Hava Durumu

#Alım Fiyatı

giresunsonhaber - Alım Fiyatı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Alım Fiyatı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FINDIK ÜRETİCİSİNE İKİ ÖDEMEDE 2 MİLYAR 854 MİLYON TL Haber

FINDIK ÜRETİCİSİNE İKİ ÖDEMEDE 2 MİLYAR 854 MİLYON TL

FINDIK ÜRETİCİSİNE İKİ ÖDEMEDE 2 MİLYAR 854 MİLYON TL TMO, 27 Ağustos–2 Eylül 2026 tarihleri arasında teslim edilen fındıklar için 902 milyon TL, 3–9 Eylül teslimleri için ise 1 milyar 952 milyon TL ödeme yaptı. Böylece son iki ödeme diliminde fındık üreticilerinin hesaplarına aktarılan tutar 2 milyar 854 milyon TL’ye ulaştı. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin 30 Eylül’de açıkladığı yeni ödeme, serbest piyasada fiyatların TMO seviyesinin belirgin biçimde altında kaldığı bir dönemde geldi. TMO’nun 2026/27 sezonu için 50 randıman Giresun kalite fındıkta açıkladığı alım fiyatı 255 TL/kg, Levant kalitede ise 250 TL/kg. TMO’nun gerçekleştirdiği son ödemeler, kamu alım sisteminin yalnız fiyat açıklamakla kalmadığını, teslim edilen ürünlerin bedellerinin üretici hesaplarına aktarılmaya devam ettiğini de ortaya koydu. FİSKOBİRLİK FİSKOBİRLİK’in 2026 sezonunda kooperatif ortakları için açıkladığı ilk alım fiyatı 50 randıman Giresun kalite fındıkta 210 TL/kg, Levant kalitede 195 TL/kg seviyesinde kaldı. Çeşitli ek ödemeler ve alışveriş çeki uygulaması bulunmasına rağmen baz fiyat karşılaştırmasında TMO, Giresun kalite fındıkta kilogram başına 50 TL daha yüksek fiyat uyguluyor. Bu nedenle sezonun mevcut fiyat tablosunda üreticinin önündeki kamu alım seçeneğinde TMO belirgin biçimde öne çıkıyor. SERBEST PİYASA 30 Eylül itibarıyla yayımlanan bölgesel piyasa verilerinde Giresun kalite fındık 190–200 TL, Levant kalite ise 185–190 TL bandında gösteriliyor. Buna karşılık TMO, aynı 50 randıman esasına göre Giresun kaliteyi 255 TL’den, Levant kaliteyi 250 TL’den alıyor; 50 randımanın üzerindeki ürünlere ayrıca randıman farkı ödüyor. Böylece Giresun’da dahi TMO ile serbest piyasa arasında ürüne göre kilogram başına yaklaşık 55–65 TL’ye varan fiyat farkı oluşuyor. Üreticinin 185–200 TL bandındaki piyasa fiyatıyla karşı karşıya kaldığı bu dönemde TMO’nun hem 255 TL’lik alım fiyatını koruması hem de teslim edilen ürünlerin bedelini açıklanan ödeme takvimiyle banka hesaplarına aktarması, kamu alımının piyasadaki önemini daha görünür hale getiriyor. TMO’nun 30 Eylül ödeme programında ayrıca hububat için 1 milyar 106 milyon TL, haşhaş kapsülü ve tohumu için 59 milyon TL, yeşil mercimek için 193 milyon TL olmak üzere fındık dahil toplam 3 milyar 310 milyon TL üretici hesaplarına yatırıldı.

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ? Haber

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ?

