Hava Durumu

#Azerbaycan

Giresun Sonhaber - Azerbaycan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Azerbaycan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BOZATLIOĞLU: “HİÇBİR GÜÇ MİLLETİN İRADESİNDEN ÜSTÜN DEĞİLDİR!” Haber

BOZATLIOĞLU: “HİÇBİR GÜÇ MİLLETİN İRADESİNDEN ÜSTÜN DEĞİLDİR!”

BOZATLIOĞLU: “HİÇBİR GÜÇ MİLLETİN İRADESİNDEN ÜSTÜN DEĞİLDİR!” İYİ Parti Giresun İl Başkanı Özdemir Bozatlıoğlu’ndan ekonomi, adalet, liyakat ve milli mutabakat mesajları. İYİ Parti Giresun İl Başkanı Özdemir Bozatlıoğlu, Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’nun ülke gündemine ilişkin değerlendirmeleri üzerinden siyasi iktidara ve kamu yönetimine yönelik eleştirilerde bulundu. Yetkinin sınırsız bir güç değil, millet tarafından verilen bir emanet olduğuna dikkat çeken Bozatlıoğlu, Giresun’da vatandaşların ekonomik sıkıntılarını ve adalet beklentilerini gündemde tutacaklarını söyledi. “DEVLET BİR ŞİRKET GİBİ YÖNETİLEMEZ” Devlet yönetiminde adalet, liyakat ve hesap verebilirlik ilkelerinin esas alınması gerektiğini belirten Bozatlıoğlu, Dervişoğlu’nun devletin kişisel mülk veya şirket anlayışıyla yönetilemeyeceği yönündeki açıklamalarını hatırlattı. Kamu yönetiminde yetki kullananların millete karşı sorumluluk taşıdığını vurgulayan Bozatlıoğlu, devlet kurumlarının işleyişinde kişisel ve siyasi tercihlerin değil, hukukun ve liyakatin belirleyici olması gerektiğini ifade etti. “ENFLASYONUN YÜKÜ DAR GELİRLİNİN SIRTINA YÜKLENEMEZ” Ekonomik sorunların Giresun'da da vatandaşların günlük yaşamını doğrudan etkilediğini savunan Bozatlıoğlu, özellikle dar gelirli vatandaşların yaşadığı geçim sıkıntısına dikkat çekti. Dervişoğlu'nun enflasyonun yükünün dar gelirli kesimlere yüklenmesini eleştiren sözlerinin önemine işaret eden Bozatlıoğlu, pazarda, çarşıda ve sokakta hissedilen ekonomik sıkıntıların siyasi gündemin öncelikli konuları arasında bulunması gerektiğini belirtti. “DENETLEYENLER DE HESAP VERMELİ” Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) başta olmak üzere denetim sorumluluğu bulunan kurumların hesap verebilir olması gerektiğini belirten Bozatlıoğlu, kamu gücünün kullanılmasında şeffaflığın önemine dikkat çekti. Bozatlıoğlu, denetim yetkisi taşıyan kurumların kamu yararını ve vatandaşların haklarını koruma sorumluluğu bulunduğunu vurguladı. “MİLLİ MUTABAKAT, İKTİDARA BİAT ETMEK DEĞİLDİR” Yeni anayasa ve milli mutabakat tartışmalarına da değinen Bozatlıoğlu, gerçek bir toplumsal uzlaşmanın ancak farklı görüşlerin dikkate alınmasıyla mümkün olabileceğini savundu. Milli mutabakatın siyasi iktidara koşulsuz destek anlamına gelmediğini belirten Bozatlıoğlu, anayasal süreçlerin toplumun bütün kesimlerini kapsayacak biçimde ve şeffaflık ilkesiyle yürütülmesi gerektiğini dile getirdi. Milli güvenlik ve dış politikada ise devletin itibarının ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin hassasiyetlerinin korunması gerektiğini vurgulayan Bozatlıoğlu, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki “Tek millet, iki devlet” anlayışının günlük siyasi tartışmaların üzerinde tutulması gerektiğini ifade etti. “YETKİ TAPU DEĞİLDİR, VERİLEN OYLAR EMANETTİR” Seçmen iradesinin hiçbir siyasi yapı tarafından sınırsız yetki olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Bozatlıoğlu, Dervişoğlu'nun “Yetki tapu değildir, verilen oylar emanettir” sözlerine dikkat çekti. Demokratik sistemde siyasi yetkinin kaynağının millet olduğunu belirten Bozatlıoğlu, seçilmiş yöneticilerin kendilerine verilen yetkiyi vatandaşların beklentileri doğrultusunda kullanmakla yükümlü olduklarını ifade etti. “SORUMLULUĞUMUZUN FARKINDAYIZ” İYİ Parti Giresun teşkilatı olarak vatandaşların sorunlarını dinlemeyi ve gündeme taşımayı sürdüreceklerini belirten Özdemir Bozatlıoğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Milletimizin bize emanet ettiği sorumluluğun farkındayız. Hiçbir güç milletin iradesinden üstün değildir.” Bozatlıoğlu, ekonomik sorunlar, adalet beklentileri ve vatandaşların talepleri konusunda Giresun kamuoyunun sesi olmaya devam edeceklerini kaydetti.

TSK envanterine HÜRKUŞ-II ve C-130J takviyesi Haber

TSK envanterine HÜRKUŞ-II ve C-130J takviyesi

Milli Savunma Bakanlığı, HÜRKUŞ-II’nin kabul faaliyetinin gerçekleştirildiğini, çeşitli yerli silah ve araç sistemlerinin Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edildiğini açıkladı. Birleşik Krallık’tan tedarik edilecek 12 C-130J uçağının ilk ikisinin ise aralık ayında teslim alınması planlanıyor. ANKARA (İGFA) - Milli Savunma Bakanlığının haftalık basın bilgilendirme toplantısı, Türk havacılık sanayisinin gelişiminde önemli yere sahip Kayseri’deki 2’nci Hava Bakım Fabrika Müdürlüğünde gerçekleştirildi. Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yerli ve millî savunma sanayisi ürünleriyle güçlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti. HÜRKUŞ-II’NİN KABULÜ YAPILDI Yeni Nesil Temel Eğitim Uçağı HÜRKUŞ-II’nin kabul faaliyetinin 28 Eylül’de TUSAŞ’ın Kahramankazan tesislerinde gerçekleştirildiğini açıklayan Aktürk, Kara Kuvvetleri Komutanlığınca da çeşitli miktarda Tekerlekli Silah Taşıyıcı Aracın muayene ve kabul faaliyetlerinin tamamlandığı bildirildi. Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) tarafından Kara Kuvvetleri Komutanlığına 81 milimetre havan mühimmatı ve 155 milimetre beton delici topçu tapası, savunma sanayisi paydaşlarına ise Azak harp başlığı teslim edildi. Millî Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, 1926 yılında Türkiye’nin ilk uçak fabrikası olarak kurulan ve yaklaşık bir asırlık köklü geçmişiyle Türk havacılık sanayisinin gelişiminde önemli bir yere sahip olan Kayseri’deki 2’nci Hava Bakım Fabrika… pic.twitter.com/kGeMVri3Ym — T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) October 1, 2026 AZERBAYCAN’LA BMP-1 MODERNİZASYONU MKE’nin Azerbaycan’daki şirketi Makine Kimya Azerbaijan (MKA) ile Azerbaycanlı Miras firması arasında 30 Eylül’de BMP-1 zırhlı muharebe araçlarının modernizasyonu ve ortak savunma sanayisi projelerine yönelik Mutabakat Zaptı imzalandı. Modernize edilen ilk BMP-1T “Turan” da ADEX 2026’da ilk kez kamuoyuna tanıtıldı. İNGİLTERE’DEN 12 C-130J Toplantıda Türkiye’nin Birleşik Krallık’tan 12 adet C-130J uçağı tedarikine ilişkin anlaşmanın iki ülke arasında imzalandığı da açıklandı. Belirlenen takvim kapsamında Birleşik Krallık’ta devam eden bakım faaliyetlerinin tamamlanmasının ardından uçakların kademeli olarak Türkiye’ye getirilmesi planlanıyor. İlk iki C-130J’nin aralık ayında teslim alınması hedefleniyor.

