Hava Durumu

#Çed Süreci

giresunsonhaber - Çed Süreci haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çed Süreci haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CEZA KESİLDİ, DERE TEMİZLENDİ Mİ? Haber

CEZA KESİLDİ, DERE TEMİZLENDİ Mİ?

CEZA KESİLDİ, DERE TEMİZLENDİ Mİ? 2,5 MİLYON TL CEZA TOPRAĞI TEMİZLEYECEK Mİ? ÜÇÜNCÜ İHLAL, AYNI DERE, AYNI SORU: TEHLİKE BİTTİ Mİ? Giresun’un Doğankent ilçesine bağlı Çatalağaç köyünde bakır, kurşun ve çinko madeni zenginleştirme faaliyeti yürüten Alagöz Madencilik’e, Çatalağaç Deresi’ne atık su deşarjı nedeniyle 2 milyon 517 bin TL idari para cezası kesildi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, aynı ihlalin daha önce iki kez yaşandığını, üçüncü tespitte cezanın 3 kat artırımlı uygulandığını açıkladı. Kirliliğe neden olan yeraltı galerisindeki üretim faaliyetleri gerekli tedbirler alınıncaya kadar durduruldu. Ancak ihlalin tamamen önlenip önlenmediği, dereye, toprağa, yeraltı sularına ve tarım alanlarına ne karıştığı, bölgenin hangi takvimle ıslah edileceği kamuoyuna açıklanmadı. AYNI İHLAL ÜÇÜNCÜ KEZ TESPİT EDİLDİ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Giresun İl Müdürlüğü ekipleri, Alagöz Madencilik’e ait maden sahasında yaptığı incelemede atık suyun Çatalağaç Deresi’ne deşarj edildiğini belirledi. Bakanlık, işletmeye daha önce de aynı ihlal nedeniyle iki kez para cezası uygulandığını açıkladı. Üçüncü tespitte yaptırım 3 kat artırımlı kesildi ve şirkete 2 milyon 517 bin TL idari para cezası uygulandı. Bu tablo, Çatalağaç Deresi’ndeki sorunun tek seferlik bir çevre ihlali olmadığını gösteriyor. Aynı ihlalin üçüncü kez tespit edilmesi, önceki cezaların kirliliği önlemeye yetip yetmediği sorusunu büyütüyor. CEZA KESİLDİ AMA İHLAL TAMAMEN ÖNLENDİ Mİ? Bakanlık, kirliliğe neden olan yeraltı galerisinin gerekli tedbirler alınıncaya kadar kapatıldığını duyurdu. Resmi açıklamada, yeraltı galerisinden kaynaklanan taban suyunun kontrol altına alınması, çökeltim sağlanarak deşarj edilmesi ve bu amaçla havuz yapılması gerektiği belirtildi. Bu düzenleme yapılıncaya kadar taban suyu deşarjı yapılan yeraltı galerisindeki üretim faaliyetleri durduruldu. Ancak açıklamalarda dereye ulaşan kirletici akışın tamamen kesildiği, dere yatağındaki kirliliğin temizlendiği, yeraltı suyu riskinin ortadan kaldırıldığı, tarım alanları için analiz yapıldığı veya ıslah takviminin başlatıldığı yönünde açık bir bilgi yer almadı. Bu nedenle dosyada asıl soru cezanın kesilip kesilmediği değil; ihlalin tamamen önlenip önlenmediği, kirletici kaynağın kalıcı biçimde durdurulup durdurulmadığı ve Çatalağaç Deresi’nde geçmiş kirliliğin etkisinin giderilip giderilmediğidir. MADENİN TAMAMI DEĞİL, YERALTI GALERİSİ DURDURULDU Resmi açıklama, sahadaki tüm faaliyetin durdurulduğunu değil, taban suyu deşarjı yapılan yeraltı galerisindeki üretim faaliyetlerinin durdurulduğunu gösteriyor. Bu ayrım, çevresel riskin devam edip etmediği