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ? ÜRETİCİNİN YAŞAM KALİTESİNİ BELİRLEME YETKİSİNİ KİM VERDİ? TMO’NUN 255 TL’YE ALDIĞI FINDIĞIN BULUNDUĞU PİYASADA ÜRETİCİDEN 185 TL’YE FINDIK NASIL ALINIYOR? TMO, 2026 ürünü Giresun kalite fındığın kilogramına 255 TL, Levant kaliteye 250 TL fiyat açıklamış ve alıma başlamış durumda. Buna karşılık 17 Eylül 2026’da Karadeniz’in bazı üretim merkezlerinde piyasa fiyatları 185 TL seviyelerine kadar iniyor. Elbette kalite, randıman ve bölgesel farklılıklar hesaba katılmalı. Ancak kilogramda 60–70 liraya ulaşabilen bu uçurum karşısında artık yalnızca “serbest piyasa” denilip geçilebilir mi? Üreticiden alım yapan tüccarlar gerçekten birbirleriyle rekabet ediyor mu, yoksa fiyat rekabetini ortadan kaldıran doğrudan ya da dolaylı bir koordinasyon mu var? Rekabet Kurulu’nun geçmişte fındık alıcıları arasında bilgi değişimini soruşturmuş ve Düzce’de ihlal tespit etmiş olması nedeniyle bu soru bugün çok daha ciddi biçimde cevap bekliyor. (Tarım ve Orman Bakanlığı) TMO’nun 6 Ağustos 2026’da açıkladığı resmî fiyat ortada: Giresun kalite fındık 255 TL/kg. Levant kalite 250 TL/kg. Üstelik yüzde 50 randımanın üzerindeki ürün için ilave randıman bedeli de ödeniyor. TMO alımları 24 Ağustos’ta başladı. (Tarım ve Orman Bakanlığı) Peki aynı ülkenin, aynı sezonun, aynı tarım ürününde üreticinin karşısına neden 175, 180, 185, 190 liralık fiyatlar çıkıyor? 17 Eylül 2026 tarihli piyasa verilerinde Samsun merkezde tombul fındığın 185 TL, Levant kalitenin 180 TL; Ordu’da bazı kalite gruplarının yaklaşık 185 TL seviyelerinde olduğu bildiriliyor. Giresun’da fiyat daha yüksek olmakla birlikte yine TMO’nun resmî fiyatının altında seyrediyor. (Haberlisin) Burada kalite ve randıman farklarını yok sayarak “TMO’daki 255 liralık ürünün aynısı her yerde 185 liraya alınıyor” demek doğru olmaz. Ama bu teknik ayrıntı büyük soruyu ortadan kaldırmıyor: TMO’nun 250–255 TL’lik müdahale fiyatı varken Karadeniz’in geniş bir bölümünde piyasanın bunun onlarca lira altında oluşmasının ekonomik sebebi nedir? KİM VERDİ SİZE BU YETKİYİ? Fındığın fiyatı yalnızca bir ürünün fiyatı değildir. O fiyat; üreticinin çocuğunun eğitim masrafıdır, evine götüreceği ekmektir, gelecek yıl bahçesine yapacağı gübredir, işçinin ücretidir, kredi borcudur, elektrik faturasıdır, bir ailenin bir yıllık yaşam standardıdır. Kilogram başına üreticinin cebinden eksilen 10 lira, 20 lira, 50 lira yalnızca ticari bir rakam değildir. Ton başına on binlerce liradır. Binlerce üretici düşünüldüğünde milyarlarca liraya ulaşabilecek bir gelir transferinden söz ediyoruz. O nedenle üreticinin sorması gereken soru : Benim ürünümün gerçek değerini kim belirliyor? Devletin kurumu mu? Gerçekten rekabet eden serbest piyasa mı? Yoksa birkaç büyük alıcının etrafında şekillenen satın alma sistemi mi? SERBEST PİYASA DEDİĞİNİZ ŞEY GERÇEKTEN SERBEST Mİ? Serbest piyasa demek, üreticinin karşısına çıkan bütün alıcıların aynı veya birbirine çok yakın rakamları yazması değildir. Serbest piyasa, alıcıların da birbirleriyle rekabet etmesi demektir. Bir tüccar 185 TL veriyorsa, yanındaki tüccarın daha fazla mal toplayabilmek için 190 TL vermesi gerekir. Başka biri 195 TL vermelidir. Talep yükseldiğinde fiyat yukarı gitmelidir. Üreticinin malı için alıcılar yarışmalıdır. Ama bunun yerine; bir ilçede 185, yan ilçede 185, başka bir alım noktasında yine aynı rakam, ertesi sabah herkesin fiyatı aynı anda değişiyorsa... O zaman kamu otoritesinin şu soruyu sorması gerekir: Bu fiyatlar gerçekten birbirinden bağımsız ticari kararlarla mı belirleniyor? ÇÜNKÜ FINDIKTA BU ŞÜPHE DAHA ÖNCE DE DEVLETİN ÖNÜNE GELDİ Bu soru hayalî değildir. Rekabet Kurulu, fındık sektöründe alıcıların fiyat davranışlarını geçmişte bizzat soruşturdu. Düzce’de fındık alım-satımı yapan teşebbüsler hakkında yürütülen soruşturma, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında gerçekleştirildi. Kurulun 15 Ağustos 2024 tarihli kararında sekiz teşebbüsle ilgili süreç uzlaşmayla sonuçlandı. Dosyanın temel konusu, fındık alım ve satımı yapan teşebbüslerin rekabete aykırı biçimde hareket edip etmedikleriydi. (Rekabet Kurumu) Daha sonra Giresun, Samsun ve Trabzon dahil başka üretim bölgelerinde de fındık alıcılarının fiyat ve iletişim ilişkileri Rekabet Kurumu’nun incelemelerine konu oldu. Samsun dosyasının resmî konusu dahi son derece açıktı: “Fındık alımı ve satımı ile iştigal eden teşebbüslerin aralarında anlaşarak fındık alım fiyatlarını belirlemek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri iddiası.” (Rekabet Kurumu) Demek ki devletin ilgili kurumu da şunu kabul ediyor: Fındık alıcılarının üreticiden alış fiyatını birlikte belirlemesi ihtimali, rekabet hukukunun doğrudan konusudur. ÖYLEYSE 2026 SEZONU NEDEN YENİDEN MERCEK ALTINA ALINMASIN? Bugün yapılması gereken herhangi bir tüccarı peşinen suçlu ilan etmek değildir. Tam tersine. Gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Rekabet Kurumu Karadeniz’de aynı anda yerinde inceleme yapmalıdır. Giresun'a bakmalıdır. Ordu'ya bakmalıdır. Samsun'a bakmalıdır. Trabzon'a bakmalıdır. Düzce'ye, Sakarya'ya ve diğer üretim merkezlerine bakmalıdır. Manavların günlük fiyatlarını karşılaştırmalıdır. Telefon ve elektronik yazışmalar incelenmelidir. Fiyat listelerinin hangi saatlerde kimlerden geldiğine bakılmalıdır. Hangi manavın hangi büyük alıcıya fındık topladığı belirlenmelidir. Üreticiden alış fiyatını manavın kendisinin mi belirlediği, yoksa üst alıcı tarafından mı fiyat verildiği ortaya çıkarılmalıdır. MANAV KENDİ FİYATINI BELİRLEYEBİLİYOR MU? Asıl cevaplanması gereken sorulardan biri budur. Bir manav bugün üreticiye: “Ben bu fındığa 10 lira fazla veriyorum.” diyebiliyor mu? Yoksa daha yüksek fiyat verdiği anda malı teslim ettiği büyük alıcıdan zarar mı ediyor? Bir büyük