Roketsan Azerbaycan İle Güçlü İş Birliğini Üretim Boyutuna Taşıyor Haber

Roketsan Azerbaycan İle Güçlü İş Birliğini Üretim Boyutuna Taşıyor

ROKETSAN, Güney Kafkasya ve Orta Asya'nın önemli savunma buluşmalarından biri olan Azerbaycan Uluslararası Savunma Fuarı ADEX'e geniş ürün ailesiyle katılım sağlıyor. Fuarda Azerbaycan ile savunma sanayisi alanındaki iş birliklerinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, ROKETSAN'ın Azerbaycan'daki iştiraki AZROKSAN'ın tesisleşme sürecinin tamamlanmasının ardından en kısa sürede üretime başlayacağını açıkladı. ROKETSAN, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de bu yıl 6'ncı kez düzenlenen ADEX fuarında hava, kara ve deniz kuvvetlerinin farklı ihtiyaçlarına yönelik çok sayıda ürün ve sistemini ziyaretçilerle buluşturuyor. Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin envanterine kazandırdığı birçok sistemiyle ülkenin savunma kabiliyetlerine güç katan ROKETSAN, 30 Eylül – 2 Ekim tarihleri arasında düzenlenen ADEX kapsamında da iş birliklerini geliştirmeyi hedefliyor. ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, ADEX 2026'ya ilişkin değerlendirmesinde Türkiye ve Azerbaycan arasındaki güçlü kardeşlik bağlarının savunma sanayisi alanında da her geçen gün daha ileri bir noktaya taşındığını belirterek, "Azerbaycan'ın savunma sanayisinin son yıllarda önemli bir gelişim ivmesi yakaladığını görüyoruz. Özellikle Karabağ zaferiyle birlikte Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin sahadaki kabiliyetlerini başarıyla ortaya koyması, bu gelişimin somut bir göstergesi oldu. ROKETSAN olarak geliştirdiğimiz ileri teknolojiye sahip füze, roket ve mühimmat sistemleriyle Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin farklı kuvvet yapılarının ihtiyaçlarına cevap veriyor ve Azerbaycan'ın savunma kabiliyetlerine güç katıyoruz" dedi. AZROKSAN yakında üretime başlayacak Azerbaycan'ın savunmasına katkılarının yalnızca ürün tedarikiyle sınırlı olmadığını vurgulayan İkinci, "Azerbaycan'da savunma sanayisi alanındaki iş birliğimizi sadece ürün tedarikiyle sınırlı görmüyoruz. Üretim kabiliyetlerinin geliştirilmesine ve iki ülke arasındaki stratejik iş birliğinin daha da güçlendirilmesine katkı sağlamayı önemsiyoruz. Azerbaycan'daki iştirakimiz AZROKSAN ile yürüttüğümüz yerli üretim çalışmaları da bu yaklaşımımızın önemli bir parçasını oluşturuyor. Tesisleşme sürecinin tamamlanmasıyla birlikte ilk olarak 122 mm roket üretimine başlayacağız. Bu perspektifle gelecekte hem Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin envanterindeki ROKETSAN ürün portföyünün genişlemesini hem de hayata geçirilecek üretim tesislerinde birçok farklı sistemin üretilmesini hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. İkinci, "ROKETSAN olarak ileri teknolojiye sahip ürünlerimizle dün olduğu gibi bugün ve yarın da Azerbaycan'a, Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerine ve Azerbaycan savunma sanayisine güç katmaya devam edeceğiz" diye de ekledi. ROKETSAN'ın geniş ürün ailesi ADEX 2026'da ROKETSAN, ADEX 2026'da SİHA mühimmatları grubunda MAM-L, MAM-T, MAM-T IIR, İHA-122 ve İHA-230 Havadan Karaya Balistik Süpersonik Füzelerini sergiliyor. Tanksavar sistemleri arasında ise CİRİT Lazer Güdümlü Füze, KARAOK Kısa Menzilli Tanksavar Silahı, OMTAS Orta Menzilli Tanksavar Silah Sistemi ve UMTAS-GM Genişletilmiş Menzilli Uzun Menzilli Tanksavar Füze Sistemi fuarda yer alıyor. Seyir füzeleri kategorisinde ÇAKIR, ATMACA ve SOM, hava savunmada SUNGUR Hava Savunma Füze Sistemi, topçu füzeleri grubunda ise TRG-122, TRLG-230, BORA (KHAN) ve TRG-300 sistemleri ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. ROKETSAN'ın ADEX 2026'da öne çıkaracağı yeni kabiliyetlerden bir diğeri de PUSU Kule Üstü Silah Sistemi ile birlikte sergilenen CİRİT Anti-İHA Füzesi oluyor. Modern savaş alanlarında özellikle kamikaze İHA'ların oluşturduğu tehdide karşı geliştirilen CİRİT Anti-İHA Füzesi, PUSU'dan gerçekleştirilen atış testinde hava hedefini tam isabetle vurarak başarısını sahada da kanıtladı. Deniz sınırlarının korunmasına yönelik geliştirilen BARBAROS Kıyı Savunma Sistemi de yüksek hareket kabiliyeti ve güçlü vuruş kapasitesini bir arada sunan bir sistem olarak fuarda sergileniyor. Sistem, ATMACA ve ÇAKIR Seyir Füzeleri ile görev yaparken mobil yapısı sayesinde denizden gelebilecek tehditlere hızlı şekilde tepki verebiliyor. Farklı sistemlerle entegre çalışabilen BARBAROS, kullanıcı ihtiyaçlarına göre konfigüre edilebilen esnek bir kıyı savunma çözümü olarak öne çıkıyor. ROKETSAN'ın ADEX 2026'da öne çıkardığı bir diğer ürün grubu ise TEBER ve LAÇİN Güdüm Kitleri oluyor. TEBER, MK-81 ve MK-82 Genel Maksat Bombalarının vuruş kabiliyetini artırırken, LAÇİN ise görüntüleyici kızılötesi arayıcı başlığı ve veri bağı sayesinde sabit ve hareketli hedeflere karşı hassas vuruş kabiliyeti sunuyor. Her iki sistem de mevcut mühimmat altyapısına ileri güdüm teknolojileri kazandırarak mühimmatların daha etkin ve hassas şekilde kullanılmasına imkân sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ELVAN IŞIK GEZMİŞ BAKÜ’DE: “İKLİM MÜCADELESİNDE ORTAK SORUMLULUK ŞART” Haber

ELVAN IŞIK GEZMİŞ BAKÜ’DE: “İKLİM MÜCADELESİNDE ORTAK SORUMLULUK ŞART”

ELVAN IŞIK GEZMİŞ BAKÜ’DE: “İKLİM MÜCADELESİNDE ORTAK SORUMLULUK ŞART” YENİ Parti PM Üyesi ve Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, TBMM Çevre Komisyonu heyetiyle Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de iklim, çevre ve enerji politikalarının ele alındığı temaslara katıldı. Gezmiş, iklim değişikliğiyle mücadelede ülkelerin ortak sorumluluk üstlenmesi ve somut politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Bakü İklim Eylem Haftası kapsamında gerçekleştirilen “COP31’in Ötesinde İklim Liderliği” programına katılan Gezmiş, farklı ülkelerden temsilcilerle iklim politikalarını değerlendirdi. İklim krizinin geleceğe ilişkin bir risk olmaktan çıktığını belirten Gezmiş, doğanın, kentlerin ve gelecek kuşakların korunması için söylemlerin ötesine geçen, uygulanabilir ve kararlı adımlara ihtiyaç bulunduğunu ifade etti. Türkiye’nin iklim alanındaki deneyimlerinin de paylaşıldığı görüşmelerde bölgesel dayanışma ve uluslararası iş birliğinin önemi öne çıktı. AZERBAYCAN MİLLİ MECLİSİ’NDE ÇEVRE VE ENERJİ GÖRÜŞMELERİ TBMM Çevre Komisyonu heyeti, program kapsamında Azerbaycan Milli Meclisi’nde Doğal Kaynaklar, Enerji ve Ekoloji Komisyonu Başkanı Sadık Kurbanov ve komisyon üyeleriyle de bir araya geldi. Görüşmelerde Türkiye ile Azerbaycan arasındaki iş birliğinin çevre ve enerji politikalarına yansıtılması; doğal kaynakların korunması, kaynakların verimli kullanılması ve gelecek kuşaklara sürdürülebilir bir çevre bırakılmasına yönelik ortak çalışmalar ele alındı. TBMM tarafından resmî olarak görevlendirilen heyet içerisinde Türkiye’yi temsil ettiklerini belirten Gezmiş, iklim değişikliğinin küresel ölçekte yarattığı risklere karşı ülkelerin ortak hareket etmesi gerektiğini kaydetti. Gezmiş, “Daha yaşanabilir bir dünya için ortak akılla, ortak sorumlulukla çalışmaya devam edeceğiz” mesajını verirken, programa ev sahipliği yapan Azerbaycan’a da teşekkür etti.

