Hava Durumu

#Birleşik Krallık

Giresun Sonhaber - Birleşik Krallık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Birleşik Krallık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şirketlerde Yapay Zekâ Harcamaları 2,7 Trilyon Dolara Ulaşacak Haber

Şirketlerde Yapay Zekâ Harcamaları 2,7 Trilyon Dolara Ulaşacak

Gelişen yapay zekâ ekosisteminde kurumların asıl odaklanması gereken noktanın altyapı dayanıklılığı olduğuna dikkat çeken GBA Bilişim Kurucu Ortağı A. Barkın Gündoğdu, “Kurumlarda devasa büyüme yeni sorumlulukları beraberinde getirirken, veri güvenliğiyle iş sürekliliğini de ön plana çıkarıyor. Kurumlarda asıl mesele yalnızca veriyi korumak değil, olası bir kesintide operasyonların hızlı ve güvenli bir biçimde sürdürebilir olacağıdır. Gartner'ın Temmuz ve Eylül 2026 raporlarına göre veri merkezi harcamalarının 822 milyar dolara, yapay zekâ harcamalarının ise 2,7 trilyon dolara ulaşacak.” dedi. Kurumlarda devasa büyümenin yeni sorumluluklar getirdiğini belirten GBA Bilişim Kurucu Ortağı A. Barkın Gündoğdu, veriyi sadece saklamanın iş sürekliliği için yeterli olmadığını vurguladı. Veri güvenliğiyle iş sürekliliğinin birbirini tamamladığına dikkat çeken Gündoğdu, “Küresel araştırma şirketi Gartner'ın Temmuz ve Eylül 2026 raporları, veri merkezi harcamalarının 822 milyar dolara, yapay zekâ harcamalarının ise 2,7 trilyon dolara ulaşacağını öngörüyor. Rakamlardan da anlıyoruz ki; kurumlar için asıl mesele yalnızca veriyi korumak değil, olası bir kesinti sonrasında operasyonların ne kadar hızlı ve güvenli biçimde sürdürebileceğidir.” değerlendirmesini yaptı. “Kurumların yalnızca teknolojik kapasiteye değil, operasyonel gereksinimlere de odaklanması gerekiyor” Kamu ve özel sektörde 25 yılı aşan sektörel deneyime sahip olduğunu belirten Gündoğdu, özellikle son yıllarda kurumların veri güvenliği ve iş sürekliliğine yönelik yatırımlarında önemli bir dönüşüm yaşandığını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Kurumların yedekleme, felaket kurtarma ve iş sürekliliği mimarilerini oluştururken yalnızca teknolojik kapasiteye değil, operasyonel gereksinimlere de odaklanması gerekiyor. İş sürekliliği planlamasında RPO ve RTO gibi kavramlar kritik önem taşıyor. Kurumun hangi noktadaki veriye geri dönebileceği ve sistemlerini ne kadar sürede yeniden çalıştırabileceği önceden belirlenmeli. Bu süreçlerin düzenli olarak test edilmesi, sürdürülebilir ve ölçülebilir hale getirilmesi gerekiyor. Çünkü yaşanan bir kesinti yalnızca teknik bir problem değil; mali kayıp, operasyonel aksama ve itibar riski anlamına da geliyor.” Yapay zekâ yatırımlarında altyapı ve yönetişim birlikte ele alınmalı Yapay zekâ yatırımlarının veri merkezi kapasitesi, enerji gereksinimleri ve kurumsal altyapılar üzerindeki etkisine dikkat çeken Gündoğdu, bu alandaki yatırımların bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. “Yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte kurumların işlem kapasitesi, veri yönetimi ve entegrasyon ihtiyaçları da büyüyor. Ancak yalnızca daha güçlü sunuculara veya