Hava Durumu

#Bitki Koruma

giresunsonhaber - Bitki Koruma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bitki Koruma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KOKARCAYA KARŞI YENİ  HEDEF 2027 FINDIK SEZONU Haber

KOKARCAYA KARŞI YENİ HEDEF 2027 FINDIK SEZONU

KOKARCAYA KARŞI YENİ HEDEF 2027 FINDIK SEZONU GİRESUN'DA KOKARCAYA KARŞI MÜCADELE GENİŞLİYOR: HEDEF 2027 FINDIK SEZONUNU KORUMAK Giresun'da fındığın verim ve kalitesini tehdit eden kahverengi kokarcaya karşı mücadele, 2026 hasadının ardından hız kazandı. Eylül ayında başlayan kışlak ilaçlamaları ekim ayında Çanakçı, Eynesil ve Tirebolu'daki yeni uygulamalarla devam etti. Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, zararlının kışı geçireceği alanlarda ilaçlama yaparken feromon tuzaklarla böcek yoğunluğunu izlemeyi sürdürüyor. Doğu Asya'dan dünyaya yayılan, 2015 yılında Gürcistan'da, 2017 yılında Türkiye'de tespit edilen kahverengi kokarcanın Giresun'daki geçmişi sanılandan daha eski. Bilimsel kayıtlara göre zararlı, 29 Nisan 2019'da Tirebolu'da görülmüştü. Aradan geçen yedi yılda fındık üretimini tehdit eden önemli zararlılardan biri haline gelen böceğe karşı şimdi 2027 sezonunu koruyacak önlemler alınıyor. Sonbaharda ev, depo, serenti ve benzeri korunaklı alanlara yönelen kokarcaların azaltılmasıyla, gelecek ilkbaharda fındık bahçelerine ulaşacak zararlı sayısının düşürülmesi hedefleniyor. Mücadelenin gerçek başarısı ise gelecek sezon ölçülecek zararlı yoğunluğu ve ürün kaybıyla ortaya çıkacak. Giresun'un en önemli tarımsal ürünü fındıkta kalite ve verim kayıplarına neden olabilen kahverengi kokarca, hasat sonrasında da gündemdeki yerini koruyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, zararlının kışlaklara çekildiği sonbahar dönemini değerlendirerek ilçelerde ilaçlama, tuzak kontrolü ve üretici bilgilendirme çalışmalarını sürdürüyor. Ancak Giresun'da yıllardır mücadele edilen bu zararlının bölgeye nasıl ulaştığı da önemli bir soru. UZAK DOĞU'DAN KARADENİZ'E: KOKARCA GİRESUN'A NASIL GELDİ? Bilimsel adı Halyomorpha halys olan kahverengi kokarca, Çin, Japonya ve Kore'nin de bulunduğu Doğu Asya coğrafyasından dünyaya yayılan istilacı bir böcek türü. Uluslararası ticaret ve taşımacılıkla doğal yaşam alanlarının dışına çıkan zararlı, önce Kuzey Amerika ve Avrupa'da, ardından Kafkasya'da önemli tarımsal sorunlara neden oldu. Tarım ve Orman Bakanlığının kayıtlarına göre kahverengi kokarca 2015 yılında Gürcistan'da tespit edildi. Gürcistan'da 2017 yılında zararlı yoğunluğunun ciddi boyutlara ulaşmasının ardından Türkiye'nin Doğu Karadeniz sınırındaki tarım alanları da risk altına girdi. Bakanlığın resmî açıklamalarına göre Türkiye'deki ilk tespitler 2017 yılında Artvin ve Rize'nin Gürcistan sınırına yakın ilçelerinde gerçekleştirildi. Ancak zararlının bölgedeki yayılışına ilişkin bilimsel çalışmalarda daha erken gözlem kayıtları da bulunuyor. Artvin Çoruh Üniversitesinden Temel Göktürk ve Atatürk Üniversitesinden Göksel Tozlu'nun Mayıs 2019'da Batum'da düzenlenen Uluslararası Karadeniz Kıyı Ülkeleri Sempozyumu'nda sunduğu araştırmaya göre, kahverengi kokarca 2016 yılında Artvin'in Kemalpaşa ilçesi sahil kesiminde, 2017'de Hopa ve Arhavi'de, 2018'de ise Artvin'in Borçka ilçesi ile Rize'nin Fındıklı ve Ardeşen ilçelerinde gözlendi. Araştırmada zararlının 2019 yılında Trabzon'a, aynı yılın nisan ayında ise Giresun'un Tirebolu ilçesine kadar ulaştığı bildirildi. TİREBOLU'DA İLK BİLİMSEL TESPİT 29 NİSAN 2019 Göktürk ve Tozlu'nun araştırmasında kahverengi kokarcanın Giresun'un Tirebolu ilçesinde 29 Nisan 2019 tarihinde tespit edildiği kaydedildi. Bu tarih, zararlının Giresun'da yalnızca son birkaç yılda ortaya çıkmış bir sorun olmadığını gösteriyor. Ancak bu kayıt, böceğin Giresun'a tam olarak 29 Nisan'da girdiği anlamına gelmiyor. Tarih, araştırmacıların varlığını kayıt altına aldığı gözlemi ifade ediyor. Zararlının Tirebolu'ya nasıl ulaştığına ilişkin kesinleşmiş bir güzergâh veya taşıma aracı bulunmuyor. Bilimsel araştırmalar, kahverengi kokarcanın hem doğal uçuş yoluyla hem de insan faaliyetleri sonucu uzak mesafelere taşınabildiğini ortaya koyuyor. Özellikle kamyon, otomobil, ticari yük, ambalaj, bitkisel materyal ve farklı eşyalar arasında saklanabilen böcekler, ulaşım ve ticaret hareketliliğiyle yeni bölgelere taşınabiliyor. Bu nedenle Gürcistan'dan Artvin, Rize ve Trabzon üzerinden Giresun'a uzanan Doğu Karadeniz kıyı hattı, zararlının yayılış kayıtlarıyla uyumlu bir güzergâh oluşturuyor. Ancak kahverengi kokarcanın Giresun'a belirli bir kamyon, fındık sevkiyatı veya ticari ürünle getirildiğine ilişkin somut bir kanıt bulunmuyor. Doğal yayılım ile taşımacılık faaliyetlerinin birlikte etkili olmuş olabileceği değerlendiriliyor. 2023'TE GİRESUN'UN BEŞ İLÇESİNDE YOĞUNLUK ARTTI Tirebolu'daki 2019 kaydının ardından kahverengi kokarca Giresun'un diğer üretim alanlarında da görülmeye başladı. Tarım ve Orman Bakanlığının kayıtlarında 2023 yılında Giresun Merkez, Eynesil, Tirebolu, Espiye ve Keşap ilçelerinde zararlı yoğunluğundaki artışa dikkat çekildi. Kahverengi kokarcanın çok sayıda bitki üzerinde beslenebilmesi, uçuş kabiliyeti ve yerleşim alanlarında kışlayabilmesi, bölgedeki yayılışını kolaylaştıran özellikler arasında bulunuyor. Giresun'un fındık bahçeleri, meyve ağaçları ve diğer konukçu bitkileri, zararlının beslenebileceği geniş bir alan oluşturuyor. Bu durum, mücadelenin yalnızca fındık ocaklarında değil, bahçelerin çevresindeki diğer bitkilerde ve kışlak alanlarında da yürütülmesini gerekli kılıyor. ÇANAKÇI, EYNESİL VE TİREBOLU'DA EKİM MÜCADELESİ Giresun'da 2026 hasadının ardından yürütülen çalışmaların ağırlık noktası, kahverengi kokarcanın kışlayacağı alanlar oldu. 8 Ekim'de Çanakçı ilçesine bağlı Karabörk köyünde kışlak mücadelesi gerçekleştirildi. Aynı dönemde Eynesil'in Boztepe Mahallesi ile Kemaliye köyünde de bina, depo, ahır ve benzeri korunaklı alanlara yönelik çalışmalar yürütüldü. Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, sonbaharda açık alanlardan yapılara yönelen böceklerin kışı geçirmeden azaltılmasını hedefledi. Tirebolu İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri ise 8 Ekim'de Düzköy ve Karademir köylerinde kurulu feromon tuzakları ve yapışkan tablaları kontrol etti. Bu tuzaklar, zararlının hareketlerinin ve yoğunluğunun izlenmesinde kullanılıyor. Elde edilen saha verileri, mücadele yapılması gereken alanların ve uygun uygulama dönemlerinin belirlenmesine yardımcı oluyor. KUZGUN KÖYÜ'NDE 14 MAHALLEYİ KAPSAYAN İLAÇ DAĞITIMI Tirebolu'nun Kuzgun köyünde 9 Ekim'de kahverengi kokarcaya karşı kullanılmak üzere temin edilen ilaçlar, köy muhtarlığı aracılığıyla vatandaşlara dağıtıldı. Köyün 14 mahallesini kapsayan organizasyonda, ilaçların uygun koşullarda ve gerekli koruyucu tedbirler alınarak kullanılması istendi. Yetkililer, uygulama sırasında insan sağlığının, evcil hayvanların ve gıda maddelerinin korunmasının önemini hatırlattı. Dağıtılan ürünlerin yalnızca ruhsatlarında belirtilen alanlarda ve kullanım talimatlarına uygun şekilde uygulanması gerekiyor. İlaç dağıtılması, ilgili bütün yapıların ilaçlandığı anlamına gelmiyor. Uygulamaların kapsamı ve sonuçlarının ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor. BAYAZIT VE YAĞLIDERE'DEN SONRA MÜCADELE YAYGINLAŞTI Giresun'da sonbahar mücadelesi eylül ayında başlamıştı. 10 Eylül'de Merkez ilçeye bağlı Bayazıt köyünde İl Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personeli ve muhtarlık gözetiminde kışlak ilaçlaması yapıldı. İŞKUR'un Toplum Yararına Programı kapsamında görevlendirilen ekiplerin katıldığı uygulamada evlerin dış cepheleri, serentiler, depolar ve benzeri yapıların çevresi hedef alındı. 