Hava Durumu

#Basın Açıklaması

giresunsonhaber - Basın Açıklaması haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basın Açıklaması haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GÖRELE’DE MADEN KARŞITI MİTİNG: “TOPRAĞIN ÜSTÜ ALTINDAN DAHA DEĞERLİDİR” Haber

GÖRELE’DE MADEN KARŞITI MİTİNG: “TOPRAĞIN ÜSTÜ ALTINDAN DAHA DEĞERLİDİR”

GÖRELE’DE MADEN KARŞITI MİTİNG: “TOPRAĞIN ÜSTÜ ALTINDAN DAHA DEĞERLİDİR” Giresunlu çevre platformları ve sivil toplum kuruluşları, Görele’de maden faaliyetlerine karşı miting düzenleyecek. Cumhuriyet Meydanı’ndaki programda basın açıklaması, bilgilendirme konuşmaları ve müzik etkinliği yapılacak. MİTİNG CUMHURİYET MEYDANI’NDA YAPILACAK Görele, 29 Mayıs 2026 Cuma günü maden karşıtı mitinge ev sahipliği yapacak. Giresunlu çevre platformları ve sivil toplum kuruluşlarının düzenleme komitesinde yer aldığı program, Görele Cumhuriyet Meydanı’nda saat 14.00’te başlayacak ve 19.00’a kadar sürecek. Mitingin ana çağrısı “Toprağın üstü altından daha değerlidir” sloganıyla yapıldı. Programda “Vahşi maden istemiyoruz” vurgusu öne çıkarıldı. BASIN AÇIKLAMASI VE BİLGİLENDİRME KONUŞMALARI YAPILACAK Etkinlik kapsamında basın açıklaması yapılacak, halka yönelik bilgilendirme konuşmaları gerçekleştirilecek. Programda ayrıca müzik etkinliği de yer alacak. Düzenleme komitesi, maden faaliyetlerinin çevre, su kaynakları, tarım alanları ve yaşam alanları üzerindeki etkilerine dikkat çekerek vatandaşları Cumhuriyet Meydanı’ndaki mitinge katılmaya çağırdı. ÇAĞRI GİRESUN GENELİNE YAPILDI Miting çağrısı yalnızca Görele ile sınırlı tutulmadı. Giresunlu çevre platformları ve sivil toplum kuruluşları, kent genelindeki yurttaşları programa davet etti. 29 Mayıs Cuma günü Kurban Bayramı’nın üçüncü gününe denk gelen miting, Görele’de çevre mücadelesi başlığıyla yapılacak kitlesel buluşmalardan biri olacak.