daha büyük modellere yatırım yapmak yeterli değil. Bu sistemlerin güvenli, erişilebilir, yönetilebilir ve kesintilere dayanıklı olması gerekiyor. Dolayısıyla yapay zekâ yatırımlarının başarısı, arkasındaki altyapının ve yönetişim mekanizmalarının olgunluğuyla doğrudan ilişkili.” Agentic AI ile bilgi, kontrollü aksiyona dönüşüyor Kurumsal yapay zekâ teknolojilerinin yeni bir aşamaya geçtiğini belirten Gündoğdu, özellikle Agentic AI yaklaşımının iş süreçlerinde önemli değişiklikler yaratacağını söyledi. “Bugüne kadar yapay zekâyı çoğunlukla sorulara yanıt veren, bilgiye erişimi kolaylaştıran veya içerik üreten sistemler olarak değerlendirdik. Agentic AI ile birlikte bu yaklaşım değişiyor. Artık sistemler yalnızca bilgi üretmekle kalmıyor; belirli hedefler doğrultusunda süreçleri analiz edebiliyor, farklı kurumsal uygulamalarla etkileşime geçebiliyor ve tanımlanan yetkiler çerçevesinde aksiyon başlatabiliyor.” Bu dönüşümde insan unsurunun önemini koruduğunu vurgulayan Gündoğdu, “İnsan unsuru bizim için son derece kıymetli. Yapay zekânın amacı insanı iş süreçlerinden çıkarmak değil, çalışanların zamanını daha yüksek katma değerli alanlara yönlendirmek olmalı. Tekrarlayan ve operasyonel yoğunluğu yüksek süreçlerde yapay zekâdan yararlanırken, kritik karar noktalarında insan gözetimini ve onay mekanizmalarını korumamız gerekiyor. Kurumsal dünyada gerçek değer yaratacak yaklaşımın kontrollü otonomi olduğuna inanıyorum.” ifadelerini kullandı. Kurumsal yapay zekânın temelinde orkestrasyon bulunuyor Yapay zekâ sistemlerinin kurumsal yapılara entegrasyonunun yalnızca büyük dil modelleriyle çözülemeyeceğini belirten Gündoğdu, orkestrasyon katmanlarının önemine dikkat çekerek “Kurumsal yapılarda ERP, CRM, BT yönetim sistemleri, veri tabanları ve farklı uygulamalardan oluşan karmaşık teknoloji ekosistemleri bulunuyor. Yapay zekânın gerçek iş değeri üretebilmesi için bu sistemlerle güvenli biçimde etkileşime geçebilmesi gerekiyor. Asıl mesele farklı teknolojileri bir araya getirmekten çok, bunların doğru bir mimari içerisinde birlikte çalışmasını sağlamak. Veri kaynaklarını, kurumsal uygulamaları, yapay zekâ ajanlarını ve insan onay mekanizmalarını bir araya getiren orkestrasyon katmanları bu nedenle kritik önem taşıyor. Yetkilendirme, izlenebilirlik ve denetlenebilirlik bu mimarinin ayrılmaz parçaları olmalı” değerlendirmesinde bulundu. GBA Bilişim’in öncelikli pazar hedefi Birleşik Krallık GBA Bilişim’in gelecek hedeflerine ilişkin bilgiler paylaşan Gündoğdu, şunları söyledi: “Türkiye’de edindiğimiz kurumsal teknoloji ve entegrasyon deneyimini daha geniş bir coğrafyaya taşımayı hedefliyoruz. Özellikle Birleşik Krallık, uluslararası büyüme stratejimizde öncelikli değerlendirdiğimiz pazarlardan biri. Amacımız yalnızca yeni pazarlarda faaliyet göstermek değil, Türkiye'de geliştirdiğimiz teknik yetkinliği ve saha deneyimini uluslararası ölçekte değer üreten bir yapıya dönüştürmek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Corendon Airlines, Fortune 500 Türkiye Listesinde 146. Sırada Yer Aldı Haber

