Hava Durumu

#Alım Gücü

giresunsonhaber - Alım Gücü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Alım Gücü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FINDIKTA 10 YILLIK ERİME: MALİYET PATLADI, ÜRETİCİ EZİLDİ Haber

FINDIKTA 10 YILLIK ERİME: MALİYET PATLADI, ÜRETİCİ EZİLDİ

FINDIKTA 10 YILLIK ERİME: MALİYET PATLADI, ÜRETİCİ EZİLDİ Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındıkta son 10 yılda üreticinin alım gücünün sert biçimde düştüğünü açıkladı. Gübre fiyatlarındaki sıçrama, desteklerin yetersizliği, piyasadaki fiyat baskısı ve siyasetin sessizliği üreticiyi bahçesinde dahi çaresiz bıraktı. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındık üreticisinin yüksek girdi maliyetleri altında ezildiğini söyledi. Karan, son 10 yılda artan masraflar karşısında fındık fiyatının yaklaşık yüzde 400 değer kaybettiğini belirtti; üreticinin artık gübreye, bakıma ve verime yetişemediğini vurguladı. Karan, fındıkta yüksek verim ve kaliteli ürün için gübrelemenin vazgeçilmez olduğunu, ancak mevcut fiyat yapısının üreticiyi bahçesine yeterli gübre atamaz hale getirdiğini ifade etti. Ortaya çıkan tablonun yalnızca tarımsal değil, doğrudan ekonomik bir çöküş uyarısı verdiğini dile getirdi. 4 KİLO FINDIK 1 TORBA GÜBREYE YETMİYOR Karan, 2016 ile 2026 arasındaki farkı rakamlarla ortaya koydu. Üreticinin 10 yıl önce üç kilo fındıkla bir torba gübre alabildiğini hatırlatan Karan, bugün ise dört kilo fındığın ya da dönüm başına verilen desteğin bir torba gübreye ancak yettiğini söyledi. Karan’ın sözleri şöyle: “2016 yılında bir kilogram fındık 13,5 lira, bir torba gübre 40 liraydı. Üretici 3 kilogram fındıkla bir torba gübre alabiliyordu. Yine 2016’da dönüm başına 170 lira olarak ödenen alan bazlı gelir desteğiyle üretici 4 torba gübre satın alabiliyordu. 2026 yılına geldiğimizde ise bir kilogram fındık 230–240 lira, bir torba gübre 1.100 lira. Bugün 4 kilogram fındıkla ya da dönüm başına ödenen 355 liralık bitkisel destekle bir torba gübre zor alınıyor. Bu rakamlar üreticinin en az 3 torba kaybı olduğunu gösteriyor.” Bu tablo, fındık fiyatındaki artışın kağıt üzerinde kaldığını, asıl gerçeğin ise tarlada ve bahçede ortaya çıktığını gösterdi. Üreticinin cebine giren para artmadı; tersine alım gücü sert biçimde düştü. FİYAT BASKISI İDDİASI BÜYÜDÜ Karan, fındık piyasasında fiyatların baskı altında tutulduğunu savundu. Devlet teşvikleriyle ABD ve Şili’de bahçeler kuran tekelci firmanın Türk üreticisine karşı yeni bir denge kurduğunu öne sürdü. Bu yapının yalnız dış pazarda değil, iç piyasada da fiyatları baskılayan bir güce dönüştüğünü söyledi. Karan, bu nedenle kabuklu fındık ticaretinin acilen sorgulanmasını istedi. Rekabet Kurumu’nun harekete geçmesi çağrısı yaptı. “TEKELCİ FİRMA DEVLET TEŞVİKLERİYLE TÜRK ÜRETİCİSİNE MEYDAN OKUYOR” Karan, fındıkta yaşanan daralmanın tesadüf olmadığını savundu. Üreticinin karşısında yalnız maliyet artışı değil, organize bir piyasa baskısı bulunduğunu dile getirdi. Bu sözler, fındıkta tartışmanın artık yalnız fiyat değil, pazar hakimiyeti başlığına da kaydığını gösterdi. SİYASETE VE FİSKOBİRLİK’E SERT ÇIKIŞ Karan, bölge milletvekillerinin fındık üreticisini sahipsiz bıraktığını söyledi. Üreticinin oyuyla Meclis’e giden isimlerin sahada görünmediğini, fındıkta yaşanan ağır tablo karşısında etkili bir duruş ortaya koyamadığını ifade etti. Karan, FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar’ı da hedef aldı. Fındık üreticisinin hakkını savunması beklenen en kritik isimlerden biri olarak görülen Bayraktar’ın büyük bir hayal kırıklığı yarattığını belirtti. Karan’ın sözleri şöyle: “FİSKOBİRLİK Başkanı Bayraktar tam bir hayal kırıklığı” BAHÇEDEKİ ÇÖKÜŞ, MASADAKİ SESSİZLİK Fındıkta yaşanan sorun artık yalnız sezonluk fiyat tartışması değil. Gübreye erişemeyen, desteği yetersiz kalan, piyasada baskı gören ve siyasette karşılık bulamayan üretici her geçen yıl biraz daha geriye düşüyor. Karadeniz’in temel geçim kaynağında alarm büyüyor; üretici daha fazla söz değil, doğrudan sonuç istiyor.

