Hava Durumu

#Çevresel Etkiler

giresunsonhaber - Çevresel Etkiler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çevresel Etkiler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ŞENLİKOĞLU: “MADEN ŞİRKETLERİNE ASLA İZİN VERMEYİZ” Haber

ŞENLİKOĞLU: “MADEN ŞİRKETLERİNE ASLA İZİN VERMEYİZ”

DERELİ BELEDİYE BAŞKANI ŞENLİKOĞLU: “MADEN ŞİRKETLERİNE ASLA İZİN VERMEYİZ” Dereli’de düzenlenen geniş katılımlı istişare toplantısında maden faaliyetleri masaya yatırıldı. Toplantıda konuşan Dereli Belediye Başkanı Kazım Zeki Şenlikoğlu, su kaynakları, tarım arazileri ve akarsuların korunmasının öncelik olduğunu belirterek, ilçede planlanan madencilik çalışmalarına karşı net tutum aldı. Giresun’un Dereli ilçesinde maden faaliyetlerine karşı yürütülen sürecin değerlendirildiği toplantı, Doğa ve Yaşam Derneği yönetiminin öncülüğünde geniş katılımla yapıldı. Toplantıya Dereli Belediye Başkanı Kazım Zeki Şenlikoğlu, Yaylacık Köyü Muhtarı ve Şoförler Odası Başkanı Yılmaz Bıçak, Meşeliyatak Köyü Muhtarı Muharrem Aydın, Yeşiltepe Köyü Muhtarı Orhan Karataş, Sütlüce Mahallesi Muhtarı İzzet Talıç, Bahçeli Mahallesi Muhtarı Hasan Coşkun, İstanbul Dereli Dernekler Federasyonu Başkan Yardımcısı Hüseyin Koç, Avukat Seren Önal, Giresun İl Genel Meclisi üyeleri Eyüp Çiftçi ile Şükrü Ertürk, esnaflar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Toplantıda konuşan Dereli Belediye Başkanı Kazım Zeki Şenlikoğlu, maden konusunun siyaset üstü bir mesele olduğunu söyledi. Şenlikoğlu, ilçenin doğal yapısı, su kaynakları ve tarım alanları üzerindeki risklere dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: Kazım Zeki Şenlikoğlu: “İlçemizde halkımızın teveccühüyle dört dönemdir görev yapıyorum. Halkımız bizi yalnızca hizmet vermemiz için değil, yanlışlara müdahale etmemiz ve doğrulara sahip çıkmamız için seçti. Maden meselesi partiler üstü bir konudur. Çal Köyü, Yeşiltepe Köyü, Yıldız Köyü, Meşeliyatak Köyü, Eğriambar Köyü, Bahçeli ve Sütlüce’de su kaynaklarımızın ve tarım arazilerimizin risk altında olduğunu görüyoruz. Bu ilçede maden çıkarılmasının yanlış olduğunu ilk günden beri söylüyoruz. Resmi yazışmalarımızı yaptık, ilgili mercileri bilgilendirdik. Su kaynaklarımızın, tarım arazilerimizin ve akarsularımızın yok edilmesine asla izin vermeyiz.” Şenlikoğlu, belediyenin her kararda kamu yararını esas aldığını da vurguladı. İlçede yapılacak her işin memlekete fayda mı yoksa zarar mı getireceğine baktıklarını belirten Şenlikoğlu, Dereli’nin coğrafi yapısının ve doğal dengelerinin korunması gerektiğini ifade etti. Toplantıda söz alan Doğa ve Yaşam Derneği Başkanı Yıldıray Bıçak da ilçede oluşan ortak tutumun önemli olduğunu söyledi. Bıçak, doğa, su varlıkları ve yaylaların korunmasının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir mesele olduğuna işaret etti. Yıldıray Bıçak: “Belediye Başkanımızın ilçemizde maden faaliyetine karşı olduğunu açık biçimde ifade etmesi çok önemlidir. İlçemize, köylerimize ve yaylalarımıza sahip çıkmak zorundayız. Dernek olarak dün olduğu gibi bugün de tüm gücümüz, birikimimiz ve bilgimizle halkımızın yanında olacağız. Tarım arazilerimize, sularımıza, yaylalarımıza ve derelerimize birlikte sahip çıkacağız. Dereli; Kümbet’i, Kulakkaya’sı, Bektaş’ı, Mavi Gölü ve Göksu Travertenleri ile turizm açısından güçlü bir merkezdir. Doğal yapının zarar gördüğü bir yerde turizmi büyütmek mümkün değildir.” Toplantıda yer alan muhtarlar, sivil toplum temsilcileri ve vatandaşlar da ilçenin doğal varlıklarının korunması gerektiği yönünde görüş bildirdi. Buluşmadan çıkan ortak mesaj, Dereli’de planlanan maden çalışmalarına karşı hukuki, idari ve demokratik zeminde birlikte hareket edilmesi oldu.

