Hava Durumu

#Çiftçi

giresunsonhaber - Çiftçi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çiftçi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ŞENYÜREK: ‘ÜRETİCİ ZARARA MAHKÛM EDİLİYOR’” Haber

ŞENYÜREK: ‘ÜRETİCİ ZARARA MAHKÛM EDİLİYOR’”

ŞENYÜREK: ‘ÜRETİCİ ZARARA MAHKÛM EDİLİYOR’” YENİ Parti Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, fındık fiyatlarındaki gerileme ve artan üretim maliyetleri üzerinden iktidarın tarım politikasını sert sözlerle eleştirdi. Giresun kalite fındığın geçen yıl eylül ayında 300 liraya kadar alıcı bulduğunu, bugün ise 180–210 lira bandına gerilediğini belirten Şenyürek, “Üreticinin bütün masrafları artarken ürününün fiyatı geçen yılın bile altına düşmüştür. Bunun adı serbest piyasa değil, üreticiyi güçlü alıcıların insafına terk etmektir” dedi. Şenyürek; TMO alım fiyatının en az 300 liraya çıkarılmasını, alım kotasının kaldırılmasını, FİSKOBİRLİK’in piyasayı yukarı taşıyacak bir fiyat açıklamasını ve Giresun’da fındığı işleyerek katma değer yaratan KOBİ’lerin desteklenmesini istedi. YENİ Parti Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, fındık piyasasında yaşanan fiyat düşüşüne ilişkin kapsamlı bir açıklama yaparak üreticinin giderek ağırlaşan maliyet yükü karşısında korunamadığını savundu. Fındıktaki mevcut tablonun sıradan bir piyasa hareketi olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Şenyürek, üreticinin artan girdi maliyetleri karşısında ürününü geçen yılın altında kalan fiyatlardan satmak zorunda bırakıldığını söyledi. “BUNUN ADI SERBEST PİYASA DEĞİL” Şenyürek, geçen yıl eylül ayında Giresun’da fındığın 300 liraya kadar alıcı bulduğunu hatırlatarak, bugün Giresun kalite fındığın randıman ve alım noktasına göre 180–210 lira bandına kadar gerilediğini ifade etti. Üretim giderlerindeki artışa dikkat çeken Şenyürek, şöyle konuştu: “Üreticinin bütün masrafları artarken ürününün fiyatı geçen yılın bile altına düşmüştür. Bunun adı serbest piyasa değil, üreticiyi güçlü alıcıların insafına terk etmektir.” Şenyürek, enflasyonun ve tarımsal girdi maliyetlerinin arttığı bir dönemde üretici fiyatının gerilemesinin kabul edilemez olduğunu savunarak, iktidarın yerel temsilcilerine de tepki gösterdi. “Madem 355 lira bile yeterli değil, fındık 180–210 lira bandına düştüğünde neden susuyorsunuz?” “ÜRETİCİ HER KİLOGRAMDA ZARAR EDİYOR” Şenyürek, ziraat odalarının bir kilogram fındığın işçilik dahil maliyetini 230–245 lira aralığında hesapladığını belirterek, serbest piyasada 180–210 liraya satış yapan üreticinin kilogram başına 20 ila 60 lira zarar ettiğini söyledi. Bu kaybın ton bazında 20 bin ila 60 bin liraya ulaştığını ifade eden Şenyürek, işçilik, patoz, akaryakıt, gübre ve diğer girdilerdeki artışların üreticinin yükünü daha da ağırlaştırdığını kaydetti. Giresun’da işçi yevmiyelerinin yer yer 2 bin 500 liraya, patoz çekim bedelinin ise ton başına 6 bin liraya kadar çıktığını belirten Şenyürek, mevcut tarımsal desteklerin üretim maliyetlerinin çok gerisinde kaldığını savundu. “Üreticiye destek verdiğini söyleyen iktidara soruyoruz: Beş litre mazotla hangi bahçe temizlenecek, hangi gübre taşınacak, hangi ürün pazara indirilecektir?” “TMO’NUN AÇIKLADIĞI FİYAT ÜRETİCİNİN CEBİNE GİRMİYOR” TMO’nun Giresun kalite fındık için 255 lira, Levant kalite için 250 lira alım fiyatı açıkladığını hatırlatan Şenyürek, açıklanan fiyat ile serbest piyasadaki fiyat arasındaki farkın üretici açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi. Şenyürek, TMO’nun yalnızca fiyat açıklamasının yeterli olmadığını, güçlü ve yaygın alımlarla piyasayı desteklemesi gerektiğini savundu. “Sadece fiyat açıklamak yetmez; o fiyatı güçlü ve yaygın alımlarla savunmak gerekir.” TMO’daki alım kotası, randevu sistemi, alım noktalarının kapasitesi ve ürün bedellerinin ödeme süresine ilişkin eleştirilerde bulunan Şenyürek, üreticinin nakit ihtiyacı nedeniyle bekleyemediğini ve bu durumun serbest piyasadaki alıcıların elini güçlendirdiğini ileri sürdü. “TMO’nun görevi sınırlı miktarda ürün almak değil; piyasaya yön vermek, fiyatın aşağı çekilmesini önlemek ve üreticiyi güçlü alıcılar karşısında korumaktır.” “FİSKOBİRLİK KİMİN BİRLİĞİDİR?” Şenyürek’in