Hava Durumu

#Birlikte

giresunsonhaber - Birlikte haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Birlikte haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP’Lİ GEZMİŞ: “BU BÜYÜK ÇINARI HİÇBİR MASA BAŞI HESABINA TESLİM ETMEYECEĞİZ” Haber

CHP’Lİ GEZMİŞ: “BU BÜYÜK ÇINARI HİÇBİR MASA BAŞI HESABINA TESLİM ETMEYECEĞİZ”

CHP’Lİ GEZMİŞ: “BU BÜYÜK ÇINARI HİÇBİR MASA BAŞI HESABINA TESLİM ETMEYECEĞİZ” CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in öncülüğünde on binlerle birlikte Atatürk’ün huzurunda olduklarını belirterek, Cumhuriyet’i kuran partiye, demokrasiye ve halk egemenliğine sahip çıkma kararlılığını vurguladı. CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in öncülüğünde gerçekleştirilen Anıtkabir buluşmasına ilişkin değerlendirmede bulundu. Gezmiş, on binlerle birlikte Atatürk’ün huzurunda olduklarını belirterek, Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel sorumluluğuna dikkat çekti. CHP’nin savaş meydanlarından doğan Cumhuriyet iradesinin siyasi mirasını taşıdığını vurgulayan Gezmiş, partiye ve halkın egemenliğine yönelik hiçbir masa başı hesabına izin vermeyeceklerini ifade etti. “ON BİNLERLE BİRLİKTE ATA’MIZIN HUZURUNDAYDIK” Gezmiş, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in öncülüğünde, on binlerle birlikte Ata’mızın huzurundaydık. Cumhuriyet’i kuran iradeye, demokrasiye ve halkın egemenliğine sahip çıkma kararlılığımızı bir kez daha haykırdık. Savaş meydanlarında kurulan, her türlü baskıya rağmen dimdik ayakta kalan bu büyük çınarı hiçbir masa başı hesabına teslim etmeyeceğiz. Atamızın izinde, Cumhuriyet’in ışığında yürümeye; adaletin, özgürlüğün ve aydınlık yarınların mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz.” CHP’YE VE HALK EGEMENLİĞİNE SAHİP ÇIKMA MESAJI Gezmiş’in açıklamasında, CHP’nin Cumhuriyet’in kurucu iradesiyle taşıdığı tarihsel bağ öne çıktı. Açıklamada, demokrasi, adalet, özgürlük ve halk egemenliği vurgusu yapılırken, partiye yönelik siyasi hesaplara karşı kararlı duruş mesajı verildi.

Günde En Az Üç Kez Sarılın Haber

Günde En Az Üç Kez Sarılın

Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen “Toplum İçin Bilim Eğitim Seminerleri”nin “İnsan İlişkilerinin Nörobilimi: Sosyal Beyin" başlıklı oturumunda konuşan Prof. Dr. Tayfun Doğan, insanın en temel özelliğinin sosyal bir canlı olması olduğunu vurguladı. İyi ilişkilerin yaşam süresi ve hastalıklar üzerindeki etkisine değinen Prof. Dr. Doğan, “İnsan ilişkileri iyiyse, kişi memnuniyeti yüksekse, yalnızlık azsa; daha az Alzheimer görülüyor, daha sağlıklı ve daha uzun yaşanıyor. Ama yalnızlık varsa erken ölüm, kalp krizi ve demans gibi hastalıklar daha sık görülüyor. O yüzden iyi yaşam, iyi ilişkilerle inşa edilir.” dedi. Fiziksel temas ve iletişimin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, “Minimum 20 saniyelik sarılmalar oksitosin salgılar. Günde en az üç kez sarılın. Göz teması kurun, yemek masasında telefonu bırakın, birlikte vakit geçirin. Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen “Toplum İçin Bilim Eğitim Seminerleri” kapsamında Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Doğan katılımcılarla buluştu. “İnsan İlişkilerinin Nörobilimi: Sosyal Beyin" başlıklı seminerde konuşan Prof. Dr. Tayfun Doğan, insanın en temel özelliğinin sosyal bir canlı olması olduğunu vurguladı. Konuşmasında uzun yıllardır pozitif psikoloji alanında mutluluk, umut ve iyi oluş üzerine çalışmalar yürüttüğünü belirten Prof. Dr. Tayfun Doğan, son dönemde insan ilişkileri ve sosyal zekâ konularına yeniden yoğunlaştığını söyledi. Prof. Dr. Tayfun Doğan, “İnsanı tek bir sıfatla tanımlayacak olsak, en doğru ifade ‘sosyal bir canlı’ olur. Gerçekten beynimiz buna göre şekillenmiş durumda. Doğduğumuz andan hayatımızın sonuna kadar bizi arayan, merak eden, güvende hissettiren ve önemseyen insanlara ihtiyaç duyarız. İnsan ilişkileri bizim doğal yaşam alanımızdır” dedi. Eş zamanlılık ilişkileri güçlendiriyor Seminerde özellikle eş zamanlılık, ahenk ve senkronizasyon kavramları üzerinde duran Prof. Dr. Doğan, iki ya da daha fazla kişinin birlikte hareket etmesinin beyin üzerinde güçlü etkiler oluşturduğunu ifade etti. Prof. Dr. Doğan, “Birlikte nefes alıp vermek, jest ve mimiklerin benzemesi, konuşma ritimlerinin ve hatta kalp atışlarının birbirine yaklaşması kişiler arasında güçlü bir bağ oluşturur. Bu durum, adeta iki insanın birbirine bağlanması gibidir. Beyin de bu bağı ödüllendirir.” diye konuştu. Bu ödül mekanizmasının temelinde oksitosin hormonu bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Doğan, oksitosinin halk arasında sevgi, bağlanma ve güven hormonu olarak bilindiğini belirtti. Prof. Dr. Doğan, “Eş zamanlılık sağlandığında oksitosin salgılanır. Oksitosin de stres hormonu olarak bilinen kortizolün salınımını azaltır. Böylece stres düşer, güven artar, çatışmalar azalır. Eşler arasındaki tartışmaların, çocuklar arasındaki kavgaların azalmasında da bu mekanizma önemli rol oynar.” ifadelerini kullandı. Sarılmak, birlikte yürümek, şarkı söylemek bile etkili Oksitosin salgısını artırmanın gündelik yaşamda oldukça basit yolları olduğunu belirten Prof. Dr. Doğan, birlikte yapılan etkinliklerin ilişkileri güçlendirdiğini söyledi. “Beraber yemek yapmak, birlikte şarkı söylemek, ritmik hareketler yapmak, dans etmek, aynı tempoda yürümek, hatta uzun süre sarılmak bile oksitosin salgısını artırır.” diyen Prof. Dr. Doğan, özellikle 20 saniyeyi aşan sarılmaların kişiler üzerinde rahatlatıcı etkiler oluşturduğunu vurguladı. Prof. Dr. Doğan, toplu ibadetlerin, iftar sofralarının, birlikte film ya da maç izlemenin de aynı mekanizmayı desteklediğini belirterek, “İnsanlar ortak bir ritimde buluştuğunda psikolojik olarak birbirlerine daha çok bağlanıyorlar.” dedi. Oksitosin beynin alarm sistemini sakinleştiriyor Seminerde beynin işleyişine ilişkin nörobilimsel açıklamalarda da bulunan Prof. Dr. Doğan, oksitosinin beynin hipotalamus bölgesinde salgılandığını ve doğrudan amigdala üzerinde etkili olduğunu söyledi. Amigdalanın beynin erken uyarı ve alarm sistemi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan, “Amigdala tehlike sezdiğinde bizi kaygılandırır ve stres hormonlarını harekete geçirir. Ancak oksitosin amigdalaya ‘her şey yolunda, güvendesin’ mesajı verir. Böylece kaygı ve stres daha ortaya çıkmadan önlenmiş olur.” diye konuştu. İş görüşmelerinden aile ilişkilerine kadar etkili Eş zamanlılığın sadece aile ilişkilerinde değil, iş ve eğitim yaşamında da önemli sonuçlar doğurduğunu