Hava Durumu

#Bitki Koruma

giresunsonhaber - Bitki Koruma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bitki Koruma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FINDIKTA HASAT SONRASI MÜCADELE : Haber

FINDIKTA HASAT SONRASI MÜCADELE :

FINDIKTA HASAT SONRASI MÜCADELE : KOKARCA VE FİLİZ GÜVESİNE KRİTİK UYARI Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, fındık üreticilerini hasat sonrası dönem için uyardı. Bahçelerde yapılacak doğru zamanlı mücadelenin hem Fındık Filiz Güvesi üzerindeki baskıyı artırabileceği hem de kışlaklara çekilmeye hazırlanan Kahverengi Kokarca popülasyonunun gelecek sezona taşınmasını azaltabileceği bildirildi. Uzman verileri ise mücadelenin rastgele ilaçlama yerine zararlı yoğunluğu, biyolojik dönem ve ekonomik zarar eşiğine göre yürütülmesinin önemine işaret ediyor. Giresun’da fındık hasadının ardından bahçelerde yeni bir dönem başladı. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilere yaptığı duyuruda Kahverengi Kokarca ile Fındık Filiz Güvesine karşı hasat sonrası mücadelenin önemine dikkat çekti. İl Müdürlüğü, bu dönemde uygun koşullarda gerçekleştirilecek mücadelenin Fındık Filiz Güvesinin kontrolüne katkı sağlarken, bahçelerde bulunan Kahverengi Kokarcaların kışlama dönemine yüksek yoğunlukla girmesini de engelleyebileceğini bildirdi. Bilimsel veriler de özellikle Kahverengi Kokarca açısından hasattan sonraki dönemin önemli olduğunu ortaya koyuyor. Zararlı, yaz sonundan itibaren tarım alanlarından ev, depo, ahır ve benzeri korunaklı noktalara yönelerek kışlama dönemine hazırlanıyor. Bu nedenle popülasyonun kışlağa girmeden önce baskılanması, bir sonraki üretim sezonuna taşınacak ergin sayısının azaltılması açısından önem taşıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı da Kahverengi Kokarcaya karşı yalnızca kimyasal mücadeleyi değil; mekanik, biyoteknik ve biyolojik yöntemlerin birlikte kullanıldığı entegre mücadele sistemini esas alıyor. KAHVERENGİ KOKARCA FINDIKTA NEDEN BU KADAR TEHLİKELİ? Bilimsel adı Halyomorpha halys olan Kahverengi Kokarca, sokucu-emici ağız yapısına sahip istilacı bir zararlı. Fındığın gelişmekte olan meyvelerinde beslenerek ürünün yalnızca miktarını değil, iç kalitesini de etkileyebiliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre zararlının fındıktaki beslenmesi; boş, şekilsiz ve lekeli iç oluşumuna, dolayısıyla kalite ve verim kayıplarına yol açabiliyor. 2026 yılında Journal of Economic Entomology dergisinde yayımlanan ve Türkiye'nin Doğu-Orta Karadeniz Bölgesi ile ABD'nin Oregon eyaletindeki fındık bahçelerini kapsayan araştırma da zararın fındığın gelişme dönemine göre değiştiğini ortaya koydu. Araştırmada erken dönemde kabuk ve iç gelişim bozuklukları, daha sonraki dönemlerde buruşuk ve mantarımsı lekeli iç gibi farklı zarar şekilleri belirlendi. Çalışmada zararın özellikle iç gelişiminin hızlandığı dönemlerde ciddi boyutlara ulaşabileceği gösterildi. Daha önce Oregon State University araştırmacıları tarafından yapılan kontrollü çalışmalarda da Kahverengi Kokarcanın fındık içi oluşmadan önce yaptığı emginin boş kabuklara, iç gelişimi sırasında yaptığı zararın şekilsiz içlere, olgunlaşmaya yakın dönemdeki emginin ise içte nekrotik ve mantarımsı lekelenmelere yol açabildiği belirlenmişti. HASAT SONRASI MÜCADELE NEDEN ÖNEMLİ? Hasadın tamamlanması, Kahverengi Kokarca açısından mücadele döneminin sona erdiği anlamına gelmiyor. Zararlı, sonbaharla birlikte kışlamak üzere fındık bahçelerinden çevredeki korunaklı alanlara yöneliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, özellikle ağustos sonu ve eylül başından itibaren kışlama hareketinin başlamasıyla birlikte kapalı alanlarda ve kümelenme noktalarında mekanik mücadelenin önemine dikkat çekiyor. Feromon tuzakları ve “cezbet-öldür” uygulamaları da entegre mücadele araçları arasında bulunuyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü de önceki yıllarda yaptığı saha çalışmalarında, hasat sonrasında bahçesinde Kahverengi Kokarca bulunan üreticilerin kışlak döneminden önce mücadele etmesinin bir sonraki sezon popülasyonunun azaltılması açısından önemli olduğunu açıklamıştı. Bu nedenle hasat sonrası mücadele, yalnızca o yıl bahçede kalan bireyleri hedefleyen bir uygulama olarak değil, gelecek yılın zararlı baskısını azaltmaya yönelik tamamlayıcı bir mücadele aşaması olarak değerlendiriliyor. FİLİZ GÜVESİNDE RASTGELE İLAÇLAMA YOK: YÜZDE 15 EŞİĞİ ÖNEMLİ Bilimsel adı Gypsonoma dealbana olan Fındık Filiz Güvesinde ise mücadele kararının bahçede yapılacak örneklemeye göre verilmesi gerekiyor. Tarım ve Orman Bakanlığı TAGEM'in “Zirai Mücadele Teknik Talimatları”na göre zararlının larvaları temmuz ayından itibaren fındık yapraklarında besleniyor. Yaprağın alt yüzünde damarların birleştiği bölgelerde ağ ve beslenme artıklarının oluşturduğu