Hava Durumu

#Çed

giresunsonhaber - Çed haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çed haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ALAGÖZ MADEN AÇIKLAMA YAPTI, GİRESUN’DA MADEN TARTIŞMASI DİNMEDİ Haber

ALAGÖZ MADEN AÇIKLAMA YAPTI, GİRESUN’DA MADEN TARTIŞMASI DİNMEDİ

ALAGÖZ MADEN AÇIKLAMA YAPTI, GİRESUN’DA MADEN TARTIŞMASI DİNMEDİ Alagöz Maden, Görele-Tirebolu hattındaki ruhsat sahasında yürütülen faaliyetlerin yasal ve izinli olduğunu açıkladı. Şirketin tam metni kamuoyuna sunulurken, Giresun’da son haftalarda büyüyen maden ruhsatı ve ihale tartışmaları ise kent genelindeki kaygıyı azaltmadı. Alagöz Maden, 8 Nisan 2026 tarihinde yayımladığı açıklamada Giresun’un Görele ve Tirebolu ilçeleri sınırlarında bulunan ruhsat sahasında yürütülen sondaj ve numune alma çalışmalarının yasal izinler kapsamında sürdüğünü bildirdi. Şirket, sahadaki faaliyetlerin ÇED kapsam dışı ve ÇED muafiyet kararları ile orman izinleri çerçevesinde yürütüldüğünü belirtti. Açıklamada, mahkeme kararının içeriğinin çarpıtıldığı savunuldu ve yaklaşık bir haftadır sondaj makinesinin sahaya ulaşmasının fiilen engellendiği ifade edildi. Şirket, bölgede yaklaşık 400 çalışanla birlikte yüzlerce tedarikçi ve taşeron firmaya da iş imkânı sağladığını vurguladı. ŞİRKETİN TAM AÇIKLAMASI “BASIN AÇIKLAMASI Tarih: 08.04.2026 Giresun ili Görele – Tirebolu ilçeleri sınırlarında bulunan 202401273 (ER:1149202) ruhsat numaralı IV. Grup maden arama sahasında, şirketimiz Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yürütülen karotlu sondaj, kırıntılısondaj ve numune alma faaliyetleri, Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından verilen ÇED Kapsam Dışı / ÇED Muafiyet kararları ve alınmış orman izinleri kapsamında tamamen yasal ve izinli faaliyetlerdir. Buna rağmen yürütülen kasıtlı yanlış yönlendirmeler sonucunda mahkeme kararının içeriği çarpıtılarak kamuoyunda gerçeği yansıtmayan bir algı oluşturulmakta ve bölge halkı yanlış bilgilerle yönlendirilmektedir. Bu nedenle yaklaşık 1 haftadır sondaj makinemizin sahaya ulaşması fiilen engellenmektedir. Şirketimiz bölgede yaklaşık 400 çalışanı ile birlikte yüzlerce tedarikçi ve taşeron firmaya iş imkânı sağlayan önemli bir istihdam kaynağıdır. Yasal ve izinli faaliyetlerin engellenmesi yalnızca şirketimizi değil bölge ekonomisini ve istihdamı da doğrudan olumsuz etkilemektedir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla tekrar belirtmek isteriz ki sahada yürütülen faaliyetler tamamen yasal ve izinli faaliyetlerdir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Saygılarımızla, ALAGÖZ MADEN SANAYİ VE TİC. A.Ş.” KAMUOYUNDAKİ ENDİŞE BÜYÜYOR Giresun’da son haftalarda büyüyen maden ruhsatı ve ihale tartışmaları artık yalnızca çevre başlığı olarak görülmüyor. Tartışma, doğrudan yaşam hakkı, üretim hakkı, su hakkı ve kentin geleceği başlığına dönüştü. Kent kamuoyunda ilin çok geniş bir bölümünün madencilik baskısı altına girdiği yönünde güçlü bir endişe oluştu. Bu endişe sadece siyasi çevrelerde değil, köylerde, üretici kesimlerde, yayla hattında, çevre platformlarında ve yerel kamuoyunda da açık biçimde hissediliyor. Bu nedenle şirketin yayımladığı açıklama kendi hukuki ve kurumsal tezini ortaya koysa da, sahadaki toplumsal kaygıyı tek başına gidermeye yetmedi. Giresun’da tartışma, ruhsatın varlığı kadar su havzalarının, tarımsal üretim alanlarının, orman dokusunun ve kırsal yaşamın geleceği üzerinden sürüyor. Kentte yükselen itirazın merkezinde yalnızca bir şirket ya da tek bir saha bulunmuyor. Kamuoyunda oluşan temel soru, Giresun’un doğal varlıkları ile ekonomik geleceğinin hangi sınırlar içinde korunacağı noktasında düğümleniyor. Bu nedenle her yeni açıklama, yalnızca hukuki statü tartışması olarak değil, kentin yarınına ilişkin daha büyük bir gerilimin parçası olarak okunuyor. pic.twitter.com/tTx7BvJJnO — Alagöz Maden (@AlagozMaden) April 9, 2026