CHP HEYETİ TİREBOLU’DA MADEN DİRENİŞİNE DESTEK VERDİ Haber

CHP HEYETİ TİREBOLU’DA MADEN DİRENİŞİNE DESTEK VERDİ

CHP HEYETİ TİREBOLU’DA MADEN DİRENİŞİNE DESTEK VERDİ Cumhuriyet Halk Partisi heyeti, “Maden ruhsatlarıyla kuşatılan Karadeniz’de halkımızın yanındayız” saha programı kapsamında Giresun’un Tirebolu ilçesinde yurttaşlarla bir araya geldi. Tirebolu İlçe Başkanlığı’ndaki basın açıklamasının ardından Sekü Köyü’ne geçen heyet, bölgede madencilik faaliyetlerine karşı nöbet tutan yurttaşları dinledi. Programda Giresun’un toprağının, suyunun, fındığının, ormanlarının ve köy yaşamının maden şirketlerinin kazançlarından daha değerli olduğu vurgulandı. KARADENİZ’DE MADEN RUHSATLARINA KARŞI SAHA PROGRAMI Cumhuriyet Halk Partisi heyeti, Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize’de çok sayıda köy, yayla, mera ve orman alanının maden arama ruhsatlarına açılmasına ve bölgede süren madencilik faaliyetlerinin yol açtığı çevresel tahribata karşı yürütülen saha programı kapsamında Tirebolu’da yurttaşlarla buluştu. CHP heyeti, Tirebolu İlçe Başkanlığı’nda düzenlenen basın açıklamasının ardından kamuoyunda “Sekü direnişi” olarak bilinen bölgede nöbet tutan yurttaşları ziyaret etti. Sekü Köyü’nde yapılan buluşmada yurttaşlar; su kaynakları, fındık bahçeleri, tarım arazileri, köy yolları, ormanlık alanlar ve yaşam alanları üzerindeki riskleri anlattı. GENİŞ KATILIMLI PROGRAM Programa CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, Ordu Milletvekili Seyit Torun, İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Parti Meclisi Üyesi Kübra Gökdemir, Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı, Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, CHP Ordu İl Başkanı Bülent Akpınar, Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, Bulancak Belediye Başkanı Necmi Sıbıç, Espiye Belediye Başkanı Erol Karadere, Görele Belediye Başkanı Aysel Uzun, il ve ilçe örgütü yöneticileri ile çok sayıda yurttaş katıldı. Giresun Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Erkan Türüdü, Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Nihan Emiroğlu Nakiboğlu ve yönetim kurulu, Eğitim Sen temsilcisi Ali Şensoy, Giresun Doğa ve Çevre Platformu Başkanı Emirhan Yılmaz ve Furkan Karakol da programda yer aldı. RIZVANOĞLU: KARADENİZ KARADENİZLİLERİNDİR CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Tirebolu İlçe Başkanlığı’ndaki açıklamada Karadeniz’in yoğun biçimde maden ruhsatlarıyla kuşatıldığını belirterek iktidarın madencilik politikalarına tepki gösterdi. Rızvanoğlu, “AK Parti Karadeniz’i bir sömürge alanı gibi görüyor. Bulgaristan sınırından Gürcistan sınırına kadar bu coğrafyayı şirketlerin çıkarı için talana açmak istiyorlar. Gözlerini yurttaşın toprağına, suyuna, ormanına diktiler. Biz buna ‘Öyle yağma yok’ diyoruz. Karadeniz Karadenizlilerindir” dedi. Bölgenin yüzde 85’inin maden ruhsatlı hale getirildiğini vurgulayan Rızvanoğlu, “Bu topraklarda insanlar neden doğduğu yeri terk etmek zorunda bırakılsın? Bu mücadele yalnızca çevreyi değil; yaşamı, üretimi, geleceği savunma mücadelesidir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak halkımızın yanındayız” diye konuştu. ŞENYÜREK: SEKÜ’DE VERİLEN MÜCADELE TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLUYOR CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, Giresun’da çevre mücadelesinin yalnızca doğayı koruma başlığıyla sınırlı olmadığını; temiz suyu, sağlıklı toprağı, fındık üretimini, köy yaşamını ve gelecek kuşakların yaşam hakkını savunma mücadelesi olduğunu vurguladı. Şenyürek, “Karadeniz insanı doğasına, suyuna ve toprağına sahip çıkmayı bilir. Bölge halkımız son derece dirençli, sağduyulu ve mücadele ruhu yüksek bir halktır. Sekü’de verilen mücadele bugün tüm Türkiye’ye örnek olmaktadır” dedi. Şenyürek, Giresun’un toprağının üstünün altından daha kıymetli olduğunu belirterek insanın, doğanın, suyun, fındığın, ormanın ve köy yaşamının maden şirketlerinin kazançlarından daha önemli olduğunu ifade etti. MİLLETVEKİLLERİNDEN HALKA DESTEK MESAJI Basın açıklamasının ardından milletvekilleri söz aldı. CHP heyeti, halkla yan yana durarak Giresun’un toprağını, suyunu, fındığını ve yaşam alanlarını sonuna kadar savunmaya hazır olduklarını açıkladı. Konuşmalarda maden şirketlerine karşı toprağın üstünün altından daha kıymetli olduğu vurgulandı. İnsan yaşamının, doğanın, suyun, tarımın, fındığın ve köylerin maden şirketlerinin kazançlarından daha değerli olduğu belirtildi. Milletvekilleri, Giresun’un dünyaca bilinen fındık üretimine dikkat çekerek dünyanın en kaliteli fındığının her madenden daha fazla ekonomik ve yaşamsal değere sahip olduğunu ifade etti. Fındık bahçelerinin, tarım alanlarının ve su kaynaklarının korunmasının çevre, ekonomi ve halk sağlığı açısından zorunlu olduğu vurgulandı. GEZMİŞ: BU MÜCADELEDE ASLA YALNIZ OLMAYACAKSINIZ CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Sekü halkının mücadelesini ilk günden bu yana sahada ve Meclis’te takip ettiklerini söyledi. Gezmiş, “Burada yurttaşlarımızla omuz omuza verdik, hep birlikte ‘madene hayır’ dedik. O gün Sekü halkına bir söz verdik: Bu mücadelede asla yalnız olmayacaksınız. Ardından