26 Eylül'de ise Yağlıdere ilçesi Elmabelen Mahallesi'nin Delmece mevkisinde kışlak mücadelesi gerçekleştirildi. Eylül ayında kamuoyuna duyurulan bu faaliyetlerin ardından ekimde farklı ilçelerde yeni uygulamalara geçildi. FINDIK HASADI ÖNCESİNDE DE MÜCADELE YÜRÜTÜLDÜ Giresun'da kahverengi kokarcaya yönelik çalışmalar yalnızca sonbahar döneminde gerçekleştirilmiyor. Ocak 2026'da Anadolu Ajansına değerlendirmelerde bulunan Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, 2025 yılında yaklaşık 70 bin bağımsız bölümde ilaçlama yapıldığını ve 90 binin üzerinde samuray arısının doğaya bırakıldığını açıklamıştı. 2026 ilkbaharında ise zararlının kışlaklardan çıkarak tarım alanlarına yönelmesi üzerine fındık bahçelerindeki kontroller yoğunlaştırıldı. Mayıs ayında fındık kurdu ve kahverengi kokarcaya karşı ilaçlama dönemleri sahil kesiminde 13 Mayıs, orta kesimde 16 Mayıs ve yüksek kesimde 19 Mayıs olarak duyuruldu. Haziran ayında ergin kahverengi kokarcaların bahçelerde görülmesi ve yumurtlama döneminin başlaması üzerine üreticilere yeniden uyarılarda bulunuldu. Yağışlar nedeniyle ilaçlama yapamayan üreticilerin bahçelerini kontrol etmeleri, zararlı yoğunluğuna göre ve ruhsatlı ürünlerle mücadele etmeleri istendi. 130 BİN SAMURAY ARISI HEDEFİYLE BİYOLOJİK MÜCADELE 2026 yılında yürütülen çalışmaların önemli bir bölümünü biyolojik mücadele oluşturdu. 22 Haziran'da Giresun Merkez Aksu Mahallesi'nde düzenlenen programla samuray arısı salım çalışmaları başlatıldı. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, yıl içerisinde toplam 130 bin samuray arısının doğaya bırakılmasının planlandığını açıkladı. Fındık Araştırma Enstitüsünün üretim çalışmaları kapsamında 2 Temmuz'da Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin'de eş zamanlı salımlar gerçekleştirildi. Giresun'da 6 Temmuz'da Keşap'ta, 9 Temmuz'da ise Tirebolu'nun Karademir köyünde yeni salım faaliyetleri yürütüldü. Bilimsel adı Trissolcus japonicus olan samuray arısı, kahverengi kokarcanın yumurtalarını parazitleyerek zararlının çoğalmasını sınırlandırmak amacıyla kullanılıyor. Biyolojik mücadelenin başarılı olup olmadığının belirlenmesi için salınan arı sayısının yanında yumurta parazitlenme oranlarının ve zararlı popülasyonunun izlenmesi gerekiyor. AĞUSTOSTA FINDIKTAKİ ZARAR ARAŞTIRILDI Fındık hasadının başladığı ağustos ayında çalışmalar, zararlının ürün üzerinde oluşturduğu kayıpların belirlenmesine de yöneldi. Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri üreticilere yönelik bilgilendirme ve bahçe kontrollerini sürdürürken araştırma kuruluşları da saha denemelerine devam etti. Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü koordinasyonunda Samsun, Ordu, Giresun ve Trabzon'daki 18 fındık bahçesinde yürütülen dal-kafes çalışmaları tamamlandı. Araştırmada koruma altındaki dallardan elde edilen fındıklarla doğal koşullarda yetişen ürünlerin zarar, verim ve kalite bakımından karşılaştırılması amaçlandı. Fındık Araştırma Enstitüsü de samuray arısının farklı salım yöntemlerinin etkinliğini belirlemeye yönelik denemelerini sürdürdü. KAHVERENGİ KOKARCA FINDIĞA NASIL ZARAR VERİYOR? Kahverengi kokarca, sokucu-emici ağız yapısıyla fındık meyvesinden besleniyor. Zararlının verdiği hasar, fındığın gelişme dönemine göre değişiyor. Erken dönemdeki beslenme zararı, sarıkaramuk, karakaramuk ve boş meyve oluşumuyla ilişkili olabiliyor. İç doldurma ve olgunlaşma dönemindeki beslenme ise buruşuk, şekilsiz ve lekeli iç oluşumuna neden olabiliyor. Bu durum sağlam iç oranını düşürerek fındığın ticari kalitesini ve üreticinin satıştan elde edeceği geliri olumsuz etkileyebiliyor. Ancak her çürük veya lekeli fındığın kahverengi kokarca tarafından zarar gördüğü söylenemez. Mantari hastalıklar, diğer zararlılar ve çevresel koşullar da benzer sorunlara yol açabiliyor. Gerçek zarar miktarının belirlenmesi için teknik inceleme ve ürün analizleri gerekiyor. NEDEN BU KADAR ZOR KONTROL EDİLİYOR? Kahverengi kokarcanın mücadelesini güçleştiren başlıca nedenlerden biri, çok sayıda bitki türünde beslenebilmesi. Zararlı; fındık, kivi, elma, armut, mısır, fasulye, domates, biber ve farklı yabani bitkiler üzerinde yaşayabiliyor. Bu nedenle bir fındık bahçesinde yürütülen mücadeleden sonra çevredeki diğer bitkilerden yeniden zararlı girişi yaşanabiliyor. Böceğin uçuş kabiliyeti, çoğalma potansiyeli ve sonbaharda yapılarda toplu halde kışlaması da kontrolünü zorlaştırıyor. Kış aylarında hayatta kalan erginler, ilkbaharda sıcaklıkların yükselmesiyle yeniden tarım alanlarına dağılıyor. Bu nedenle mücadelenin tek tek bahçeler yerine yerleşim alanları ve komşu üretim bölgelerini kapsayacak biçimde yürütülmesi gerekiyor. MÜCADELEDE TEK YÖNTEM YETERLİ DEĞİL Tarım ve Orman Bakanlığı, kahverengi kokarcayla mücadelede farklı yöntemlerin birlikte kullanılmasını esas alıyor. Sonbaharda kışlaklara yönelen böceklerin mekanik yöntemlerle toplanması ve uygun alanlarda ruhsatlı biyosidal ürünlerle mücadele edilmesi, ilkbahara ulaşabilecek ergin sayısını azaltmayı amaçlıyor. İlkbahar ve yaz aylarında fındık bahçelerinde yapılan kontrollerle zararlının gelişme dönemleri ve yoğunluğu izleniyor. Feromon tuzaklar, böceğin bulunduğu alanların ve hareketlerinin belirlenmesinde kullanılıyor. Samuray arısı salımlarıyla zararlının yumurtalarından yeni bireylerin çıkmasının azaltılması hedefleniyor. Kimyasal mücadele gerektiğinde ise yalnızca ruhsatlı bitki koruma ürünlerinin uygun zamanda ve etiket talimatlarına göre kullanılması gerekiyor. Arılar ve diğer faydalı canlıların korunması, hasat öncesi bekleme süreleri ve kişisel koruyucu donanım kullanımı, ilaçlama çalışmalarında dikkat edilmesi gereken başlıca konular arasında bulunuyor. GİRESUN'DA MÜCADELENİN GERÇEK SONUCU HENÜZ BELLİ DEĞİL Giresun'da 2025 ve 2026 yıllarında gerçekleştirilen çalışmalar, kahverengi kokarcaya karşı geniş kapsamlı bir mücadele yürütüldüğünü ortaya koyuyor. Ancak ilaçlanan yapı sayısı, dağıtılan ürün miktarı veya doğaya bırakılan samuray arısı sayısı tek başına başarı göstergesi olarak değerlendirilemiyor. Zararlı yoğunluğunun önceki yıllara göre ne kadar azaldığının, biyolojik mücadele uygulamalarının ne ölçüde etkili olduğunun ve fındıkta meydana gelen gerçek kaybın belirlenmesi gerekiyor. Giresun genelinde 2026 hasadı sonrasındaki kesin zarar oranını ve mücadele başarı yüzdesini ortaya koyan kapsamlı, doğrulanmış bir sonuç henüz bulunmuyor. Bu nedenle yürütülen faaliyetlerin etkisinin aynı bölgelerde yıllar itibarıyla gerçekleştirilecek ölçümlerle değerlendirilmesi önem taşıyor. GÖZLER 2027 FINDIK HASADINDA OLACAK Giresun'da sonbahar döneminde devam eden kışlak ilaçlamaları ve feromon kontrolleri, 2027 yılı fındık üretimini korumaya yönelik hazırlıkların önemli bir aşamasını oluşturuyor. Çanakçı, Eynesil, Tirebolu ve diğer ilçelerde yürütülen çalışmaların gelecek ilkbaharda zararlı yoğunluğunu ne ölçüde azaltacağı, düzenli saha ölçümleriyle anlaşılabilecek. Fındık üreticisi açısından asıl beklenti ise yalnızca daha az kahverengi kokarca görülmesi değil, ürünün verim ve kalitesinin korunması. 2019 yılında Tirebolu'da bilimsel olarak kaydedilen kahverengi kokarca, aradan geçen yıllarda Giresun'un fındık üretimi açısından ciddi bir sorun haline geldi. 2027 sezonunda mücadelenin başarısı, yapılan ilaçlama sayısıyla değil, zararlının oluşturduğu ürün kaybının ne ölçüde azaltıldığıyla ortaya çıkacak. Kaynaklar: Tarım ve Orman Bakanlığı Kahverengi Kokarca Bilgi Platformu,Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Fındık Araştırma Enstitüsü

