Hava Durumu

#Avrupa

giresunsonhaber - Avrupa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KANSERDE 2050 ALARMI: DÜNYA AĞIR BİR SAĞLIK FELAKETİYLE KARŞI KARŞIYA Haber

KANSERDE 2050 ALARMI: DÜNYA AĞIR BİR SAĞLIK FELAKETİYLE KARŞI KARŞIYA

KANSERDE 2050 ALARMI: DÜNYA AĞIR BİR SAĞLIK FELAKETİYLE KARŞI KARŞIYA Dünya Sağlık Örgütü’nün 2026 Küresel Kanser Durum Raporu, kanser yükünün dünya genelinde hızla büyüdüğünü ortaya koydu. DSÖ, yeni kanser vakalarının 2050 yılına kadar neredeyse iki katına çıkabileceği uyarısıyla hükümetlere, sağlık sistemlerine ve uluslararası kuruluşlara acil eylem çağrısı yaptı. KANSER VAKALARI PATLAMA NOKTASINDA Cenevre, 8 Temmuz 2026 – Dünya Sağlık Örgütü’nün bugün yayımladığı rapor, kanserin artık yalnızca hastanelerin ve sağlık çalışanlarının değil; ülkelerin bütçelerinin, ailelerin yaşam düzeninin, sosyal güvenlik sistemlerinin ve kamu politikalarının en ağır sınavlarından biri haline geldiğini gösterdi. DSÖ’nün Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı ile birlikte hazırladığı rapora göre dünyada her yıl yaklaşık 20,6 milyon yeni kanser vakası görülüyor, yaklaşık 10 milyon insan kanser nedeniyle yaşamını yitiriyor. Mevcut gidişat değişmezse yıllık yeni kanser vakalarının 2050 yılına kadar 35 milyonun üzerine çıkması bekleniyor. Bu tablo, kanserin gelecek yıllarda daha fazla haneye, daha fazla sağlık sistemine, daha fazla ülke bütçesine ve daha fazla toplumsal maliyete ağır bir yük olarak döneceğini ortaya koyuyor. DSÖ’DEN SERT UYARI: BUGÜN ÖNLEM ALINMAZSA 2050’DE FATURA ÇOK DAHA AĞIR OLACAK DSÖ raporu, kanserle mücadelede zaman kaybının bedelinin ağır olacağını açık biçimde ortaya koydu. Rapora göre kanser yükünü azaltmanın yolu, hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi kapasitesini artırmakla sınırlı değil. Asıl mücadele; önleme, erken tanı, düzenli tarama, aşılama, tütün kontrolü, sağlıklı yaşam politikaları, çevresel risklerin azaltılması, temel ilaçlara erişim ve tedavide eşitlik üzerinden yürütülmek zorunda. Kanser vakalarının önemli bir bölümü önlenebilir risk faktörleriyle bağlantılı. Tütün kullanımı, alkol tüketimi, obezite, sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik, hava kirliliği ve bazı enfeksiyonlar kanser riskini artıran başlıca unsurlar arasında yer alıyor. İnsan papillomavirüsü, hepatit B ve C, Helicobacter pylori gibi enfeksiyonlar da bazı kanser türlerinin gelişiminde belirleyici rol oynuyor. Bu nedenle DSÖ, aşı programlarının güçlendirilmesini, enfeksiyonların önlenmesini ve toplum temelli koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını kanserle mücadelenin vazgeçilmez başlıkları arasında gösteriyor. KANSERDE EŞİTSİZLİK ÖLDÜRÜYOR Raporda en çarpıcı başlıklardan biri, kanser tedavisinde ülkeler ve gelir grupları arasındaki derin uçurum oldu. Kanser tanısı alan bir kişinin hayatta kalma şansı, yalnızca hastalığın türüne ya da tıbbi gelişmelere bağlı değil; yaşadığı ülkeye, gelir düzeyine, sağlık hizmetlerine ulaşma imkanına, sigorta kapsamına, erken tanı kapasitesine ve tedaviye erişim süresine göre değişiyor. Yüksek gelirli ülkelerde erken tanı, güçlü tedavi altyapısı, ilaç erişimi ve sağlık sigortası kapsamı yaşam şansını artırırken; düşük ve orta gelirli ülkelerde hastalar çoğu zaman tanıya geç ulaşıyor, tedaviye gecikmeli başlıyor ya da temel ilaçlara erişemiyor. Bu tablo, kanserin yalnızca biyolojik bir hastalık olmadığını; aynı zamanda sosyal adalet, sağlık hakkı, kamu finansmanı, gelir eşitsizliği ve evrensel sağlık kapsamı meselesi olduğunu gösteriyor. YAŞAM ŞANSI GELİRE VE COĞRAFYAYA BAĞLI OLAMAZ DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, raporda ortaya konulan eşitsizliklerin kaçınılmaz olmadığını, siyasi tercihler ve güçlü kamu politikalarıyla tersine çevrilebileceğini vurguladı. Kanserde en ağır tablo, tıbbi bilginin var olduğu ancak sağlık hizmetine erişimin eşit olmadığı ülkelerde ortaya çıkıyor. Erken teşhis edilebilen, tedavi edilebilen ya da kontrol altına alınabilen birçok kanser türü, yoksulluk, sağlık altyapısının zayıflığı, ilaç yokluğu ve geç tanı nedeniyle ölümcül hale geliyor. Bu nedenle kanserle mücadelede asıl soru yalnızca kaç hastane yapıldığı değil; hastanın zamanında tanıya, etkili tedaviye, temel ilaca, psikososyal desteğe ve sosyal güvenceye ulaşıp ulaşamadığıdır. İLAÇ VE TEDAVİYE ERİŞİMDE DERİN UÇURUM Raporda, kanser tedavisinde kullanılan temel ilaçlara erişimde ülkeler arasında büyük farklar bulunduğu belirtildi. Yüksek gelirli ülkelerde kanser ilaçlarına, radyoterapiye, cerrahi hizmetlere ve ileri tanı yöntemlerine erişim daha güçlü seyrederken, düşük gelirli ülkelerde bu imkanların sınırlı olması hastaların yaşam şansını doğrudan etkiliyor. DSÖ’ye göre bilimsel gelişmeler tek başına hayat kurtarmaya yetmiyor. Yeni ilaçların geliştirilmesi, erken tanı teknolojilerinin yaygınlaşması ve tedavi yöntemlerinin ilerlemesi ancak bu hizmetlere adil erişim sağlandığında gerçek anlamda sonuç veriyor. Bu nedenle rapor, kanser bakımının evrensel sağlık kapsamı içinde ele alınmasını, temel kanser ilaçlarının ulaşılabilir hale getirilmesini, sağlık insan gücüne