örgütlerimizle birlikte bölgeye çıktık, kilometrelerce yürüyerek tespitlerimizi yaptık. Tirebolu’da da gür bir sesle söyledik; biz toprağımızın bereketini, temiz suyumuzu, yaşam alanlarımızı istiyoruz. Bu haklı mücadelede halkımızın yanında olmaya devam edeceğiz” diye konuştu. RIZVANOĞLU: BU KÖTÜCÜL DÜZENE KARŞI HALKIMIZLA OMUZ OMUZAYIZ CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Sekü’de yaptığı konuşmada Karadeniz’in maden ruhsatlarıyla kuşatıldığını belirterek iktidarın madencilik politikalarına sert tepki gösterdi. Rızvanoğlu, “Burayı kevgire çevirdiler, ihale sahası haline getirdiler. ‘Çevreyi kirletelim, birkaç ceza ödeyip yolumuza devam edelim’ anlayışıyla hareket ediyorlar. Biz bu kötücül düzene karşı halkımızla omuz omuzayız” dedi. Rızvanoğlu, “AK Parti Karadeniz’i bir sömürge alanı gibi görüyor. Bulgaristan sınırından Gürcistan sınırına kadar bu coğrafyayı talana açmak istiyorlar. Buradaki yurttaş nereye giderse gitsin, yeter ki yandaş şirketler kazansın anlayışıyla hareket ediyorlar. Biz buna ‘Öyle yağma yok’ diyoruz. Karadeniz Karadenizlilerindir” ifadelerini kullandı. Rızvanoğlu, “Burası çiftçi memleketi, fındık memleketi. Bu insanlar nereye gidecek? Neden anasının, babasının, dedesinin toprağını bırakıp göç etmek zorunda kalsın? Biz bu kara düzene ‘Hayır’ diyoruz. Çünkü burada yalnızca yandaşlar kazanıyor; halkın toprağı, suyu, geleceği yok sayılıyor. Gelecek nesillerin ne olacağı umurlarında bile değil. Onların tek düşündüğü yandaşlarının kasasıdır” diye konuştu. ÖZLALE: BU MÜCADELE BÜTÜN YURTTAŞLARIN ORTAK MÜCADELESİDİR İzmir Milletvekili Ümit Özlale, doğa mücadelesinin artık ülke çapında ortak bir mücadeleye dönüştüğünü belirtti. Özlale, “Bu mücadele yalnızca bir köyün değil; çiftçinin, emeklinin, gençlerin, bütün yurttaşların ortak mücadelesidir” dedi. TORUN: HALKIN ÜSTÜNDE BAŞKA BİR GÜÇ YOKTUR Ordu Milletvekili Seyit Torun, halkın sesini yükselttiğinde doğayı rant uğruna yok etmek isteyenlerin geri adım atmak zorunda kalacağını söyledi. Torun, “Halk sesini yükselttiğinde geri adım atmak zorunda kalacaklar. Çünkü halkın üstünde başka bir güç yoktur. Bu bölgenin doğasını rant uğruna yok etmelerine izin vermeyeceğiz” diye konuştu. SEKÜ KÖYÜ’NDE HALK NÖBETİ CHP heyeti, Tirebolu İlçe Başkanlığı’ndaki açıklamanın ardından Sekü Köyü’ne geçti. Heyet, bölgede aylardır madencilik faaliyetlerine karşı nöbet tutan yurttaşlarla bir araya geldi. AK Parti Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz’e ait maden şirketinin, Çatalağaç Köyü’ndeki faaliyetlerini Tirebolu’nun Sekü ve Görele’nin Karlıbel bölgelerine genişletmek amacıyla başlattığı sondaj çalışmalarına karşı direnen köylüler, yaşadıkları çevresel sorunları ve mağduriyetleri CHP heyetiyle paylaştı. Köylüler, maden faaliyetlerinin su kaynaklarını, fındık bahçelerini, tarım alanlarını, meraları, ormanlık bölgeleri ve köy yaşamını tehdit ettiğini belirtti. Yurttaşlar, maden ruhsatlarının yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların yaşam hakkı üzerinde de baskı oluşturduğunu dile getirdi. KÖYLÜ KADINLARDAN DESTEK ÇAĞRISI Sekü Köyü’ndeki buluşmada özellikle köylü kadınlar söz alarak topraklarının zehirlenmesine karşı direnmek için destek istedi. Kadınlar, su kaynaklarının kirlenmesi ve köy yaşamının zarar görmesi halinde çocukların geleceğinin tehlikeye gireceğini belirtti. “Çocuklarımıza zehirli su içirmek istemiyoruz” sözleri, buluşmanın en güçlü mesajlarından biri oldu. Köylü kadınlar, fındık bahçelerinin, içme sularının, hayvancılığın, tarım alanlarının ve çocukların geleceğinin korunmasını istedi. Yurttaşlar, maden ruhsatlarına karşı mücadelenin köylerde yaşayan herkesin ortak yaşam hakkı meselesi olduğunu vurguladı. YURTTAŞLAR: ATA MİRASI TOPRAKLARIMIZI SAVUNUYORUZ Ziyaret sırasında yurttaşlar da yaşadıkları sorunları anlattı. Çatalağaç köyü sakinlerinden Esma Aydın, “Cennet memleketimiz cehenneme döndü. Suyumuz yok, yolumuz yok. Ceza yazmak çözüm değil, bize yaşam alanlarımızı geri versinler” dedi. Sekü Köyü sakinlerinden Mesut Aydın ise, “Biz bu ata mirasını geleceğe aktarmak için direniyoruz. Kimsenin bu toprakları talan etmesine izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı. Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Nihan Emiroğlu Nakiboğlu, çevre mücadelesi nedeniyle baskı ve tehditlerle karşı karşıya kaldıklarını belirterek mücadeleden vazgeçmeyeceklerini söyledi. GİRESUN’DA ORTAK YAŞAM SAVUNUSU CHP heyeti, çevre örgütleri, platform temsilcileri, sendika temsilcileri ve yurttaşlar, Giresun’da maden ruhsatlarına karşı ortak dayanışma mesajı verdi. Giresun Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Erkan Türüdü, Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Nihan Emiroğlu Nakiboğlu ve yönetim kurulu, Eğitim Sen temsilcisi Ali Şensoy, Giresun Doğa ve Çevre Platformu Başkanı Emirhan Yılmaz ve Furkan Karakol’un yer aldığı programda halkın suyuna, toprağına, fındığına, ormanına ve yaşam alanlarına sahip çıkacağı vurgulandı. CHP heyeti, Karadeniz’de doğayı, suyu, yaşam alanlarını ve üretim kültürünü tehdit eden vahşi madencilik politikalarına karşı yurttaşlarla birlikte mücadeleyi sürdüreceğini açıkladı.