belirten Prof. Dr. Doğan, özellikle beden dili uyumunun kişiler arasındaki güveni artırdığını ifade etti. “İş görüşmelerinde, öğretmen-öğrenci ilişkisinde, terapist-danışan ilişkisinde senkronizasyon çok önemlidir. Karşı tarafla uyumlu beden dili geliştirmek kabul görme ihtimalini artırır.” diyen Prof. Dr. Doğan, terapi süreçlerinde başarının en önemli unsurlarından birinin danışanla kurulan uyum olduğunu söyledi. Öğrenmeyi de güçlendiriyor Öğretmen ve öğrenci arasındaki uyumun öğrenme üzerinde doğrudan etkili olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan, sevilen öğretmenlerin derslerinin daha verimli geçmesinin temel nedenlerinden birinin bu olduğunu belirtti. Prof. Dr. Doğan, “Öğretmen ile sınıf arasında ahenk sağlandığında öğrenciler dersi daha iyi kavrıyor. Aslında hepimizin hayatında sevdiği bir öğretmenin dersini daha iyi anladığı dönemler olmuştur. Bunun altında yatan neden senkronizasyondur.” ifadesinde bulundu. Yalnızlık doğamıza uygun değil İnsanın sosyal bir varlık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Doğan, yalnızlığın biyolojik düzeyde ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtti ve “Yalnızlık doğamıza uygun değil. Peki ne yapıyor yalnızlık? Neden bizi strese sokuyor? Bu konuda yapılan araştırmalar var. Cacioppo’nun çalışmasında katılımcılara gün içinde yalnızlık düzeylerini ve fizyolojik tepkilerini ölçmeleri istendi. Sonuçta şunu gördük: Yalnızlık hisseden insanlar, adeta fiziksel bir saldırıya uğramış gibi kortizol salgılıyor.” şeklinde konuştu. Yalnızlığın vücutta “savaş ya da kaç” tepkisini tetiklediğini ifade eden Prof. Dr. Doğan, bunun bağışıklık sistemi ve uyku üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu söyledi. Prof. Dr. Doğan, “Yalnızlık durumunda vücudumuz alarm moduna geçiyor. Kortizol yükseliyor. Bu da bağışıklık sistemimizi zayıflatıyor, uyku düzenimizi bozuyor. Gece uyanmalarının önemli nedenlerinden biri de yüksek stres hormonudur. Beyin sürekli tehlike varmış gibi çalışır.” dedi. Sosyal bağ kimyasal bir ilaçtır Seminerde hayvan deneylerinden örnekler de paylaşan Prof. Dr. Tayfun Doğan, “Felç edilen fareler üzerinde yapılan deneylerde, sosyal ortamda bulunan farelerin çok daha hızlı iyileştiği görülüyor. İzole edilen farelerde ise iyileşme neredeyse yok. Bunun nedeni oksitosin hormonu. Sosyal bağ aslında kimyasal bir ilaçtır.” diye konuştu. Yapay oksitosin verilmesi durumunda bile iyileşmenin hızlandığını belirten Prof. Dr. Doğan, ancak bunun doğal yollarla sağlanması gerektiğini vurguladı ve “Buradan ‘gidip oksitosin alın’ sonucu çıkarmıyoruz. Oksitosini doğal yollarla artırmalıyız. Sarılmak, birlikte yemek yemek, yürüyüş yapmak, şarkı söylemek… Bunların hepsi oksitosin salgılatır.” ifadesinde bulundu. Bağımlılık, eksik sosyal bağın telafisidir “Bağımlılık sosyal ilişkilerden almamız gereken kimyasalları alamadığımızda bunları yapay yollarla telafi etme çabasıdır.” diyen Prof. Dr. Doğan, bu durumun yalnızca madde bağımlılığıyla sınırlı olmadığını belirterek, şunları söyledi: “Yeterli sosyal bağ kuramayan bireyler bu eksikliği yemekle, internetle, kumarla ya da başka bağımlılıklarla doldurmaya çalışır. Yalnızlık acı vericidir ve bu acıyı azaltmak için insanlar farklı yollar arar.” Yalnızlık