SALEP ÜRETİMİNE YAKIN TAKİP: FINDIĞIN YANINDA EK GELİR KAPISI OLABİLİR Mİ? Haber

SALEP ÜRETİMİNE YAKIN TAKİP: FINDIĞIN YANINDA EK GELİR KAPISI OLABİLİR Mİ?

GİRESUN'DA SALEP ÜRETİMİNE YAKIN TAKİP: FINDIĞIN YANINDA EK GELİR KAPISI OLABİLİR Mİ? Giresun’da alternatif tarımsal üretim çalışmaları kapsamında salep yetiştiriciliği yaygınlaştırılmaya çalışılıyor. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, Merkez Camili köyünde salep ekimi yapacak üreticinin arazisinde incelemelerde bulundu. Geçen yıldan ayrılan anaç yumruların sağlıklı olduğu belirlenirken, dikim işlemleri teknik personelin gözetiminde gerçekleştirildi. Gıda sanayisinde, özellikle dondurma ve sıcak içecek üretiminde kullanılan salep, yüksek katma değer potansiyeliyle dikkat çekiyor. Ancak yetiştiricilikte uygun toprak, sağlıklı üretim materyali, kontrollü bakım ve yasal izinler önem taşıyor. Giresun’da daha önce hibe destekleriyle başlatılan üretim çalışmalarının kalıcı ekonomik kazanca dönüşmesi ise verim kadar pazar ve satış koşullarına bağlı. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, il genelinde alternatif tarım ürünlerinin yetiştirilmesine yönelik saha kontrollerini sürdürüyor. Bu kapsamda Merkez ilçeye bağlı Camili köyünde salep yetiştiriciliği için dilekçeyle başvuruda bulunan bir üreticinin arazisinde ekim kontrolleri gerçekleştirildi. Teknik personel tarafından yapılan incelemede, üreticinin önceki hasat döneminden anaç olarak ayırdığı salep yumrularının canlılığını koruduğu, herhangi bir hastalık veya zararlı organizma taşımadığı tespit edildi. Yumruların adet ve kilogram cinsinden sayım ve tartımları yapıldı. Üreticiye sıra arası ve sıra üzeri dikim mesafeleri konusunda uygulamalı bilgi verildi. Ekim çalışmalarını bir süre yerinde takip eden ekipler, incelemelerin ardından ekim-dikim raporunu düzenleyerek üretim sürecini kayıt altına aldı. CAMİLİ'DE HASATTAN YENİ EKİME UZANAN ÜRETİM SÜRECİ Camili köyü, salep yetiştiriciliği konusunda daha önce gerçekleştirilen denetimlerle de gündeme gelmişti. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, Haziran 2026'da aynı köyde salep hasadı yapılan bir üretim alanında kontrol gerçekleştirmişti. O dönemdeki incelemelerde farklı salep çeşitlerine ait yumruların elde edildiği, hastalık ve zararlı organizmaya rastlanmadığı bildirilmişti. Ekim ayında gerçekleştirilen yeni kontrol ise salep yetiştiriciliğinin yalnızca hasattan ibaret olmadığını, gelecek sezon için sağlıklı yumru ayrılması ve üretimin devamlılığının sağlanmasının da önemli olduğunu gösteriyor. GİRESUN'DA 43 ÜRETİCİYE 1.325 KİLOGRAM SALEP YUMRUSU DAĞITILMIŞTI Giresun'da salep yetiştiriciliğine yönelik çalışmalar yeni değil. İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün 31 Temmuz 2024 tarihli resmî açıklamasına göre, 2023 yılında Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi kapsamında 43 üreticiye yüzde 50 hibe destekli toplam 1.325 kilogram salep yumrusu dağıtıldı. "Giresun İlinde Salep Üretimini Geliştirme" projesiyle üretimin yaygınlaştırılması, kırsal gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve üreticilere ek ekonomik seçenekler sunulması hedeflendi. 2024 yılında ise Tirebolu ilçesindeki 19 üreticiye yüzde 50 hibe desteğiyle 220 kilogram Serapias vomeracea türü salep yumrusu dağıtıldı. Bu yumruların 550 metrekarelik alanda yetiştirilmesi planlandı. Söz konusu rakamlar 2023 ve 2024 yıllarındaki destekleme faaliyetlerine ait olup, Giresun'un 2026 yılı toplam salep üretimini veya mevcut üretici sayısını göstermiyor. SALEP NASIL YETİŞTİRİLİYOR? TOHUMDAN ÇOK YUMRU ÖN PLANDA Salep, orkide familyasına ait bazı bitki türlerinin toprak altındaki yumrularından elde edilen tarımsal bir ürün. Tarımsal üretimde yaygın olarak yumruyla çoğaltılıyor. Sağlıklı ve kayıtlı üretim materyali, yeni yetiştiricilik döneminin temelini oluşturuyor. Salep orkideleri sonbaharda gelişmeye başlayıp kış ve ilkbahar döneminde büyüme gösteriyor. Bitkinin gelişim takvimi, yetiştirildiği bölgenin iklim koşullarına ve türüne göre değişebiliyor. Karadeniz Bölgesi'ndeki uygulamalarda yumru dikimi genellikle eylül-ekim aylarında yapılıyor. Hasat ise bitkinin gelişimine ve çiçeklenme dönemine bağlı olarak ilkbahar sonu veya yaz başında gerçekleştirilebiliyor. Salep yumruları uygun koşullarda çoğalabildiği için üreticiler elde ettikleri yumruların bir kısmını sonraki sezonun anaç materyali olarak değerlendirebiliyor. Ancak çoğalma miktarı her türde ve her yetiştirme koşulunda aynı olmuyor. EN ÖNEMLİ ŞART: SUYU TUTMAYAN, İYİ DRENE EDİLMİŞ TOPRAK Salep yetiştiriciliğinde arazi seçimi, üretimin başarısını doğrudan etkiliyor. Tarımsal araştırmalarda genel olarak gevşek yapılı, iyi havalanan, suyu tahliye edebilen ve organik madde bakımından uygun topraklar öne çıkıyor. Özellikle uzun süre su altında kalan, ağır ve drenajı zayıf topraklarda yumruların çürüme riski yükseliyor. Giresun gibi yağışlı bölgelerde bu durum daha fazla önem kazanıyor. Yüksek yağış miktarı nedeniyle üretim alanında su birikmesini önleyecek önlemlerin alınması gerekiyor. Bazı yetiştiricilik uygulamalarında yükseltilmiş yastık veya sırtlar hazırlanarak yumruların bulunduğu toprak katmanında su birikmesi azaltılıyor. Salep türlerinin ışık ve gölge ihtiyaçları da farklılaşabiliyor. Bazı türler yarı gölgeli koşullarda gelişirken, üretim alanının seçimi yetiştirilecek türün özelliklerine göre yapılmalı. Toprağın asitlik derecesi, besin maddeleri ve organik madde miktarının analiz edilmesi, gübreleme ve arazi hazırlığı kararlarının daha sağlıklı verilmesini sağlayabilir. DİKİMDE DERİNLİK, MESAFE VE YUMRU SAĞLIĞI ÖNEMLİ Salep yumrularının dikiminde büyüme noktasının doğru konumlandırılması, dikim derinliği ve bitkiler arasında bırakılan mesafe önem taşıyor. Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsünün yetiştiricilik çalışmalarında belirli türler için yaklaşık 6-8 santimetre dikim derinliği, 15 santimetre sıra arası ve 10 santimetre sıra üzeri mesafe örnekleri bulunuyor. Ancak bu değerler bütün salep türleri ve bütün bölgeler için değişmez bir standart değil. Camili köyündeki incelemede de teknik personelin üreticiye uygun dikim aralıklarını uygulamalı göstermesi, bu nedenle önem taşıyor. Üreticinin kullanacağı yumruların sağlıklı olması, dikim öncesinde çürük veya hastalık belirtisi taşımaması ve üretim materyalinin kayıtlı olması gerekiyor. BAKIMDA AŞIRI SULAMA VE YABANCI OTLARA DİKKAT Salep bitkisinde bakım çalışmaları toprak neminin korunması, yabancı otların kontrolü ve hastalıkların önlenmesi üzerinde yoğunlaşıyor. Bitkinin gelişim döneminde yeterli toprak nemine ihtiyaç duyulsa da aşırı sulama yumrularda çürüme riskini artırabiliyor. Bu nedenle yağışlı bölgelerde sulama miktarı takvime göre değil, toprağın mevcut nem durumuna göre belirlenmeli. Yabancı otların kontrolü, bitkilerin yeterli gelişme alanına sahip olması açısından önem taşıyor. Gübreleme uygulamalarının ise toprak analizine ve yetiştirilen türün ihtiyacına göre planlanması gerekiyor. Hastalık veya zararlı görüldüğünde kullanılacak bitki koruma ürünlerinin ruhsat durumu ve uygunluğu İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün teknik önerileri doğrultusunda değerlendirilmelidir. SALEP PAZARINDA DONDURMA VE GIDA SANAYİSİ ÖNE ÇIKIYOR Salebin ekonomik değerini belirleyen önemli özelliklerinden biri gıda sanayisinde hammadde olarak kullanılması. Salep yumrularının işlenmesiyle elde edilen ürün, özellikle geleneksel sıcak salep içeceğinde ve dondurma üretiminde kullanılıyor. Salebin içerdiği glukomannan gibi bileşenler, ürünlere kıvam kazandırma özellikleri nedeniyle gıda üretiminde önem taşıyor. Ürünün pazarlanması taze yumru veya işlenmiş salep üzerinden gerçekleşebiliyor. Ancak her iki durumda da ilgili üretim, satış, işleme ve izlenebilirlik şartlarının karşılanması gerekiyor. Özellikle üretim miktarı küçük olan çiftçiler açısından ürünün hasattan önce hangi alıcıya ve hangi koşullarda satılacağının belirlenmesi önemli. Çünkü yüksek kilogram fiyatıyla anılan bir ürünün mutlaka yüksek net kazanç sağlayacağı söylenemiyor. Dikimlik yumru maliyeti, üretim kayıpları, hasat işçiliği, işleme giderleri ve satış olanakları birlikte değerlendirilmeli. GİRESUN'UN GIDA ÜRETİMİYLE YENİ BİR BAĞ KURABİLİR Salep yetiştiriciliğinin Giresun açısından dikkat çekici yönlerinden biri, yerel gıda ürünlerinde kullanılabilecek bir hammadde olması. Nitekim 2019 yılında coğrafi işaretle tescillenen Görele dondurmasının geleneksel üretiminde de salep kullanılıyor. Bu durum, kayıtlı salep yetiştiriciliğinin geliştirilmesi halinde yerel gıda işletmelerinin hammadde ihtiyacıyla tarımsal üreticiler arasında yeni ticari bağlantılar kurulabilmesi açısından değerlendirilebilir. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için üretim hacminin, ürün kalitesinin, işleme koşullarının ve gıda işletmelerinin gerçek taleplerinin ortaya konulması gerekiyor. Dolayısıyla salep, Giresun'da fındığın yerini alacak bir ürün olarak değil, uygun arazilerde üretici gelirini çeşitlendirebilecek alternatif bir tarımsal faaliyet olarak öne çıkıyor. TÜRKİYE'NİN İLK YERLİ SALEP ÇEŞİTLERİ TESCİLLENDİ Salep yetiştiriciliğinde 2026 yılında ulusal ölçekte önemli bir gelişme de yaşandı. Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü tarafından geliştirilen Türkiye'nin ilk yerli salep çeşitleri "Balyumru" ve "Bolyumru"nun tescillendiğini duyurdu. Bakanlığın 28 Mayıs 2026 tarihli açıklamasında, bu çeşitlerle geleneksel yetiştiricilik yöntemlerine kıyasla birim alanda 2 ila 4 kat daha yüksek yumru verimi elde edilebildiği belirtildi. Bu verim artışı, Bakanlığın geliştirdiği çeşitler için açıkladığı araştırma sonuçlarını ifade ediyor. Giresun'daki bütün salep üretim alanlarında aynı artışın gerçekleşeceği anlamına gelmiyor. Yeni çeşitlerin kayıtlı üretimin yaygınlaşmasına ve doğal salep orkidesi popülasyonlarının korunmasına katkı sağlaması hedefleniyor. DOĞADAN SALEP TOPLAMAK YASAK: ÜRETİM İZNE BAĞLI Salep yetiştiriciliğinde en önemli konulardan biri de yasal düzenlemeler. Türkiye'de doğal salep orkidesi popülasyonları koruma altında bulunuyor. Doğadan izinsiz yumru sökülmesi ve doğal popülasyonların tahrip edilmesi hukuki yaptırımlara neden olabiliyor. Tarım ve Orman Bakanlığının 9 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan üretim esaslarına göre gıda amaçlı salep yetiştiriciliği Çiftçi Kayıt Sistemi'ne kayıtlı üreticiler tarafından, İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerinin gözetiminde gerçekleştiriliyor. Üretime başlamak isteyen çiftçilerin Salep Üretimi Başvuru Formu ile başvurması ve üretim materyalini izin verilen kayıtlı kaynaklardan temin etmesi gerekiyor. Hasat tarihinin en az iki hafta önceden ilgili müdürlüğe bildirilmesi, elde edilen yumru miktarının resmî olarak tespit edilmesi ve satış ile nakliyede Salep Hasat Formu kullanılması şartları bulunuyor. Üreticiler, belgelerinde kayıtlı yumru miktarı kadar satış yapabiliyor. Çoğaltım amaçlı yumru ve fide satışları ise ayrıca belirlenmiş kurallara tabi. Bu uygulamalar hem doğal bitki türlerinin korunmasını hem de salep ticaretinin izlenebilir olmasını amaçlıyor. GİRESUN'DA SALEP ÜRETİMİNİN EKONOMİK GELECEĞİ NEYE BAĞLI? Camili köyünde gerçekleştirilen son denetim, Giresun'da salep üretiminin kayıtlı ve teknik gözetim altında yürütülmesine yönelik çalışmalardan biri oldu. Ancak alternatif tarım ürünlerinin yaygınlaşmasında yalnızca başarılı dikim ve hasat yeterli değil. Üreticinin başlangıç maliyetinin karşılanabilir olması, sağlıklı yumru temini, uygun üretim alanı, işleme altyapısı ve düzenli satış kanallarının oluşturulması önem taşıyor. Giresun'da geçmiş yıllarda gerçekleştirilen hibe destekli projeler ve devam eden arazi kontrolleri, salep yetiştiriciliği konusunda bir teknik birikim oluştuğunu gösteriyor. Bunun ekonomik değerinin ortaya konulabilmesi için ise il genelindeki güncel ekim alanlarının, üretim miktarının, gerçekleşmiş satış fiyatlarının ve üretici maliyetlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Salep, uygun koşullarda Giresunlu üretici için ek gelir kaynağına dönüşebilir. Ancak kalıcı kazanç, ürünün yalnızca yetiştirilmesine değil, kayıtlı ve sürdürülebilir şekilde pazarlanabilmesine bağlı olacak. . Kaynaklar: Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Camili köyü salep ekim kontrolleri açıklaması (2026); Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Giresun'da Salep Yetiştiriciliği Yaygınlaşıyor (31 Temmuz 2024); Tarım ve Orman Bakanlığı, Tescillenen İlk Yerli Salep Çeşitleriyle Verim 4 Kata Kadar Artacak (28 Mayıs 2026); Bakanlık, Gıda Amaçlı Salep Üretimi ve Çoğaltımında Uyulması Gereken Usul ve Esaslar (9 Ekim 2026); Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü yetiştiricilik yayınları; Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Görele Dondurması tescil açıklaması.