OKUL SALDIRILARI SONRASI GIYABİ CENAZE NAMAZI GİRESUN’DA KALABALIK KATILIMLA KILINDI Haber

OKUL SALDIRILARI SONRASI GIYABİ CENAZE NAMAZI GİRESUN’DA KALABALIK KATILIMLA KILINDI

OKUL SALDIRILARI SONRASI GIYABİ CENAZE NAMAZI GİRESUN’DA KALABALIK KATILIMLA KILINDI Giresun’da Hacı Miktat Camii’nde düzenlenen gıyabi cenaze namazında Mete Bahadır Yılmaz’ın da yer aldığı kalabalık, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki saldırılarda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrenciler için saf tuttu. Program yalnız kent merkezinde kalmadı; Giresun’un farklı ilçeleri için de eş zamanlı çağrı yapıldı. Eğitim-Bir-Sen aynı gün bütün illerde gıyabi cenaze namazı ve basın açıklaması düzenleneceğini ilan etti. Giresun’daki program tek bir ismin katılımı olarak değil, toplu bir anma ve dua buluşması olarak kayda geçti. . GİRESUN MERKEZLE SINIRLI KALMADI Gıyabi cenaze namazı için çağrı yalnız Hacı Miktat Camii ile sınırlanmadı. Çamoluk Merkez Camii, Espiye Merkez Camii, Görele Kumyalı Şehitlik Camii, Tirebolu Şehit Yunus Yılmaz İHL Camii, Şebinkarahisar Tekışık Camii ve Yağlıdere Merkez Camii de program listesine alındı. Bu nedenle Giresun’daki organizasyon, merkezde yapılan tekil bir tören değil, il geneline yayılan eş zamanlı bir buluşma niteliği taşıdı. UYGULAMA TÜRKİYE GENELİNE YAYILDI Gıyabi cenaze namazı yalnız Giresun’da yapılmadı. Eğitim-Bir-Sen, 17 Nisan Cuma günü bütün illerde eğitim kurumlarına yönelik saldırılarda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrenciler için gıyabi cenaze namazı kılınacağını ve geniş katılımlı basın açıklamaları düzenleneceğini açıkladı. Van’ın Erciş ilçesinde de aynı gün Kara Yusuf Camii’nde gıyabi cenaze namazı kılındı ve sendikalar ortak açıklama yaptı. DİYANET HUTBEDE AYRI BAŞLIK AÇTI Diyanet İşleri Başkanlığı, 17 Nisan 2026 tarihli cuma hutbesini “Birbirimize Kenetlenelim, Sorumluluklarımızı İdrak Edelim” başlığıyla yayımladı. Hutbenin girişinde öğretmen ve öğrencileri hedef alan saldırılar açık biçimde anıldı; hayatını kaybedenler için rahmet, yaralılar için şifa duası yer aldı. Metin, saldırıların ardından toplumsal kenetlenme, sağduyu ve huzur ikliminin korunması çağrısı yaptı. ÇOCUKLARIN KORUNMASI İÇİN ORTAK SORUMLULUK VURGUSU Hutbenin devamında çocukların dijital bağımlılıklar, zararlı alışkanlıklar, bilinçsiz tüketim ve olumsuz iletişim diliyle kuşatıldığı vurgulandı. Diyanet, ailelerden kamu kurumlarına, sivil toplumdan eğitimcilere ve medya çevrelerine kadar herkes için açık sorumluluk çağrısı yaptı; çocukların şiddet içerikli oyunların ve yıkıcı akımların insafına bırakılmaması gerektiğini belirtti.

