Hava Durumu

#Bağış

giresunsonhaber - Bağış haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bağış haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çalık’tan 5 saatlik savunma: İddialar gerçeği yansıtmıyor! Haber

Çalık’tan 5 saatlik savunma: İddialar gerçeği yansıtmıyor!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasında 10. celsede savunma yapan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, hakkında yöneltilen suçlamaları reddederek, “Somut delil yok, çelişkili beyanlar var” dedi. İSTANBUL (İGFA) - İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik davanın 10. duruşmasında hakim karşısına çıkan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, iddianamede sorumlu tutulduğu 7 ayrı eyleme ilişkin kapsamlı savunma yaptı. Yaklaşık 5 saat süren savunmasında Çalık, tüm suçlamaları tek tek yanıtlayarak reddetti. Mehmet Murat Çalık, özellikle tanık ifadelerindeki çelişkilere dikkat çekerek, “Asıl mesele çelişki değil, iddiayı ortaya koyan kişinin güvenilirliğidir” ifadelerini kullandı. Tanık Uğur Güngör’ün farklı zamanlarda değişen beyanlar verdiğini savunan Çalık, bu durumun dikkate alınması gerektiğini söyledi. Ruhsat ve iskân süreçlerine ilişkin suçlamalara da değinen Çalık, bu işlemlerin teknik birimler tarafından yürütüldüğünü belirterek, görev tanımıyla ilişkilendirilemeyeceğini ifade etti. “İsnat edilen fiiller görevimle örtüşmüyor” dedi. Westside ve diğer projelere ilişkin iddialarda ise farklı kişilerin çelişkili beyanlar verdiğini öne süren Çalık, somut delil bulunmadığını savundu. Tapu kayıtları ile iddialar arasında uyumsuzluk olduğunu dile getiren Çalık, bazı iddiaların “hayali” olduğunu ifade etti. Kalekent ve Demir Country projelerine ilişkin suçlamalarda da benzer şekilde somut belge eksikliği olduğunu belirten Çalık, bazı projelerde ruhsatların kısa sürede alındığını ve sürecin mevzuata uygun ilerlediğini söyledi. Bağış ve sosyal donatı projelerine ilişkin iddiaları da reddeden Çalık, kamu yararına yapılan yatırımların “rüşvet” gibi gösterilmesini eleştirdi. “Gönül rızasıyla yapılan hizmetler suç gibi sunuluyor” dedi. Yaklaşık bir yıldır tutuklu olduğunu hatırlatan Çalık, sağlık geçmişine de değinerek adil yargılama talebinde bulundu. Savunmasını tahliye isteği ve cezaevinde yazdığı şiirle tamamladı. Duruşma, 26 Mart Perşembe günü saat 10.00’da devam etmek üzere ertelendi.