açıklamasında en sert eleştirilerden biri de FİSKOBİRLİK’e yönelik oldu. FİSKOBİRLİK’in 1938 yılında Giresun’da üreticiyi korumak ve piyasada denge sağlamak amacıyla kurulduğunu hatırlatan Şenyürek, kurumun 2026 sezonunda Giresun kalite fındık için 205 lira, Levant kalite için 195 lira seviyesinden alım fiyatı açıklamasını eleştirdi. “Üretici birliği olduğunu söyleyen bir kurum, TMO’nun 50 lira altında ve üretim maliyetinin bile gerisinde fiyat açıklayamaz. FİSKOBİRLİK’in görevi düşük fiyatları takip etmek değil, üreticiden yana ağırlık koyarak piyasayı yukarı taşımaktır.” Şenyürek, FİSKOBİRLİK’in yönetim yapısına da siyasi eleştiri yönelterek kurumun yeniden üreticinin söz ve karar sahibi olduğu bağımsız bir yapıya kavuşması gerektiğini söyledi. “TMO 255 lira açıklamışken siz neden 205 lira fiyat verdiniz? Maliyeti 230–245 lira olan fındığı bu rakamdan alarak kimi koruyorsunuz?” “MİLYARLARCA DOLARLIK ÜRÜNÜN SAHİBİ ZARAR EDİYOR” Şenyürek, Türkiye’nin fındık ihracatından elde ettiği döviz gelirine dikkat çekerek, dünya piyasasında yüksek ekonomik değere sahip bir ürünün üreticisinin maliyet baskısı altında ezilmesinin sürdürülebilir olmadığını savundu. “Bütün riski üstlenen, donla, kuraklıkla, hastalıkla ve artan maliyetlerle mücadele eden çiftçi kendi ürününü maliyetinin altında satmaktadır.” Şenyürek, üretici zarar ederken fındığın ticari değerinden daha güçlü alıcıların yararlandığını ileri sürerek mevcut piyasa düzeninin değiştirilmesi gerektiğini söyledi. “FINDIĞIN KATMA DEĞERİ GİRESUN’DA KALMALIDIR” Şenyürek’in açıklamasında yalnızca üretici değil, fındığı işleyerek katma değer yaratan Giresunlu işletmeler de yer aldı. Çikolatalı fındık kreması, ezme, kavrulmuş fındık ve benzeri ürünler üreten yerel KOBİ’lerin enerji, ambalaj ve finansman maliyetleri karşısında desteklenmesi gerektiğini ifade eden Şenyürek, yerel markalaşmanın güçlendirilmesini istedi. “Üreticinin hakkını korumakla yerel imalatçıyı desteklemek birbirinin alternatifi değildir.” Şenyürek, Giresun’da yetişen fındığın mümkün olduğunca yine Giresun’da işlenmesi, markalaştırılması ve ihracata konu edilmesi gerektiğini vurguladı. “Fındık Giresun’da yetişiyorsa burada işlenmeli, burada markalaşmalı ve yarattığı katma değer de Giresun’da kalmalıdır.” TMO’YA KOTA VE FİYAT ÇAĞRISI Şenyürek, çözüm önerilerini de sıraladı. TMO’nun dönüm başına uyguladığı alım kotasının kaldırılmasını isteyen Şenyürek, ÇKS’ye kayıtlı üreticilerin standartlara uygun ürünlerinin tamamının alınması gerektiğini söyledi. Giresun’un bütün ilçelerinde yeterli sayıda alım noktası oluşturulmasını, alım kapasitesinin artırılmasını ve ürün bedellerinin birkaç gün içinde üreticiye ödenmesini isteyen Şenyürek, Giresun kalite fındığın TMO alım fiyatının da en az 300 liraya yükseltilmesi gerektiğini savundu. FİSKOBİRLİK’e de çağrıda bulunan Şenyürek, kurumun piyasayı takip eden değil, üreticiden yana fiyat oluşumuna öncülük eden bir politika izlemesini istedi. Şenyürek ayrıca Rekabet Kurumu’nun fındık piyasasındaki alıcı yoğunlaşmasını ve eş zamanlı fiyat hareketlerini incelemesi gerektiğini belirterek mazot, gübre ve ilaçta üreticiye daha güçlü doğrudan destek verilmesi çağrısında bulundu. “FINDIK ÜRETİCİSİ SADAKA DEĞİL, HAKKINI İSTİYOR” YENİ Parti Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek açıklamasını, üreticinin fındıktan daha yüksek ve sürdürülebilir bir gelir elde etmesi gerektiğini vurgulayarak tamamladı: “Fındık üreticisi sadaka istemiyor. Emeğinin karşılığını ve dünya pazarında milyarlarca dolar kazandıran ürününden hak ettiği payı istiyor.” Şenyürek, YENİ Parti’nin üretici, yerel işletme ve fındıkta katma değer oluşturan kesimlerin desteklenmesini savunduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “YENİ Parti olarak fındığı birkaç büyük alıcının insafına, üreticiyi borca ve çaresizliğe teslim eden bu politikanın karşısındayız. Bahçedeki üreticimizden fındığı işleyip markalaştıran KOBİ’lerimize kadar alın teriyle değer yaratan herkesin yanındayız. Giresun’un emeğine, toprağına ve geleceğine sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Fındığın gerçek sahibi üreticidir ve son sözü de üretici söyleyecektir.”