karakteristik kahverengi lekeler ortaya çıkıyor. Sonbaharda larvalar erkek çiçeklere, göz diplerine ve kozalaklara geçerek kışlama dönemine hazırlanıyor. Asıl zarar sonraki ilkbaharda daha belirgin hale gelebiliyor. Larvalar sürgünlerin özüne girerek galeri açabiliyor ve sürgün uçlarının kurumasına neden olabiliyor. Bakanlığın teknik talimatında tek bir larvanın beş ayrı sürgünü kurutabileceği belirtiliyor. Ancak burada önemli bir bilimsel ayrıntı bulunuyor: Her bahçede otomatik olarak ilaçlama yapılması önerilmiyor. TAGEM talimatına göre önce bahçede örnekleme yapılması gerekiyor. İşaretlenen ocakların alt, orta ve üst bölümlerinden yapraklar alınarak zarar oranı belirleniyor. Zarar görmüş yaprakların oranı yüzde 15'e ulaştığında kimyasal mücadele eşiğinin oluştuğu kabul ediliyor. Mücadelenin de larvalar yapraklardan erkek çiçek ve kozalaklara geçmeden, yaprak dökümünün başlangıcına kadar tamamlanması öneriliyor. Bu durum, üreticinin yalnızca takvime bakarak değil, bahçesindeki gerçek zararlı yoğunluğunu kontrol ederek karar vermesinin önemini ortaya koyuyor. İLAÇLAMA NASIL YAPILMALI? Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün üreticilere yönelik duyurusunda, kimyasal mücadele yapılmasına karar verilen bahçelerde kullanılacak Bitki Koruma Ürününün mutlaka fındıkta ilgili zararlıya karşı ruhsatlı olması gerektiği vurgulandı. İl Müdürlüğünün açıklamasına göre ilaçlamada dekara, yaklaşık 40-50 fındık ocağı için belirlenen ürün dozu; motorlu sırt atomizörü kullanıldığında en az 30-35 litre, motorlu pülverizatör kullanıldığında ise yaklaşık 100 litre suyla uygulanmalı. Uygulamanın fındık ocaklarının alt bölümlerinden başlanarak yukarıya doğru yapılması ve bitkinin gerekli yüzeylerinde yeterli kaplama sağlanması gerekiyor. Fındık Filiz Güvesiyle ilgili Bakanlık teknik talimatında da uygulamanın bütün yaprak yüzeylerinde yeterli kaplama sağlayacak şekilde yapılması gerektiği belirtiliyor. ARICILAR İÇİN KRİTİK UYARI İlaçlama yapılacak bölgelerde yalnızca fındık üreticilerinin değil, arıcıların da önceden bilgilendirilmesi gerekiyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, ilaçlama başlamadan önce arı kolonilerinin uygulama sahası dışına çıkarılması gerektiğini bildirdi. Kimyasal uygulamalarda etiket talimatlarına, uygulama dozuna, çevresel tedbirlere ve ürünün son kullanım ile hasat arasındaki güvenli sürelerine uyulması hem gıda güvenliği hem de faydalı böceklerin korunması açısından önem taşıyor. HAYVAN OTLATILMAMALI, MEYVE TÜKETİLMEMELİ İl Müdürlüğü ayrıca insan ve hayvan sağlığının korunması açısından ilaçlanan bahçelerde gerekli bekleme süresine dikkat edilmesini istedi. Kullanılan Bitki Koruma Ürününün etiketinde belirtilen süreler tamamlanmadan bahçede hayvan otlatılmaması ve bahçedeki meyvelerin tüketilmemesi gerekiyor. Ürünün dozu, kullanım alanı ve bekleme süresi üründen ürüne değişebildiğinden üreticilerin kulaktan dolma bilgilerle hareket etmemesi önem taşıyor. İLAÇ TEK BAŞINA ÇÖZÜM DEĞİL Kahverengi Kokarcayla mücadelede bilim dünyasının giderek daha fazla üzerinde durduğu yaklaşım ise Entegre Zararlı Yönetimi — IPM. Bu yaklaşım; bahçelerde düzenli popülasyon takibi,ekonomik zarar eşiğinin değerlendirilmesi,mekanik mücadele,feromon tuzakları,biyolojik mücadele,gerekli olduğunda ruhsatlı Bitki Koruma Ürünlerinin doğru zamanda kullanılması gibi yöntemlerin birlikte uygulanmasını öngörüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı da Kahverengi Kokarcaya yönelik mücadele stratejisinin entegre mücadele esasına dayandığını açıklıyor. Biyolojik mücadelede zararlının yumurtalarını parazitleyen Samuray arıcığı (Trissolcus japonicus) üzerinde çalışmalar yürütülürken, feromon tuzakları da zararlının izlenmesinde ve “cezbet-öldür” yönteminde kullanılıyor. BUGÜN YAPILAN MÜCADELE GELECEK SEZONU ETKİLEYEBİLİR Uzman verileri değerlendirildiğinde fındık bahçelerinde hasat sonrasındaki birkaç haftalık dönem, özellikle zararlıların kışlamaya hazırlanması nedeniyle önemli bir mücadele penceresi oluşturuyor. Ancak bilimsel yaklaşımın temel noktası “çok ilaç değil, doğru zamanda ve gerektiği kadar mücadele” olarak öne çıkıyor. Kahverengi Kokarcanın bulunduğu bahçelerde popülasyonun takip edilmesi, kışlaklara çekilmeden önce gerekli tedbirlerin alınması; Fındık Filiz Güvesinde ise öncelikle zarar oranının belirlenerek ekonomik mücadele eşiğinin değerlendirilmesi gerekiyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, kullanılacak Bitki Koruma Ürünlerinin yetkilendirilmiş bayilerden temin edilmesini ve uygulamaların Bitki Koruma Ürünleri Uygulama Belgesine sahip kişiler tarafından gerçekleştirilmesini istedi. Üreticiler ayrıntılı ve bahçelerine özel bilgi için Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile ilçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine başvurabilecek.