açısından kritik önem taşıyor. Kısmi kapatma kararı, kirletici akışın kontrol altına alınması için atılmış bir idari adımdır. Ancak bu karar, geçmişte dereye ulaşan atık suyun dere yatağında, sedimentte, çevre toprağında veya yeraltı suyunda bıraktığı etkiyi kendiliğinden ortadan kaldırmaz. DEREYE, TOPRAĞA VE YERALTI SUYUNA NE KARIŞTI? Bakanlık açıklamasında, Alagöz Madencilik’e ait madenden çıkan atık suyun Çatalağaç Deresi’ne deşarj edildiği bilgisi yer aldı. Ancak kamuoyuna açık açıklamalarda su, çamur, sediment, toprak veya yeraltı suyu numunelerinde hangi maddelerin tespit edildiğine ilişkin analiz sonucu paylaşılmadı. Bu nedenle “toprağa şu madde karıştı”, “yeraltı suyu şu ağır metalle kirlendi” veya “tarım alanları şu maddeyle etkilendi” şeklinde kesin hüküm kurulamaz. Fakat işletmenin bakır, kurşun ve çinko madeni zenginleştirme faaliyeti yürüttüğü resmi açıklamada yer aldığı için bölgede ağır metal, asidik maden drenajı, sediment ve yeraltı suyu analizlerinin açıklanması çevre güvenliği açısından zorunlu hale geliyor. ANALİZİ AÇIKLANMASI GEREKEN BAŞLIKLAR Çatalağaç Deresi’nde çevresel riskin bittiğinin söylenebilmesi için yalnızca ceza kararı yeterli değildir. Kamuoyuna en az şu analiz başlıklarının açıklanması gerekir: Analiz alanı Açıklanması gereken değerler Dere suyu pH, iletkenlik, askıda katı madde, sülfat, ağır metal değerleri Dere çamuru ve sediment Bakır, kurşun, çinko, kadmiyum, arsenik, demir, mangan birikimi Tarım toprağı Ağır metal düzeyi, ürün güvenliği, sulama etkisi Yeraltı suyu İzleme kuyusu sonuçları, kirletici taşınımı, içme-kullanma suyu riski Ekosistem Dere canlılığı, bitki örtüsü, biyolojik çeşitlilik etkisi MADEN DRENAJI NEDEN RİSKLİ? Maden sahalarında suyun sülfürlü minerallerle temas etmesi, asidik maden drenajı riskini doğurabilir. Bilimsel kaynaklar, maden drenajının su ile sülfür içeren kayaçlar arasındaki kimyasal reaksiyonla oluşabildiğini; asidik akışın bakır ve kurşun gibi ağır metalleri yeraltı veya yüzey sularına taşıyabildiğini ortaya koyuyor. Asidik maden drenajı, ağır metallerce zengin ve yüksek asitli suyun oluşumu ile hareketi anlamına gelir. Bu tür akışlar yüzey suyu, yeraltı suyu, toprak ve ekosistem açısından risk oluşturabilir. Bu bilimsel çerçeve, Çatalağaç Deresi’nde hangi kirleticinin kesin olarak bulunduğunu göstermez. Ancak bakır, kurşun ve çinko madeni zenginleştirme faaliyeti yürütülen bir sahada su, sediment, toprak ve yeraltı suyu analizlerinin neden zorunlu olduğunu açık biçimde ortaya koyar. PARA CEZASI DEREYİ TEMİZLEMEZ 2 milyon 517 bin TL’lik idari para cezası, ihlale verilen yaptırımdır. Ancak para cezası dere yatağındaki çamuru, sedimentte biriken olası ağır metalleri, toprağa taşınmış kirleticileri veya yeraltı suyuna ulaşmış riski kendiliğinden ortadan kaldırmaz. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda kirlenme ve bozulmanın önlenmesi, sınırlandırılması, giderilmesi ve çevrenin iyileştirilmesi için yapılan harcamaların kirleten veya bozulmaya neden olan tarafından karşılanacağı düzenlenir. Bu ilke, kamuoyunda “kirleten öder” ilkesi olarak bilinir. Bu nedenle Alagöz Madencilik’e kesilen ceza, dosyanın kapanması anlamına gelmez. Kirlenmenin kaynağının durdurulması, kirli suyun arıtılması, dere yatağının temizlenmesi, toprak ve su analizlerinin düzenli yapılması, sonuçların kamuoyuna açıklanması ve ekolojik zararın giderilmesi gerekir. BU BÖLGE NE KADAR SÜREDE ISLAH EDİLİR? Çatalağaç Deresi ve çevresindeki alanların ne kadar sürede ıslah edileceği, açıklanmayan analiz sonuçlarına bağlıdır. Kirlenme yalnızca yüzey suyuyla sınırlı kaldıysa iyileşme daha kısa sürede izlenebilir. Ancak kirleticiler dere çamuruna, sediment tabakasına, tarım toprağına veya yeraltı suyuna karıştıysa süreç aylar değil, yıllar alabilir. Etkilenen alan Olası süre Gereken işlem Yüzey suyu Günler-haftalar Deşarjın kesilmesi, arıtma, düzenli su analizi Dere yatağı ve sediment Aylar-yıllar Çamur ve sediment analizi, kontrollü temizlik, güvenli bertaraf Tarım toprağı Yıllar Ağır metal analizi, ürün güvenliği testi, toprak iyileştirme Yeraltı suyu Yıllar-on yıllar İzleme kuyuları, hidrojeolojik takip, uzun süreli arıtma Dere ekosistemi Yıllar Canlı yaşamı, bitki örtüsü ve biyoçeşitlilik izlemesi Islah süresi; kirletici yüküne, atık suyun içeriğine, dere debisine, sediment birikimine, toprağın etkilenme düzeyine, yeraltı suyu hareketine ve uygulanacak arıtma-temizlik yöntemine göre değişir. Bu nedenle bölgede çevresel riskin bittiği ancak resmi analizler, izleme raporları ve ıslah planı açıklandıktan sonra söylenebilir. ÇED OLUMLU KARARI SONRASI DENETİM SORUSU Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin Doğankent, Görele ve Tirebolu ilçelerini kapsayan maden ocakları ve maden atık depolama tesisi kapasite artışı projesi için ÇED sürecini yürüttü. İl Müdürlüğü, proje için nihai ÇED raporunun görüşe açıldığını duyurdu; daha sonra proje için “ÇED Olumlu” kararı verildiğini ilan etti. Aynı il müdürlüğünün denetim ekipleri, Doğankent Çatalağaç’ta Alagöz Madencilik’e ait sahadan atık suyun dereye deşarj edildiğini belirledi. Bu nedenle ÇED süreciyle birlikte yanıt bekleyen soru büyüyor: Çevre güvenliği ve denetim vurgusu yapılırken aynı ihlal üçüncü kez nasıl yaşandı? GİRESUN’UN MADEN HAFIZASINDA ŞEBİNKARAHİSAR VAR Giresun’da madencilik kaynaklı çevre riski daha önce Şebinkarahisar’da yaşanan atık barajı çökmesiyle gündeme gelmişti. TEMA Vakfı, Şebinkarahisar’daki maden atık barajı çökmesiyle oluşan kirliliğe ilişkin çalışmasını kamuoyuyla paylaştı. Vakıf, Şebinkarahisar örneği üzerinden maden atıklarının uzun vadeli etkilerine dikkat çekti. Bu örnek, Çatalağaç Deresi dosyası açısından kritik bir gerçeği hatırlatıyor: Madencilik kaynaklı kirlilikte ceza ve kapatma kararı tek başına yeterli değildir. Çevresel etkinin gerçek boyutu ancak uzun süreli numune takibi, şeffaf analiz süreci