GİRESUN’DA TARIM EKİPLERİ ÜRETİCİYLE SAHADA BULUŞTU Haber

GİRESUN’DA TARIM EKİPLERİ ÜRETİCİYLE SAHADA BULUŞTU

GİRESUN’DA TARIM EKİPLERİ ÜRETİCİYLE SAHADA BULUŞTU Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, “Cuma Buluşmaları” kapsamında üreticilere tarımsal üretim planlamasından desteklemelere, TARSİM’den hastalık ve zararlılarla mücadeleye kadar güncel konularda bilgi aktarıyor. Ülke genelindeki 88’inci buluşmanın öncelikli gündemini ise artan orman yangını riski oluşturdu. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün koordinasyonunda yürütülen “Cuma Buluşmaları” kapsamında üreticilerle sahada bir araya gelmeye devam ediyor. “Bilinçli Çiftçi, Bereketli Gelecek” sloganıyla gerçekleştirilen çalışmalarda, üreticilerin tarımsal uygulamalar konusunda doğrudan bilgilendirilmesi, karşılaştıkları sorunların yerinde belirlenmesi ve güncel destekleme programlarının anlatılması amaçlanıyor. İl Müdürlüğünün 28 Ağustos 2026 tarihli açıklamasında, teknik ekiplerin üreticilerle sahada görüştüğü ve tarımsal üretime ilişkin güncel konularda bilgi verdiği bildirildi. Çalışmalar, Bakanlığın “Tarım Sahada” programı kapsamında yürütülüyor. BİTKİSEL VE HAYVANSAL ÜRETİM BİRLİKTE İNCELENİYOR Cuma Buluşmaları yalnızca toplantı salonlarında yapılan bilgilendirmelerle sınırlı kalmıyor. Teknik personel; tarım arazilerini, bahçeleri, hayvancılık işletmelerini, hasat alanlarını ve ürün hazırlama ile sevkiyat noktalarını ziyaret ederek üretim süreçlerini yerinde değerlendiriyor. Saha çalışmalarında genel olarak şu başlıklar ele alınıyor: Tarımsal üretim planlaması,Güncel tarımsal destekler ve hibeler,Kırsal kalkınma programları,TARSİM ve tarım sigortaları,Bitki hastalıkları ve zararlılarla mücadele,Hayvan sağlığı ve işletme koşulları,Hasat döneminde ürün kayıplarının azaltılması,Tarım makinelerinin güvenli kullanılması,Çiftçi Kayıt Sistemi işlemleri,İklim değişikliğinin tarımsal üretime etkileri,Orman ve tarım alanlarında yangın güvenliği. Üreticilerin görüş ve talepleri de saha ziyaretleri sırasında teknik personel tarafından dinlenerek değerlendiriliyor. BU HAFTANIN ÖNCELİKLİ KONUSU YANGIN RİSKİ Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün 28 Ağustos 2026 tarihli açıklamasına göre, ülke genelindeki 88’inci Cuma Buluşması’nın öncelikli gündemini orman yangınlarına karşı alınması gereken tedbirler oluşturdu. Rüzgâr, yüksek sıcaklık ve düşük nem nedeniyle kritik bir dönemden geçildiğine dikkat çekilerek, üreticilere yangına yol açabilecek faaliyetlerden kaçınılması konusunda uyarılarda bulunuldu. Bilgilendirmelerde özellikle; Anız ve bahçe atıklarının yakılmaması,Tarım makinelerinin bakım ve kontrollerinin yapılması,Makine ve ekipmanlardan çıkabilecek kıvılcımlara karşı tedbir alınması,Tarla ve bahçelerde ilk müdahale ekipmanının bulundurulması,Yangın veya şüpheli duman görülmesi durumunda 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bilgi verilmesi başlıkları öne çıktı. Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, üretim alanlarının korunması kadar ormanlık alanların ve kırsal yerleşimlerin güvenliğinin de tarımsal sürdürülebilirliğin bir parçası olduğunu vurguladı. Tarım Reformu Genel Müdürlüğü – 88’inci Cuma Buluşması GİRESUN’DA FINDIK ÜRETİMİNE YÖNELİK BİLGİLENDİRMELER Giresun’daki önceki Cuma Buluşmaları programlarında ilin temel tarımsal ürünü olan fındığa ilişkin konular da kapsamlı şekilde ele alındı. Üreticilere; Fındık hastalık ve zararlılarının tanınması,Kahverengi kokarcayla mücadele,Biyolojik mücadelede samuray arısının önemi,Bitki koruma ürünlerinin doğru ve kayıtlı kullanılması,B-Reçete sisteminin uygulanması,Hasat zamanının doğru belirlenmesi,Ürün kayıplarının azaltılması,Tarımsal üretim planlaması ve destekleme modelleri hakkında bilgi verildi. Özellikle kahverengi kokarcanın fındıkta verim ve kalite kaybına yol açması nedeniyle üreticilerin bahçe kontrollerini düzenli yapması, zararlının görülmesi durumunda teknik ekiplerle iletişime geçmesi ve mücadelede Bakanlık tarafından belirlenen yöntemlere uyması gerektiği belirtildi. 55 BİNE YAKIN KÖY VE MAHALLE ZİYARET EDİLDİ Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün verilerine göre, 2024 yılından bu yana devam eden Cuma Buluşmaları kapsamında 81 il ve 922 ilçede saha çalışması gerçekleştirildi. Program kapsamında bugüne kadar: 55 bine yakın köy ve mahalle ziyaret edildi.Bir milyondan fazla üreticiye ulaşıldı.Ağustos 2026’da düzenlenen dört buluşmada yaklaşık 2 bin köy ve mahalleye gidildi.Aynı dönemde yaklaşık 30 bin üreticiyle görüşüldü. Programla, tarım politikalarının sahadaki üreticiye doğrudan anlatılması ve çiftçinin talep, öneri ve üretim sorunlarının yerinde tespit edilmesi hedefleniyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilerin bilgiye erişimini güçlendirmek ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini desteklemek amacıyla saha çalışmalarının devam edeceğini bildirdi.

TAŞGÖZ: “TÜRKİYE KAYYUM DÜZENİYLE YÖNETİLEMEZ” Haber

TAŞGÖZ: “TÜRKİYE KAYYUM DÜZENİYLE YÖNETİLEMEZ”

