Hava Durumu

#Cumhuriyet Halk Partisi

giresunsonhaber - Cumhuriyet Halk Partisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cumhuriyet Halk Partisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ACI BİLANÇO: 94 ÇOCUK, BİR YILDA Haber

ACI BİLANÇO: 94 ÇOCUK, BİR YILDA

“94 ÇOCUK, BİR YIL: ÇOCUK İŞÇİLİĞİ İÇİN ACI BİLANÇO MECLİS’TE” Cumhuriyet Halk Partisi İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Türkiye’de çocuk işçiliğinin ulaştığı boyutu ve buna bağlı ölümleri Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Cumhuriyet Halk Partisi Diyarbakır Milletvekili Tanrıkulu, çocuk işçiliği, MESEM sistemi ve çocuk iş cinayetlerine ilişkin yapısal sorunları içeren soru önergelerini dört ayrı bakanlığın yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı’na sundu. Tanrıkulu, önergelerin ortak gerekçesinde çocuk işçiliğinin bireysel ihmal ya da aile tercihiyle açıklanamayacağını, çok katmanlı kamu politikalarının sonucu olarak kurumsallaşmış bir yapıya dönüştüğünü ifade etti. Çocuk emeğinin; yoksulluk politikaları, eğitimin piyasalaştırılması, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamaları, kayıt dışı ekonomi, göçmen emeği, denetim eksiklikleri ve tarımda aile işçiliği modeli üzerinden sistematik biçimde üretim süreçlerine dahil edildiğini belirtti. Açıklamada, mevcut yapının yalnızca sömürü değil aynı zamanda ölüm üreten bir düzene dönüştüğü vurgulandı. Tanrıkulu, 2025 yılı içinde en az 94 çocuğun çalışırken hayatını kaybettiğini, son 13 yılda ise çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocuk sayısının 836’ya ulaştığını kaydetti. Yaşamını yitiren çocukların 68’inin 15–17 yaş aralığında, 26’sının ise 14 yaşın altında olduğu; 81’inin erkek, 13’ünün kız olduğu; 5’inin göçmen çocuklardan oluştuğu bilgisi paylaşıldı. Verilere göre ölümler en çok tarım sektöründe görülürken, bunu sanayi, hizmet ve inşaat sektörleri izledi. Kurumsal bağlamda ise MESEM kaynaklı ölümlerin 2025 yılında 6’ya, toplamda ise 18’e ulaştığı; stajyer olarak çalışan 7 çocuğun ve motokurye olarak çalışan 5 çocuğun da hayatını kaybettiği belirtildi. Tanrıkulu, bu tablonun eğitim sistemi, çalışma rejimi ve yoksulluk politikaları arasındaki ilişkinin çocuklar açısından ağır sonuçlar doğurduğunu savundu. Son yıllarda MESEM uygulamaları, mesleki staj sistemleri, tarımda aile işçiliği ve kayıt dışı çalışma biçimlerinin çocuk emeğini devlet eliyle meşrulaştıran alanlara dönüştüğünü ifade etti. Bu kapsamda Tanrıkulu, Milli Eğitim Bakanlığı’na yönelttiği sorularda MESEM kapsamındaki çocukların çalışma saatleri, iş güvenliği eğitimleri ve risk analizlerinin hangi bilimsel pedagojik temellere dayandığını; programların çocukların psikolojik, nörolojik ve sosyolojik gelişimleri üzerindeki etkilerine dair herhangi bir bilimsel etki analizi yapılıp yapılmadığını sordu. MESEM’lerde hayatını kaybeden çocuklara ilişkin ölüm nedenleri, işyeri denetim raporları ve sorumluluk zincirinin neden kamuoyuyla paylaşılmadığını da gündeme getirdi. Zorunlu eğitim çağındaki çocukların üretim sürecine dahil edilmesinin anayasal eğitim hakkı ve çocuk hakları hükümleriyle nasıl bağdaştırıldığını da Bakanlığa yöneltilen sorular arasına ekledi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yöneltilen sorularda ise son 13 yılda çocuk işçi ölümlerine ilişkin kaç idari soruşturma açıldığı, kaç işverene ceza verildiği ve kaç işyerinde faaliyet durdurma uygulandığı soruldu. Çocuk işçi çalıştıran işletmelerin kamu teşviklerinden yararlanıp yararlanmadığının denetlenip denetlenmediği ile iş müfettişi sayısı ve çocuk işçiliğine yönelik özel bir denetim biriminin bulunup bulunmadığı da Bakanlığa yöneltildi. İçişleri Bakanlığı’na kayıt dışı çocuk emeğiyle mücadele kapsamında kolluk kuvvetlerince yapılan denetim sayıları ve özellikle tarım alanlarında çocuk işçiliğine yönelik özel bir denetim birimi bulunup bulunmadığı soruldu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na ise çocuk işçiliği riski taşıyan hanelere yönelik sosyal destek modellerinin neden etkili sonuç üretmediği ve mevcut sosyal yardım sisteminin çocuk emeğini önleyici değil, sürdürücü bir etki doğurmasının gerekçeleri soruldu. Tanrıkulu, çocuk işçiliğinin önlenmesi için sosyal politika, eğitim sistemi ve çalışma yaşamına ilişkin uygulamaların bütüncül biçimde yeniden ele alınması gerektiğini belirterek, konunun tüm boyutlarıyla araştırılması çağrısında bulundu.