ve kamuoyuna açık ıslah programıyla ortaya çıkar. CEZA VAR, ANALİZ YOK; KAPATMA VAR, ISLAH TAKVİMİ YOK Bakanlık ceza kararını ve kısmi kapatmayı açıkladı. Ancak kamuoyuna açıklanan bilgilerde kirliliğin tamamen giderildiği, dere yatağının temizlendiği, tarım alanlarının güvenli olduğu, yeraltı suyunda risk kalmadığı veya bağımsız izleme süreci başlatıldığı yönünde bilgi bulunmuyor. Bu nedenle Çatalağaç Deresi dosyasında en kritik başlık, cezanın miktarı değil; kirliliğin kaynağı, yayılımı, etkisi, temizliği ve sorumluluğudur. YANIT BEKLEYEN SORULAR Çatalağaç Deresi dosyasında kamuoyunun yanıt beklediği sorular şunlardır: Ceza kesildikten sonra atık su deşarjı tamamen durduruldu mu? Kapatılan yeraltı galerisi dışında sahadaki üretim devam ediyor mu? Taban suyunu kontrol altına alacak havuz tamamlandı mı? Çatalağaç Deresi’nden su, çamur ve sediment numunesi alındı mı? Yeraltı suyu için izleme kuyusu açıldı mı? Tarım alanlarından toprak numunesi alındı mı? Bakır, kurşun, çinko, kadmiyum, arsenik ve sülfat değerleri kaç çıktı? Kirleticiler içme-kullanma suyu kaynaklarına veya tarım alanlarına ulaştı mı? Kirlenen dere yatağı için temizlik ve rehabilitasyon programı başlatıldı mı? Islah süreci için takvim, sorumlu kurum ve şirket yükümlülüğü belirlendi mi? ÇED olumlu kararı verilen kapasite artışı dosyası, üçüncü ihlal sonrası yeniden değerlendirilecek mi? GİRESUN’DA MADEN DOSYASI ARTIK DENETİM VE ONARIM DOSYASIDIR Alagöz Madencilik’e kesilen 2 milyon 517 bin TL ceza, Çatalağaç Deresi’nde yaşanan çevre kirliliğinin yalnızca idari yaptırım boyutunu gösteriyor. Asıl mesele, aynı ihlalin üçüncü kez yaşanması ve önceki cezaların kirliliği önlemeye yetmemesidir. Bölgede çevresel riskin bittiğinin söylenebilmesi için yalnızca ceza kararı yeterli değildir. Su, sediment, toprak ve yeraltı suyu analizleri, temizlik planı, ıslah takvimi, bağımsız denetim sonuçları ve şirketin üstlendiği çevresel sorumluluk kamuoyuna açıklanmalıdır. Çatalağaç Deresi için yanıt bekleyen soru artık yalnızca “ceza kesildi mi?” değildir. Asıl sorular şunlardır: İhlal tamamen önlendi mi, dereye ve toprağa ne karıştı, yeraltı suları etkilendi mi, tarım alanları güvenli mi, bu bölge kim tarafından ve hangi takvimle ıslah edilecek? KAYNAKÇA Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı: Giresun’da çevreyi kirleten madene kısmi kapatma ve 3 katı para cezası. ÇED, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü: Giresun’da çevreyi kirleten madene kısmi kapatma ve 3 katı para cezası. Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü: Alagöz Maden kapasite artışı ve ÇED süreci duyuruları. 2872 Sayılı Çevre Kanunu: Kirletenin çevresel zararın giderilmesine ilişkin sorumluluğu. USGS: Mine drainage ve asidik maden drenajı açıklamaları. EPA: Abandoned mine drainage ve ağır metal kirliliği açıklamaları. TEMA Vakfı: Şebinkarahisar maden atık barajı çökmesi ve uzun vadeli kirlilik değerlendirmesi.

