Hava Durumu

#Balıkçılık

giresunsonhaber - Balıkçılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Balıkçılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN’UN 122 KİLOMETRELİK KIYISINDA BALIKÇILIK ALTYAPISI İÇİN ÇAĞRI Haber

GİRESUN’UN 122 KİLOMETRELİK KIYISINDA BALIKÇILIK ALTYAPISI İÇİN ÇAĞRI

GİRESUN’UN 122 KİLOMETRELİK KIYISINDA BALIKÇILIK ALTYAPISI İÇİN ÇAĞRI Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, Eynesil’den Piraziz’e yaklaşık 122 kilometrelik kıyı şeridindeki balıkçı barınaklarının önemli bölümünün günümüz ihtiyaçlarına cevap vermediğini belirterek altyapı yatırımlarının hızlandırılmasını istedi. Giresun genelinde yaklaşık 25 balıkçı barınağı ve kayık çekek yerinin bulunduğunu belirten GTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu; elektrik, su, atık yönetimi, bakım-onarım alanları ve soğuk hava depolarındaki eksikliklere dikkat çekti. Çakırmelikoğlu ayrıca ürünlerin satışına yönelik modern mezat alanları ve araç park alanlarının da geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. SOĞUK ZİNCİR VE MEZAT ALANI VURGUSU Özellikle Giresun merkezdeki Kumyalı Balıkçı Barınağı’nın mevcut altyapısının geliştirilmesi gerektiğini kaydeden Çakırmelikoğlu, balığın avlandıktan sonra tüketiciye ulaşmasına kadar soğuk zincirin korunmasının hem kalite hem ekonomik değer açısından önem taşıdığını söyledi. Keşap Uzuncakum’da 2021 yılında yapımına başlanan balıkçı barınağının önemli bir yatırım olduğunu belirten Çakırmelikoğlu, diğer barınaklarda da modernizasyon çalışmalarının yapılması gerektiğini dile getirdi.

PİRAZİZ LİMANI’NDA MODERNİZASYON SÜRECİ BAŞLADI: Haber

PİRAZİZ LİMANI’NDA MODERNİZASYON SÜRECİ BAŞLADI:

PİRAZİZ LİMANI’NDA MODERNİZASYON SÜRECİ BAŞLADI: YILLARDIR BEKLEYEN SORUNLAR MASADA Piraziz Limanı’nın balıkçılık faaliyetlerine daha etkin hizmet verecek modern bir yapıya kavuşturulması için hazırlık süreci başlatıldı. Balıkçılar ve yerel yöneticilerin katıldığı toplantıda limanın fiziki yetersizlikleri, tekne giriş-çıkışlarında yaşanan sorunlar ve sektörün ihtiyaçları ele alınırken; yatırımın teknik kapsamı, bütçesi ve uygulama takvimi henüz kesinleşmedi. BALIKÇILARIN İHTİYAÇLARI DOĞRUDAN MASAYA YATIRILDI Piraziz’de gerçekleştirilen toplantıya Belediye Başkanı M. Esat Ayyıldız, Piraziz Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Hamdi Arslan, AK Parti MKYK Üyesi Ahmet Bilal Kıymaz, AK Parti Giresun İlçe Koordinatörü Hasan Kadir Kostakoğlu, AK Parti Piraziz İlçe Başkanı Ünal Aşık, İl Genel Meclisi Üyesi Mustafa Günaydın, belediye meclis üyeleri ve balıkçılar katıldı. Limanın mevcut durumu ile balıkçıların sahada karşılaştığı sorunların değerlendirildiği görüşmede, Piraziz Limanı’nın daha işlevsel ve modern bir yapıya dönüştürülmesi hedefi ortaya konuldu. Çalışmanın bu aşamasında ihtiyaçların belirlenmesi ve yapılabilecek düzenlemelerin değerlendirilmesi öne çıkarken, kesinleşmiş bir uygulama projesi henüz kamuoyuna açıklanmadı. LİMANIN SORUNLARI YENİ DEĞİL Piraziz Limanı’ndaki fiziki yetersizlikler geçmiş yıllarda da resmî kayıtlara yansıdı. Büyük gırgır teknelerinin limandan yeterince yararlanamaması nedeniyle avlanan ürünlerin zaman zaman Kumbaşı veya Giresun’a taşınmasının balıkçılar açısından zaman ve maliyet kaybına yol açtığı belirtildi. Liman girişinde biriken malzemenin tekne hareketlerini güçleştirmesi nedeniyle dip taraması ihtiyacı da daha önce gündeme geldi. Nitekim 2015 yılında Piraziz Balıkçı Barınağı’nın 7 bin 231 metrekarelik bölümünde biriken 10 bin 715 metreküp malzemenin taranmasına yönelik ihale süreci yürütüldü. İdari bina, soğuk hava deposu ile ağ ve ekipmanların korunabileceği kapalı alanlar da geçmiş değerlendirmelerde balıkçıların ihtiyaçları arasında gösterildi. 390 METRELİK MENDİREK, 110 TEKNELİK BALIKÇILIK HAFIZASI Piraziz’deki balıkçılık altyapısına ilişkin 2020 tarihli akademik saha çalışmasında Piraziz Barınma Yeri’nin ana mendirek uzunluğu 390 metre, rıhtım uzunluğu 40 metre, rıhtım kapasitesi ise 10 tekne olarak kaydedildi; barınağa o tarihte 110 teknenin kayıtlı olduğu belirtildi. Bu rakamlar güncel kapasiteyi değil, 2020’deki durumu gösteriyor. 2026’da başlatılan yeni süreçte ise modernizasyonun hangi teknik yatırımları kapsayacağı, finansmanın nereden sağlanacağı, yatırım tutarı, ihale tarihi ve çalışmaların ne zaman başlayıp tamamlanacağı henüz açıklanmadı. Bu nedenle gelinen aşama, Piraziz Limanı için ihtiyaçların belirlendiği ve modernizasyon seçeneklerinin değerlendirildiği hazırlık süreci niteliğini taşıyor.