GİRESUN’DA B-REÇETE DENETİMİ: ZİRAİ İLAÇ SATIŞI PARSEL VE DOZA BAĞLANDI Haber

GİRESUN’DA B-REÇETE DENETİMİ: ZİRAİ İLAÇ SATIŞI PARSEL VE DOZA BAĞLANDI

GİRESUN’DA B-REÇETE DENETİMİ: ZİRAİ İLAÇ SATIŞI PARSEL VE DOZA BAĞLANDI Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, 3 Ağustos 2026’da Doğankent ve Eynesil’deki bitki koruma ürünü bayilerinde B-Reçete uygulamasını yerinde inceledi. Türkiye genelinde 1 Temmuz’da devreye giren sistem, zirai ilaç satışını üreticinin kaydı, üretim alanı, ürünü, zararlı organizma, ruhsatlı doz ve uygulama sayısıyla ilişkilendiriyor. Beş aktif madde reçeteye bağlanırken diğer ürünlerde de kimlik ve SMS doğrulamasıyla kayıtlı satış zorunluluğu getirildi. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün açıklamasına göre, İl ve İlçe Müdürlüğü teknik personeli tarafından Doğankent ve Eynesil’de faaliyet gösteren bitki koruma ürünü bayileri 3 Ağustos 2026’da ziyaret edildi. Çalışmada, B-Reçete sisteminin bayilerde nasıl uygulandığı, satış ve kayıt işlemlerinin sisteme uygun yürütülüp yürütülmediği yerinde incelendi. Bu çalışma, zirai ilaç satışında Türkiye genelinde başlayan yeni dönemin Giresun’daki saha uygulamasını ortaya koydu. B-Reçete; reçete düzenlenmesi, satış, uygulama ve üretici kayıtlarının ÇKS, TÜKAS ve KOBÜKS gibi Bakanlık sistemleriyle elektronik ortamda ilişkilendirilmesini öngörüyor. Pilot uygulama 12 Ocak 2026’da Ankara, Kırklareli, Mersin ve Samsun’da başladı; sistem 1 Temmuz 2026’da 81 ilin tamamında ulusal ölçekte devreye alındı. B-REÇETE SADECE “REÇETE”DEN İBARET DEĞİL Sistemin adı reçeteyi öne çıkarsa da B-Reçete, bütün bitki koruma ürünlerini aynı satış biçimine sokmuyor. Bakanlığın açıklamasına göre satışlar üç temel yöntemle yürütülüyor: reçeteli satış, reçetesiz satış ve taahhütlü satış. Bazı il müdürlüğü duyurularında bakır ve kükürt içerikli ürünler ayrıca “kapsam dışı” satış grubu olarak gösteriliyor. Buradaki “reçetesiz satış”, eski anlamıyla kimliksiz, kayıtsız veya sınırsız satış demek değil. Reçeteye tabi olmayan bir ürün alınırken de üreticinin T.C. kimlik numarası sisteme giriliyor, cep telefonuna doğrulama kodu gönderiliyor ve üreticinin kayıtlı parseli, yetiştirdiği ürün, mücadele edeceği zararlı organizma, ürünün ruhsatlı dozu, uygulama sayısı ve alan büyüklüğü üzerinden satılabilecek miktar hesaplanıyor. Bakanlık kayıtlarına göre ilk aşamada beş aktif maddeyi içeren 349 bitki koruma ürünü reçeteli satış kapsamına alındı. Bu aktif maddeler abamectin, acetamiprid, diflubenzuron, pyriproxyfen ve quinclorac olarak açıklandı. Bu maddeleri veya bunların karışımlarını içeren ürünlerin reçetesiz satılması mümkün değil. Reçete, Bakanlıktan yetki almış ve ziraat fakültelerinin bitki koruma bölümünden mezun ziraat mühendislerince elektronik sistemde düzenleniyor. Üretici, reçeteli ürünü bayiden elektronik reçete numarası üzerinden temin edebiliyor. Yönetmelik, Bakanlığın reçeteli satışa bağladığı ürünlerin reçetesiz satılmasını açık biçimde yasaklıyor. KAYDI OLMAYAN ÜRETİCİ İÇİN TAAHHÜTLÜ SATIŞ YOLU VAR ÇKS, TÜKAS veya KOBÜKS’e kaydedilmesi mümkün olmayan üretim alanları için sistem tamamen kapalı değil. Üretici; ekili veya dikili alanını, ürününü ve mücadele edilecek zararlı organizmayı İl ya da İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne beyan ederek taahhüt kaydı oluşturabiliyor. Sistem bir taahhüt numarası veriyor ve üretici bu numara ile T.C. kimlik numarası üzerinden yetkili bayiden ürün alabiliyor. Taahhüt kaydının geçerlilik süresi bir ay. Bu yöntem de kayıt dışı satış anlamına gelmiyor. Tam tersine, Bakanlığın standart üretici kayıt sistemlerine giremeyen alanlar için oluşturduğu alternatif bir kayıt kanalı niteliğinde. UYGULAMAYI YAPAN KİŞİ DE KAYIT ALTINDA Yeni düzenleme satışla sınırlı değil. Ticari bitkisel üretim alanlarında bitki koruma ürünü uygulamasının, Bakanlıktan uygulama belgesi almış profesyonel uygulayıcı, yetkilendirilmiş üretici veya yardımcı uygulayıcı tarafından yapılması gerekiyor. Yetkilendirilmiş üretici yalnız kendi veya kiraladığı üretim alanında uygulama yapabiliyor; profesyonel uygulayıcı ise ülke genelinde çalışabiliyor. Uygulama kayıtlarının en geç üç