SEKÜ’DE MADEN TEPKİSİ BÜYÜDÜ: GERGİN TOPLANTININ ARDINDAN ELMAS KONUŞTU Haber

SEKÜ’DE MADEN TEPKİSİ BÜYÜDÜ: GERGİN TOPLANTININ ARDINDAN ELMAS KONUŞTU

SEKÜ’DE MADEN TEPKİSİ BÜYÜDÜ: GERGİN TOPLANTININ ARDINDAN ELMAS KONUŞTU Tirebolu’nun Sekü köyünde maden arama gündemiyle yapılan toplantı dün sert tepkilere sahne oldu. Köylülerin protestoları ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerin ardından AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas, köyde endişeleri dinlediklerini, talepleri not aldıklarını ve vatandaşlarla irtibat halinde kalacaklarını açıkladı. Tirebolu’ya bağlı Sekü köyünde maden arama çalışmaları nedeniyle yükselen gerilim, dün yapılan toplantıyla yeni bir aşamaya taşındı. Köyde düzenlenen buluşmada vatandaşlar, bölgede yürütülen sondaj ve maden faaliyetlerine karşı itirazlarını doğrudan dile getirdi. Toplantıda zaman zaman sesler yükseldi, protestolar yaşandı ve köylülerin tepkisi açık biçimde ortaya çıktı. Sosyal medyada paylaşılan haber ve görüntülerde, AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas’ın toplantı sırasında yoğun tepkiyle karşılaştığı görüldü. Köylüler, özellikle bölgede daha önce yürütülen madencilik faaliyetlerinin çevreye verdiğini savundukları zararları gündeme taşıdı. Su kaynakları, tarım alanları, yaşam alanları ve köyün geleceği toplantının en sert başlıkları arasında yer aldı. Toplantıda kadınların da yoğun biçimde söz aldığı, bazı köylülerin geçmişte iktidar partisine oy verdiklerini ancak bugün maden faaliyetleri nedeniyle ciddi kaygı yaşadıklarını dile getirdiği aktarıldı. Tepkilerin odağında yalnızca yeni sondaj girişimi değil, yakın çevrede daha önce yaşandığı öne sürülen çevresel tahribat da vardı. Köylüler, bölgede yeni bir maden adımına rıza göstermeyeceklerini yüksek sesle ifade etti. Toplantının ilerleyen dakikalarında gerilim daha da arttı. Sosyal medyada dolaşıma giren anlatımlarda ve haber metinlerinde, Elmas’ın konuşmasının protestolar nedeniyle sık sık kesildiği, bazı vatandaşların doğrudan itiraz ettiği ve toplantının tansiyonunun yükseldiği belirtildi. Yine aynı paylaşımlarda, bazı köylülerin “artık milletvekiline ihtiyacımız yok” diyerek tepki gösterdiği, bir vatandaşın mikrofon alarak bölgede yaşayanların büyük çoğunluğunun yıllardır AK Parti’ye oy verdiğini söyleyip sert sözlerle itirazda bulunduğu ifade edildi. Sekü’deki tepki yalnızca toplantı salonuyla sınırlı kalmadı. Köylüler, yaşam alanlarının taş ocakları ve maden sahaları arasında sıkıştığını savundu. En büyük kaygı başlıkları arasında içme ve kullanma suyu kaynaklarının kirlenmesi, doğanın zarar görmesi, üretim alanlarının etkilenmesi ve günlük hayatın güvenlik uygulamaları nedeniyle zorlaşması yer aldı. Toplantının ardından Nazım Elmas yazılı bir açıklama yaptı. Elmas, Sekü köyünü ziyaret ederek hemşehrilerinin maden gündemiyle ilgili endişelerini dinlediklerini, taleplerini aldıklarını ve yetkililerden temin ettikleri bilgileri vatandaşlarla paylaştıklarını söyledi. Elmas, toplantının iki aşamalı gerçekleştiğini, ilk bölümde yaklaşık 20 dakikalık bilgilendirme yapıldığını, namaz arasının ardından soru ve taleplerin dinlendiğini belirtti. Elmas, bölgede şu anda yürütülmek istenen işlemin “maden arama” faaliyeti olduğunu vurguladı. Maden çıkarma aşamasına ancak ÇED süreci tamamlanırsa geçilebileceğini kaydeden Elmas, mevzuata uymayan, insan ve çevre için risk oluşturan her işlemin karşısında olduklarını ifade etti. Elmas ayrıca Türkiye genelinde maden çıkarma ruhsatı başvurularının yalnızca küçük bir bölümünün izin alabildiğini dile getirdi. Milletvekili Elmas’ın paylaştığı bilgilere göre Sekü köylüleri toplantıda beş temel talebi öne çıkardı. Köyde yapılacak her çalışma öncesinde vatandaşın önceden bilgilendirilmesi istendi. Su kaynaklarının kirlenmesi ve kuruması ihtimaline karşı hiçbir tedbirden taviz verilmemesi talep edildi. Güvenlik uygulamalarının köylünün günlük yaşamını ve çalışma düzenini aksatmaması gerektiği vurgulandı. Maden sahalarındaki denetimlerin sürmesi ve çevre mevzuatına aykırı durumlarda daha ağır yaptırımlar uygulanması çağrısı yapıldı. Bölgedeki bilgi kirliliğinin önüne geçmek için kamu kurumlarının düzenli ve doğru bilgilendirme yapması talep edildi. Elmas, toplantıya sonradan katılan bazı kişilerin konuşmaların tamamına hakim olmadan farklı yorum ve davranışlar sergilediğini savundu. Buna rağmen köylülerin soru, endişe ve taleplerini not aldıklarını belirten Elmas, vatandaşlarla irtibat halinde kalma kararı aldıklarını açıkladı. Açıklamasını, Sekü köyü sakinlerine ve köy muhtarına teşekkür ederek tamamladı. Sekü’de dün yaşananlar, bölgedeki maden tartışmasının teknik bir izin sürecini aşarak doğrudan sosyal ve siyasal bir gerilime dönüştüğünü gösterdi. Köylüler sahada daha güçlü güvence ve açık taahhüt istiyor. Elmas ise sürecin maden arama aşamasında olduğunu, taleplerin takip edileceğini ve vatandaşın yanında olduklarını savunuyor. Bölgedeki gerilim, bundan sonraki idari adımlar ve sahadaki uygulamalarla birlikte daha da yakından izlenecek.