DMD KAS HASTASI EGEMEN İÇİN GİRESUN TEK YÜREK OLDU Haber

DMD KAS HASTASI EGEMEN İÇİN GİRESUN TEK YÜREK OLDU

DMD KAS HASTASI EGEMEN İÇİN GİRESUN TEK YÜREK OLDU İYİLİK MELEKLERİ SAHNEDEYDİ, GECEDE 100 BİN TL TOPLANDI Giresun, örnek bir dayanışma gecesine ev sahipliği yaptı. DMD kas hastalığı ile mücadele eden 7,5 yaşındaki Egemen için Giresun Alyans Düğün Salonu’nda düzenlenen yardım programında yaklaşık 100 bin TL bağış toplandı. Akademisyenlerden mahalle muhtarına, sağlıkçılardan sanatçılara kadar çok sayıda gönüllü, küçük Egemen’in mücadelesine destek olmak için bir araya geldi. “Bahanemiz yok, umudumuz var” mesajıyla düzenlenen gece, hem maddi destek hem de güçlü bir toplumsal farkındalık ortaya koydu. Giresun, bir kez daha dayanışma kültürünü en somut haliyle gösterdi. ORGANİZASYONUN MİMARI KADINLAR OLDU Gecenin organizasyonu, gönüllü kadınların öncülüğünde hayata geçirildi. Sürecin koordinasyonunu; Giresun Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yelda Bingöl Alpaslan, Gaziler Mahallesi Muhtarı Nilgün Çobanoğlu, Bora Organizasyon’dan Eda Karaahmet Köse, Yaşam Koçu ve Farkındalık Eğitmeni Serpil Tönel ile emekli sağlıkçılar Sunay Taner ve Pamuk Özkan, anestezi uzmanı Sena Özkan ve Nazan Zehir’in yer aldığı ekip üstlendi. Gönüllü ekip, gece boyunca hayırsever davetlilerle yakından ilgilenerek organizasyonun düzenli ve verimli şekilde ilerlemesini sağladı. Katılımcılarla kurulan birebir iletişim, bağış sürecinin sağlıklı yürütülmesinde önemli rol oynadı. Kadınların öncülüğünde yürütülen bu çalışma, “destek ve umut ordusu” anlayışının sahadaki karşılığı oldu. SANAT CAMİASINDAN ÜCRETSİZ DESTEK Gecenin sunuculuğunu Nur Kılıç üstlenirken, ev sahipliğini Alyans Düğün Salonu işletmecisi Elif Dilli Bayram yaptı. Mekân desteğiyle organizasyona katkı sunan Bayram, dayanışma zincirinin önemli halkalarından biri oldu. Sanat camiası da geceye güçlü bir destek verdi. Ücret talep etmeyen saz ekibi Ersoy Yağmur, Yılmaz Çağlayan ve Özgür Damcı eşliğinde sahne alan gönüllü sanatçılar Işıl Işıl ve Murat Aslan, performanslarıyla geceye anlam kattı. Katılımcılar hem duygusal hem de coşkulu anlar yaşarken, Egemen için toplanan destek daha da büyüdü. “KASLAR YORULUR, SEVGİ YORULMAZ” Organizasyon komitesi adına yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kaslar yorulur ama sevgi ve dayanışma asla yorulmaz. Egemen evladımız henüz 7,5 yaşında. Hem eğitim hayatının hem de çocukluğunun en güzel döneminde. Bizler onun büyükleri olarak adımları yavaşlamasın, hayalleri yarım kalmasın diye buradayız. Giresun halkı bu hayati dayanışmaya sahip çıktı.” Toplanan yaklaşık 100 bin TL’lik bağışın, Egemen’in tedavi ve rehabilitasyon sürecinde kullanılacağı belirtildi. DMD KAS HASTALIĞI NEDİR? Duchenne Muscular Dystrophy (DMD), çocukluk çağında ortaya çıkan, ilerleyici ve kalıtsal bir kas hastalığıdır. Distrofin adlı proteinin eksikliği nedeniyle kas hücreleri zamanla hasar görür ve güç kaybı artar. Hastalığın temel özellikleri: Genellikle 2–5 yaş arasında belirtiler başlar. Erkek çocuklarda daha sık görülür. Yürümede gecikme, sık düşme ve merdiven çıkmada zorlanma ilk belirtiler arasındadır. İlerleyen dönemlerde solunum ve kalp kasları etkilenebilir. Kesin bir tedavisi bulunmamakla birlikte; fizik tedavi, destekleyici medikal uygulamalar ve yeni nesil gen temelli araştırmalar hastalığın ilerleyişini yavaşlatmaya yöneliktir. Bu nedenle erken tanı, düzenli takip ve toplumsal destek büyük önem taşımaktadır. Egemen için düzenlenen bu gece, yalnızca bir yardım organizasyonu değil; aynı zamanda Giresun’un vicdanının, merhametinin ve toplumsal sorumluluk bilincinin güçlü bir yansıması olarak kayıtlara geçti.