GİRESUN’DA ÜRETİCİLERE B-REÇETE UYARISI: ZİRAİ İLAÇTA KAYIT VE SMS DÖNEMİ Haber

GİRESUN’DA ÜRETİCİLERE B-REÇETE UYARISI: ZİRAİ İLAÇTA KAYIT VE SMS DÖNEMİ

GİRESUN’DA ÜRETİCİLERE B-REÇETE UYARISI: ZİRAİ İLAÇTA KAYIT VE SMS DÖNEMİ Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, zirai ilaç kullanımında B-Reçete sistemiyle ilgili üreticileri uyardı. ÇKS ve bağlantılı kayıtların güncel tutulması, reçeteye tabi ürünlerde e-reçete alınması, zirai ilaç satın alırken kimlik ve SMS doğrulaması yapılması, ilaçlama ile hasat bilgilerinin sisteme zamanında girilmesi gerekiyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, “Doğru Kayıt, Doğru Uygulama, İzlenebilir Üretim” mesajıyla B-Reçete sistemine ilişkin üreticilerin dikkat etmesi gereken kuralları paylaştı. Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan bilgilendirme görsellerinde süreç, üreticinin kayıtlarını güncellemesinden zirai ilaç satın almasına, uygulama ve hasat bilgilerinin sisteme işlenmesine kadar beş başlık altında anlatıldı. “ÇKS, KOBÜKS VE DİĞER KAYITLARINIZI GÜNCELLEYİN” B-Reçete kapsamında zirai ilaç temininin kayıtlı araziler üzerinden gerçekleştirildiği belirtildi. Bu nedenle üretim alanı, ada-parsel ve ürün bilgilerinin doğru olması gerekiyor. Sistemde kayıtlı cep telefonu bilgilerinin de güncel tutulması istenirken, ilk kez başvuracak veya kayıtlarında değişiklik bulunan üreticilerin yetkili birimlere müracaat etmesi gerektiği bildirildi. ZİRAİ İLAÇ ALIRKEN E-REÇETE VE SMS DOĞRULAMASI Reçeteye tabi bitki koruma ürünlerinin satın alınmasında önce yetkili kişiden e-reçete alınması gerekiyor. Satış işlemlerinde T.C. kimlik numarası ile SMS doğrulaması kullanılacağı belirtildi. Üreticinin satın alabileceği zirai ilaç miktarı da sınırsız olmayacak. Görsellerde verilen bilgiye göre alınabilecek miktar; üretim alanı, yetiştirilen ürün, uygulanacak doz ve uygulama sayısı dikkate alınarak belirlenecek. İLAÇLAMA KAYDI SİSTEME GİRİLECEK B-Reçete sistemi yalnızca zirai ilacın satın alınması aşamasıyla sınırlı değil. Sistem üzerinden alınan ilaçların uygulama kayıtlarının da sisteme girilmesi gerekiyor. Ürünlerin hasat ve satış bilgilerinin sisteme kaydedilmesi gerektiği belirtilirken, Bakanlığın bilgilendirmesinde uygulama kaydının yapılmaması halinde idari yaptırım uygulanacağı da açıkça ifade edildi. İLACI KİMİN, NE ZAMAN VE NE KADAR UYGULADIĞI KAYIT ALTINDA İlaçlama kayıtlarının zamanında sisteme girilmesi gerekiyor. Uygulama kaydında uygulama tarihi, ürün, kullanılan doz ve uygulayıcı bilgileri kayıt altına alınacak. Bunun yanında hasat tarihi ve hasat miktarı da sisteme işlenecek. Böylece zirai ilacın temininden kullanımına ve ürünün hasadına kadar olan sürecin kayıt üzerinden izlenmesi amaçlanıyor. “DOĞRU DOZ, DOĞRU ZAMAN” Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün paylaşımında zirai ilacın sahadaki kullanımına ilişkin kurallar da hatırlatıldı. İlaçlamanın yetkili veya uygun kişiler tarafından yapılması, ruhsatlı ürün kullanılması ve doğru doz ile doğru uygulama zamanına uyulması istendi. Üreticilerin ilaçlama sırasında kişisel koruyucu donanım kullanması gerektiği belirtilirken, son ilaçlama ile hasat arasındaki bekleme süresine uyulması gerektiğinin de altı çizildi. İl Müdürlüğü üreticilere, “ÇKS ve ilintili sistem kayıtlarınızı güncel tutun. Zirai ilaç alırken e-reçete ve SMS doğrulamasını kullanın. İlaçlama ve hasat kayıtlarınızı zamanında sisteme girin. Doğru doz, doğru zaman ve koruyucu donanım kuralına uyun” çağrısında bulundu. TARİH: 3 Ekim 2026 KAYNAK: Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü – Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü B-Reçete bilgilendirme görselleri ve İl Müdürlüğünün resmî sosyal medya açıklaması.

YAĞLIDERE’DE KAHVERENGİ KOKARCAYA KIŞLAK MÜDAHALESİ Haber

YAĞLIDERE’DE KAHVERENGİ KOKARCAYA KIŞLAK MÜDAHALESİ

YAĞLIDERE’DE KAHVERENGİ KOKARCAYA KIŞLAK MÜDAHALESİ Giresun’un Yağlıdere ilçesinde fındık başta olmak üzere tarımsal ürünler için önemli tehdit oluşturan kahverengi kokarcaya karşı kışlak mücadelesi yürütülüyor. Elmabelen Mahallesi Delmece mevkisinde zararlının kışı geçirmek için yöneldiği yapıların girişleri ve dış bölümlerinde ruhsatlı biyosidal ürünlerle uygulama yapıldı. SOĞUKLARLA BİRLİKTE BAHÇEDEN YAPILARA ÇEKİLİYOR Yağlıdere İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personelinin gözetiminde ve muhtarlık desteğiyle gerçekleştirilen çalışmada; evlerin dış cepheleri, serentiler, metruk binalar, depolar ve kahverengi kokarcanın kışlak olarak kullanabileceği diğer yapıların dış bölümleri hedef alındı. Mücadelede ruhsatlı biyosidal ürünler kullanıldı. Kahverengi kokarca sonbaharda sıcaklıkların düşmesiyle tarımsal alanlardan ayrılarak kışı geçirmek üzere ev, depo, ahır, serenti, çatı arası ve benzeri korunaklı alanlara yöneliyor. Bu dönemde ergin böcekler kışlama durumuna geçerek faaliyetlerini önemli ölçüde azaltıyor; ilkbaharda sıcaklıkların yükselmesiyle kışlaklardan çıkarak yeniden tarım alanlarına yayılıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, bu nedenle sonbahar-kış dönemindeki mekanik ve kışlak mücadelesini bir sonraki üretim sezonundaki popülasyonun azaltılması açısından önemli görüyor. Giresun Tarım ve Orman Müdürlüğü FINDIK İÇİN MÜCADELE KIŞIN DA SÜRÜYOR Kahverengi kokarca kışı bitki üzerinde aktif beslenerek geçirmek yerine korunaklı alanlarda geçiriyor. İlkbaharda havaların ısınmasıyla yeniden doğaya ve tarım alanlarına çıkan zararlı, fındık dahil birçok bitki türünde beslenmeye başlıyor. Bakanlığın mücadele programında kışlak döneminde toplama-imha, feromon tuzakları ve uygun alanlarda ruhsatlı ürünlerle mücadele; üretim döneminde ise izleme, biyoteknik, biyolojik ve gerektiğinde ruhsatlı bitki koruma ürünlerinin kullanılması yer alıyor.

