Hava Durumu

#Çevresel Etki

giresunsonhaber - Çevresel Etki haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çevresel Etki haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ŞEBİNKARAHİSAR’DA GES TARTIŞMASI BÜYÜYOR Haber

ŞEBİNKARAHİSAR’DA GES TARTIŞMASI BÜYÜYOR

ŞEBİNKARAHİSAR’DA GES TARTIŞMASI BÜYÜYOR Şebinkarahisar’ın Biroğul Mahallesi ile Sarıyer Köyü sınırlarındaki yaklaşık 2 bin dönümlük mera ve tarım alanına kurulması planlanan Güneş Enerji Santrali için bilgilendirme toplantısı yapıldı. CHP Giresun İl Başkanlığı’nın da katıldığı toplantı, enerji yatırımı ile tarım, mera ve kırsal yaşam arasındaki gerilimi yeniden gündeme taşıdı. Şebinkarahisar’da Biroğul Mahallesi ile Sarıyer Köyü sınırlarında kurulması planlanan Güneş Enerji Santrali ve elektrik depolama tesisi projesi, ilçede yeni bir çevre ve arazi kullanımı tartışması başlattı. Proje dosyasında sahanın 220 hektara, yani yaklaşık 2 bin 200 dönüme yayıldığı; Biroğul ve Sarıyer çevresindeki çeşitli mevkileri kapsadığı belirtiliyor. Proje için 31 Mart’ta halkın katılım toplantısı düzenlendi. CHP Giresun İl Başkanlığı, toplantıya il yöneticileri, İl Genel Meclisi Grup Başkanı Eyüp Çiftçi, Şebinkarahisar İlçe Başkanı Sezai Şenol, partililer ile mahalle ve köy muhtarlarıyla katıldı. Dosyanın merkezinde enerji üretimi değil, yatırımın seçildiği alan var. Çünkü tartışılan saha, mera ve tarla vasfı taşıyan arazilerden oluşuyor. Bu nedenle itirazların ana omurgasını hayvancılık, tarımsal üretim ve kırsal yaşam alanlarının daralacağı endişesi oluşturuyor. İTİRAZIN ODAĞINDA YER SEÇİMİ VAR Bölgedeki itirazlar, yenilenebilir enerjiye bütünüyle karşı çıkmıyor. Tepki, geniş ölçekli bir GES sahasının mera ve tarım arazileri üzerine kurulmak istenmesine yöneliyor. Yerel haberlerde ve itiraz metinlerinde, proje alanının bir bölümünün mera niteliği taşıdığı, bunun da özellikle hayvancılıkla geçinen köyler açısından doğrudan risk yarattığı vurgulanıyor. CHP Şebinkarahisar İlçe Başkanı Sezai Şenol da kamuoyuna yansıyan açıklamalarında, projenin tarım ve hayvancılığı zayıflatacağını savundu. ÇEVRESEL RİSK TARTIŞMASI NEREDEN ÇIKIYOR? Büyük ölçekli güneş enerji santralleri düşük karbonlu enerji üretimi sağlıyor; ancak geniş arazi kullanımına dayandıkları için yanlış yer seçildiğinde yerel çevre üzerinde baskı yaratabiliyor. Şebinkarahisar’daki dosyada dile getirilen çevresel riskler; mera kaybı, otlatma alanlarının daralması, tarımsal üretimin gerilemesi, doğal dengenin bozulması ve kırsal peyzajın değişmesi başlıklarında toplanıyor. Yerel yayınlar, proje alanının turizm ve tarihî doku bakımından hassas görülen çevrelere yakınlığı nedeniyle ayrıca tartışıldığını aktarıyor. ÇED SÜRECİ DEVAM EDİYOR Dosya, Çevresel Etki Değerlendirmesi süreci içinde ilerliyor. Güncel ÇED düzenlemesinde proje alanı 25 hektar ve üzerindeki güneş enerji santralleri Ek-1 kapsamında yer alıyor. Şebinkarahisar’daki proje ise yaklaşık 220 hektarlık alanı kapsadığı için bu ölçeğin çok üzerinde bulunuyor. Halkın katılım toplantısı da bu sürecin parçası olarak yapıldı. MERA BAŞLIĞI NEDEN ÖNEMLİ? Mera Kanunu, mera, yaylak ve kışlakların korunmasını esas alıyor ve bu alanların kullanımını özel kurallara bağlıyor. Bu nedenle proje sahasında mera vasfı bulunan alanlar yer alıyorsa, tartışma yalnızca çevresel değil aynı zamanda hukuki bir boyut da kazanıyor. Muhalefetin ve bölge halkının itirazı da tam bu noktada yoğunlaşıyor: üretim toprağı ile otlak alanların enerji yatırımına açılmasının kamu yararı taşıyıp taşımadığı sorgulanıyor. SONUÇTA TARTIŞILAN DOSYA SADECE ENERJİ DOSYASI DEĞİL Şebinkarahisar’daki GES başlığı, bir yatırım haberinin ötesine geçmiş durumda. İlçede tartışılan konu, güneşten elektrik üretimi değil; bu üretimin hangi arazide, hangi bedelle ve kimin yaşam alanı üzerinde kurulacağı sorusu. Bu nedenle önümüzdeki günlerde gözler hem ÇED sürecine hem de bölge halkının itirazlarına çevrilecek.