CHP HEYETİNDEN GİRESUN GAZETECİLER DERNEĞİ’NE ZİYARET Haber

CHP HEYETİNDEN GİRESUN GAZETECİLER DERNEĞİ’NE ZİYARET

CHP HEYETİNDEN GİRESUN GAZETECİLER DERNEĞİ’NE ZİYARET Cumhuriyet Halk Partisi Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, beraberinde İl Kadın Kolları Başkanı Ayşegül Ejderoğlu ile yönetim kurulu üyeleri Mustafa Cem Akar, Hava Ceylan, Ömür Yüksel, Şakir Usta, Tamer Şahin, Gürol Gökalp ve Savaş Kadıoğlu ile birlikte Giresun Gazeteciler Derneği’ni ziyaret etti. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla gerçekleştirilen ziyarette, Dernek Başkanı Bekir Bayram ile dernek yöneticileri Namık Baltaoğlu, Kamil İşcan ve basın mensuplarıyla bir araya gelen CHP heyeti, gazetecilerin özel gününü kutlayarak başarı dileklerini iletti. “Basın özgürlüğü ciddi baskı altında” Ziyarette konuşan Dernek Başkanı Bekir Bayram, Türkiye’nin basın özgürlüğü karnesinin uluslararası ölçekte oldukça kötü bir noktada olduğunu belirterek, gazetecilerin ciddi baskılar altında görev yaptığını ifade etti. Yerel basının da ekonomik ve yapısal sorunlarla mücadele ettiğine dikkat çeken Bayram, resmi ilan gelirlerinin yetersizliği nedeniyle Giresun’un ilçelerinde yayın yapan 11 nitelikli gazeteden 7’sinin resmi ilan alma hakkını kaybettiğini söyledi. “Basının sorunlarını yakından takip ediyoruz” CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek ise Cumhuriyet Halk Partisi olarak hem ulusal hem de yerel basının yaşadığı sorunları yakından takip ettiklerini vurguladı. Şenyürek, iktidar olmaları halinde medyanın ve gazetecilerin özgürce yayın yapabilmesi için gerekli tüm yasal ve yapısal düzenlemelerin hayata geçirileceğini ifade etti. Vahşi madencilik vurgusu Ziyarette bir soru üzerine bölgedeki vahşi madencilik faaliyetlerine de değinen Şenyürek, Doğankent, Tirebolu ve Dereli başta olmak üzere maden şirketlerinin bölgenin doğal yapısını tehdit ettiğini söyledi. Parti teşkilatları olarak halkın protesto eylemlerine destek verdiklerini belirten Şenyürek, “Ancak halkımızdan, Artvin’de olduğu gibi çok daha güçlü ve kararlı bir mücadele bekliyoruz” dedi. Şenyürek, CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş’in vahşi madencilik konusunu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde sık sık gündeme taşıdığını hatırlatarak, “Bölgemizde yaşanan doğa katliamına siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve halk olarak topyekûn karşı çıkmalıyız” ifadelerini kullandı.