FINDIKTA HASAT SONRASI MÜCADELE : Haber

FINDIKTA HASAT SONRASI MÜCADELE :

FINDIKTA HASAT SONRASI MÜCADELE : KOKARCA VE FİLİZ GÜVESİNE KRİTİK UYARI Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, fındık üreticilerini hasat sonrası dönem için uyardı. Bahçelerde yapılacak doğru zamanlı mücadelenin hem Fındık Filiz Güvesi üzerindeki baskıyı artırabileceği hem de kışlaklara çekilmeye hazırlanan Kahverengi Kokarca popülasyonunun gelecek sezona taşınmasını azaltabileceği bildirildi. Uzman verileri ise mücadelenin rastgele ilaçlama yerine zararlı yoğunluğu, biyolojik dönem ve ekonomik zarar eşiğine göre yürütülmesinin önemine işaret ediyor. Giresun’da fındık hasadının ardından bahçelerde yeni bir dönem başladı. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilere yaptığı duyuruda Kahverengi Kokarca ile Fındık Filiz Güvesine karşı hasat sonrası mücadelenin önemine dikkat çekti. İl Müdürlüğü, bu dönemde uygun koşullarda gerçekleştirilecek mücadelenin Fındık Filiz Güvesinin kontrolüne katkı sağlarken, bahçelerde bulunan Kahverengi Kokarcaların kışlama dönemine yüksek yoğunlukla girmesini de engelleyebileceğini bildirdi. Bilimsel veriler de özellikle Kahverengi Kokarca açısından hasattan sonraki dönemin önemli olduğunu ortaya koyuyor. Zararlı, yaz sonundan itibaren tarım alanlarından ev, depo, ahır ve benzeri korunaklı noktalara yönelerek kışlama dönemine hazırlanıyor. Bu nedenle popülasyonun kışlağa girmeden önce baskılanması, bir sonraki üretim sezonuna taşınacak ergin sayısının azaltılması açısından önem taşıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı da Kahverengi Kokarcaya karşı yalnızca kimyasal mücadeleyi değil; mekanik, biyoteknik ve biyolojik yöntemlerin birlikte kullanıldığı entegre mücadele sistemini esas alıyor. KAHVERENGİ KOKARCA FINDIKTA NEDEN BU KADAR TEHLİKELİ? Bilimsel adı Halyomorpha halys olan Kahverengi Kokarca, sokucu-emici ağız yapısına sahip istilacı bir zararlı. Fındığın gelişmekte olan meyvelerinde beslenerek ürünün yalnızca miktarını değil, iç kalitesini de etkileyebiliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre zararlının fındıktaki beslenmesi; boş, şekilsiz ve lekeli iç oluşumuna, dolayısıyla kalite ve verim kayıplarına yol açabiliyor. 2026 yılında Journal of Economic Entomology dergisinde yayımlanan ve Türkiye'nin Doğu-Orta Karadeniz Bölgesi ile ABD'nin Oregon eyaletindeki fındık bahçelerini kapsayan araştırma da zararın fındığın gelişme dönemine göre değiştiğini ortaya koydu. Araştırmada erken dönemde kabuk ve iç gelişim bozuklukları, daha sonraki dönemlerde buruşuk ve mantarımsı lekeli iç gibi farklı zarar şekilleri belirlendi. Çalışmada zararın özellikle iç gelişiminin hızlandığı dönemlerde ciddi boyutlara ulaşabileceği gösterildi. Daha önce Oregon State University araştırmacıları tarafından yapılan kontrollü çalışmalarda da Kahverengi Kokarcanın fındık içi oluşmadan önce yaptığı emginin boş kabuklara, iç gelişimi sırasında yaptığı zararın şekilsiz içlere, olgunlaşmaya yakın dönemdeki emginin ise içte nekrotik ve mantarımsı lekelenmelere yol açabildiği belirlenmişti. HASAT SONRASI MÜCADELE NEDEN ÖNEMLİ? Hasadın tamamlanması, Kahverengi Kokarca açısından mücadele döneminin sona erdiği anlamına gelmiyor. Zararlı, sonbaharla birlikte kışlamak üzere fındık bahçelerinden çevredeki korunaklı alanlara yöneliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, özellikle ağustos sonu ve eylül başından itibaren kışlama hareketinin başlamasıyla birlikte kapalı alanlarda ve kümelenme noktalarında mekanik mücadelenin önemine dikkat çekiyor. Feromon tuzakları ve “cezbet-öldür” uygulamaları da entegre mücadele araçları arasında bulunuyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü de önceki yıllarda yaptığı saha çalışmalarında, hasat sonrasında bahçesinde Kahverengi Kokarca bulunan üreticilerin kışlak döneminden önce mücadele etmesinin bir sonraki sezon popülasyonunun azaltılması açısından önemli olduğunu açıklamıştı. Bu nedenle hasat sonrası mücadele, yalnızca o yıl bahçede kalan bireyleri hedefleyen bir uygulama olarak değil, gelecek yılın zararlı baskısını azaltmaya yönelik tamamlayıcı bir mücadele aşaması olarak değerlendiriliyor. FİLİZ GÜVESİNDE RASTGELE İLAÇLAMA YOK: YÜZDE 15 EŞİĞİ ÖNEMLİ Bilimsel adı Gypsonoma dealbana olan Fındık Filiz Güvesinde ise mücadele kararının bahçede yapılacak örneklemeye göre verilmesi gerekiyor. Tarım ve Orman Bakanlığı TAGEM'in “Zirai Mücadele Teknik Talimatları”na göre zararlının larvaları temmuz ayından itibaren fındık yapraklarında besleniyor. Yaprağın alt yüzünde damarların birleştiği bölgelerde ağ ve beslenme artıklarının oluşturduğu karakteristik kahverengi lekeler ortaya çıkıyor. Sonbaharda larvalar erkek çiçeklere, göz diplerine ve kozalaklara geçerek kışlama dönemine hazırlanıyor. Asıl zarar sonraki ilkbaharda daha belirgin hale gelebiliyor. Larvalar sürgünlerin özüne girerek galeri açabiliyor ve sürgün uçlarının kurumasına neden olabiliyor. Bakanlığın teknik talimatında tek bir larvanın beş ayrı sürgünü kurutabileceği belirtiliyor. Ancak burada önemli bir bilimsel ayrıntı bulunuyor: Her bahçede otomatik olarak ilaçlama yapılması önerilmiyor. TAGEM talimatına göre önce bahçede örnekleme yapılması gerekiyor. İşaretlenen ocakların alt, orta ve üst bölümlerinden yapraklar alınarak zarar oranı belirleniyor. Zarar görmüş yaprakların oranı yüzde 15'e ulaştığında kimyasal mücadele eşiğinin oluştuğu kabul ediliyor. Mücadelenin de larvalar yapraklardan erkek çiçek ve kozalaklara geçmeden, yaprak dökümünün başlangıcına kadar tamamlanması öneriliyor. Bu durum, üreticinin yalnızca takvime bakarak değil, bahçesindeki gerçek zararlı yoğunluğunu kontrol ederek karar vermesinin önemini ortaya koyuyor. İLAÇLAMA NASIL YAPILMALI? Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün üreticilere yönelik duyurusunda, kimyasal mücadele yapılmasına karar verilen bahçelerde kullanılacak Bitki Koruma Ürününün mutlaka fındıkta ilgili zararlıya karşı ruhsatlı olması gerektiği vurgulandı. İl Müdürlüğünün açıklamasına göre ilaçlamada dekara, yaklaşık 40-50 fındık ocağı için belirlenen ürün dozu; motorlu sırt atomizörü kullanıldığında en az 30-35 litre, motorlu pülverizatör kullanıldığında ise yaklaşık 100 litre suyla uygulanmalı. Uygulamanın fındık ocaklarının alt bölümlerinden başlanarak yukarıya doğru yapılması ve bitkinin gerekli yüzeylerinde yeterli kaplama sağlanması gerekiyor. Fındık Filiz Güvesiyle ilgili Bakanlık teknik talimatında da uygulamanın bütün yaprak yüzeylerinde yeterli kaplama sağlayacak şekilde yapılması gerektiği belirtiliyor. ARICILAR İÇİN KRİTİK UYARI İlaçlama yapılacak bölgelerde yalnızca fındık üreticilerinin değil, arıcıların da önceden bilgilendirilmesi gerekiyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, ilaçlama başlamadan önce arı kolonilerinin uygulama sahası dışına çıkarılması gerektiğini bildirdi. Kimyasal uygulamalarda etiket talimatlarına, uygulama dozuna, çevresel tedbirlere ve ürünün son kullanım ile hasat arasındaki güvenli sürelerine uyulması hem gıda güvenliği hem de faydalı böceklerin korunması açısından önem taşıyor. HAYVAN OTLATILMAMALI, MEYVE TÜKETİLMEMELİ İl Müdürlüğü ayrıca insan ve hayvan sağlığının korunması açısından ilaçlanan bahçelerde gerekli bekleme süresine dikkat edilmesini istedi. Kullanılan Bitki Koruma Ürününün etiketinde belirtilen süreler tamamlanmadan bahçede hayvan otlatılmaması ve bahçedeki meyvelerin tüketilmemesi gerekiyor. Ürünün dozu, kullanım alanı ve bekleme süresi üründen ürüne değişebildiğinden üreticilerin kulaktan dolma bilgilerle hareket etmemesi önem taşıyor. İLAÇ TEK BAŞINA ÇÖZÜM DEĞİL Kahverengi Kokarcayla mücadelede bilim dünyasının giderek daha fazla üzerinde durduğu yaklaşım ise Entegre Zararlı Yönetimi — IPM. Bu yaklaşım; bahçelerde düzenli popülasyon takibi,ekonomik zarar eşiğinin değerlendirilmesi,mekanik mücadele,feromon tuzakları,biyolojik mücadele,gerekli olduğunda ruhsatlı Bitki Koruma Ürünlerinin doğru zamanda kullanılması gibi yöntemlerin birlikte uygulanmasını öngörüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı da Kahverengi Kokarcaya yönelik mücadele stratejisinin entegre mücadele esasına dayandığını açıklıyor. Biyolojik mücadelede zararlının yumurtalarını parazitleyen Samuray arıcığı (Trissolcus japonicus) üzerinde çalışmalar yürütülürken, feromon tuzakları da zararlının izlenmesinde ve “cezbet-öldür” yönteminde kullanılıyor. BUGÜN YAPILAN MÜCADELE GELECEK SEZONU ETKİLEYEBİLİR Uzman verileri değerlendirildiğinde fındık bahçelerinde hasat sonrasındaki birkaç haftalık dönem, özellikle zararlıların kışlamaya hazırlanması nedeniyle önemli bir mücadele penceresi oluşturuyor. Ancak bilimsel yaklaşımın temel noktası “çok ilaç değil, doğru zamanda ve gerektiği kadar mücadele” olarak öne çıkıyor. Kahverengi Kokarcanın bulunduğu bahçelerde popülasyonun takip edilmesi, kışlaklara çekilmeden önce gerekli tedbirlerin alınması; Fındık Filiz Güvesinde ise öncelikle zarar oranının belirlenerek ekonomik mücadele eşiğinin değerlendirilmesi gerekiyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, kullanılacak Bitki Koruma Ürünlerinin yetkilendirilmiş bayilerden temin edilmesini ve uygulamaların Bitki Koruma Ürünleri Uygulama Belgesine sahip kişiler tarafından gerçekleştirilmesini istedi. Üreticiler ayrıntılı ve bahçelerine özel bilgi için Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile ilçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine başvurabilecek.