ELVAN IŞIK GEZMİŞ: MADENE VERECEK KÖYÜMÜZ YOK Haber

ELVAN IŞIK GEZMİŞ: MADENE VERECEK KÖYÜMÜZ YOK

ELVAN IŞIK GEZMİŞ: MADENE VERECEK KÖYÜMÜZ YOK CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Tirebolu’nun Sekü köyünde maden arama girişimine karşı nöbet tutan yurttaşlarla bir araya geldi. Gezmiş, köylülerin suyu, havayı ve toprağı savunduğunu belirterek “Bu haklı mücadelenin sonuna kadar yanındayız” dedi. Sekü dosyasında yürütmeyi durdurma kararı bulunuyor; davanın bir sonraki duruşması 24 Nisan 2026’da görülecek. CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Tirebolu’nun Sekü köyünde maden arama faaliyetlerine karşı direnen köylülerle buluştu. Gece saatlerinde köyde yapılan ziyarette CHP Tirebolu İlçe Başkanı Kemal Devrim Bayrak ve parti örgütü de yer aldı. Gezmiş, “Suyumuza, havamıza, toprağımıza dokunma” çağrısını öne çıkararak Sekü halkının yaşam alanını savunduğunu söyledi. Gezmiş, açıklamasında köylülerin soğuk ve yağmur altında toprağını terk etmediğini vurguladı. Sekü’de gençlerin, yaşlıların ve ailelerin bir arada aynı talebi dile getirdiğini belirten Gezmiş, “Köyümüze, toprağımıza, suyumuza sahip çıkıyoruz diyen yurttaşlarımız yalnız değildir. Cumhuriyet Halk Partisi örgütü olarak bu mücadelenin dün olduğu gibi bugün de yarın da yanında olacağız. Madene verecek köyümüz yok” ifadelerini kullandı. Sekü köyündeki gerilim, yalnızca bir siyasi ziyaretin değil, haftalardır büyüyen çevre ve hukuk mücadelesinin yeni halkası oldu. Giresun İdare Mahkemesi aynı projedeki “ÇED Olumlu” kararının yürütmesini 24 Şubat’ta durdurdu. Dosyanın ilk duruşması 31 Mart’ta görüldü ve dava 24 Nisan 2026 tarihine bırakıldı. Buna karşın son günlerde proje sahasına yeniden sondaj makinesi çıkarılmak istendi. Bölge halkı, çevre savunucuları ve hukukçular makinenin önünü keserek girişime izin vermedi. Sekü ve Karlıbel hattında yaşanan bu tablo, maden şirketinin sahaya dönme girişimi ile köylülerin su kaynaklarını, tarım alanlarını ve yaşam çevresini koruma iradesini yeniden karşı karşıya getirdi. Gezmiş’in Sekü’den verdiği mesaj bu nedenle yalnızca dayanışma açıklaması değil, aynı zamanda süren davaya ve köylülerin sahadaki direnişine siyasi destek beyanı niteliği taşıdı. CHP heyeti, Tirebolu’da yaşam alanlarına dönük madencilik baskısına karşı geri adım atılmayacağını ilan etti. Sekü’de verilen mesaj nettir: Köylü toprağını bırakmıyor, mücadele büyüyor.