Türkiye’de Her 2 Kişiden 1’i İkinci El Alışveriş Yapıyor Haber

Türkiye’de Her 2 Kişiden 1’i İkinci El Alışveriş Yapıyor

sahibinden.com, KONDA Araştırma ile birlikte Türkiye'nin ilk "İkinci El Alışverişte Sürdürülebilirlik Etkisi" araştırmasını açıkladı. Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye'de katılımcıların %45'i son bir yılda ikinci el alışveriş yaptığını belirtiyor. Kuruluşundan bu yana ikinci el ürün alışverişine platform sağlayan sahibinden.com, KONDA Araştırma ile işbirliği yaparak Türkiye'de bir ilk olan “İkinci El Alışverişte Sürdürülebilirlik Etkisi” araştırmasını duyurdu. Türkiye'deki ikinci el alışveriş dinamiklerini ve toplumun sürdürülebilirlik algısını ortaya koyan araştırma sonuçları, düzenlenen bir basın toplantısında açıklandı. Türkiye genelinde 28 ilde 2700 kişiyle yapılan araştırma, ülkemizde neredeyse her iki kişiden birinin son bir yılda ikinci el ürün almış veya satmış olduğunu gösteriyor. Kıyafetten mobilyaya, cep telefonundan beyaz eşyaya kadar geniş bir yelpazede alışveriş yapanların oranı %45’e çıkıyor. Bu veriler, ikinci el alışverişin artık sadece ekonomik bir seçenek değil, aynı zamanda çevresel ve toplumsal bir tercih haline geldiğini de işaret ediyor. “İKİNCİ EL ALIŞVERİŞ TOPLUMSAL DEĞİŞİMİN PARÇASI” Etkinlikte konuşan sahibinden.com CEO’su Burak Ertaş, araştırma sonuçlarının Türkiye'deki değişimi net bir biçimde ortaya koyduğunu belirtti. Ertaş, “İkinci el alışveriş artık toplumda yerleşik bir davranış haline geldi. Her iki kişiden birinin bu sürece dahil olması, döngüsel ekonomi yaklaşımının güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor” dedi. Çevresel endişeler ve ekonomik durumların tüketim alışkanlıklarını yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Burak Ertaş şu şekilde konuştu: “Bugün mevcut olanı onarmak ve yeniden kullanmak hem çevreyi koruyan hem de bütçeyi rahatlatan bir tercih. Biz de bu sürecin sadece bir ticaret modeli değil, aynı zamanda yeni bir kültür yarattığına inanıyoruz. Platformumuzda el değişen her ürün, bu dönüşümün bir parçası haline geliyor. Genç neslin duyarlılığı ve sürdürülebilir yaşama olan ilgisi ise geleceğe dair en güçlü işaretlerden biri.” “TOPLUMSAL ALGI ÖNEMLİ DERECEDE DEĞİŞTİ” KONDA Araştırma ve Danışmanlık Genel Müdürü Aydın Erdem, araştırmanın sonuçları hakkında şöyle bilgi verdi: "Türkiye’de ikinci el alışveriş artık sadece bir seçenek değil. Veriler, bu davranışın bilinçli tüketim ve çevreye duyarlılığın birleştiği yeni bir akışa dönüştüğünü gösteriyor. Özellikle genç ve eğitimli kitlede ikinci elin hızla normalleşmesi, toplumsal değişimin önemli bir işareti. İkinci elin önündeki sosyal algı engellerinin etkisi artık yaygın değil. Bu, ikinci el alışverişin sürdürülebilir yaşamın güçlü bir parçası haline geldiğini gösteriyor.” ALIŞVERİŞ DİNAMİKLERİ DEĞİŞİYOR Araştırmaya göre ikinci el alışveriş sadece tek seferlik bir deneyim olmanın ötesine geçerek, düzenli tekrarlanan bir alışkanlık haline gelmiş durumda. Her dört tüketiciden biri ayda bir veya daha sık ikinci el ürün satın alıyor. Bu grup araştırmada "gerçek sürdürülebilirlik taşıyıcısı" olarak tanımlanıyor. Düzenli olarak ikinci el alışveriş yapanların profili de araştırmada net bir şekilde ortaya çıkıyor. Ortalama yaş 35. Dijital platformları aktif olarak kullanan, üniversite mezunu bu kitle, büyük şehirlerde yoğunlaşıyor ve ikinci el pazarında dönüşüme öncülük ediyor. ALGI ENGELLERİ YERİNİ BİLİNÇLİ TÜKETİME BIRAKIYOR Türkiye’de ikinci el alışverişe yönelik eski çekinceler hızla kayboluyor. Araştırmada öne çıkan bulgular, sosyal algıdaki değişimin oldukça belirgin olduğuna işaret ediyor. “İkinci el düşük statü göstergesidir” diyenlerin oranı %17’de kalmış durumda. Buna karşılık ikinci el ürün kullananlara yönelik “tasarruflu”, “çevreye duyarlı” ve “tarz sahibi” gibi olumlu ifadeler daha sık dile getiriliyor. Toplumdaki bu değişim, ikinci el alışverişin artık geniş kesimlerce kabul gören bir davranış haline geldiğini ortaya koyuyor. Statüye dayalı eski bariyerler yerini bilinçli tüketim ve sürdürülebilirlik anlayışına bırakıyor. YENİ KUŞAK SÜRDÜRÜLEBİLİR TÜKETİMİ BENİMSİYOR