CHP GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL ANKARA’DA İL BAŞKANLARIYLA BULUŞTU Haber

CHP GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL ANKARA’DA İL BAŞKANLARIYLA BULUŞTU

CHP LİDERİ ÖZGÜR ÖZEL ANKARA’DA İL BAŞKANLARIYLA GÖRÜŞTÜ Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, Ankara’da Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nde yapılan İl Başkanları Toplantısı’na başkanlık etti. Türkiye genelindeki başkanların katılım sağladığı toplantıda, yerel yönetimlerin güncel durumları, örgütlenme çalışmaları ve gelecek döneme dair siyasi stratejiler üzerinde duruldu. Toplantının başlıca gündem maddeleri arasında; ekonomik şartların vatandaşlar üzerindeki etkisi, yerel yönetimlerin sosyal politikaları, parti örgütlerinin sahadaki çalışmaları ve yakında gerçekleşecek siyasi olaylara hazırlık konuları yer aldı. Lider Özgür Özel, toplantıda yaptığı açıklamalarda, CHP örgütünün ülke genelinde halkla olan bağlarının güçlendirilmesinin önemini vurguladı. Yerel yönetimlerde kaydedilen başarıların organize bir çalışma ile daha da artırılabileceğini belirten Özel, il başkanlarının sahadan getirdiği gözlem ve önerilerin parti politikalarının oluşumunda önemli bir rol oynadığını ifade etti. Toplantıda söz alan il başkanları ise kendi illerindeki durumları değerlendirerek, ekonomik meseleler, yerel problemler ve çözüme yönelik düşüncelerini paylaştı. Karşılıklı fikir alışverişiyle geçen toplantının, parti içi koordinasyonu pekiştirmesi ve gelecek döneme dair stratejik hamlelerin netleşmesine katkı sağlaması amaçlanıyor. CHP Genel Merkezi’ndeki İl Başkanları Toplantısı, günün ilerleyen saatlerindeki değerlendirmeler sonucunda tamamlandı.

BAŞARIR, “ASGARİ ÜCRETİ ENFLASYON VE REFAH PAYIYLA HESAPLAMIYORLAR” Haber

BAŞARIR, “ASGARİ ÜCRETİ ENFLASYON VE REFAH PAYIYLA HESAPLAMIYORLAR”