DERELİ’DE MADEN GERİLİMİ Haber

DERELİ’DE MADEN GERİLİMİ

DERELİ’DE MADEN GERİLİMİ Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk, bugün yaptığı açıklamada Meşeliyatak, Eğri Ambar, Yıldız, Yeşiltepe köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerinin zirve hattında başlatılan sondaj çalışmalarına sert tepki gösterdi. Resmî kayıtlarda tartışmalı saha, Gencer Maden İşletmeleri A.Ş. adına yürüyen IV. Grup çinko-bakır projesi olarak yer alıyor. Dosyada “ÇED Gerekli Değildir” kararı, süren dava ve su kaynakları üzerindeki olası etkiler tartışmanın merkezinde bulunuyor. Dereli’de maden gerilimi, Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk’ün bugün yaptığı sert açıklamayla yeniden yükseldi. Türk, Meşeliyatak, Eğri Ambar, Yıldız, Yeşiltepe köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerinin üst kesimlerinde başlatılan maden sondaj çalışmalarının daha ilk aşamada doğada gözle görülür tahribat yarattığını söyledi. Bölgedeki müdahalenin yalnızca bir sondaj faaliyeti olarak görülemeyeceğini vurgulayan Türk, su kaynaklarının, orman dokusunun, tarımsal üretim alanlarının ve yaşam alanlarının tehdit altında bulunduğunu savundu. Açıklamasında Giresun milletvekillerine doğrudan seslenen Türk, “Şirketin mi, halkın mı yanındasınız?” sözleriyle sert tepki gösterdi; seçim dönemlerinde sahada görünen siyasetçilerin bugün Dereli’de yükselen itiraza sessiz kalmaması gerektiğini belirtti. Türk, özel mülkiyete müdahale iddiaları, yerleşim alanlarına yakınlık, su havzaları üzerindeki risk ve çevre hakkı başlıklarında yetkilileri uyardı; 31 Mart Salı günü görüleceğini belirttiği dava öncesinde yargının bölge halkının sesine kulak vermesi çağrısı yaptı. RESMÎ DOSYADA HANGİ MADEN VAR? Tartışmanın merkezindeki saha, kamu kayıtlarında belirsiz bir “arama alanı” olarak değil, çinko-bakır dosyası olarak görünüyor. TBMM’ye sunulan 16 Mayıs 2025 tarihli yazılı soru önergesinde proje, Gencer Maden İşletmeleri A.Ş.’ye ait 183.085 metrekarelik alanda IV. Grup Çinko-Bakır Yeraltı Madeni olarak tanımlandı. Giresun İli 2024 Çevre Durum Raporu kamuya açık durumda; yerel basına yansıyan rapor özetinde aynı Dereli kaydı “Jeoloji Haritalama” başlığı altında 18,3 hektarlık ÇED alanı, cevher için kırma-eleme sonrası satış ve sahada zenginleştirme tesisi kurulmayacağı notlarıyla aktarıldı. İZİN ZİNCİRİ NEYİ GÖSTERİYOR? Dosyanın çevre süreci, Gencer Maden’in 13 Aralık 2021’de Giresun Valiliğine yaptığı başvuruyla başladı. TBMM’ye verilen 2022 tarihli resmî cevapta, Dereli Kaymakamlığı, Dereli Belediye Başkanlığı, DSİ 22. Bölge Müdürlüğü, Orman Bölge Müdürlüğü, AFAD, İl Özel İdaresi, İl Tarım ve Orman, İl Sağlık ve ilgili diğer kurumların görüşlerinin istendiği belirtildi. Aynı cevap, “ÇED Gerekli Değildir” kararının projenin başlaması için gerekli tek koşul olmadığını açıkça vurguladı. MAPEG’in resmî SSS sayfasında da, IV. Grup madenlerde detay arama döneminin dört yıl olduğu ve işletme izni düzenlenmeden üretim ile satış faaliyeti yapılamayacağı yazıyor. TBMM’ye verilen 2025 tarihli resmî cevapta ise Giresun Valiliğinin 19 Ekim 2022 tarihli ve E-2022178 sayılı “ÇED Gerekli Değildir” kararı anıldı; aynı belgede, kararın iptali istemiyle açılan davanın Giresun İdare Mahkemesinde 2025/123 esas numarasıyla sürdüğü ve proje çevresindeki su kaynaklarına olası etkileri değerlendirmek üzere hidrojeolojik rapor hazırlandığı belirtildi. VEKİLLER DOSYADA NE YAPTI? Elvan Işık Gezmiş: CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Dereli dosyasını en görünür biçimde Meclis gündemine taşıyan isim oldu. Gezmiş, 28 Kasım 2024’te Genel Kurul’da yaptığı konuşmada Giresun’un yüzde 85’inin maden arama sahası olarak ruhsatlandırıldığını söyledi; Dereli’de Yeşiltepe, Meşeliyatak, Eğrianbar, Yıldız köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerini tek tek anarak bölgedeki maden baskısını kürsüden gündeme taşıdı. Ardından 26 Aralık 2024’te Giresun ilindeki madencilik