Tarım ürünlerinde üretici fiyatları artışta... En yüksek artış kavun-karpuzda Haber

Tarım ürünlerinde üretici fiyatları artışta... En yüksek artış kavun-karpuzda

Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE), Temmuz ayında yıllık bazda yüzde 18,81, aylık bazda ise yüzde 2,31 oranında artış gösterdi. Yıllık ölçekte en belirgin yükseliş yüzde 84,34 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular kategorisinde yaşandı. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılı Temmuz dönemine ait Tarım-ÜFE rakamlarını paylaştı. Verilere göre Tarım-ÜFE, Temmuz ayında geçtiğimiz aya kıyasla yüzde 2,31 yükseldi. Endeksteki yıllık artış yüzde 18,81 olarak kaydedilirken, yılbaşından itibaren artış yüzde 10,22, on iki aylık ortalamalarda ise yüzde 35,12 şeklinde gerçekleşti. Sektörel bazda aylık değişimler incelendiğinde, tarım ve avcılık ürünleri ile bağlantılı hizmetlerde yüzde 2,52'lik bir artış yaşandı. Balık ve diğer balıkçılık ürünleri, su ürünleri ve balıkçılık destekleyici hizmetlerde yüzde 0,82'lik yükseliş görülürken, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde fiyatlar yüzde 1,66 oranında azaldı. Ana gruplar tarafında çok yıllık bitkisel ürünler yüzde 8,33, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünler ise yüzde 0,67 değer kazandı. Tek yıllık bitkisel ürünlerde ise yüzde 0,62'lik bir gerileme kaydedildi. EN YÜKSEK YILLIK ARTIŞ SEBZEDE Alt gruplar arasında yıllık bazda en şiddetli artış yüzde 84,34 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular grubunda meydana geldi. Aylık bazda en fazla fiyat düşüşü ise yüzde 13,61 ile tropikal ve subtropikal meyveler grubunda kaydedildi. Açıklanan veriler, Temmuz ayında tarımsal üretici fiyatlarındaki aylık yükseliş trendinin devam ettiğini, ancak yıllık artış oranlarının alt kalemler arasında ciddi farklılıklar barındırdığını gösterdi.

Tarımda üretici enflasyonu yüzde 43'ü aştı... Sebze fiyatlarında üç haneli artış! Haber

Tarımda üretici enflasyonu yüzde 43'ü aştı... Sebze fiyatlarında üç haneli artış!