TAŞGÖZ: “TÜRKİYE KAYYUM DÜZENİYLE YÖNETİLEMEZ” İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, haftalık değerlendirmesinde ekonomi, hukuk, tarım ve devlet yönetimi üzerinden iktidara sert eleştiriler yöneltti. Taşgöz, Türkiye’nin yalnızca ekonomik krizle değil, hukuk ve yönetim kriziyle de karşı karşıya olduğunu belirterek, “Hukukun olmadığı yerde ekonomi olmaz. Türkiye kayyum düzeniyle yönetilemez” dedi. “DEVLET CİDDİYETİ AŞINDIRILIYOR” İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz, hukuk tartışmaları ve devlet kurumlarında yaşanan güven kaybına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Taşgöz, vatandaşın alım gücünün her geçen gün düştüğünü, devlet kurumlarının da yönetim anlayışı nedeniyle zayıflatıldığını savundu. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunun yalnızca enflasyonla açıklanamayacağını belirten Taşgöz, “Bugün vatandaşın cebindeki para erirken, devletin temel kurumları da aşındırılıyor. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorun yalnızca enflasyon değildir; asıl sorun devlet ciddiyetinin kaybolmasıdır” ifadelerini kullandı. “ANADOLU ÜRETEMEZ HALE GETİRİLDİ” Tarım politikalarını da eleştiren Taşgöz, çiftçinin son yılların en ağır ekonomik baskısıyla karşı karşıya kaldığını söyledi. Köylerin boşaldığını, üreticinin toprağından koptuğunu ve Türkiye’nin birçok temel üründe dışa bağımlı hale geldiğini belirten Taşgöz, tarımdaki gerilemenin yalnızca ekonomik değil, milli güvenlik boyutu da taşıdığını ifade etti. Taşgöz, “Anadolu boşalıyor. Köyler boşalıyor. Üretici toprağından kopuyor. Bir zamanlar kendi kendine yeten Türkiye bugün birçok temel üründe dışa bağımlı hale getirildi. Çiftçi üretmek istiyor ama kazanamıyor. Kazanamayan üretici toprağını terk ediyor. Bu yalnızca ekonomik değil, milli güvenlik sorunudur” dedi. “TARIMDAKİ ÇÖKÜŞ SOFRAYA ZAM OLARAK YANSIYOR” İnan Taşgöz, tarımda yaşanan üretim kaybının doğrudan pazar ve market fiyatlarına yansıdığını söyledi. Üreticinin maliyetler altında ezildiğini, tüketicinin ise yüksek fiyatlarla karşı karşıya kaldığını belirten Taşgöz, yanlış tarım politikalarının hem üreticiyi hem de vatandaşı aynı anda mağdur ettiğini dile getirdi. Taşgöz, üretim ekonomisinin güçlendirilmediği bir ülkede hayat pahalılığıyla kalıcı mücadele edilemeyeceğini vurguladı. “HUKUKUN OLMADIĞI YERDE EKONOMİ OLMAZ” Taşgöz, açıklamasında hukuk sistemine ilişkin eleştirilerine de geniş yer verdi. Yatırım, kalkınma ve ekonomik güvenin temel şartının hukuk