faaliyetlerine ilişkin yazılı soru önergesi verdi. Dereli’deki Gencer Maden dosyası da 16 Mayıs 2025 tarihli ayrı bir yazılı soru önergesiyle doğrudan TBMM kayıtlarına geçti. Ertuğrul Gazi Konal: MHP Giresun Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal, Dereli’deki madencilik tartışmasına kamuoyuna açık tepki veren isimler arasında yer aldı. 4 Şubat 2025 tarihli haber kaydına göre Konal, Dereli ilçesinde halka, doğaya ve su kaynaklarına rağmen faaliyete geçirilmek istenen madencilik çalışmalarına karşı olduğunu açıkladı. Nazım Elmas: AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas, TBMM kayıtlarında Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı olarak yer alıyor. Erişilebilen açık kamu kayıtlarında, Dereli’deki Gencer Maden çinko-bakır dosyasına doğrudan bağlanan, Meclis tutanağına veya yazılı soru önergesine yansımış ayrı bir girişim bu taramada belirginleşmedi. Ali Temür: AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, TBMM resmî sayfasında Türkiye-Afganistan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve KİT Komisyonu üyesi olarak yer alıyor. Erişilebilen açık kamu kayıtlarında, Dereli’deki Gencer Maden dosyasına özel, doğrudan ve ayrı bir Meclis müdahalesi ya da kamuoyuna açık ayrıntılı çıkışı bu taramada belirginleşmedi. BİLİMSEL RİSKLER HANGİ BAŞLIKLARDA TOPLANIYOR? Çinko-bakır gibi sülfürlü cevherlerle ilişkili projelerde en ağır ve en hassas başlık sudur. Bu tür sahalarda cevherin ya da sülfürlü kayaçların hava ve suyla teması, uzun vadede asidik drenaj riskini gündeme getirir. Bu süreçte oluşan asidik yapı, kayaç içindeki metalleri çözerek akışa katabilir. Sonuçta bakır, çinko ve benzeri metaller yüzey sularına, dere yataklarına ve yeraltı su sistemlerine taşınabilir. Bu risk yalnızca maden işletmesinin kendisiyle sınırlı değildir; sondaj alanları, yol yarmaları, açık kaya yüzeyleri, kazı malzemesi ve uygun yönetilmeyen atık alanları da benzer bir kimyasal sürecin başlangıç noktası haline gelebilir. EPA, asit maden drenajında ortaya çıkan akışkanların yüksek toksisite taşıyabildiğini; USGS ise pyrit gibi sülfürlü minerallerin hava ve suyla tepkimeye girerek sülfürik asit oluşturduğunu ve bunun metalleri yüzey ve yeraltı suyuna taşıyabildiğini belirtiyor. Su başlığının ikinci boyutu miktar ve akış rejimidir. Madencilik faaliyetleri, özellikle eğimli arazilerde yapılan kazılar ve drenaj müdahaleleriyle birlikte doğal su dolaşımını değiştirebilir. Yüzeydeki küçük dere yatakları, kaynak suları, çeşmeler ve yeraltı beslenme hatları bu süreçten etkilenebilir. Yeraltı su seviyesinde düşüş, bazı kaynakların debisinde azalma, suyun doğal akış yönünde değişim ya da mevsimsel rejimde bozulma ihtimali bu yüzden dikkate alınmak zorundadır. IFC’nin madencilik rehberi, su kullanımı, yüzey ve yeraltı suyu azalması ile fırtına suyu akışının düzenli izleme ve yönetim gerektirdiğini açıkça vurguluyor. İkinci büyük risk, eğimli ve ormanlık arazide açılan yolların doğurduğu sediment, erozyon ve heyelan yüküdür. Maden sahasına ulaşmak için açılan her yeni yol, yalnızca bir ulaşım hattı değil; aynı zamanda toprağın doğal dengesine yapılmış doğrudan bir müdahaledir. Yol açımı sırasında bitki örtüsünün kaldırılması, şevlerin kesilmesi, toprağın gevşetilmesi ve drenaj rejiminin değiştirilmesi, yoğun yağış alan bölgelerde sediment taşınımını hızlandırır. Bunun sonucu olarak dere yataklarına daha fazla ince malzeme taşınır, su bulanıklığı artar, ekosistem baskı altına girer ve aşağı kotlardaki tarım alanları ile su alma noktaları etkilenebilir. EPA, ormanlık alanlarda yol yapımı ve yol kullanımını, orman arazilerindeki yayılı kirliliğin başlıca kaynağı olarak tanımlıyor ve toplam sedimentin çok büyük bölümünün bu yolla taşınabildiğini belirtiyor. Orman dokusuna müdahale de başlı başına ayrı bir bilimsel risk alanıdır. Ağaç örtüsü yalnızca görsel bir doğal varlık değildir; toprağı tutan, yüzey akışını dengeleyen, suyu filtreleyen ve