bir uyarı sinyali Yalnızlığın evrimsel bir anlamı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan, “Eğer yalnızlık keyifli bir şey olsaydı insan türü yok olurdu. Yalnızlık bize ‘git ve sosyalleş’ mesajı verir. Tıpkı açlık gibi… Açlık nasıl bize ‘yemek bul’ diyorsa, yalnızlık da ‘insan bul’ der.” şeklinde konuştu. Modern şehir yaşamı ‘insanat bahçesi’ne dönüşüyor Modern yaşamın yalnızlığı artırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, “Apartman yaşamı, yalnız bireyler… Aslında hepimiz izole fareler gibiyiz. Depresyon, bağımlılık, aşırı yeme davranışları bu yüzden artıyor. Desmond Morris modern şehirler için ‘insanat bahçesi’ ifadesini kullanıyor. Hayvanat bahçesi hayvanların doğasına uygun değilse, bu yaşam da insanın doğasına uygun değil.” dedi. Sosyalleşme beyni fiziksel olarak değiştiriyor Sosyal etkileşimin beyin yapısı üzerindeki etkilerine de değinen Prof. Dr. Doğan, bilimsel bulguları şöyle aktardı: “Sosyal ortamda yaşayan bireylerin beyin kabuğu daha kalın oluyor. BDNF dediğimiz, beynin gelişimi için çok önemli olan madde artıyor. Nöronlar arası bağlantılar güçleniyor. Yani sosyalleşmek sadece psikolojik değil, fizyolojik olarak da beyni geliştiriyor.” Prof. Dr. Tayfun Doğan, uzun yıllara yayılan bilimsel araştırmaların insan ilişkilerinin yaşam kalitesi üzerindeki belirleyici rolünü ortaya koyduğunu söyledi. İnsan ilişkilerinin sağlık ve mutluluk üzerindeki etkileri neler? Konuşmasında dünyaca ünlü Harvard çalışmasına dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, insan ilişkilerinin sağlık ve mutluluk üzerindeki etkisini şu sözlerle anlattı: “Meşhur bir araştırma var. Medyada genellikle Harvard mutluluk araştırması diye geçer ama asıl adı Harvard Yetişkin Gelişimi Araştırması. 1938’de başlıyor ve bugün 88 yılı geride bıraktı. Katılımcıların her yıl kan değerlerine bakılıyor, beyin görüntülemeleri yapılıyor, psikolojik testler uygulanıyor, birebir görüşmeler gerçekleştiriliyor. Kariyer, para, statü gibi birçok değişken inceleniyor. Ama sonuç çok net: Mutluluk ve sağlıkta bir numaralı faktör insan ilişkileri.” İyi ilişkilerin yaşam süresi ve hastalıklar üzerindeki etkisine de değinen Prof. Dr. Doğan, “İnsan ilişkileri iyiyse, kişi memnuniyeti yüksekse, yalnızlık azsa; daha az Alzheimer görülüyor, daha sağlıklı ve daha uzun yaşanıyor. Ama yalnızlık varsa erken ölüm, kalp krizi ve demans gibi hastalıklar daha sık görülüyor. O yüzden iyi yaşam, iyi ilişkilerle inşa edilir.” dedi. Yalnızlık erken ölüm riskini artırıyor Yalnızlığın sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin geniş çaplı araştırmalara da değinen Prof. Dr. Doğan, “3 milyon kişi üzerinde yapılan meta-analizler, kronik yalnızlığın erken ölüm riskini yüzde 20-30 artırdığını gösteriyor. Ayrıca demans ve kalp hastalıkları riskini de yükseltiyor. Hatta kronik yalnızlık, günde 15 sigara içmek kadar zararlı.” ifadesinde bulundu. Kötü ilişki, yalnızlıktan daha zararlı olabilir Sağlıklı ilişkilerin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Doğan, her sosyal bağın olumlu olmadığını belirterek, “Yalnız kalmamak adına her ilişkiye tutunmak doğru değil. Hayatımıza giren insanlara şu soruyu sormalıyız: ‘Bana yalnızlıktan daha mı iyi geleceksin, yoksa yalnızlığın güzelliğini mi hatırlatacaksın?’ Çünkü kötü ilişkiler bazen yalnızlıktan daha fazla zarar verir.” diye konuştu. Ayrılık acısının biyolojik temeli var İnsanların sevdiklerinden ayrıldıklarında yaşadıkları duygusal acının biyolojik bir karşılığı olduğunu belirten Prof. Dr. Doğan, “Sevdiğimiz kişilerle birlikteyken beynimiz belirli kimyasallara alışır. Ayrılık, kayıp ya da uzaklaşma durumunda bu kimyasallar kesilir ve bir tür yoksunluk yaşarız. Bu yüzden acı çekeriz. Zamanla beyin bu durumu kabullenir ve iyileşme başlar.” ifadesinde bulundu. Besleyici ilişki oksitosin üretir, zehirleyici ilişki stres artırır Seminerde “besleyici” ve “zehirleyici” ilişki kavramlarına da değinen Prof. Dr. Doğan, “Doğuştan bir ilişki tarzımız yoktur. Sonradan öğreniriz. Besleyici ilişkiler; saygılı, samimi, destekleyici ve karşı tarafın değerli hissetmesini sağlayan ilişkilerdir. Bu tarz ilişkiler oksitosin üretir. Zehirleyici ilişkiler ise eleştiren, küçümseyen, öfke yüklü ve karşı tarafın özsaygısını zedeleyen ilişkilerdir. Bunlar da kortizol üretir.” dedi. Sosyal destek iyileşmeyi hızlandırıyor Sosyal bağların fiziksel sağlık üzerindeki etkisine de dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, “Oksitosin salgılandığında hücresel onarım artar, doğal ağrı kesici etki oluşur. Ameliyat sonrası yanında destek olan kişiler varsa iyileşmenin daha hızlı olması tesadüf değildir. Sosyal destek bir şifadır.” şeklinde konuştu. Günde en az üç kez sarılın Günlük yaşamda uygulanabilecek basit öneriler de paylaşan Prof. Dr. Doğan, özellikle fiziksel temas ve iletişimin önemine dikkat çekti ve “Minimum 20 saniyelik sarılmalar oksitosin salgılar. Günde en az üç kez sarılın. Göz teması kurun, yemek masasında telefonu bırakın, birlikte vakit geçirin. Küçük iyilikler bile büyük etkiler oluşturur. İyilik yapan kişi, iyilik görenden daha mutlu olur. Çünkü en büyük kazancı o elde eder. Küçük bir yardım, kısa bir sohbet bile insanın oksitosin düzeyini artırır.” dedi. Sosyalleşmek yaşlanmayı geciktiriyor Sosyalleşmenin biyolojik etkilerine de değinen Prof. Dr. Doğan, hücre yaşlanmasıyla ilgili önemli bir noktaya dikkat çekti ve “Telomer dediğimiz yapılar hücrelerin yaşlanmasını belirler. Sosyalleşme bu yapıların kısalmasını yavaşlatır. Yani sosyal ilişkiler daha uzun ve sağlıklı yaşam sağlar.” diye konuştu. Konuşmasında katılımcılara çağrıda bulunan Prof. Dr. Doğan, “Kalbinizi ısıtın. Size iyi gelen şeyleri hayatınıza dahil edin. Derin bağlar kurun, iyilik yapın, sevdiklerinizi arayın. Her insan günde en az bir kez ‘iyi ki varsın’ sözünü duymalı. Eğer bunu duymuyorsanız, siz başkalarına söyleyin.” ifadesinde bulundu. Seminerin sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Doğan, insanın sosyal bir varlık olduğunu hatırlatarak, “Birbirimize ihtiyacımız var. Bu bir lüks değil, temel bir ihtiyaç.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Özgür Özel orucunu Manisalılarla açtı... Bayramda da Manisa'da olacak Haber

Özgür Özel orucunu Manisalılarla açtı... Bayramda da Manisa'da olacak

