Hava Durumu

#Avrupa

giresunsonhaber - Avrupa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KEŞAP FEN LİSESİ ÖĞRENCİLERİ SLOVENYA’DA YAPAY ZEKÂ EĞİTİMİ ALDI Haber

KEŞAP FEN LİSESİ ÖĞRENCİLERİ SLOVENYA’DA YAPAY ZEKÂ EĞİTİMİ ALDI

KEŞAP FEN LİSESİ ÖĞRENCİLERİ SLOVENYA’DA YAPAY ZEKÂ EĞİTİMİ ALDI Giresun’un Keşap ilçesindeki Keşap Fen Lisesi, Erasmus+ KA220 Learn Deep Code AI Projesi kapsamında 23-27 Mart tarihlerinde Slovenya’da uluslararası hareketliliğe katıldı. Öğrenciler, veri etiketleme ve YOLO tabanlı yapay zekâ uygulamaları üzerine teorik ve uygulamalı eğitim aldı. Keşap Fen Lisesi öğrencileri, Erasmus+ KA220 Learn Deep Code AI Projesi kapsamında Slovenya’da düzenlenen uluslararası eğitim hareketliliğinde yapay zekâ ve dijital beceriler alanında yoğun bir programa katıldı. 23-27 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilen faaliyet, okulun Avrupa ortaklı eğitim çalışmalarında önemli bir adım oldu. Proje; Portekiz ve Estonya ortaklığında yürütülürken, koordinatör ülke olarak Yunanistan sürece rehberlik etti. Akademik destek ise Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi tarafından sağlandı. Böylece öğrenciler, farklı ülkelerden eğitim kurumları ve akademik paydaşlarla aynı proje çatısı altında çalışma imkânı buldu. VERİ ETİKETLEME VE YAPAY ZEKÂ UYGULAMALARI ÖNE ÇIKTI Slovenya hareketliliği boyunca öğrenciler, Roboflow platformu üzerinde veri etiketleme süreçlerini öğrendi. Eğitim programında ayrıca YOLO tabanlı yapay zekâ uygulamaları ele alındı. Öğrenciler, hem teorik bilgi edindi hem de uygulamalı çalışmalarla yapay zekâ sistemlerinin temel işleyişine ilişkin doğrudan deneyim kazandı. Program, yalnızca teknik bilgi aktarımıyla sınırlı kalmadı. Öğrencilerin veri işleme, dijital okuryazarlık, teknoloji kullanımı ve uluslararası proje deneyimi açısından da önemli kazanımlar elde ettiği vurgulandı. ULUSLARARASI PROJE DENEYİMİ OKULUN EĞİTİM VİZYONUNU GÜÇLENDİRDİ Keşap Fen Lisesi’nin katıldığı hareketlilik, okulun uluslararası eğitim projelerine aktif katılımını da güçlendirdi. Yapay zekâ gibi güncel ve stratejik bir alanda gerçekleştirilen çalışma, öğrencilerin çağın gerektirdiği becerilerle buluşmasına katkı sundu. Eğitim sürecinde görev alan idareci ve öğretmenlerin çalışmaları da öne çıktı. Projenin, öğrencilerin akademik gelişiminin yanı sıra küresel ölçekte iş birliği kültürü kazanmasına da zemin hazırladığı değerlendirildi. DİJİTAL BECERİLERE DOĞRUDAN KATKI Slovenya’daki faaliyet, özellikle yapay zekâ temelli öğrenme süreçlerine erken yaşta temas edilmesi bakımından dikkat çekti. Veri etiketleme ve nesne tanıma altyapısına dayanan uygulamalar, öğrencilerin yalnızca teknoloji tüketen değil, teknoloji üreten ve anlayan bireyler olarak yetişmesine katkı sundu. Bu yönüyle proje, yerel ölçekte bir okul faaliyetinin ötesine geçerek Giresun’dan Avrupa’ya uzanan bir eğitim başarısı olarak öne çıktı.