TÜİK tarafından paylaşılan Mayıs 2026 Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) rakamlarına göre, üretici fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 43,08 oldu. En çarpıcı yükseliş yüzde 113,35 ile sebze ve yumru bitkiler kategorisinde yaşanırken, aylık bazdaki en belirgin artış canlı kümes hayvanları ve yumurtalarda kaydedildi. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Mayıs 2026 dönemine ait Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) verilerini kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan verilere göre Tarım-ÜFE, Mayıs ayında bir önceki aya oranla yüzde 0,61, yıl başına göre yüzde 18,41 ve geçen senenin aynı ayına kıyasla yüzde 43,08 oranında yükseldi. On iki aylık ortalamalardaki artış oranı ise yüzde 41,54 olarak belirlendi. Söz konusu veriler, tarım alanındaki üretici maliyetlerinin artmaya devam ettiğini gösterirken, belirli ürün gruplarında ciddi fiyat artışları ön plana çıktı. Sektörel dağılıma bakıldığında, Mayıs ayında tarım ve avcılık ürünleri ile ilgili hizmetlerde yüzde 0,24, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 5,16, balıkçılık ve su ürünlerinde ise yüzde 7,43'lük bir artış yaşandı. Ana gruplar bazında değerlendirildiğinde; tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 2,73'lük bir gerileme olurken, çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 2,32 ve canlı hayvanlar ile hayvansal ürünlerde yüzde 3,47 oranında yükseliş saptandı. Tarım-ÜFE'de yıllık bazda zirvedeki artış yüzde 113,35 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular alt grubunda gerçekleşti. Aylık bazdaki en yüksek artış ise yüzde 10,48 ile canlı kümes hayvanları ve yumurtalar grubunda kaydedildi.