GİRESUN İÇİN YÜRÜYÜŞ ÇAĞRISI: Haber

GİRESUN İÇİN YÜRÜYÜŞ ÇAĞRISI:

GİRESUN’DA MADEN GÜNDEMİ İÇİN SİVİL İNİSİYATİF: YÜRÜYÜŞ ÇAĞRISI Giresun Doğayı Koruma Topluluğu, 17 Nisan 2026 Cuma günü saat 17.00’de Debboy mevkisinden Atapark’a yürüyüş düzenleyecek. Program, yürüyüşün ardından yapılacak basın açıklamasıyla tamamlanacak. Giresun Doğayı Koruma Topluluğu, kentte büyüyen madencilik tartışmasının ortasında sivil bir çağrı yaptı. Beş genç tarafından 10 gün önce kurulan topluluk, ilk temasını Giresun Üniversitesi’nde akademisyenlerle gerçekleştirdi. Ardından sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerin il teşkilatları ziyaret edildi. Topluluk, bu görüşmelerin ardından hem bir yürüyüş organize etmek hem de Giresun’daki tüm paydaşları ortak zeminde buluşturmak için çalışma başlattı. “BU BİR MEMLEKET MESELESİDİR” Topluluk, çevre meselesini yalnızca bir protesto başlığı olarak değil, Giresun’un geleceğini ilgilendiren ortak bir yaşam ve üretim sorunu olarak tanımlıyor. Bu nedenle çağrı metninde, sağ-sol ayrımının ötesinde ortak bir tutum alınması gerektiği vurgulanıyor. Topluluk üyeleri, maden meselesinin kentte siyaset üstü bir başlık haline geldiğini, toprağın, suyun ve üretimin aynı anda savunulması gerektiğini ifade ediyor. YÜRÜYÜŞ KARARI SAHADAKİ GERİLİMİN ARDINDAN GELDİ Giresun’da son günlerde madencilik başlığında peş peşe gelişmeler yaşandı. MAPEG’in 317. ihale grubu kapsamında 1 ve 2 Nisan 2026 tarihli sonuç listelerinde Giresun’daki çeşitli IV. Grup sahalar için ihale sonuçları yayımlandı. Aynı süreçte yayımlanan saha listelerinde de Giresun adına çok sayıda alan yer aldı. 11 Nisan 2026’da ise Giresun Ticaret ve Sanayi Odası, Bulancak Ticaret ve Sanayi Odası, Giresun Ticaret Borsası, Giresun Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği ile Giresun Ziraat Odası ortak açıklama yaptı. Açıklamada, artan madencilik faaliyetlerinin doğa, tarım ve su kaynakları üzerinde geri dönülemez riskler yarattığı uyarısı yapıldı. Aynı haber akışında, TEMA Vakfı’nın MAPEG verilerine dayanan değerlendirmesinde Giresun il yüzölçümünün yaklaşık yüzde 85’inin maden arama ruhsat sahası haline geldiği bilgisi de yer aldı. DEBBOY’DAN ATAPARK’A YÜRÜYÜŞ Topluluğun çağrısı, 17 Nisan 2026 Cuma günü saat 17.00’de Debboy mevkisinde başlayacak yürüyüşte somutlaşacak. Katılımcılar Atapark’a kadar yürüyecek. Basın açıklaması da yürüyüşün ardından yapılacak. Duyurularda “Giresun için harekete geç” çağrısı öne çıkarıldı. “FINDIĞIN BAŞKENTİ, KİRAZIN ANAVATANI” TARTIŞMANIN MERKEZİNDE Giresun, resmi ve kurumsal dilde uzun süredir “Fındığın Başkenti, Kiraz’ın Anavatanı” sloganıyla anılıyor. Bu ifade Giresun Belediyesi’nin yayımladığı içeriklerde de açık biçimde kullanılıyor. Topluluk ise tam bu noktaya dikkat çekiyor. Gençler, Giresun’un tarımsal ve doğal kimliğinin madencilik baskısıyla aşındığını savunuyor. Çağrının en sert cümlesi de bu kaygıyı özetliyor: “Fındığın başkenti, kirazın anavatanı olan Giresun’un; siyanürün başkenti, arseniğin anavatanı olmasını istemiyoruz.” KAMUOYUNA AÇIK ÇAĞRI Giresun Doğayı Koruma Topluluğu, yürüyüşü yalnızca bir miting ya da kısa süreli bir tepki olarak görmüyor. Topluluk, bu buluşmayı yerel siyaset, sivil toplum, akademi ve yurttaşlar arasında daha geniş bir çevre hattı kurmanın ilk adımı olarak tanımlıyor. Verilen mesaj net: Giresun’da maden meselesi artık yalnızca belli çevrelerin değil, bütün kentin ortak gündemi haline geldi.