GİRESUN’DA B-REÇETE DENETİMİ: ZİRAİ İLAÇ SATIŞI PARSEL VE DOZA BAĞLANDI Haber

GİRESUN’DA B-REÇETE DENETİMİ: ZİRAİ İLAÇ SATIŞI PARSEL VE DOZA BAĞLANDI

GİRESUN’DA B-REÇETE DENETİMİ: ZİRAİ İLAÇ SATIŞI PARSEL VE DOZA BAĞLANDI Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, 3 Ağustos 2026’da Doğankent ve Eynesil’deki bitki koruma ürünü bayilerinde B-Reçete uygulamasını yerinde inceledi. Türkiye genelinde 1 Temmuz’da devreye giren sistem, zirai ilaç satışını üreticinin kaydı, üretim alanı, ürünü, zararlı organizma, ruhsatlı doz ve uygulama sayısıyla ilişkilendiriyor. Beş aktif madde reçeteye bağlanırken diğer ürünlerde de kimlik ve SMS doğrulamasıyla kayıtlı satış zorunluluğu getirildi. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün açıklamasına göre, İl ve İlçe Müdürlüğü teknik personeli tarafından Doğankent ve Eynesil’de faaliyet gösteren bitki koruma ürünü bayileri 3 Ağustos 2026’da ziyaret edildi. Çalışmada, B-Reçete sisteminin bayilerde nasıl uygulandığı, satış ve kayıt işlemlerinin sisteme uygun yürütülüp yürütülmediği yerinde incelendi. Bu çalışma, zirai ilaç satışında Türkiye genelinde başlayan yeni dönemin Giresun’daki saha uygulamasını ortaya koydu. B-Reçete; reçete düzenlenmesi, satış, uygulama ve üretici kayıtlarının ÇKS, TÜKAS ve KOBÜKS gibi Bakanlık sistemleriyle elektronik ortamda ilişkilendirilmesini öngörüyor. Pilot uygulama 12 Ocak 2026’da Ankara, Kırklareli, Mersin ve Samsun’da başladı; sistem 1 Temmuz 2026’da 81 ilin tamamında ulusal ölçekte devreye alındı. B-REÇETE SADECE “REÇETE”DEN İBARET DEĞİL Sistemin adı reçeteyi öne çıkarsa da B-Reçete, bütün bitki koruma ürünlerini aynı satış biçimine sokmuyor. Bakanlığın açıklamasına göre satışlar üç temel yöntemle yürütülüyor: reçeteli satış, reçetesiz satış ve taahhütlü satış. Bazı il müdürlüğü duyurularında bakır ve kükürt içerikli ürünler ayrıca “kapsam dışı” satış grubu olarak gösteriliyor. Buradaki “reçetesiz satış”, eski anlamıyla kimliksiz, kayıtsız veya sınırsız satış demek değil. Reçeteye tabi olmayan bir ürün alınırken de üreticinin T.C. kimlik numarası sisteme giriliyor, cep telefonuna doğrulama kodu gönderiliyor ve üreticinin kayıtlı parseli, yetiştirdiği ürün, mücadele edeceği zararlı organizma, ürünün ruhsatlı dozu, uygulama sayısı ve alan büyüklüğü üzerinden satılabilecek miktar hesaplanıyor. Bakanlık kayıtlarına göre ilk aşamada beş aktif maddeyi içeren 349 bitki koruma ürünü reçeteli satış kapsamına alındı. Bu aktif maddeler abamectin, acetamiprid, diflubenzuron, pyriproxyfen ve quinclorac olarak açıklandı. Bu maddeleri veya bunların karışımlarını içeren ürünlerin reçetesiz satılması mümkün değil. Reçete, Bakanlıktan yetki almış ve ziraat fakültelerinin bitki koruma bölümünden mezun ziraat mühendislerince elektronik sistemde düzenleniyor. Üretici, reçeteli ürünü bayiden elektronik reçete numarası üzerinden temin edebiliyor. Yönetmelik, Bakanlığın reçeteli satışa bağladığı ürünlerin reçetesiz satılmasını açık biçimde yasaklıyor. KAYDI OLMAYAN ÜRETİCİ İÇİN TAAHHÜTLÜ SATIŞ YOLU VAR ÇKS, TÜKAS veya KOBÜKS’e kaydedilmesi mümkün olmayan üretim alanları için sistem tamamen kapalı değil. Üretici; ekili veya dikili alanını, ürününü ve mücadele edilecek zararlı organizmayı İl ya da İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne beyan ederek taahhüt kaydı oluşturabiliyor. Sistem bir taahhüt numarası veriyor ve üretici bu numara ile T.C. kimlik numarası üzerinden yetkili bayiden ürün alabiliyor. Taahhüt kaydının geçerlilik süresi bir ay. Bu yöntem de kayıt dışı satış anlamına gelmiyor. Tam tersine, Bakanlığın standart üretici kayıt sistemlerine giremeyen alanlar için oluşturduğu alternatif bir kayıt kanalı niteliğinde. UYGULAMAYI YAPAN KİŞİ DE KAYIT ALTINDA Yeni düzenleme satışla sınırlı değil. Ticari bitkisel üretim alanlarında bitki koruma ürünü uygulamasının, Bakanlıktan uygulama belgesi almış profesyonel uygulayıcı, yetkilendirilmiş üretici veya yardımcı uygulayıcı tarafından yapılması gerekiyor. Yetkilendirilmiş üretici yalnız kendi veya kiraladığı üretim alanında uygulama yapabiliyor; profesyonel uygulayıcı ise ülke genelinde çalışabiliyor. Uygulama kayıtlarının en geç üç gün içinde sisteme girilmesi ve beş yıl muhafaza edilmesi öngörülüyor. Yönetmelik ayrıca uygulayıcının sürüklenmeyi ve komşu parsele bulaşmayı önlemesini, kişisel koruyucu donanım kullanmasını, ekipmanın bakım ve kalibrasyonundan sorumlu olmasını ve arı ölümlerini önlemek amacıyla ilaçlama öncesinde arıcılar ile muhtarlıkları bilgilendirmesini düzenliyor. FINDIK B-REÇETE DIŞINDA DEĞİL, ANCAK E-ÜKD AYRIMI VAR Giresun açısından en fazla karıştırılan başlıklardan biri B-Reçete ile e-Üretici Kayıt Defteri’nin aynı şey sanılması. Bakanlığın 2026 listesinde zorunlu e-Üretici Kayıt Defteri tutulacak 27 ürün arasında fındık yer almıyor. Liste; armut, ayva, biber, çilek, domates, elma, erik, greyfurt, hıyar, ıspanak, incir, kabak, kayısı, kiraz, kültür mantarı, limon, mandalina, marul, nar, nektarin, patlıcan, portakal, şeftali, taze fasulye, üzüm, maydanoz ve vişneden oluşuyor. Fındığın bu 27 ürün arasında bulunmaması, fındık üreticisinin bitki koruma ürünü satış ve uygulama kurallarından muaf olduğu anlamına gelmiyor. Fındık üreticisi de yetkili bayiden, kayıtlı üretim alanı ve ruhsatlı kullanım bilgileri üzerinden ürün alacak; reçeteye tabi aktif madde içeren bir ürün söz konusuysa elektronik reçete gerekecek ve uygulama yetkili kişi tarafından yapılacak. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü de fındıkta kahverengi kokarca, fındık kurdu ve külleme mücadelesinde yalnız ruhsatlı ürünlerin kullanılmasını ve uygulamanın belge sahibi kişilerce yapılmasını düzenli olarak duyuruyor. SİSTEM NE GETİRDİ? B-Reçete’nin en güçlü yönü, satış anını tarımsal üretim verisiyle ilişkilendirmesi. Sistem, “hangi ürün satıldı?” sorusuna ek olarak “kime, hangi parsel için, hangi üründe, hangi zararlıya karşı, hangi doz ve kaç uygulama için satıldı?” sorularının da cevabını kayda bağlıyor. Karekodlu ürün hareketleri üreticiye kadar izlenebiliyor. Bu yapı; fazla miktarda satışın, ruhsatsız kullanımın, başka bir üretici adına ürün alınmasının ve kalıntı tespit edildiğinde kaynağın belirsiz kalmasının önlenmesi için daha güçlü bir denetim zemini oluşturuyor. İkinci kazanım, reçeteli aktif maddelerde kararın yalnız satış tezgâhında verilmemesi. Kimyasal mücadelenin gerekli olup olmadığı, ürün-zararlı eşleşmesi ve kullanılabilecek miktar yetkili teknik personelin sorumluluğuna giriyor. Bu yaklaşım, pestisit yönetiminde risk esaslı kontrol ve izlenebilirlik ilkeleriyle uyumlu. FAO ve Dünya Sağlık Örgütünün uluslararası pestisit yönetimi çerçevesi de pestisitlerin üretimden kullanıma ve bertarafa kadar bütün yaşam döngüsünün düzenlenmesini, yetkilendirmeyi, eğitimi ve denetimi temel araçlar arasında gösteriyor. Üçüncü kazanım, uygulama kayıtlarının kalıntı denetimleriyle karşılaştırılabilmesi. Bir üründe hangi aktif maddenin, ne zaman ve hangi dozda kullanıldığı kayda girerse, hasat öncesi analizde çıkan sonuç ile üretim kaydı arasında bağ kurulabilir. Bu, yalnız ceza uygulamak için değil; hatalı doz, yanlış ürün seçimi, bekleme süresine uyulmaması veya eğitim açığı gibi nedenleri belirlemek için de kullanılabilir. Yönetmelik, hasat öncesi pestisit denetimini ve uygunsuzluk görülen ürün, alan ve aktif maddelerin takibini açıkça düzenliyor. SİSTEM NE GÖTÜRDÜ, NEREDE ZORLANABİLİR? Yeni sistem üretici, bayi ve teknik personel açısından ilave işlem yükü getiriyor. Üreticinin kayıtlarının güncel olması, cep telefonu bilgisinin sistemde bulunması, SMS doğrulamasının çalışması, parsel ve ürün bilgilerinin doğru eşleşmesi gerekiyor. Kayıt sistemlerine giremeyen alanlarda İl veya İlçe Müdürlüğünden taahhüt oluşturulması zorunlu. İnternet, SMS veya merkezi sistem kesintileri satışın gecikmesine; kayıt hataları ise gerçekte ihtiyaç duyulan ürünün sistem tarafından reddedilmesine yol açabilir. Bunlar sistemin amaçlanan sonucu değil, dijital altyapıya bağımlı bir modelin yönetilmesi gereken operasyonel riskleri. Reçete yazma yetkisinin yalnız bitki koruma bölümü mezunu ve Bakanlıktan yetkilendirilmiş ziraat mühendislerine verilmesi teknik sorumluluğu güçlendiriyor; ancak reçete yazabilecek kişi sayısının yetersiz olduğu ilçelerde erişim ve bekleme süresi sorunu doğurabilir. Sistem başarısı, yalnız mevzuatın varlığına değil, üreticinin ihtiyaç duyduğu anda sahaya erişebilen yeterli sayıda yetkili teknik personelin bulunmasına bağlı. Bayiler açısından da stok planı değişiyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 1 Temmuz öncesindeki eğitimde bayileri ihtiyaçtan fazla ürün satılamayacağı, stokların bölgedeki ruhsatlı tavsiyelere göre planlanması gerektiği ve satılamayan ürünlerin raf ömrü sonunda imha riski taşıdığı konusunda uyarmıştı. Bu durum gereksiz stoklamayı azaltabilir; ancak küçük ilçelerde düşük talep gören ürünlerin bulunabilirliğini de zayıflatabilir. Sistemin miktar algoritması alan büyüklüğü, ürün, zararlı organizma, uygulama sayısı, aktif madde ve doz gibi değişkenleri kullanıyor. Buna karşılık üreticinin yanlış parsel kaydı, hastalık veya zararlı yoğunluğunun olağan dışı seyretmesi, iklim koşulları ya da yeniden uygulama gereksinimi gibi durumlarda nasıl hızlı düzeltme ve itiraz yapılacağı sahadaki başarının önemli ölçütlerinden biri olacak. Bakanlığın yayımladığı tanıtım ve soru-cevap metinleri hesaplama parametrelerini açıklıyor; ancak algoritmanın ayrıntılı karar kuralları ile hata ve itiraz süreçlerini aynı açıklıkta ortaya koymuyor. REÇETE TEK BAŞINA PESTİSİT SORUNUNU ÇÖZMEZ Pestisitler, zararlı organizmaları kontrol etmek için kullanılsa da doğaları gereği insanlar ve hedef dışı canlılar açısından toksik olabilen maddeler. Dünya Sağlık Örgütü, güvenli kullanım ve doğru bertarafın zorunlu olduğunu vurguluyor. FAO ise entegre mücadelede kimyasal ürünlerin otomatik ve takvime bağlı biçimde değil, ekonomik zarar eşiği ve sahadaki gerçek ihtiyaç dikkate alınarak, diğer yöntemler yeterli olmadığında kullanılması gerektiğini belirtiyor. Bu nedenle B-Reçete’nin bilimsel başarısı yalnız satılan litre veya kilogramı sınırlamakla ölçülemez. Sistem; düzenli sürvey, doğru zararlı teşhisi, ekonomik zarar eşiği, biyolojik ve biyoteknik mücadele, direnç yönetimi, kalibrasyon, uygun uygulama zamanı ve hasat aralığıyla birlikte işletilirse gereksiz kullanımı azaltabilir. Reçete, sahayı görmeyen otomatik bir onaya dönüşürse veya üretici yalnız bürokratik bir kod almak için sisteme yönelirse hedeflenen risk azalması sınırlı kalır. DÜNYADA AYNI SİSTEM VAR MI? İncelenen uluslararası örneklerde Türkiye’deki B-Reçete ile birebir aynı ad ve merkezi mimariye sahip tek tip bir modelden çok, benzer amaçları farklı araçlarla yerine getiren sistemler bulunuyor. Avrupa Birliği mevzuatı, profesyonel pestisit kullanıcıları, dağıtıcılar ve danışmanlar için eğitim ve sertifikasyon sistemleri kurulmasını; satış sırasında sağlık, çevre ve güvenli kullanıma ilişkin yeterli bilginin sağlanmasını öngörüyor. AB’nin 2023/564 sayılı uygulama düzenlemesi ise profesyonel kullanıcıların bitki koruma ürünü kullanım kayıtlarını ürün, zaman, doz, alan, ürün çeşidi ve uygulama yeri gibi bilgilerle elektronik ve makine tarafından okunabilir biçimde tutmasını düzenliyor. Fransa’da profesyonel bitki koruma ürünlerini satın almak, kullanmak, satmak veya bu ürünler hakkında danışmanlık yapmak için Certiphyto adlı bireysel sertifika gerekiyor. Sistem, Türkiye’deki reçeteden farklı olarak daha çok kullanıcının, satıcının ve danışmanın yeterliliğini belgeliyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde Çevre Koruma Ajansı, yüksek riskli kabul edilen “restricted use pesticide” ürünlerini genel kullanımdan ayırıyor. Bu ürünler yalnız sertifikalı uygulayıcılar tarafından veya onların doğrudan gözetimi altında kullanılabiliyor; satış ve uygulama kayıtlarında ürün, alan, tarih, miktar ve uygulayıcı sertifika bilgileri tutuluyor. Danimarka ise ruhsatlı pestisitlerin yıllık satış miktarlarını, aktif maddeleri, uygulama sıklığını ve “pestisit yükü göstergesi”ni yayımlıyor. Bu model, tek tek çiftçiye reçete yazmaktan çok ulusal tüketimi ve çevresel yükü ölçmeye odaklanıyor. Türkiye’nin B-Reçete modeli; reçete, kimlik doğrulama, parsel-ürün eşleştirmesi, satış miktarı hesabı, uygulayıcı yetkisi ve üretici kayıtlarını aynı merkezi altyapıda birleştirmesi bakımından bu araçların birkaçını tek sistemde topluyor. Bunun gerçek etkisi ise ulusal ölçekte yayımlanacak sonuçlarla görülebilecek.