İŞ CİNAYETLERİ DOSYASI: 3 AYDA 432 EMEKÇİ HAYATINI KAYBETTİ Haber

İŞ CİNAYETLERİ DOSYASI: 3 AYDA 432 EMEKÇİ HAYATINI KAYBETTİ

İŞ CİNAYETLERİ DOSYASI: 3 AYDA 432 EMEKÇİ HAYATINI KAYBETTİ Türkiye’de 2026’nın ilk üç ayında en az 432 emekçi çalışırken yaşamını yitirdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat ve CHP Sözcüsü Zeynel Emre, işçi ölümlerindeki tabloyu çalışma hayatındaki denetim eksikliği, güvencesizlik, sendikasızlaşma ve uzun çalışma saatleriyle birlikte gündeme taşıdı. CHP, İŞ CİNAYETLERİ TABLOSUNU MECLİS VE KAMUOYU GÜNDEMİNE TAŞIDI CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, Türkiye’de işyerlerinin emekçiler için “can pazarına” döndüğünü belirterek 2026’nın ilk üç ayında 432 emekçinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Karabat, Mart ayında en az 148 işçinin yaşamını yitirdiğini, bu ölümlerden 8’inin çocuk işçiler olduğunu vurguladı. CHP açıklamasındaki veriler, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Mart 2026 raporuyla örtüşüyor. CHP Sözcüsü Zeynel Emre ise Büyükçekmece’de yaptığı basın toplantısında son çeyrek yüzyılda 35 bin iş cinayeti işlendiğini söyledi. Emre, işçi ölümlerini yalnızca teknik güvenlik sorunu olarak değil, sendikasızlaştırma, grev yasakları, özelleştirme politikaları ve güvencesiz çalışma düzeniyle birlikte ele aldı. MART AYINDA EN ÇOK ÖLÜM İNŞAAT, TAŞIMACILIK VE TARIMDA YAŞANDI İSİG Meclisi Mart 2026 raporunda 148 işçi ölümü kaydedildi. Ölümler işkollarına göre inşaatta 26, taşımacılıkta 23, tarım ve ormanda 21 kişiyle yoğunlaştı. Ölüm nedenlerinde trafik ve servis kazaları 36 ölümle ilk sırada yer aldı; kalp krizi ve beyin kanaması 28, yüksekten düşme 25, ezilme ve göçük 19 ölümle öne çıktı. Mart ayında yaşamını yitiren işçilerin 16’sı kadın, 15’i göçmen işçiydi. Hayatını kaybedenlerin yalnızca 3’ü sendikalıydı; 145 işçi sendikasız çalışıyordu. Bu oran, iş cinayetleri ile örgütsüz çalışma arasındaki bağı yeniden gündeme taşıdı. RESMİ VERİLER İNŞAAT SEKTÖRÜNDEKİ AĞIR RİSKİ DOĞRULUYOR Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın Güvenli İnşaat platformunda yayımlanan 2024 SGK verileri, inşaat sektöründeki riskin yapısal niteliğini ortaya koydu. 2024 yılında inşaat sektöründe 86 bin 736 iş kazası yaşandı; sektör, tüm iş kazalarının yüzde 11,8’ini oluşturdu. Aynı yıl inşaatta 552 ölümlü iş kazası gerçekleşti ve inşaat sektörü tüm ölümler içinde yüzde 29,1 ile ilk sırada yer aldı. Bu tablo, CHP’nin gündeme taşıdığı iş cinayetleri başlığının yalnızca dönemsel bir artış değil, yıllara yayılan sektörel bir güvenlik krizi olduğunu gösteriyor. AKADEMİK ÇALIŞMALAR ÖLÜMLERİN ÖNLENEBİLİR OLDUĞUNU ORTAYA KOYUYOR Türkiye’de ölümlü iş kazalarını inceleyen akademik çalışma, 2012-2019 döneminde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun kazaları önlemedeki etkisini değerlendirdi ve Türkiye’nin iş ile ilgili ölüm vakalarında Avrupa Birliği ülkelerine kıyasla zayıf performans sergilediğini belirledi. Çalışma, İSİG Meclisi verilerini de analiz ederek ölümlü iş kazalarının insani boyutuna dikkat çekti. İnşaat sektörü üzerine yapılan uluslararası akademik çalışma, Türkiye’de inşaatın en çok iş kazası yaşanan ve ölümlü kazalarda ilk sıralarda yer alan sektörlerden biri olduğunu kaydetti. Çalışma, eğitimlerin yalnızca formalite olmaktan çıkarılıp çalışan profiline, saha gerçekliğine ve pratik risklere göre düzenlenmesi gerektiğini vurguladı. Tersaneler üzerine yapılan araştırma, ölümcül kazalarda yüksekten düşme, elektrik çarpması, yangın-patlama, cisim çarpması, sıkışma ve boğulma nedenlerini öne çıkardı. Aynı çalışma; yorgunluk, fazla mesai, taşeron çalışma, uygunsuz kişisel koruyucu donanım kullanımı, düzensiz çalışma alanı ve yoğun iş temposunu başlıca risk faktörleri arasında sıraladı. Balıkçılık ve su ürünleri sektörünü inceleyen açık erişimli akademik çalışma, 2006-2020 döneminde sektörde 25 ölüm ve 22 sürekli iş göremezlik vakası saptadı. Çalışma, Türkiye’de bu alanın en yüksek ölüm oranına sahip sektörlerden biri olduğunu ve veri kalitesinin iyileştirilmesi gerektiğini ortaya koydu. MEVZUAT İŞVERENE AÇIK SORUMLULUK YÜKLÜYOR 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işvereni çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü tutuyor. Kanun, işverene mesleki risklerin önlenmesi, eğitim verilmesi, gerekli araç ve gerecin sağlanması, tedbirlerin izlenmesi, uygunsuzlukların giderilmesi ve risk değerlendirmesi yapma yükümlülüğü getiriyor. İşverenin dışarıdan hizmet alması bu sorumluluğu ortadan kaldırmıyor. Kanun ayrıca işverenin risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmak zorunda olduğunu, risk değerlendirmesinde çalışanların durumu, kullanılan ekipman, kimyasal maddeler, işyerinin düzeni ve özel politika gerektiren çalışan gruplarının dikkate alınacağını düzenliyor. TÜRKİYE İŞÇİ HAKLARINDA EN KÖTÜ 10 ÜLKE ARASINDA Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun 2025 Küresel Haklar Endeksi, Türkiye’yi işçiler açısından en kötü 10 ülke arasında gösterdi. Endeks, ülkeleri toplu işçi haklarına uyum ve hükümetler ile işverenler tarafından yapılan hak ihlalleri üzerinden değerlendiriyor. Türkiye; Bangladeş, Belarus, Ekvador, Mısır, Esvatini, Myanmar, Nijerya, Filipinler ve Tunus ile aynı listede yer aldı. Eurostat’ın 2024 çalışma saatleri verileri, Avrupa Birliği’nde haftalık fiili çalışma süresinin ortalama 36 saat olduğunu gösterdi. Aynı veri setinde tarım, ormancılık ve balıkçılık 41,2 saatle; madencilik 38,8 saatle; inşaat 38,7 saatle en uzun çalışma haftasına sahip sektörler arasında yer aldı. GÜVENCESİZ ÇALIŞMA ÖLÜM RİSKİNİ BÜYÜTÜYOR CHP’nin iki açıklaması aynı noktada birleşti: İş cinayetleri, yalnızca sahadaki güvenlik ekipmanı eksikliğiyle açıklanamaz. Denetim yetersizliği, taşeronlaşma, sendikasızlık, uzun çalışma saatleri, kayıt dışı istihdam, çocuk işçiliği, göçmen emeğinin güvencesizliği ve üretim baskısı aynı zincirin halkaları olarak öne çıkıyor. Akademik çalışmalar ve saha raporları, ölümlerin önemli bölümünün önlenebilir olduğunu gösteriyor. Risk değerlendirmesinin kâğıt üzerinde kalması, eğitimlerin sahadaki gerçek tehlikeye uygun verilmemesi, çalışan temsilciliği ve sendikal örgütlenmenin zayıflaması, işyerlerinde yaşam hakkını doğrudan tehdit ediyor. KAYNAKLAR CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat açıklaması; CHP Sözcüsü Zeynel Emre basın toplantısı; İSİG Meclisi Mart 2026 İş Cinayetleri Raporu; SGK 2024 iş kazası istatistikleri; 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu; ITUC 2025 Küresel Haklar Endeksi; Eurostat 2024 çalışma saatleri verileri; DergiPark ve ScienceDirect’te yayımlanan iş sağlığı ve güvenliği araştırmaları.