“TÜİK MİLYONLARCA İŞÇİNİN HAKKINI YEMESİNİN HESABINI VEREBİLECEK Mİ?” “ASGARİ ÜCRETİ ENFLASYON VE REFAH PAYIYLA HESAPLAMIYORLAR” Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, TBMM’de yaptığı basın toplantısında dün açıklanan ve yüzde 27’lik zam yapılan asgari ücrete ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Başarır şunları söyledi: TOPLUMUN GERÇEKLERİNDEN KOPUK “Asgari ücret 28 bin 75 lira 50 kuruş oldu. Utanç verici bir rakam açıklandı. İşçiler, muhalefet beklenenin verilmeyeceğini tahmin ediliyordu ama bu kadar düşük, toplumun gerçeklerinden kopuk bir rakamın açıklanacağını hiç kimse beklemiyordu. Biz yıl boyunca TÜİK’i konuştuk. Gerçek verileri paylaşmadığını söyledik. TÜİK'in emeklinin, işçinin sofrasına el uzattığını, cebine el uzattığını söyledik. Bunları söylediğimiz için TÜİK bize manevi tazminat davası açtı. Bütçede söyledim, hiç önemli değil. Bana hükmedilecek tazminatı, ben maaşımdan öderim. Ama şimdi TÜİK'ye soruyorum; sen bu dünyada, öbür dünyada milyonlarca işçinin hakkını yediğinin hakkının hesabını verip ödeyebilecek misin?” ANAYASA HÜKMÜNE UYMUYORLAR “Şimdi neye göre belirlendi? TÜİK’in oranlarına göre yılın ilk 11 ayında toplam enflasyon 29,7 oldu. TÜİK aralık ayında 2,1 enflasyonu düşürürse, enflasyon yüzde 27’ye geriledi. Yani TÜİK’e birileri bu rakamları sipariş olarak verdi. Talimat olarak verdi. Asgari ücret tamı tamına 5.971 lira arttı. Artış yüzde 27. İşte rezalet budur! Yıl boyunca söylediğimiz gerçekler bu! TÜİK bu topluma emekçilere ihanet etmiştir. Şimdi birçok yasayı geçiyorum. Ne diyor 55’inci madde? Devlet çalışanlarının yaptıkları işe uygun, adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için görüntüde gerekli önlemleri almak ve hükümlüdür. Aldı mı? Almadı!” BÜTÇEDE BİR AKP VEKİLİ MİLLETİ KONUŞMADI “Bakın; bütçede 143 tane AK Parti milletvekili konuştu. 16 tane bakan 480 dakika konuştu. Yürütme adına Cevdet Yılmaz 5 saat konuştu. 143 tane AKP milletvekilinden bir tanesi asgari ücret demedi. Emekli maaşı demedi. Memur maaşı demedi. Emek demedi. Ekmek demedi. Aç demedi. Ne dediler? Biri elinde bir silindir, simide benzeyen bir cisimle geldi eski bir bakan, ‘Uzaya gidiyoruz’ dedi. Ama elinde bir simitle gelen, ekmekle gelen olmadı. Ay'a gidiyoruz, dedi. 143 milletvekili bin dakikanın üzerinde konuşurken, Cumhuriyet Halk Partisi binin üzerinde kelimelerini kullandı. Halkın sorunlarıyla ilgili, çarşı pazarla ilgili tek cümle kullanmadılar bütçe görüşmelerinde Meclis’te. Anladık ki, bunların derdi halk değil, millet değil, yoksulluk değil, asgari ücret değil. Bunlar muhalefetle uğraşıyor.” BU DÜZENİ BİZ Mİ YARATTIK? “Bize oy veren vermeyen 86 milyona sesleniyorum. Bu düzeni biz mi yarattık? Size 28 bin 75 lirayı reva görenler sizden bir kez bahsetmeyenler kendilerini uzayda görenler kendilerini ayda görenler onları affedecek misiniz? Artık Türkiye'de sözün bittiği yerdeyiz. Bakın Ankara, İstanbul, İzmir'de ortalama kira 30 bin lira. Bu zamsız hali. Eğer bir aylık ücretleriyle bir aylık barınma ücretlerini işçiler karşılamıyorsa bu iş bitmiştir.” VERİLMESİ GEREKEN VERMİYORLAR “Bakın bütçe görüşmeleri dahil bir yıl boyunca asgari ücretliyi dolandırırlar, kandırırlar. Niye? 2024’te bunu söyledik. Bakın 2024 resmi enflasyon yüzde 44. Büyüme 3,3 artı refah payı. Verilmesi gereken 25 bin 358 lira. Ne verildi? 22 bin 104 lira. Geliyorum 2025: Resmi enflasyon 33,1 artı büyüme 3,3 artı refah payı. Verilmesi gereken 34 bin 315 lira, 28 bin 75 lira verilmiş. Bunu rakamlar söylüyor, bilim söylüyor, akıl söylüyor. Sefer Selvi’nin çok güzel de bir karikatürü var. Bakanın karikatürünü yapmış. Her büyüme ve kalkınma vatandaşa refah artışı olarak dönmeye devam edecektir. Bu bakan geldi, asgari ücretlinin sorunlarından bahsetmedi.” BU İKTİDARI AFFETMEYİN! “14 günlük bütçe maratonunda 19 trilyonluk bütçenin toplam maliyetinin nereye, nasıl dağıtılacağını konuşurken işçiden, emekliden, emekten bahsetmeyen bu iktidarı affetmeyin! Herkes anayasal hakkını kullansın, mitinglerimize gelsin, seçim istesin. Artık bu ülkeyi sandık kurtarır! Bu zalimlerden kurtulma zorunluluğumuz vardır. O yüzden bir kez daha ben bu iktidarı bu zalimleri halka şikayet ediyorum. Seçim istemeye devam edeceğiz. Mitingleri yapmaya devam edeceğiz. Bunu halk için, hak için, emek için yapacağız. Bu ülkede artık kazanan emek, işçi, ezilen milyonlarca emekli olacak.”

