Hava Durumu

#Çanakkale

giresunsonhaber - Çanakkale haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çanakkale haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bir destandır Çanakkale! Çanakkale Zaferi'nin 111. yıl dönümü Haber

Bir destandır Çanakkale! Çanakkale Zaferi'nin 111. yıl dönümü

18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümünde; Çanakkale’de tüm imkansızlıklara rağmen vatan için canları pahasına savaşan Mustafa Kemal Atatürk ve askerlerini saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz... BURSA (İGFA) - Kocaman bir dünya savaşının sadece bir cephesi olsa da, Çanakkale hem kazanan hem de kaybeden için pahalıya mal oldu. Atatürk ve askerleri tarihe altın harflerle geçen zafere imza attığı, tarihin akışını değiştiren destan yazılırken tüm dünyaya haykırdı: ÇANAKKALE GEÇİLMEZ! ÇANAKKALE SAVAŞININ TARİHİ VE ÖNEMİ Çanakkale Savaşı, batılı ülkelerin oluşturduğu itilafa karşı Osmanlı Devleti’nin savunmada olduğu bir savaşın adıdır. Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Savaşında bütün bir millet olarak destan yazdığı savaştır. 3 Kasım 1914 yılı-18 Mart 1915 yılı tarihleri arasında deniz savaşları olarak yapılmış, 25 Nisan 1915-9 Ocak 1916 tarihleri arasında ise Gelibolu yarımadasında kara savaşları olarak yapılmıştır. İtilaf devletleri, bu savaşta Çanakkale Boğazını ve İstanbul’u ele geçirmeyi amaçlamışlardır. Eğer Çanakkale Boğazı’nın İtilaf Devletleri’ne geçmiş olsaydı Rusya’ya her türlü desteği kolaylıkla sağlayabileceklerdi. Bunun için ilk olarak Çanakkale Boğazı’na 1915 yılı Şubat ayında saldırılar başlamıştı. 18 Mart 1915 tarihinde ise en güçlü saldırı yapılmıştır. Bu saldırılara karşı Osmanlı Ordusu’nun savaş stratejisi olarak boğaza döşediği mayınlar ile düşman donanmasında ağır kayıplar vermesini sağlamıştır. Donanma için büyük öneme sahil olan Nusret Mayın Gemisi’nin batırılması ile itilaf Devletleri birlikleri bozguna uğratılmış ve deniz saldırısından vazgeçmek zorunda bırakılmışlardır. 25 Nisan 1915’te Gelibolu Yarımadası’nda kara çıkartması yaparak saldırıya devam etmişlerdir. Ancak Osmanlı ordusu ile birlikte Türk milletinin büyük mücadelesi sonucunda büyük bir mağlubiyete düşmüşlerdir. Toplamda üç defa kara çıkartması yapan itilaf devletleri üçüncü yenilgi sonrasında 1916 yılı Aralık ayında Gelibolu Yarımadası’ndan çekilmek zorunda kalmışlardır. Zorlu bir savaş olan Çanakkale Savaşı, Türk tarihinde destan olarak nitelendirilir. Güçlü bir donanmaya sahip olan itilaf devletlerine karşı daha zayıf bir ordu ile çok büyük bir zafer elde edildiğinden Türk milletinin kazandığı zafer olarak tarihe geçmiştir. ÇANAKKALE SAVAŞI SONUÇLARI İtilaf Devletleri donanmaları 18 Mart 1915’te Osmanlı ordusu tarafından bozguna uğratılmıştır ve Çanakkale Savaşı’nın deniz savaşı bölümü sona ermiştir. Gelibolu Yarımadası’na yapılan kara çıkartmaları yine Osmanlı ordusunun büyük çabası ile bertaraf edilmiştir. İtilaf birlikleri 19-20 Anafartalar ve Arıburnu’ndan, 9 Ocak 1916’da da Seddülbahir’den çekilmesiyle büyük yenilgiye uğramıştır. Dünya Savaşı’nın gidişatı değişmiştir. Bu savaş Batı ülkelerinin beklentilerinin tersine gelişmelerle sonuçlanmıştır. Çarlık Rusya’nın çöküşünü hızlandırmıştır. Bu savaşın sonucunda İngiltere’de yönetim değişikliği olmuştur. Türk tarihine büyük bir destan olarak yazılmış ve Anadolu toprakları ve Boğazların Türkler hâkimiyetinde kalmasını sağlamıştır. MİNNETLE ANIYORUZ Vatanını korumak için cesaret ve kahramanlıkla savaşan Mehmetçik, tüm dünyaya “Çanakkale Geçilmez” sözünü haykırdı. Bir ulusun kaderini değiştiren Çanakkale’deki kahramanlık destanı, tarihe altın harflerle yazılan bir şeref abidesi oldu, Kurtuluş Savaşı’nın kıvılcımını ateşledi. Unutulmamalı ki; her karış toprağı şehit kanıyla ıslanan bu topraklar kolay kazanılmadı ve kaybedilmeyecek. Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıldönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Çanakkale’yi geçilmez kılan tüm kahramanlarımızı minnetle anıyoruz. Fotoğraf Kaynağı: - 100. Yılında Fotoğraflarla Çanakkale, TBMM Yayınları, 2015 - Kültür ve Turizm Bakanlığı, www.ktb.gov.tr https://youtu.be/AAlkG2g8xPk