gün içinde sisteme girilmesi ve beş yıl muhafaza edilmesi öngörülüyor. Yönetmelik ayrıca uygulayıcının sürüklenmeyi ve komşu parsele bulaşmayı önlemesini, kişisel koruyucu donanım kullanmasını, ekipmanın bakım ve kalibrasyonundan sorumlu olmasını ve arı ölümlerini önlemek amacıyla ilaçlama öncesinde arıcılar ile muhtarlıkları bilgilendirmesini düzenliyor. FINDIK B-REÇETE DIŞINDA DEĞİL, ANCAK E-ÜKD AYRIMI VAR Giresun açısından en fazla karıştırılan başlıklardan biri B-Reçete ile e-Üretici Kayıt Defteri’nin aynı şey sanılması. Bakanlığın 2026 listesinde zorunlu e-Üretici Kayıt Defteri tutulacak 27 ürün arasında fındık yer almıyor. Liste; armut, ayva, biber, çilek, domates, elma, erik, greyfurt, hıyar, ıspanak, incir, kabak, kayısı, kiraz, kültür mantarı, limon, mandalina, marul, nar, nektarin, patlıcan, portakal, şeftali, taze fasulye, üzüm, maydanoz ve vişneden oluşuyor. Fındığın bu 27 ürün arasında bulunmaması, fındık üreticisinin bitki koruma ürünü satış ve uygulama kurallarından muaf olduğu anlamına gelmiyor. Fındık üreticisi de yetkili bayiden, kayıtlı üretim alanı ve ruhsatlı kullanım bilgileri üzerinden ürün alacak; reçeteye tabi aktif madde içeren bir ürün söz konusuysa elektronik reçete gerekecek ve uygulama yetkili kişi tarafından yapılacak. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü de fındıkta kahverengi kokarca, fındık kurdu ve külleme mücadelesinde yalnız ruhsatlı ürünlerin kullanılmasını ve uygulamanın belge sahibi kişilerce yapılmasını düzenli olarak duyuruyor. SİSTEM NE GETİRDİ? B-Reçete’nin en güçlü yönü, satış anını tarımsal üretim verisiyle ilişkilendirmesi. Sistem, “hangi ürün satıldı?” sorusuna ek olarak “kime, hangi parsel için, hangi üründe, hangi zararlıya karşı, hangi doz ve kaç uygulama için satıldı?” sorularının da cevabını kayda bağlıyor. Karekodlu ürün hareketleri üreticiye kadar izlenebiliyor. Bu yapı; fazla miktarda satışın, ruhsatsız kullanımın, başka bir üretici adına ürün alınmasının ve kalıntı tespit edildiğinde kaynağın belirsiz kalmasının önlenmesi için daha güçlü bir denetim zemini oluşturuyor. İkinci kazanım, reçeteli aktif maddelerde kararın yalnız satış tezgâhında verilmemesi. Kimyasal mücadelenin gerekli olup olmadığı, ürün-zararlı eşleşmesi ve kullanılabilecek miktar yetkili teknik personelin sorumluluğuna giriyor. Bu yaklaşım, pestisit yönetiminde risk esaslı kontrol ve izlenebilirlik ilkeleriyle uyumlu. FAO ve Dünya Sağlık Örgütünün uluslararası pestisit yönetimi çerçevesi de pestisitlerin üretimden kullanıma ve bertarafa kadar bütün yaşam döngüsünün düzenlenmesini, yetkilendirmeyi, eğitimi ve denetimi temel araçlar arasında gösteriyor. Üçüncü kazanım, uygulama kayıtlarının kalıntı denetimleriyle karşılaştırılabilmesi. Bir üründe hangi aktif maddenin, ne zaman ve hangi dozda kullanıldığı kayda girerse, hasat öncesi analizde çıkan sonuç ile üretim kaydı arasında bağ kurulabilir. Bu, yalnız ceza uygulamak için değil; hatalı doz, yanlış ürün seçimi, bekleme süresine uyulmaması veya eğitim açığı gibi nedenleri belirlemek için de kullanılabilir. Yönetmelik, hasat öncesi pestisit denetimini ve uygunsuzluk görülen ürün, alan ve aktif maddelerin takibini açıkça düzenliyor. SİSTEM NE GÖTÜRDÜ, NEREDE ZORLANABİLİR? Yeni sistem üretici, bayi ve teknik personel açısından ilave işlem yükü getiriyor. Üreticinin kayıtlarının güncel olması, cep telefonu bilgisinin sistemde bulunması, SMS doğrulamasının çalışması, parsel ve ürün bilgilerinin doğru eşleşmesi gerekiyor. Kayıt sistemlerine giremeyen alanlarda İl veya İlçe Müdürlüğünden taahhüt oluşturulması zorunlu. İnternet, SMS veya merkezi sistem kesintileri satışın gecikmesine; kayıt hataları ise gerçekte ihtiyaç duyulan ürünün sistem tarafından reddedilmesine yol açabilir. Bunlar sistemin amaçlanan sonucu değil, dijital altyapıya bağımlı bir modelin yönetilmesi gereken operasyonel riskleri. Reçete yazma yetkisinin yalnız bitki koruma bölümü mezunu ve Bakanlıktan yetkilendirilmiş ziraat mühendislerine verilmesi teknik sorumluluğu güçlendiriyor; ancak reçete yazabilecek kişi sayısının yetersiz olduğu ilçelerde erişim ve bekleme süresi sorunu doğurabilir. Sistem başarısı, yalnız