KAHVERENGİ KOKARCA KİVİYE DE YÖNELDİ: Haber

KAHVERENGİ KOKARCA KİVİYE DE YÖNELDİ:

KAHVERENGİ KOKARCA KİVİYE DE YÖNELDİ: MEYVE DIŞTAN SAĞLAM, İÇTEN HASARLI KALABİLİYOR Fındık Araştırma Enstitüsü, kahverengi kokarcanın kivi bahçelerinde yoğun olarak görüldüğünü duyurdu. Bilimsel araştırmalar, zararlının meyve dokusunu emerek kabuk altında yeşil ve beyaz lekeler oluşturduğunu; böcek yoğunluğu arttıkça hasarın ağırlaştığını gösteriyor. Üreticinin takvime bakarak gelişigüzel ilaçlama yapması değil, bahçeyi düzenli kontrol ederek mücadele eşiğine göre hareket etmesi gerekiyor. Fındıkla özdeşleşen kahverengi kokarca tehdidi, Karadeniz’in önemli alternatif ürünlerinden kiviye de uzandı. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, istilacı zararlının kivi bahçelerinde yoğun biçimde görüldüğünü belirterek üreticileri zamanında ve doğru mücadele konusunda uyardı. Enstitünün açıklamasında, 300’den fazla konukçuya sahip kahverengi kokarcanın yalnızca fındıkla beslenmediği; kivi başta olmak üzere çok sayıda meyve ve sebze türünde ürün kaybına yol açabildiği vurgulandı. Tarım ve Orman Bakanlığının geçici tavsiye listesinde yer alan bitki koruma ürünlerinin üretim dönemi, etiket bilgisi ve hasat aralığı dikkate alınarak kullanılması istendi. ZARAR KABUĞUN ALTINDA GİZLENEBİLİYOR Kahverengi kokarca, ergin ve nimf dönemlerinde sokucu-emici ağız yapısıyla meyve dokusuna giriyor. Bitki özsuyunu emerken dokuda bozulmaya yol açan salgılar bırakıyor. Bunun sonucunda meyvede çöküntü, şekil bozukluğu, sertleşme ve kabuk altında süngerimsi alanlar oluşabiliyor. Kivideki kritik sorunlardan biri, hasarın ilk bakışta dış yüzeyden tam olarak fark edilememesi. Journal of Pest Science dergisinde yayımlanan kontrollü kafes çalışmasında “Hayward”, “Xuxiang” ve “Nongdajinmi” çeşitleri incelendi. Hem nimflerin hem de erginlerin kivi kabuğunun altında yeşil ve beyaz zarar lekeleri oluşturduğu belirlendi. Deney koşullarında zarar görülen meyve oranı çeşitlere göre yüzde 73,5 ile yüzde 82,5 arasında ölçüldü. Bu rakamlar Türkiye’deki bahçeler için doğrudan ürün kaybı tahmini değil; zararlının kivide oluşturabileceği hasarın niteliğini ve potansiyelini gösteren kontrollü deney sonuçlarıdır. Çalışmada böcek sayısı arttıkça zarar şiddetinin de yükseldiği görüldü. Meyve başına düşen zararlı yoğunluğu arttığında kabuk altındaki hasar ağırlaştı; kafeslere dört veya daha fazla böcek bırakılan gruplarda zarar şiddeti, iki böcek bulunan gruplara göre belirgin biçimde yükseldi. Bilimsel araştırmanın sonuçları FINDIKTAN KİVİYE GEÇİŞ, MÜCADELEYİ BAHÇE SINIRLARININ DIŞINA TAŞIYOR Kahverengi kokarca çok sayıda bitki üzerinde beslenebildiği için tek bir bahçedeki mücadele yeterli olmayabiliyor. Zararlı; farklı konukçu bitkiler, bahçe kenarları, yabani bitkiler ve yerleşim alanlarındaki kışlaklar arasında hareket edebiliyor. Bu özellik, fındık ve kivi bahçelerinin birbirine yakın olduğu Karadeniz üretim alanlarında düzenli saha takibini daha önemli hâle getiriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, zararlının meyve bahçelerine girişinden hasada kadar farklı gelişme dönemlerinde görülebileceğini, bu nedenle popülasyonun sezon boyunca izlenmesi gerektiğini bildiriyor. Feromon tuzakları varlığı ve hareketliliği takip etmeye yardımcı olsa da ilaçlama kararı yalnızca tuzakta böcek görülmesine dayandırılmamalı; bahçe içindeki örnekleme sonuçları esas alınmalı. KİVİDE SAYIM DARBEYLE DEĞİL, GÖZLE YAPILIYOR Bakanlığın mücadele esaslarına göre kivi bahçelerinde örnekleme gözle inceleme yöntemiyle gerçekleştiriliyor. Üreticinin yalnızca meyveye bakması yeterli değil; yaprak, sürgün ve dalların da kontrol edilmesi gerekiyor. 1–10 dekarlık bahçelerde 10 omca, 11–20 dekarlık bahçelerde 20 omca, 20 dekardan büyük bahçelerde 30 omca inceleniyor. Örneklemede 10 omcada toplam 10 nimf veya 10 ergin görülmesi, kimyasal mücadele için önerilen eşik olarak kabul ediliyor. Bu eşik, bahçede zararlı görülür görülmez gelişigüzel ilaçlama yerine sayım ve gözleme dayalı karar verilmesini sağlıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı mücadele esasları KİMYASAL MÜCADELEDE ETİKET VE HASAT ARALIĞI KRİTİK Tarım ve Orman Bakanlığının geçici tavsiye listesinde kivi için bitki koruma seçenekleri bulunuyor. Ancak tavsiye geçerlilikleri, ürün ruhsatları ve kullanım koşulları değişebildiği için uygulama öncesinde Bakanlığın güncel Bitki Koruma Ürünleri Veri Tabanı kontrol edilmeli. Yalnızca kivi ve kahverengi kokarca için tavsiye edilen ürün; etiketteki doz, uygulama sayısı ve son ilaçlama ile hasat arasında geçmesi gereken süreye uyularak kullanılmalı. Özellikle hasada yaklaşan dönemde bekleme süresinin ihlal edilmesi, üründe kalıntı riskini artırabilir. Daha yüksek doz ya da daha sık uygulama daha güçlü mücadele anlamına gelmediği gibi faydalı böcekler, çevre ve gıda güvenliği üzerinde ek baskı oluşturabilir. Bakanlık, uygulamanın yağmurlu günlerde ve güneşli öğle saatlerinde yapılmamasını, bitkinin her tarafının uygun biçimde ilaçlanmasını ve uygulamadan yedi gün sonra canlı zararlı sayısının yeniden kontrol edilmesini öngörüyor. Bakanlığın geçici tavsiye listesi TEK BAŞINA İLAÇLAMA DEĞİL, ENTEGRE MÜCADELE Kahverengi kokarcayla mücadelede kimyasal uygulama tek araç değil. Kışlamak için ev, depo ve işyerlerine yönelen erginlerin toplandıkları noktalarda mekanik olarak imha edilmesi, popülasyonun feromon tuzaklarıyla izlenmesi ve biyolojik mücadele birlikte yürütülüyor. Zararlının yumurtalarını parazitleyen Samuray arıcığı Trissolcus japonicus, biyolojik mücadelenin önemli unsurlarından biri. Fındık Araştırma Enstitüsü, Kahverengi Kokarca Ülkesel Entegre Mücadele Projesi kapsamında üretilen Samuray arıcıklarını 6 Temmuz 2026’da Keşap’taki fındık bahçelerine bıraktı. Enstitü, salımlarla birlikte etkinlik ve yayılış izlemelerinin sürdürüleceğini açıkladı. Bu çalışma uzun vadeli biyolojik baskılama açısından önem taşısa da üreticinin kendi kivi bahçesindeki düzenli kontrol ve mücadele sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor. Keşap’taki biyolojik mücadele çalışması ÜRETİCİNİN UYGULAYACAĞI BEŞ ADIM Kivi omcalarının meyve, yaprak, sürgün ve dallarını düzenli olarak inceleyin. Ergin, nimf ve yaprakların altındaki yumurta kümelerini birlikte takip edin. Bahçe büyüklüğüne uygun sayıda omcada sayım yapmadan ilaçlama kararı vermeyin. Mücadele eşiği aşılmışsa İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden teknik destek alın; yalnızca güncel veri tabanında tavsiye edilen ürünü etikete uygun kullanın. Son ilaçlama ile hasat arasındaki zorunlu süreyi koruyun ve uygulamadan yedi gün sonra bahçeyi yeniden kontrol edin. Fındık Araştırma Enstitüsünün uyarısı, kahverengi kokarcanın yalnızca bir fındık zararlısı olarak ele alınamayacağını gösteriyor. Kivide görünmeyen iç doku hasarı, pazarlanabilir kaliteyi ve üreticinin gelirini tehdit edebilir. Mücadelenin başarısı; erken teşhis, doğru sayım, eşik temelli karar, güncel ruhsat bilgisi ile mekanik, biyoteknik, biyolojik ve kimyasal yöntemlerin birlikte uygulanmasına bağlı.