devleti olduğunu belirten Taşgöz, mülkiyet hakkı, bağımsız yargı ve öngörülebilir yönetim anlayışı olmadan ekonomik istikrar sağlanamayacağını söyledi. Taşgöz, “Hukukun üstünlüğü zedelenirse ekonomi de çöker. İnsanlar yarın neyle karşılaşacağını bilmiyorsa yatırım yapmaz. Mülkiyet hakkının tartışıldığı, şirketlere kayyum atamanın sıradanlaştığı bir ülkede güven ortamı oluşmaz” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE GÜÇLÜ KURUMLARA VE BAĞIMSIZ YARGIYA İHTİYAÇ DUYUYOR” İYİ Parti Giresun İl Başkanı Taşgöz, Türkiye’nin yeniden güçlü kurumlara, bağımsız yargıya ve liyakat esaslı devlet yönetimine dönmesi gerektiğini belirtti. Kayyum uygulamaları üzerinden iktidarı eleştiren Taşgöz, devlet yönetiminde keyfiliğin değil, hukuk ve kurumsal aklın esas alınması gerektiğini söyledi. Taşgöz, hukuk güvenliğinin zedelendiği bir ortamda hem vatandaşın hem yatırımcının geleceğe güvenle bakamayacağını ifade etti. “MİLLET GEÇİM DERDİNDE, İKTİDAR GÜNDEM DEĞİŞTİRİYOR” Taşgöz, iktidarın toplumun gerçek sorunlarından uzaklaştığını savundu. Emeklinin ay sonunu getiremediğini, gençlerin gelecek planlarını yurt dışında kurduğunu, esnafın kepenk kapatma noktasına geldiğini belirten Taşgöz, iktidarın çözüm üretmek yerine gündem değiştirme siyaseti izlediğini söyledi. Taşgöz, “Vatandaş geçim derdinde. Emekli ay sonunu getiremiyor. Gençler gelecek planlarını başka ülkelerde kuruyor. Esnaf kepenk kapatıyor. Buna rağmen iktidar milletin sorunlarına çözüm üretmek yerine gündem değiştirme siyaseti yürütüyor” dedi. “CUMHURİYETİN AYARLARINA DÖNÜLMELİ” Açıklamasının sonunda Cumhuriyet’in temel ilkelerine dönüş çağrısı yapan Taşgöz, Türkiye’nin çıkış yolunun hukuk, liyakat ve üretim ekonomisinden geçtiğini belirtti. Taşgöz, ülkenin yeni krizlere değil, yeni bir milli kalkınma hamlesine ihtiyaç duyduğunu ifade etti. “Türkiye’nin ihtiyacı saray siyaseti değil devlet ciddiyetidir. Türkiye’nin ihtiyacı kutuplaşma değil milli birliktir” diyen Taşgöz, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında hukuku, üretimi ve liyakati esas alan bir devlet düzeninin yeniden kurulması gerektiğini söyledi. “MİLLETİN İRADESİ YENİDEN DEVLET YÖNETİMİNDE HÂKİM OLMALI” İnan Taşgöz, Türk milletinin tarih boyunca büyük zorlukları aşmayı başardığını belirterek, yönetimde millet iradesinin esas alınması gerektiğini vurguladı. Taşgöz, sözlerini “Türk milleti tarih boyunca her zorluğu aşmıştır. Yeter ki milletin iradesi yeniden devlet yönetiminde hâkim olsun” ifadeleriyle tamamladı.