CHP’li Karasu: 28 bin TL’lik asgari açlık sınırının altında Haber

CHP’li Karasu: 28 bin TL’lik asgari açlık sınırının altında

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, 2026 yılı için açıklanan 28 bin 75 TL’lik asgari ücrete sert tepki göstererek, “Bu rakam daha açıklandığı gün açlık sınırının altındadır. Milyonlar sefalet ücretine mahkûm edilmiştir” dedi. ANKARA (İGFA) - Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, 2026 yılı için net 28 bin 75 TL olarak açıklanan asgari ücrete ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Milletvekili Karasu, 2025 yılında asgari ücretin yaklaşık 6 bin 574 TL değer kaybettiğini, 2026 için yapılan artışın ise 5 bin 971 TL’de kaldığını belirterek, zam oranının yüzde 27 ile enflasyonun ve hayat pahalılığının gerisinde olduğunu ifade etti. Karasu, “Bu tablo, Türkiye’de milyonların yoksullukta eşitlendiğinin açık göstergesidir” dedi. Asgari ücretin artık istisna olmaktan çıktığını ve ülkenin genel ücreti haline geldiğini vurgulayan Karasu, açlık sınırının 30 bin TL’ye dayandığını hatırlatarak, belirlenen rakamın emekçilerin barınma, beslenme, eğitim ve sağlık gibi temel haklarını karşılamaktan uzak olduğunu söyledi. Asgari ücret belirleme sürecini “tiyatro” olarak nitelendiren Karasu, işçilerin gerçek anlamda temsil edilmediğini savundu. Türk-İş’in sürece katılmamasını “emeğin onurunu savunan tarihsel bir duruş” olarak değerlendirdi. Karasu, gelir dağılımındaki adaletsizliğin derinleştiğini belirterek, “Ülkenin geliri belirli sermaye çevrelerinde toplanırken, emeğin payı her geçen gün azalıyor. Bu tablonun sorumlusu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır” ifadelerini kullandı. CHP olarak emeği merkeze alan bir düzeni savunduklarını vurgulayan Karasu, “Asgari ücret, yalnızca hayatta kalmayı değil, insan onuruna yakışır bir yaşamı güvence altına almalıdır. 2026 geçim yılı olamayacağına göre, 2026 seçim yılı olacaktır” dedi.

ÖZEL: "ARTIK İKTİDAR ZAMANI GELDİ, ŞU ANDA İKTİDAR ZAMANI" Haber

ÖZEL: "ARTIK İKTİDAR ZAMANI GELDİ, ŞU ANDA İKTİDAR ZAMANI"