GİRESUN’DA MADEN PROJESİNE “ÇED OLUMLU” KARARI Haber

GİRESUN’DA MADEN PROJESİNE “ÇED OLUMLU” KARARI

GİRESUN’DA MADEN PROJESİNE “ÇED OLUMLU” KARARI Bakanlık onay verdi, uzmanlar ise en büyük riskin atık depolama ve su sistemlerinde olduğuna dikkat çekiyor Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Giresun’un Doğankent, Görele ve Tirebolu ilçeleri sınırlarında; Söğütağzı, Çatalağaç, Çatak, Süttaşı, Karadere, Delmece, Sazlıyatlak–Olucaktepe, Gavraz Deresi, Nişane, Eymür, Gariygen, Soğukpınar ve Patan Mahallesi mevkilerini kapsayan alanda, Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yapılması planlanan “Bakır–Kurşun–Çinko Flotasyon Tesisi ile Maden Ocakları (S: 51499 ve S: 57312 ruhsat numaralı IV. Grup maden ocakları) ve Maden Atık Depolama Tesisi Kapasite Artışı” projesi hakkında yürütülen incelemeler sonucunda “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı verildiğini açıkladı. Kararın, ÇED Yönetmeliği’nin 14. maddesi uyarınca İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu çalışmaları ile halk görüşleri dikkate alınarak verildiği bildirildi. Ancak teknik raporun detayları incelendiğinde, projenin özellikle uzun vadeli çevresel etkiler açısından önemli başlıklar barındırdığı görülüyor. BÜYÜME SADECE ÜRETİMDE DEĞİL, ATIKTA DA Proje yeni bir maden açılışı değil, mevcut yeraltı maden ocakları ve zenginleştirme tesisinin kapasite artışı niteliği taşıyor. Bu artışla birlikte daha fazla cevher çıkarılacak, daha fazla malzeme flotasyon tesisinde işlenecek ve buna paralel olarak daha fazla maden atığı oluşacak. Bu atıklar, kimyasal işlem görmüş ince taneli çamur formunda olup, genişletilecek maden atık depolama tesisinde depolanacak. Uzmanlara göre projenin çevresel kaderi, en çok bu tesisin güvenliği ve uzun vadeli performansına bağlı. EN KRİTİK BAŞLIK: ASİT KAYA DRENAJI Bakır, kurşun ve çinko gibi sülfürlü cevherlerin işlendiği sahalarda en büyük çevresel risklerden biri asit kaya drenajı. Sülfürlü mineraller su ve oksijenle temas ettiğinde sülfürik asit oluşuyor. Bu asidik ortam ise kayaçlardaki ağır metalleri çözerek metal yüklü kirli su meydana getiriyor. Bu süreç bazen yıllar sonra hızlanabiliyor. Yani risk sadece işletme döneminde değil, maden kapandıktan sonra da devam edebiliyor. Olası sonuçlar: Yeraltı sularında ağır metal birikimi Derelerde su kalitesinin bozulması Tarımsal sulama suyunun etkilenmesi Ekosistem zincirinin zarar görmesi SU SİSTEMLERİ EN HASSAS NOKTA Proje sahası dere vadileri ve yüksek yağış alan Karadeniz coğrafyasında bulunuyor. Bu durum iki önemli sonucu beraberinde getiriyor: Yoğun yüzey akışı → Yağışlarla kirleticiler dere sistemlerine taşınabilir Hassas yeraltı su sistemleri → Sızıntılar geniş alana yayılabilir