yatırım yapılmasını ve sosyal koruma mekanizmalarının güçlendirilmesini öneriyor. AKCİĞER KANSERİ ÖLÜMLERDE İLK SIRADA DSÖ verilerine göre akciğer kanseri, dünya genelinde kanser kaynaklı ölümlerin başlıca nedeni olmayı sürdürüyor. Tütün kullanımı, hava kirliliği ve çevresel riskler akciğer kanseri yükünün en önemli nedenleri arasında yer alırken, erken tanıdaki gecikmeler ölüm oranlarını artırıyor. Erkeklerde akciğer, prostat ve kolon kanserleri öne çıkarken; kadınlarda meme, akciğer ve kolon kanserleri en sık görülen kanser türleri arasında bulunuyor. Meme kanseri kadınlarda en yaygın kanser türlerinden biri olmayı sürdürürken, rahim ağzı kanseri başta olmak üzere aşı ve tarama ile önlenebilir kanserler birçok ülkede hâlâ ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. ASYA VE AVRUPA KANSER YÜKÜNÜN MERKEZİNDE Küresel kanser yükü bölgeler arasında eşit dağılmıyor. Asya, büyük nüfus yapısı nedeniyle dünyadaki kanser vakalarının ve kanser kaynaklı ölümlerin önemli bir bölümünü taşıyor. Avrupa ise dünya nüfusu içindeki payına göre daha yüksek kanser yüküyle dikkat çekiyor. Afrika ve bazı düşük gelirli bölgelerde vaka sayıları nüfus yapısı ve kayıt sistemlerinin sınırlılığı nedeniyle daha düşük görünse de ölüm oranlarının yüksekliği, erken tanı ve tedaviye erişimdeki yetersizlikleri yeniden gündeme getiriyor. Bu tablo, kanser istatistiklerinin yalnızca vaka sayısıyla değerlendirilemeyeceğini; tanı yaşı, ölüm oranı, tedaviye erişim, kayıt sistemi, sağlık altyapısı ve sosyal güvence düzeyiyle birlikte okunması gerektiğini gösteriyor. TÜTÜN AZALIYOR AMA TEHLİKE BİTMİYOR Raporda, bazı alanlarda ilerleme sağlandığı da belirtildi. Tütün kontrolü politikaları, aşılama programları, enfeksiyonların önlenmesi ve hijyen koşullarındaki iyileşmeler bazı kanser türlerinde olumlu sonuçlar doğurdu. Ancak DSÖ’ye göre bu ilerleme, artan küresel kanser yükünü durdurmak için yeterli değil. Tütün kullanımı birçok ülkede azalma eğilimi gösterse de elektronik sigara, yeni nikotin ürünleri, hava kirliliği, obezite, alkol tüketimi ve hareketsiz yaşam tarzı kanser riskini canlı tutuyor. Kanserle mücadelede kalıcı başarı için yalnızca bireysel yaşam tarzı önerileri değil; sağlıklı gıdaya erişim, temiz çevre, güçlü denetim, etkili tarama programları ve kamusal sağlık politikaları gerekiyor. KANSER AİLELERİ DE YIKIYOR Kanser, yalnızca hastanın bedenini değil, ailenin bütün yaşam düzenini etkiliyor. Tedavi süreci, gelir kaybı, yol ve bakım giderleri, iş gücü kaybı, psikolojik baskı ve sosyal izolasyon kanserin görünmeyen yükünü oluşturuyor. DSÖ raporu, kanserden etkilenen kişilerin ve ailelerin yalnızca tıbbi desteğe değil; psikososyal destek, ekonomik koruma, bakım hizmetleri ve sosyal güvenceye de ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. Bakım verenlerin yaşadığı yük de raporda dikkat çekilen başlıklar arasında yer alıyor. Aile bireyleri çoğu zaman ücretsiz bakım emeği üstlenirken, sosyal yaşamdan uzaklaşıyor, ekonomik baskı altında kalıyor ve ruh sağlığı açısından riskli bir sürece giriyor. KANSER BAKIMI LÜKS DEĞİL, EVRENSEL SAĞLIK HAKKI DSÖ’nün 2026 Küresel Kanser Durum Raporu, ülkelerin kanserle mücadelede daha kapsayıcı, daha adil ve daha sürdürülebilir politikalar geliştirmesi gerektiğini vurguluyor. Raporda, kanser kontrolünün evrensel sağlık kapsamına dahil edilmesi, erken tanı ve tarama hizmetlerinin yaygınlaştırılması, sağlık çalışanı kapasitesinin artırılması, temel ilaçlara erişimin güçlendirilmesi, paliyatif bakım hizmetlerinin genişletilmesi ve hastaların karar alma süreçlerine dahil edilmesi çağrısı yapılıyor. Kanser politikalarının yalnızca hastane merkezli değil; toplum temelli, önleyici, eşitlikçi ve insan odaklı biçimde planlanması gerektiği belirtiliyor. 2050 İÇİN SON UYARI: BUGÜN ATILMAYAN ADIM YARIN CAN KAYBI OLARAK DÖNECEK Veteriner Halk Sağlığı Derneği Başkanı Azmi Yüksel, DSÖ’nün 2026 Küresel Kanser Durum Raporu’nun yalnızca sağlık otoritelerine değil, tüm kamu yönetimlerine açık bir uyarı niteliği taşıdığını belirterek, kanserle mücadelede gecikmenin gelecek kuşaklar için çok daha ağır sonuçlar doğuracağını ifade etti. Yüksel, bugün alınacak kararların 2050’ye gelindiğinde sağlık sistemlerinin, ailelerin ve toplumların taşıyacağı kanser yükünü belirleyeceğine dikkat çekerek, kanser vakalarının 35 milyonun üzerine çıkabileceği öngörüsünün erken tanıdan ilaç erişimine, aşılama programlarından tütün kontrolüne, sağlıklı yaşam politikalarından sosyal güvenceye kadar geniş bir alanda daha güçlü adımlar atılmasını zorunlu hale getirdiğini vurguladı. Kanserle mücadelede başarının, hastalığı yalnızca tedavi edilecek bir klinik tablo olarak görmekle sağlanamayacağını belirten Yüksel, önlenebilir risklerin azaltılması, sağlık eşitsizliklerinin giderilmesi, ailelerin korunması ve herkes için erişilebilir sağlık hizmetinin güvence altına alınmasının bütüncül bir kamu politikasıyla mümkün olacağını kaydetti. Kaynak: Dünya Sağlık Örgütü’nün 8 Temmuz 2026’da yayımladığı 2026 Küresel Kanser Durum Raporu; DSÖ/IARC Global Cancer Observatory verileri ve DSÖ/IARC’nin 2026 yılı küresel kanser önleme analizleri.