“BU KURULTAY, PARTİMİZİN MUHALEFETTEKİ SON KURULTAYIDIR; ARTIK İKTİDAR ZAMANI GELDİ, ŞU ANDA İKTİDAR ZAMANI” “MEYDANLAR ÖZGÜRLÜĞE AİTTİR, SOKAKLAR MÜCADELEMİZİN PARÇASIDIR, BU ÜLKE HEPİMİZİNDİR” “ADAYIMIZ EKREM İMAMOĞLU'DUR; PLANIMIZ A'DAN Z'YE KADAR BUDUR” “MÜESSES NİZAMA BOYUN EĞENLERE, KARANLIĞIN ÖNCÜSÜ OLANLARA VE PARTİNİN VERMEDİĞİ GÖREVİ DIŞARIDA ARAYANLARA YER YOK; BU PARTİ TEMİZLENECEKSE BU ANLAYIŞTAN TEMİZLENECEKTİR” “HİÇBİRİ İÇİN BİLE, ‘ŞU PARTİ KAPATILSIN, KAPATMIYORSA ANAYASA MAHKEMESİ KAPATILSIN’ DİYENLERİN DEMOKRATLIĞINI GÖZLEMLEMEYE DAVET EDİYORUM” “BU MÜCADELE, YENİNİN ESKİYE KARŞI MÜCADELESİDİR” “SİZE ACIYA GÖĞÜS GERMEYİ AMA TESLİM OLMAMAYI VADEDİYORUM; SİZE MÜCADELE, ONUR, CESARET VE İKTİDAR VADEDİYORUM” Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin 39’uncu Olağan 'Şimdi İktidar Zamanı' Kurultayı’nda seslendi : "Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “‘Birlikte köprüleri aştık, birlikte türküler söyledik. Zorlukları birlikte göğüsledik. Güzeli birlikte özledik. Bazen sesimiz kısık çıktı. Yine de hep türkü söyledik. Yolda tökezledik ama asla geri dönmedik. Kim demiş sustuk, kim demiş teslim olduk?’ İşte teslim olmayanlar burada. İşte direnenler burada. Merhaba dostlarım, merhaba, merhaba. Yine omuz omuza, yürek yüreğe aynı salondayız iki yıl sonra. Kara kışlar, dar yollardan geçtik iki yılda. Bize ömür biçenler oldu. ‘Dayanamazlar, dağılırlar’ dediler. ‘Vazgeçerler’ dediler. ‘Teslim olacaklar’ dediler. Ama yine buradayız, ayaktayız. ‘Bin kere budadılar körpe dallarımızı. Bin kere kırdılar. Yine çiçekteyiz işte, yine meyvedeyiz. Bin kere korkuya boğdular zamanı. Bin kez ölümlediler. Yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.’ Hepiniz Cumhuriyet Halk Partisi’nin muhalefetteki son kurultayına hoş geldiniz” dedi. Özel, şunları ifade etti: “ATATÜRK’ÜN ÖNDERLERİ, CUMHURİYET’İN MÜDAFİLERİ BURADA” “Ülkemizin dört bir yanında baba ocağının ateşini tüttürenler burada. Sabahın erken saatlerinde kapıyı açanlar, çayı demleyenler, o kapıyı gün boyu açık tutanlar burada. Atatürk’ün önderleri, Cumhuriyet’in muhafızları burada. Tribünlerde yurdun dört bir yanından büyük bir coşkuya ortak olmak için gelenlere hoş geldiniz diyorum. Şeref verdiniz. Ayrıca kurultayımızı onurlandıran Türkiye’deki farklı siyasi partilerin temsilcilerini, onların şahıslarında değerli liderlerini, tüm üyelerini, salonumuzu onurlandıran değerli büyükelçilerimizi, diplomatları, Sosyalist Enternasyonal’den, Avrupa Sosyalist Partisi’nden ve dünyadaki dost partilerimizden buraya gelen tüm yoldaşlarımızı ayrı ayrı selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz.” “DEMOKRASİYİ GETİREN, SANDIĞI ÖNCE GETİREN PARTİYİZ” “Değerli yol arkadaşlarım, bugün kim olduğumuzu hatırlamak, unutanlara hatırlatma günüdür. Cumhuriyet Halk Partisi, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’nden, yani Kuva-i Milliye’den doğmuştur. İlk kurultayımız, 4 Eylül 1919 tarihli Sivas Kongresi’dir. İlk delegelerimiz, Sivas Kongresi’nin kahraman 41 delegesidir. Cumhuriyet Halk Partisi, önce kurtuluşu, sonra kuruluşu örgütleyen, Türkiye’ye eşit yurttaşlığı, temel insan haklarını getiren, ülkemizi çok partili demokrasi sistemine taşıyan; yani Türkiye’ye sandığı getiren partidir. 1970’lerde sosyal demokrasiyi iktidar yapan partidir. Bu parti yıllarca iktidar olmasa bile milletin gücünden başka bir güç tanımayan, başka bir güce inanmayan, demokrasi fikrinden bir milim sapmayan partidir. Gün olmuş partimiz ağır bedeller ödemiştir. 12 Eylül darbecileri tarafından kapatılmıştır. Mallarına el konulmuştur. Genel Başkanlarımız hapse atılmıştır. Ama bir ankakuşu gibi küllerinden doğmayı başarmıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün yaktığı ateşi söndürmeye kimsenin gücü yetmemiştir, bundan sonra da yetmeyecektir. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’ye yön veren, Türkiye’nin kurucu iradesini temsil eden partidir. Bizde kurultay varsa ülkenin gündemi o kurultaydır. Her kurultay öncesi bir seçim havası, seçim coşkusu hakim olur. Kurultaylarımız hem partiyi hem ülkeyi değiştirme görevi ve sorumluluğu taşır. Sizler Sivas Kongresi’ndeki 41 delegenin bugünkü temsilcilerisiniz. Birileri ülkede sandığı kaldırmaya çalışırken, mahallelerden başlayarak, mahallelerimize koyduğumuz sandıklardan ilçeye, ilçe kongrelerinden ile, il kongrelerinden bu salona yönlendirilen ve omuz başlarında 2 milyon üyemizin, hem de 86 milyon vatandaşımızın yüklerini, sorumluluğunu taşıyorsunuz. Bu kurultayda vereceğiniz kararla partimizi iktidara taşıyacak kadroları belirlemeye geldiniz. Bunun için bu önemli günde buraya, bu görevi yapmaya büyük bir disiplinle, kararlılıkla gelen tüm delegelerimizin şahsında Cumhuriyet Halk Partisi örgütünün ve tüm üyelerinin karşısında saygıyla eğiliyorum. Hoş geldiniz, iyi ki sizlerle yol arkadaşıyız, iyi ki birlikteyiz.” “MUCİZE GİBİ DÜŞÜNÜLEN YERLERİ KAZANDIK” “İki yıldır her gününüz birlikte mücadeleyle geçti, geçiyor. Bugün benim için de geçtiğimiz iki yılın hesabını sizlere, kurultayımıza verme günüdür. Bugün verdiğimiz sözleri tutabilmenin iç huzuruyla karşınızdayım. Tarihin o dönüm noktasında, o dönüm noktasındaki kurultayımızda mertçe yarıştık, mertçe rekabet ettik. Kurultayımızın ardında dört ayda ilk seçimlerimize hazırlandık. Kadınlara, gençlere ve bilime güvenerek yola çıktık. Dar vakte tam 106 yerel seçim mitingi sığdırdık. Örgütümüze güvendik, özgüvenli siyaset yaptık ve söz verdiğimiz gibi ilk seçimde partimizi 47 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi yaptık. Yüzde 25 olan oyumuzu 10 ay sonra ittifak olmadan yüzde 38’e çıkarttık. Milletimizin desteğiyle, ‘Alınmaz’ denilen yerleri, mucize gibi düşünülen ilçeleri, şehirleri kazandık. Kilis’i, Adıyaman’ı, Kütahya’yı, Afyon’u, Uşak’ı, Kastamonu’yu, canım Manisa’mı, Denizli’yi, Bursa’yı, Balıkesir’i kazandık. O gece 411 belediye başkanlığı ile nüfusun yüzde 85’ine hizmet etme imkanı yakaladık. Bunu tek başımıza biz değil, her biri birbirinden kıymetli adaylarımızla evet ama tek başımıza değil. Örgütümüzle ve milletimizle birlikte başardık. Yerel seçimlerden sonra da durmadık. İllerimizi dolaştık. 21 halk buluşması gerçekleştirdik. Yine partimizi sokaklara, meydanlara ısındırdık. Atanmayan öğretmenlerden işçilere, emeklilerden çiftçi buluşmalarına kadar dokuz ayrı tematik miting yaptık. Partimizin yurt dışındaki bağlarını güçlendirmek için çok emek verdik. Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcılığı görevini üstlendik. 11 ülkeye toplamda 20 ziyaret gerçekleştirdik.” “BİZE YOL GÖSTERENLERE TESLİM OLMADIK” “19 Mart’tan sonra darbeye karşı direniş aşamasına geçtik. 255 günde 72 eylemde toplam 11 milyon yurttaşımızla meydanlarda buluştuk. Ve iki yılda 62 ilde 208 kez meydanları doldurduk, meydanlardan taşarak çoğu zaman sokaklara taştık. Ankara’da kalmadık. Ankara merkezli siyaset yapmadık. Bize yol gösterenlere teslim olmadık. Millet merkezli siyaset yaptık, milleti de bu siyasete kattık. Baba ocağına katılımları artıracağımızın sözünü vermiştik. İki sene önce 1,2 milyon olan üye sayımızı tam 2 milyona ulaştırdık. Yeni döneme uygun bir tüzük ihtiyacını dile getirmiştik. Aylar süren çalışmalar sonucunda 81 il başkanımızın sahiplenmesiyle ve büyük emekleri ile uzlaşılarak yeni tüzüğümüzü yaptık, neredeyse oybirliği ile kabul ettik. Gençlerin ve kadınların önünü daha da açtık. Örgütümüzün ve üyelerimizin adaylıklarındaki söz hakkını güçlendirdik. Küçük kurultayımızı yeniden şekillendireceğimizi söylemiştik. Örgüt Temsilcileri Meclisimizi oluşturduk, katılımcılığı artırdık. Yeni bir programın sözünü vermiştik. Bir yıl boyunca emek emek dokunduğumuz programımızı hazırladık. Önce 81 ilde, sonra 923 ilçede, tekrar 81 ilde il danışma kurullarıyla, yerelde ilçeden, ilden başlayarak, sivil toplumla, sendikalarla, meslek örgütleriyle, kanaat önderleriyle çalışarak olgunlaşan raporları Ankara’ya ilettik. Dünyaya doğru perspektiften bakan harika bir ekibin çalışmasıyla başarılı, sosyal demokrat bir program, sosyal demokratları iktidara taşımış programları inceledik, onların bize uygun kısımlarından faydalandık. 