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Cumhuriyet Meydanı’nda binlerce vatandaşla aynı iftar sofrasını paylaştı. Özel, Manisa Büyükşehir Belediyesinin kurduğu iftar sofrasında binlerce vatandaşla birlikte orucunu açtı. MANİSA (İGFA) - Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu yaşatmak amacıyla Cumhuriyet Meydanı’nda kurulan iftar sofrası, binlerce vatandaşı aynı noktada buluşturdu. Programa CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun yanı sıra CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, Milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç ile belediye bürokratları katıldı. İftar öncesinde meydandaki sofraları tek tek ziyaret eden Genel Başkan Özgür Özel ve Başkan Besim Dutlulu, vatandaşlarla sohbet ederek Ramazan aylarını kutladı. Yoğun ilgiyle karşılanan Özel, hatıra fotoğrafları çektirdi. İftar sofrasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, geçtiğimiz yıl iki merhum başkanın ev sahipliği yaptığını hatırlatarak, “Doğduğumuz büyüdüğümüz ildeyiz. Yüreğimiz çok buruk, çok zor geldik bu iftara. Hem Şehzadelerin hem de büyükşehirin seçilmiş iki belediye bakanı iki kardeşim ramazanda ev sahipliği yapmışlardı bize. Bu sene maalesef ikisi de aramızda yok. O yüzden içimiz yanıyor yüreğimiz burkuk. Bu yıl Besim başkanımız ve Hakan başkanımız ile birlikte yaptık” diye konuştu. Manisa’da sunulan hizmetlerden duyduğu memnuniyeti dile getiren Özel, “Bütün yaşanan acılara rağmen bu ülkenin vatandaşlarına, yoksullara, kimsesizlere sahip çıkmak gerekiyor. Hem Ferdi ve Gülşah’ın bıraktığı hizmetleri kaldığı yerden devam ettirmek hem de bu ekonomik kriz sürecini iyi yönetmek gerekiyor. Manisa en çok kent lokantası bulunduran İstanbul’dan sonra ikinci il. Yakında İstanbul’daki sayıya ulaşacak. İlçelerimizin ve büyükşehrimizin iftarlarını takip ediyorsunuz, 125 bin kişiye bugüne kadar sadece büyükşehir tarafından ulaşıldı, çok önemli. Doğduğumuz büyüdüğümüz şehri arkadaşlarımıza emanet ettik. Bugün burada Türkiye’nin çok farklı yerlerinde doğmuş buraya gelmiş Manisa’da hayata tutunmaya çalışan insanlarla ekmeğimizi paylaştık. Burada duyduğumuz güzel sözlerden memleketimizde arkadaşlarımızın hizmeti ile ilgili büyük memnuniyet duyuyoruz.” diye konuştu. ÖZEL, BAYRAMDA MANİSA’DA OLACAK Ramazan Bayramı’nda Manisa’da olacağını ifade eden Özel, “Bütün hemşehrilerimizin bir kez daha hem Ramazanını hem yaklaşan kadir gecesini kutluyorum. İnşallah Ramazan Bayramı’nda hep birlikte olacağız. Yüreğimizin bir tarafı yanıyor ama Manisamızda hep birlikte olacağız. Ben bayramın birinci günü sabah erken saatlerde burada olacağım. Bir gün önce İstanbul’dayız malum programlarımız 19 Mart yıl dönümünde yoğun. 19 Mart gece yarısı yola çıkıp sabah inşallah bayram namazına yetişmiş olacağız” dedi. Ramazan ayı boyunca kent genelinde kurulan iftar sofralarıyla binlerce vatandaşa ulaştıklarını belirten Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ise şunları söyledi: “Ramazan ayı boyunca kurduğumuz iftar sofralarında binlerce hemşehrimizle bir araya geldik. Paylaşmanın bereketini birlikte yaşadık. İnşallah bu birlik ve beraberlik ruhu, sadece Ramazan’da değil, yılın her gününde Manisa’da büyüyerek devam edecek.” Cumhuriyet Meydanı’nda kurulan iftar programı, vatandaşların yoğun katılımıyla sıcak ve samimi bir atmosferde gerçekleşti. Manisalılar, aynı sofrada buluşmanın ve Ramazan’ın bereketini birlikte paylaşmanın mutluluğunu yaşadı.