PLANETNUTS FINDIK GÜNÜ İÇİN YENİ BULUŞMA HAZIRLIĞI BAŞLADI Haber

PLANETNUTS FINDIK GÜNÜ İÇİN YENİ BULUŞMA HAZIRLIĞI BAŞLADI

PLANETNUTS FINDIK GÜNÜ İÇİN YENİ BULUŞMA HAZIRLIĞI BAŞLADI Şili’de Avrupa fındığı üreticilerini, danışmanları, araştırmacıları, ihracatçıları ve tarım teknolojisi firmalarını buluşturan PlanetNuts Day de Avellanos için yeni toplantı takvimi açılıyor. Casa Laura, Los Ángeles’te yapılacak buluşmada rezervasyon süreci 13 Ağustos’ta başlayacak; konuşmacı ve katılımcı listesi ayrıca açıklanacak. ŞİLİ’DE FINDIK SEKTÖRÜNÜN TEKNİK BULUŞMASI PlanetNuts, Avrupa fındığı üreticilerine yönelik yeni PlanetNuts Day de Avellanos buluşması için hazırlık başlattı. Etkinliğin adresi Casa Laura, Los Ángeles olacak. Rezervasyonlar 13 Ağustos’tan itibaren alınacak. Toplantı; üreticiler, teknik danışmanlar, araştırmacılar, tarım işletmeleri, tedarikçiler ve sektör temsilcileri için bilgi paylaşımı, deneyim aktarımı, yeni bağlantılar ve sektörel değerlendirme zemini oluşturacak. PlanetNuts, Şili’de badem, ceviz, kestane ve Avrupa fındığı alanlarında üretici, çiftçi ve tarım işletmelerine güncel, teknik ve iş birliğine dayalı içerik ulaştıran bir platform olarak çalışıyor. Platformun güncel akışında yeni fındık üreticileri buluşması da öne çıkarıldı. BU YILKİ TOPLANTIDA PROGRAM HENÜZ NETLEŞMEDİ Yeni toplantının kesin tarihi, saat akışı, konuşmacı listesi, teknik oturum başlıkları ve stant katılımcıları henüz açıklanmadı. Şu aşamada netleşen bilgiler etkinliğin Casa Laura, Los Ángeles’te yapılacağı, rezervasyonların 13 Ağustos’ta başlayacağı ve toplantının Avrupa fındığı üreticilerine yönelik özel bir sektör günü olarak kurgulandığı yönünde. Geçmiş PlanetNuts toplantıları, bu yılki buluşmanın yalnızca tanıtım amaçlı bir etkinlik olmayacağını gösteriyor. Önceki yıllarda programlar; verim, bitki besleme, hormon yönetimi, hasat başarısı, hastalıklarla mücadele, sürdürülebilir üretim, teknoloji kullanımı ve küresel pazar başlıklarında yoğunlaştı. Bu nedenle yeni toplantının da üretim tekniği, pazar fırsatları, iklim baskısı, sürdürülebilirlik ve sektör içi iş birliği ekseninde şekillenmesi güçlü bir ihtimal taşıyor. 2025’TE ANA GÜNDEM KÜRESEL PAZAR VE VERİM OLDU PlanetNuts Day de Avellanos’un 2025 buluşması 5 Haziran 2025’te Casa Laura, Los Ángeles’te yapıldı. Etkinlik, üreticiler, danışmanlar, ihracatçılar, fidanlık temsilcileri ve Avrupa fındığı üretimiyle bağlantılı profesyonelleri aynı çatı altında topladı. 2025 programının ana başlığı “Avellanos en expansión: Oportunidades y desafíos en el mercado global” oldu. Bu toplantıda José Pablo Correa, fındıkta hormon yönetimi ve stratejilerini; Gabriel Aguilar, hasat başarısını olumlu etkileyen faktörleri ve bu sonucu korumaya dönük uygulamaları; Antonio Gaete ise yüksek verim için gerekli besin maddelerinin yerine konulmasını anlattı. Programın teknik masa bölümünde Nicolás Manterola ve Ernesto Moya da yer aldı. 2025 toplantısı, PlanetNuts’un fındık gününü klasik bir seminerin ötesine taşıdı. Teknik sunumların yanında tedarikçi firmalar, teknoloji sağlayıcıları, tarım girdisi şirketleri ve araştırma kuruluşları için etkileşim alanı açıldı. Centro Fruticultura Sur da etkinliğe stantla katıldı; kurum temsilcileri Avrupa fındığı üzerine yürütülen araştırma hatlarını üreticilere aktardı. 2024’TE TOPRAK SAĞLIĞI, MİKORİZA VE HASTALIKLAR ÖNE ÇIKTI PlanetNuts Day de Avellanos’un 2024 toplantısı 23 Mayıs 2024’te Los Ángeles’teki La Casona’da düzenlendi. O yılın ana teması “Avellanos en Ascenso: Planificación para Buenos Rendimientos” oldu. Programda Antonio Blas Gaete Covarrubias, Nicolás Manterola Swett, Daina Grinbergs ve Paula Aguilera konuşmacı olarak yer aldı. 2024 buluşması, Avrupa fındığı üretiminde teknik altyapıya odaklandı. Toprak biyolojisi, sürdürülebilirlik, mikoriza uygulamaları, kış dinlenme dönemi yönetimi, in vitro teknoloji ve fındıkta odun hastalıkları toplantının ana başlıkları arasında yer aldı. Program, üreticilerin günlük saha yönetiminde kullanabileceği teknik bilgiye yoğunlaştı. Bu çizgi, PlanetNuts’un fındık günlerinde üreticiye doğrudan uygulanabilir bilgi sunmayı hedeflediğini ortaya koyuyor. 