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI Haber

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI Talca’da 26 Mart’ta yapılan 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü, Şili’nin fındıkta üretim takvimi, teknoloji, iklim yönetimi ve pazara çıkış zamanını aynı başlıkta topladığını gösterdi. Aynı hafta Giresun Sonhaber’de yayımlanan haberler ise Giresun’da fiyatın çözülmesi, girdi maliyetinin ağırlaşması, kahverengi kokarca baskısı ve pazar gücü kaybı tartışmasının üst üste bindiğini ortaya koydu. TALCA’DAKİ BULUŞMA Grupo Avexa’nın düzenlediği 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü, Maule bölgesindeki Villa Golf’te yapıldı. Resmî etkinlik kaydı programın 26 Mart 2026 Perşembe günü 08.00’de başladığını ve akşam saatlerine kadar sürdüğünü gösterdi. Giresun Sonhaber’in 25 Mart tarihli haberinde de toplantının Talca’da yapılacağı, Şili, Avrupa ve Türkiye’den uzmanların üretim, iklim değişikliği, tarım teknolojileri ve pazar analizleri başlıklarında bir araya geleceği yazıldı. Açık erişimli program akışında Antonio Walker, Gianfranco Marcone, Şemsettin Kulaç, Muzaffer Taviloglu, Andrés Reyes, Ernesto Moya, Luca Giordani, ADV ve Jorge Mohr başlıkları yer aldı. Günün sonunda Andrés Reyes’in kitabının lansmanı yapıldı. PlanetNuts, etkinlik öncesinde medya ortağı olarak sahada olacağını duyurdu; Salfa Agrícola da makine alanında yer alacağını ilan etti. Bu tablo, Talca’daki günün yalnız konuşma salonuna sıkışmadığını, aynı zamanda sektör şirketlerini ve tedarik ağını da sahaya indirdiğini gösterdi. Etkinlik sonrası Redagrícola, Talca’daki toplantının Şili, Türkiye, İtalya ve İspanya’dan uzmanlar ile sektör temsilcilerini bir araya getirdiğini yazdı. Aynı paylaşımda Şili’nin küresel fındık yetiştiriciliği haritasındaki yerinin özellikle vurgulandığı belirtildi. PlanetNuts’ın etkinlik sonrası özetinde de gün boyunca iklim değişikliği, Türkiye’nin üretim ve ticaret deneyimi, Şili’nin küresel Avrupa fındığı pazarındaki konumu, hastalık yönetimi, sürdürülebilir üretim stratejileri, pazarlama ve ürün projeksiyonlarının öne çıktığı işlendi. PlanetNuts’ın ön haberinde Muzaffer Taviloglu ile birlikte Umut Küçük ve Hamza Bölük de anıldı. Buna karşılık erişilebilen Welcu akışında Umut Küçük ve Hamza Bölük adına ayrı bir oturum başlığın ulaşılamadı. FINDIKTA ÜRETİM TAKVİMİ REKABETİ Fındık üretimiyle ilgili en önemli ayrıntılardan biri, artık takvime dayalı rekabetin daha görünür hale gelmesi oldu. Şili’de yayımlanan güncel akademik çalışma, hasadın bazı alanlarda mart ortasında başladığını gösteriyor. Uluslararası sektör kaynakları da Şili’yi kuzey yarımküreye karşı “karşı sezon” tedarikçisi olarak tanımlıyor ve ürünün marttan ağustosa kadar taze arz avantajı yarattığını vurguluyor. ODEPA’nın Şubat 2026 bülteninde ise Şili’de avellano alanının 2025 itibarıyla 49 bin 264 hektara ulaştığı kaydedildi. Türkiye’de ise ana hasat penceresi yaz sonuna oturuyor. Türkiye üzerine derleme niteliğindeki akademik kaynaklar hasadın genel olarak ağustosta yapıldığını, çeşit ve ekolojiye göre değişebildiğini belirtiyor. Ordu merkezli çalışmalar da hasat ve kalite değerlendirmelerinin ağustos ortası ile eylül başı bandında yoğunlaştığını gösteriyor. Başka bir ifadeyle, Türkiye yeni sezona yaz sonunda yürürken Şili pazara daha erken aylarda ürün sunuyor. Rekabet bu nedenle yalnız tonajla değil, ürünün yılın hangi ayında piyasaya girdiğiyle de kuruluyor. GİRESUN SONHABER’İN SON BİR HAFTASI Giresun Sonhaber, 22 Mart’ta Talca dosyasını açtı. “Şili’de Fındık Günü Büyüyor: Türk Fındığı İçin Yeni Rekabet Hattı” başlıklı haberde, 26 Mart’ta Maule’de yapılacak toplantının 500’ün üzerinde sektör profesyonelini buluşturacağı, Türkiye’nin üretim ve ticaret deneyiminin programın merkezinde yer aldığı ve Şili’nin yükselen bir tedarik merkezi olarak öne çıktığı yazıldı. Haberde Balsu Agro Chile yatırımları da ayrıca vurgulandı. 