GİRESUN, 18 MART’TA ŞEHİTLERİ İÇİN TEK YÜREK OLACAK Haber

GİRESUN, 18 MART’TA ŞEHİTLERİ İÇİN TEK YÜREK OLACAK

GİRESUN, 18 MART’TA ŞEHİTLERİ İÇİN TEK YÜREK OLACAK Giresun’da 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla iki ayrı noktada anma programı düzenlenecek. Sabah saatlerinde Giresun Şehitliği’nde başlayacak program, daha sonra Giresun Belediyesi Kültür Fuar Merkezi’ndeki törenle devam edecek. Program duyurusu Giresun Valiliği tarafından kamuoyuyla paylaşıldı. Giresun, 18 Mart 2026 Çarşamba günü Çanakkale ruhunu bir kez daha meydanlara ve anma alanlarına taşıyacak. T.C. Giresun Valiliği’nin duyurusuna göre, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü kapsamında ilk program saat 10.00’da Erikliman Mevkii’ndeki Giresun Şehitliği’nde yapılacak çelenk sunma töreniyle başlayacak. Ardından saat 10.30’da Giresun Belediyesi Kültür Fuar Merkezi’nde anma töreni gerçekleştirilecek. Valilik, tüm vatandaşları programa davet etti. 18 Mart’ın taşıdığı anlam, yalnızca bir anma takvimi olmanın ötesinde, Türk tarihinin en kritik dönemeçlerinden birine dayanıyor. Resmî tarih kaynaklarına göre Çanakkale’de deniz harekâtı 19 Şubat 1915’te başladı; 18 Mart 1915’te ise İngiliz ve Fransız savaş gemileri boğazı zorlayarak geçmeye çalıştı. Ancak Nusret Mayın Gemisi’nin döktüğü mayınlar ve tabyaların direnişi karşısında müttefik donanması geri çekilmek zorunda kaldı. Bu sonuç, İstanbul’u kısa sürede ele geçirme planını bozdu ve savaşın seyrini değiştiren eşiklerden biri haline geldi. Çanakkale’de denizden geçemeyen İtilaf kuvvetleri, bu kez kara harekâtına yöneldi. 25 Nisan 1915’te başlayan kara muharebeleri aylar boyunca sürdü; Arıburnu, Conkbayırı, Anafartalar ve Seddülbahir hattında verilen mücadele, yalnızca askeri değil, siyasi ve toplumsal sonuçlar da doğurdu. Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Tarih Kurumu kaynaklarında, Çanakkale cephesinin hem Osmanlı savunmasının kırılmadığını gösterdiği hem de ileride Milli Mücadele’de belirleyici rol üstlenecek komutan kadrolarının burada öne çıktığı vurgulanıyor. Türk Tarih Kurumu verilerine göre 18 Mart 1915’te kazanılan deniz zaferiyle, Birleşik Filo’nun Marmara’ya girerek başkent İstanbul’u ele geçirme planı başarısız oldu. Aynı kaynaklarda, Çanakkale’nin yalnızca bir cephe başarısı olmadığı; Balkan Savaşları’nın ardından zedelenen askeri prestijin yeniden toparlandığı, Türk ordusunun direncinin dünyaya gösterildiği ve savaşın uluslararası dengelerini etkileyen stratejik bir kırılma yarattığı belirtiliyor. Bu yönüyle 18 Mart, yalnızca geçmişin hatırlandığı bir gün değil; fedakârlık, vatan savunması ve milli hafızanın yeniden tazelendiği bir tarih olarak öne çıkıyor. Giresun’daki anma programlarının da bu tarihsel yükü şehir ölçeğinde yeniden görünür kılması bekleniyor. Şehitlikteki çelenk sunumundan salon programına uzanacak törenlerin, hem devlet protokolünü hem de vatandaşları aynı ortak hafızada buluşturması öngörülüyor.