İZLER’DEN 100. SAYIYA YAKIŞAN ZAFER HAFTASI BULUŞMASI Haber

İZLER’DEN 100. SAYIYA YAKIŞAN ZAFER HAFTASI BULUŞMASI

İZLER’DEN 100. SAYIYA YAKIŞAN ZAFER HAFTASI BULUŞMASI 102 yıllık kültür mirasını 100. sayıya taşıyan İzler Dergisi, Büyük Taarruz’un yıl dönümünde “Atatürk Bibliyografyaları ve Katalogları Sergisi” ile Giresunlularla buluştu. Sergi, 26-27 Ağustos tarihlerinde Can Akengin Sanat Galerisi’nde gerçekleştirildi. Giresun’un kültür, sanat ve edebiyat hayatında önemli bir yere sahip olan Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği ile İzler Dergisi, 100. sayı kutlamalarını Cumhuriyet tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan Büyük Taarruz’un yıl dönümüne taşıdı. Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği tarafından düzenlenen “Atatürk Bibliyografyaları ve Katalogları Sergisi”, 26 Ağustos 2026’da Can Akengin Sanat Galerisi’nde açıldı, 27 Ağustos’a kadar Giresunluların ziyaretine sunuldu. İki gün süren sergide, araştırmacı-yazar Akın Aktaş’ın yıllara yayılan çalışmaları sonucunda oluşturduğu Atatürk bibliyografyaları, katalogları ve kaynak eserlerden oluşan koleksiyon ziyaretçilerle buluştu. Etkinlik böylece yalnızca bir kitap sergisi olmaktan çıkarak, 1924’te başlayan İzler yayıncılığının, Can Akengin Bilgi Yurdu’nun kültür mirasının ve Atatürk üzerine yaklaşık bir asırlık bibliyografik hafızanın aynı mekânda buluştuğu özel bir kültür etkinliğine dönüştü. 1924’TE BAŞLAYAN İZLER YOLCULUĞU 100. SAYIYA ULAŞTI İzler’in hikâyesi Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanıyor. Dergi, Cumhuriyet’in ilanından yaklaşık dört ay sonra, 21 Şubat 1924’te, Bilgi Yurdu’nun yayın organı olarak “İzler Mecmuası” adıyla yayın hayatına başladı. Şiirden hikâyeye, eğitimden bilime, spordan gezi yazılarına ve toplumsal yaşama kadar geniş bir içerik alanına sahip olan İzler, dönemin Giresun’daki kültür ve düşünce hayatının önemli yayınlarından biri haline geldi. “Anadolu’muzun İyilik ve Güzellik İzleri” anlayışıyla yayımlanan dergi yalnızca Giresun’u değil, Anadolu’nun farklı şehirlerindeki kültürel ve toplumsal gelişmeleri de sayfalarına taşıdı. Dönemin gençleri, öğretmenleri, şairleri ve aydınlarının katkısıyla yaşatılan derginin yayın sorumluluğunu çeşitli dönemlerde Cemil Hüseyin Gökdeniz, Nuri Ahmet Çimşit ve Can Akengin üstlendi. İzler Mecmuası, 15 Mayıs 1927 tarihli 27. sayısının ardından yayın hayatına ara verdi. 93 YILLIK ARADAN SONRA 28. SAYIDAN DEVAM ETTİ İzler’in tarihindeki en dikkat çekici gelişmelerden biri ise 93 yıl sonra gerçekleşti. Gürsel Ekmekçi ve arkadaşlarının girişimiyle Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği 2019 yılının sonunda yeniden oluşturuldu. Yeni dönemde alınan en önemli kararlardan biri, İzler’in tarihsel yayın zincirinin korunması oldu. Derginin numarası yeniden “1”den başlatılmadı. İzler, Ağustos 2020’de yayımlanan 28. sayısıyla, 1927’de bıraktığı yerden yayın hayatına devam etti. 2020’den 2026’ya kadar aylık yayın düzenini sürdüren İzler, Ağustos 2026’da 100. sayıya ulaştı. Bu nedenle İzler’i “102 yıldır kesintisiz yayımlanan” bir dergi olarak değil; kökleri 1924’e uzanan, 93 yıllık aranın ardından tarihsel numaralandırmasını koruyarak yeniden yayımlanmaya başlayan ve bugün 100. sayıya ulaşan bir Giresun kültür mirası olarak tanımlamak gerekiyor. BİLGİ YURDU YALNIZCA DERGİ YAYIMLAMADI Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği’nin yeniden kuruluşunun ardından yürüttüğü çalışmalar yalnızca İzler’in yayımlanmasıyla sınırlı kalmadı. Dernek bünyesinde Türk halk müziği ve Türk sanat müziği koroları oluşturuldu; konserler, sergiler, edebiyat buluşmaları, tiyatro çalışmaları ve kültürel etkinlikler gerçekleştirildi. Bilgi Yurdu Temsil Heyeti yeniden oluşturularak tiyatro çalışmalarına başlanırken, halk oyunları, fotoğrafçılık ve kent kültürünün yaşatılmasına yönelik farklı alanlarda faaliyetler yürütüldü. “Giresun’un Değerleri: Bizim Uşaklar” gibi çalışmalarla kentin tarihî ve kültürel kişiliklerinin sahneye taşınması hedeflendi. İzler Dergisi ise bu süreçte Giresun’un sanatçılarını, şairlerini, yazarlarını, tarihini, geleneklerini ve kent belleğini sayfalarında kayıt altına almaya devam etti. KADINLAR BANDOSU BİLGİ YURDU’NUN DİKKAT ÇEKEN ÇALIŞMALARINDAN OLDU Can Akengin Bilgi Yurdu’nun son dönemde dikkat çeken çalışmalarından biri de Kadınlar Bandosu oldu. 2025 yılında gönüllü kadınların katılımıyla oluşturulan ekip, kısa sürede düzenli çalışma disiplini kazanarak millî bayramlarda ve çeşitli kültürel etkinliklerde Giresunluların karşısına çıktı. Cumhuriyet Bayramı, yeni yıl programları ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı gibi etkinliklerde yer alan Kadınlar Bandosu, yalnızca müzik performansıyla değil, kadınların kültürel ve kamusal hayattaki görünürlüğünü artıran yapısıyla da Bilgi Yurdu’nun çalışmalarında ayrı bir yer edindi. Böylece Can Akengin Bilgi Yurdu, 1924’te dergi ve kültür çevresi olarak başlayan tarihsel mirasını bugün yayıncılık, müzik, tiyatro, sergi ve kent belleği çalışmalarıyla sürdürmeye devam ediyor. 100. SAYI KUTLAMASI BÜYÜK TAARRUZ’UN BAŞLADIĞI GÜNDE İzler’in 100. sayı etkinliklerinin ilk büyük buluşmasının 26 Ağustos’ta gerçekleştirilmesi de tesadüf değildi. Türk ordusunun işgal kuvvetlerine karşı başlattığı Büyük Taarruz, 26 Ağustos 1922 sabahı başladı. Harekâtın belirleyici aşaması 30 Ağustos’ta Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın yönettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile kazanıldı. Bu nedenle İzler’in 100. sayı etkinlikleri kapsamında Atatürk üzerine hazırlanmış bibliyografya ve katalogların 26 Ağustos’ta sergilenmesi, Cumhuriyet’in askerî kuruluş mücadelesiyle kültürel hafıza arasında doğrudan bir bağ kurdu. ATATÜRK’ÜN FİKİR VE YAYIN DÜNYASI AYNI SALONDA Sergide Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamı, fikirleri, askerî ve siyasi mücadelesi üzerine hazırlanmış bibliyografyalar, kataloglar, kitaplar ve tarihî kaynaklar yer aldı. Etkinliğe ilişkin açıklamalarda, koleksiyonda Türkiye’de ve dünyanın farklı ülkelerinde hazırlanmış Atatürk bibliyografyaları ile katalogların bulunduğu belirtildi. Böylece ziyaretçiler yalnızca Atatürk hakkında yazılan kitapları değil, Atatürk üzerine yapılan araştırmaların ve yayıncılığın yaklaşık bir asırlık gelişimini de inceleme fırsatı buldu. Serginin açılışına YENİ Parti Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Giresun Belediye Başkan Vekili Erkan Hacak, Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Akten, ADD önceki dönem Giresun Başkanı Hilmi Taşkın, dernek üyeleri ve davetliler katıldı. Etkinliğin açılışına ilişkin açıklamalarda serginin Türkiye’de ilk kez Giresun’da gerçekleştirildiği ifade edildi. AKIN AKTAŞ’IN YILLARA YAYILAN ATATÜRK ARŞİVİ GİRESUNLULARLA BULUŞTU Sergide ziyaretçilerle buluşan koleksiyonun arkasında ise araştırmacı-yazar Akın Aktaş’ın uzun yıllara yayılan akademik, bibliyografik ve arşiv çalışmaları bulunuyor. Aktaş’ın çalışmaları sıradan bir kitap koleksiyonculuğunun ötesinde; Atatürk, Millî Mücadele, Cumhuriyet tarihi, bibliyografya ve arşiv belgeleri üzerine sistematik araştırmalardan oluşuyor. Bu birikimin en önemli ürünlerinden biri, Aktaş’ın 2023 yılında yayımlanan “Atatürk’ün 100 Yıllık Bibliyografyası – Kırmızı Kitap” adlı çalışması. 386 sayfalık eser, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılına armağan edildi; kaynakça, dizin, bibliyografya ve eklerden oluşan kapsamlı bir başvuru çalışması olarak yayımlandı. YILLAR ÖNCE BAŞLAYAN BİBLİYOGRAFYA ÇALIŞMASI Akın Aktaş’ın bibliyografya alanındaki akademik çalışmaları, Nene Hatun üzerine yaptığı lisansüstü araştırmayla başladı. Daha sonra Cumhuriyet dönemi ve Atatürk araştırmalarına ağırlık veren Aktaş; Erzurum Kongresi bibliyografyası, Atatürk’ün akademik tezlerdeki yeri ve Millî Mücadele kaynakları üzerinde çalışmalar yürüttü. Bu süreç zamanla daha kapsamlı bir Atatürk bibliyografyası projesine dönüştü. TÜRKİYE, KKTC VE AZERBAYCAN TARANDI Aktaş, “Kırmızı Kitap”ı hazırlarken Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Azerbaycan’da Atatürk hakkında Türkçe yayımlanan kitapları bir araya getirmeyi hedefledi. Araştırma kapsamında Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı, Millî Kütüphane, Türk Tarih Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Azerbaycan Atatürk Merkezi, resmî ve özel kütüphaneler, sahaflar, bibliyografyalar, kataloglar ve akademik veri tabanlarından yararlanıldı. Bu nedenle Can Akengin Sanat Galerisi’nde sergilenen eserlerin arkasında yıllar süren tarama, araştırma, kaynak toplama ve tasnif faaliyeti bulunuyor. 100’DEN FAZLA BİBLİYOGRAFYA VE KATALOG İNCELENDİ “Kırmızı Kitap”ta 100’den fazla Atatürk bibliyografyası ve kataloğunun içerik bilgileri ele alındı. Aktaş, çalışmasında Atatürk üzerine yazılmış bütün eserleri eksiksiz biçimde topladığı iddiasında bulunmuyor. Aksine, bu alanın son derece geniş olduğunu belirterek temel amacını Atatürk hakkında yazılan eserlerin kayıt altına alınmasına katkıda bulunmak ve geçmişten geleceğe bir köprü kurmak şeklinde ortaya koyuyor. 1941’DEN GÜNÜMÜZE BİBLİYOGRAFİK HAFIZA Aktaş’ın oluşturduğu kronoloji, Türkiye’de Atatürk bibliyografyalarının gelişimini de ortaya koyuyor. 1941’de yayımlanan ilk dönem çalışmalarından başlayarak Atatürk ve Devrimleri Bibliyografyası, Atatürk Bibliyografyalarının Bibliyografyası, Atatürk Belgeliği Bibliyografyası, Kemal Atatürk A Centennial Bibliography (1881-1981) ve Atatürk hakkında yurt dışında yayımlanan eserleri kapsayan çalışmalar kronolojik olarak kayıt altına alınmış durumda. Kataloglar bölümünde de Atatürk’ün Özel Kütüphanesinin Kataloğu, Harp Akademileri Kütüphanesi Atatürk Kitapları Kataloğu, İstanbul Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi ve farklı bölgelerdeki halk kütüphanelerinin Atatürk kitapları toplu katalogları bulunuyor. BULANCAKLI ÖĞRENCİLER DE ARAŞTIRMAYA KATILDI Çalışmanın Giresun açısından önemli ayrıntılarından biri de Bulancak Kadir Karabaş Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu öğrencilerinin veri toplama sürecine katkısı oldu. Aktaş’ın eserinde aktardığına göre Turizm İşletmeciliği, Uluslararası Ticaret ve Finansman ile Lojistik bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerden, yaşadıkları şehirlerdeki kütüphanelerde bulunan Atatürk hakkında yazılmış eserleri araştırmaları istendi. Öğrencilerin gerçekleştirdiği bu çalışma, bibliyografyanın eksiklerinin giderilmesine katkı sağladığı gibi gençlerin kütüphaneleri ve bibliyografik araştırma yöntemlerini tanımalarına da imkân sağladı. AKTAŞ’IN ÇALIŞMALARI ATATÜRK BİBLİYOGRAFYASIYLA SINIRLI DEĞİL Akın Aktaş’ın araştırma alanları geniş bir yakın tarih çerçevesine yayılıyor. “Akademi Dünyasında Atatürk – Lisansüstü Tezler”, “Erzurum Kongresi Bibliyografyası 1919-2020”, “Selanikli Ali Rıza Efendi 1841-1886 – Atatürk’ün Babası”, Nene Hatun üzerine araştırmalar, Hasan Tahsin Uzer ve Üçüncü Umumi Müfettişlik çalışmaları, Doğu Gazetesi incelemeleri ve arşiv belgeleri üzerinden çocuk haklarını ele aldığı akademik çalışmalar bu araştırma alanının parçaları arasında bulunuyor. Dolayısıyla Giresun’daki sergide görülen koleksiyon, yıllara yayılan tarihçilik, bibliyografya ve arşiv araştırmasının somut bir sonucu niteliğini taşıyor. İKİ AYRI TARİHSEL HAFIZA AYNI SERGİDE BULUŞTU “Atatürk Bibliyografyaları ve Katalogları Sergisi”ni özel kılan da bu noktada ortaya çıkıyor. Bir tarafta 1924’te başlayan Can Akengin Bilgi Yurdu ve İzler geleneği, diğer tarafta Akın Aktaş’ın Atatürk üzerine yaklaşık bir asırlık yayın hafızasını ortaya koyan araştırması bulunuyor. İzler’in 100. sayısı vesilesiyle bu iki kültürel birikim Büyük Taarruz’un başladığı tarihte aynı salonda buluştu. Bu nedenle etkinlik yalnızca iki gün süren bir kitap sergisi olarak değil, Giresun’un tarih, yayıncılık, Cumhuriyet ve kent belleğine eklenen yeni bir kültür kaydı olarak değerlendirilebilir. SIRADA 19 EYLÜL VAR İzler’in 100. sayı kutlamaları sergiyle sona ermiyor. Programın bir başka ayağı 19 Eylül 2026’da, Mustafa Kemal Atatürk’ün Giresun’a gelişinin ve Bilgi Yurdu ile buluşmasının yıl dönümünde gerçekleştirilecek. Can Akengin Bilgi Yurdu Kadınlar Bandosu’nun da yer alacağı etkinlikle, 19 Eylül 1924’te Mustafa Kemal Paşa’nın Giresun ziyareti yeniden kent hafızasına taşınacak. Böylece İzler’in 100. sayı kutlamaları, 1924’teki Bilgi Yurdu-Atatürk buluşmasını 102 yıl sonra yeniden hatırlatan bir programla devam edecek. CAN AKENGİN BİLGİ YURDU’NA, İZLER’E VE AKIN AKTAŞ’A TEŞEKKÜR 26-27 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilen serginin ardından geriye yalnızca iki günlük bir etkinliğin fotoğrafları değil, önemli bir kültürel kayıt kaldı. Yıllara yayılan Atatürk bibliyografyası ve koleksiyonunu Giresunlularla buluşturan Akın Aktaş’a; sergiyi İzler’in 100. sayı programı içerisine taşıyarak düzenleyen Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği’ne; İzler’i 1924’ten bugüne uzanan tarihsel yayın zincirinde 100. sayıya ulaştıran yayın emekçilerine; serginin hazırlanması, düzenlenmesi ve ziyaretçilerle buluşturulmasında görev alan herkese teşekkür etmek gerekiyor. Aktaş da kendi eserinde çalışmasına destek veren akademisyenleri, Millî Kütüphane çalışanlarını, Bulancak Kadir Karabaş Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu yönetimini ve öğrencilerini ayrıca anıyor. Can Akengin Bilgi Yurdu ve İzler’in 102 yıllık kültür mirası, yalnızca geçmişe ait bir hatıra olarak korunmuyor; dergi, sergi, müzik, tiyatro ve farklı kültür-sanat çalışmalarıyla yeniden üretilerek yeni kuşaklara aktarılıyor. Atatürk Bibliyografyaları ve Katalogları Sergisi sona erdi; İzler’in 100. sayı yolculuğu, Can Akengin Bilgi Yurdu’nun kültür çalışmaları ve Akın Aktaş’ın bilimsel araştırmaları ise yeni izler bırakmaya devam ediyor.