Corendon Airlines, Fortune 500 Türkiye Listesinde 146. Sırada Yer Aldı

Corendon Airlines, Fortune Türkiye tarafından açıklanan “Türkiye’nin En Büyük 500 Özel Şirketi” araştırmasında 146. sırada yer alarak ülke ekonomisine katkı sağlayan önemli şirketler arasındaki konumunu güçlendirdi. Avrupa’nın ve Türkiye’nin önde gelen hava yolu markalarından Corendon Airlines, Fortune 500 Türkiye listesinde 146. sırada yer alarak büyüme yolculuğunda önemli bir başarıya imza attı. Corendon Airlines’ın elde ettiği derece, şirketin havacılık sektöründeki güçlü konumunun yanı sıra Türkiye ekonomisine, turizme ve istihdama sağladığı katkının da göstergesi oldu. CRIF Türkiye partnerliğinde gerçekleştirilen Fortune 500 Türkiye Araştırması, şirketleri büyüme performansları, ciroları, sektörlerindeki konumları ve ekonomiye sağladıkları katkılar üzerinden değerlendiriyor. Araştırma, Türkiye iş dünyasının mevcut görünümünü ortaya koyarken, farklı sektörlerde büyüme potansiyeli taşıyan ve ekonominin gelişimine katkı sağlayan şirketleri de görünür kılıyor. Avrupa’daki operasyonlarını güçlendiriyor Corendon Airlines’ın Fortune 500 Türkiye listesinde yer almasında, Avrupa genelindeki geniş operasyonel yapısı önemli rol oynuyor. Almanya, Birleşik Krallık ve Polonya’daki konumunu güçlendiren şirket, farklı Avrupa pazarlarında yeni destinasyonları uçuş ağına eklemeyi sürdürürken, yolcu talebinin yüksek ve operasyonel açıdan sürdürülebilir olduğu hatlara odaklanıyor. Bu strateji doğrultusunda Corendon Airlines, kapasitesini pazar dinamiklerine göre etkin şekilde yönetirken, iş ortaklarıyla uzun vadeli iş birliklerini de geliştirmeyi hedefliyor. Hava yolu şirketi, spor turizmi alanındaki yatırımlarıyla da faaliyet gösterdiği destinasyonların turizm potansiyeline katkı sunmayı sürdürüyor. “Önümüzdeki dönemde atacağımız adımlar için bir motivasyon kaynağı” Corendon Airlines Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Karaer, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Fortune 500 Türkiye listesinde 146. sırada yer almamız, Corendon Airlines’ın istikrarlı gelişim yolculuğunda önemli bir kilometre taşı. Bu başarıyı, bugün ulaştığımız ölçeğin yanı sıra önümüzdeki dönemde atacağımız adımlar için de bir motivasyon kaynağı olarak görüyoruz. Bugün 35 uçaklık filomuzla yılda 10 milyon yolcuya hizmet veriyor, faaliyet gösterdiğimiz tüm pazarlarda istikrarlı büyümemizi sürdürüyoruz. 45 ülkede 170 şehre ulaşan uçuş ağına sahibiz. 2027 yazında Almanya’dan Bulgaristan ve İstanbul’a yeni uçuşlar başlatacağız. Birleşik Krallık ve Polonya pazarlarındaki güçlü destinasyonlarımızı korurken, Aralık 2026’da başlayacak Curaçao seferlerimizle uzun menzilli uçuşlarda da yeni bir dönemin kapılarını aralayacağız. Fortune 500 Türkiye listesinde yer almamızda emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarımıza ve yolculuğumuza eşlik eden iş ortaklarımıza ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Önümüzdeki dönemde de gelişmeye, verimliliğe ve uzun vadeli değer yaratmaya odaklanarak çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TSK envanterine HÜRKUŞ-II ve C-130J takviyesi Haber

TSK envanterine HÜRKUŞ-II ve C-130J takviyesi

Milli Savunma Bakanlığı, HÜRKUŞ-II’nin kabul faaliyetinin gerçekleştirildiğini, çeşitli yerli silah ve araç sistemlerinin Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edildiğini açıkladı. Birleşik Krallık’tan tedarik edilecek 12 C-130J uçağının ilk ikisinin ise aralık ayında teslim alınması planlanıyor. ANKARA (İGFA) - Milli Savunma Bakanlığının haftalık basın bilgilendirme toplantısı, Türk havacılık sanayisinin gelişiminde önemli yere sahip Kayseri’deki 2’nci Hava Bakım Fabrika Müdürlüğünde gerçekleştirildi. Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yerli ve millî savunma sanayisi ürünleriyle güçlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti. HÜRKUŞ-II’NİN KABULÜ YAPILDI Yeni Nesil Temel Eğitim Uçağı HÜRKUŞ-II’nin kabul faaliyetinin 28 Eylül’de TUSAŞ’ın Kahramankazan tesislerinde gerçekleştirildiğini açıklayan Aktürk, Kara Kuvvetleri Komutanlığınca da çeşitli miktarda Tekerlekli Silah Taşıyıcı Aracın muayene ve kabul faaliyetlerinin tamamlandığı bildirildi. Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) tarafından Kara Kuvvetleri Komutanlığına 81 milimetre havan mühimmatı ve 155 milimetre beton delici topçu tapası, savunma sanayisi paydaşlarına ise Azak harp başlığı teslim edildi. Millî Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, 1926 yılında Türkiye’nin ilk uçak fabrikası olarak kurulan ve yaklaşık bir asırlık köklü geçmişiyle Türk havacılık sanayisinin gelişiminde önemli bir yere sahip olan Kayseri’deki 2’nci Hava Bakım Fabrika… pic.twitter.com/kGeMVri3Ym — T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) October 1, 2026 AZERBAYCAN’LA BMP-1 MODERNİZASYONU MKE’nin Azerbaycan’daki şirketi Makine Kimya Azerbaijan (MKA) ile Azerbaycanlı Miras firması arasında 30 Eylül’de BMP-1 zırhlı muharebe araçlarının modernizasyonu ve ortak savunma sanayisi projelerine yönelik Mutabakat Zaptı imzalandı. Modernize edilen ilk BMP-1T “Turan” da ADEX 2026’da ilk kez kamuoyuna tanıtıldı. İNGİLTERE’DEN 12 C-130J Toplantıda Türkiye’nin Birleşik Krallık’tan 12 adet C-130J uçağı tedarikine ilişkin anlaşmanın iki ülke arasında imzalandığı da açıklandı. Belirlenen takvim kapsamında Birleşik Krallık’ta devam eden bakım faaliyetlerinin tamamlanmasının ardından uçakların kademeli olarak Türkiye’ye getirilmesi planlanıyor. İlk iki C-130J’nin aralık ayında teslim alınması hedefleniyor.