23 Mart’ta dosya fiyat cephesine döndü. “Sert Çözülme: 50 Randıman Tombul Fındık 257 TL” başlıklı haberde, FİSKOBİRLİK’te 50 randıman tombul fındığın 257 liraya düştüğü belirtildi. Aynı haberde 257 liralık seviye, TMO’nun 2025-2026 sezonu için açıkladığı 200 liralık Giresun kalite tabanının üstünde kalsa da, üretici lehine kurulan yüksek fiyat havasının çözülmeye başladığı bir eşik olarak yorumlandı. 24 Mart’ta gündem maliyete kaydı. “Fındıkta 10 Yıllık Erime: Maliyet Patladı, Üretici Ezildi” haberinde Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, üreticinin alım gücünün sert biçimde düştüğünü söyledi. Haberde “4 kilo fındık 1 torba gübreye yetmiyor” çıkışı öne taşındı; 2016’da üç kilo fındıkla alınabilen gübrenin 2026’da dört kilo fındığa rağmen zor alındığı, dönüm başına desteklerin de gübre maliyetini karşılamadığı aktarıldı. 25 Mart’ta Giresun Sonhaber aynı gün içinde üç ayrı fındık başlığı verdi. İlkinde Talca’daki 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü programı okura aktarıldı. İkincisinde FİSKOBİRLİK’in 50 randıman tombul fındık fiyatını iki günde 15 lira düşürerek 242 liraya çektiği duyuruldu. Üçüncü haberde ise Vali Mustafa Koç’un Fındık Araştırma Enstitüsü’nde kahverengi kokarcaya karşı samuray arısı üretimini incelediği, 2026 hedefinin 500 bin arı üretimi olduğu ve Karadeniz’de 300 bine yakın salım yapıldığı bilgisi verildi. 26 Mart’ta dosyanın ekonomik ve siyasi sertliği daha da büyüdü. “Fındıkta Alarm: Türkiye Pazar Gücünü Kaybediyor” haberinde Sencer Solakoğlu, yanlış politikalar, işlevsiz kooperatif yapıları, maliyet farkları ve markalaşma eksikliği nedeniyle Türkiye’nin pazar üstünlüğünün aşındığını savundu. Aynı gün yayımlanan “TBMM’de Fındık Alarmı: Üretici Kiloda 110 Lira Kaybetti” haberinde ise CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, fiyatın 350 liradan 240 liraya indiğini, üreticinin kilogram başına 110 lira kayıp yaşadığını söyledi ve TMO taban fiyatının en az 300 liraya çıkarılması çağrısı yaptı. FİYAT ÇİZGİSİ Sezon içi fiyat hareketi, haberlerin neden bu kadar sertleştiğini tek başına anlatıyor. Giresun Sonhaber’in 20 Ocak tarihli kronolojisine göre FİSKOBİRLİK, 22 Ağustos 2025’te 50 randıman fındık için 230 lira açıkladı; fiyat 23 Eylül 2025’te 347 liraya çıkarak zirveyi gördü. 19 Ocak 2026’da 292 lira açıklandı. 21 Ocak’ta fiyat 287 liraya indi, 3 Şubat’ta 272 liraya geriledi. 23 Mart’ta 257 lira görüldü, 25 Mart’ta ise fiyat 242 liraya çekildi. Böylece 23 Eylül’deki 347 liralık zirve ile 25 Mart’taki 242 lira arasında 105 liralık erime oluştu. Bu geri çekilmenin arka planında erken rekolte dili de yer aldı. Giresun Sonhaber’in 8 Mart tarihli haberinde, 2026-2027 sezonu için ilk rekolte tahmininin 829 bin 239 ton olarak açıklandığı ve üretici cephesinde bunun hasat başlamadan fiyat üzerinde baskı kuracağı endişesinin büyüdüğü yazıldı. 25 Mart tarihli 242 liralık fiyat haberinde de aynı rekolte tahmininin piyasa üzerindeki baskı unsurlarından biri olarak yeniden işlendiği görüldü. DOSYANIN ORTAK SONUCU Talca’daki toplantı ile Giresun Sonhaber’in son bir haftalık fındık dosyası birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo açıktır: Şili üretim alanını büyütüyor, karşı sezon avantajını kullanıyor, teknik toplantılarla üretim ve pazar hattını tahkim ediyor; Giresun’da ise aynı günlerde fiyat geri çekiliyor, maliyet baskısı ağırlaşıyor, kahverengi kokarcaya karşı biyolojik savunma büyütülüyor ve pazar gücü kaybı siyasetin de ana başlıklarından biri haline geliyor. Fındıkta mücadele artık yalnız bahçede ya da borsada yürümüyor; takvimde, maliyette, verimde ve pazardaki yerinizde aynı anda yaşanıyor.