firma onlarca manava sabah: “Bugünün alım fiyatı budur.” diyorsa bunun hukuki ve ekonomik yapısı nedir? Manav gerçekten bağımsız tüccar mı? Yoksa büyük alıcı adına çalışan fiilî bir satın alma noktası mı? Bağımsız ise neden kendi fiyatını belirleyemiyor? Bağımsız değilse üretici bunu biliyor mu? FİYAT LİSTESİNİ KİM HAZIRLIYOR? Karadeniz'de üreticinin karşısına çıkan fiyatların oluşum zinciri açıklanmalıdır. Büyük ihracatçı fiyat mı gönderiyor? Kırıcı mı belirliyor? Manav mı belirliyor? Ticaret borsası mı referans oluyor? Birbirlerinin fiyatları WhatsApp gruplarından mı takip ediliyor? Gelecek gün uygulanacak fiyatlar önceden konuşuluyor mu? Bunların hiçbirini dışarıdan bakarak kesin olarak söyleyemeyiz. Ama devlet araştırabilir. Rekabet Kurumu araştırabilir. Ve araştırmalıdır. DEVLET YOK MU? İşte meselenin en kritik noktası burasıdır. Devlet yalnızca TMO üzerinden fiyat açıklayıp kenara çekilemez. Çünkü TMO'nun kuruluş ve müdahale mantığının önemli nedenlerinden biri zaten üreticinin pazarlama ve finansman kaynaklı sorunlarını azaltmaktır. Bakanlığın 2026 fiyat açıklamasında da bu amaç açık biçimde ifade edilmiştir. (Tarım ve Orman Bakanlığı) O halde şu sorunun cevabı gerekir: Devlet 255 TL fiyat açıklıyorsa bu fiyat piyasada neden karşılık bulmuyor? TMO yeterince ürün alabiliyor mu? Üretici randevuya ulaşabiliyor mu? Alım noktaları yeterli mi? Ödeme süresi üreticiyi tüccara yöneltiyor mu? Üretici borçları nedeniyle fındığını hemen satmak zorunda mı? Tüccarın nakit gücü TMO'nun müdahale gücünün önüne mi geçiyor? Ve en önemlisi: Alıcılar arasında gerçek fiyat rekabeti var mı? 255 TL VARSA 185 TL NASIL VAR? Bu sorunun cevabı yalnızca: “Serbest piyasa.” olamaz. Çünkü serbest piyasa bir sihirli kelime değildir. Fiyat düşüyorsa bunun ekonomik gerekçesi ortaya konulmalıdır. Arz mı fazla? Rekolte mi beklentinin üzerinde? İhracat talebi mi düştü? Stok mu çok yüksek? Avrupa sanayisi alımı mı azalttı? Yoksa alıcı tarafındaki yoğunlaşma ve pazarlık gücü mü fiyatı aşağı çekiyor? Bütün bunlar rakamlarla açıklanmalıdır. Aksi takdirde “serbest piyasa” sözü, hiçbir şeyi açıklamayan bir bahaneye dönüşür. ALİVRE SATIŞLAR AÇIKLANMALI Sektörün bir başka tartışması da sezon öncesi yapılan alivre satışlardır. Alivre satış kendi başına suç değildir. İhracatçı gelecekte teslim edeceği ürünü önceden satabilir. Ancak ihracatçı Avrupa’ya örneğin belirli bir dolar fiyatından büyük miktarda mal bağladıysa hasat başladığında kendi kârlılığı açısından mümkün olan en düşük maliyetle fındık toplamak isteyecektir. Bu da ticari açıdan anlaşılabilir. Ama burada kırmızı çizgi bellidir: O düşük maliyet, rakip alıcılar arasında anlaşarak üretici fiyatını aşağı çekmek suretiyle sağlanamaz. Bu nedenle 2026 ürünü için yapılan sezon öncesi ihracat ve alivre sözleşmeleri konusunda sektörün daha şeffaf olması gerekir. Kaç ton satıldı? Hangi tarihte satıldı? Hangi fiyatlardan satıldı? Hangi teslim vadeleri verildi? Bugünkü iç piyasa fiyatı ile bu sözleşmeler arasında nasıl bir ekonomik ilişki var? FİSKOBİRLİK'E DE AYNI SORU Üreticinin kurduğu bir birlik olan FİSKOBİRLİK bakımından da mesele yalnızca “kaç liradan alıyor?” sorusu değildir. TMO üreticinin ürününe 250–255 TL bandında fiyat biçerken üretici birliği neden bunun belirgin biçimde altında kalıyor? Eğer FİSKOBİRLİK fındığı işleyebiliyor, mamul ürün üretebiliyor, katma değer yaratabiliyorsa bu katma değerin ne kadarı üreticiye dönüyor? 2026 ürünü için ön satış yapıldı mı? Alivre satış yapıldı mı? Yapıldıysa hangi miktarda ve hangi fiyatla? Yapılmadıysa üretici alım fiyatı hangi maliyet hesabıyla oluşturuldu? Üreticinin kurduğu birliğin bunları üreticiye açıklaması olağanüstü bir talep değildir. Tam tersine kurumsal şeffaflığın gereğidir. ÜRETİCİNİN SIRTINDAN FİYAT BELİRLEME DÖNEMİ BİTMELİ Kimse tüccar zarar etsin demiyor. Kimse ihracatçı kâr etmesin demiyor. Kimse sanayici kazanmasın demiyor. Ama aynı soru üretici için de sorulmalıdır: Üretici neden kazanmasın? Fındığı yetiştirirken riski üretici taşıyor. Donu üretici yaşıyor. Kuraklığı üretici yaşıyor. Kokarcayla üretici mücadele ediyor. Gübreyi, ilacı, işçiyi, patozu üretici ödüyor. Bir yıl boyunca bahçenin yükünü üretici taşıyor. Hasat günü geldiğinde ise fiyat üzerinde en az söz sahibi olan yine üretici oluyorsa burada sistemin yeniden sorgulanması gerekir. DEVLETİN GÖREVİ FİYATI TÜCCAR ADINA BELİRLEMEK DEĞİL, REKABETİ KORUMAKTIR Buradan “devlet bütün özel alım fiyatlarını belirlesin” sonucu çıkmaz. Ama devletin çok açık bir görevi vardır: Piyasanın gerçekten rekabetçi çalışmasını sağlamak. 4054 sayılı Kanun bunun için vardır. Rekabet Kurumu bunun için vardır. TMO üretici için piyasa alternatifi yaratmak amacıyla vardır. Ticaret borsaları şeffaf piyasa için vardır. Tarım Bakanlığı üretim politikasını yönetmek için vardır. Öyleyse bu kurumlar birlikte şu soruya cevap vermelidir: TMO'NUN 255 TL'YE ALIM YAPTIĞI BİR SEZONDA KARADENİZ'İN BAZI NOKTALARINDA FINDIK NEDEN 185 TL? Kalite mi? Randıman mı? Arz fazlalığı mı? Finansman baskısı mı? Stok politikası mı? İhracat sözleşmeleri mi? Alıcı gücü mü? Yoksa alıcılar arasında araştırılması gereken bir koordinasyon mu? Hangisiyse ortaya çıkarın. Çünkü bugün tartışılan yalnızca fındığın kilogram fiyatı değildir. Üreticinin alın terinin karşılığını kimin belirlediği tartışılıyor. Üreticinin bir yıllık emeğinin kaç para edeceğine kimin karar verdiği tartışılıyor. Üreticinin yaşam kalitesini birkaç alıcının piyasa gücünün belirleyip belirlemediği tartışılıyor. Ve artık Karadeniz üreticisinin sormaya hakkı vardır: KİM VERDİ SİZE BU YETKİYİ?DEVLET YOK MU?YASA YOK MU? Varsa, uygulanmasını istiyoruz. Suçlu ilan edilmesini değil; araştırılmasını istiyoruz. Söylentiyi değil; belgeyi istiyoruz. “Serbest piyasa” cümlesini değil; gerçek rekabeti istiyoruz.