SERT ÇÖZÜLME: 50 RANDIMAN TOMBUL FINDIK 257 TL Haber

SERT ÇÖZÜLME: 50 RANDIMAN TOMBUL FINDIK 257 TL

FİSKOBİRLİK’TE SERT ÇÖZÜLME: 50 RANDIMAN TOMBUL FINDIK 257 LİRAYA İNDİ 23 Mart 2026 tarihli FİSKOBİRLİK fiyat tablosunda 50 randıman Giresun kalite tombul fındık 257 TL/kg olarak yer aldı. Bu rakam, 8 Ocak 2026’daki 307 liranın 50 lira, 19 Ocak’taki 292 liranın 35 lira altında. Eylül 2025’te görülen 347 liralık zirveye göre kayıp 90 liraya, oran olarak da yaklaşık yüzde 26’ya ulaştı. Fındıkta artık konuşulan yalnızca düşen rakam değil; düşüşün hangi iklimde üretildiği ve bu baskının kimin sırtına yıkıldığıdır. MART TABLOSU: YÜKSELİŞ HİKÂYESİ DAĞILDI Sezonun başında 22 Ağustos 2025’te 230 liradan açılan FİSKOBİRLİK fiyatı, 23 Eylül 2025’te 347 liraya kadar tırmanmıştı. Aynı kronolojiye göre fiyat aralıkta 270 liraya kadar indi, ocakta kısa süreli tepki verdi, 19 Ocak’ta 292 lira olarak açıklandı. Kullanıcı tarafından paylaşılan 23 Mart 2026 tarihli son tabloda ise 50 randıman yeniden 257 liraya çekildi. Bu çizgi, piyasanın yalnızca yavaşlamadığını, 2025 sonbaharında oluşan yüksek primin önemli bölümünü geri verdiğini gösteriyor. TMO TABANI AYAKTA, AMA ÜRETİCİ LEHİNE OLUŞAN ÜST BAND ERİDİ Toprak Mahsulleri Ofisi, 2025-2026 sezonu için Giresun kalite kabuklu fındık alım fiyatını 200 TL/kg olarak açıkladı. Teknik olarak 257 lira bu tabanın üstünde. Ancak bugünkü tabloyu “tabanın üstünde kaldı” diye okumak eksik olur. Çünkü piyasa, bir dönem 200 liralık resmî tabanın çok üstünde üretici lehine güçlü bir beklenti üretmiş, sonra o beklentiyi taşıyamamıştır. Mart sonunda görülen 257 lira, tabanın korunduğunu ama üretici lehine kurulan yüksek fiyat havasının çözüldüğünü gösteriyor. REKOLTE RAKAMI, ÜRÜN DAHA DALDAYKEN FİYATIN ÜSTÜNE BİNDİ Bu düşüşün en sert başlıklarından biri, 2026-2027 sezonu için açıklanan 829 bin 239 tonluk ilk rekolte tahminidir. Giresun Son Haber’in haberine göre bu ilk tahmin çiçek sayımına dayanıyor; haberde ayrıca üretici tarafında maliyet, kalite ve arazi farklılıklarının yeterince hesaba katılmadığı, bu tür erken yüksek tahminlerin fiyat üzerinde baskı yaratabileceği kaygısına yer veriliyor. Kısacası yeni sezonun pazarlık dili, ürün daha daldayken kurulmaya başladı. 2025’TE AZ ÜRÜN FİYATI YUKARI İTTİ, 2026’DA YENİ MAHSUL BEKLENTİSİ FREN OLDU Uluslararası Kuru ve Kabuklu Meyveler Konseyi’nin 2025 görünümünde, Türkiye’de kuraklığın verim, dane büyüklüğü ve kalite üzerinde baskı yarattığı; piyasada 2025 mahsulü için 450 bin ile 550 bin ton arasında geniş bir belirsizlik yaşandığı belirtilmişti. 2025 sonbaharındaki sert sıçramanın arkasında da bu arz daralması vardı. Ancak 2026’ya girilirken denklem tersine döndü: yüksek fiyatın sürüklediği piyasa, bu kez zayıflayan talep ve güçlü yeni mahsul beklentisiyle karşı karşıya kaldı. ŞİLİ DOSYASI: REKABET ARTIK SADECE FİYATTA DEĞİL, TAKVİMDE KURULUYOR Şili’nin Maule bölgesinde 26 Mart 2026’da düzenlenecek 4. Ulusal Avrupa Fındığı Günü için 500’ün üzerinde üretici, danışman, şirket temsilcisi ve sektör profesyonelinin bir araya geleceği, programın üretimden ticarete, iklimden küresel rekabete uzanan geniş bir içerikle kurgulandığı bildirildi. Aynı dosyada sponsor ağının sulama, bitki koruma, makine, lojistik ve teknoloji şirketleriyle büyüdüğü; Şili’de fındığın yalnızca tarımsal bir ürün değil, sanayi-ekosistemi haline geldiği vurgulanıyor. Haberde ayrıca Balsu’nun Şili’de 2017’den beri yatırım yaptığı, Maule’de 160 hektarlık alanda yaklaşık 70 bin fındık ağacına ulaştığı bilgisi yer alıyor. Bu tablo, rekabetin artık yalnızca bahçede değil, yatırım ve tedarik zinciri düzeyinde kurulduğunu gösteriyor. KUZEY-GÜNEY HATTI KURULUYOR, ÜRETİCİDE KAYGI BÜYÜYOR Ferrero da fındıkta yıl boyunca taze ve kaliteli tedarik sağlamak için hem kuzey hem güney yarımkürede üretim içinde olduklarını, ana kaynak ülkeler arasında Türkiye, İtalya, Şili ve ABD’nin bulunduğunu açıkça söylüyor. Aynı sayfada Şili, Arjantin, Gürcistan ve Sırbistan’da agrifarm yapıları kurulduğu da belirtiliyor. Bu veriler birlikte okunduğunda ortaya çıkan sonuç şudur: küresel alıcılar artık tek ülkeye yaslanan bir fındık düzeni değil, mevsime yayılmış çok merkezli bir tedarik sistemi kuruyor. “Kışın bir ülkede, yazın başka bir ülkede üretim planlanıyor; yerli üretici oyunun dışına mı itiliyor?” sorusu üretici cephesinde tam da bu nedenle büyüyor. Bunun son cümlesi bir yorumdur; ancak iki yarımküreye yayılan üretim modeli ve Şili’deki yatırım/organizasyon hattı bu kaygının boş olmadığını düşündürüyor. ASIL DÜŞÜŞ, SADECE RAKAMDA DEĞİL PAZARLIK GÜCÜNDE Bugün 257 lira yalnızca tabeladaki son sayı değildir. Bu rakam, bir yandan yüksek rekolte beklentisinin fiyatı erkenden bastırdığını, öte yandan dünya fındığında üretim ve tedarikin farklı coğrafyalara yayıldığını gösteren bir işarettir. Türkiye hâlâ ana üretim merkezi olabilir; ancak yeni denklemde tek belirleyici merkez olma avantajı aşınmaktadır. Fiyatın geri çekilmesi kadar ağır olan da budur. 23 Mart 2026’daki 257 TL/kg fiyat, sıradan bir güncelleme değil, bir çözülme işaretidir. Eylül 2025’te zirve yapan piyasa mart sonunda sert biçimde aşağı gelmiş; üretici lehine kurulan yüksek primli hava dağılmıştır. Bu düşüş hikâyesi yalnızca arz-talep cümlesiyle açıklanamaz. Masada aynı anda üç baskı vardır: erken rekolte dili, zayıflayan fiyatlama gücü ve Şili başta olmak üzere mevsime yayılmış yeni küresel tedarik hatları. Üretici açısından soru artık şudur: Fındıkta yalnızca fiyat mı düşüyor, yoksa fiyatı belirleme gücü de mi el değiştiriyor? Mevcut tablo, ikinci sorunun giderek daha yüksek sesle sorulacağını gösteriyor. . Kaynakça Giresun Son Haber, “FİSKOBİRLİK 19 Ocak’ta Yeniden Fiyat Açıkladı.” Giresun Son Haber, “2026-2027 İlk Tahmini Fındık Rekoltesi Açıklandı: 829 Bin 239 Ton.” Giresun Son Haber, “Şili’de Fındık Günü Büyüyor: Türk Fındığı İçin Yeni Rekabet Hattı.” Tarım ve Orman Bakanlığı, “2025-2026 Sezonu Kabuklu Fındık Alım Fiyatları Belirlendi.” Ferrero Group, “Our aim to source hazelnuts sustainably.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.