Türkiye Bir Kez Daha Dünya Sahalarında  Haber

Türkiye Bir Kez Daha Dünya Sahalarında 

Türkiye, futbol tarihine parlak bir sayfa daha eklemek için dünyanın en büyük futbol sahnesindeki mücadelesini kararlılıkla sürdürüyor. A Milli Takım, Nike imzalı yepyeni formalarla sahaya çıkmaya hazırlanıyor. Milli gururu yansıtan güçlü tasarım detayları ve sahadaki en zorlu anlarda performansı destekleyen ileri teknolojiyle hazırlanan formalar, Ay-Yıldızlıların mücadele gücünü ve özgüvenini en üst seviyeye taşıyor. Türkiye, futbol tarihine parlak bir sayfa daha eklemek için dünyanın en büyük futbol sahnesindeki mücadelesini kararlılıkla sürdürüyor. A Milli Takım, Nike imzalı yepyeni formalarla sahaya çıkmaya hazırlanıyor. Milli gururu yansıtan güçlü tasarım detayları ve sahadaki en zorlu anlarda performansı destekleyen ileri teknolojiyle hazırlanan formalar, Ay-Yıldızlıların mücadele gücünü ve özgüvenini en üst seviyeye taşıyor. Formalarda Türk kültürüne ait ebru sanatı kullanıldı a A Milli Takım’ın dünya sahalarında giyeceği Nike imzalı yeni formalarda ay yıldızlı bayrak, Türkiye’nin 1954 ve 2002 yıllarındaki yolcuğunda olduğu gibi dikdörtgen formda konumlandırılıyor. Kırmızı ve beyaz olmak üzere iki ana renkte tasarlanan formalar, Türk kültüründen ilham alan ebru desenleriyle geçmişten bugüne uzanan köklü mirasa, takımımızın kendine özgü ruhuna ve uyumuna gönderme yaparken, sahaya taşınan yüksek zafer arzusunu da vurguluyor. Nike’ın soğutma teknolojilerindeki en ileri inovasyonunu temsil eden yeni Aero-FIT Teknolojisi ile geliştirilen formalar, önceki nesil Nike performans ürünlerine kıyasla iki kattan fazla hava akışı sağlayarak ekstrem koşullarda en üst düzey performansı desteklemeye yardımcı oluyor. Ten ile kumaş arasında daha fazla hava dolaşımı sağlayacak şekilde tasarlanan Aero-FIT, terleme verimliliğini desteklerken oyunun temposunun yükseldiği anlarda sporcuların kuru kalmasına yardımcı oluyor. Nike’ın on yıllardır sürdürdüğü karbon ayak izini küçültme hedefi doğrultusunda, yüzde 100 atık tekstillerden ürettiği ilk elit performans ürünü olan Aero-FIT formalar, modern, cesur ve dinamik tasarımıyla A Milli Takım’ın karakterini de sahaya yansıtıyor. Genç, hırslı ve çok iddialı: Kampanya yüzü Arda Güler Aynı hedefe kilitlenmiş bir takımın hikâyesi yeniden yazılıyor. Genç yetenekleri, enerjik oyun anlayışı ve birlikte mücadele ruhuyla A Milli Takım, dünyanın zirvesine doğru tek yürek ilerliyor. Kampanya yüzü Arda Güler’in gözlerindeki kararlılık ve zafer hırsı, bu yolculuğun ortak inancını özetliyor: enerjisi ve birlikte mücadelesiyle tüm A Milli Takım “Biz Geliyoruz” diyor. Taraftarları bu büyük yolculuğun bir parçası olmaya davet eden A Milli Takım formaları, 23 Mart itibarıyla TFF’nin E-Shop ((https://eshop.tff.org/yeni-koleksiyon)) sayfasında, 25 Mart’tan itibaren de Nike ve Sportive mağazalarında satışa çıkacak. Ayrıca, yurt dışında yaşayan Türk taraftarlar da Ay-Yıldızlıları desteklemek için Avrupa'nın en büyük takım sporları satış kanallarından biri olan 11TeamSports üzerinden yeni formaları temin edebilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PARİS’TE 8 MART BULUŞMASI: Haber

PARİS’TE 8 MART BULUŞMASI:

PARİS’TE 8 MART BULUŞMASI: CHP PARİS BİRLİĞİ’NDEN DAYANIŞMA VE ÖRGÜTLENME MESAJI CHP Paris Birliği’nin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlediği etkinlikte, kadın hakları, eşitlik, dayanışma ve yurtdışı örgütlenmesi vurgusu öne çıktı. Programa CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş ile CHP Gaziantep Şehitkamil İlçe Başkanı Hurşit Yıldırım da katıldı. Etkinlikte yeni üyelere rozet takılırken, parti çalışmaları içinde emek veren isimlere plaket takdim edildi. Cumhuriyet Halk Partisi’nin resmi yurtdışı yapılanmaları arasında yer alan CHP Paris Birliği, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında Paris’te özel bir program düzenledi. Kadın emeği, eşit yurttaşlık, özgürlük ve demokratik dayanışma başlıklarının öne çıktığı buluşma, aynı zamanda partinin yurtdışındaki örgütlenme çalışmalarına da güçlü bir mesaj verdi. Etkinlikte konuşmaların odağında kadınların toplumsal yaşam içindeki yeri, eşitlik mücadelesi ve dayanışmanın önemi yer aldı. Programa katılan CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş ile CHP Gaziantep Şehitkamil İlçe Başkanı Hurşit Yıldırım, 8 Mart’ın yalnızca bir anma günü değil, kadın hakları mücadelesinin tarihsel ve siyasal anlamını hatırlatan önemli bir gün olduğuna dikkat çekti. Programda partinin yeni üyelerine rozetleri takıldı, uzun süredir emek veren partililere ise plaket verildi. Böylece etkinlik, yalnızca 8 Mart kapsamında gerçekleştirilen sembolik bir buluşma olmanın ötesine geçerek, CHP’nin Avrupa’daki örgütsel bağlarını güçlendiren bir organizasyon niteliği kazandı. Etkinliğe CHP Paris Birliği Başkanı Nazım Ergin, CHP Paris Birliği Kadın Kolu Başkanı Emel Koçaslan ve Paris Birliği 91. Bölge Sorumlusu Ramazan Özlü başta olmak üzere çok sayıda partili ve davetli katıldı. Program boyunca birlik, beraberlik ve ortak mücadele mesajları öne çıktı. Paris’teki 8 Mart buluşması, CHP’nin yurtdışındaki yapılanmasının yalnızca seçim dönemleriyle sınırlı olmadığını, kadın hakları, dayanışma ve örgütlü siyaset başlıklarında da aktif bir zemin oluşturmaya çalıştığını bir kez daha ortaya koydu. Etkinlik, diaspora içinde parti aidiyetini güçlendiren ve ortak mücadele fikrini canlı tutan önemli bir buluşma olarak kayda geçti.