2024’te daha çok üretim tekniği ve hastalık yönetimi; 2025’te ise pazar fırsatları, verim, besleme ve hasat başarısı öne çıktı. Yeni toplantının bu iki hattı birleştiren daha geniş bir içerikle hazırlanması bekleniyor. Yıl Yer Ana tema Öne çıkan içerik 2024 Los Ángeles, Biobío / La Casona “Avellanos en Ascenso: Planificación para Buenos Rendimientos” Toprak biyolojisi, mikoriza, sürdürülebilirlik, kış dönemi yönetimi, in vitro teknoloji, odun hastalıkları 2025 Casa Laura, Los Ángeles, Biobío “Avellanos en expansión: Oportunidades y desafíos en el mercado global” Hormon yönetimi, hasat başarısını etkileyen faktörler, yüksek verim için besleme, teknik masa, tedarikçi ve araştırma stantları 2026 sektör gündemi Talca / Maule 4. Día Nacional del Avellano Europeo İklim değişikliği, dünya pazarı, Türkiye deneyimi, sürdürülebilirlik, çeşit, hastalık yönetimi, ticaret ve teknolojik yenilikler ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA SAHNESİNE ÇIKTI PlanetNuts’un yeni fındık buluşması, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin hızla büyüdüğü bir döneme denk geliyor. Şili, 2025’te 100 bin tonu aşan hasatla İtalya’yı geride bırakarak Türkiye’nin ardından dünyanın ikinci büyük fındık üreticisi konumuna yükseldi. Ülkede fındık dikim alanı son beş yılda 25 bin hektardan fazla arttı; üretimdeki büyüme ihracat rakamlarına da yansıdı. Ferrero’nun Şili’deki yatırımları da sektörün ağırlığını artırıyor. Şirket, Şili’de Avrupa fındığı operasyonunu genişletmek için 94 milyon dolarlık yatırım açıkladı. Yatırım; sanayi kapasitesi, lojistik altyapı ve La Araucanía bölgesinde yeni işleme kapasitesi üzerinden Şili’nin küresel fındık tedarik zincirindeki rolünü güçlendiriyor. AgriChile’nin 2025 yıllık üretici toplantısına 700’den fazla üretici katıldı. Linares ve Temuco’daki buluşmalarda sezon değerlendirmesi, dünya arz-talep görünümü, kalite, gıda güvenliği, sürdürülebilirlik ve rejeneratif tarım başlıkları işlendi. Bu tablo, Şili’de Avrupa fındığının artık dar bir üretici grubunun konusu olmaktan çıkıp geniş bir tarımsal dönüşüm alanına dönüştüğünü gösteriyor. TÜRKİYE DENEYİMİ ŞİLİ İÇİN REFERANS BAŞLIK OLDU Şili fındık sektöründe Türkiye deneyimi giderek daha görünür hale geliyor. Mart 2026’da Talca’da düzenlenen 4. Día Nacional del Avellano Europeo toplantısı, Şili, Avrupa ve Türkiye’den uzmanları bir araya getirdi. Programda iklim değişikliği, ticaret, sürdürülebilirlik, hastalık yönetimi, teknoloji ve uluslararası pazar başlıkları işlendi. Bu toplantıda Şemsettin Kulaç, Türkiye’de anaç araştırmaları ve kullanımını; Muzaffer Taviloglu, Türkiye’nin dünyanın en büyük fındık üreticisi olarak ticari deneyimini ve Şili’nin büyüme potansiyelini değerlendirdi. Programda Andrés Reyes, Ernesto Moya Elizondo, Luca Giordani, Jorge Mohr Fuchslocher, Umut Küçük ve Hamza Bölük gibi isimler de yer aldı. Türkiye başlığı, Şili açısından yalnızca teknik bir karşılaştırma değil; küresel pazarın yönünü anlamak için de kritik önem taşıyor. Türkiye’nin üretim tecrübesi, Şili’nin büyüyen fındık alanları, yeni yatırımlar ve tedarik zinciri hedefleriyle birlikte değerlendiriliyor. KATILIMCI PROFİLİ GENİŞLEYECEK Bu yılki toplantının konuşmacı listesi açıklanmadığı için isim yazmak doğru olmaz. Ancak önceki PlanetNuts fındık günleri, katılımcı profilini net biçimde ortaya koyuyor. Etkinliklerde üreticiler, danışmanlar, ihracatçılar, fidanlık temsilcileri, akademisyenler, araştırmacılar, tarım teknolojisi firmaları, agroinsan sağlayıcıları, işleme ve hizmet şirketleri ile tarım işletmeleri yer aldı. Yeni buluşma, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin geldiği aşamada kritik bir platform işlevi görecek. Üretici tarafı verim, kalite, iklim, hastalık ve maliyet baskılarını masaya taşıyacak. Uzmanlar ve şirketler ise besleme, sulama, mekanizasyon, bitki sağlığı, işleme teknolojisi, pazarlama ve sürdürülebilirlik alanlarında çözüm önerilerini paylaşacak. SEKTÖRÜN ANA SORUSU: BÜYÜME NASIL YÖNETİLECEK? Şili’de Avrupa fındığı için artık ana mesele yalnızca üretim artışı değil. Ülkenin önünde verimli büyüme, sürdürülebilir bahçe yönetimi, hastalık kontrolü, kuraklık ve iklim riskleri, kaliteli hasat, işleme kapasitesi, üretici örgütlenmesi ve küresel pazarda kalıcı konum alma başlıkları bulunuyor. PlanetNuts Fındık Günü bu nedenle üretici toplantısından daha geniş bir anlam taşıyor. Casa Laura’daki buluşma, Şili’nin büyüyen Avrupa fındığı sektöründe bilgi paylaşımını, saha deneyimini, teknoloji kullanımını ve ticari bağlantıları aynı masada toplamayı hedefliyor. Rezervasyon sürecinin 13 Ağustos’ta başlamasıyla birlikte etkinliğin resmi programı, konuşmacıları ve katılımcı yapısı sektör tarafından yakından izlenecek. KAYNAKÇA PlanetNuts kurumsal bilgi, 2024 ve 2025 PlanetNuts Day de Avellanos içerikleri, Centro Fruticultura Sur etkinlik değerlendirmesi, 2026 Día Nacional del Avellano Europeo programı, AgriChile yıllık üretici toplantısı, Ferrero yatırım açıklaması ve Şili fındık sektörü verileri esas alınmıştır