GİRESUN’DA 12 MART RUHU Haber

GİRESUN’DA 12 MART RUHU

GİRESUN’DA 12 MART RUHU: İSTİKLAL MARŞI’NIN 105. YILI TÖRENLE KUTLANDI Giresun’da, İstiklal Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilişinin 105. yılı dolayısıyla düzenlenen programda, milli mücadele ruhu bir kez daha sahneye taşındı. Ödül törenlerinden oratoryoya, şiirlerden canlandırmalara uzanan etkinlikte, Mehmet Akif Ersoy’un fikir mirası ile bağımsızlık iradesi aynı çatı altında buluştu. Giresun’da 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü, geniş katılımlı bir programla idrak edildi. Giresun Valiliği koordinesinde düzenlenen tören, 12 Mart 2026 Perşembe günü saat 10.30’da Giresun Belediyesi Kültür ve Fuar Merkezi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Program, yalnızca bir anma günü takvimi olarak değil, milli hafızayı tazeleyen ve genç kuşaklara bağımsızlık bilincini aktaran güçlü bir toplumsal buluşma olarak öne çıktı. Törene Giresun Valisi Mustafa Koç ve eşi Neslihan Gül Koç, Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, Cumhuriyet Başsavcı Vekili Altuğ Candemir, il protokolü, öğretmenler, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Katılım tablosu, programın yalnızca resmi bir merasim değil; kentin farklı kesimlerini aynı anlam etrafında bir araya getiren ortak bir anma zemini olduğunu gösterdi. Program, saygı duruşu ve Müzik Öğretmeni Serpil Dede yönetiminde İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından aziz şehitlerin hatırasına Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi. Böylece törenin açılışında hem milli hem manevi vurgu birlikte kuruldu; İstiklal Marşı’nın yalnızca bir şiir değil, milletin varoluş iradesini taşıyan tarihsel bir metin olduğu mesajı programın ilk dakikalarından itibaren hissettirildi. Törenin dikkat çeken bölümlerinden biri, okullar arası “İstiklal Marşı’nı Güzel Okuma Yarışması”nda dereceye giren öğrenciler için düzenlenen ödül töreni oldu. İlkokul kategorisinde dereceye giren öğrencilere ödüllerini Vali Mustafa Koç, ortaokul kategorisinde dereceye girenlere Belediye Başkanı Fuat Köse, lise kategorisinde başarı elde eden öğrencilere ise Cumhuriyet Başsavcı Vekili Altuğ Candemir takdim etti. Bu bölüm, milli değerlerin yalnızca anılmadığını, aynı zamanda çocuklar ve gençler üzerinden yaşatılmaya çalışıldığını ortaya koydu. Ödül töreninin ardından sahne bu kez tarihsel hafızaya bırakıldı. “Çanakkale Şehitlerine” şiiri eşliğinde Kurtuluş Savaşı yıllarını konu alan canlandırmalar izleyiciyle buluştu. Mehmet Akif Ersoy’un şiirlerinden bestelenen eserlerin seslendirildiği bölüm ise programın duygu yükünü artırdı. Etkinlik boyunca verilen temel mesaj açıktı: İstiklal Marşı, yalnızca geçmişin hatırası değil; bugün de milletin ortak vicdanını, ortak direncini ve ortak istiklal fikrini taşıyan güçlü bir metin olmayı sürdürüyor. Programın finalinde sahnelenen “Korkma! Gençliğin Ruhu Burada” temalı oratoryo ve sahne gösterisi, salonda en fazla dikkat çeken bölümlerden biri oldu. Gençliğe, milli bilinç ve tarih şuuru üzerinden seslenen bu bölüm, anma programını klasik tören formatının ötesine taşıdı. Gösteri, Mehmet Akif’in dizelerinde karşılığını bulan bağımsızlık ruhunun yeni nesiller tarafından nasıl içselleştirildiğini sahne diliyle görünür hale getirdi. Aynı başlığın Giresun Üniversitesi bünyesindeki etkinlik duyurularında da yer alması, 12 Mart haftasında kent genelinde ortak bir tema etrafında kültürel ve eğitimsel bir hat kurulduğunu gösterdi. Tören, hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle sona erdi. Ancak programdan geriye yalnızca fotoğraf kareleri değil; İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yılında Giresun’da bir kez daha görünür hale gelen milli mücadele hafızası kaldı. Resmi kayıtlara göre etkinlikte, Mehmet Akif Ersoy’un aziz hatırasının yad edildiği ve İstiklal Marşı’nın taşıdığı bağımsızlık ruhunun yeniden güçlü biçimde vurgulandığı özellikle öne çıkarıld