GEZMİŞ: “SEFER SAYILARI ARTMALI, GİRESUN’UN ULAŞIM HAKKI GÜÇLENDİRİLMELİ” Haber

GEZMİŞ: “SEFER SAYILARI ARTMALI, GİRESUN’UN ULAŞIM HAKKI GÜÇLENDİRİLMELİ”

ORDU-GİRESUN HAVALİMANI GÜNDEMDE CHP’Lİ MİLLETVEKİLİ ELVAN IŞIK GEZMİŞ: “SEFER SAYILARI ARTMALI, GİRESUN’UN ULAŞIM HAKKI GÜÇLENDİRİLMELİ” Karadeniz Bölgesi’nin önemli ulaşım yatırımlarından biri olan Ordu-Giresun Havalimanı, son dönemde uçuş sayıları ve destinasyon eksikliği tartışmalarıyla yeniden siyasi gündeme taşındı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, havalimanındaki sefer sayılarının yetersiz olduğunu belirterek, bölge halkının ulaşım hakkının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. “Havalimanımız Komşu Şehirlerin Gölgesinde Kalıyor” Milletvekili Gezmiş yaptığı açıklamada, Ordu-Giresun Havalimanı’nın potansiyeline rağmen yeterince kullanılmadığını ifade ederek, Giresun ve Ordu halkının kendi havalimanını daha aktif kullanabilmesi için yeni düzenlemelerin yapılması gerektiğini vurguladı. Gezmiş açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Ordu-Giresun Havalimanımız komşu şehirlerin gölgesinde kalıyor. Hemşehrilerimiz kendi havaalanımızdan seyahat edebilmelidir. Sefer sayıları yetersiz, destinasyonlar eksiktir.” GURBETÇİ YOĞUNLUĞU VURGUSU Bölgedeki gurbetçi nüfusuna dikkat çeken CHP’li milletvekili, özellikle Avrupa’da yaşayan Karadenizli vatandaşların memleketlerine ulaşımını kolaylaştıracak doğrudan uçuşların artırılması gerektiğini dile getirdi. Gezmiş, Almanya başta olmak üzere gurbetçilerin yoğun olarak yaşadığı ülkelere direkt uçuş sayılarının artırılmasının hem bölge ekonomisine hem de turizme katkı sağlayacağını belirtti. Yeni Destinasyon Talebi Milletvekili Gezmiş, Ordu-Giresun Havalimanı’ndan talep gören bazı hatlara doğrudan uçuşların başlatılması gerektiğini belirterek şu önerileri sıraladı: Antalya’ya direkt uçuşlar Çukurova Havalimanı bağlantıları Öğrencilerin yoğun bulunduğu Kuzey Kıbrıs’a düzenli seferler Gezmiş, özellikle yaz sezonu öncesinde bu adımların atılmasının önemine dikkat çekerek, “Giresunlu hemşehrilerimizin ulaşım hakkı ihmal edilmemeli” dedi. YAZ UÇUŞ PROGRAMI TARTIŞMA YARATTI Ordu-Giresun Havalimanı ile ilgili tartışmaların artmasında 2026 yaz uçuş programı da etkili oldu. Bölgedeki iş dünyası temsilcileri ve bazı sivil toplum kuruluşları, yaz sezonunda Antalya ve İzmir gibi yoğun talep gören destinasyonlara yeterli uçuş planlanmamasını eleştirdi. Uzmanlar, bu durumun özellikle turizm ve gurbetçi trafiği açısından bölge için önemli bir eksiklik oluşturduğunu belirtiyor. KARADENİZ’DE YATIRIM DENGESİ TARTIŞMASI Öte yandan Karadeniz Bölgesi’nde planlanan yeni havalimanı yatırımları da tartışmayı büyüttü. Özellikle Trabzon’a ikinci havalimanı yapılması planı, bölgede yatırım dengesi konusunda yeni değerlendirmeleri beraberinde getirdi. Bazı çevreler, yeni yatırımlar yerine mevcut havalimanlarının uçuş ağının genişletilmesi ve altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor. AVRUPA’NIN DENİZ ÜZERİNE KURULU İLK HAVALİMANI 2015 yılında hizmete giren Ordu-Giresun Havalimanı, deniz üzerine inşa edilen Avrupa’daki ilk havalimanı olma özelliğini taşıyor. Yıllık yaklaşık 3 milyon yolcu kapasitesine sahip olan havalimanı, Karadeniz’de ulaşım altyapısının güçlenmesi açısından stratejik bir yatırım olarak değerlendiriliyor. Resmî verilere göre havalimanı açıldığı günden bu yana 8 milyondan fazla yolcuya hizmet verdi. Ancak bölge halkı, potansiyeline rağmen uçuş sayısının sınırlı olmasının havalimanının etkin kullanımını engellediğini ifade ediyor. BÖLGE HALKI YENİ SEFERLER BEKLİYOR Sivil toplum kuruluşları ve yerel iş dünyası temsilcileri, yaz sezonu öncesinde uçuş ağının genişletilmesi ve yeni destinasyonların eklenmesi halinde Ordu-Giresun Havalimanı’nın hem bölge ekonomisine hem de turizme önemli katkı sağlayacağını belirtiyor. CHP’li Milletvekili Elvan Işık Gezmiş’in açıklamasıyla birlikte havalimanındaki uçuş planlaması ve yeni hat talepleri, önümüzdeki günlerde siyasi ve kamuoyu gündeminde daha fazla tartışılacağa benziyor.