ÖZEL “FINDIK ÜRETİCİSİNİ AYAĞA KALDIRACAĞIZ” Haber

ÖZEL “FINDIK ÜRETİCİSİNİ AYAĞA KALDIRACAĞIZ”

ÖZEL “FINDIK ÜRETİCİSİNİ AYAĞA KALDIRACAĞIZ” Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Ordu’da gerçekleştirilen Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingine fındıkla ilgili açıklamalarda bulundu.. Ordu'da konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, “FINDIK ÜRETİCİSİNİ AYAĞA KALDIRACAĞIZ” dedi. Özel, şunları söyledi: " ‘Bu yıl rekolte yüksek olacak’ dediler, fındığın fiyatını önce bir aşağıya doğru asıldılar. Fındık bahçelerini don vurdu, güneş yaktı, kokarca bastı. Maalesef bilhassa Ordu’da rekolte çok düşük kaldı. Böyle olunca bir miktar fiyatlar yukarıya doğru gidiyordu ki bu güya adı dünya devi boyu devrilsin. Fındıkta tekel olan firma çıktı açıklama yaptı. Kendi yapmıyor da Avrupa’nın en saygın basın yayın kuruluşlarından bir tanesine yalan haber sızdırıyor. ‘Efendim bu sene Türkiye’den fındık almayacağız.’ Böyle olunca piyasada bir manipülasyon, bir panik. Fındık fiyatları aşağıya doğru gelmeye başladı. Ben bunlara en sert tepkiyi göstereceğimizi söyledim ve Rekabet Kurumu’nu göreve davet ettik. 50 olmalıydı ama arada 30 bin ton alım zorunluluğu getirmişler. En az 50 bin - 75 bin ton olması gerekir ama Rekabet Kurumu duruma baktı, bunlar da alım yapacaklarının taahhüdünü verdiler. Buradan öyle dünya devi tanımam. Bu fındıkta bir tane dünya devi var; Ordu, Giresun, Karadeniz. Öyle bugün fındık üreticisini ezmeye kalkarsan bunu bu sene yaparsın. Belki ömrün vefa ederse seneye de yaparsın. Sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin hükümetinin başına gelecek kişi öyle sonuncusu gibi çiftçiye, fındık üreticisine ‘Al ananı da git’ diyen biri değil, tam tersine ‘Çiftçi milletin efendisidir’ diyen biri olacak." “FINDIK ÜRETİCİSİNİ AYAĞA KALDIRACAĞIZ” AK Parti’nin kara düzeninde bir tekel şirketi, işçisi haline getirmeye çalışıyor bütün fındık üreticilerini. FİSKOBİRLİK’i ayağa kaldırmamız lazım. Toprak Mahsulleri Ofisi ile iş birliği içinde üreticiyi kollayan bir düzen kurmak lazım. Bu fındığı öyle bahçeden satmak değil, ya da iç fındık olarak satmak değil. Bu dünya devir denen ne yapıyorsa onu belli bir noktaya kadar bizim yapmamız, çikolata üreticilerine ara mamul olarak ya da dünya piyasasına son mamul olarak bizim satmamız lazım. Şimdi FİSKOBİRLİK’i ayağa kaldırmadan, Toprak Mahsulleri Ofisi ile birlikte çalışmadan öyle ham ürünü değil, son ürünü satacak planlamaları yapmadan biz 10 dolar kazanıyoruz, öbürü 20 dolar kazanıyor. En sonuncu 50 dolar kazanıyor. Biz bu işten çırak çıkıyoruz. Size söz veriyorum; fındık Ordu’da sadece fındık üreticisinin değil, bütün Ordu’nun ekonomisidir. Size söz veriyoruz, fındık üreticisini de Ordu’yu da ayağa kaldıracağız iktidarımızda.” Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Ordu’da bir fındık fabrikasını ziyaret ederek kadın çalışanlarla bir araya geldi. Ziyaretin ardından CHP lideri Özel, Fabrika sahibinden de üretime dair bilgi aldı.