600 akademisyenle, 600 örgüt temsilcisiyle, gençlik ve kadın kollarımızın dışında 250 genç arkadaşımızla hep birlikte çalışarak, gençlik kollarının, kadın kollarının içine sinen, parti dışındaki gençleri, kadınları da gören ve buluşturabilen bir çalışmayı tamamladık.” “HİKMET AĞABEY YAKINDA YİNE OTTOBÜSÜN ÜZERİNDE OLACAK” “4 - 9 Eylül’ü Genel Başkanlarımızın, Allah rahmet eylesin Altan Ağabey buradan hepimize gurur duyan, özlem dolu gözlerle bakıyor. Önceki kurultayda birlikteydik. Saraçhane’de otobüsün üstünde birlikteliğimiz vardı. Bu tüzüğü yaparken, örneğin delegelerden imza toplamak, ‘İmza toplandı, toplanmadı tartışmaları alıp başını gidecek, başkası aday olabilecek mi? Genel merkez ne kadarına hakim’ tartışmalarının partiyi gereksiz yere yıprattığı tespiti ile Altan ağabeyimizin önerisiyle Hikmet Başkanımızla, az önce telefonda görüştük. Çok yakında otobüsün üzerinde olacağını müjdeleyerek sevgili Hikmet Çetin’i selamlıyorum. Genel Başkanımız. Hiçbir zaman bizi yalnız bırakmayan Sayın Murat Karayalçın’la birlikte örneğin tüzüğün, ‘Mevcut Genel Başkan imza toplamaz, imza toplamaya gerek kalmadan aday olur. Ancak aday olmak isteyen yüzde 5 imzayla aday olabilir’ diyerek, bu sefer kullandığımızda ne kadar etkili olduğunu gördüğümüz tartışmaların önünü kesen, genel merkez önerisi ile tüzüğümüze ekledik. Ve o 4-9 Eylül Kuruluş Haftası fikriyle delegelerimizin bunu tüzüğe koymasıyla bu sene de 4 - 9 Eylül’ü, 4 Eylül Sivas Kongresinden, 9 Eylül, ülkemizin düşman işgalinden kurtulduğu sembolik güne ve partimizin yeniden kuruluş günü olarak 4 - 9 Eylül Kurtuluş Haftamıza coşkuyla kutladık. Ve içinde bir yıllık emeğin sonunda oluşturulan programızla birlikte tartıştık. Vaaz edilen her türlü provokasyona ve saldırıya sessiz kalmadık. Ancak yine de bu ülkeyi yönetecek kadroların da bu ülkeyi yönetecek programın da hazır olduğuna inançla milletimizin karşısında durduk. Şükürler olsun, son metne sizlerden gelen önerileri alarak son dokunuşlarla buraya getirdik. Burada yapılan tartışmaların ardından oybirliği ile Cumhuriyet Halk Partisi’nin 81 ilden seçilmiş, bin 200 delegesinin ve doğal delegelerinin oybirliği ile programımızı onayladık. Cumhuriyet Halk Partisi ‘Şimdi iktidar zamanı’ diyerek bu salondan ayrılmaya ve iktidara yürümeye hazırdır.” “HAYATIMIN EN BÜYÜK ONURU OLARAK KABUL EDİYORUM” “Verdiğimiz değişim sözünü, tüm bu adımları atarak gerçekleştirdik. Şimdi kadroları, tüzüğü, parti programı yenilenmiş, kendine güvenen bir parti olarak hep birlikte geleceğe yürüyoruz. Biz ilk seçimlerini kazanan, yenilgiyle tanışmamış bir ekibiz. Ve size bu kurultaydan geçen kurultayda olduğu gibi bir söz vererek ayrılmak ve bu sözü tutmayı kendim için, hayatımın en büyük onuru olarak kabul ediyorum. Geçen kurultay, bu salonda, bu kürsüde 1970’lerde rahmetli Ecevit’in yaptığı gibi, girdiği tüm seçimlerde partisini birinci çıkardığını, bizim de bunu başaracağımızı eğer başaramazsak bu görevde kalmayacağımızı söylemiştim. Bu sözü verdikten 4-5 ay sonra bu sözün ilk adımını atmak, ilk sınavda bu sözü yerine getirmek nasip oldu. Şimdi buradan, bu kurultaydan, 40’ncı kurultayımızda tarih önünde söz veriyorum. Bu kurultay partimizin muhalefetteki son kurultayıdır. 40’ncı kurultay, iktidardaki ilk kurultayımız olacak. Artık iktidar zamanıdır. Şimdi iktidar zamanıdır. Artık iktidar zamanıdır. Şimdi iktidar zamanıdır. İktidara hazır mıyız? İktidara hazır mıyız? İktidara hazır mıyız? Şimdi iktidar zamanı. Gençlerin dediği gibi, ‘İktidar, iktidar, iktidar.’”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.