BULANCAKSPOR ÇAYELİ’DE KAZANDI: DEPLASMANDA 3 PUAN, SKOR 1-2 Haber

BULANCAKSPOR ÇAYELİ’DE KAZANDI: DEPLASMANDA 3 PUAN, SKOR 1-2

BULANCAKSPOR ÇAYELİ’DE KAZANDI: DEPLASMANDA 3 PUAN, SKOR 1-2 Nesine 3. Lig’de 14 Mart Cumartesi günü saat 13.30’da Çayelispor deplasmanında sahaya çıkan Bulancakspor, ilk yarısını 2-0 önde kapattığı mücadeleyi 2-1 kazanarak kritik bir galibiyete imza attı. Kırmızı-beyazlı ekip, zorlu deplasmanda hem devre üstünlüğünü korudu hem de hanesine 3 puan yazdırdı. Bulancakspor, Çayeli İlçe Stadı’nda oynanan mücadelede maçın ilk bölümünden itibaren sonuca gitmeyi bilen taraf oldu. Gün içinde “maç günü” duyurusuyla sahaya çıkan kırmızı-beyazlı temsilci, 13.30’da başlayan karşılaşmada deplasman baskısına rağmen oyun disiplinini kaybetmedi. Karşılaşmanın ilk yarısında etkili bir performans ortaya koyan Bulancakspor, rakip kalede bulduğu gollerle devre arasına 2-0 üstün girdi. İlk 45 dakikada gelen bu skor, maçın kırılma anını oluşturdu. Deplasmanda iki farklı avantaj yakalayan kırmızı-beyazlı ekip, soyunma odasına hem skor hem moral üstünlüğüyle gitti. İkinci yarıda ev sahibi Çayelispor farkı bire indirdi. Skorun 2-1’e gelmesiyle birlikte maçın tansiyonu yükselirken, Bulancakspor kalan dakikalarda savunma direncini koruyarak üstünlüğünü son düdüğe kadar taşımayı başardı. Böylece ilk yarıda kurduğu skor avantajını maç sonuna kadar koruyan temsilcimiz, deplasmandan çok değerli bir galibiyetle ayrıldı. Gün içindeki maç akışı Bulancakspor adına planlı ilerledi. Önce karşılaşmanın başladığı duyuruldu, ardından ilk yarı sonunda 0-2’lik üstünlük geldi, maç bitiminde ise skor 1-2 olarak kesinleşti. Bu tablo, kırmızı-beyazlı ekibin özellikle ilk yarıda kurduğu oyunun sonucu belirlediğini gösterdi. Çayelispor deplasmanında alınan bu galibiyet, yalnızca üç puan anlamına gelmedi; aynı zamanda Bulancakspor’un zorlu dış saha maçlarında da sonuç üretebildiğini ortaya koyan net bir mesaj verdi. Ligin kritik haftalarında gelen deplasman zaferi, takımın moral hanesine de önemli bir katkı sundu. Bulancakspor cephesinde şimdi gözler bu galibiyetin lig tablosuna ve önümüzdeki haftalara nasıl yansıyacağına çevrildi. Ancak günün sonunda tabelada yazan sonuç netti: Çayeli deplasmanında kazanan taraf Bulancakspor oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.