GİRESUN’DA EĞİTİM SENDİKALARINDAN ORTAK GÜVENLİK ÇAĞRISI Haber

GİRESUN’DA EĞİTİM SENDİKALARINDAN ORTAK GÜVENLİK ÇAĞRISI

GİRESUN’DA EĞİTİM SENDİKALARINDAN ORTAK GÜVENLİK ÇAĞRISI Giresun’da eğitim sendikaları 15 Nisan 2026’da üç ayrı noktada basın açıklaması yaptı. Türk Eğitim-Sen Atatürk Meydanı’nda, Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Atapark’ta, Hürriyetçi Eğitim-Sen ile Eğitim-Sen ise valilik bahçesinde okul güvenliğinin güçlendirilmesini istedi. Açıklamaların odağı, okullarda artan şiddet, güvenlik personeli eksikliği ve denetimsiz giriş-çıkışlar oldu. Giresun’da eğitim camiası okul güvenliği başlığı altında ortak tepki verdi. Kentte yapılan açıklamalar, Şanlıurfa Siverek’teki okul saldırısı ile Kahramanmaraş’taki kanlı olayın ardından düzenlendi. Yerel açıklamalarda okulların korunmasız bırakıldığı, eğitim çalışanları ile öğrencilerin doğrudan risk altında olduğu vurgulandı. ATATÜRK MEYDANI’NDA GÜVENLİK ÖNLEMİ ÇAĞRISI Türk Eğitim-Sen Giresun Şube Başkanı Tacettin Engin, Atatürk Meydanı’ndaki açıklamada okullardaki güvenlik zafiyetine dikkat çekti. Engin, kamera sistemlerinin güçlendirilmesini, her okula güvenlik görevlisi ya da kolluk desteği verilmesini, giriş-çıkış kontrollerinin düzenli hale getirilmesini ve okul yönetimlerinin bu alanda daha güçlü desteklenmesini istedi. Engin’in açıklaması, okul güvenliğinin yalnız idari bir ayrıntı değil, doğrudan can güvenliği meselesi haline geldiğini ortaya koydu. Türk Eğitim-Sen, öğretmen ve öğrencilere yönelik saldırıların ardından önlemin gecikmeden sahaya yansımasını talep etti. ATAPARK’TA ŞİDDET VE CEZASIZLIK VURGUSU Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Giresun İl Temsilciliği, Atapark’taki açıklamada “Eğitimde Şiddete ve Cezasızlığa Son” çağrısı yaptı. Eğitim-Bir-Sen Giresun Şube Başkanı Muhammet Sarı, eğitim kurumlarında yaşanan şiddetin münferit olmaktan çıktığını, yaygın bir toplumsal soruna dönüştüğünü söyledi. Sarı, bir gün önce de Siverek’teki saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada eğitimcilere yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu, öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının savunmasız bırakılamayacağını belirtti. Sarı, eğitimcilerin yaptıkları işin ağırlığına uygun çalışma ve güvenlik şartlarıyla korunması gerektiğini söyledi. VALİLİK BAHÇESİNDE RİSK ANALİZİ VE HESAP VERME TALEBİ Hürriyetçi Eğitim-Sen ile Eğitim-Sen üyeleri valilik bahçesinde ortak basın açıklaması yaptı. Hürriyetçi Eğitim-Sen Giresun Şube Başkan Yardımcısı İbrahim Günay, yeterli güvenlik personeli bulunmamasının, giriş-çıkışların kontrol altına alınmamasının ve etkin risk analizlerinin yapılmamasının bu tür olaylara doğrudan zemin hazırladığını söyledi. Eğitim-Sen Giresun Şube Başkanı Yıldıray Bıçak da öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin güvenliğini sağlayamayan kurumlar ile yöneticilerin kamuoyu önünde hesap vermesi gerektiğini belirtti. Bıçak, eğitim alanının bilimsel ve pedagojik temelden uzaklaşmasının ağır sonuçlar ürettiğini vurguladı ve güvenliğin kamusal sorumluluk olduğunu ifade etti. GİRESUN’DAN ÇIKAN ORTAK MESAJ NETLEŞTİ Giresun’daki üç ayrı açıklama, farklı sendikal çizgilerin aynı başlıkta buluştuğunu gösterdi. Kentte verilen ortak mesaj, okul güvenliğinin ertelenemez olduğu, her okulda somut önlem alınması gerektiği ve eğitim kurumlarının şiddetin değil güvenli kamusal yaşamın alanı olarak korunması zorunluluğu oldu.