TİREBOLU’DA DENİZ KİRLİLİĞİ VE MEZGİT ALARMI Haber

TİREBOLU’DA DENİZ KİRLİLİĞİ VE MEZGİT ALARMI

TİREBOLU'DA DENİZ KİRLİLİĞİ VE MEZGİT ALARMİ Tirebolu'da önceki gün düzenlenen seminerde deniz yasağı, mezgit stoklarındaki baskı, kıyı ve limanın korunması ile balıkçılığın geleceği ele alındı. Toplantıda tarihin önemi, Karadeniz ekosistemindeki bozulma ve uzun vadeli koruma ihtiyacı öne çıktı. Tirebolu Su Ürünleri Kooperatifi ile Yerel Eylem Grubu iş birliğiyle Tirebolu'daki Gaffaro Otel'de önceki gün düzenlenen “Deniz Kirliliği, Mezgitin Geleceği” konulu seminer, bölgesel coşkunun karşı karşıya olduğu riskleri destekleniyordu. Seminerlere katılan ülkelerin temsilcileri, kooperatif üyeleri ve davetliler katıldı. Seminerin açıklamasında konuşan Giresun İl Tarım Kontrol Şube Müdürü Erkan Tarık Akdemir, balıkçılık sektöründe ihracatın taşıdığı ekonomik değerlere dikkat çekti. Akdemir, Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu'na sunulacak sektör açısından sağlanan katkıların önemine işaret etti. MEZGİTİN YAŞAM ALANI DARALIYOR Seminerin ana raporlaması Prof. Dr. Hamdi Öğüt, entegre balık hastalıklarının Karadeniz'de mezgit balığının yaşam sürecinde aşamalı olarak yok olduğunu belirtti. Öğüt, özellikle kıyı şeritleri ile limanın korunmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Öğüt, deniz kirliliğinin ve son dönemde artan denizanasının ekosistemin ciddi biçimde bozulduğunu ifade etti. Bu sürecin kısa vadeli müdahalelerle aşılamayacağını belirten Öğüt, kalıcı sonuç için uzun vadeli ve kararlı çalışma yapılması dile getirildi. BAKTERİ, PARAZİT VE TARIM İLACI UYARISI Mezgit balıkları üzerinde yapılan incelemelerde türünün doğasında bulunmaması gereken bakteri ve parazitlere rastlandığını söyleyen Öğüt, deniz ekosistemindeki bozulmanın artık daha iyi göründüğünü ve geldiğini söyledi. Tarım ilaçlarının da denizde taşınarak ekosisteme zarar vererek tedavi eden Öğüt, bu tablonun mezgit için ciddi bir tehdit oluştuğunu kaydetti. Seminerde, deniz kirliliğinin yalnızca çevrenin hakimiyeti olmadığı, doğrudan üretim, avcılık, kıyı ekonomileri ve gelecek nesillerin gıda ürünlerinin sunulacağı bir mesele olduğu vurgulandı. KIYI VE LİMANLAR İÇİN KORUMA ÇAĞRISI Toplantıda öne çıkan başlıklardan biri de kıyı alanları ile liman bölgelerinin korunması oldu. Katılımcıların başta olmak üzere Karadeniz'in önemli türlerinin yaşamını sürdürebilmesi için kıyısal baskının azaltılması, kontrol edilmesinin denetlenmesi ve deniz habitatlarının korunması dile getirildi. Seminer, balıkçılığın geleceğinin yalnızca av miktarıyla değil, denizin sağlığıyla belirlendiğini bir kez daha ortaya koydu. Tirebolu'daki buluşmada verilen ortak mesaj netti: Deniz korunmadan korunamayacak, mezgit korunmadan da Karadeniz balıkçılığı taşınamayacak.