TMO’DA YÜKSEK RANDIMANLI GİRESUN FINDIĞI 280 TL SINIRINI AŞIYOR Haber

TMO’DA YÜKSEK RANDIMANLI GİRESUN FINDIĞI 280 TL SINIRINI AŞIYOR

TMO’DA YÜKSEK RANDIMANLI GİRESUN FINDIĞI 280 TL SINIRINI AŞIYOR Toprak Mahsulleri Ofisinin 2026/2027 sezonu için Giresun kalite fındıkta açıkladığı 255 TL/Kg’lık alım fiyatı, ürünün randımanı yükseldikçe artıyor. Tirebolu’daki TMO alımlarında 52-55 randıman aralığında ürünler görülürken, resmî fiyatlandırma sistemi 55 randıman Giresun kalite fındığın fiyatını 280,50 TL/Kg’a kadar çıkarıyor. Tarım ve Orman Bakanlığının 2026/2027 sezonu için açıkladığı TMO alım fiyatlarında yüzde 50 sağlam iç fındık esas alınıyor. Buna göre Giresun kalite kabuklu fındığın kilogramı 255 TL, Levant kalite 250 TL, Sivri kalite ise 245 TL olarak belirlendi. Bakanlığın açıklamasına göre 50 randımanın üzerindeki her +1 randıman için Giresun kalitede kilogram başına 5,10 TL ilave fiyat uygulanıyor. RANDIMAN ARTTIKÇA FİYAT 5,10 TL YÜKSELİYOR Resmî fiyat ve randıman primi esas alındığında Giresun kalite fındığın kilogram fiyatı şöyle oluşuyor: Randıman Giresun Kalite Fiyatı 50 Randımana Göre Fark 50 255,00 TL/Kg — 51 260,10 TL/Kg +5,10 TL 52 265,20 TL/Kg +10,20 TL 53 270,30 TL/Kg +15,30 TL 54 275,40 TL/Kg +20,40 TL 55 280,50 TL/Kg +25,50 TL Bu tablo, 50 randıman ile 55 randıman arasındaki farkın kilogram başına 25,50 TL olduğunu ortaya koyuyor. Başka bir ifadeyle TMO’ya 1 ton 55 randıman Giresun kalite fındık teslim eden üreticinin brüt ürün bedeli, aynı miktardaki 50 randıman ürüne göre teorik olarak 25 bin 500 TL daha yüksek oluşuyor. TİREBOLU’DA 52-55 RANDIMAN ÜRÜNLER Tirebolu’daki TMO alım noktasından aktarılan saha bilgilerinde üreticilerin teslim ettiği bazı ürünlerin 52 ile 55 randıman arasında geldiği belirtiliyor. Bu aralık, resmî TMO hesabıyla Giresun kalite fındıkta yaklaşık 265,20 TL ile 280,50 TL/Kg arasında bir alım fiyatına karşılık geliyor. Dolayısıyla TMO’nun açıkladığı 255 TL, bütün Giresun kalite fındıkların sabit alım fiyatı değil; 50 randıman esas fiyatı niteliğinde. Ürünün randımanı yükseldikçe üreticinin kilogram başına aldığı bedel de artıyor. Burada 53,5 randıman için bazı saha haberlerinde verilen yaklaşık 275 TL rakamına dikkatle yaklaşmak gerekiyor. Bakanlığın açıkladığı +1 randıman başına 5,10 TL hesabı doğrusal olarak uygulandığında 53,5 randımanın karşılığı yaklaşık 272,85 TL/Kg oluyor. 275,40 TL ise 54 randımanın, 280,50 TL ise 55 randımanın matematiksel karşılığı. Bu nedenle haber açısından en sağlam karşılaştırma, TMO'nun resmî fiyat ve randıman primi üzerinden yapılan hesaplamadır. TMO ALIMLARI 24 AĞUSTOS’TA BAŞLADI TMO’nun 2026 ürünü kabuklu fındık alımları 24 Ağustos’ta başladı. Üreticilerin randevu sistemi üzerinden ürünlerini teslim ettiği süreçte randımanın yanı sıra ürünün TMO alım kriterlerini karşılaması da önem taşıyor. Bakanlık, özellikle yüksek rutubetin teslimatta sorun oluşturmaması için üreticilerin fındıklarını iyi kurutmaları konusunda uyarıda bulunmuştu.

ŞENYÜREK: ‘ÜRETİCİ ZARARA MAHKÛM EDİLİYOR’” Haber

ŞENYÜREK: ‘ÜRETİCİ ZARARA MAHKÛM EDİLİYOR’”