ALPEREN ŞENGÜN ALL-STAR KARMASINDA Haber

ALPEREN ŞENGÜN ALL-STAR KARMASINDA

ALPEREN ŞENGÜN ALL-STAR KARMASINDA NBA’de tarihi bir gelişme yaşandı. Milli basketbolcu Alperen Şengün, 2026 All-Star organizasyonu için Dünya Takımı kadrosuna davet edildi. Genç yıldız, sakatlığı nedeniyle kadrodan çıkarılan Shai Gilgeous-Alexander’ın yerine seçildi. Lig yönetimi tarafından yapılan açıklamaya göre **NBA Başkanı Adam Silver, Houston Rockets forması giyen Alperen Şengün’ü, sakatlanan Oklahoma City Thunder guardı Gilgeous-Alexander’ın yerine 2026 NBA All-Star Maçı için Dünya Takımı kadrosuna dahil etti. Bu sezon gösterdiği performansla dikkat çeken Alperen, maç başına 20.8 sayı, 9.4 ribaund ve 6.3 asist ortalamalarıyla oynayarak hem takımının hücum organizasyonunda kilit rol üstlendi hem de çok yönlü oyun yapısıyla öne çıktı. Özellikle pivot pozisyonunda top yönlendirebilmesi ve oyun kurulumuna katkı vermesi, onu modern NBA basketbolunun en özel uzunlarından biri haline getirdi. All-Star organizasyonu bu yıl 13–15 Şubat tarihleri arasında, Los Angeles Clippers’ın yeni salonu Intuit Dome’da düzenlenecek. Yeni formatla gerçekleştirilecek etkinlikte ligdeki en formda yıldızlar sahne alacak. Giresun’dan Tebrik Mesajı Alperen’in All-Star seçilmesi memleketi Giresun’da da büyük gurur yarattı. Mustafa Koç sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: “Giresun’un evladı, Türkiye’nin gururu! NBA’de sergilediği üstün performansla All-Star seçilen, sırtında memleketinin plakası 28 numarayı gururla taşıyan hemşehrimiz Alperen Şengün’ü yürekten kutluyorum. Yolun açık, başarıların daim olsun Alperen! Giresun seninle gurur duyuyor.” Alperen Şengün’ün All-Star kadrosuna seçilmesi, Türk basketbolu adına önemli bir kilometre taşı olarak görülüyor. Genç yaşına rağmen NBA seviyesinde gösterdiği olgun performans, hem Avrupa’dan çıkan oyuncuların ligdeki etkisini artırıyor hem de Türkiye’de basketbola olan ilgiyi yeniden yükseltiyor.

MGK kararları açıklandı... Yılın ilk toplantısında Türkiye’nin 2026 stratejileri belirlendi Haber

MGK kararları açıklandı... Yılın ilk toplantısında Türkiye’nin 2026 stratejileri belirlendi

Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yılın ilk toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıda Türkiye’nin güvenliği, bölgesel ve küresel riskler, terörle mücadele ve insani yardımlar gündeme geldi. ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleşen Milli Güvenlik Kurulu toplantısında, 2025 yılında yaşanan önemli siyasi, askeri, ekonomik ve toplumsal gelişmeler değerlendirildi. Kurul, 2026 yılında karşılaşılabilecek riskler ve alınacak tedbirler konusunda kapsamlı değerlendirmeler yaptı. Toplantı sonunda MGK, aldığı 9 maddelik kararları kamuoyuyla paylaştı. Kararların Türkiye’nin güvenliği, bölgesel istikrarı ve küresel barış hedefleri doğrultusunda hayata geçirileceğini duyuruldu. Toplantıda öne çıkan başlıklar şöyle oldu: Terörle Mücadele: PKK/KCK, PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ başta olmak üzere ülke içi ve dışındaki tehditlere karşı yürütülen faaliyetlerin son dönemdeki durumları ele alındı. Kurul, “Terörsüz Türkiye” hedefine ulaşmak için kararlılıkla çalışılacağını vurguladı. Bölgesel Destek ve Diplomasi: Suriye’nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve siyasi birliği konusunda Türkiye’nin desteği teyit edildi. Somalili halkın terörle mücadelesine verilen destek de altı çizilen konular arasında yer aldı. Uluslararası İnsani Yardımlar: Türkiye’nin Gazze’ye insani yardımların ulaştırılmasına devam edeceği, kalıcı barışın sağlanması için ortak sorumluluk üstleneceği ifade edildi. Bölgesel Güvenlik: İran’daki güncel gelişmelerin bölgesel istikrar açısından önemi, Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz ve çevresine olası yansımaları ele alındı. Türkiye, savaşın sona erdirilmesi ve barışın tesis edilmesi için aktif çabalarını sürdürecek. Küresel Barış Çabaları: Türkiye’nin Asya, Afrika ve Avrupa’daki kriz bölgelerinde istikrar ve barışın sağlanması amacıyla çok boyutlu faaliyetlerini 2026 yılında da kararlılıkla sürdüreceği bildirildi.