Ağustos'ta ihracat yüzde 8,1, ithalat yüzde 10,5 arttı... 8 ayda dış ticaret açığı büyüdü Haber

Ağustos'ta ihracat yüzde 8,1, ithalat yüzde 10,5 arttı... 8 ayda dış ticaret açığı büyüdü

TÜİK'in bugün açıkladığı Ağustos ayı Dış Ticaret İstatistikleri'ne göre genel ticaret sistemine göre dış ticaret açığı yüzde 22,3 artarak 5 milyar 239 milyon dolara yükseldi. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle hazırlanan geçici dış ticaret verilerine göre, 2026 yılı Ağustos ayında ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artarak 23 milyar 467 milyon dolar, ithalat ise yüzde 10,5 artışla 28 milyar 706 milyon dolar oldu. OCAK-AĞUSTOS DÖNEMİNDE DIŞ TİCARET AÇIĞI BÜYÜDÜ Genel ticaret sistemine göre yılın ilk sekiz ayında ihracat yüzde 4 artarak 184 milyar 996 milyon dolara, ithalat ise yüzde 5,3 artarak 250 milyar 790 milyon dolara yükseldi. Ağustos ayında dış ticaret açığı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,3 artarak 4 milyar 283 milyon dolardan 5 milyar 239 milyon dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 83,5’ten yüzde 81,7’ye geriledi. Ocak-ağustos döneminde ise dış ticaret açığı yüzde 9,3 artarak 65 milyar 793 milyon dolara yükseldi. Bu dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 74,7’den yüzde 73,8’e düştü. ENERJİ VE ALTIN HARİÇ VERİLER Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, ağustosta yüzde 2,7 artarak 20 milyar 831 milyon dolar olurken, ithalat yüzde 9,6 artışla 21 milyar 919 milyon dolara yükseldi. Bu kalemler hariç dış ticaret açığı 1 milyar 88 milyon dolar olarak kaydedildi. Aynı dönemde dış ticaret hacmi yüzde 6,1 artarak 42 milyar 749 milyon dolar oldu. İhracatta imalat sanayinin payı yüksek Ağustos ayında ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 93,6 olarak gerçekleşti. Tarım, ormancılık ve balıkçılığın payı yüzde 3,2, madencilik ve taşocakçılığının payı ise yüzde 2,3 oldu. Ocak-ağustos döneminde de imalat sanayinin ihracattaki payı yüzde 93,9 seviyesinde gerçekleşti. İTHALATTA ARA MALLARI İLK SIRADA Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ağustosta ithalat içinde ara mallarının payı yüzde 70,7, sermaye mallarının payı yüzde 13,5, tüketim mallarının payı ise yüzde 15,5 oldu. Ocak-ağustos döneminde de ara mallarının ithalattaki payı yüzde 71,1 olarak kaydedildi. İHRACATTA ALMANYA, İTHALATTA ÇİN İLK SIRADA Ağustosta en fazla ihracat yapılan ülke Almanya oldu. Almanya’ya ihracat 1 milyar 760 milyon dolar olurken, bu ülkeyi ABD, Birleşik Krallık, Irak ve İsviçre izledi. İthalatta ise ilk sırayı Çin aldı. Çin’den yapılan ithalat 4 milyar 706 milyon dolar olurken, onu Almanya, Rusya Federasyonu, ABD ve İtalya takip etti. Özel ticaret sistemine göre ihracat, ağustosta yüzde 7,2 artarak 20 milyar 943 milyon dolar, ithalat ise yüzde 8,1 artarak 26 milyar 654 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu sistemde dış ticaret açığı da yüzde 11,4 artışla 5 milyar 711 milyon dolara çıktı.