ESPİYE’DE ÇÖP TESİSİ ALARMI Haber

ESPİYE’DE ÇÖP TESİSİ ALARMI

ESPİYE’DE ÇÖP TESİSİ ALARMI Kızıldere–Neel mevkiinde yapılması planlanan katı atık bertaraf tesisi Espiye’de tepkilere yol açtı. Kent Konseyi ve sivil toplum kuruluşları, tesisin su kaynakları, tarım alanları ve halk sağlığı açısından ciddi riskler barındırdığını belirterek eylem kararı aldı. Espiye ilçesi Kızıldere–Neel mevkiinde (Yırtaklı Bükü) yapılması gündeme gelen katı atık bertaraf tesisi, ilçe genelinde çevre ve yaşam hakkı tartışmasını beraberinde getirdi. Espiye Kent Konseyi ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu, tesisin planlandığı alanın doğal ve tarımsal özellikleri nedeniyle kalıcı çevresel sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Proje, Giresun Katı-Sıvı Atık ve İçme Suları Birliği gündemine taşınırken, nihai kararın Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci sonunda verileceği ifade ediliyor. Ancak yerel aktörler, sürecin yalnızca teknik bir prosedür olarak ele alınmasının yeterli olmayacağını savunuyor. BİLİMSEL VERİLER NEYE İŞARET EDİYOR? Uzman çalışmaları ve bilimsel literatüre göre katı atık bertaraf tesislerinin başlıca risk alanları şöyle özetleniyor: Sızıntı suları (leachate): Atıklardan süzülen kirli suların yeterli önlem alınmadığı durumlarda yeraltı ve yüzey sularına karışarak içme suyu kaynaklarını tehdit edebildiği belirtiliyor. Hava ve koku kirliliği: Organik atıkların ayrışması sırasında oluşan gazların yerleşim alanlarına taşınarak yaşam kalitesini düşürebileceği vurgulanıyor. Tarım ve ekosistem etkisi: Su ve toprak kirliliği riskinin tarımsal üretim ve hayvancılık üzerinde doğrudan olumsuz etki yaratabileceği ifade ediliyor. Ulaşım ve gürültü: Günlük kamyon trafiğinin, özellikle dar vadi yollarında çevresel baskıyı ve güvenlik risklerini artırdığına dikkat çekiliyor. Bilimsel çalışmalarda, bu tür tesislerin dere yataklarına ve tarım alanlarına yakın bölgelerde planlanmasının riskleri daha da büyüttüğü belirtiliyor. Kent Konseyi ve STK’lar, Kızıldere–Neel hattının su varlığı ve tarımsal karakteri nedeniyle özel olarak korunması gereken bir alan olduğunu vurguluyor. Yapılan açıklamalarda, “Bu tesis yalnızca bugünü değil, bölgenin geleceğini etkileyecek. ÇED raporu, kağıt üzerinde değil, bilimsel ve tarafsız biçimde hazırlanmalıdır” ifadelerine yer verildi. Vatandaşların en büyük kaygısı ise olası bir sızıntı ya da kirlilik durumunda Gelevera Havzası’nın zarar görmesi ve bunun telafisinin mümkün olmaması. Bölge halkı, geçmişte farklı ilçelerde yaşanan benzer tesis deneyimlerini hatırlatarak denetim ve şeffaflık çağrısı yaptı. Çevre mevzuatına göre katı atık bertaraf tesisleri; kapasite, yer seçimi, sızıntı suyu yönetimi, gaz kontrolü ve çevresel etkiler açısından ayrıntılı biçimde incelenmek zorunda. ÇED raporu olmadan tesisin kurulması mümkün değil. Önümüzdeki günlerde yapılması beklenen Halkın Katılımı Toplantısı, projenin geleceği açısından kritik görülüyor. Espiye Kent Konseyi ve sivil toplum kuruluşları, bu toplantıda bilimsel veriler ışığında görüş ve itirazlarını kamuoyuna ve yetkililere sunacaklarını açıkladı.