Araştırma; özellikle genç, eğitimli ve şehirde yaşayan kesimin ikinci el alışverişte daha aktif olduğunu gösteriyor. Bu grup israfı azaltmayı, çevresel etkileri düşürmeyi ve sürdürülebilir yaşamı günlük pratiklerinin bir parçası haline getirmiş durumda. Yayımlanan rapora göre Türkiye’de sürdürülebilirlik kavramına aşinalık %61’e, karbon ayak izi farkındalığı ise %40’a ulaşmış durumda. Bu bilincin yayılması ikinci el alışverişe de doğrudan yansıyor. Dijitalleşme ikinci el alışverişi destekliyor. Güvenli ödeme, şeffaf ilan yapısı ve kullanıcı doğrulama adımları bu alanı hem erişilebilir hem de güvenilir hale getiriyor. CEP TELEFONLARI PAZARIN ÖNDE GELENİ Araştırma, ikinci el pazarında cep telefonu ve aksesuarlarının en yoğun hareketliliğe sahip olduğunu gösteriyor. Bu kategori toplam pazarın %54’ünü oluşturuyor. Bu yüksek ilgi, yenilenmiş elektronik ürünlere olan talebi de artırıyor. Diğer kategorilerde giyim ve ayakkabı %42, bilgisayar ve tablet %45, elektrikli ev aletleri ise %41 oranında pay alıyor. Tercihler cinsiyete göre de farklılık gösteriyor. Kadınlar anne-bebek ürünleri, giyim ve mobilya-dekorasyon kategorilerine yönelirken, erkekler daha çok elektronik ürünleri tercih ediyor. Erkek kullanıcıların bilgisayar ve tablet alışverişindeki payı %45’e, cep telefonu kategorisindeki oranı ise %58’e kadar yükseliyor. YAŞAM ALANLARINDA İKİNCİ EL YAYGINLAŞIYOR Araştırma, Türkiye’de hanelerin önemli bir kısmında ikinci el ürün bulunduğunu gösteriyor. Hanelerin %46’sında en az bir kategoriye ait ikinci el eşya yer alıyor. En yaygın kategoriler elektronik (%43), mobilya (%38) ve giyim-ayakkabı (%36) olarak sıralanıyor. Gardıroplarda da benzer bir tablo var. Her üç evden birinde ikinci el kıyafet bulunuyor. Hijyen ve kaliteye yönelik bazı çekinceler nedeniyle bu oran diğer kategorilere göre daha düşük kalsa da araştırma, ikinci el kıyafet kullanımında yukarı yönlü bir eğilim olduğunu gösteriyor. KULLANILMAYAN EŞYA YA SATILIYOR YA DA BAĞIŞLANIYOR Araştırma gösteriyor ki Türkiye’de ikinci el döngüsü sadece ekonomik sebeplerle değil, duygusal tercihlerle de şekilleniyor. Anne-bebek ürünlerinde bağış oranı %72’ye kadar çıkıyor. Elektronik ürünlerde ise satış eğilimi daha güçlü; bu kategoride satış oranı %40'ın üstüne çıkıyor. Veriler, bazı ürünlerde duygusal bağlılığın etkili olduğunu, bazı kategorilerde ise ikinci el alışverişin yerleşik bir davranış haline geldiğini ortaya koyuyor. GENÇ NESİL ONLINE’DA, BÜYÜKLER GELENEKSEL KANALDA Araştırma, ikinci el alışverişte platform tercihinin yaşa göre belirgin bir şekilde farklılaştığını gösteriyor. Sadece online alışveriş yapanların oranı %8, yalnızca geleneksel kanalları kullananların oranı %19. Her iki kanalı birden tercih edenlerin oranı ise %16. Online alışverişi büyük şehirlerde yaşayan, 40 yaş altı ve yüksek eğitimli kullanıcılar tercih ediyor. Geleneksel yöntemleri tercih eden kesim ise çoğunlukla 45 yaşın üzerindeki tüketicilerden oluşuyor. GÜVEN HER ŞEYİN ÜZERİNDE Araştırma, ikinci el alışverişte kararsız kalan tüketiciler için en önemli unsurun güven olduğunu ortaya koyuyor. “Satıcı güven verirse alırım” diyenlerin oranı %83. “Ürün arızasızsa alırım” diyenler %82, “garanti veya iade imkânı varsa alırım” diyenler de %82 seviyesinde. En belirgin endişe ise hijyen kaygısı; bu oran %58’e ulaşıyor. Bu sonuçlar, güven mekanizmalarının ikinci el alışverişte neden kritik öneme sahip olduğunu açıkça gösteriyor. TÜRKİYE YENİ BİR SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK DÖNEMİNDE Araştırma, ikinci el alışverişin Türkiye'deki yeni tüketim anlayışının bir parçası haline geldiğini gösteriyor. İsrafı azaltma, geri dönüşüme yönelme ve gereksiz tüketimden kaçınma gibi davranışlar toplumun geniş kesimlerinde daha görünür hale geliyor. Bu eğilim, ikinci el alışverişin sürdürülebilirlik anlayışının merkezinde yer aldığını ortaya koyuyor. Bilinçli tüketicilerin artışı, dijitalleşme ve çevre duyarlılığının artması, Türkiye'de ikinci elin daha yaygın bir tercih haline gelmesinde etkili oluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkler, İnternetten Vatandaşlık Alıp 156 Ülkeye Vizesiz Uçuyor Haber