Vize Başvurularında eVize Dönemi Haber

Vize Başvurularında eVize Dönemi

Birleşik Krallık için vize başvuru deneyimini konforlu hale getirecek olan eVize uygulaması pasaportlara yapıştırılan vize etiketlerinin (vinyet) yerini almaya başladı. Bu uygulama sayesinde başvuru sürecinde pasaportun teslim edilmesi gerekliliği ortadan kalkıyor. Aynı zamanda başvuru sahipleri, Birleşik Krallık vize sonucunu bekledikleri sırada diğer ülkeler için de vize başvurusunda bulunabilecekler. UK Visas and Immigration (UKVI), eVizelerin kademeli olarak devreye alınmasıyla vize başvuru sürecinde önemli bir dönüşüm başlattı. Birleşik Krallık vizesine başvuranlar, bu dijital dönüşümden 25 Şubat 2026 itibarıyla faydalanabilecek. Birleşik Krallık için vize başvurularında uygulamaya alınan eVize sistemi, pasaportlara basılan geleneksel vize etiketlerinin (vinyet) yerini alarak başvuru sahiplerinin, başvurularına ilişkin karar süreci devam ederken pasaportlarını teslim etme zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Ayrıca, başvuru sahiplerinin kimlik doğrulama ve gerekli belgelerin sunumu için vize başvuru merkezini yalnızca bir kez ziyaret etmesinin yeterli olacağı yeni uygulama ile uluslararası seyahat planlarında daha fazla esneklik sağlanacak. İkamet edilen ülkeden başvuru yaparak alınabilen eVize ile başvuru sahipleri, dünyanın herhangi bir yerinden Birleşik Krallık’a seyahat edebilme olanağı elde edecek. Yapılan bu teknolojik yatırım, yurt içi veya yurt dışı kurye ile belge teslimi bekleme süresini de ortadan kaldırıyor. Yeni uygulamayla ilgili UK Visas and Immigration yetkililerinin verdiği bilgiye göre; halihazırda 10 milyondan fazla kişi, biyometrik oturum kartları (BRP) ve pasaportlardaki vize etiketleri gibi fiziksel göçmenlik belgelerinin yerini alan güvenli ve pratik eVizeleri kullanıyor. Yapılan açıklamada, aynı zamanda uygulamanın son aşamalarına gelindiği ve eVizelerin, Birleşik Krallık'a giden çoğu göçmenlik yolunda varsayılan statü belgesi haline geleceği belirtildi. VFS Global Global Operasyonlardan Sorumlu COO’su Srinarayan Sankaran ise “eVizelere geçiş, başvuru sahipleri için süreci önemli ölçüde iyileştirerek pasaportlarını yanlarında tutabilme kolaylığı ve bu süre zarfında diğer ülkeler için de başvuru yapabilme esnekliği sağlayacak. VFS Global olarak, Birleşik Krallık’ın küresel vize hizmet sağlayıcısı olarak, operasyon ağımız genelinde vize süreçlerinin dijitalleşmesine yönelik bu önemli adımda kendilerine destek vermekten memnuniyet duyuyoruz” dedi. eVize süreci nasıl işleyecek? 1.Adım: gov.uk üzerinden başvurunuzu başlatın ve çevrimiçi formu doldurun. 2 Adım: VFS Global üzerinden randevu oluşturun. 3 Adım: Belgelerinizi teslim etmek ve biyometrik verilerinizi kaydettirmek için VFS Global Vize Başvuru Merkezi’ni ziyaret edin. 4 Adım: Pasaportunuzu yanınıza alarak merkezden ayrılın ve karar sürecini bekleyin. Başvurunuz olumlu sonuçlanırsa, eVizenize nasıl erişeceğinize dair talimatlar kayıtlı e-posta adresinize gönderilecektir. *Başvuru sahiplerinin, Birleşik Krallık’a seyahat etmeden önce UKVI hesaplarını oluşturmaları, eVizelerine erişmeleri ve bilgilerin doğruluğunu kontrol etmeleri gerekmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Ölçekte Ticari İflasların 2026 Yılında Yüzde 2,8 Artması Bekleniyor Haber