ŞEBİNKARAHİSAR’DA GES TARTIŞMASI BÜYÜYOR Haber

ŞEBİNKARAHİSAR’DA GES TARTIŞMASI BÜYÜYOR

ŞEBİNKARAHİSAR’DA GES TARTIŞMASI BÜYÜYOR Şebinkarahisar’ın Biroğul Mahallesi ile Sarıyer Köyü sınırlarındaki yaklaşık 2 bin dönümlük mera ve tarım alanına kurulması planlanan Güneş Enerji Santrali için bilgilendirme toplantısı yapıldı. CHP Giresun İl Başkanlığı’nın da katıldığı toplantı, enerji yatırımı ile tarım, mera ve kırsal yaşam arasındaki gerilimi yeniden gündeme taşıdı. Şebinkarahisar’da Biroğul Mahallesi ile Sarıyer Köyü sınırlarında kurulması planlanan Güneş Enerji Santrali ve elektrik depolama tesisi projesi, ilçede yeni bir çevre ve arazi kullanımı tartışması başlattı. Proje dosyasında sahanın 220 hektara, yani yaklaşık 2 bin 200 dönüme yayıldığı; Biroğul ve Sarıyer çevresindeki çeşitli mevkileri kapsadığı belirtiliyor. Proje için 31 Mart’ta halkın katılım toplantısı düzenlendi. CHP Giresun İl Başkanlığı, toplantıya il yöneticileri, İl Genel Meclisi Grup Başkanı Eyüp Çiftçi, Şebinkarahisar İlçe Başkanı Sezai Şenol, partililer ile mahalle ve köy muhtarlarıyla katıldı. Dosyanın merkezinde enerji üretimi değil, yatırımın seçildiği alan var. Çünkü tartışılan saha, mera ve tarla vasfı taşıyan arazilerden oluşuyor. Bu nedenle itirazların ana omurgasını hayvancılık, tarımsal üretim ve kırsal yaşam alanlarının daralacağı endişesi oluşturuyor. İTİRAZIN ODAĞINDA YER SEÇİMİ VAR Bölgedeki itirazlar, yenilenebilir enerjiye bütünüyle karşı çıkmıyor. Tepki, geniş ölçekli bir GES sahasının mera ve tarım arazileri üzerine kurulmak istenmesine yöneliyor. Yerel haberlerde ve itiraz metinlerinde, proje alanının bir bölümünün mera niteliği taşıdığı, bunun da özellikle hayvancılıkla geçinen köyler açısından doğrudan risk yarattığı vurgulanıyor. CHP Şebinkarahisar İlçe Başkanı Sezai Şenol da kamuoyuna yansıyan açıklamalarında, projenin tarım ve hayvancılığı zayıflatacağını savundu. ÇEVRESEL RİSK TARTIŞMASI NEREDEN ÇIKIYOR? Büyük ölçekli güneş enerji santralleri düşük karbonlu enerji üretimi sağlıyor; ancak geniş arazi kullanımına dayandıkları için yanlış yer seçildiğinde yerel çevre üzerinde baskı yaratabiliyor. Şebinkarahisar’daki dosyada dile getirilen çevresel riskler; mera kaybı, otlatma alanlarının daralması, tarımsal üretimin gerilemesi, doğal dengenin bozulması ve kırsal peyzajın değişmesi başlıklarında toplanıyor. Yerel yayınlar, proje alanının turizm ve tarihî doku bakımından hassas görülen çevrelere yakınlığı nedeniyle ayrıca tartışıldığını aktarıyor. ÇED SÜRECİ DEVAM EDİYOR Dosya, Çevresel Etki Değerlendirmesi süreci içinde ilerliyor. Güncel ÇED düzenlemesinde proje alanı 25 hektar ve üzerindeki güneş enerji santralleri Ek-1 kapsamında yer alıyor. Şebinkarahisar’daki proje ise yaklaşık 220 hektarlık alanı kapsadığı için bu ölçeğin çok üzerinde bulunuyor. Halkın katılım toplantısı da bu sürecin parçası olarak yapıldı. MERA BAŞLIĞI NEDEN ÖNEMLİ? Mera Kanunu, mera, yaylak ve kışlakların korunmasını esas alıyor ve bu alanların kullanımını özel kurallara bağlıyor. Bu nedenle proje sahasında mera vasfı bulunan alanlar yer alıyorsa, tartışma yalnızca çevresel değil aynı zamanda hukuki bir boyut da kazanıyor. Muhalefetin ve bölge halkının itirazı da tam bu noktada yoğunlaşıyor: üretim toprağı ile otlak alanların enerji yatırımına açılmasının kamu yararı taşıyıp taşımadığı sorgulanıyor. SONUÇTA TARTIŞILAN DOSYA SADECE ENERJİ DOSYASI DEĞİL Şebinkarahisar’daki GES başlığı, bir yatırım haberinin ötesine geçmiş durumda. İlçede tartışılan konu, güneşten elektrik üretimi değil; bu üretimin hangi arazide, hangi bedelle ve kimin yaşam alanı üzerinde kurulacağı sorusu. Bu nedenle önümüzdeki günlerde gözler hem ÇED sürecine hem de bölge halkının itirazlarına çevrilecek.