ALAGÖZ MADEN AÇIKLAMA YAPTI, GİRESUN’DA MADEN TARTIŞMASI DİNMEDİ Haber

ALAGÖZ MADEN AÇIKLAMA YAPTI, GİRESUN’DA MADEN TARTIŞMASI DİNMEDİ

ALAGÖZ MADEN AÇIKLAMA YAPTI, GİRESUN’DA MADEN TARTIŞMASI DİNMEDİ Alagöz Maden, Görele-Tirebolu hattındaki ruhsat sahasında yürütülen faaliyetlerin yasal ve izinli olduğunu açıkladı. Şirketin tam metni kamuoyuna sunulurken, Giresun’da son haftalarda büyüyen maden ruhsatı ve ihale tartışmaları ise kent genelindeki kaygıyı azaltmadı. Alagöz Maden, 8 Nisan 2026 tarihinde yayımladığı açıklamada Giresun’un Görele ve Tirebolu ilçeleri sınırlarında bulunan ruhsat sahasında yürütülen sondaj ve numune alma çalışmalarının yasal izinler kapsamında sürdüğünü bildirdi. Şirket, sahadaki faaliyetlerin ÇED kapsam dışı ve ÇED muafiyet kararları ile orman izinleri çerçevesinde yürütüldüğünü belirtti. Açıklamada, mahkeme kararının içeriğinin çarpıtıldığı savunuldu ve yaklaşık bir haftadır sondaj makinesinin sahaya ulaşmasının fiilen engellendiği ifade edildi. Şirket, bölgede yaklaşık 400 çalışanla birlikte yüzlerce tedarikçi ve taşeron firmaya da iş imkânı sağladığını vurguladı. ŞİRKETİN TAM AÇIKLAMASI “BASIN AÇIKLAMASI Tarih: 08.04.2026 Giresun ili Görele – Tirebolu ilçeleri sınırlarında bulunan 202401273 (ER:1149202) ruhsat numaralı IV. Grup maden arama sahasında, şirketimiz Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yürütülen karotlu sondaj, kırıntılısondaj ve numune alma faaliyetleri, Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından verilen ÇED Kapsam Dışı / ÇED Muafiyet kararları ve alınmış orman izinleri kapsamında tamamen yasal ve izinli faaliyetlerdir. Buna rağmen yürütülen kasıtlı yanlış yönlendirmeler sonucunda mahkeme kararının içeriği çarpıtılarak kamuoyunda gerçeği yansıtmayan bir algı oluşturulmakta ve bölge halkı yanlış bilgilerle yönlendirilmektedir. Bu nedenle yaklaşık 1 haftadır sondaj makinemizin sahaya ulaşması fiilen engellenmektedir. Şirketimiz bölgede yaklaşık 400 çalışanı ile birlikte yüzlerce tedarikçi ve taşeron firmaya iş imkânı sağlayan önemli bir istihdam kaynağıdır. Yasal ve izinli faaliyetlerin engellenmesi yalnızca şirketimizi değil bölge ekonomisini ve istihdamı da doğrudan olumsuz etkilemektedir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla tekrar belirtmek isteriz ki sahada yürütülen faaliyetler tamamen yasal ve izinli faaliyetlerdir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Saygılarımızla, ALAGÖZ MADEN SANAYİ VE TİC. A.Ş.” KAMUOYUNDAKİ ENDİŞE BÜYÜYOR Giresun’da son haftalarda büyüyen maden ruhsatı ve ihale tartışmaları artık yalnızca çevre başlığı olarak görülmüyor. Tartışma, doğrudan yaşam hakkı, üretim hakkı, su hakkı ve kentin geleceği başlığına dönüştü. Kent kamuoyunda ilin çok geniş bir bölümünün madencilik baskısı altına girdiği yönünde güçlü bir endişe oluştu. Bu endişe sadece siyasi çevrelerde değil, köylerde, üretici kesimlerde, yayla hattında, çevre platformlarında ve yerel kamuoyunda da açık biçimde hissediliyor. Bu nedenle şirketin yayımladığı açıklama kendi hukuki ve kurumsal tezini ortaya koysa da, sahadaki toplumsal kaygıyı tek başına gidermeye yetmedi. Giresun’da tartışma, ruhsatın varlığı kadar su havzalarının, tarımsal üretim alanlarının, orman dokusunun ve kırsal yaşamın geleceği üzerinden sürüyor. Kentte yükselen itirazın merkezinde yalnızca bir şirket ya da tek bir saha bulunmuyor. Kamuoyunda oluşan temel soru, Giresun’un doğal varlıkları ile ekonomik geleceğinin hangi sınırlar içinde korunacağı noktasında düğümleniyor. Bu nedenle her yeni açıklama, yalnızca hukuki statü tartışması olarak değil, kentin yarınına ilişkin daha büyük bir gerilimin parçası olarak okunuyor. pic.twitter.com/tTx7BvJJnO — Alagöz Maden (@AlagozMaden) April 9, 2026