Uzman değerlendirmesine göre bu tür sahalarda oluşabilecek kirlilik, sadece maden çevresiyle sınırlı kalmayıp havza ölçeğinde yayılma potansiyeli taşıyor. HEYELAN, TAŞKIN VE DEPREM RİSKİ Doğu Karadeniz; dik topoğrafyası, yüksek yağış miktarı ve heyelan geçmişiyle biliniyor. Maden atık depolama tesisleri ise toprak dolgu baraj mantığıyla çalışıyor. Bu nedenle: Aşırı yağış Heyelan Deprem gibi doğal olaylar, tesis stabilitesi açısından risk oluşturuyor. Dünyada yaşanan birçok maden atık barajı kazasının, bu tür doğal tetikleyiciler sonrasında gerçekleştiği biliniyor. ORMAN VE YABAN HAYATI Proje sahası orman ekosistemleri içinde yer alıyor. Kapasite artışıyla birlikte: Orman örtüsünde kayıplar Habitat parçalanması Yaban hayatı geçiş yollarının bozulması gibi etkiler söz konusu olabilecek. Gürültü, ışık ve insan faaliyetlerindeki artış da yaban hayatı üzerinde baskı oluşturabilecek unsurlar arasında. TARIM VE KIRSAL YAŞAM Bölgedeki tarım faaliyetleri açısından en önemli riskler: Toz yayılımı Su kalitesinde olası bozulma Ağır metal birikimi Bu tür etkiler uzun vadede ürün kalitesini ve verimini etkileyebilir. Yerleşim yerlerine yakınlık ise kamyon trafiği, gürültü ve titreşim gibi faktörlerle kırsal yaşam kalitesini etkileyebilecek başlıklar arasında yer alıyor. EKONOMİK KATKI – ÇEVRESEL YÜK DENGESİ Projenin işletme aşamasında yaklaşık 520 kişilik istihdam sağlayacağı belirtiliyor. Bu durum yerel ekonomi açısından önemli bir katkı anlamına geliyor. Ancak uzmanlar şu noktaya dikkat çekiyor: Ekonomik katkı maden ömrüyle sınırlı, çevresel etkiler ise maden kapandıktan sonra da sürebilir. MADEN KAPATILDIĞINDA HER ŞEY BİTMİYOR Maden kapatma sürecinde alanın rehabilite edilmesi planlansa da, özellikle atık depolama tesislerinde kimyasal süreçler tamamen durmuyor. Asit üretimi ve metal sızıntısı riski uzun yıllar devam edebiliyor. Bu nedenle kapatma sonrası uzun vadeli izleme ve bakım hayati önem taşıyor. Teknik raporlar ışığında proje için öne çıkan risk başlıkları: Alan Risk Seviyesi Atık depolama güvenliği Çok Yüksek Asit kaya drenajı Çok Yüksek Yeraltı suyu kirliliği Çok Yüksek Yüzey suları Yüksek Heyelan ve taşkın Yüksek Ekosistem etkisi Yüksek Hava kalitesi ve toz Orta–Yüksek Sosyoekonomik olumlu etki Orta Bakanlık kararı projeye hukuki açıdan yol açmış olsa da, teknik inceleme projenin özellikle su sistemleri, atık depolama güvenliği ve uzun vadeli kimyasal riskler açısından hassas bir zeminde yürütüleceğini ortaya koyuyor. Bu proje, yalnızca bir madencilik yatırımı değil; aynı zamanda on yıllara yayılacak bir çevresel yönetim sorumluluğu anlamına geliyor. “Bu değerlendirmeler, ÇED raporunda yer alan teknik veriler ışığında yapılan çevresel risk analizine dayanmaktadır.”