Dev Maden Şirketinin Bursa Planı Suya Düştü! Resmen İptal Edildi... Haber

Dev Maden Şirketinin Bursa Planı Suya Düştü! Resmen İptal Edildi...

Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde BG Maden tarafından planlanan krom ocağı kapasite artışı ve cevher hazırlama tesisi projesinin ÇED süreci, başvuru dosyasındaki eksikliklerin yasal süre içinde tamamlanmaması nedeniyle son buldu. Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı Çiviliçam, Ömeraltı, Osmaniye, Yenikızılelma ve Karaköy Mahalleleri'ni kapsayan alanda, BG Maden San. ve Tic. A.Ş. tarafından planlanan "Krom Ocağı Kapasite Artışı ve Cevher Hazırlama İlavesi" projesi sonlandırıldı. Projenin ÇED süreci, dosyadaki teknik yetersizlikler nedeniyle nihai olarak sona erdi. Yaklaşık 97 milyon TL'lik yatırım bedeline sahip projenin ÇED başvuru dosyası, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na sunulmasının ardından iki kez iade edilmesine rağmen eksiklikler giderilmedi. İKİ KERE GERİ GÖNDERİLDİ 6 Ekim'de bakanlığa sunulan dosya, ÇED genel formatına uygun olmadığı gerekçesiyle 2 gün sonra 8 Ekim'de geri gönderildi. ÇED Danışmanlık firması tarafından 6 Kasım'da tekrar sunulan dosyanın eksiklikleri giderilmediği tespit edilerek 7 Kasım'da bir kez daha geri gönderilme kararı alındı. RESMEN BİTTİ Bakanlık, iki kez geri gönderilmesine rağmen yasal sürede eksikliklerin tamamlanmadığını gerekçe göstererek, Mustafakemalpaşa'daki krom ocağı projesine ilişkin ÇED sürecini resmen sona erdirme kararı aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.