ŞENYÜREK: ‘ÜRETİCİ ZARARA MAHKÛM EDİLİYOR’” YENİ Parti Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, fındık fiyatlarındaki gerileme ve artan üretim maliyetleri üzerinden iktidarın tarım politikasını sert sözlerle eleştirdi. Giresun kalite fındığın geçen yıl eylül ayında 300 liraya kadar alıcı bulduğunu, bugün ise 180–210 lira bandına gerilediğini belirten Şenyürek, “Üreticinin bütün masrafları artarken ürününün fiyatı geçen yılın bile altına düşmüştür. Bunun adı serbest piyasa değil, üreticiyi güçlü alıcıların insafına terk etmektir” dedi. Şenyürek; TMO alım fiyatının en az 300 liraya çıkarılmasını, alım kotasının kaldırılmasını, FİSKOBİRLİK’in piyasayı yukarı taşıyacak bir fiyat açıklamasını ve Giresun’da fındığı işleyerek katma değer yaratan KOBİ’lerin desteklenmesini istedi. YENİ Parti Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, fındık piyasasında yaşanan fiyat düşüşüne ilişkin kapsamlı bir açıklama yaparak üreticinin giderek ağırlaşan maliyet yükü karşısında korunamadığını savundu. Fındıktaki mevcut tablonun sıradan bir piyasa hareketi olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Şenyürek, üreticinin artan girdi maliyetleri karşısında ürününü geçen yılın altında kalan fiyatlardan satmak zorunda bırakıldığını söyledi. “BUNUN ADI SERBEST PİYASA DEĞİL” Şenyürek, geçen yıl eylül ayında Giresun’da fındığın 300 liraya kadar alıcı bulduğunu hatırlatarak, bugün Giresun kalite fındığın randıman ve alım noktasına göre 180–210 lira bandına kadar gerilediğini ifade etti. Üretim giderlerindeki artışa dikkat çeken Şenyürek, şöyle konuştu: “Üreticinin bütün masrafları artarken ürününün fiyatı geçen yılın bile altına düşmüştür. Bunun adı serbest piyasa değil, üreticiyi güçlü alıcıların insafına terk etmektir.” Şenyürek, enflasyonun ve tarımsal girdi maliyetlerinin arttığı bir dönemde üretici fiyatının gerilemesinin kabul edilemez olduğunu savunarak, iktidarın yerel temsilcilerine de tepki gösterdi. “Madem 355 lira bile yeterli değil, fındık 180–210 lira bandına düştüğünde neden susuyorsunuz?” “ÜRETİCİ HER KİLOGRAMDA ZARAR EDİYOR” Şenyürek, ziraat odalarının bir kilogram fındığın işçilik dahil maliyetini 230–245 lira aralığında hesapladığını belirterek, serbest piyasada 180–210 liraya satış yapan üreticinin kilogram başına 20 ila 60 lira zarar ettiğini söyledi. Bu kaybın ton bazında 20 bin ila 60 bin liraya ulaştığını ifade eden Şenyürek, işçilik, patoz, akaryakıt, gübre ve diğer girdilerdeki artışların üreticinin yükünü daha da ağırlaştırdığını kaydetti. Giresun’da işçi yevmiyelerinin yer yer 2 bin 500 liraya, patoz çekim bedelinin ise ton başına 6 bin liraya kadar çıktığını belirten Şenyürek, mevcut tarımsal desteklerin üretim maliyetlerinin çok gerisinde kaldığını savundu. “Üreticiye destek verdiğini söyleyen iktidara soruyoruz: Beş litre mazotla hangi bahçe temizlenecek, hangi gübre taşınacak, hangi ürün pazara indirilecektir?” “TMO’NUN AÇIKLADIĞI FİYAT ÜRETİCİNİN CEBİNE GİRMİYOR” TMO’nun Giresun kalite fındık için 255 lira, Levant kalite için 250 lira alım fiyatı açıkladığını hatırlatan Şenyürek, açıklanan fiyat ile serbest piyasadaki fiyat arasındaki farkın üretici açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi. Şenyürek, TMO’nun yalnızca fiyat açıklamasının yeterli olmadığını, güçlü ve yaygın alımlarla piyasayı desteklemesi gerektiğini savundu. “Sadece fiyat açıklamak yetmez; o fiyatı güçlü ve yaygın alımlarla savunmak gerekir.” TMO’daki alım kotası, randevu sistemi, alım noktalarının kapasitesi ve ürün bedellerinin ödeme süresine ilişkin eleştirilerde bulunan Şenyürek, üreticinin nakit ihtiyacı nedeniyle bekleyemediğini ve bu durumun serbest piyasadaki alıcıların elini güçlendirdiğini ileri sürdü. “TMO’nun görevi sınırlı miktarda ürün almak değil; piyasaya yön vermek, fiyatın aşağı çekilmesini önlemek ve üreticiyi güçlü alıcılar karşısında korumaktır.” “FİSKOBİRLİK KİMİN BİRLİĞİDİR?” Şenyürek’in açıklamasında en sert eleştirilerden biri de FİSKOBİRLİK’e yönelik oldu. FİSKOBİRLİK’in 1938 yılında Giresun’da üreticiyi korumak ve piyasada denge sağlamak amacıyla kurulduğunu hatırlatan Şenyürek, kurumun 2026 sezonunda Giresun kalite fındık için 205 lira, Levant kalite için 195 lira seviyesinden alım fiyatı açıklamasını eleştirdi. “Üretici birliği olduğunu söyleyen bir kurum, TMO’nun 50 lira altında ve üretim maliyetinin bile gerisinde fiyat açıklayamaz. FİSKOBİRLİK’in görevi düşük fiyatları takip etmek değil, üreticiden yana ağırlık koyarak piyasayı yukarı taşımaktır.” Şenyürek, FİSKOBİRLİK’in yönetim yapısına da siyasi eleştiri yönelterek kurumun yeniden üreticinin söz ve karar sahibi olduğu bağımsız bir yapıya kavuşması gerektiğini söyledi. “TMO 255 lira açıklamışken siz neden 205 lira fiyat verdiniz? Maliyeti 230–245 lira olan fındığı bu rakamdan alarak kimi koruyorsunuz?” “MİLYARLARCA DOLARLIK ÜRÜNÜN SAHİBİ ZARAR EDİYOR” Şenyürek, Türkiye’nin fındık ihracatından elde ettiği döviz gelirine dikkat çekerek, dünya piyasasında yüksek ekonomik değere sahip bir ürünün üreticisinin maliyet baskısı altında ezilmesinin sürdürülebilir olmadığını savundu. “Bütün riski üstlenen, donla, kuraklıkla, hastalıkla ve artan maliyetlerle mücadele eden çiftçi kendi ürününü maliyetinin altında satmaktadır.” Şenyürek, üretici zarar ederken fındığın ticari değerinden daha güçlü alıcıların yararlandığını ileri sürerek mevcut piyasa düzeninin değiştirilmesi gerektiğini söyledi. “FINDIĞIN KATMA DEĞERİ GİRESUN’DA KALMALIDIR” Şenyürek’in açıklamasında yalnızca üretici değil, fındığı işleyerek katma değer yaratan Giresunlu işletmeler de yer aldı. Çikolatalı fındık kreması, ezme, kavrulmuş fındık ve benzeri ürünler üreten yerel KOBİ’lerin enerji, ambalaj ve finansman maliyetleri karşısında desteklenmesi gerektiğini ifade eden Şenyürek, yerel markalaşmanın güçlendirilmesini istedi. “Üreticinin hakkını korumakla yerel imalatçıyı desteklemek birbirinin alternatifi değildir.” Şenyürek, Giresun’da yetişen fındığın mümkün olduğunca yine Giresun’da işlenmesi, markalaştırılması ve ihracata konu edilmesi gerektiğini vurguladı. “Fındık Giresun’da yetişiyorsa burada işlenmeli, burada markalaşmalı ve yarattığı katma değer de Giresun’da kalmalıdır.” TMO’YA KOTA VE FİYAT ÇAĞRISI Şenyürek, çözüm önerilerini de sıraladı. TMO’nun dönüm başına uyguladığı alım kotasının kaldırılmasını isteyen Şenyürek, ÇKS’ye kayıtlı üreticilerin standartlara uygun ürünlerinin tamamının alınması gerektiğini söyledi. Giresun’un bütün ilçelerinde yeterli sayıda alım noktası oluşturulmasını, alım kapasitesinin artırılmasını ve ürün bedellerinin birkaç gün içinde üreticiye ödenmesini isteyen Şenyürek, Giresun kalite fındığın TMO alım fiyatının da en az 300 liraya yükseltilmesi gerektiğini savundu. FİSKOBİRLİK’e de çağrıda bulunan Şenyürek, kurumun piyasayı takip eden değil, üreticiden yana fiyat oluşumuna öncülük eden bir politika izlemesini istedi. Şenyürek ayrıca Rekabet Kurumu’nun fındık piyasasındaki alıcı yoğunlaşmasını ve eş zamanlı fiyat hareketlerini incelemesi gerektiğini belirterek mazot, gübre ve ilaçta üreticiye daha güçlü doğrudan destek verilmesi çağrısında bulundu. “FINDIK ÜRETİCİSİ SADAKA DEĞİL, HAKKINI İSTİYOR” YENİ Parti Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek açıklamasını, üreticinin fındıktan daha yüksek ve sürdürülebilir bir gelir elde etmesi gerektiğini vurgulayarak tamamladı: “Fındık üreticisi sadaka istemiyor. Emeğinin karşılığını ve dünya pazarında milyarlarca dolar kazandıran ürününden hak ettiği payı istiyor.” Şenyürek, YENİ Parti’nin üretici, yerel işletme ve fındıkta katma değer oluşturan kesimlerin desteklenmesini savunduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “YENİ Parti olarak fındığı birkaç büyük alıcının insafına, üreticiyi borca ve çaresizliğe teslim eden bu politikanın karşısındayız. Bahçedeki üreticimizden fındığı işleyip markalaştıran KOBİ’lerimize kadar alın teriyle değer yaratan herkesin yanındayız. Giresun’un emeğine, toprağına ve geleceğine sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Fındığın gerçek sahibi üreticidir ve son sözü de üretici söyleyecektir.”