KEŞAP FEN LİSESİ ÖĞRENCİLERİ SLOVENYA’DA YAPAY ZEKÂ EĞİTİMİ ALDI Haber

KEŞAP FEN LİSESİ ÖĞRENCİLERİ SLOVENYA’DA YAPAY ZEKÂ EĞİTİMİ ALDI

KEŞAP FEN LİSESİ ÖĞRENCİLERİ SLOVENYA’DA YAPAY ZEKÂ EĞİTİMİ ALDI Giresun’un Keşap ilçesindeki Keşap Fen Lisesi, Erasmus+ KA220 Learn Deep Code AI Projesi kapsamında 23-27 Mart tarihlerinde Slovenya’da uluslararası hareketliliğe katıldı. Öğrenciler, veri etiketleme ve YOLO tabanlı yapay zekâ uygulamaları üzerine teorik ve uygulamalı eğitim aldı. Keşap Fen Lisesi öğrencileri, Erasmus+ KA220 Learn Deep Code AI Projesi kapsamında Slovenya’da düzenlenen uluslararası eğitim hareketliliğinde yapay zekâ ve dijital beceriler alanında yoğun bir programa katıldı. 23-27 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilen faaliyet, okulun Avrupa ortaklı eğitim çalışmalarında önemli bir adım oldu. Proje; Portekiz ve Estonya ortaklığında yürütülürken, koordinatör ülke olarak Yunanistan sürece rehberlik etti. Akademik destek ise Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi tarafından sağlandı. Böylece öğrenciler, farklı ülkelerden eğitim kurumları ve akademik paydaşlarla aynı proje çatısı altında çalışma imkânı buldu. VERİ ETİKETLEME VE YAPAY ZEKÂ UYGULAMALARI ÖNE ÇIKTI Slovenya hareketliliği boyunca öğrenciler, Roboflow platformu üzerinde veri etiketleme süreçlerini öğrendi. Eğitim programında ayrıca YOLO tabanlı yapay zekâ uygulamaları ele alındı. Öğrenciler, hem teorik bilgi edindi hem de uygulamalı çalışmalarla yapay zekâ sistemlerinin temel işleyişine ilişkin doğrudan deneyim kazandı. Program, yalnızca teknik bilgi aktarımıyla sınırlı kalmadı. Öğrencilerin veri işleme, dijital okuryazarlık, teknoloji kullanımı ve uluslararası proje deneyimi açısından da önemli kazanımlar elde ettiği vurgulandı. ULUSLARARASI PROJE DENEYİMİ OKULUN EĞİTİM VİZYONUNU GÜÇLENDİRDİ Keşap Fen Lisesi’nin katıldığı hareketlilik, okulun uluslararası eğitim projelerine aktif katılımını da güçlendirdi. Yapay zekâ gibi güncel ve stratejik bir alanda gerçekleştirilen çalışma, öğrencilerin çağın gerektirdiği becerilerle buluşmasına katkı sundu. Eğitim sürecinde görev alan idareci ve öğretmenlerin çalışmaları da öne çıktı. Projenin, öğrencilerin akademik gelişiminin yanı sıra küresel ölçekte iş birliği kültürü kazanmasına da zemin hazırladığı değerlendirildi. DİJİTAL BECERİLERE DOĞRUDAN KATKI Slovenya’daki faaliyet, özellikle yapay zekâ temelli öğrenme süreçlerine erken yaşta temas edilmesi bakımından dikkat çekti. Veri etiketleme ve nesne tanıma altyapısına dayanan uygulamalar, öğrencilerin yalnızca teknoloji tüketen değil, teknoloji üreten ve anlayan bireyler olarak yetişmesine katkı sundu. Bu yönüyle proje, yerel ölçekte bir okul faaliyetinin ötesine geçerek Giresun’dan Avrupa’ya uzanan bir eğitim başarısı olarak öne çıktı.