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek Haber

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek

EY’ın Orta ve Doğu Avrupa Bölgesi'ndeki Nadir Toprak Elementleri Çalışmasına göre; akıllı telefonlar, hibrit ve elektrikli araçlar, yeşil enerji sistemleri, veri merkezleri, savunma ve sağlık teknolojileri gibi çoğalan uygulama alanları, nadir toprak elementlerine (NTE) olan dünya çapındaki talebi hızla artırıyor. Özellikle bileşenlerde bulunan “mıknatıs” kullanımı, önümüzdeki 10 yıllık süreçte yıllık %9 büyüme gösterecek şekilde tahmin ediliyor. Öte yandan Avrupa'nın nadir toprak elementleri hammaddesi ve mıknatıs tedarikinde Çin'e duyduğu bağımlılık devam ediyor. Ancak Çin'in 2023 yılından bu yana nadir toprak elementleri ihracatına uyguladığı lisans ve kontrol tedbirleri, birçok sektörün hammadde ikmalinde gecikmelere ve zorluklara neden oluyor. Bunun sonucu olarak yaşanan darboğazlar, bazı sektörlerde üretimi durma noktasına getiriyor. Araştırma, nadir toprak elementlerinin tedarik güvencesi endişeleri nedeniyle, 2025'in ilk 10 ayında belirli (en büyük beş) NTE üretici firmasının piyasa değerinin %175 artış gösterdiğini ortaya koyuyor. Uluslararası danışmanlık hizmetleri firması EY; önde gelen ekonomilerin politika oluşturmasında etkili olan nadir toprak elementlerine (NTE’ler) yönelik araştırmasının sonuçlarını yayımladı. Araştırma; nadir toprak elementlerinin modern teknolojiler için önemi ve Çin’in küresel tedarik zincirindeki baskın konumunu ve bu konudaki jeopolitik ve ekonomik riskleri vurguluyor. Araştırmaya göre; Çin’in, stratejik kaynak olarak tanımladığı nadir toprak elementleri alanındaki üstünlüğü sürüyor. Avrupa Bölgesi ise alternatif kaynaklar ve geri dönüşüm stratejileriyle nadir toprak elementlerine bağımlılığını azaltma çabası içerisinde. 2026 sonuna kadar nadir toprak elementleri temsil eden 17 elementin 12'sine ihracat lisansı getirilebileceği belirtiliyor. Yeni elementler eklenmediği durumda, Çin’in şu anda yalnızca yedi NTE ürününde uyguladığı düzenlemelerin daha da genişleyebileceği, bu durumun AB’nin kritik mineral olarak tanımladığı hammaddelere erişimini daha da zorlaştıracağı ifade ediliyor. Küresel tedarik zincirlerinde belirsizlik artıyor Nadir toprak elementleri, periyodik tabloda 21, 39 ve 57-71 numaralarına sahip benzersiz manyetik, ışık yayan ve elektrokimyasal özelliklere sahip 17 elementten oluşuyor. Yeni ve geniş bir kullanım alanı bulan nadir toprak elementleri, fiziksel, manyetik ve kimyasal doğaları itibariyle günlük yaşamda önemli roller üstleniyor. Özellikle, dış enerjiye ihtiyaç duymadan manyetik özelliklerini sürekli koruyan mıknatısların önemi büyük ve 2023 yılı verilerine göre küresel NTE talebinin %45’ini oluşturuyor. Nadir toprak elementleri; akıllı telefonlar, dizüstü bilgisayarlar, hibrit otomobiller, rüzgâr türbinleri ve güneş panelleri gibi birçok ileri teknoloji ürünün yanı sıra savunma sanayisinde de kullanılıyor. Örneğin; jet motorları, füze savunma mekanizmaları, uzay tabanlı uydular ve iletişim sistemleri bu elementleri içeriyor. Araştırmaya göre; yeşil enerji teknolojileri, ileri elektronik ve savunma uygulamaları, nadir toprak elementlerine (NTE) olan talebi hızla artırıyor. Özellikle, global ölçekte mıknatıs kullanımında önümüzdeki 10 yılda %9 oranında büyüme öngörülüyor. Çin, global NTE üretiminin %70’ini ve rafinasyon işlemlerinin %90’ını elinde bulunduruyor. Ayrıca sinterlenmiş kalıcı mıknatıs üretiminde (PETRM) %94’lük bir paya sahip. Araştırmada, jeopolitik risklere de vurgu yapılıyor. Çin’in, 2025’te yedi tür NTE için ihracat sınırlamaları uygulaması ve yıl sonunda beş ek element için kontrollerin askıya alınmasının global tedarik zinciri güvenliği endişelerini artırdığı belirtiliyor. Diğer yandan, tedarik güvenliği endişeleri nedeniyle NTE şirketlerinin piyasa değerinin 2025’in ilk 10 ayında %175 artış gösterdiği; bu büyümenin enerji ve teknoloji devlerini geride bıraktığı gözleniyor. 