DOĞA İÇİN: POŞET  1 LİRA Haber

DOĞA İÇİN: POŞET 1 LİRA

PLASTİK POŞETLE MÜCADELEDE YENİ ADIM 1 LİRALIK POŞETİN BİLANÇOSU: DOĞAYI KORUYAN AMA DENETİM İSTEYEN BİR MÜDAHALE Türkiye, plastik kirliliğiyle mücadelede yeni bir döneme giriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, plastik poşet ücretinin 1 Ocak 2026’dan itibaren adet başına vergiler dahil 1 lira olarak uygulanacağını açıkladı. Karar, çevresel etkiler kadar ekonomik ve toplumsal sonuçları da dikkate alan kapsamlı bir değerlendirme sürecinin ardından alındı. Tek kullanımlık plastik poşetler; doğada yüzlerce yıl çözünmeden kalabilen, toprak yapısını bozan, su kaynaklarını kirleten ve özellikle denizlerde mikroplastik kirliliğinin başlıca kaynakları arasında yer alan ürünler olarak tanımlanıyor. Bakanlık açıklamalarında, plastik poşetlerin deniz canlıları tarafından besin sanılarak tüketildiği, bunun da ekosistem zincirinde geri dönülmesi zor hasarlara yol açtığı vurgulanıyor. Bu çevresel tehditler nedeniyle plastik poşetler 2019 yılında ücretli hale getirilmiş, toplumun çok kullanımlık taşıma çantalarına yönelmesi hedeflenmişti. Aradan geçen sürede uygulamanın yalnızca çevresel değil, ekonomik açıdan da ciddi kazanımlar sağladığı ortaya çıktı. ÇEVRE KAZANCI: ATIK AZALDI, DOĞA RAHATLADI Bakanlık verilerine göre, 2019–2025 yıllarının ilk 9 aylık döneminde: Yaklaşık 2 milyon 844 bin ton plastik atığın oluşumu engellendi, Denizler, akarsular ve tarım alanları üzerindeki plastik baskısı ciddi ölçüde azaldı, Mikroplastik kaynaklı kirliliğin artış hızı yavaşlatıldı, Sıfır Atık hedefleri doğrultusunda toplumsal farkındalık güçlendi. Bu veriler, plastik poşet ücretinin bir yasak değil; davranış değişikliği yaratan etkili bir çevre politikası olduğunu gösteriyor. EKONOMİK KAZANÇ: TASARRUF, İTHALAT VE EMİSYON DENGESİ Plastik poşet kullanımındaki düşüşle birlikte: Plastik ham madde ihtiyacı azaldı, Ham madde ithalatının düşmesiyle yaklaşık 28 milyar liralık ekonomik tasarruf sağlandı, Üretim ve lojistik süreçlerindeki enerji kullanımının azalmasıyla 167 bin 984 ton sera gazı emisyonu atmosfere salınmadan önlendi. Bu tablo, çevre politikalarının kısa vadeli bir maliyet değil, uzun vadeli ekonomik kazanç üretebilen kamu yatırımları olduğunu açıkça ortaya koyuyor. PERAKENDECİ–TÜKETİCİ DENGESİ: SAHADA YASA, MASADA ADALET SORUNU Ancak uygulamanın sahadaki başarısı, denetimlerin etkinliğiyle doğrudan bağlantılı. Özellikle küçük illerde ve yerel piyasalarda bazı perakendecilerin, rekabette öne geçmek amacıyla plastik poşeti bedelsiz vermesi, hem çevre hedeflerini sekteye uğratıyor hem de haksız rekabet yaratıyor. Bu durum, yasaya uyan işletmeleri zor durumda bırakırken; bir market poşeti ücretli verirken diğerinin ücretsiz vermesi, kurallara uyan işyerleri üzerinde ciddi bir kamuoyu baskısı oluşturuyor. Sektör temsilcileri, bazı durumlarda bu baskının sözlü hakaret ve çalışanlara yönelik tehdit boyutuna kadar ulaştığını, buna rağmen birçok işletmenin yasal sorumluluğunu yerine getirmeye devam ettiğini ifade ediyor. DENETİM OLMADAN ÇEVRE POLİTİKASI OLMAZ Uzmanlara göre, plastik poşet düzenlemesinin kalıcı başarıya ulaşması için Çevre İl Müdürlükleri başta olmak üzere yetkili kurumların denetimlerini daha düzenli, görünür ve caydırıcı şekilde yürütmesi kritik önem taşıyor. Poşeti ücretsiz dağıtmayı bir rekabet aracı haline getiren işletmelerin tespit edilmesi ve gerekli idari yaptırımların uygulanması; Yasalara uyan perakendecinin korunmasını, Çevre politikalarının sulandırılmamasını, Tüketicide “kurallar keyfi” algısının oluşmamasını sağlayacak temel unsur olarak görülüyor. KÜÇÜK BİR ÜCRET, ORTAK BİR SORUMLULUK Plastik poşet ücretinin 1 liraya yükseltilmesi; çevreyi koruyan, tüketimi dönüştüren ve ekonomiye katkı sunan doğru bir kamu politikası olarak öne çıkıyor. Ancak bu politikanın gerçek anlamda başarıya ulaşabilmesi; eşit uygulama, güçlü denetim ve adil rekabet ortamı ile mümkün. Doğaya nefes aldırmak, yalnızca fiyat belirlemekle değil; kurala uyanı koruyup ihlali cezalandırmakla mümkün olacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.