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI Haber

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI Talca’da 26 Mart’ta yapılan 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü, Şili’nin fındıkta üretim takvimi, teknoloji, iklim yönetimi ve pazara çıkış zamanını aynı başlıkta topladığını gösterdi. Aynı hafta Giresun Sonhaber’de yayımlanan haberler ise Giresun’da fiyatın çözülmesi, girdi maliyetinin ağırlaşması, kahverengi kokarca baskısı ve pazar gücü kaybı tartışmasının üst üste bindiğini ortaya koydu. TALCA’DAKİ BULUŞMA Grupo Avexa’nın düzenlediği 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü, Maule bölgesindeki Villa Golf’te yapıldı. Resmî etkinlik kaydı programın 26 Mart 2026 Perşembe günü 08.00’de başladığını ve akşam saatlerine kadar sürdüğünü gösterdi. Giresun Sonhaber’in 25 Mart tarihli haberinde de toplantının Talca’da yapılacağı, Şili, Avrupa ve Türkiye’den uzmanların üretim, iklim değişikliği, tarım teknolojileri ve pazar analizleri başlıklarında bir araya geleceği yazıldı. Açık erişimli program akışında Antonio Walker, Gianfranco Marcone, Şemsettin Kulaç, Muzaffer Taviloglu, Andrés Reyes, Ernesto Moya, Luca Giordani, ADV ve Jorge Mohr başlıkları yer aldı. Günün sonunda Andrés Reyes’in kitabının lansmanı yapıldı. PlanetNuts, etkinlik öncesinde medya ortağı olarak sahada olacağını duyurdu; Salfa Agrícola da makine alanında yer alacağını ilan etti. Bu tablo, Talca’daki günün yalnız konuşma salonuna sıkışmadığını, aynı zamanda sektör şirketlerini ve tedarik ağını da sahaya indirdiğini gösterdi. Etkinlik sonrası Redagrícola, Talca’daki toplantının Şili, Türkiye, İtalya ve İspanya’dan uzmanlar ile sektör temsilcilerini bir araya getirdiğini yazdı. Aynı paylaşımda Şili’nin küresel fındık yetiştiriciliği haritasındaki yerinin özellikle vurgulandığı belirtildi. PlanetNuts’ın etkinlik sonrası özetinde de gün boyunca iklim değişikliği, Türkiye’nin üretim ve ticaret deneyimi, Şili’nin küresel Avrupa fındığı pazarındaki konumu, hastalık yönetimi, sürdürülebilir üretim stratejileri, pazarlama ve ürün projeksiyonlarının öne çıktığı işlendi. PlanetNuts’ın ön haberinde Muzaffer Taviloglu ile birlikte Umut Küçük ve Hamza Bölük de anıldı. Buna karşılık erişilebilen Welcu akışında Umut Küçük ve Hamza Bölük adına ayrı bir oturum başlığın ulaşılamadı. FINDIKTA ÜRETİM TAKVİMİ REKABETİ Fındık üretimiyle ilgili en önemli ayrıntılardan biri, artık takvime dayalı rekabetin daha görünür hale gelmesi oldu. Şili’de yayımlanan güncel akademik çalışma, hasadın bazı alanlarda mart ortasında başladığını gösteriyor. Uluslararası sektör kaynakları da Şili’yi kuzey yarımküreye karşı “karşı sezon” tedarikçisi olarak tanımlıyor ve ürünün marttan ağustosa kadar taze arz avantajı yarattığını vurguluyor. ODEPA’nın Şubat 2026 bülteninde ise Şili’de avellano alanının 2025 itibarıyla 49 bin 264 hektara ulaştığı kaydedildi. Türkiye’de ise ana hasat penceresi yaz sonuna oturuyor. Türkiye üzerine derleme niteliğindeki akademik kaynaklar hasadın genel olarak ağustosta yapıldığını, çeşit ve ekolojiye göre değişebildiğini belirtiyor. Ordu merkezli çalışmalar da hasat ve kalite değerlendirmelerinin ağustos ortası ile eylül başı bandında yoğunlaştığını gösteriyor. Başka bir ifadeyle, Türkiye yeni sezona yaz sonunda yürürken Şili pazara daha erken aylarda ürün sunuyor. Rekabet bu nedenle yalnız tonajla değil, ürünün yılın hangi ayında piyasaya girdiğiyle de kuruluyor. GİRESUN SONHABER’İN SON BİR HAFTASI Giresun Sonhaber, 22 Mart’ta Talca dosyasını açtı. “Şili’de Fındık Günü Büyüyor: Türk Fındığı İçin Yeni Rekabet Hattı” başlıklı haberde, 26 Mart’ta Maule’de yapılacak toplantının 500’ün üzerinde sektör profesyonelini buluşturacağı, Türkiye’nin üretim ve ticaret deneyiminin programın merkezinde yer aldığı ve Şili’nin yükselen bir tedarik merkezi olarak öne çıktığı yazıldı. Haberde Balsu Agro Chile yatırımları da ayrıca vurgulandı. 23 Mart’ta dosya fiyat cephesine döndü. “Sert Çözülme: 50 Randıman Tombul Fındık 257 TL” başlıklı haberde, FİSKOBİRLİK’te 50 randıman tombul fındığın 257 liraya düştüğü belirtildi. Aynı haberde 257 liralık seviye, TMO’nun 2025-2026 sezonu için açıkladığı 200 liralık Giresun kalite tabanının üstünde kalsa da, üretici lehine kurulan yüksek fiyat havasının çözülmeye başladığı bir eşik olarak yorumlandı. 24 Mart’ta gündem maliyete kaydı. “Fındıkta 10 Yıllık Erime: Maliyet Patladı, Üretici Ezildi” haberinde Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, üreticinin alım gücünün sert biçimde düştüğünü söyledi. Haberde “4 kilo fındık 1 torba gübreye yetmiyor” çıkışı öne taşındı; 2016’da üç kilo fındıkla alınabilen gübrenin 2026’da dört kilo fındığa rağmen zor alındığı, dönüm başına desteklerin de gübre maliyetini karşılamadığı aktarıldı. 25 Mart’ta Giresun Sonhaber aynı gün içinde üç ayrı fındık başlığı verdi. İlkinde Talca’daki 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü programı okura aktarıldı. İkincisinde FİSKOBİRLİK’in 50 randıman tombul fındık fiyatını iki günde 15 lira düşürerek 242 liraya çektiği duyuruldu. Üçüncü haberde ise Vali Mustafa Koç’un Fındık Araştırma Enstitüsü’nde kahverengi kokarcaya karşı samuray arısı üretimini incelediği, 2026 hedefinin 500 bin arı üretimi olduğu ve Karadeniz’de 300 bine yakın salım yapıldığı bilgisi verildi. 26 Mart’ta dosyanın ekonomik ve siyasi sertliği daha da büyüdü. “Fındıkta Alarm: Türkiye Pazar Gücünü Kaybediyor” haberinde Sencer Solakoğlu, yanlış politikalar, işlevsiz kooperatif yapıları, maliyet farkları ve markalaşma eksikliği nedeniyle Türkiye’nin pazar üstünlüğünün aşındığını savundu. Aynı gün yayımlanan “TBMM’de Fındık Alarmı: Üretici Kiloda 110 Lira Kaybetti” haberinde ise CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, fiyatın 350 liradan 240 liraya indiğini, üreticinin kilogram başına 110 lira kayıp yaşadığını söyledi ve TMO taban fiyatının en az 300 liraya çıkarılması çağrısı yaptı. FİYAT ÇİZGİSİ Sezon içi fiyat hareketi, haberlerin neden bu kadar sertleştiğini tek başına anlatıyor. Giresun Sonhaber’in 20 Ocak tarihli kronolojisine göre FİSKOBİRLİK, 22 Ağustos 2025’te 50 randıman fındık için 230 lira açıkladı; fiyat 23 Eylül 2025’te 347 liraya çıkarak zirveyi gördü. 19 Ocak 2026’da 292 lira açıklandı. 21 Ocak’ta fiyat 287 liraya indi, 3 Şubat’ta 272 liraya geriledi. 23 Mart’ta 257 lira görüldü, 25 Mart’ta ise fiyat 242 liraya çekildi. Böylece 23 Eylül’deki 347 liralık zirve ile 25 Mart’taki 242 lira arasında 105 liralık erime oluştu. Bu geri çekilmenin arka planında erken rekolte dili de yer aldı. Giresun Sonhaber’in 8 Mart tarihli haberinde, 2026-2027 sezonu için ilk rekolte tahmininin 829 bin 239 ton olarak açıklandığı ve üretici cephesinde bunun hasat başlamadan fiyat üzerinde baskı kuracağı endişesinin büyüdüğü yazıldı. 25 Mart tarihli 242 liralık fiyat haberinde de aynı rekolte tahmininin piyasa üzerindeki baskı unsurlarından biri olarak yeniden işlendiği görüldü. DOSYANIN ORTAK SONUCU Talca’daki toplantı ile Giresun Sonhaber’in son bir haftalık fındık dosyası birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo açıktır: Şili üretim alanını büyütüyor, karşı sezon avantajını kullanıyor, teknik toplantılarla üretim ve pazar hattını tahkim ediyor; Giresun’da ise aynı günlerde fiyat geri çekiliyor, maliyet baskısı ağırlaşıyor, kahverengi kokarcaya karşı biyolojik savunma büyütülüyor ve pazar gücü kaybı siyasetin de ana başlıklarından biri haline geliyor. Fındıkta mücadele artık yalnız bahçede ya da borsada yürümüyor; takvimde, maliyette, verimde ve pazardaki yerinizde aynı anda yaşanıyor.

