama çalışması ile üreticilerimize fındıkta yeni bir uygulamanın kapılarını açtık. Bu uygulamada tek dal, teraslama, damla sulama ve fındık çeşitliliğini bir arada gerçekleştiriyoruz. Amacımız, üreticiye bu sistemin nasıl uygulandığını yerinde göstermek ve hangi şartlarda yapılabileceğini bire bir anlatmaktır. Üreticilerimizi örnek bahçelerimizde ağırlıyor, yapılan çalışmaları detaylı şekilde aktarıyoruz.” Eser, hedeflerinin dekar başına 80-90 kilogram olan verimi 350 kilogram seviyelerine çıkarmak olduğunu vurgulayarak, “Bu çalışma sabır isteyen bir süreçtir. Üreticilerimizin sabırlı olması büyük önem taşıyor” dedi. VERİM ARTIŞI %100’E KADAR ÇIKABİLİR Teraslama, tek dal dikim modeli ile toprak altı damlama sulama ve gübreleme sistemlerinin birlikte uygulanması sayesinde fındıkta yüzde 100’e varan verim artışı beklendiğini ifade eden Eser, projenin başarıya ulaşması halinde modelin Ordu genelinde verim kaybı yaşayan bahçelerde yaygınlaştırılacağını kaydetti. Uygulamadan yararlanmak isteyen üreticiler, ORTAR A.Ş’ye başvurarak proje hakkında detaylı bilgi alabilecek.

ŞEBİNKARAHİSAR VE ÇAMOLUK’TA ÇİFTÇİYE CEVİZ, BADEM VE DAMLA SULAMA DESTEĞİ Haber

ŞEBİNKARAHİSAR VE ÇAMOLUK’TA ÇİFTÇİYE CEVİZ, BADEM VE DAMLA SULAMA DESTEĞİ

ŞEBİNKARAHİSAR VE ÇAMOLUK’TA ÇİFTÇİYE CEVİZ, BADEM VE DAMLA SULAMA DESTEĞİ: “TARIMDA VERİMLİLİK YENİDEN FİLİZLENİYOR” Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) İdaresi Başkanlığınca finanse edilen “Kabuklu Meyve Yetiştiriciliğinin Geliştirilmesi Projesi”, kırsal ilçelerde yeni bir üretim dalgası başlattı. Proje kapsamında Şebinkarahisar ve Çamoluk’taki çiftçilere toplam 2.632 adet sertifikalı ceviz, 150 adet sertifikalı badem fidanı ve damla sulama sistemleri dağıtıldı. Yeni Bahçeler Kuruluyor İl ve ilçe müdürlüklerinde görevli teknik personelin gözetimiyle: Şebinkarahisar’da 34 dekar ceviz, 3 dekar badem ve Çamoluk’ta 60 dekar ceviz bahçesinin kurulumu yapılacak. Bu yeni bahçeler, birkaç yıl içinde hem çiftçinin cebine hem de bölgenin kırsal ekonomisine güçlü bir katkı sağlayacak. Damla Sulama Sistemi Nedir? Çiftçiye Ne Faydası Var? Damla sulama, suyu doğrudan bitkinin kök bölgesine ileten modern bir sulama yöntemi. Yani suyu tarlaya serpip buharlaşmaya bırakmak yerine, her bitkiye “hassas bir musluk” tanımlamak gibi bir teknoloji. Peki, bölgeye ve çiftçiye getirisi ne? 1. Su Tasarrufu Suyun her damlası bitkiye gider; boşa akma, buharlaşma, yüzey akışı olmaz. Bu da özellikle yaz aylarında altın değerinde. 2. Verimde Artış Bitki ihtiyacı olan suyu düzenli aldığı için: Daha hızlı gelişir Meyve tutumu güçlenir Kalite artar Ceviz ve badem gibi suya duyarlı türlerde sonuçlar çok belirgindir. 3. İşçilik Azalır Saatlerce sulama yapmak yerine sistem vanadan yönetilir. Çiftçi zamanını bakım, budama ve diğer işlere ayırabilir. 4. Erozyon ve Toprak Kaybı Önlenir Yüzeyi aşındıran salma sulamaya göre toprak yerinde kalır. Bu durum özellikle Çamoluk ve Şebinkarahisar’ın eğimli arazilerinde büyük avantaj sağlar. 5. Gübre ve İlaçta Ekonomiklik Damla sulama sistemi gübrelemeyi de kontrollü yapabilir. Hem tasarruf hem daha etkili besleme sağlar. “Bu Proje Bölgeye Yeni Bir Ekonomik Soluk Getirecek” İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, fidanların tamamının sertifikalı olmasına özellikle dikkat etti. Çünkü bu, hem hastalıklara dayanıklılık hem yüksek verim hem de uzun ömürlü bahçeler anlamına geliyor. Yetkililer, önümüzdeki birkaç yıl içinde: Daha yüksek ceviz ve badem üretimi Geliri daha yüksek bahçeler Genç çiftçinin tarıma dönüşü Kırsalda ekonomik canlanma beklendiklerini ifade ediyor. Kısacası, bugün dağıtılan her ceviz ve badem fidanı, birkaç yıl sonra Giresun’un kırsalında güçlü bir üretim ağacına dönüşecek. Damla sulama sistemi de bu ağacın gizli motoru olacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.