8 MART’TA GÜÇLÜ MESAJ: “YAŞASIN KADINLARIN MÜCADELESİ” Haber

8 MART’TA GÜÇLÜ MESAJ: “YAŞASIN KADINLARIN MÜCADELESİ”

8 MART’TA GÜÇLÜ MESAJ: “YAŞASIN KADINLARIN MÜCADELESİ” 29 Ekim Kadınları Derneği Bulancak temsilcileri Fatma Özlem Sıbıç, Ayşegül Erdoğan, Yıldız Demirel, Hikmet Cindemir ve Nurcan Şahin adına yapılan açıklamada, 8 Mart’ın kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet taleplerini yükselttiği bir mücadele günü olduğu vurgulandı. Açıklamada, kadına yönelik şiddetin en ağır insan hakkı ihlallerinden biri olduğu belirtildi. Bulancak’ta 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yapılan basın açıklamasında, kadın hakları mücadelesinin tarihsel köklerine dikkat çekilirken, bugün de eşitlik, özgürlük, adalet ve laiklik taleplerinin güçlü biçimde savunulduğu mesajı verildi. 29 Ekim Kadınları Derneği Bulancak temsilcileri Fatma Özlem Sıbıç, Ayşegül Erdoğan, Yıldız Demirel, Hikmet Cindemir ve Nurcan Şahin adına yapılan açıklamada, kadınların tarih boyunca ağır bedeller ödeyerek kazandığı hakların korunmasının ve daha ileriye taşınmasının toplumsal bir sorumluluk olduğu ifade edildi. Açıklamada, kadın mücadelesinin simge dönüm noktalarından biri olarak 1857 yılında New York’ta eşit işe eşit ücret talebiyle direnen 129 kadın işçinin yaşamını yitirmesi hatırlatıldı. Bu olayın, dünya kadın hareketinin hafızasında önemli bir yer tuttuğu belirtilirken, kadınların hak arayışının yalnızca geçmişin değil, bugünün de temel mücadele alanlarından biri olduğu vurgulandı. Metinde, Alman sosyalist kadın hakları savunucusu Clara Zetkin’in 1910 yılında 8 Mart’ı Uluslararası Kadınlar Günü fikri olarak gündeme taşıdığı anımsatıldı. Bu tarihsel sürecin, yıllar sonra Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmesiyle uluslararası düzeyde resmiyet kazandığına işaret edildi. Açıklamada, Cumhuriyet’le birlikte kadınların çok önemli haklar elde ettiği, bu kazanımların kadınların kararlı mücadelesiyle daha ileri yasal güvencelere kavuştuğu kaydedildi. Kadına yönelik şiddetin en ağır insan hakkı ihlallerinden biri olduğu belirtilen metinde, bu sorunun toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin açık bir sonucu olduğu ifade edildi. “8 Mart; eşitlik, özgürlük ve adalet taleplerimizi dünyanın dört bir yanındaki kadınlarla omuz omuza, sınırları aşan bir dayanışmayla ve kararlılıkla haykırdığımız mücadele günüdür.” Açıklamada ayrıca, kadınların özgür ve eşit bireyler olarak var olabilmesinin temel güvencelerinden birinin laiklik olduğu vurgulandı. Laikliğin savunulmasının, kadın haklarının savunulmasının ayrılmaz bir parçası olduğu ifade edilerek, kadın mücadelesinin yalnızca sosyal değil, aynı zamanda demokratik ve hukuksal bir zeminde ele alınması gerektiğinin altı çizildi. Atatürk’ün kadınların toplumsal yaşam ve vatan savunmasındaki yerine verdiği öneme de yer verilen açıklamada, “Yeryüzünde her şey kadının eseridir” sözü hatırlatıldı. Bu vurgu ile kadınların tarihsel ve toplumsal rolüne dikkat çekildi. Basın açıklaması, “Yaşasın 8 Mart” ve “Yaşasın kadınların mücadelesi” sözleriyle sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.