Türkiye Bir Kez Daha Dünya Sahalarında  Haber

Türkiye Bir Kez Daha Dünya Sahalarında 

Türkiye, futbol tarihine parlak bir sayfa daha eklemek için dünyanın en büyük futbol sahnesindeki mücadelesini kararlılıkla sürdürüyor. A Milli Takım, Nike imzalı yepyeni formalarla sahaya çıkmaya hazırlanıyor. Milli gururu yansıtan güçlü tasarım detayları ve sahadaki en zorlu anlarda performansı destekleyen ileri teknolojiyle hazırlanan formalar, Ay-Yıldızlıların mücadele gücünü ve özgüvenini en üst seviyeye taşıyor. Türkiye, futbol tarihine parlak bir sayfa daha eklemek için dünyanın en büyük futbol sahnesindeki mücadelesini kararlılıkla sürdürüyor. A Milli Takım, Nike imzalı yepyeni formalarla sahaya çıkmaya hazırlanıyor. Milli gururu yansıtan güçlü tasarım detayları ve sahadaki en zorlu anlarda performansı destekleyen ileri teknolojiyle hazırlanan formalar, Ay-Yıldızlıların mücadele gücünü ve özgüvenini en üst seviyeye taşıyor. Formalarda Türk kültürüne ait ebru sanatı kullanıldı a A Milli Takım’ın dünya sahalarında giyeceği Nike imzalı yeni formalarda ay yıldızlı bayrak, Türkiye’nin 1954 ve 2002 yıllarındaki yolcuğunda olduğu gibi dikdörtgen formda konumlandırılıyor. Kırmızı ve beyaz olmak üzere iki ana renkte tasarlanan formalar, Türk kültüründen ilham alan ebru desenleriyle geçmişten bugüne uzanan köklü mirasa, takımımızın kendine özgü ruhuna ve uyumuna gönderme yaparken, sahaya taşınan yüksek zafer arzusunu da vurguluyor. Nike’ın soğutma teknolojilerindeki en ileri inovasyonunu temsil eden yeni Aero-FIT Teknolojisi ile geliştirilen formalar, önceki nesil Nike performans ürünlerine kıyasla iki kattan fazla hava akışı sağlayarak ekstrem koşullarda en üst düzey performansı desteklemeye yardımcı oluyor. Ten ile kumaş arasında daha fazla hava dolaşımı sağlayacak şekilde tasarlanan Aero-FIT, terleme verimliliğini desteklerken oyunun temposunun yükseldiği anlarda sporcuların kuru kalmasına yardımcı oluyor. Nike’ın on yıllardır sürdürdüğü karbon ayak izini küçültme hedefi doğrultusunda, yüzde 100 atık tekstillerden ürettiği ilk elit performans ürünü olan Aero-FIT formalar, modern, cesur ve dinamik tasarımıyla A Milli Takım’ın karakterini de sahaya yansıtıyor. Genç, hırslı ve çok iddialı: Kampanya yüzü Arda Güler Aynı hedefe kilitlenmiş bir takımın hikâyesi yeniden yazılıyor. Genç yetenekleri, enerjik oyun anlayışı ve birlikte mücadele ruhuyla A Milli Takım, dünyanın zirvesine doğru tek yürek ilerliyor. Kampanya yüzü Arda Güler’in gözlerindeki kararlılık ve zafer hırsı, bu yolculuğun ortak inancını özetliyor: enerjisi ve birlikte mücadelesiyle tüm A Milli Takım “Biz Geliyoruz” diyor. Taraftarları bu büyük yolculuğun bir parçası olmaya davet eden A Milli Takım formaları, 23 Mart itibarıyla TFF’nin E-Shop ((https://eshop.tff.org/yeni-koleksiyon)) sayfasında, 25 Mart’tan itibaren de Nike ve Sportive mağazalarında satışa çıkacak. Ayrıca, yurt dışında yaşayan Türk taraftarlar da Ay-Yıldızlıları desteklemek için Avrupa'nın en büyük takım sporları satış kanallarından biri olan 11TeamSports üzerinden yeni formaları temin edebilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PARİS’TE 8 MART BULUŞMASI: Haber

PARİS’TE 8 MART BULUŞMASI:

PARİS’TE 8 MART BULUŞMASI: CHP PARİS BİRLİĞİ’NDEN DAYANIŞMA VE ÖRGÜTLENME MESAJI CHP Paris Birliği’nin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlediği etkinlikte, kadın hakları, eşitlik, dayanışma ve yurtdışı örgütlenmesi vurgusu öne çıktı. Programa CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş ile CHP Gaziantep Şehitkamil İlçe Başkanı Hurşit Yıldırım da katıldı. Etkinlikte yeni üyelere rozet takılırken, parti çalışmaları içinde emek veren isimlere plaket takdim edildi. Cumhuriyet Halk Partisi’nin resmi yurtdışı yapılanmaları arasında yer alan CHP Paris Birliği, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında Paris’te özel bir program düzenledi. Kadın emeği, eşit yurttaşlık, özgürlük ve demokratik dayanışma başlıklarının öne çıktığı buluşma, aynı zamanda partinin yurtdışındaki örgütlenme çalışmalarına da güçlü bir mesaj verdi. Etkinlikte konuşmaların odağında kadınların toplumsal yaşam içindeki yeri, eşitlik mücadelesi ve dayanışmanın önemi yer aldı. Programa katılan CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş ile CHP Gaziantep Şehitkamil İlçe Başkanı Hurşit Yıldırım, 8 Mart’ın yalnızca bir anma günü değil, kadın hakları mücadelesinin tarihsel ve siyasal anlamını hatırlatan önemli bir gün olduğuna dikkat çekti. Programda partinin yeni üyelerine rozetleri takıldı, uzun süredir emek veren partililere ise plaket verildi. Böylece etkinlik, yalnızca 8 Mart kapsamında gerçekleştirilen sembolik bir buluşma olmanın ötesine geçerek, CHP’nin Avrupa’daki örgütsel bağlarını güçlendiren bir organizasyon niteliği kazandı. Etkinliğe CHP Paris Birliği Başkanı Nazım Ergin, CHP Paris Birliği Kadın Kolu Başkanı Emel Koçaslan ve Paris Birliği 91. Bölge Sorumlusu Ramazan Özlü başta olmak üzere çok sayıda partili ve davetli katıldı. Program boyunca birlik, beraberlik ve ortak mücadele mesajları öne çıktı. Paris’teki 8 Mart buluşması, CHP’nin yurtdışındaki yapılanmasının yalnızca seçim dönemleriyle sınırlı olmadığını, kadın hakları, dayanışma ve örgütlü siyaset başlıklarında da aktif bir zemin oluşturmaya çalıştığını bir kez daha ortaya koydu. Etkinlik, diaspora içinde parti aidiyetini güçlendiren ve ortak mücadele fikrini canlı tutan önemli bir buluşma olarak kayda geçti.

GEZMİŞ: “SEFER SAYILARI ARTMALI, GİRESUN’UN ULAŞIM HAKKI GÜÇLENDİRİLMELİ” Haber

GEZMİŞ: “SEFER SAYILARI ARTMALI, GİRESUN’UN ULAŞIM HAKKI GÜÇLENDİRİLMELİ”