mevzuatın varlığına değil, üreticinin ihtiyaç duyduğu anda sahaya erişebilen yeterli sayıda yetkili teknik personelin bulunmasına bağlı. Bayiler açısından da stok planı değişiyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 1 Temmuz öncesindeki eğitimde bayileri ihtiyaçtan fazla ürün satılamayacağı, stokların bölgedeki ruhsatlı tavsiyelere göre planlanması gerektiği ve satılamayan ürünlerin raf ömrü sonunda imha riski taşıdığı konusunda uyarmıştı. Bu durum gereksiz stoklamayı azaltabilir; ancak küçük ilçelerde düşük talep gören ürünlerin bulunabilirliğini de zayıflatabilir. Sistemin miktar algoritması alan büyüklüğü, ürün, zararlı organizma, uygulama sayısı, aktif madde ve doz gibi değişkenleri kullanıyor. Buna karşılık üreticinin yanlış parsel kaydı, hastalık veya zararlı yoğunluğunun olağan dışı seyretmesi, iklim koşulları ya da yeniden uygulama gereksinimi gibi durumlarda nasıl hızlı düzeltme ve itiraz yapılacağı sahadaki başarının önemli ölçütlerinden biri olacak. Bakanlığın yayımladığı tanıtım ve soru-cevap metinleri hesaplama parametrelerini açıklıyor; ancak algoritmanın ayrıntılı karar kuralları ile hata ve itiraz süreçlerini aynı açıklıkta ortaya koymuyor. REÇETE TEK BAŞINA PESTİSİT SORUNUNU ÇÖZMEZ Pestisitler, zararlı organizmaları kontrol etmek için kullanılsa da doğaları gereği insanlar ve hedef dışı canlılar açısından toksik olabilen maddeler. Dünya Sağlık Örgütü, güvenli kullanım ve doğru bertarafın zorunlu olduğunu vurguluyor. FAO ise entegre mücadelede kimyasal ürünlerin otomatik ve takvime bağlı biçimde değil, ekonomik zarar eşiği ve sahadaki gerçek ihtiyaç dikkate alınarak, diğer yöntemler yeterli olmadığında kullanılması gerektiğini belirtiyor. Bu nedenle B-Reçete’nin bilimsel başarısı yalnız satılan litre veya kilogramı sınırlamakla ölçülemez. Sistem; düzenli sürvey, doğru zararlı teşhisi, ekonomik zarar eşiği, biyolojik ve biyoteknik mücadele, direnç yönetimi, kalibrasyon, uygun uygulama zamanı ve hasat aralığıyla birlikte işletilirse gereksiz kullanımı azaltabilir. Reçete, sahayı görmeyen otomatik bir onaya dönüşürse veya üretici yalnız bürokratik bir kod almak için sisteme yönelirse hedeflenen risk azalması sınırlı kalır. DÜNYADA AYNI SİSTEM VAR MI? İncelenen uluslararası örneklerde Türkiye’deki B-Reçete ile birebir aynı ad ve merkezi mimariye sahip tek tip bir modelden çok, benzer amaçları farklı araçlarla yerine getiren sistemler bulunuyor. Avrupa Birliği mevzuatı, profesyonel pestisit kullanıcıları, dağıtıcılar ve danışmanlar için eğitim ve sertifikasyon sistemleri kurulmasını; satış sırasında sağlık, çevre ve güvenli kullanıma ilişkin yeterli bilginin sağlanmasını öngörüyor. AB’nin 2023/564 sayılı uygulama düzenlemesi ise profesyonel kullanıcıların bitki koruma ürünü kullanım kayıtlarını ürün, zaman, doz, alan, ürün çeşidi ve uygulama yeri gibi bilgilerle elektronik ve makine tarafından okunabilir biçimde tutmasını düzenliyor. Fransa’da profesyonel bitki koruma ürünlerini satın almak, kullanmak, satmak veya bu ürünler hakkında danışmanlık yapmak için Certiphyto adlı bireysel sertifika gerekiyor. Sistem, Türkiye’deki reçeteden farklı olarak daha çok kullanıcının, satıcının ve danışmanın yeterliliğini belgeliyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde Çevre Koruma Ajansı, yüksek riskli kabul edilen “restricted use pesticide” ürünlerini genel kullanımdan ayırıyor. Bu ürünler yalnız sertifikalı uygulayıcılar tarafından veya onların doğrudan gözetimi altında kullanılabiliyor; satış ve uygulama kayıtlarında ürün, alan, tarih, miktar ve uygulayıcı sertifika bilgileri tutuluyor. Danimarka ise ruhsatlı pestisitlerin yıllık satış miktarlarını, aktif maddeleri, uygulama sıklığını ve “pestisit yükü göstergesi”ni yayımlıyor. Bu model, tek tek çiftçiye reçete yazmaktan çok ulusal tüketimi ve çevresel yükü ölçmeye odaklanıyor. Türkiye’nin B-Reçete modeli; reçete, kimlik doğrulama, parsel-ürün eşleştirmesi, satış miktarı hesabı, uygulayıcı yetkisi ve üretici kayıtlarını aynı merkezi altyapıda birleştirmesi bakımından bu araçların birkaçını tek sistemde topluyor. Bunun gerçek etkisi ise ulusal ölçekte yayımlanacak sonuçlarla görülebilecek.