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 393 bin 829’a yükseldi Haber

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 393 bin 829’a yükseldi

2025 yılında Türkiye’ye göç edenlerin sayısı yüzde 25,2 artarak 393 bin 829’a yükseldi. Aynı dönemde Türkiye’den yurt dışına göç edenlerin sayısı ise yüzde 5 azalarak 403 bin 216 oldu. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2025 Uluslararası Göç İstatistiklerine göre, yurt dışından Türkiye’ye göç edenlerin sayısı bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 oldu. Göç eden nüfusun yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklular oluşturdu. TÜRKİYE'DEN YURT DIŞINA 403 BİN 216 KİŞİ GÖÇ ETTİ Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 5 azalarak 403 bin 216 oldu. Göç eden nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklular oluşturdu. EN FAZLA 20-24 VE 25-29 YAŞ GRUBUNDAKİ NÜFUS GÖÇ ETTİ Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin yaş grubu incelendiğinde, en fazla göç edenlerin yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi. Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu izledi. YURT DIŞINDAN EN FAZLA GÖÇ ALAN VE YURT DIŞINA EN FAZLA GÖÇ VEREN İL İSTANBUL OLDU Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti. Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul'un en fazla göç veren il olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 İzmir izledi. TÜRKİYE'YE GELEN YABANCI NÜFUSUN YÜZDE 23,4'ÜNÜ TÜRKMENİSTAN VATANDAŞLARI OLUŞTURDU Türkiye'ye 2025 yılında gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Türkmenistan'ı yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları izledi. Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Irak'ı yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları takip etti.

DÜNYA FINDIKTA TAKVİM, TONAJ VE KALİTE REKABETİ: Haber

DÜNYA FINDIKTA TAKVİM, TONAJ VE KALİTE REKABETİ:

DÜNYA FINDIKTA TAKVİM, TONAJ VE KALİTE REKABETİ: Dünya fındık piyasasında rekabet artık yalnızca kimin daha fazla ürettiğiyle değil, hasat zamanı, ürünün pazara giriş takvimi, kabuklu-iç fındık dengesi, sanayi bağlantısı, mekanizasyon, kurutma standardı, stok yönetimi, alıcı davranışı, coğrafi kimlik ve kalite farkı ile belirleniyor. Türkiye dünya fındık üretiminde ana belirleyici ülke konumunu korurken, Şili Güney Yarımküre avantajıyla yılın ilk yarısında pazara giriyor; İtalya fındığı gastronomi, çikolata ve coğrafi işaret üzerinden markalaştırıyor; ABD/Oregon mekanize üretim ve standart tedarik modeliyle büyüyor; Azerbaycan ve Gürcistan ise Karadeniz-Kafkas hattında Avrupa pazarına yakın alternatif kaynaklar olarak öne çıkıyor. Bu tablo, Giresun kalite fındığının dünya piyasasında yalnızca Türkiye’nin toplam üretim miktarı içinde değerlendirilecek bir ürün olmadığını; arazi yapısı, emek yoğun üretim, düşük verim koşulları, aroma değeri, kalite farkı ve coğrafi kimliğiyle ayrı bir fiyat ve marka politikasına ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. DÜNYA FINDIKTA ANA ÜRETİM TABLOSU Dünya fındık üretimi son yıllarda 1 milyon ton kabuklu ürün eşiğinin üzerinde seyrediyor. Uluslararası sektör verilerine göre 2023/24 sezonunda dünya fındık üretimi yaklaşık 1,12 milyon ton kabuklu, 523 bin ton iç fındık karşılığı düzeyinde gerçekleşti. 2024/25 sezonu için küresel üretim tahmini yaklaşık 1,29 milyon ton kabuklu ürün seviyesine çıktı. Türkiye, dünya üretiminde açık ara ilk sırada yer alıyor. Türkiye’nin ardından İtalya, ABD, Şili, Azerbaycan ve Gürcistan geliyor. Ancak her ülkenin piyasaya etkisi aynı şekilde oluşmuyor. Türkiye toplam üretim ve ihracat gücüyle fiyatın ana yönünü belirlerken, Şili hasat takvimiyle, İtalya marka ve gastronomi değeriyle, ABD/Oregon mekanize üretim ve standart sanayi tedarikiyle, Azerbaycan ve Gürcistan ise yakın dönem alternatif arz kapasiteleriyle piyasada yer tutuyor. Küresel fındık ticaretinde tonaj hâlâ önemini koruyor; ancak alıcılar artık yalnızca miktara bakmıyor. Ürünün hangi ayda pazara girdiği, iç randımanı, kalibresi, nem oranı, kurutma standardı, işlenebilirliği, izlenebilirliği, aflatoksin riski, lojistik güvenliği ve sanayiye uygunluğu fiyat davranışını doğrudan etkiliyor. HASAT VE PİYASAYA GİRİŞ SIRASINA GÖRE DÜNYA FINDIK TABLOSU Sıra Ülke / bölge Yaklaşık üretim / ticari hacim Hasat dönemi Piyasaya giriş dönemi Giresun’a etkisi 1 Şili 2025 için yaklaşık 80 bin ton kabuklu ürün beklentisi Şubat-mayıs / çoğu bölgede mart-mayıs Nisan-haziran Türkiye sezonu öncesi ara dönem tedarik sağlar; alıcıların stok ve fiyat riskini azaltır 2 Türkiye / Giresun Türkiye’de normal yıllarda 600-700 bin ton bandı; 2025 için farklı kaynaklarda 450-550 bin ton aralığı Ağustos Ağustos-eylül Dünya fiyatının ana yönünü belirler; Giresun kalite, aroma ve coğrafi değer üzerinden ayrışmalıdır 3 Azerbaycan Üretimde yükselen Kafkas hattı; 2024’te yaklaşık 20 bin ton ihracat Ağustos-eylül Eylül-ekim Türkiye ile yakın takvimde standart ürün rekabetini artırır 4 Gürcistan Orta ölçekli üretici; 2024/25 döneminde yaklaşık 18 bin ton ihracat Ağustos-eylül Eylül-ekim Avrupa pazarında alternatif kaynak olarak görünürlüğünü artırır 5 İtalya / Piemonte-Lazio-Campania-Sicilya 2023’te yaklaşık 100 bin ton bandı; 2024/25’te düşüş, 2025/26’da toparlanma beklentisi Ağustos-ekim Eylül-kasım Marka, gastronomi, coğrafi işaret ve sanayi modeli Giresun için önemli örnek oluşturur 6 ABD / Oregon 2024’te yaklaşık 96-97 bin ton; 2025 için yaklaşık 116 bin ton beklentisi Eylül-ekim Ekim-kasım Mekanizasyon, yeni çeşitler ve standart ürünle sanayi tedarikinde rekabet yaratır 7 Diğer üreticiler Çin, İran, Fransa, Sırbistan, Polonya ve Balkan ülkelerinde sınırlı hacimler Bölgeye göre değişiyor Yerel ve sınırlı ihracat Büyük fiyatı tek başına belirlemez; kaynak çeşitliliğini artırır ŞİLİ: GÜNEY YARIMKÜRE TAKVİMİYLE YILIN İLK TİCARİ ARZI Dünya fındık takviminde ilk büyük farklılık Şili’de ortaya çıkıyor. Güney Yarımküre’de yer alan Şili’de Avrupa fındığı, Türkiye, İtalya, ABD, Azerbaycan ve Gürcistan gibi Kuzey Yarımküre üreticilerinden aylar önce hasat ediliyor. Ürün şubat ayından itibaren bazı bölgelerde olgunlaşma sürecine giriyor; ticari hasat çoğu bölgede mart-mayıs dönemine yayılıyor ve ürün yılın ilk yarısında piyasaya iniyor. Bu zamanlama, Şili’ye üretim miktarından bağımsız önemli bir ticari konum kazandırıyor. Kuzey Yarımküre’de yeni sezon ürününün henüz bahçede olduğu, önceki sezon stoklarının azaldığı ve sanayi alıcılarının yeni sezon öncesi pozisyon aldığı dönemde Şili ürünü piyasaya giriyor. Çikolata, krema, ezme, kuruyemiş ve gıda sanayisi yıl boyunca hammadde kullandığı için Şili fındığı, özellikle Türkiye sezonu başlamadan önce ara dönem tedarik kaynağı olarak değerlendiriliyor. Şili’nin fındıkta yükselişi yalnızca takvim farkıyla sınırlı değil. Ülkede üretim daha geniş bahçeler, modern dikim sistemleri, mekanizasyona uygun alanlar, kurutma altyapısı ve işleme tesisleriyle birlikte büyüyor. Osorno gibi bölgelerde açılan yeni işleme tesisleri, ürünün kabul, temizleme, yıkama, kurutma, kalibrasyon, kırma, seçme ve ihracata hazırlık süreçlerini tek zincir içinde topluyor. Şili’nin Giresun’a etkisi aynı hasat ayında doğrudan rekabet oluşturması değil, büyük alıcıların Türkiye sezonu başlamadan önce stok ve fiyat riskini yönetebilmesidir. Sanayi alıcıları Şili’den ürün alarak yeni sezon öncesi hammadde açığını kapatabiliyor, Türkiye’de rekolte belirsizliği oluştuğunda alternatif tedarik kanalı yaratabiliyor. Bu durum, Giresun kalite fındığının Türkiye toplam üretiminin içinde kaybolmadan, aroma ve coğrafi kalite değeriyle ayrı bir ürün olarak anlatılmasını daha önemli hale getiriyor. TÜRKİYE VE GİRESUN: AĞUSTOS HASADIYLA DÜNYA FİYATININ ANA EŞİĞİ Türkiye, dünya fındık piyasasında ana üretici ülke konumunu koruyor. Normal yıllarda 600-700 bin ton bandında seyreden Türkiye üretimi, rekolte tahminleri, don, kuraklık, kahverengi kokarca zararı, randıman, kalibre, iç fındık dengesi, ihracatçı talebi ve üretici satış davranışıyla dünya fiyatının ana yönünü belirliyor. Giresun’da fındık doğal mevsiminde ağustos ayında hasat ediliyor. Sahil kesiminde ürün daha erken olgunlaşırken, orta ve yüksek kesimlerde hasat rakıma bağlı olarak ilerleyen tarihlere kayıyor. Bu kademeli takvim, Giresun fındığının iklim, rakım ve arazi karakterinin doğrudan sonucudur. Giresun kalite fındığının temel farkı tonaj büyüklüğünden çok ürün niteliğidir. Giresun’da fındık yamaçlarda, eğimli ve parçalı arazilerde, büyük ölçüde insan emeğiyle ve daha yüksek işçilik maliyetiyle üretiliyor. Dekar başına verimin düz ve mekanize alanlara göre daha düşük olması, üretim maliyetini artırıyor; buna karşılık ürün aroma, lezzet, incelik ve kalite değeri