ÖZGÜR ÖZEL: “EMEKLİYE ACIMAYANA ACIMAYACAĞIZ” Haber

ÖZGÜR ÖZEL: “EMEKLİYE ACIMAYANA ACIMAYACAĞIZ”

ÖZGÜR ÖZEL: “EMEKLİYE ACIMAYANA ACIMAYACAĞIZ” Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, emekli maaşlarına ilişkin Meclis’te yapılan oylamanın ardından sosyal medya hesabından dikkat çeken bir açıklama yaptı. Özel, CHP’nin emeklilerin yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik sunduğu önerilerin iktidar çoğunluğu tarafından reddedildiğini belirterek sert ifadeler kullandı. Özel açıklamasında, CHP olarak en düşük emekli maaşının 28 bin liraya yükseltilmesini ve her emekliye 8 bin lira seyyanen zam verilmesini teklif ettiklerini hatırlattı. Bu önerinin kabul edilmemesine tepki gösteren Özel, emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntıların görmezden gelindiğini savundu. CHP Lideri, paylaşımında karar vericilerin halktan koptuğunu ima eden şu ifadeleri kullandı: “Bir gün yoksulluk görmemiş olanlar, kollarında 20 milyonluk saatlerle 20 bin liraya el kaldırdılar.” Açıklamasının devamında emekli maaşlarının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki bir mesele olduğunu vurgulayan Özel, emeklilerin insanca yaşam taleplerinin karşılanması gerektiğini dile getirdi. Özel, paylaşımını şu sözlerle tamamladı: “Ant olsun ki; emekliye acımayana acımayacağız!” CHP Genel Başkanı’nın bu açıklaması, emekli maaşları ve alım gücü tartışmalarını yeniden siyasetin gündemine taşırken, önümüzdeki süreçte Meclis’te emeklilere yönelik düzenlemelerin tartışılmaya devam edeceğine işaret etti. “En düşük emekli maaşı 28 bin lira olsun, her emekliye 8 bin lira seyyanen zam verelim” dedik. Bir gün yoksulluk görmemiş olanlar, kollarında 20 milyonluk saatlerle 20 bin liraya el kaldırdılar. Ant olsun ki; Emekliye acımayana acımayacağız! pic.twitter.com/RqFKwAoUvC — Özgür Özel (@eczozgurozel) January 25, 2026

2026’da Asgari Ücret Ne Olacak? Haber

2026’da Asgari Ücret Ne Olacak?

2025 yılında geçerli olan asgari ücret, %30 zamla net 22.104 TL, brüt 26.005 TL olarak belirlenmişti. Ancak, yıl boyunca yüksek seyreden enflasyon nedeniyle bu artış, çalışanların alım gücünü korumakta yetersiz kaldı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Ekim 2025 Enflasyon Raporu’na göre, yıl sonu enflasyonunun %43,4 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Bu tablo, hane halkı bütçelerinde reel gelir kaybının sürdüğüne işaret ediyor. TÜİK’in 2025 ikinci çeyrek verilerine göre işgücü maliyetleri bir önceki yıla göre %44,3 arttı. İSO’nun Eylül 2025 İmalat PMI raporu ise liradaki değer kaybının üretici maliyetlerini son üç ayın en hızlı artış seviyesine taşıdığını gösteriyor. KOBİ’ler için de işveren maliyeti 2025’te çalışan başına 30.556 TL seviyesine yükselmişti. Bu maliyetin, 2026’da yapılacak olası zamla birlikte 40 bin TL bandına yaklaşması bekleniyor. Bu veriler, şirketlerin 2026 planlarında daha temkinli harcama ve tasarruf odaklı adımlara yöneleceğini ortaya koyuyor. Asgari Ücret 27.000TL Olacak Mı? Küresel enflasyonun kademeli olarak düşmesine rağmen, Türkiye’de ücret artış baskısının süreceği öngörülüyor. Trading Economics’in modellemesine göre, Türkiye’de asgari ücretin 2026 yılında yaklaşık 32.000 TL/ay (brüt) seviyesine yükselmesi bekleniyor. Bu, mevcut brüt tutara kıyasla %23–25 civarında bir artış anlamına geliyor. Benzer biçimde, OECD 2025 Economic Outlook raporunda Türkiye için 2026 yılı ortalama fiyat artışının %21 civarında seyredeceği öngörülüyor. Bu oran dikkate alındığında, net asgari ücretin 27.000 TL civarında belirlenmesi ihtimalini güçlendiriyor. Bu durumda, enflasyon da göz önüne alındığında olası 2026 artışı, çalışanların yaşam maliyetlerindeki reel kaybı tamamen telafi etmeyebilir. Ekonomistler, yeni asgari ücretin yalnızca enflasyona endeksli değil, alım gücü temelli bir yaklaşımla belirlenmesi gerektiğini vurguluyor. Bu durum, 2026’da maaş artış oranlarının özel sektörde de referans alınacağı anlamına geliyor. Özellikle giriş seviyesi pozisyonlarda beyaz yakalı ücretlerin yeniden dengelenmesi gündemde. Ücret Politikalarında Yeniden Kalibrasyon Dönemi İnsan Kaynakları danışmanlık firması Gilda&Partners Kurucusu Jilda Bal, 2026 asgari ücret beklentilerini şu şekilde değerlendirdi: “2026, ücret politikalarında yeniden kalibrasyon yılı olacak. Enflasyon düşse bile, çalışanların alım gücü henüz toparlanmadı. Şirketler artık maaş artışlarını yalnızca piyasa ortalamasına göre değil, çalışan deneyimine ve sürdürülebilir motivasyona göre kurgulamak zorundadır. Önümüzdeki dönemde, ücret şeffaflığı, yan hakların genişletilmesi ve performansa dayalı ödül sistemleri çok daha belirleyici hale gelecek. Kısa vadeli zamlar değil, uzun vadeli güven inşası çalışan bağlılığını koruyacak.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.