KAHVERENGİ KOKARCA KİVİYE DE YÖNELDİ: Haber

KAHVERENGİ KOKARCA KİVİYE DE YÖNELDİ:

KAHVERENGİ KOKARCA KİVİYE DE YÖNELDİ: MEYVE DIŞTAN SAĞLAM, İÇTEN HASARLI KALABİLİYOR Fındık Araştırma Enstitüsü, kahverengi kokarcanın kivi bahçelerinde yoğun olarak görüldüğünü duyurdu. Bilimsel araştırmalar, zararlının meyve dokusunu emerek kabuk altında yeşil ve beyaz lekeler oluşturduğunu; böcek yoğunluğu arttıkça hasarın ağırlaştığını gösteriyor. Üreticinin takvime bakarak gelişigüzel ilaçlama yapması değil, bahçeyi düzenli kontrol ederek mücadele eşiğine göre hareket etmesi gerekiyor. Fındıkla özdeşleşen kahverengi kokarca tehdidi, Karadeniz’in önemli alternatif ürünlerinden kiviye de uzandı. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, istilacı zararlının kivi bahçelerinde yoğun biçimde görüldüğünü belirterek üreticileri zamanında ve doğru mücadele konusunda uyardı. Enstitünün açıklamasında, 300’den fazla konukçuya sahip kahverengi kokarcanın yalnızca fındıkla beslenmediği; kivi başta olmak üzere çok sayıda meyve ve sebze türünde ürün kaybına yol açabildiği vurgulandı. Tarım ve Orman Bakanlığının geçici tavsiye listesinde yer alan bitki koruma ürünlerinin üretim dönemi, etiket bilgisi ve hasat aralığı dikkate alınarak kullanılması istendi. ZARAR KABUĞUN ALTINDA GİZLENEBİLİYOR Kahverengi kokarca, ergin ve nimf dönemlerinde sokucu-emici ağız yapısıyla meyve dokusuna giriyor. Bitki özsuyunu emerken dokuda bozulmaya yol açan salgılar bırakıyor. Bunun sonucunda meyvede çöküntü, şekil bozukluğu, sertleşme ve kabuk altında süngerimsi alanlar oluşabiliyor. Kivideki kritik sorunlardan biri, hasarın ilk bakışta dış yüzeyden tam olarak fark edilememesi. Journal of Pest Science dergisinde yayımlanan kontrollü kafes çalışmasında “Hayward”, “Xuxiang” ve “Nongdajinmi” çeşitleri incelendi. Hem nimflerin hem de erginlerin kivi kabuğunun altında yeşil ve beyaz zarar lekeleri oluşturduğu belirlendi. Deney koşullarında zarar görülen meyve oranı çeşitlere göre yüzde 73,5 ile yüzde 82,5 arasında ölçüldü. Bu rakamlar Türkiye’deki bahçeler için doğrudan ürün kaybı tahmini değil; zararlının kivide oluşturabileceği hasarın niteliğini ve potansiyelini gösteren kontrollü deney sonuçlarıdır. Çalışmada böcek sayısı arttıkça zarar şiddetinin de yükseldiği görüldü. Meyve başına düşen zararlı yoğunluğu arttığında kabuk altındaki hasar ağırlaştı; kafeslere dört veya daha fazla böcek bırakılan gruplarda zarar şiddeti, iki böcek bulunan gruplara göre belirgin biçimde yükseldi. Bilimsel araştırmanın sonuçları FINDIKTAN KİVİYE GEÇİŞ, MÜCADELEYİ BAHÇE SINIRLARININ DIŞINA TAŞIYOR Kahverengi kokarca çok sayıda bitki üzerinde beslenebildiği için tek bir bahçedeki mücadele yeterli olmayabiliyor. Zararlı; farklı konukçu bitkiler, bahçe kenarları, yabani bitkiler ve yerleşim alanlarındaki kışlaklar arasında hareket edebiliyor. Bu özellik, fındık ve kivi bahçelerinin birbirine yakın olduğu Karadeniz üretim alanlarında düzenli saha takibini daha önemli hâle getiriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, zararlının meyve bahçelerine girişinden hasada kadar farklı gelişme dönemlerinde görülebileceğini, bu nedenle popülasyonun sezon boyunca izlenmesi gerektiğini bildiriyor. Feromon tuzakları varlığı ve hareketliliği takip etmeye yardımcı olsa da ilaçlama kararı yalnızca tuzakta böcek görülmesine dayandırılmamalı; bahçe içindeki örnekleme sonuçları esas alınmalı. KİVİDE SAYIM DARBEYLE DEĞİL, GÖZLE YAPILIYOR Bakanlığın mücadele esaslarına göre kivi bahçelerinde örnekleme gözle inceleme yöntemiyle gerçekleştiriliyor. Üreticinin yalnızca meyveye bakması yeterli değil; yaprak, sürgün ve dalların da kontrol edilmesi gerekiyor. 1–10 dekarlık bahçelerde 10 omca, 11–20 dekarlık bahçelerde 20 omca, 20 dekardan büyük bahçelerde 30 omca inceleniyor. Örneklemede 10 omcada toplam 10 nimf veya 10 ergin görülmesi, kimyasal mücadele için önerilen eşik olarak kabul ediliyor. Bu eşik, bahçede zararlı görülür görülmez gelişigüzel ilaçlama yerine sayım ve gözleme dayalı karar verilmesini sağlıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı mücadele esasları KİMYASAL MÜCADELEDE ETİKET VE HASAT ARALIĞI KRİTİK Tarım ve Orman Bakanlığının geçici tavsiye listesinde kivi için bitki koruma seçenekleri bulunuyor. Ancak tavsiye geçerlilikleri, ürün ruhsatları ve kullanım koşulları değişebildiği için uygulama öncesinde Bakanlığın