mikroiklimi koruyan temel bir ekolojik kalkandır. Bu örtü zayıfladığında hem toprak kaybı artar hem de suyun havza içindeki davranışı değişir. Arıcılık, hayvancılık ve küçük ölçekli kırsal üretim de bu değişimden dolaylı ya da doğrudan etkilenebilir. EPA, akarsu kenarı bitki örtüsünün kaldırılmasının su kalitesi ve sucul yaşam üzerinde olumsuz sonuçlar yaratabildiğini belirtiyor. Bir başka önemli başlık toz, gürültü ve titreşimdir. Sondaj, kazı, yol yapımı, araç hareketliliği ve malzeme taşınması; özellikle yakın yerleşim alanlarında hava kalitesi ve yaşam konforu üzerinde doğrudan baskı yaratabilir. Kuru dönemlerde yol kaynaklı toz, tarım alanlarına, bitki örtüsüne, su yüzeylerine ve yerleşim alanlarına taşınabilir. Gürültü ve titreşim ise yalnızca insan yaşamını değil, kırsal üretimi ve yaban hayatını da etkileyebilir. IFC madencilik rehberi ile Dünya Bankası çevre-sağlık-güvenlik çerçevesi, bu başlıkların düzenli ölçüm ve yönetim gerektirdiğini açıkça ortaya koyuyor. Faaliyet ilerlediği takdirde atık yönetimi başlığı da daha kritik hale gelir. Sondaj çamurları, kazı artıkları, pasa malzemesi, yağ ve yakıt kalıntıları, uygunsuz depolama veya sızdırmazlık eksikliği halinde toprağa ve suya karışabilir. Özellikle yağışlı bölgelerde yüzey akışı bu tür kirleticileri çok daha hızlı biçimde yayabilir. Bu yüzden yalnızca cevherin çıkarılması değil, çalışma sırasında ortaya çıkan her türlü yan malzemenin nasıl depolandığı, nasıl taşındığı ve nasıl bertaraf edildiği de bilimsel denetimin konusu olmalıdır. EPA ve USGS kaynakları, asidik ve metal yüklü drenajın içme suyu, sucul yaşam ve toprak üzerinde birleşik etkiler yaratabildiğini vurguluyor. SAĞLIK VE EKOLOJİK ETKİLER Bakır ve çinko gibi metallerin çevreye kontrolsüz biçimde taşınması halinde risk yalnızca su kalitesiyle sınırlı kalmaz; insan sağlığı, tarımsal üretim ve ekosistem üzerinde de baskı oluşabilir. Bu noktada sağlık etkilerini “kesin gerçekleşmiş sonuç” gibi değil, maruziyet halinde görülebilecek riskler olarak kurmak gerekir. Bakır için sindirim sistemi, karaciğer, böbrek ve nörolojik sistem hassas hedefler arasında sayılırken; çinko için özellikle yoğun duman ve partikül maruziyetinde solunum yolu etkileri ile kısa süreli zehirlenme tabloları öne çıkıyor. ATSDR’nin güncel bakır toksikoloji özeti, gastrointestinal sistem, karaciğer, böbrek ve nörolojik sistemi hassas hedefler arasında sayıyor. Bakır maruziyetinde özellikle sindirim sistemi yakınmaları dikkat çekebilir. Bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi belirtiler akut tabloda görülebilen başlıca yakınmalar arasında yer alır. Daha yüksek ya da daha uzun süreli maruziyetlerde karaciğer ve böbrek etkileri de önem kazanır. Ağır olgularda karaciğer etkilenmesine bağlı sarılık gibi klinik bulgular değerlendirme konusu olabilir. Bu nedenle “sarılık” ifadesi, doğrudan olmuş bir sonuç gibi değil, yüksek düzey metal maruziyetinde görülebilecek ağır bulgular arasında kullanılmalıdır. Çinko tarafında ise özellikle duman ve ince partikül maruziyeti önemlidir. Yoğun çinko oksit dumanına akut maruziyet, “metal dumanı ateşi” olarak bilinen tabloya yol açabilir. Bu tabloda baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik, kırgınlık, öksürük, boğaz irritasyonu ve ateş benzeri yakınmalar görülebilir. Bu nedenle kısa süreli zehirlenme belirtileri örneklenirken baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik ve solunum yolu irritasyonu gibi bulgular görülebilir. Solunum sistemi bakımından dilin daha da dikkatli kurulması gerekir. “KOAH yapar” demek fazla kesin ve doğrudan bir hüküm olur. Daha doğru ifade, metal partikülü, asidik aerosol, toz ve kimyasal irritan maruziyetinin mevcut solunum hastalıklarını ağırlaştırabileceği, hassas kişilerde nefes darlığı, öksürük, bronş irritasyonu ve akciğer stresini artırabileceği yönündedir. NIOSH’un sülfürik asit rehberi, sülfürik asidin göz, deri, burun, boğaz ve solunum yolu için aşındırıcı