Köpek ve kedi sahipleri sürdürülebilir diyetlere daha açık Haber

Köpek ve kedi sahipleri sürdürülebilir diyetlere daha açık

İki yeni uluslararası araştırma, evcil hayvan sahiplerinin sürdürülebilir gıdalara ilişkin tutumlarını inceleyerek, bitki bazlı ve alternatif proteinlerle beslenmenin artan potansiyelini sergiledi. Son bulgular, köpek ve kedi sahiplerinin sürdürülebilir diyetlere daha sıcak baktığını gösteriyor. ACCESS Newswire / LONDRA, BİRLEŞİK KRALLIK (İGFA) - Animals dergisinde yayınlanan iki dikkat çekici çalışma, köpek ve kedi sahiplerinin sürdürülebilir evcil hayvan mamalarına yönelik algılarını derinlemesine araştırdı. Jenny L. Mace, Alexander Bauer, Andrew Knight ve Billy Nicholles'in öncülüğünde gerçekleştirilen araştırmalar, evcil hayvan sektöründe alternatif proteinler ve bitki bazlı beslenme modellerine dair yeni içgörüler sunuyor. 1. Araştır ma – Köpekler: “Sürdürülebilir Köpek Diyetlerinin Tüketici Kabulü: 2.639 Köpek Sahibiyle Yapılan Anket” İlk çalışma kapsamında, dünya genelinde 2.639 köpek sahibi üzerinde anket yapıldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 84’ü, köpeklerini hâlâ geleneksel veya çiğ et bazlı diyetlerle beslerken, yüzde 43’ü ise en az bir sürdürülebilir köpek mamasını (örneğin vegan, vejetaryen veya laboratuvar üretimi et formülasyonları) değerlendirdiklerini ifade etti. Alternatif seçenekler arasında en çok tercih edilen, laboratuvar üretimi et bazlı köpek maması oldu (yüzde 24). Bu oran, vejetaryen (yüzde 17) ve vegan (yüzde 13) diyetlerin önündeydi. Katılımcılara bu alternatifleri tercih etmelerindeki öncelikli özelliklerin neler olduğu sorulduğunda, ilk sırada besin değerinin yeterliliği (yüzde 85) ve evcil hayvan sağlığına olumlu etkiler (yüzde 83) yer aldı. 2. Araştırma – Kediler: “Sürdürülebilir Kedi Diyetlerinin Tüketici Kabulü: 1.380 Kedi Sahibiyle Yapılan Anket” İkinci çalışma, 1.380 kedi sahibinin katılımıyla gerçekleştirildi. Katılımcıların yüzde 89’u, kedilerini geleneksel veya çiğ et bazlı diyetlerle beslemekteydi, ancak yüzde 51’i en az bir sürdürülebilir seçeneği kabul edilebilir buldu. En yaygın kabul gören alternatifler arasında laboratuvar üretimi et bazlı diyetler (yüzde 33) ilk sırada, ardından vegan diyetler (yüzde 18) geldi. Bu alternatifleri benimsemede belirleyici faktörler ise evcil hayvan sağlığı üzerindeki olumlu etkiler (yüzde 83) ve besin değerinin yeterliliği (yüzde 80) olarak belirlendi. TÜKETİCİLER ARASINDAKİ FARKLILIKLAR Her iki çalışma da, et tüketimini kendi kısıtlayan veya tamamen kaçınan sahiplerin, evcil hayvanları için alternatif diyetlere daha açık olduğunu ortaya koydu. Yüksek eğitim seviyesindeki bireyler de bu konuda daha istekliydi. Yaş ve coğrafi farklar da dikkat çekti: Yaşlı bireyler ve Birleşik Krallık’taki sahipler, diğer Avrupa ülkeleri, Kuzey Amerika veya Okyanusya’daki katılımcılara göre alternatiflere genellikle daha az açık olduklarını belirttiler — ancak görülen bu farklar çoğu durumda istatistiksel olarak anlamlı değildi. BU NE ANLAMA GELİYOR? Bu iki inceleme, geleneksel evcil hayvan maması üretiminin çevresel ve etik etkilerinin kamuoyunda giderek daha fazla fark edildiği bir dönemde yayımlandı. Veterinerlik profesörü ve araştırma ortak yazarı Andrew Knight, “Son bulgular, köpek ve kedilerimizin çiftlik hayvanlarının büyük bir kısmını tükettiğini gösteriyor. Bitki bazlı içeriklerle veya laboratuvar üretimli etlere dayalı evcil hayvan mamaları, çiftlik hayvanları ve çevre üzerindeki olumsuz etkileri azaltarak evcil hayvan gıda sistemini dönüştürebilir.” dedi. Dünya genelinde milyonlarca köpek ve kedi olduğu göz önüne alındığında, bu evcil hayvanların küçük bir yüzde bile daha az çevresel etki yaratan diyetlere geçiş sağlasa önemli kazanımlar elde edilebilir. Araştırmanın ortak yazarı Billy Nicholles, “Bu bulgular, hızla genişleyen alternatif evcil hayvan maması endüstrisi için büyük önem taşıyor. Şirketlerin kanıta dayalı, hedef odaklı iletişim stratejileriyle genişlemelerini hızlandırmalarına ve yeni müşteriler edinmelerine katkı sağlayabilir.” şeklinde konuştu. SEKTÖR VE VETERİNERLİK UYGULAMALARI İÇİN ÇIKARIMLAR Evcil hayvan maması üreten firmalar için mesaj net: sürdürülebilir diyetler geliştirmek sadece bir üretim yeniliği değil, aynı zamanda güven oluşturma meselesidir. Besin değerleri ve sağlık sonuçlarıyla ilgili net bilgiler, sahiplerin yeni ürünleri benimsemelerinde belirleyici bir faktör olarak öne çıkmaktadır. Veteriner hekimler ve hayvan refahı kuruluşları için ise bu bulgular, bilgilendirici iletişimin öneminin altını çizmektedir. Sahipler alternatiflere açık olabilir, ancak evcil hayvanlarının sağlık sonuçları konusunda endişeleri varsa, kanıta dayalı rehberlik bu geçiş sürecini kolaylaştırmada önemli rol oynayacaktır. KAYNAK: Sustainable Pet Food Foundation (Sürdürülebilir Evcil Hayvan Gıdası Vakfı)

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.