2025 yılı ilk 10 ayında piyasa değeri %175 arttı Avrupa, Çin'in ham nadir toprak elementleri ve kalıcı mıknatıs ihracatında en önemli noktalardan biri olmaya devam ediyor. Almanya, İtalya ve İspanya başta olmak üzere Avrupa, modern teknolojinin vazgeçilmezi olan bu elementleri Çin’den ithal ediyor. Bahsi geçen lisans süreçleri, Avrupa’da üretim duraksamalarına yol açabiliyor. Çin, NTE rezervlerinin %50’sine sahip olmasına rağmen Brezilya, Hindistan, Avustralya ve Orta Asya’da bu alanda yeni projeler geliştiriliyor. Avrupa’da İsveç, Norveç, Finlandiya ve Polonya gibi ülkeler stratejik maden ve rafineri yatırımlarına yöneliyor. AB stratejik hammaddeleri geri dönüşümle karşılamayı hedefliyor NTE’ler, jeolojik olarak nadir olmamalarına rağmen, genellikle yoğun ve işletilebilir cevher yataklarında olmadıkları için bu şekilde adlandırılıyor. Prometyum hariç tüm nadir toprak elementlerin, dünya genelinde gümüş, altın veya platinden daha bol olduğu söyleniyor. Kimyasal benzerlikleri, çıkartma süreçlerini teknik ve ekonomik olarak zorlaştırıyor. NTE'lerin büyük ölçekli üretimi önemli ölçüde su ve enerji tüketimi gerektiriyor; ayrıca kimyasal sızıntı riski ve uranyum ve toryum gibi nadir toprak mineralleriyle birlikte doğal radyoaktif elementlerin ortaya çıkması çevresel riskleri de beraberinde getiriyor. Avrupa Birliği bu kapsamda 2030'a kadar stratejik hammaddelerin %25'ini geri dönüşümle karşılamayı hedefliyor. Ancak yeni madenlerin işletime alınması 8-10 yıl, rafinerilerin kurulması 5 yıl sürebiliyor. Merkez Avrupa ve Türkiye AB’nin NTE tedarikinde önemli avantajlar sunuyor Merkezi Avrupa ülkeleri, AB endüstrisinin ihtiyaç duyduğu nadir toprak elementleri tedarikinde önemli avantajlara sahip. Örneğin, İsveç, Norveç ve Finlandiya’da keşfedilen yeni NTE oksit rezervleri, tahmini 11 milyon ton üretimle AB’nin NTE ihtiyacının üçte birini karşılayabilir. Türkiye’de ise, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na göre, Eskişehir Beylikova ve Sivrihisar arasında bulunan sahada 694 milyon ton nadir toprak elementi (NTE) rezervi yer alıyor. Tahminler, bu maden sahasının Çin'deki 800 milyon tonluk “Bayan Obo” sahasından sonra dünyanın en büyük ikinci rezervi olduğunu gösteriyor. Bakanlık, Ekim 2024`te nadir toprak elementleri çıkarma ve işleme konularında bilgi paylaşımı, madencilik teknolojilerinin geliştirilmesi ve ortak yatırımlar için Çin ile "Doğal Kaynaklar ve Madencilik Alanlarında İşbirliği Mutabakat Zaptı" imzaladığını duyurdu. EY Enerji Sektörü Lideri Cem Çamlı, konuyla ilgili şu bilgileri aktardı: “Nadir toprak elementleri, enerji, teknoloji, mobilite, savunma ve sanayi üretim sektörlerinin görünmez omurgasını oluşturuyor. Artan jeopolitik gelişmeler, küresel talebin önemli ölçüde büyümesi ve stratejik ulusal çıkarlar ülkelerin stratejik planlamalarını ve yatırımcıların öncelik sıralamalarını yeniden şekillendiriyor. Türkiye, Asya ve Avrupa arasındaki coğrafi konumu, gelişen sanayi altyapısı ve nadir toprak elementleri rezervleri ile bu dönüşümde daha etkin bir rol alabilir. Yenilenebilir enerji yatırımlarımız, elektrikli araç ekosistemimiz ve savunma sanayimiz, NTE arz güvenliğini artık bir rekabet avantajı değil, zorunlu bir stratejik gereklilik haline getiriyor. Bu yüzden nadir toprak elementleri değer zinciri boyunca sanayicilerimizin ve yatırımcılarımızın aktif rol oynaması, AR-GE yatırımları ve teşvikleri ile ekosistemin büyütülmesi ve bilgi birikiminin artırılması kritik önem taşıyor. Böylece, nadir toprak elementleriyle oluşturulacak ekonomik değer ülkemiz ekonomisine ve istihdamına katkı sağlayacak ve AB ile olan ticari iş birliğimizin daha da sağlamlaşmasını sağlayacaktır. Yakın zamanda, Türkiye’de nadir toprak elementleri değer zincirinde yeni yatırımlar, girişimler ve kamu-özel sektör iş birliklerini göreceğimiz öngörülüyor. EY-Parthenon olarak, global ve bölgesel bilgi birikimimizle bu alanda sektörün öncüsü müşterilerimize stratejiden uygulamaya kadar uçtan uca hizmet sunmaya ve rekabet avantajı yaratmaya devam ediyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.