IPARD III’te Kırsala 241 milyon avroluk dev hibe Haber

IPARD III’te Kırsala 241 milyon avroluk dev hibe

Tarım ve Orman Bakanlığı ile Avrupa Birliği tarafından finanse edilen IPARD III Programı kapsamında 2026 yılı çağrı takvimi yayımlandı. 241 milyon avroluk hibe desteğiyle kırsalda yaklaşık 400 milyon avroluk yatırımın hayata geçirilmesi hedefleniyor. ANKARA (İGFA) - Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilgili kuruluşu Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından uygulanan ve Avrupa Birliği ile ortak finanse edilen IPARD III Programı kapsamında 2026 yılı çağrı takvimi yayımlandı. Takvim kapsamında toplam 241 milyon avro hibe desteği sağlanacak ve kırsal alanlarda yaklaşık 400 milyon avro tutarında yeni yatırımın hayata geçirilmesi hedefleniyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, 2024 yılında uygulamaya alınan IPARD III Programı ile başvuru süreçlerini hızlandırmak ve girişimcilere kolaylık sağlamak amacıyla yıllık çağrı takvimi uygulamasının sürdürüldüğünü belirtti. Yumaklı, 2026 yılında açılacak çağrı dönemleri sayesinde kırsal alanlarda önemli yatırımların hayata geçirilmesinin ve binlerce kişiye yeni istihdam oluşturulmasının hedeflendiğini ifade etti. DÖRT FARKLI BAŞLIKTA DESTEK Bakanlığın resmi internet sitesinde yer alan takvime göre Nisan ayında 25 milyon avro bütçeli “Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme”, mayıs ayında 30 milyon avro bütçeli “Tarım ve Balıkçılık Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması ile İlgili Fiziki Varlıklara Yönelik Yatırımlar” çağrıları yayımlanacak. Haziran ayında 30 milyon avro bütçeli “Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar” tedbiri için ilana çıkılacak. Temmuz ayında ise Avrupa Komisyonu’ndan yetki devrinin ardından ilk kez uygulanacak olan ve büyükşehir belediyeleri hariç yerel yönetimlerin yararlanabileceği 156 milyon avro bütçeli “Kırsal Alanda Kamu Altyapı Yatırımları” çağrısı yayımlanacak. Program kapsamında desteklenen projelerin bütçesi 5 bin avro ile 3 milyon avro arasında değişirken, yatırımcılara yüzde 50 ile yüzde 75 arasında hibe desteği sağlanacak. Özellikle içme suyu arıtma tesisleri, katı atık transfer istasyonları ve yenilenebilir enerji sistemleri gibi kırsal altyapıyı güçlendirecek projeler desteklenecek. KADIN VE GENÇ GİRİŞİMCİLERE DESTEK TKDK tarafından 2011’den bu yana uygulanan IPARD programları kapsamında bugüne kadar 27 bin 297 tesis ve projeye reel fiyatlarla toplam 129 milyar TL hibe desteği verildiğini belirten Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bu desteklerle yaklaşık 273 milyar TL yatırımın ülke ekonomisine kazandırıldığını ve 107 binden fazla kişiye istihdam sağlandığını ifade etti. Kırsal kalkınmada kadınlar ve gençlerin önemli rol oynadığını vurgulayan Bakan Yumaklı, proje değerlendirmelerinde kadın ve 40 yaş altı genç yatırımcılara ek puan ve ilave hibe oranları verildiğini belirtti. Bu kapsamda bugüne kadar 7 bin 653 kadın girişimciye 42,6 milyar TL, 14 bin 933 genç girişimciye ise 86,7 milyar TL hibe desteği sağlandığını aktardı. Bakan Yumaklı, 2026 yılı için açıklanan IPARD III çağrı takviminin yatırımcılar ve tarım sektörü için hayırlı olmasını diledi.