Türkler, İnternetten Vatandaşlık Alıp 156 Ülkeye Vizesiz Uçuyor

Uluslararası yatırım konularında uzman Avukat Özge Özmen Korkut, internet üzerinden vatandaşlık alarak 156 ülkeye vizesiz seyahat edebilmenin mümkün olduğunu ifade ediyor. Uluslararası yatırım ve vatandaşlık mevzuatlarını yakından takip eden Avukat Özge Özmen Korkut, özellikle Karayip ülkelerinin güncellenen vatandaşlık programlarına dair açıklamalarda bulundu. 6-8 AYDA VATANDAŞLIK SAHİBİ OLMA ŞANSI Karayipler’de yer alan eski bir İngiliz kolonisi olan Saint Kitts’ten vatandaşlık alımında danışmanlık yapan Avukat Özge Özmen Korkut, 6-8 ay gibi kısa sürelerde tamamlanabilen vatandaşlık süreçleri hakkında şunları söyledi: "Saint Kitts, vatandaşlık almanın en hızlı olduğu ülkelerden biridir. Bunun temel nedeni, bütün işlemlerin elektronik ortamda tamamlanabilmesidir. Ülkeye fiziksel olarak gitmeye veya belgeleri posta yoluyla göndermeye gerek olmadan, tüm işlemler çevrimiçi olarak yapılabiliyor. Avrupa Birliği (AB) ülkelerine vizesiz seyahat edebilir, İngiltere için elektronik vize alabilirsiniz. Saint Kitts pasaportu ile dünya genelinde 156 ülkeye vizesiz giriş yapabilirsiniz. BAĞIŞ YA DA GAYRİMENKUL YOLUYLA VATANDAŞLIK ALMA Saint Kitts vatandaşı olmak için temel şart sabıka kaydınızın bulunmaması. Bu konuda dünya çapında bir inceleme yapılıyor. Maddi anlamda bağış yapma veya gayrimenkul satın alma seçenekleri mevcut. 250 bin dolar bağış yaparak vatandaşlık elde edebilirsiniz. Gayrimenkul seçeneğinde, onaylı projelerden 325 bin dolarlık hisse satın almanız gerekiyor. Müstakil ev seçeneği için, onaylı projelerden 600 bin dolarlık bir satın alma yapmanız yeterli."