Türk Çam Balı Premium Lige Yükseliyor: 24 Aylık Ar-Ge Hamlesi Başlıyor Haber

Türk Çam Balı Premium Lige Yükseliyor: 24 Aylık Ar-Ge Hamlesi Başlıyor

Türkiye Çam Balı Küresel Değer Zincirinde Hak Ettiği Konuma Taşınacak Türk Çam Balını Manuka Balına Rakip Yapacak Proje Hayata Geçiyor Türk Çam Balı Premium Lige Yükseliyor: 24 Aylık Ar-Ge Hamlesi Başlıyor Türk Çam Balı, Manuka Balının Tahtına Göz Dikti Türkiye, 100 bin tona yaklaşan üretimiyle dünyanın en büyük ikinci bal üreticisi konumunda. Çam balında ise yüzde 90’lık payla dünya üretiminin büyük bölümünü karşılıyor. Ancak üretimdeki bu güç, ihracata aynı ölçüde yansımıyor. Türkiye 33,5 milyon dolarlık tutarla bal ihracatında dünya sıralamasında 18’inci sırada yer alıyor. Türk bal sektörü, ihracatta da dünya genelinde ilk üç ülke arasında yer almak için “Türkiye Çam Balının Uluslararası Pazarda Rekabet Gücünü Artmak” isimli AR-GE Projesi kolları sıvadı. Bal ihracatında Türkiye lideri olan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, 24 ay süreli projeyi Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’yle gerçekleştirmek için harekete geçti. İhracatta 250 milyon dolarlık potansiyele sahibiz Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’yle konuyu görüştüklerini ve destek sözü aldıklarını dile getiren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Türkiye’nin 100 bin tona yaklaşan bal üretimiyle 33,5 milyon dolarlık ihracat rakamından çok daha fazlasını hak ettiğini vurguladı. Türkiye’nin bal ihracatında ortalama fiyatın 3,9 dolar olduğu bilgisini veren Girit, “Dünyada üretimde ikinci sıradayız, ancak ihracatta 18’inci sırada yer alıyoruz. Üretim gücü ile ihracat geliri arasındaki bu makas artık kapanmak zorunda. Çin 265 milyon dolar, Yeni Zelanda 250 milyon dolarlık bal ihraç ediyor. Biz de bal ihracatımızı 250 milyon dolarla bu ülkelerin seviyesine çıkmak istiyoruz. İhracatımız arttığında arıcılık sektörümüzde zincirin tüm halkaları bu refahtan payını alacak” şeklinde konuştu. Kalpaklıoğlu: “Çam balı bilimsel olarak yeterince tanımlanmamış” Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Nedim Kalpaklıoğlu, Türkiye’de Muğla başta olmak üzere, Aydın, Antalya, Balıkesir, İzmir, Manisa ve Çanakkale illerinde yıllık 25 bin ton çam balı üretildiğini çam balının uluslararası pazarda düşük fiyatla konumlanmasının temel nedeninin bilimsel altyapı eksikliği olduğunu söyledi. Kalpaklıoğlu, çam