DENİZLERİN AKCİĞERLERİ TÜKENİYOR: HER 30 DAKİKADA BİR FUTBOL SAHASI YOK OLUYOR Haber

DENİZLERİN AKCİĞERLERİ TÜKENİYOR: HER 30 DAKİKADA BİR FUTBOL SAHASI YOK OLUYOR

DENİZLERİN AKCİĞERLERİ ALARM VERİYOR: DENİZ ÇAYIRLARI HER YIL YÜZDE 2–7 ORANINDA YOK OLUYOR 1 Mart Dünya Deniz Çayırları Günü kapsamında yapılan değerlendirmeler, deniz ekosistemlerinin temel yaşam alanlarından biri olan deniz çayırlarının küresel ölçekte ciddi baskı altında olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmalara göre dünya genelinde deniz çayırlarının her yıl yüzde 2 ila 7’si yok olurken, bu kaybın yıllık ekonomik maliyetinin 42 milyar dolara kadar çıkabileceği öngörülüyor. Tropikal yağmur ormanlarından 35 kata kadar daha hızlı karbon emme kapasitesine sahip olan deniz çayırları; iklim değişikliğiyle mücadele, biyolojik çeşitliliğin korunması ve balıkçılık açısından kritik rol üstleniyor. Buna karşın artan farkındalık çalışmalarına rağmen bu hassas habitatlar hâlâ savunmasız durumda. Akdeniz’de 11,6 Milyar Dolarlık Ekosistem Değeri Son bilimsel çalışmalar, Akdeniz’deki deniz çayırı ekosistem hizmetlerinin yıllık değerinin yaklaşık 11,6 milyar dolar olduğunu gösteriyor. Ülkeler bazında İtalya en yüksek, Slovenya en düşük ekonomik değere sahipken, Türkiye kıyılarındaki deniz çayırlarının yıllık ekonomik değeri 276,6 milyon dolar olarak hesaplanıyor. Bu hesaplamalara; balık stokları, karbon tutma, kıyı koruma ve biyolojik çeşitlilik gibi ekosistem servisleri de dâhil ediliyor. BM: Her 30 Dakikada Bir Futbol Sahası Kadar Alan Yok Oluyor 2020 tarihli Birleşmiş Milletler raporuna göre, dünyada her 30 dakikada bir futbol sahası büyüklüğünde deniz çayırı alanı kaybediliyor. Bu tablo üzerine BM, farkındalığı artırmak amacıyla 2022 yılında 1 Mart’ı Dünya Deniz Çayırları Günü ilan etti. Sözen: “Korumak Mümkün, Yenilemek Neredeyse İmkânsız” Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen, deniz çayırlarının korunmasının gelecek nesillere karşı bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Sözen, “Yeniden ekim yapıldığında deniz çayırları yılda sadece 1 cm büyüyebiliyor. Kaybedilen alanları yenilemek neredeyse imkânsız; ancak mevcut alanları korumak mümkün” dedi. Sözen ayrıca, TÜDAV iş birliğiyle yürütülen “Denizlerin Geleceği: Deniz Çayırları” projesiyle haritalama, koruma ve atık temizliği çalışmalarının sürdüğünü ifade etti. Öztürk: “Türkiye Kıyılarında Yılda 6 Milyar Litre Oksijen” TÜDAV Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, özellikle Posidonia oceanica türünün önemine dikkat çekerek, “Ülkemiz kıyılarındaki deniz çayırları metrekarede günde 16 litreye kadar oksijen üretiyor. Türkiye kıyılarında deniz çayırlarının yaklaşık 90 bin ton karbonu bağlama kapasitesi bulunuyor; bu da 70 bin otomobilin yıllık emisyonuna denk” dedi. Öztürk, Akdeniz’de deniz çayırlarının son 50 yılda yüzde 35 oranında gerilediğini belirterek acil koruma çağrısı yaptı. Kaynak: KAHA – Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.