Giresun'dan Filistin'e Kardeşlik Eli Haber

Giresun'dan Filistin'e Kardeşlik Eli

Giresun'dan Filistin'e Kardeşlik Eli Giresun İl Müftülüğü ve TDV Giresun Şubesi iş birliğiyle düzenlenen "Hayır Pazarı" etkinliğinde, üç gün boyunca toplanan gelir Filistin'e iletilecek. Giresun İl Müftülüğü ve Türkiye Diyanet Vakfı Giresun Şubesi, Filistin'e destek sağlamak amacıyla "Hayır Pazarı" etkinliğini hayata geçirdi. "Giresun Gazze'nin Yanında" sloganı ile Atapark'ta başlayan etkinlik, Kur'an-ı Kerim tilavetiyle açıldı. Giresun İl Müftüsü Selçuk Kılıçbay yaptığı konuşmada, TDV'nin Gazze Şeridi'ne insani yardım kampanyalarını sürdürdüğünü belirtti ve Gazze'nin iki yıldan uzun süredir abluka altında olduğunu hatırlattı. "Devletimizin Filistin'e Desteği Devam Ediyor" İl Müftüsü Selçuk Kılıçbay, Filistin halkının yaralarını sarmak için çabaladıklarını dile getirerek:"Türkiye Diyanet Vakfımız, gıda ve temizlik ürünleriyle dolu 20 tırı Gazze'ye ulaştırmak üzere el-Ariş'e göndermek için Kahire'de tören düzenledi. Giresun İl Müftülüğü olarak biz de Filistin'e 5 milyon lira bağış yapılmasına önayak olduk. Etkinliğimizin temel amacı, dualarımız ve yardımlarımızla Filistin halkının yanında olduğumuzu göstermektir. Bu etkinlikten elde edilecek gelir ve toplanacak bağışlarla 1 milyon liraya ulaşmayı hedefliyoruz ve yardımı önümüzdeki hafta oradaki kardeşlerimize ulaştırmayı planlıyoruz." Açılışa Giresun Vali Yardımcıları Şahin Bayhan ve Mehmet Fatih Yakınoğlu, İl Emniyet Müdürü Ferhat Akbaş, İl Müftü Yardımcıları Avni Bolat ve Adem Orhan, il protokolü, hayırseverler ve din görevlileri katıldı. "Hayır Pazarı" etkinliği 7 Kasım Cuma günü saat 17:00'ye kadar devam edecek.

"Dünya malı dünyada kalmıyor" dedi ve evini TSK'ya bağışladı! Haber

"Dünya malı dünyada kalmıyor" dedi ve evini TSK'ya bağışladı!

Almanya’da yaşayan ve aslen İbriktepeli olan Ali Erzin, İstanbul Bağcılar’daki dairesini Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’na bağışladı. “Dünya malı dünyada kalıyor” diyen Erzin, örnek davranışıyla takdir topladı. Erdoğan DEMİR / EDİRNE (İGFA) - Almanya’da yaşayan ve aslen İbriktepeli olan Ali Erzin, anlamlı bir davranışa imza attı. İstanbul’un Bağcılar ilçesindeki bir dairesini Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’na (TSKGV) bağışlayan Erzin, Keşan 2. Noter’de yapılan törenle işlemi resmen tamamladı. Bağış töreni öncesinde konuşan Ali Erzin, yaşam felsefesini, “Ölüm hak ve uzakta değil. Efendim dünya malı dünyada kalıyor. Parayı ve evi malı insan mezara götüremiyor. Onun için işte bunları yerleştiriyoruz yerlerine böylece.” sözleriyle özetledi. Erzin, çocuğu olmadığını ve akrabaları arasında da yardıma muhtaç kimse bulunmadığını belirterek, bağış kararını bu nedenle aldığını söyledi. “TSK’YI GÜÇLENDIRME VAKFINI SEÇTIM” Erzin sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunu uygun bir yere bağışlamayı düşündüm. Bağışlanacak birçok yer vardı. Ben Türk Silahlı Kuvvetleri'ni Güçlendirme Vakfı'nı seçtim. Bu kolay bir şey değildir. Böyle imkânı olanlar benim gibi düşünsünler, hangi vakıflar, hangi kuruluşlar var baksınlar. Onlardan birine bağış yapabilirler.” Bağışın kendisine büyük bir huzur verdiğini vurgulayan Ali Erzin, “İstanbul’daki Bağcılar’daki evimi bağışladım. Bu bağıştan dolayı da çok mutluyum” diyerek sözlerini tamamladı. Erzin’in evini bağışlaması ile ilgili olarak Elmas Erdem ve İbrahim Demirci de kendisine şahitlik yaptı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.