CHP Lideri Özgür Özel: “Emekli ve Emekçi İçin Direneceğiz” Haber

CHP Lideri Özgür Özel: “Emekli ve Emekçi İçin Direneceğiz”

CHP Lideri Özgür Özel: “Emekli ve Emekçi İçin Direneceğiz” “HÜKÜMETİN BAŞI, FINDIK ÜRETİCİSİNE ‘AL ANANI DA GİT’ DEĞİL; ‘ÇİFTÇİ MİLLETİN EFENDİSİDİR’ DİYEN BİRİ OLACAK” “ORDU’NUN ORMANLARININ YÜZDE 65’İNE, TARIM ALANLARININ YÜZDE 76’SINA MADEN RUHSATI VERİLMİŞ” “NADİR ELEMENTLER VATANDIR, VATAN SATILAMAZ” Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Ordu’da gerçekleştirilen Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingine katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, “Bir yanı mavi, bir yanı yeşil. Bir yanı yayla, bir yanı sahil. Fındığı dalında, sevdayı kalbinde, mertliği yüreğinde taşıyan Ordu. Hepiniz hoş geldiniz. Hepinizi saygı ile selamlıyorum. Toprağa can, fındığa ömür veren Ordu’dayız. Dünyanın en güzel manzaralarından birine sahip olan Boztepe’nin hemen yamacındayız. Karadeniz’in coşkun dalgalarını seyrederken, yüreğindeki insan sevgisini, mücadele azmini, haksızlığa gelememeyi, herkesin hakkını kendi hakkı gibi savunabilmeyi şiar edinmiş Karadeniz’in güzel insanları hepiniz hoş geldiniz, hepinizi saygı ile selamlıyorum” dedi. Özel, şunları söyledi: “DİN GÖREVLİSİNİN GÖREV YERİ BELLİ, ÖĞRETMENİN GÖREV YERİ BELLİ” “Ordu - Giresun Havaalanı’nda şikayet çok. Sefer sayısı yetersiz, biletler pahalı diyorlar. Hastane sıkıntısı, ilçelerde ambulans ihtiyacı, MR’ın olmaması, sürekli başka yerlere sevk olması, doktor bulunmaması büyük sorun. Okullarda öğretmen açığı çok, 331 okuldan öğretmeni olmayanlar var. Ama manevi danışman, ÇEDES’le tüm okullara yollanmış. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bilhassa şunu söyleyeyim. Önceki dönem Diyanet’in yaptıklarını çok eleştirdik. Bu dönem Diyanet İşleri Başkanı, 29 Ekim’de Atamıza mevlit okutarak, geldiği günden itibaren hutbelere, cuma rütbelerine, dün gittim cuma hutbesinde vefayı konuşuyor. Ve derli toplu, siyasete girmeyen, kadınları rencide etmeyen, gençlerin özgürlüğüne karışmayan doğru bir şekilde herkesi kucaklayan hutbeler okunuyor. Dedim ki ‘Böyle giderse ben bundan sonraki süreçte Diyanet’i eskisinden ayırırım.’ Buna dikkatli bakıyoruz. Ancak şu kadarını söyleyelim. Biz din görevlisinin işini en iyi şekilde yapmasını, en özgürce yapmasını, ibadet özgürlüğünü, inanç özgürlüğünü sonuna kadar savunuyoruz, teminatıyız. Ancak Milli Eğitim Bakanlığında bir takım protokollerle, olur olmayacak işlerle, derneklerle, vakıflarla ve din görevlileri üzerinden çeşitli işlere girilmesini doğru bulmuyoruz. Din eğitiminin yeri belli, din görevlilerinin görevinin yeri belli, öğretmenin yeri, görevi belli. Bunu yürekten savunuyoruz. Kararlılıkla, açıkça.” “ORMANLARA VE TARIM ALANLARINA MADEN RUHSATI VERİLİYOR” “Bir de benim en üzüldüğüm konulardan bir tanesi Ordu’ya dair, Giresun’a dair, Karadeniz’e dair. Biraz da alçaktan giderseniz uçakla, helikopterle. Bir bakıyorsunuz ki bu güzel sahil şeridinin arkasında dağlar delik deşik, ormanlar delik deşik. Sonra bir bakıyorsunuz ki rakamlara, olandan beter olacak olanlar var. Bugün Ordu’nun yüzde 74’ü maden ruhsatlarına açılmış durumda. Ormanların yüzde 65’i maden ruhsatı olarak verilmiş. Tarım alanlarının yüzde 76’sı maden ruhsatlarına ayrılmış durumda. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, elbette madenler çıkarılsın, işlensin birazdan ona da değineceğim. Ama ‘Önce insan’ diyen, ‘Önce doğa’ diyen, ‘Önce Ordu’ diyen ve tarım alanlarına ve ormanlara sahip çıkan anlayışımızı sonuna kadar sürdürüyoruz. Buradan asla taviz vermedik, asla taviz vermeyeceğiz" “EMEKLİLER BU SEFALETE MAHKUM DEĞİLSİNİZ” “Değerli Ordulular, emekliler ‘El kaldırsın’ . Hatta en düşük emekli maaşı alanlar el kaldırsın. Neredeyse yüzde 80’i en düşük emekli maaşı alıyor. 16 bin 800 TL, öyle mi? Bakın değerli emekliler, Trabzon’a gitmiştim, Orada bir kuyumcu dükkanına girdim ve hesap yaptım, söyledim. Şimdi ben Ordu’daki ev hanımlarına soruyorum: Her hesap şaşar, altın hesabı şaşar mı? Şaşmaz. Biz onu bilir, ona güveniriz. Tayyip Bey geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. İnanmayan gitsin bir kuyumcuya 2002 yılının altın fiyatını sorsun. 2002 yılı en düşük emekli maaşını önüne alsın; 8 çeyrek altın. Bugün ise 1,5 çeyrek altın. Altın oldu 11 bin TL, en düşük emekli maaşı 16 bin TL. Bu bizim hakkımız değil. Yıllarca çalışıp, alınteri döküp, göz nuruna katıp, dirseklerini çürütüp, elleri nasır tutmuş emeklinin alması gereken maaşı dörtte birine, beşte birine düşürüp memleket yönetilmez.” “YÜZDE 25 ZAMMIN PLANINI YAPIYORLAR, BU KATLANILMAZ” “Bakın dünyada beşinci olmuşuz, 200’ün üzerinde ülke var. Dünyada yüksek enflasyonda beşinciyiz. Bizden kötü dört ülke; İran, Burundi, Venezüella, Güney Sudan. Bu dört ülke dışında dünyadaki 200’ün üzerindeki ülkede enflasyon bizden daha düşük. Bizim bir aylık enflasyonumuz, Avrupa’da yıllık bile değil. Avrupa enflasyon ortalaması, yüzde 3 Türkiye’de, hedef yeni güncellediler, yüzde 33. Bu TÜİK’e göre. Gerçek rakama bakınca yüzde 80’lere geliyor. Bu şartlar altında halen daha bu emeklilere, bu emekçilere yüzde 25 zam yapmanın planını yapıyorlar. Buradan tüm sendikalara, tüm işçilere, tüm emeklilere sesleniyorum: Bu büyük haksızlık, yılda bir sefer asgari ücrete enflasyonun altında zam…" “NADİR ELEMENTLER KONUSUNDA BUNLARA ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ” “Bu memlekette şimdi de nadir elementler çıktı, dünya beşincisiyiz. Trump, biliyorsunuz savaşın ortasında kan gövdeyi götürüyor. Ukrayna’da gitmiş Zelenski’ye ‘Sana yardım edeceğim’ diyor. ‘Akıllı çocuksun, nadir elementleri bize vereceksin.’ Savaşın ortasında. Dün Orta Asya ülkelerini toplamış, ‘Sizde nadir element var mı? Hepsini ben alacağım’ diyor. Bunlar Türkiye’ye göre çok az olanlar. Şunu bilin Ordulular, Bu altın yumurtlayan tavuktur. Senden onu kamyonlarla, toprağın içinde karışmış alıyor, götürüyor. Bilmem ne teknolojisi ile 2 bin 3 derece ısıyla damıtıyor, yalıtıyor, toprağa atıyor, onu alıp ürettiği telefonu sana bir liraya aldığı meseleyi 10 bin liraya, 100 bin liraya geri satıyor. Altın yumurtlayan tavuğu bir kere verecek, her gün Trump’ın bahçesinde altın yumurtlayacak, biz avucumuzu açıp bakacağız. Buna asla ve asla izin vermeyeceğiz. Nadir elementler vatandır, vatan satılamaz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.