balına özgü biyoaktif ve marker bileşenlerin yeterince tanımlanmadığını, uluslararası kabul görmüş standardizasyon ve sınıflandırma sisteminin bulunmadığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Çam balında bulunan protokateşik asit, alfa-pinen ve beta-pinen gibi bileşenler yüksek biyolojik potansiyele sahip. Ancak bu potansiyel bilimsel yayınlarla ve uluslararası referanslarla desteklenmediği sürece ürün premium segmente taşınamıyor.” Hedef: 3,9 dolardan Premium Segmente geçme “Türkiye Çam Balının Uluslararası Pazarda Rekabet Gücünü Artmak” isimli AR-GE Projesinin nihai hedefinin, Türkiye çam balını yüksek katma değerli ve rekabetçi bir ihracat ürünü haline getirmek olduğunun altını çizen Kalpaklıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü; “Bilimsel olarak standardize edilmiş, fonksiyonel ve terapötik potansiyeli kanıtlanmış, uluslararası pazarda premium segmentte konumlanan Türkiye, üretim gücünü artık değer gücüyle buluşturmak zorundadır. Çam balı, doğru bilimsel altyapı ve stratejik konumlandırma ile küresel pazarda hak ettiği yere ulaşabilecek potansiyele sahiptir. Hedef: 3,9 dolardan premium segmente geçmek. Manuka balıyla rekabet edecek seviyeye çıkarmak.” Balın kalitesini ve özgünlüğünü belirleyen temel unsurlardan birisi olan Protokateşik Asit (PCA) varlığının Türk çam balının en önemli biyoaktif marker bileşenlerinden biri olduğu bilgisini de veren Kalpaklıoğlu, projede çam balının Protokateşik Asit (PCA) varlığının ortaya konulacağını vurguladı. Kalpaklıoğlu, “Türk Çam Balının: Kimyasal olarak standardizasyonu, Otantik ürün doğrulaması, Fonksiyonel gıda olarak konumlandırılması, Uluslararası bilimsel ve ticari değerinin artırılması açısından kritik bir bilimsel gelişmedir. Bu bulgu, Türk Çam Balının yalnızca geleneksel bir doğal ürün değil, aynı zamanda güçlü biyoaktif bileşenler içeren bilimsel temelli bir fonksiyonel gıda olduğunu göstermektedir” diyerek sözlerini noktaladı. 24 Aylık Ar-Ge Yol Haritası Planlanan proje kapsamında: Çam balına özgü biyoaktif ve marker bileşiklerin ileri analiz yöntemleriyle tanımlanması Canlı organizmada (in vivo) veya laboratuvar ortamında (in vitro) biyolojik etkinlik testlerinin yapılması Kimyasal yapı–biyolojik aktivite ilişkisinin ortaya konması Marker bileşiklere dayalı bilimsel sınıflandırma sistemi geliştirilmesi En az 10 SCI makale ve 15 uluslararası bilimsel sunum hedefleniyor.