Küresel Ölçekte Ticari İflasların 2026 Yılında Yüzde 2,8 Artması Bekleniyor

Coface 2026 İflas Riski ve Sektörel Görünüm değerlendirmesine göre 2026 yılında küresel ticari iflasların yüzde 2,8 artması bekleniyor. Coface Kuzeybatı Avrupa Ekonomisti Jonathan Steenberg’e göre bu artış kalıcı bir toparlanmaya değil, geçici bir duraklamaya işaret ediyor. İşletme kredilerinde yalnızca 25 baz puanlık olası bir faiz artışı ise küresel iflas artışını yeniden yüzde 4–5 bandına taşıyabilecek kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Ticari alacak sigortası ve ticari risk yönetimi alanında dünyada ve Türkiye’de lider konumda bulunan Coface, 2026 yılına ilişkin iflas görünümünde kalıcı bir toparlanmadan çok temkinli ve kırılgan bir dengeye işaret etti. Coface’in Kuzeybatı Avrupa (Birleşik Krallık ve İrlanda, Benelüks ve Nordik ülkeler) Ekonomisti Jonathan Steenberg’in değerlendirmelerine göre, 2026 yılında küresel ölçekte ticari iflasların yüzde 2,8 artması bekleniyor ancak bu tablo gerçek bir toparlanmadan çok geçici bir duraklamaya işaret ediyor. Steenberg’in değerlendirmelerine göre; Fransa ve Birleşik Krallık’ta iflas artışı yüzde 2 seviyesinde gerçekleşirken, ABD’de gümrük vergileri gibi son politika adımlarından etkilenen sektörlerin etkisiyle bu oran yüzde 4’e ulaşabilir. Almanya’da kamu teşviklerine rağmen özel sektör faaliyetlerindeki zayıflık nedeniyle artışın yüzde 1 ile sınırlı kalması öngörülürken, aktif şirket sayısındaki düşüşün etkisiyle İtalya’da yüzde 2 oranında artış, güçlenen makroekonomik ivmenin desteğiyle İspanya’da ise yüzde 3 oranında gerileme bekleniyor. “2026’da iflaslar azalmayacak, sadece artış hızı yavaşlayacak” 2026’nın bir iyileşme yılından ziyade, geçici bir nefes alma dönemi olacağını vurgulayan Coface’in Kuzeybatı Avrupa Ekonomisti Jonathan Steenberg, iflas sayısının düşmeyeceğini, sadece artış hızının duracağını, faizlerin beklenenden daha yavaş gevşemesi halinde ise bu istikrarın hızla ortadan kalkacağını belirtti. Üç yıl süren güçlü artışların ardından, 2026’nın bir sakinleşme dönemi olmasının beklendiğini söyleyen Jonathan Steenberg, şöyle devam etti: “İflaslar artmaya devam edecek, ancak daha yavaş bir hızda; bunu faiz oranları ve kredi koşullarındaki kademeli gevşeme destekleyecek. Ancak bu istikrar kırılganlığını koruyor, borç seviyeleri yüksek kalmaya devam ediyor, kâr marjları baskı altında ve en fazla risk altındaki sektörler gerilim belirtileri göstermeyi sürdürüyor” dedi. “Avrupa’da istikrar finansman maliyetlerine bağlı” Avrupa’da 2026 görünümünün ülkeden ülkeye farklılık gösterse de ortak noktada finansman maliyetlerine yüksek bağımlılık taşıdığını vurgulayan Jonathan Steenberg, Almanya’da iflasların yüzde 1 artmasının, Fransa ve Birleşik Krallık’ta bu oranın yüzde 2 seviyesinde kalmasının beklendiğini, İspanya’nın ise daha güçlü makroekonomik ivme sayesinde yüzde 3’lük bir gerilemeden faydalanacağını belirtti. İtalya’da yüzde 2’lik düşüşün ağırlıklı olarak usul reformlarının yarattığı istatistiksel etkilerden kaynaklandığını ifade eden Jonathan Steenberg, Hollanda’da beklenen yüzde 4’lük artışın pandemi öncesi seviyelere kademeli bir dönüşü yansıttığını söyledi. Kıtanın kredi maliyetine son derece duyarlı olmaya devam ettiğini vurgulayan Steenberg, 2026’daki gidişatın büyük ölçüde finansman koşulları tarafından belirleneceğini belirterek şöyle devam etti: “Bu tablo, Avrupa’nın kredi maliyetlerine ne kadar hassas olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Finansman koşullarındaki en küçük değişim bile ülkeler ve sektörler arasındaki dengeleri kısa sürede yeniden şekillendirebilecek bir etkiye sahip.” “Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik’te tek bir tablo yok: İflas eğilimleri ayrışıyor” Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik’te 2026 görünümünün yüzeyde bir rahatlama hissi yaratsa da bölgesel dinamiklerin belirgin biçimde ayrıştığını ifade eden Jonathan Steenberg, ABD’de iflasların yüzde 4 artmasının yavaşlayan ekonomi ve yükselen gümrük tarifelerinin şirketler üzerindeki baskısını yansıttığını, Kanada’da ise uzun süren büyüme döngüsünün ardından yüzde 5’lik bir gerilemeyle daha belirgin bir düşüş sürecine girileceğini belirtti. Asya-Pasifik tarafında Japonya’nın yüzde 7’lik artışla kalıcı biçimde yüksek seyreden faiz oranları ve kırılgan sektörlerin etkisini hissetmeye devam edeceğini, Avustralya’nın ise pandemi sonrası güçlü normalleşmenin ardından yüzde 0,5 ile daha yatay bir seyir izlemesinin beklendiğini söyleyen Steenberg, bu tabloyu şöyle değerlendirdi: “Bu dinamikler, 2026 yılında iflasların seyrinin küresel bir trendden çok, yerel şoklar tarafından belirleneceğini açıkça ortaya koyuyor. Parasal, sektörel ya da düzenleyici nitelikteki her gelişme, ülkelerin risk görünümünü farklı yönlerde şekillendirmeye devam edecek.” “25 baz puanlık bir artış, tüm dengeleri tersine çevirebilir” 2026 için öngörülen görece istikrarın, faiz oranlarında kesintisiz bir gevşemeye bağlı olduğunu vurgulayan Coface Kuzeybatı Avrupa Ekonomisti Jonathan Steenberg, şirketlerin uzun süredir devam eden yüksek borçluluk nedeniyle kredi maliyetlerine son derece hassas hale geldiğine dikkat çekti. Steenberg, borçlanma faizlerinde yalnızca 25 baz puanlık olası bir artışın küresel iflas oranlarını yeniden yüzde 4–5 bandına taşıyabilecek kritik bir eşik olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu tablo, 2026 yılında iflasların seyrinin büyümeden çok parasal uyumun hızına bağlı olacağını açıkça gösteriyor. Finansman maliyeti, gelecek yılın gerçek belirleyicisi olacak ve en küçük faiz hareketi bile küresel dengeleri hızla değiştirebilecek bir dinamiğe sahip olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Endeksi Yayınlandı:  Dünya İlerleme Kaydediyor, Türkiye Yerinde Sayıyor Haber