olduğunu; ciddi maruziyetlerde bronşit, akciğer ödemi ve amfizem benzeri ağır solunum etkileriyle ilişkili olabileceğini belirtiyor. Çevresel etkiler tarafında ise bakır ve çinko yükü hava, su ve toprak kalitesi üzerinde zincirleme baskı yaratabilir. Asidik drenaj oluştuğunda metal çözünmesi artar; bu metaller dere yataklarına, yüzey sularına, yeraltı sularına ve zamanla toprağa taşınabilir. Sonuçta sucul yaşam zarar görebilir, tarım toprağında kirlenme riski oluşabilir ve ekosistem bütünlüğü zedelenebilir. USGS, mine drainage ile kirlenmiş içme suyu, sucul bitki ve hayvanların büyüme-üreme döngüsünde bozulma ve altyapı üzerinde aşındırıcı etki risklerini açıkça sıralıyor. “Yeşil görünüm” ya da su renginde değişim gibi ifadeler de dikkatli kullanılmalıdır. Metal yüklü akışlarda zaman zaman yeşilimsi, mavimsi ya da pas tonlarında renk değişimleri görülebilir; ancak bu tür görsel değişimler tek başına kirliliğin kesin kanıtı sayılmaz. USGS, mine drainage süreçlerinde kırmızı, turuncu ya da sarı çökeltilerin oluşabildiğini; renk değişiminin kimyasal süreçlerle bağlantılı olabileceğini, ancak teknik değerlendirmenin analizle yapılması gerektiğini gösteriyor. Bu nedenle en doğru form, “renk değişimi kirlilik göstergesi olabilir, kesin tespit analizle yapılır” cümlesi olacaktır. Bu dosyada “sülfürik asit yağmurları” ifadesi yerine “sülfürlü kayaçların su ve oksijenle teması sonucu gelişebilen asidik drenaj ve metal taşınımı” demek daha doğrudur. Çünkü Dereli dosyasında eldeki bilimsel çerçeve, klasik atmosferik asit yağışından çok, madenle ilişkili asidik su ve metal çözünmesi mekanizmasına işaret ediyor. SONUÇ VE BİLİMSEL ÖNERİLER Dereli dosyasında bundan sonraki aşama, açıklamaların ötesine geçen, ölçülebilir ve denetlenebilir bir teknik inceleme süreci olmalıdır. Proje Tanıtım Dosyası, hidrojeolojik rapor, kurum görüşleri, ruhsat bilgileri ve varsa işletme izni kamuoyuna tam olarak açılmalıdır. Dosyada güven zemini ancak belge şeffaflığıyla kurulabilir. Bağımsız hidrojeolojik izleme programı kurulmalıdır. Dere, kaynak, çeşme, içme suyu hattı ve olası özel su alma noktalarında mevsimsel veri toplanmalı; su seviyesi, debi, pH, iletkenlik, askıda katı madde ve metal parametreleri düzenli yayımlanmalıdır. IFC rehberi, madencilik öncesi temel verinin ve düzenli örneklemenin kritik olduğunu gösteriyor. Asit maden drenajı ve metal liçi potansiyeli laboratuvar düzeyinde test edilmelidir. Cevher, yan kayaç, yol yarması ve sondaj atıkları için asit üretme potansiyeli ile metal çözünmesi analiz edilmeden “risk yoktur” denilemez. Yol açımı ve şev müdahaleleri için ayrı bir erozyon-sediment planı hazırlanmalıdır. Sediment havuzları, kontrollü drenaj, şev koruma ve yüzey stabilizasyonu zorunlu hale getirilmelidir; çünkü en erken çevresel yük çoğu zaman doğrudan cevherden değil, yoldan gelir. Toz, gürültü ve titreşim için saha bazlı anlık kontrol sistemi kurulmalıdır. Yol sulama, hız düşürme, malzeme taşıma noktalarında bastırma önlemleri ve hassas yerleşim yakınlarında düzenli ölçüm yapılmalıdır. IFC rehberi, bu başlıkların sürekli izlenmesini öneriyor. Ekolojik etki envanteri hazırlanmalıdır. Orman dokusu, arıcılık alanları, mera kullanımı, yaban hayatı geçişleri ve hassas habitatlar bağımsız uzmanlarca haritalanmalıdır. Tartışma yalnızca cevher değeriyle değil, kaybedilebilecek ekolojik ve kırsal üretim değeriyle birlikte değerlendirilmelidir. Kapatma ve faaliyet sonrası izleme planı daha bugünden hazırlanmalıdır. Risk esaslı kapatma senaryosu, şev güvenliği, su kalitesi ve olası kirletici salımı bakımından proje başlangıcında tanımlanmalıdır. Milletvekilleri, ilgili kurumlar, meslek odaları ve köy temsilcilerinden oluşan teknik ortak masa kurulmalıdır. Bu masa, siyasal polemik için değil; su verisi, izin zinciri, mülkiyet sınırı ve çevresel ölçümlerin düzenli paylaşımı için çalışmalıdır. Dosyada gerilimi düşürecek olan şey slogan değil, bağımsız doğrulama ve açık veridir.