ORDU-GİRESUN HAVALİMANI GÜNDEMDE CHP’Lİ MİLLETVEKİLİ ELVAN IŞIK GEZMİŞ: “SEFER SAYILARI ARTMALI, GİRESUN’UN ULAŞIM HAKKI GÜÇLENDİRİLMELİ” Karadeniz Bölgesi’nin önemli ulaşım yatırımlarından biri olan Ordu-Giresun Havalimanı, son dönemde uçuş sayıları ve destinasyon eksikliği tartışmalarıyla yeniden siyasi gündeme taşındı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, havalimanındaki sefer sayılarının yetersiz olduğunu belirterek, bölge halkının ulaşım hakkının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. “Havalimanımız Komşu Şehirlerin Gölgesinde Kalıyor” Milletvekili Gezmiş yaptığı açıklamada, Ordu-Giresun Havalimanı’nın potansiyeline rağmen yeterince kullanılmadığını ifade ederek, Giresun ve Ordu halkının kendi havalimanını daha aktif kullanabilmesi için yeni düzenlemelerin yapılması gerektiğini vurguladı. Gezmiş açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Ordu-Giresun Havalimanımız komşu şehirlerin gölgesinde kalıyor. Hemşehrilerimiz kendi havaalanımızdan seyahat edebilmelidir. Sefer sayıları yetersiz, destinasyonlar eksiktir.” GURBETÇİ YOĞUNLUĞU VURGUSU Bölgedeki gurbetçi nüfusuna dikkat çeken CHP’li milletvekili, özellikle Avrupa’da yaşayan Karadenizli vatandaşların memleketlerine ulaşımını kolaylaştıracak doğrudan uçuşların artırılması gerektiğini dile getirdi. Gezmiş, Almanya başta olmak üzere gurbetçilerin yoğun olarak yaşadığı ülkelere direkt uçuş sayılarının artırılmasının hem bölge ekonomisine hem de turizme katkı sağlayacağını belirtti. Yeni Destinasyon Talebi Milletvekili Gezmiş, Ordu-Giresun Havalimanı’ndan talep gören bazı hatlara doğrudan uçuşların başlatılması gerektiğini belirterek şu önerileri sıraladı: Antalya’ya direkt uçuşlar Çukurova Havalimanı bağlantıları Öğrencilerin yoğun bulunduğu Kuzey Kıbrıs’a düzenli seferler Gezmiş, özellikle yaz sezonu öncesinde bu adımların atılmasının önemine dikkat çekerek, “Giresunlu hemşehrilerimizin ulaşım hakkı ihmal edilmemeli” dedi. YAZ UÇUŞ PROGRAMI TARTIŞMA YARATTI Ordu-Giresun Havalimanı ile ilgili tartışmaların artmasında 2026 yaz uçuş programı da etkili oldu. Bölgedeki iş dünyası temsilcileri ve bazı sivil toplum kuruluşları, yaz sezonunda Antalya ve İzmir gibi yoğun talep gören destinasyonlara yeterli uçuş planlanmamasını eleştirdi. Uzmanlar, bu durumun özellikle turizm ve gurbetçi trafiği açısından bölge için önemli bir eksiklik oluşturduğunu belirtiyor. KARADENİZ’DE YATIRIM DENGESİ TARTIŞMASI Öte yandan Karadeniz Bölgesi’nde planlanan yeni havalimanı yatırımları da tartışmayı büyüttü. Özellikle Trabzon’a ikinci havalimanı yapılması planı, bölgede yatırım dengesi konusunda yeni değerlendirmeleri beraberinde getirdi. Bazı çevreler, yeni yatırımlar yerine mevcut havalimanlarının uçuş ağının genişletilmesi ve altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor. AVRUPA’NIN DENİZ ÜZERİNE KURULU İLK HAVALİMANI 2015 yılında hizmete giren Ordu-Giresun Havalimanı, deniz üzerine inşa edilen Avrupa’daki ilk havalimanı olma özelliğini taşıyor. Yıllık yaklaşık 3 milyon yolcu kapasitesine sahip olan havalimanı, Karadeniz’de ulaşım altyapısının güçlenmesi açısından stratejik bir yatırım olarak değerlendiriliyor. Resmî verilere göre havalimanı açıldığı günden bu yana 8 milyondan fazla yolcuya hizmet verdi. Ancak bölge halkı, potansiyeline rağmen uçuş sayısının sınırlı olmasının havalimanının etkin kullanımını engellediğini ifade ediyor. BÖLGE HALKI YENİ SEFERLER BEKLİYOR Sivil toplum kuruluşları ve yerel iş dünyası temsilcileri, yaz sezonu öncesinde uçuş ağının genişletilmesi ve yeni destinasyonların eklenmesi halinde Ordu-Giresun Havalimanı’nın hem bölge ekonomisine hem de turizme önemli katkı sağlayacağını belirtiyor. CHP’li Milletvekili Elvan Işık Gezmiş’in açıklamasıyla birlikte havalimanındaki uçuş planlaması ve yeni hat talepleri, önümüzdeki günlerde siyasi ve kamuoyu gündeminde daha fazla tartışılacağa benziyor.

ALPEREN ŞENGÜN ALL-STAR KARMASINDA Haber

ALPEREN ŞENGÜN ALL-STAR KARMASINDA

ALPEREN ŞENGÜN ALL-STAR KARMASINDA NBA’de tarihi bir gelişme yaşandı. Milli basketbolcu Alperen Şengün, 2026 All-Star organizasyonu için Dünya Takımı kadrosuna davet edildi. Genç yıldız, sakatlığı nedeniyle kadrodan çıkarılan Shai Gilgeous-Alexander’ın yerine seçildi. Lig yönetimi tarafından yapılan açıklamaya göre **NBA Başkanı Adam Silver, Houston Rockets forması giyen Alperen Şengün’ü, sakatlanan Oklahoma City Thunder guardı Gilgeous-Alexander’ın yerine 2026 NBA All-Star Maçı için Dünya Takımı kadrosuna dahil etti. Bu sezon gösterdiği performansla dikkat çeken Alperen, maç başına 20.8 sayı, 9.4 ribaund ve 6.3 asist ortalamalarıyla oynayarak hem takımının hücum organizasyonunda kilit rol üstlendi hem de çok yönlü oyun yapısıyla öne çıktı. Özellikle pivot pozisyonunda top yönlendirebilmesi ve oyun kurulumuna katkı vermesi, onu modern NBA basketbolunun en özel uzunlarından biri haline getirdi. All-Star organizasyonu bu yıl 13–15 Şubat tarihleri arasında, Los Angeles Clippers’ın yeni salonu Intuit Dome’da düzenlenecek. Yeni formatla gerçekleştirilecek etkinlikte ligdeki en formda yıldızlar sahne alacak. Giresun’dan Tebrik Mesajı Alperen’in All-Star seçilmesi memleketi Giresun’da da büyük gurur yarattı. Mustafa Koç sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: “Giresun’un evladı, Türkiye’nin gururu! NBA’de sergilediği üstün performansla All-Star seçilen, sırtında memleketinin plakası 28 numarayı gururla taşıyan hemşehrimiz Alperen Şengün’ü yürekten kutluyorum. Yolun açık, başarıların daim olsun Alperen! Giresun seninle gurur duyuyor.” Alperen Şengün’ün All-Star kadrosuna seçilmesi, Türk basketbolu adına önemli bir kilometre taşı olarak görülüyor. Genç yaşına rağmen NBA seviyesinde gösterdiği olgun performans, hem Avrupa’dan çıkan oyuncuların ligdeki etkisini artırıyor hem de Türkiye’de basketbola olan ilgiyi yeniden yükseltiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.