güncel Bitki Koruma Ürünleri Veri Tabanı kontrol edilmeli. Yalnızca kivi ve kahverengi kokarca için tavsiye edilen ürün; etiketteki doz, uygulama sayısı ve son ilaçlama ile hasat arasında geçmesi gereken süreye uyularak kullanılmalı. Özellikle hasada yaklaşan dönemde bekleme süresinin ihlal edilmesi, üründe kalıntı riskini artırabilir. Daha yüksek doz ya da daha sık uygulama daha güçlü mücadele anlamına gelmediği gibi faydalı böcekler, çevre ve gıda güvenliği üzerinde ek baskı oluşturabilir. Bakanlık, uygulamanın yağmurlu günlerde ve güneşli öğle saatlerinde yapılmamasını, bitkinin her tarafının uygun biçimde ilaçlanmasını ve uygulamadan yedi gün sonra canlı zararlı sayısının yeniden kontrol edilmesini öngörüyor. Bakanlığın geçici tavsiye listesi TEK BAŞINA İLAÇLAMA DEĞİL, ENTEGRE MÜCADELE Kahverengi kokarcayla mücadelede kimyasal uygulama tek araç değil. Kışlamak için ev, depo ve işyerlerine yönelen erginlerin toplandıkları noktalarda mekanik olarak imha edilmesi, popülasyonun feromon tuzaklarıyla izlenmesi ve biyolojik mücadele birlikte yürütülüyor. Zararlının yumurtalarını parazitleyen Samuray arıcığı Trissolcus japonicus, biyolojik mücadelenin önemli unsurlarından biri. Fındık Araştırma Enstitüsü, Kahverengi Kokarca Ülkesel Entegre Mücadele Projesi kapsamında üretilen Samuray arıcıklarını 6 Temmuz 2026’da Keşap’taki fındık bahçelerine bıraktı. Enstitü, salımlarla birlikte etkinlik ve yayılış izlemelerinin sürdürüleceğini açıkladı. Bu çalışma uzun vadeli biyolojik baskılama açısından önem taşısa da üreticinin kendi kivi bahçesindeki düzenli kontrol ve mücadele sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor. Keşap’taki biyolojik mücadele çalışması ÜRETİCİNİN UYGULAYACAĞI BEŞ ADIM Kivi omcalarının meyve, yaprak, sürgün ve dallarını düzenli olarak inceleyin. Ergin, nimf ve yaprakların altındaki yumurta kümelerini birlikte takip edin. Bahçe büyüklüğüne uygun sayıda omcada sayım yapmadan ilaçlama kararı vermeyin. Mücadele eşiği aşılmışsa İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden teknik destek alın; yalnızca güncel veri tabanında tavsiye edilen ürünü etikete uygun kullanın. Son ilaçlama ile hasat arasındaki zorunlu süreyi koruyun ve uygulamadan yedi gün sonra bahçeyi yeniden kontrol edin. Fındık Araştırma Enstitüsünün uyarısı, kahverengi kokarcanın yalnızca bir fındık zararlısı olarak ele alınamayacağını gösteriyor. Kivide görünmeyen iç doku hasarı, pazarlanabilir kaliteyi ve üreticinin gelirini tehdit edebilir. Mücadelenin başarısı; erken teşhis, doğru sayım, eşik temelli karar, güncel ruhsat bilgisi ile mekanik, biyoteknik, biyolojik ve kimyasal yöntemlerin birlikte uygulanmasına bağlı.

SERT ÇÖZÜLME: 50 RANDIMAN TOMBUL FINDIK 257 TL Haber

SERT ÇÖZÜLME: 50 RANDIMAN TOMBUL FINDIK 257 TL

FİSKOBİRLİK’TE SERT ÇÖZÜLME: 50 RANDIMAN TOMBUL FINDIK 257 LİRAYA İNDİ 23 Mart 2026 tarihli FİSKOBİRLİK fiyat tablosunda 50 randıman Giresun kalite tombul fındık 257 TL/kg olarak yer aldı. Bu rakam, 8 Ocak 2026’daki 307 liranın 50 lira, 19 Ocak’taki 292 liranın 35 lira altında. Eylül 2025’te görülen 347 liralık zirveye göre kayıp 90 liraya, oran olarak da yaklaşık yüzde 26’ya ulaştı. Fındıkta artık konuşulan yalnızca düşen rakam değil; düşüşün hangi iklimde üretildiği ve bu baskının kimin sırtına yıkıldığıdır. MART TABLOSU: YÜKSELİŞ HİKÂYESİ DAĞILDI Sezonun başında 22 Ağustos 2025’te 230 liradan açılan FİSKOBİRLİK fiyatı, 23 Eylül 2025’te 347 liraya kadar tırmanmıştı. Aynı kronolojiye göre fiyat aralıkta 270 liraya kadar indi, ocakta kısa süreli tepki verdi, 19 Ocak’ta 292 lira olarak açıklandı. Kullanıcı tarafından paylaşılan 23 Mart 2026 tarihli son tabloda ise 50 randıman yeniden 257 liraya çekildi. Bu çizgi, piyasanın yalnızca yavaşlamadığını, 2025 sonbaharında oluşan yüksek primin önemli bölümünü geri verdiğini gösteriyor. TMO TABANI AYAKTA, AMA ÜRETİCİ LEHİNE OLUŞAN ÜST BAND ERİDİ Toprak Mahsulleri Ofisi, 2025-2026 sezonu için Giresun kalite kabuklu fındık alım fiyatını 200 TL/kg olarak açıkladı. Teknik olarak 257 lira bu tabanın üstünde. Ancak bugünkü tabloyu “tabanın üstünde kaldı” diye okumak eksik olur. Çünkü piyasa, bir dönem 200 liralık resmî tabanın çok üstünde üretici lehine güçlü bir beklenti üretmiş, sonra o beklentiyi taşıyamamıştır. Mart sonunda görülen 257 lira, tabanın korunduğunu ama üretici lehine kurulan yüksek fiyat havasının çözüldüğünü gösteriyor. REKOLTE RAKAMI, ÜRÜN DAHA DALDAYKEN FİYATIN ÜSTÜNE BİNDİ Bu düşüşün en sert başlıklarından biri, 2026-2027 sezonu için açıklanan 829 bin 239 tonluk ilk rekolte tahminidir. Giresun Son Haber’in haberine göre bu ilk tahmin çiçek sayımına dayanıyor; haberde ayrıca üretici tarafında maliyet, kalite ve arazi farklılıklarının yeterince hesaba katılmadığı, bu tür erken yüksek tahminlerin fiyat üzerinde baskı yaratabileceği kaygısına yer veriliyor. Kısacası yeni sezonun pazarlık dili, ürün daha daldayken kurulmaya başladı. 