bakımından ayrı bir yere sahip oluyor. Türkiye toplam üretimi dünya fiyatını belirleyen ana unsur olsa da, Giresun kalite fındığı bu toplamın içinde ortalama ürün gibi değerlendirildiğinde bölgenin özel değeri fiyat politikasına yeterince yansımıyor. Giresun kalite fındığı, yamaçta ve yüksek emekle üretilen; düşük verim koşullarına rağmen aroma ve kalite değeri yüksek olan özel bir ürün yetiştirilen coğrafi üretim alanının ürünü olarak konumlandırılmalıdır. AZERBAYCAN: TÜRKİYE İLE AYNI DÖNEMDE PAZARA GİREN KAFKAS ÜRETİCİSİ Azerbaycan, Karadeniz-Kafkas hattında fındık üretimini ve ihracatını artıran ülkeler arasında yer alıyor. Ülkede hasat ağırlıklı olarak ağustos-eylül döneminde yapılıyor. Ürün eylül-ekim aylarından itibaren ihracat kanallarında daha görünür hale geliyor. Azerbaycan’ın üretim hacmi Türkiye ile karşılaştırıldığında sınırlı olsa da, takvim yakınlığı nedeniyle standart iç fındık segmentinde alternatif kaynak etkisi oluşturuyor. Uluslararası alıcılar Türkiye sezonuyla aynı dönemde Azerbaycan ürününü de tedarik seçenekleri arasına alabiliyor. Bu durum Giresun açısından doğrudan kalite rekabetinden çok fiyat segmenti baskısı oluşturuyor. Azerbaycan ürünü özellikle standart ürün pazarında alıcıya alternatif sunduğunda, Giresun kalite fındığının aynı fiyat bandına sıkışmaması daha kritik hale geliyor. Giresun’un burada öne çıkaracağı başlık düşük fiyat değil; kalite, aroma, coğrafi köken, izlenebilirlik ve ürün standardıdır. GÜRCİSTAN: AVRUPA PAZARINA YAKIN ALTERNATİF KAYNAK Gürcistan, fındıkta Avrupa pazarına yakınlığı ve ihracat kabiliyetiyle öne çıkan ülkelerden biridir. Ülkede hasat ağustos-eylül döneminde yapılıyor ve ürün aynı dönemde ihracat kanallarına girmeye başlıyor. Gürcistan’ın üretim hacmi Türkiye’ye göre sınırlı olsa da, ihracat pazarı açısından etkisi önemlidir. Avrupa Birliği pazarına yakınlık, ihracat kanalları ve kalite iyileştirme çalışmaları Gürcistan’ı tamamlayıcı tedarikçi haline getiriyor. İtalya, Almanya ve diğer Avrupa pazarlarına yönelen Gürcistan fındığı, büyük alıcıların kaynak çeşitlendirme politikasında yer buluyor. Giresun açısından Gürcistan’ın yükselişi, yakın coğrafyada üretilen alternatif fındığın Avrupa pazarında daha fazla görünmesi anlamına geliyor. Bu durum, Giresun fındığının “Türkiye menşeli ürün” başlığı altında genelleştirilmeden, “Giresun kalite” adıyla daha güçlü tanıtılmasını gerekli kılıyor. İTALYA: ALBA, PİEMONTE, LAZIO VE CAMPANIA’DA FINDIK MARKAYA DÖNÜŞÜYOR İtalya, dünya fındık piyasasında geleneksel kalite ülkelerinden biridir. Üretim Piemonte, Lazio, Campania ve Sicilya gibi farklı bölgelere yayılıyor. Alba ve Piemonte hattı özellikle Tonda Gentile çeşidi, çikolata sanayisi, pastacılık, gastronomi, coğrafi işaret ve bölgesel marka gücüyle öne çıkıyor. İtalya’da hasat bölge ve çeşide göre ağustos-ekim dönemine yayılıyor. Piemonte’de hasat çoğunlukla ağustos sonu-eylül başı döneminde, fındıkların doğal olarak yere düşmesiyle başlıyor. Lazio, Viterbo, Campania, Giffoni ve Sicilya gibi bölgelerde takvim çeşide, iklim koşullarına ve bahçe yapısına göre değişiyor. İtalya’nın temel farkı, fındığı yalnızca kabuklu veya iç ürün olarak değerlendirmemesidir. Alba ve Piemonte hattı, fındığı çikolata, krema, pasta, tatlı, gastronomi turizmi ve coğrafi işaretle birlikte pazarlıyor. Bu yapı, ürünün fiyatını yalnızca tonajla değil, kültürel ve sanayi değeriyle de destekliyor. Giresun için İtalya modeli önemli bir ders içeriyor. Giresun kalite fındığı aroma bakımından güçlü bir ürün olmasına rağmen, bu değer yeterince işlenmiş ürün, yerel çikolata, pastacılık, paketli ürün, kavurma standardı, coğrafi işaretli marka ve gastronomi bağlantısıyla desteklenmediğinde fiyat avantajına dönüşmekte zorlanıyor. Alba’nın yaptığı, kaliteli ürünü bölge adıyla ve sanayiyle birlikte satmaktır; Giresun’un da kalite fındığını kendi coğrafi adıyla daha güçlü ticari dile taşıması gerekiyor. ABD / OREGON: MEKANİZE ÜRETİM VE STANDART SANAYİ TEDARİKİ ABD fındık üretiminin merkezi Oregon’dur. Willamette Vadisi’nde yoğunlaşan üretim; geniş bahçeler, düzenli plantasyon yapısı, yeni çeşitler, mekanizasyon, kurutma ve işleme standardı üzerinden gelişiyor. Oregon’da hasat genel olarak eylül-ekim döneminde yapılıyor ve ürün ekim-kasım aylarında piyasada daha görünür hale geliyor. ABD/Oregon’un dünya piyasasındaki etkisi, geleneksel kalite hikâyesinden çok sanayiye güvenilir ve standart ürün sunabilmesidir. Mekanize hasat, kurutma ve işleme altyapısı; büyük alıcılar açısından öngörülebilir kalite, düzenli tedarik ve daha planlı lojistik anlamına geliyor. 2024’te yaklaşık 96-97 bin ton düzeyinde gerçekleşen ABD/Oregon üretiminin 2025 için 116 bin ton seviyesine çıkabileceğine ilişkin beklentiler, bölgenin tedarik kapasitesini büyüttüğünü gösteriyor. Giresun’un Oregon ile aynı zeminde rekabet etmesi mümkün değildir. Çünkü Giresun’un arazi yapısı eğimli, parçalı ve emek yoğundur. Oregon’un güçlü olduğu alan mekanizasyon ve standart sanayi tedarikidir. Giresun’un güçlü olduğu alan ise aroma, coğrafi kalite ve emek yoğun üretim değeridir. Bu fark doğru anlatılmadığında Giresun kalite fındığı, mekanize standart ürünle aynı ortalama fiyat mantığı içinde değerlendirilebilir. DİĞER ÜRETİCİLER: KÜÇÜK HACİMLER, BÜYÜYEN KAYNAK ÇEŞİTLİLİĞİ Çin, İran, Fransa, Sırbistan, Polonya ve bazı Balkan ülkeleri dünya fındık üretiminde sınırlı hacimlerle yer alıyor. Bu ülkeler tek başına küresel fiyatı belirleyecek büyüklükte değildir; ancak büyük üretici ülkelerde arz sorunu yaşandığında alıcıların kaynak çeşitlendirme arayışında daha fazla gündeme gelebiliyor. Bu küçük ve orta ölçekli üreticilerin varlığı, fındık ticaretinde tek kaynağa bağımlılığın azaldığını gösteriyor. Büyük sanayi alıcıları artık farklı ülkelerden, farklı takvimlerde ve farklı kalite seviyelerinde ürün temin ederek risk dağıtıyor. Giresun açısından bu gelişme, kalite ürünün daha güçlü tanıtılmasını zorunlu kılıyor. Çünkü küresel alıcı için seçenek arttıkça, yalnızca “Türkiye fındığı” demek yeterli olmuyor. “Giresun kalite” adının aroma, coğrafi köken, üretim zorluğu, işçilik maliyeti ve kalite standardıyla birlikte anlatılması gerekiyor. HASAT TAKVİMİ FİYATI NASIL DEĞİŞTİRİYOR? Fındık piyasasında hasat takvimi, fiyat psikolojisini doğrudan etkiliyor. Şili’nin yılın ilk yarısında pazara girmesi, Türkiye sezonu öncesinde alıcıya ara dönem ürün sağlıyor. Bu durum, sanayi alıcılarının stok yönetimini kolaylaştırıyor ve Türkiye sezonu başlamadan önce piyasa beklentilerini şekillendiriyor. Ağustos ayında Türkiye, Giresun, Azerbaycan ve Gürcistan devreye giriyor. Bu dönem dünya fındık fiyatı açısından ana eşiktir. Türkiye’de rekoltenin yüksek veya düşük olması, ürün kalitesi, randıman, ihracatçı talebi, üretici satış davranışı ve sanayi alıcılarının stok durumu