IŞIK GEZMİŞ: “FINDIKTA FİYAT ÇÖKÜŞÜ, ÜRETİCİNİN BİTİŞİDİR!” Haber

IŞIK GEZMİŞ: “FINDIKTA FİYAT ÇÖKÜŞÜ, ÜRETİCİNİN BİTİŞİDİR!”

IŞIK GEZMİŞ: “FINDIKTA FİYAT ÇÖKÜŞÜ, ÜRETİCİNİN BİTİŞİDİR!” YENİ Parti PM Üyesi ve Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, serbest piyasada fındık fiyatlarının 180-190 TL seviyelerine kadar gerilediğini belirterek sert tepki gösterdi. Açıklanan 250-255 TL’lik alım fiyatlarının dahi yükselen üretim maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını savunan Gezmiş, TMO’yu piyasada daha güçlü olmaya, FİSKOBİRLİK’i ise üreticiden yana fiyat politikası izlemeye çağırdı. Gezmiş, “Fındık üreticisinin alın teri yok pahasına satılıyor. Bu aynı zamanda üreticinin toprağından koparılması meselesidir” dedi. YENİ Parti PM Üyesi ve Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, fındık piyasasında yaşanan fiyat hareketlerine ilişkin yaptığı açıklamada üreticinin korunması için iktidarın ve ilgili kurumların harekete geçmesini istedi. Serbest piyasadaki fiyatların TMO tarafından açıklanan alım fiyatlarının önemli ölçüde altında kaldığını belirten Gezmiş, maliyetlerdeki artışla piyasa fiyatındaki gerilemenin aynı anda üreticinin üzerine bindiğini söyledi. “ÜRETİCİNİN BİR YILLIK EMEĞİ YOK PAHASINA ALINIYOR” Giresun’da fındık üretiminin arazi yapısı nedeniyle yoğun emek gerektirdiğine işaret eden Gezmiş; gübre, ilaçlama, tırpan, işçilik, patoz ve nakliye giderlerindeki artışların üretim maliyetini yükselttiğini ifade etti. Gezmiş, üreticinin bir yıl boyunca bahçesine emek verdiğini ancak hasadın ardından aynı emeğin karşılığını almakta zorlandığını savunarak şunları söyledi: “Üreticimiz bir yıl boyunca bahçesinde çalışıyor, ürününü binbir zahmetle topluyor. Ancak sıra emeğinin karşılığını almaya gelince yalnız bırakılıyor. Açıklanan fiyat maliyetleri karşılamazken, piyasanın daha da aşağı çekilmesi üreticinin emeğine açıkça el koymaktır. Fındıkta açıklanan fiyatın altında alım yapılması, üreticinin bitişi demektir.” 180-190 TL İDDİASI: TMO FİYATIYLA MAKAS AÇILIYOR Gezmiş'in açıklamasındaki en dikkat çekici başlıklardan biri serbest piyasa fiyatları oldu. Milletvekili Gezmiş, piyasanın 180-190 TL/kg seviyelerine kadar gerilediğini belirtirken, TMO'nun 2026 ürünü için yüzde 50 sağlam iç esasına göre açıkladığı fiyat Giresun kalite fındıkta 255 TL/kg, Levant kalitede 250 TL/kg seviyesinde bulunuyor. Gezmiş'in açıkladığı 180-190 TL bandı esas alındığında Giresun kalite TMO fiyatıyla piyasa arasında kilogram başına 65-75 TL'ye ulaşan bir fark ortaya çıkıyor. Bu da 1 ton fındık üzerinden hesaplandığında 65 bin ile 75 bin TL arasında gelir farkı anlamına geliyor. Ancak TMO fiyatından yararlanılabilmesi için ürünün kurum tarafından belirlenen kalite ve alım kriterlerini karşılaması gerekiyor. GURBETÇİ ÜRETİCİYE DİKKAT ÇEKTİ Gezmiş, Giresun dışında yaşayan ancak fındık hasadı için her yıl memleketine gelen üreticilerin durumuna ayrıca dikkat çekti. Bu üreticilerin hasat sonrasında şehirlerine dönmek zorunda olmaları ve işçilik, ulaşım ile diğer giderlerini karşılamak için nakde ihtiyaç duymaları nedeniyle ürünlerini bekletmeden satabildiklerini belirten Gezmiş, bunun düşük fiyat dönemlerinde üreticinin pazarlık gücünü azalttığını savundu. Gezmiş: “Gurbetten gelen hemşehrimiz yol parasını, işçiliği ve diğer masraflarını karşılayabilmek için fındığını kısa sürede satmak zorunda kalıyor. Devlet, üreticiyi piyasanın insafına terk edemez.” ifadelerini kullandı. “TMO SEYİRCİ KALMAMALI” Gezmiş'in çağrısının merkezinde Toprak Mahsulleri Ofisi yer aldı. TMO'nun yalnızca alım fiyatı açıklamasının yeterli olmadığını savunan Gezmiş, kurumun piyasayı düzenleyici gücünü kullanacak ölçekte ve etkinlikte alım gerçekleştirmesini istedi. Gezmiş: “Fındık piyasasını birkaç alıcının belirlediği bir düzene teslim edemeyiz. TMO gecikmeden ve yeterli miktarda, verilen taban fiyatın altında alım yapmamalı; üreticinin ürününü gerçek değerinden satabilmesini sağlamalıdır.” dedi. TMO'nun 2026 sezonunda doğrudan alımların yanı sıra lisanslı depolar üzerinden de ürün kabul etmesi, bu tartışmada üreticinin önündeki alternatiflerden biri olarak öne çıkıyor. Lisanslı depoculuk sisteminde üretici, gerekli işlemleri tamamladıktan sonra ürününü depoya teslim ederek kalite ve miktarını tespit ettirebiliyor; ürünü ELÜS olarak muhafaza edebiliyor veya TMO'ya satış seçeneğini kullanabiliyor. Bu sistemin etkin kullanılması, özellikle nakit ihtiyacı nedeniyle ürününü hasat döneminde hemen piyasaya indirmek istemeyen üretici açısından alternatif oluşturuyor. FİSKOBİRLİK'E DE ÇAĞRI Gezmiş'in eleştirilerinden FİSKOBİRLİK de payını aldı. Birliğin kuruluş amacı doğrultusunda üreticiyi koruyucu bir pozisyon alması gerektiğini savunan Gezmiş, FİSKOBİRLİK'in üreticinin piyasa karşısındaki gücünü artırması gerektiğini söyledi. Gezmiş: “FİSKOBİRLİK ise açıklanan fiyatın altında değil, üreticiyi koruyacak bir fiyatla alım yapmalıdır.” ifadelerini kullandı. “EN AZ 350 TL İSTEDİK” Gezmiş, 2026 sezonu öncesinde fındık için yaptıkları fiyat çağrısını da hatırlattı. Üretim maliyetinin üzerine en az yüzde 30 refah payı eklenmesi gerektiğini savunan Gezmiş, fındık için en az 350 TL/kg, Giresun kalite fındık için ise bunun üzerine yüzde 10 kalite farkı talep ettiklerini belirtti. Bu hesaplamaya göre talep edilen Giresun kalite fiyatı yaklaşık 385 TL/kg seviyesine karşılık geliyor. Gezmiş, fındığın yalnızca tarımsal bir ürün olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Fındık Karadeniz’in geçimi, alın teri ve geleceğidir. Milletvekili olduğum günden bu yana fındığımızın ve üreticimizin hakkını her platformda savundum. Bundan sonra da üreticimizi sahipsiz bırakmayacağım. Fındığı yabancı tekellerin, üreticiyi kimsenin insafsızlığına terk etmeyeceğiz.” FINDIKTA TARTIŞMA ARTIK SADECE AÇIKLANAN FİYAT DEĞİL Gezmiş'in açıklaması, 2026 sezonunda giderek büyüyen “açıklanan alım fiyatı ile üreticinin fiilen satış yaptığı fiyat arasındaki fark” tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. TMO'nun Giresun kalite için açıkladığı 255 TL/kg fiyat bir tarafta dururken, üreticinin nakit ihtiyacı, ürünün kalite ve randımanı, TMO kriterlerini karşılayıp karşılamaması, randevu ve teslim süreci ile serbest piyasadaki günlük fiyat hareketleri üreticinin gerçekte elde ettiği geliri belirliyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde fındık piyasasının seyrinde yalnızca günlük fiyatlar değil; TMO'nun alım temposu, üreticinin lisanslı depolara yönelme düzeyi, FİSKOBİRLİK'in alım politikası ve üreticinin ürününü pazara indirme hızı da belirleyici olacak.