2025’TE AZ ÜRÜN FİYATI YUKARI İTTİ, 2026’DA YENİ MAHSUL BEKLENTİSİ FREN OLDU Uluslararası Kuru ve Kabuklu Meyveler Konseyi’nin 2025 görünümünde, Türkiye’de kuraklığın verim, dane büyüklüğü ve kalite üzerinde baskı yarattığı; piyasada 2025 mahsulü için 450 bin ile 550 bin ton arasında geniş bir belirsizlik yaşandığı belirtilmişti. 2025 sonbaharındaki sert sıçramanın arkasında da bu arz daralması vardı. Ancak 2026’ya girilirken denklem tersine döndü: yüksek fiyatın sürüklediği piyasa, bu kez zayıflayan talep ve güçlü yeni mahsul beklentisiyle karşı karşıya kaldı. ŞİLİ DOSYASI: REKABET ARTIK SADECE FİYATTA DEĞİL, TAKVİMDE KURULUYOR Şili’nin Maule bölgesinde 26 Mart 2026’da düzenlenecek 4. Ulusal Avrupa Fındığı Günü için 500’ün üzerinde üretici, danışman, şirket temsilcisi ve sektör profesyonelinin bir araya geleceği, programın üretimden ticarete, iklimden küresel rekabete uzanan geniş bir içerikle kurgulandığı bildirildi. Aynı dosyada sponsor ağının sulama, bitki koruma, makine, lojistik ve teknoloji şirketleriyle büyüdüğü; Şili’de fındığın yalnızca tarımsal bir ürün değil, sanayi-ekosistemi haline geldiği vurgulanıyor. Haberde ayrıca Balsu’nun Şili’de 2017’den beri yatırım yaptığı, Maule’de 160 hektarlık alanda yaklaşık 70 bin fındık ağacına ulaştığı bilgisi yer alıyor. Bu tablo, rekabetin artık yalnızca bahçede değil, yatırım ve tedarik zinciri düzeyinde kurulduğunu gösteriyor. KUZEY-GÜNEY HATTI KURULUYOR, ÜRETİCİDE KAYGI BÜYÜYOR Ferrero da fındıkta yıl boyunca taze ve kaliteli tedarik sağlamak için hem kuzey hem güney yarımkürede üretim içinde olduklarını, ana kaynak ülkeler arasında Türkiye, İtalya, Şili ve ABD’nin bulunduğunu açıkça söylüyor. Aynı sayfada Şili, Arjantin, Gürcistan ve Sırbistan’da agrifarm yapıları kurulduğu da belirtiliyor. Bu veriler birlikte okunduğunda ortaya çıkan sonuç şudur: küresel alıcılar artık tek ülkeye yaslanan bir fındık düzeni değil, mevsime yayılmış çok merkezli bir tedarik sistemi kuruyor. “Kışın bir ülkede, yazın başka bir ülkede üretim planlanıyor; yerli üretici oyunun dışına mı itiliyor?” sorusu üretici cephesinde tam da bu nedenle büyüyor. Bunun son cümlesi bir yorumdur; ancak iki yarımküreye yayılan üretim modeli ve Şili’deki yatırım/organizasyon hattı bu kaygının boş olmadığını düşündürüyor. ASIL DÜŞÜŞ, SADECE RAKAMDA DEĞİL PAZARLIK GÜCÜNDE Bugün 257 lira yalnızca tabeladaki son sayı değildir. Bu rakam, bir yandan yüksek rekolte beklentisinin fiyatı erkenden bastırdığını, öte yandan dünya fındığında üretim ve tedarikin farklı coğrafyalara yayıldığını gösteren bir işarettir. Türkiye hâlâ ana üretim merkezi olabilir; ancak yeni denklemde tek belirleyici merkez olma avantajı aşınmaktadır. Fiyatın geri çekilmesi kadar ağır olan da budur. 23 Mart 2026’daki 257 TL/kg fiyat, sıradan bir güncelleme değil, bir çözülme işaretidir. Eylül 2025’te zirve yapan piyasa mart sonunda sert biçimde aşağı gelmiş; üretici lehine kurulan yüksek primli hava dağılmıştır. Bu düşüş hikâyesi yalnızca arz-talep cümlesiyle açıklanamaz. Masada aynı anda üç baskı vardır: erken rekolte dili, zayıflayan fiyatlama gücü ve Şili başta olmak üzere mevsime yayılmış yeni küresel tedarik hatları. Üretici açısından soru artık şudur: Fındıkta yalnızca fiyat mı düşüyor, yoksa fiyatı belirleme gücü de mi el değiştiriyor? Mevcut tablo, ikinci sorunun giderek daha yüksek sesle sorulacağını gösteriyor. . Kaynakça Giresun Son Haber, “FİSKOBİRLİK 19 Ocak’ta Yeniden Fiyat Açıkladı.” Giresun Son Haber, “2026-2027 İlk Tahmini Fındık Rekoltesi Açıklandı: 829 Bin 239 Ton.” Giresun Son Haber, “Şili’de Fındık Günü Büyüyor: Türk Fındığı İçin Yeni Rekabet Hattı.” Tarım ve Orman Bakanlığı, “2025-2026 Sezonu Kabuklu Fındık Alım Fiyatları Belirlendi.” Ferrero Group, “Our aim to source hazelnuts sustainably.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.