İklim Endeksi Yayınlandı: Dünya İlerleme Kaydediyor, Türkiye Yerinde Sayıyor

Germanwatch, NewClimate Institute ve Uluslararası İklim Eylem Ağı (CAN International), İklim Değişikliği Performans Endeksi'nin (Climate Change Performance Index - CCPI 2026) 21. sayısını yayımladı. Paris İklim Anlaşması’nın üzerinden on yıl geçti; ilerleme net bir şekilde gözlemleniyor. Küresel kişi başına emisyonlar düşüş eğiliminde, yenilenebilir enerji hızla yaygınlaşıyor ve 100'den fazla ülkenin net sıfır emisyon hedefi bulunmakta ancak Paris İklim Anlaşması'nın hedeflerine erişmek için dönüşüm hızı halen yetersiz. CAN International, Germanwatch ve NewClimate Enstitüsü'nün bugün paylaştığı İklim Değişikliği Performans Endeksi (Climate Change Performance Index - CCPI), bu çelişkili manzarayı yansıtıyor. Geçmiş yıllarda olduğu gibi, endeksin en üst üç basamağı boş bırakıldı. Ülkelerin, 1,5 derece sıcaklık sınırını aşmamak için iklim çabalarını hızlandırmaları gerekiyor. Danimarka, 4. sıradaki yeriyle listenin başında yer almaya devam ediyor. İklim politikalarında lider olan Danimarka, yenilenebilir enerji kategorisinde yüksek puan alan üç ülke arasında ve deniz aşırı enerji yatırımlarında öncü konumda. Danimarka'yı, geçmiş yıla kıyasla bir sıra yükselerek 5. sıraya yerleşen Birleşik Krallık takip etmekte. Geçen yıl kömür kullanımını tamamen sonlandıran Birleşik Krallık, yıllardır sürdürülen iklim politikası çabalarının sonuçlarını almayı başardı. Ancak, yenilenebilir enerji konusundaki "düşük" performansı göz önüne alındığında hala eksiklikler bulunmaktadır. Fas (6. sırada), yenilenebilir enerjinin haricinde tüm kategorilerde "iyi" performans gösteriyor. Ülkede kişi başına düşen emisyonlar düşük seviyede. Kolektif taşımaya büyük yatırımlar yapan ülke, 2035 için açıkladığı yeni iklim hedefiyle dikkat çekiyor. CCPI raporunun derleyicilerinden Niklas Höhne (NewClimate Institute) şunları belirtti: "Genel anlamda iklim değişikliğiyle mücadelede çok iyi performans sergileyen bir ülke henüz yok, ancak bazı alanlarda iddialı performans gösteren öncüler mevcut. Örneğin Pakistan, kişi başına çok düşük emisyon rakamları sayesinde dikkat çeken bir oyuncu. Daha önceki yıllarda olduğu gibi, Norveç, Danimarka ve İsveç yenilenebilir enerji konusunda standartları belirlemeye devam ediyor." Öte yandan, sıralamada zayıf performans sergileyen ülkeler de mevcut. Endekste son üçte yer alan ülkeler Suudi Arabistan (67. sırada), İran (66. sırada) ve ABD (65. sırada). Germanwatch’tan Thea Uhlich, "ABD özellikle kayda değer bir düşüş yaşadı ve genel sıralamada Rusya’nın hemen arkasında sondan üçüncü sıraya geriledi. En büyük petrol ve gaz üreticisi olan bu ülkeler adeta birbirleriyle yarışmakta; fosil yakıtları iş modeli olarak sürdürüyorlar. Bu da geleceğin ekonomisinde fırsatları kaçırdıkları anlamına geliyor" dedi. AB'si Yetersiz AB bakımından endeks değerlendirmesi yapan Avrupa İklim Eylem Ağı’nın İklim Politikaları Direktörü Sven Hareling ise şöyle dedi: "Avrupa Birliği'nin bu yılki İklim Değişikliği Performans Endeksi'nde 3 sıra birden gerilemesi açık bir uyarı. Avrupa'daki bazı siyasi grupların, AB'nin 2030 emisyon azaltım hedeflerine nasıl ulaşılacağına dair net bir strateji ortaya koymadan mevcut iklim ve çevre düzenlemelerini zayıflatmaya yönelik ideolojik ve yanlış yönlendirilmiş çabaları, insanların iklim krizine karşı dayanıklılığını tehdit ediyor. Bu tutum, toplumsal açıdan adaletli bir