TMO’DAN FINDIK ÜRETİCİSİNE YENİ NEFES: LİSANSLI DEPO Haber

TMO’DAN FINDIK ÜRETİCİSİNE YENİ NEFES: LİSANSLI DEPO

TMO’DAN FINDIK ÜRETİCİSİNE YENİ NEFES: LİSANSLI DEPO İLE “HEMEN SATMA” ZORUNLULUĞU AZALIYOR Giresun’da 2026 fındık hasadı sona yaklaşırken üreticinin en kritik sorusu artık “ürünü kime, ne zaman ve hangi şartlarla satacağım?” oldu. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin 2026 alım sistemi, doğrudan alımın yanında lisanslı depoculuk ve Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) mekanizmasını da öne çıkarıyor. Sistem, üreticiye fındığını lisanslı depoya teslim edip kalitesini tescil ettirme, ürününü ELÜS’e dönüştürme ve isterse TMO’ya satma imkânı sunuyor. Böylece üretici için hasat sonrası tek seçenek ürünü hemen piyasaya indirmek olmaktan çıkıyor. Giresun’da fındık üreticisi hasadın sonuna gelirken artık bahçeden çok pazarı konuşuyor. Ürün miktarı, randıman, kalite, serbest piyasa fiyatı ve nakit ihtiyacı üreticinin kararını doğrudan etkilerken, TMO’nun lisanslı depo üzerinden geliştirdiği satış modeli bu sezon daha fazla önem kazanıyor. TMO’nun yayımladığı 2026 alım esaslarına göre üretici, ÇKS’de kayıtlı üretim miktarı çerçevesinde ürününü doğrudan TMO’ya satabileceği gibi, anlaşmalı lisanslı depoya teslim ederek ELÜS sistemi üzerinden de değerlendirebiliyor. TMO, alımlarını ÇKS’ye kayıtlı üreticiler ile üreticilerin ortağı olduğu kooperatif ve birliklerden gerçekleştiriyor. LİSANSLI DEPO NEDEN ÖNEMLİ? Lisanslı depo sisteminin en önemli tarafı, üreticinin fındığını depoya teslim ettiği anda mutlaka satış yapmak zorunda olmaması. Ürün lisanslı depoda yetkili sınıflandırıcı tarafından analiz ediliyor, tartılıyor ve kalite sınıfı belirleniyor. Ardından ürün elektronik olarak kayıt altına alınıyor. Üretici isterse ürününü ELÜS olarak depoda tutabiliyor, isterse TMO’ya satış işlemini başlatabiliyor. Bu yönüyle sistem, üreticiye yalnızca fiziksel depolama değil, aynı zamanda zamanlama seçeneği sağlıyor. Özellikle hasat sonrası piyasaya aynı anda yoğun ürün girişinin yaşandığı dönemlerde, lisanslı depo üreticinin “ürünü hemen satmak zorundayım” baskısını azaltabilecek bir araç olarak öne çıkıyor. TMO’YA LİSANSLI DEPO ÜZERİNDEN SATIŞ NASIL YAPILIYOR? Üretici önce TMO Ürün Alım Randevu Sistemi üzerinden randevu alıyor. Randevu alınan tarihte fındık, TMO ile anlaşmalı lisanslı depoya getiriliyor. Burada ürün, Ticaret Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş sınıflandırıcı tarafından analiz edilerek kalite ve miktarı belirleniyor. Ardından üreticiye, ürünü TMO’ya satmak mı yoksa ELÜS olarak lisanslı depoda tutmak mı istediği soruluyor. Üretici TMO’ya satış kararı verirse, ÇKS kapsamında satabileceği miktar için satış işlemi başlatılıyor. Üreticinin cep telefonuna gelen onay kodunun lisanslı depo yetkilisine iletilmesinin ardından ELÜS satış emri TMO’ya gönderiliyor. TMO’nun kontrolünün ardından emir Türkiye Ürün İhtisas Borsası’na, ardından Takasbank’a aktarılıyor. Takas tamamlandığında ürün bedeli üreticinin hesabına, ürün ise TMO hesabına geçiyor. ELÜS SİSTEMİ ÜRETİCİYE NE SAĞLIYOR? ELÜS, fiziksel olarak lisanslı depoda bulunan ürünün elektronik ortamda temsil edilmesini sağlıyor. Bu sistem sayesinde üretici, fındığını lisanslı depoya koyduktan sonra ürününü fiziksel olarak tekrar taşıyıp yeniden satmak zorunda kalmadan elektronik sistem üzerinden işlem yapabiliyor. Bu yapı; ürünün kalite sınıfının kayıt altına alınması, ticaretin standartlaşması ve ürünün elektronik ortamda devredilebilmesi açısından önemli. Ancak sisteme girecek üreticinin bazı ön hazırlıkları tamamlaması gerekiyor. TMO’nun bilgilendirmesine göre üreticilerin ELÜS işlem emrine izin veren yatırım hesabı açmaları ve Türkiye Ürün İhtisas Borsası üyeliğini tamamlamaları gerekiyor. GİRESUN KALİTE FINDIKTA TMO FİYATI 255 TL TMO’nun 2026/2027 döneminde yüzde 50 sağlam iç fındık esasına göre açıkladığı alım fiyatları şöyle: Giresun kalite: 255 TL/kg Levant kalite: 250 TL/kg Sivri ve diğer kalite: 245 TL/kg Bununla birlikte yüksek randımanlı ürüne ilave fiyat uygulanıyor. Yüzde 50 randımanın üzerindeki her +1 randıman için Giresun kalite