Dikkat! Çok sayıda il için fırtına ve kuvvetli yağış uyarısı Haber

Dikkat! Çok sayıda il için fırtına ve kuvvetli yağış uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün bilgilerine dayandırılan İçişleri Bakanlığı açıklamasında, 10 Ocak Cumartesi günü için Marmara, Ege ve birçok bölgede güçlü rüzgarlar, fırtına ve yerel yoğun sağanak yağısının beklendiği bildirildi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi AKOM ise lodos ve fırtınaya karşı alınması gereken güvenlik önlemlerine vurgu yaptı. ANKARA (İGFA) - İçişleri Bakanlığınca, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden alınan son tahminler ışığında 10 Ocak 2026 Cumartesi günü için şiddetli hava koşullarına yönelik vatandaşların uyarıldığı açıklandı. Açıklamaya göre Marmara, Ege, İç Anadolu’nun kuzeybatısı (Eskişehir) ile Batı Karadeniz’in iç kesimlerinde rüzgarın güney ve batı yönlerden güçlü esmesi, fırtına ve yer yer şiddetli fırtınaya dönüşmesi bekleniyor. Trakya bölgesinde görülecek olan sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların Edirne ve Kırklareli çevreleri ile Tekirdağ’ın iç bölgelerinde yerel olarak güçlü olacağı öngörülüyor. Ayrıca İzmir, Aydın, Muğla, Manisa, Balıkesir ve Bursa çevreleri ile Çanakkale’nin güney ve doğu bölgelerinde de yerel kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış bekleniyor. İçişleri Bakanlığı, olumsuz hava koşulları nedeniyle ağaç ve direk devrilmesi, çatı uçması, soba ve doğalgaz kaynaklı baca gazı zehirlenmeleri, ani sel, su baskını, yıldırım, yerel dolu yağışı ve ulaşımda aksamalar gibi risklere karşı vatandaşların dikkatli olmaları gerektiğine dikkat çekti. Açıklamada, yetkililerin yapacağı uyarıların yakından takip edilmesinin önemi de belirtildi.