fiyatın yönünü belirliyor. Eylül-kasım döneminde İtalya ve ABD/Oregon ürünleri daha güçlü şekilde piyasaya giriyor. İtalya marka ve kalite bağlantısıyla; Oregon ise mekanize, standart ve sanayiye uygun ürünle alıcıların tedarik planlarında yer alıyor. Bu takvim, Giresun’un yalnızca Türkiye içindeki üretici bölgelerle değil, farklı ülkelerin farklı avantajlarıyla da aynı piyasada karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Şili takvimle, İtalya marka ile, Oregon mekanizasyonla, Azerbaycan ve Gürcistan alternatif tedarikle öne çıkıyor. Giresun’un bu tablo içindeki gücü, kaliteyi fiyatlandıran ayrı bir ticari model kurulduğunda daha görünür hale geliyor. KABUKLU-İÇ FINDIK DENGESİ NEDEN ÖNEMLİ? Dünya fındık piyasasında üretim rakamları çoğu zaman kabuklu tonaj üzerinden açıklanıyor; ancak sanayi alıcısı için asıl belirleyici olan iç fındık miktarı, randıman, kalibre, sağlam iç oranı ve işlenebilirliktir. Aynı kabuklu tonaj, farklı ülkelerde farklı iç fındık karşılığı verebilir. Bu nedenle yalnızca toplam üretim rakamı fiyatı açıklamak için yeterli değildir. Türkiye’de rekolte yüksek görünse bile randıman düşük, kalibre küçük veya kalite sorunlu olduğunda sanayinin kullanabileceği ürün miktarı azalabilir. Şili, Oregon ve İtalya gibi bölgelerde kurutma, kalibrasyon ve işleme standardının güçlenmesi, ürünün sanayi için daha öngörülebilir hale gelmesini sağlar. Giresun kalite fındığı açısından bu başlık daha da önemlidir. Ürünün aroma ve kalite üstünlüğü, doğru kurutma, düşük nem, iyi muhafaza, yüksek randıman ve izlenebilirlik ile desteklendiğinde fiyat politikası daha sağlam kurulabilir. Giresun fındığının değerini yalnızca kabuklu tonajla değil, iç kalite ve kullanım değeriyle anlatmak gerekir. SANAYİ ALICILARI İÇİN FINDIK ARTIK YILLIK STOK YÖNETİMİ ÜRÜNÜ Fındık, büyük çikolata ve gıda sanayisi için yalnızca sezonluk alınan bir tarım ürünü değil, yıl boyunca yönetilen stratejik hammaddedir. Sanayi alıcıları fiyat dalgalanması, rekolte riski, hastalık, don, kuraklık, kalite sorunu ve lojistik aksama riskine karşı farklı ülkelerden ürün alarak tedarik güvenliği sağlamaya çalışıyor. Bu yapı, Şili’nin önemini artırıyor. Şili ürünü Türkiye sezonundan önce piyasaya girdiği için alıcıya ara dönem esneklik sağlıyor. Oregon, mekanize ve standart üretimle sanayi tedarikinde güven veriyor. İtalya, kalite ve marka değeriyle yüksek katma değerli ürün segmentinde yer tutuyor. Azerbaycan ve Gürcistan ise yakın coğrafyada alternatif kaynak oluşturuyor. Giresun’un bu zincirde güçlü kalabilmesi için ürününü yalnızca hammadde olarak değil, kalite değeri yüksek stratejik ürün olarak konumlandırması gerekiyor. Aksi halde Giresun fındığı, küresel alıcıların ortalama maliyet hesabı içinde değerlendirilen bir kaleme dönüşebilir. MEKANİZASYON FARKI MALİYET VE FİYATTA AYRIŞMA YARATIYOR Dünya fındık üretiminde mekanizasyon farkı, üretim maliyetini doğrudan etkiliyor. Şili ve Oregon gibi geniş, düzenli ve makine kullanımına daha uygun bahçelerde hasat ve hasat sonrası işlemler daha planlı yürütülebiliyor. Bu durum işçilik maliyetini azaltıyor, ürünün daha hızlı toplanmasını sağlıyor ve sanayiye düzenli ürün akışını kolaylaştırıyor. Giresun’da ise eğimli ve parçalı arazi yapısı nedeniyle mekanizasyon sınırlı kalıyor. Üretim büyük ölçüde insan emeğine dayanıyor. Bu yapı maliyet dezavantajı oluştursa da, Giresun kalite fındığının emek yoğun üretim karakteri doğru anlatıldığında ürünün coğrafi ve kalite değerini güçlendiren bir unsur haline gelebilir. Bu nedenle Giresun fındığı, düz ve mekanize alanlarda üretilen ortalama ürünle aynı maliyet mantığı içinde değerlendirilmemelidir. Fiyat politikasında verim farkı, arazi eğimi, işçilik yükü, kalite değeri ve aroma üstünlüğü birlikte dikkate alınmalıdır. GİRESUN’U ETKİLEYEN ANA RİSK: KALİTE ÜRÜNÜN ORTALAMA FİYATA SIKIŞMASI Giresun kalite fındığının en önemli riski, dünya piyasasında ortalama ürün gibi fiyatlanmasıdır. Giresun fındığı; yamaçta, eğimli arazide, parçalı bahçelerde, yoğun insan emeğiyle ve daha yüksek maliyetle üretiliyor. Dekar başına verim birçok düz ve mekanize üretim alanına göre daha düşük olmasına rağmen ürünün aroma ve lezzet değeri yüksek. Bu tablo, Giresun kalite fındığı için ayrı fiyat politikasını zorunlu hale getiriyor. Giresun fındığını Şili’nin takvim avantajıyla, Oregon’un mekanize üretimiyle, Azerbaycan ve Gürcistan’ın standart ihracat ürünüyle aynı ortalama fiyat mantığına sıkıştırmak, ürünün gerçek değerini zayıflatır. Giresun’un üretim yapısı yüksek maliyetli, fakat kalite değeri güçlüdür. Bu nedenle Giresun kalite fındığı için fiyat politikası yalnızca tonaj ve arz-talep hesabıyla değil, coğrafi işaret, aroma değeri, üretim zorluğu, işçilik maliyeti, düşük verim, kalite standardı ve marka potansiyeli üzerinden kurulmalıdır. GİRESUN İÇİN TİCARİ YOL HARİTASI Şili yılın ilk yarısında pazara giriyor, İtalya kaliteyi markaya dönüştürüyor, Oregon mekanize üretimle sanayiye standart ürün sunuyor, Azerbaycan ve Gürcistan alternatif tedarik kanallarını güçlendiriyor. Giresun’un elindeki en güçlü değer ise aroma, coğrafi kimlik, emek yoğun üretim ve kalite farkıdır. Bu değer için daha güçlü bir ticari yol haritası gerekiyor. Giresun kalite fındığı; coğrafi işaret, izlenebilirlik, ayrı kalite standardı, doğru kurutma, düşük nem, yüksek randıman, kavurma standardı, paketli ürün, yerel çikolata ve pastacılık bağlantısı, ihracat tanıtımı ve üretici gelirini koruyan fiyat modeliyle desteklenmelidir. Giresun kalite fındığı yalnızca kabuklu ürün veya iç fındık olarak pazara sunulduğunda, küresel alıcının ortalama maliyet hesabına sıkışıyor. Ürün; işlenmiş, markalaşmış, coğrafi kimliği korunmuş, kalite değeri belgelenmiş ve gastronomiyle ilişkilendirilmiş bir yapıya taşındığında ise dünya piyasasında ayrı bir segment oluşturabilir. DÜNYA FINDIKTA YENİ DÖNEM: MİKTAR, TAKVİM, KALİTE VE MARKA BİRLİKTE BELİRLEYİCİ Dünya fındık piyasasında yeni dönem; üretim miktarı, hasat takvimi, piyasaya giriş zamanı, kabuklu-iç fındık dengesi, sanayi bağlantısı, kalite standardı, mekanizasyon, kurutma disiplini, stok yönetimi ve marka değerinin birlikte belirleyici olduğu bir döneme girdi. Şili erken takvimle, Türkiye ana üretim gücüyle, İtalya marka ve gastronomiyle, Oregon mekanizasyonla, Azerbaycan ve Gürcistan alternatif tedarikle piyasada yer tutuyor. Giresun bu tabloda sıradan bir üretim bölgesi değil, Giresun kalite fındığı yamaçta ve yüksek emekle üretilen; düşük verim koşullarına rağmen aroma ve kalite değeri yüksek olan özel bir ürün yetiştirilen coğrafi üretim alanıdır. Bu ürünün dünya piyasasında hak ettiği yeri alması, ortalama fiyat mantığından ayrılması, kendi adıyla, kendi standardıyla, kendi marka değeriyle ve üreticinin emeğini karşılayan bir ticari modelle pazarlanmasıyla mümkündür.