BULANCAK BELEDİYESİ ENERJİDE DÖNÜŞÜME GİRİYOR: Haber

BULANCAK BELEDİYESİ ENERJİDE DÖNÜŞÜME GİRİYOR:

BULANCAK BELEDİYESİ ENERJİDE DÖNÜŞÜME GİRİYOR: GES İLE ELEKTRİK ÜRETEN BELEDİYE OLACAK Şehit aileleri, gaziler, muhtarlar ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen iftar programında konuşan Necmi Sıbıç, Bulancak Belediyesinin enerji alanında yapısal bir dönüşüm sürecine girdiğini açıkladı. Başkan Sıbıç, belediyenin artık yalnızca elektrik tüketen değil, kendi elektriğini üreten ve üretim fazlasını satarak gelir elde eden bir yapıya kavuşacağını söyledi. DÜNYA BANKASI DESTEKLİ GES PROJESİ PAZARYERİ’NDE KURULACAK Başkan Sıbıç, projenin Dünya Bankası finansmanlı Türkiye Kamu ve Belediye Yenilenebilir Enerji Projesi (PUMREP) kapsamında yürütüldüğünü belirterek, Bilecik Pazaryeri ilçesinde kurulacak Güneş Enerjisi Santrali (GES) için tüm idari ve teknik süreçlerin tamamlandığını ifade etti. Projeye ilişkin olarak: Pazaryeri Belediyesi ile protokollerin imzalandığı, ÇED sürecinin olumlu sonuçlandığı, İller Bankası aracılığıyla yaklaşık 2 milyon Euro tutarında, 3 yıl geri ödemesiz kredi onayının alındığı açıklandı. “BU HEDEF HAYAL DEĞİL, YAKIN BİR GERÇEK” Projeye katkılarından dolayı iftar programına katılan Yaşar Tüzün’e teşekkür eden Başkan Sıbıç, kurulacak santral sayesinde Bulancak Belediyesinin tüm elektrik giderlerinin karşılanacağını, üretim fazlası enerjinin ise belediye bütçesine gelir olarak kazandırılacağını vurguladı. Sıbıç, yenilenebilir enerji alanındaki bu iş birliğinin yerel yönetimler arasında dayanışmaya örnek olacağını belirterek, Zekiye Tekin’e de sürece sağladığı katkılar nedeniyle teşekkür etti. Pazaryeri’nin Güneş Potansiyeli Uygun Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Güneş Enerjisi Potansiyel Atlası (GEPA) verilerine göre Pazaryeri ilçesi: Yıllık 1.450–1.550 kWh/m² güneşlenme potansiyeline, 2.600–2.700 saat/yıl güneşlenme süresine sahip. Bu değerler, Marmara Bölgesi ortalamasının üzerinde olup belediye ölçekli GES yatırımları için ekonomik ve teknik olarak yeterli kabul ediliyor. BENZER PROJELER TÜRKİYE GENELİNDE YAYGINLAŞIYOR PUMREP kapsamında ve belediye öz kaynaklarıyla Türkiye genelinde birçok yerel yönetim enerji üretimine yönelmiş durumda. Konya, İzmir, Gaziantep ve Eskişehir gibi büyükşehir ve ilçe belediyelerinde hayata geçirilen GES projeleriyle belediyelerin elektrik maliyetlerinde ciddi düşüşler sağlandığı biliniyor. BULANCAK İÇİN NE ANLAMA GELİYOR? Açık kaynaklardaki benzer PUMREP projeleri dikkate alındığında, Bulancak Belediyesi’nin yatırımının: Yaklaşık 1,5–2 MW kurulu güce, Yıllık 2,5–3 milyon kWh elektrik üretim kapasitesine, Belediyeye yıllık milyonlarca liralık tasarruf ve ek gelir potansiyeline sahip olduğu değerlendiriliyor. Yetkililer, teknik kapasite ve üretim rakamlarının uygulama ve ihale süreci tamamlandığında kamuoyuyla paylaşılacağını belirtiyor. . . .Kaynaklar : Dünya Bankası – Turkey Municipal Renewable Energy Project (PUMREP) T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı – Güneş Enerjisi Potansiyel Atlası (GEPA) İller Bankası proje finansman duyuruları Belediyelerin kamuya açık faaliyet raporları

ŞENTÜRK: “BU ÇED HALKA DA HUKUKA DA AYKIRI” Haber

ŞENTÜRK: “BU ÇED HALKA DA HUKUKA DA AYKIRI”