iklim aksiyonunun geciktiği bir dönemde belirsizliğe ve yatırım ortamının zarar görmesine neden oluyor. AB'nin kararını geç onaylaması nedeniyle, CCPI analizi 2040 için belirlenen yüzde 90 net emisyon azaltım hedefine ilişkin anlaşmaları dikkate almıyor; ancak bu hedefteki önemli eksiklikler sebebiyle, bunun gelecekteki sıralamalarda ne ifade edeceği halen belirsizliğini koruyor" dedi. Türkiye'nn Durumu Değişmiyor Türkiye'nin performansını değerlendiren Avrupa İklim Eylem Ağı Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz: "Türkiye, CCPI'da bir değişiklik göstermiyor. On yıldır endeksteki yeri "düşük" veya "çok düşük" performans gösteren ülke grupları içinde yer alıyor. Bu yıl 52. sıradaki Türkiye, sera gazı emisyonları ve enerji kullanımı kategorilerinde "düşük", iklim politikası kategorisinde "çok düşük" performans gösteriyor. Potansiyeline rağmen yenilenebilir enerji kategorisinde bile "orta" düzeyde performans sergiliyor. Bu sıralama şaşırtıcı değil çünkü 2035'e kadar emisyonlarını artırmayı öngördüğü bir iklim hedefi sundu ve kömürlü termik santrallere devlet teşviği sağlamayı planlıyor" dedi. G20 Ülkeleri: Sadece 1 Ülke 'İyi', 10 Ülke 'Çok Zayıf' "Dünya genelinde yenilenebilir enerji ve elektrifikasyon konusunda olumlu bir eğilim mevcut. Ancak büyük emisyon kaynağı olan G20 ülkeleri arasında kaygı verici bir tablo görünüyor: yalnızca 1 ülke "yüksek" performans gösteren grupta yer alıyor, 10 ülke ise "çok düşük" kategorisinde." dedi Germanwatch'tan Thea Uhlich. G20 ülkeleri, küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 75'inden sorumlu olmalarına karşın, sıralamada sadece bir G20 ülkesi, Birleşik Krallık, "yüksek" puan alıyor. Endişe verici olan ise, on G20 ülkesinin hala "çok düşük" (Türkiye, Çin, Avustralya, Japonya, Arjantin, Kanada, Kore, Rusya, ABD, Suudi Arabistan) kategorisinde yer alması; Güney Afrika, Endonezya ve İtalya ise düşük kategoride sınıflandırılıyor. En büyük emisyon kaynaklarından biri olan Çin (54. sırada), bir basamak yükseldi. İlk "elektro-devlet" olma yolundaki gelişmelere rağmen, hala çok düşük puan alıyor. Çin, yalnızca iklim politikası alanında "yüksek" performans sergiliyor. 2025'in ilk çeyreğinde Çin'in emisyonlarının düşüş göstermesi, emisyonlarının zirveye ulaştığına dair bir işaret olabilir. Ülkede elektrikli araç, batarya ve yenilenebilir enerji konularında önemli bir büyüme gerçekleşmesine ve nispeten iddialı bir iklim hedefi açıklamasına rağmen fosil yakıt üretimini de artırıyor. Çin için belirleyici faktör, yenilenebilir enerji ve e-mobilitenin fosil yakıtlardan çıkış ile birlikte ilerlemesi. En büyük emisyon kaynaklarından biri olan Hindistan (23. sırada), bu yılki sıralamada en fazla gerileyen ülkelerden biri olarak "orta" düzeyde performans kategorisine girdi. CCPI raporunun yazarı Jan Burck (Germanwatch): "Sıralamadaki düşüş, çeşitli faktörlerin kombinasyonundan kaynaklanıyor. Hindistan, son yıllarda emisyonların sürekli artması nedeniyle emisyon eğilimleri açısından alt sıralarda bulunuyor. Aynı zamanda, enerji tüketimi de yükseliyor. Hindistan, kömür kullanımını aşamalı olarak sonlandırma planı veya somut bir sonlandırma tarihi olmadığı için iklim politikasında da düşüşte. Yeni kömür santrallerinin inşasını durdurur ve yenilenebilir enerji yatırımlarında olumlu görünümü sürdürürse, Hindistan gelecek yıl daha iyi bir sıralama elde edebilir" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.