29. FEVZİ BAYAZITOĞLU TİYATRO GÜNLERİ SONA ERDİ Haber

29. FEVZİ BAYAZITOĞLU TİYATRO GÜNLERİ SONA ERDİ

29. FEVZİ BAYAZITOĞLU TİYATRO GÜNLERİ SONA ERDİ Giresun Belediyesi tarafından bu yıl 29’uncusu düzenlenen Fevzi Bayazıtoğlu Tiyatro Günleri tamamlandı. 1-15 Mayıs tarihleri arasında Vahit Sütlaş Sahnesi’nde gerçekleştirilen etkinlikte, Türkiye’nin farklı illerinden ve Azerbaycan’dan gelen 12 tiyatro ekibi sanatseverlerle buluştu. 12 TİYATRO EKİBİ GİRESUN’DA SAHNE ALDI Giresun Belediyesi’nin kültür ve sanat etkinlikleri kapsamında düzenlediği 29. Fevzi Bayazıtoğlu Tiyatro Günleri sona erdi. 1-15 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen organizasyon, iki hafta boyunca Giresun’da tiyatroseverleri farklı oyunlarla buluşturdu. Vahit Sütlaş Sahnesi’nde sahnelenen oyunlar vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Çok sayıda gösteri kapalı gişe oynarken, salonu dolduran izleyiciler tiyatro ekiplerinin performanslarını ilgiyle takip etti. SAHNE PERFORMANSLARI BEĞENİ TOPLADI Tiyatro günleri boyunca farklı türlerde oyunlar sahnelendi. Giresunlu sanatseverler, yerel tiyatro ekiplerinin yanı sıra Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen toplulukların ve Azerbaycan’dan katılan tiyatro ekibinin gösterilerini izleme imkânı buldu. Etkinlik, Giresun’un kültür ve sanat yaşamına hareket kazandırdı. Sahne alan ekiplerin performansları izleyicilerden beğeni alırken, kentte sanat dolu akşamlar yaşandı. BAŞKAN KÖSE SANATÇILARLA BİR ARAYA GELDİ Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse de tiyatro günleri kapsamında sahnelenen oyunları izledi. Köse, gösterilerin ardından sanatçılar ve vatandaşlarla bir araya geldi. Başkan Köse, tiyatronun toplum için önemli bir sanat dalı olduğunu vurguladı. Giresun Belediyesi’nin kültür ve sanat etkinliklerine destek vermeyi sürdüreceğini belirtti. ETKİNLİĞE KATILAN EKİPLER Fevzi Bayazıtoğlu Tiyatro Günleri’ne Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu, Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Kartal Belediye Tiyatrosu Oyunculuk Atölyesi, Ordu Büyükşehir Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu, Eskişehir-Odunpazarı Belediye Tiyatrosu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Azərbaycan Dövlət Milli Gənc Tamaşaçılar Teatrı, Amasya İris Sanat Tiyatrosu, Bulancak Sanat Tiyatrosu, Trabzon Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, Giresun Clown Kardeşler ile Ordu Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Tiyatro Bölümü katıldı.Fevzi Bayazıtoğlu Tiyatro Günleri, farklı şehirlerden gelen tiyatro topluluklarını Giresun’da bir araya getirerek kentin kültür ve sanat takviminde öne çıkan organizasyonlardan biri olarak tamamlandı.

TİYATRO GÜNLERİ GİRESUN’DA KAPALI GİŞE DEVAM EDİYOR Haber

TİYATRO GÜNLERİ GİRESUN’DA KAPALI GİŞE DEVAM EDİYOR

TİYATRO GÜNLERİ GİRESUN’DA KAPALI GİŞE DEVAM EDİYOR Giresun Belediyesi tarafından düzenlenen 29. Fevzi Bayazıtoğlu Tiyatro Günleri, yoğun katılımla sürüyor. Türkiye’nin farklı illerinden ve Azerbaycan’dan gelen tiyatro ekiplerinin sahne aldığı etkinlikte oyunlar her akşam saat 20.00’de Vahit Sütlaş Sahnesi’nde sanatseverlerle buluşuyor. 12 TİYATRO EKİBİ GİRESUN’DA SAHNE ALIYOR Giresun Belediyesi’nin düzenlediği 29. Fevzi Bayazıtoğlu Tiyatro Günleri, 1 Mayıs Cuma günü başladı. Kültür ve sanat dolu program, Türkiye’nin farklı illerinden ve Azerbaycan’dan gelen 12 tiyatro ekibinin katılımıyla devam ediyor. Her akşam saat 20.00’de sahnelenen oyunlar, tiyatroseverlerden yoğun ilgi görüyor. Vahit Sütlaş Sahnesi’ni dolduran sanatseverler, farklı türlerde sahnelenen oyunlarda oyuncuların performanslarını uzun süre alkışlıyor. OYUNLAR KAPALI GİŞE SAHNELENİYOR Tiyatro Günleri kapsamında sahnelenen oyunların kapalı gişe oynanması, Giresun’da tiyatroya olan ilgiyi bir kez daha ortaya koydu. Sanatseverler, her gün farklı bir oyunun sahnelendiği programda etkileyici performanslarla buluşuyor. 15 Mayıs Cuma günü sona erecek etkinlik, Giresun’un kültür ve sanat yaşamına canlılık katarken, farklı şehirlerden gelen tiyatro ekiplerini de kentte buluşturuyor. BAŞKAN KÖSE SANATSEVERLERE TEŞEKKÜR ETTİ Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, programı yoğun temposundan fırsat buldukça takip ediyor. Köse, tiyatro günlerine yoğun ilgi gösteren sanatseverlere teşekkür ederek Giresun’da kültür ve sanat etkinliklerinin artarak devam edeceğini belirtti. Giresun Belediyesi’nin ev sahipliğinde sahne alan ekipler de Giresun’da bulunmaktan memnuniyet duyduklarını ifade ederek gösterilen ilgiden dolayı teşekkür etti. ETKİNLİĞE KATILAN EKİPLER Fevzi Bayazıtoğlu Tiyatro Günleri’nde Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu, Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Kartal Belediye Tiyatrosu Oyunculuk Atölyesi, Ordu Büyükşehir Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu, Eskişehir Odunpazarı Belediye Tiyatrosu, 29. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Azərbaycan Dövlət Milli Gənc Tamaşaçılar Teatrı, Amasya İris Sanat Tiyatrosu, Bulancak Sanat Tiyatrosu, Trabzon Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, Giresun Clown Kardeşler ile Ordu Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Tiyatro Bölümü ekipleri yer alıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.