ŞENTÜRK: “BU ÇED HALKA DA HUKUKA DA AYKIRI” CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şentürk, Görele, Tirebolu, Çanakçı ve Doğankent’i kapsayan maden arama faaliyetleri için verilen “ÇED Gerekli Değildir / ÇED Olumlu” kararlarına sert tepki gösterdi. CHP öncülüğünde 736 yurttaşın imzasıyla hazırlanan itiraz dilekçesi Çevre İl Müdürlüğü’ne teslim edildi. CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şentürk, Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından Görele Karlıbel ve Tirebolu Sekü Mahallesi sınırlarında başlatılan, zamanla Çanakçı ve Doğankent’e kadar genişleyen IV. Grup maden arama faaliyetleri için verilen ÇED kararlarının hukuki ve toplumsal meşruiyetini yitirdiğini açıkladı. Şentürk, “Arama” adı altında yürütülmek istenen faaliyetin gerçekte sondaj, kazı, pasa depolama ve yoğun ağır tonajlı araç trafiği içerdiğini belirterek, bu ölçekte bir faaliyetin ÇED süreci işletilmeden yürütülmesinin 2872 sayılı Çevre Kanunu ve ÇED Yönetmeliği’ne açıkça aykırı olduğunu vurguladı. Proje Tanıtım Dosyası’nda ÇED alanının belirsiz bırakıldığını, kurum görüşlerinde alan büyüklüklerinin birbiriyle çeliştiğini ve bazı proje koordinatlarının ilgili kurumlara dahi sunulmadığını ifade eden Şentürk, “İdarenin hangi alan için karar verdiği bile net değil. Bu haliyle ortada hukuken sakat bir idari işlem vardır” dedi. CHP heyetinin, dilekçenin tesliminin ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Murat Cavunt ile görüştüğünü belirten Şentürk, sel, taşkın ve heyelan riskleri ile su kaynakları üzerindeki geri dönülmez etkilerin resmi kurum görüşlerinde yer almasına rağmen karar sürecinde yok sayıldığını kaydetti. Giresun’un yoğun madencilik ruhsatlarıyla kuşatılmış bir il olduğuna dikkat çeken Şentürk, kümülatif etki değerlendirmesi yapılmadan verilen ÇED kararlarının bölgeyi geri dönüşü olmayan bir çevresel tahribata sürüklediğini söyledi. Ağır metal kirliliği ve asit kaya drenajı risklerine dair hiçbir bilimsel analiz yapılmadığını da sözlerine ekledi. Ekonomik ve toplumsal boyuta da değinen Şentürk, fındık tarımı, arıcılık ve hayvancılığın bölge halkının temel geçim kaynağı olduğunu hatırlatarak, “Geçici maden faaliyetleri uğruna kalıcı tarımsal üretim ve halk sağlığı riske atılamaz” ifadelerini kullandı. Açıklamasının sonunda Dr. Gökhan Şentürk şu mesajı verdi: “Giresun’un doğasını, suyunu ve halkının yaşam hakkını şirket raporlarına teslim etmeyeceğiz. Bu ÇED kararlarının iptali ve faaliyetlerin durdurulması için hem hukuki hem de siyasi mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.”

Maden Yönetmeliği'nde köklü değişiklik! Haber

Maden Yönetmeliği'nde köklü değişiklik!

Maden ruhsatlarındaki teminat oranı, Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik değişikliği ile yüzde 70'e yükseltildi. Yeni düzenleme ile ihale mecburiyeti artırılırken, borcunu vaktinde ödemeyenlere ruhsat verilmeyecek. Bu değişimlerin amacı madencilik faaliyetlerinde disiplini sağlamanın yanı sıra, kamu gelirlerini artırmak olarak belirtildi. ANKARA (İGFA) - Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yapılan Maden Yönetmeliği değişiklikleri, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Değişikliklerle birlikte ruhsat süreçleri daha sıkı hale gelirken, teminat yükümlülükleri ve ihale kapsamı genişletildi. Bu kapsamda çevre uyum teminatı yüzde 50'den yüzde 70'e çıkarıldı ve yatırım teminatı zorunluluk haline getirildi. II. Grup (b) ve IV. Grup sahalarındaki ilk başvurularda ihale mecburiyeti getirildi; rezerv bilgisi bulunan alanlar ihale edilecek. Vergi ve SGK borcu olanlara ruhsat verilmemesi kuralı getirilirken, üç boyutlu rezerv raporu sunma zorunluluğu eklendi. Sondaj verilerinin aylık olarak e-Maden sistemine yüklenmesi öngörülüyor. Devlet hakkı olarak işletme ruhsat bedelinin yüzde 50 fazlası kadar yıllık ödeme yapılması gerekecek. Orman izinleri bedelsiz olarak 24+12 ay olacak, ÇED için ise Tarım Bakanlığı’nın onayı yeterli olacak. Yönetmeliğe göre asgari faaliyetin yapılmaması durumunda teminat irat hale gelecek ve ruhsat iptal edilecek. Maden Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin ayrıntılarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.