EN PAHALLI VE EN UCUZ İLLER Haber

EN PAHALLI VE EN UCUZ İLLER

BÖLGESEL SATINALMA GÜCÜ PARİTESİ, 2024 Türkiye'de 2024 yılı fiyat düzeyi endeksi en yüksek bölge TR10 (İstanbul) oldu Türkiye’de Bölgesel Fiyat Farkları Netleşti2024’te En Pahalı Bölge İstanbul, En Ucuz Bölge Mardin–Batman–Şırnak–Siirt Oldu Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan 2024 yılı Bölgesel Satınalma Gücü Paritesi (BSGP) sonuçları, Türkiye genelinde fiyat düzeylerinin bölgelere göre önemli farklılıklar gösterdiğini ortaya koydu. Türk Lirası’nın farklı bölgelerdeki satın alma gücünü ölçmek amacıyla gerçekleştirilen çalışmada, ayrıntılı olarak tanımlanmış ortak bir mal ve hizmet sepeti kullanılarak bölgesel fiyat düzeyi endeksleri hesaplandı. Endeks değeri 100’ün üzerinde olan bölgeler Türkiye ortalamasına göre “pahalı”, 100’ün altında kalan bölgeler ise “ucuz” olarak değerlendirildi. İSTANBUL TÜRKİYE ORTALAMASININ ÜZERİNDE 2024 yılı sonuçlarına göre fiyat düzeyi endeksinin en yüksek olduğu bölge 112,6 ile TR10 (İstanbul) oldu. Bu değer, İstanbul’un Türkiye ortalamasına göre yüzde 12,6 daha pahalı olduğunu gösterdi. En düşük fiyat düzeyi endeksi ise 91,5 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) bölgesinde gerçekleşti. Bu sonuç, söz konusu bölgenin Türkiye ortalamasına göre yüzde 8,5 daha ucuz olduğunu ortaya koydu. GIDA VE GİYİM EN ÇOK BALIKESİR–ÇANAKKALE BÖLGESİNDE PAHALI Gıda ve alkolsüz içecekler ana harcama grubunda en yüksek fiyat düzeyi endeksi 106,0 ile TR22 (Balıkesir, Çanakkale) bölgesinde görüldü. Aynı grupta en düşük endeks 95,1 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) bölgesinde hesaplandı. Giyim ve ayakkabı harcamalarında da en pahalı bölge yine TR22 (Balıkesir, Çanakkale) oldu. Bu grupta fiyat düzeyi endeksi 108,4 olarak ölçülürken, en düşük değer 87,1 ile TRA2 (Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan) bölgesinde gerçekleşti. KONUT, SAĞLIK VE EĞİTİMDE İSTANBUL AÇIK ARA ÖNDE Konut ana harcama grubunda fiyat düzeyi endeksi 147,3 ile TR10 (İstanbul)’da en yüksek seviyeye ulaştı. En düşük konut endeksi ise 73,8 ile TRA2 (Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan) bölgesinde ölçüldü. Sağlık harcamalarında da en pahalı bölge TR10 (İstanbul) oldu. Bu grupta İstanbul’un fiyat düzeyi endeksi 136,8 olurken, en düşük değer 73,6 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) bölgesinde görüldü. Eğitim ana harcama grubunda fark daha da belirginleşti. TR10 (İstanbul)’da endeks 138,8 olarak hesaplanırken, TRA2 (Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan) bölgesinde bu değer 58,6 seviyesinde kaldı. ULAŞTIRMA VE LOKANTA-OTELLERDE BÖLGESEL AYRIŞMA Ulaştırma harcamalarında en pahalı bölge 103,8 ile TR10 (İstanbul) olurken, en ucuz bölge 95,2 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) olarak belirlendi. Lokanta ve oteller ana harcama grubunda en yüksek fiyat düzeyi endeksi 113,8 ile TR31 (İzmir) bölgesinde gerçekleşti. En düşük endeks ise 88,5 ile TRA2 (Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan) bölgesinde ölçüldü. DİĞER HARCAMA GRUPLARINDA DAHA SINIRLI FARKLAR Alkollü içecekler ve tütün grubunda fiyat farkları sınırlı kaldı; endeksler bölgeler arasında 99,6 ile 100,1 aralığında seyretti. Ev eşyası harcamalarında en yüksek fiyat düzeyi 105,1 ile TR82 (Kastamonu, Çankırı, Sinop) bölgesinde, en düşük değer ise 94,1 ile TR71 (Kırıkkale, Aksaray, Niğde, Nevşehir, Kırşehir) bölgesinde görüldü. Haberleşme grubunda, telefon ve internet ücretlerinin ülke genelinde büyük ölçüde aynı olması nedeniyle bölgesel farklar sınırlı kaldı. En yüksek endeks 102,3 ile TR31 (İzmir) bölgesinde, en düşük endeks ise 97,4 ile TR32 (Aydın, Denizli, Muğla) bölgesinde gerçekleşti. Eğlence ve kültür harcamalarında en pahalı bölge 105,0 ile TR42 (Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova) olurken, en düşük endeks 93,4 ile TR63 (Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye) bölgesinde ölçüldü. Çeşitli mal ve hizmetler grubunda ise en yüksek fiyat düzeyi 109,0 ile TR10 (İstanbul)’da, en düşük seviye 92,3 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) bölgesinde kaydedildi. BÖLGESEL YAŞAM MALİYETİ FARKI DERİNLEŞİYOR 2024 yılı Bölgesel Satınalma Gücü Paritesi sonuçları, Türkiye’de yaşam maliyetlerinin bölgelere göre ciddi biçimde ayrıştığını bir kez daha ortaya koydu. Özellikle İstanbul’un konut, sağlık ve eğitim gibi temel harcama kalemlerinde ülke ortalamasının oldukça üzerine çıkması dikkat çekerken, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde fiyat düzeylerinin görece düşük seyrettiği görüldü.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.