fındığa 5,10 TL/kg, Levant kaliteye 5 TL/kg, Sivri kaliteye ise 4,90 TL/kg ek ödeme yapılıyor. Bu uygulama Giresun kalite fındık açısından önemli. Örneğin diğer şartların sağlanması halinde 52 randıman Giresun kalite fındık için ilave 10,20 TL/kg randıman primi söz konusu olabiliyor. Bu da üreticinin ürün kalitesini korumasının doğrudan parasal karşılığı bulunduğunu gösteriyor. TMO’YA HER FINDIK GİREMİYOR: KALİTE ŞARTLARI NET TMO, ürünün uzun süre depolanabilmesi ve standart kalitenin korunması amacıyla alım kriterlerini ayrıntılı biçimde belirlemiş durumda. Buna göre: İç fındık rutubeti yüzde 6,5’i geçmeyecek. Sağlam iç oranı en az yüzde 40 olacak. Buruşuk iç oranı yüzde 10’u aşmayacak. Çürük ve bozuk iç oranı yüzde 7’yi geçmeyecek. Zuruflu tane oranı yüzde 3’ü aşmayacak. Yabancı madde yüzde 0,5’in altında olacak. Çatlak, kırık ve kabuğundan çıkmış iç fındık toplamı yüzde 10’u geçmeyecek. Fındık zararlısı tahribatı yüzde 3’ün üzerinde olmayacak. Eski yıl mahsulü veya eski-yeni mahsul karışımı ürün alınmayacak. TMO ayrıca ürünün kendine özgü doğal renk ve kokuda olmasını, dış yüzeyinin ıslak olmamasını ve canlı haşere içermemesini şart koşuyor. ÜRETİCİ FINDIĞINI NASIL HAZIRLAMALI? TMO’nun üreticilere yaptığı en önemli uyarılardan biri kurutma ve temizleme konusunda. Üreticinin fındığını iyi kurutması, taş ve toprak gibi yabancı maddelerden temizlemesi, zuruflu, çatlak ve kırık fındıkları ayırması ve kalite gruplarını birbirine karıştırmaması gerekiyor. Ürünün jüt çuvallarda ve rutubeti düşük ortamlarda muhafaza edilmesi tavsiye ediliyor. Bu işlemler yalnızca ürünün kabul edilmesi açısından değil, randıman ve fiyat açısından da doğrudan önem taşıyor. ÇKS GÜNCEL DEĞİLSE SIKINTI ÇIKABİLİR TMO’ya satılabilecek ürün miktarı üreticinin ÇKS kaydındaki fındıklık alan ile ilçe bazında belirlenen verim değerinin çarpımı üzerinden hesaplanıyor. Bu nedenle arazi alım-satımı veya kayıt değişikliği yaşayan üreticilerin ÇKS bilgilerini güncellemesi önem taşıyor. TMO, güncel ÇKS belgesini temel alıyor. RANDEVUSUZ ALIM YOK 2026 alım döneminde TMO’ya randevusuz ürün teslimi yapılamıyor. Üreticiler randevularını TMO’nun internet sistemi, e-Devlet veya TMO işyerleri üzerinden alabiliyor. 2026/27 dönemi için randevular 17 Ağustos 2026’dan itibaren açılmış durumda. Randevu sisteminin 7/24 açık olduğu, kapasite bulunması halinde üreticinin aynı gün saat 13.00’e kadar randevu alabildiği belirtiliyor. 1 TONA KADAR 1, 1 TONUN ÜZERİNDE 2 RANDEVU TMO’nun 2026 sistemi randevu sayısını ürün miktarına göre belirliyor. ÇKS’de kayıtlı üretim miktarı 1 tona kadar olan üretici en fazla 1 randevu, 1 tonun üzerindeki üretici ise en fazla 2 randevu alabiliyor. Üretici, ÇKS limitinin tamamını tek seferde satmak zorunda değil. Örneğin limiti 4 ton olan üretici iki ayrı randevuda 2+2 ton satabileceği gibi, 1 ton + 3 ton şeklinde de teslim yapabiliyor. ÜRETİCİ ÜRÜNÜNÜN TAMAMINI TMO’YA VERMEK ZORUNDA DEĞİL TMO’nun yayımladığı esaslarda bu konu da açık şekilde düzenlenmiş durumda. Üretici, ÇKS kapsamında belirlenen üretim miktarını aşmamak kaydıyla ürününün istediği miktarını TMO’ya satabiliyor. Yani üretici ürününün bir bölümünü TMO’ya, kalanını başka bir kanala satabiliyor. Bu esneklik özellikle piyasa fiyatını takip ederek parça parça satış yapmak isteyen üretici açısından önemli. RANDEVUYA GİTMEYEN ÜRETİCİ DİKKAT TMO’nun randevu disiplininde önemli bir yaptırım bulunuyor. Üretici mazeretsiz biçimde iki kez randevusuna gitmez ve randevusunu da iptal etmezse sistemden yeniden randevu alamıyor. Ayrıca ileri tarihte alınmış mevcut randevuları da iptal ediliyor. Randevu iptali ise randevu tarihinden bir gün önce saat 18.00’e kadar yapılabiliyor. ÜRÜN REDDEDİLİRSE HER DURUM AYNI DEĞİL TMO’nun 2026 alım sisteminde en dikkat edilmesi gereken konulardan biri de ret uygulaması. Ürün; rutubet, yabancı madde, zuruflu fındık, çatlak-kırık veya grup karışımı gibi nedenlerle reddedilirse üreticiye yeniden randevu verilebiliyor. Ancak ürün çürük-bozuk iç, buruşuk fındık veya sağlam iç oranı nedeniyle kriterleri karşılamıyorsa aynı ürün için yeniden randevu verilmiyor. Bu ayrım üreticinin TMO’ya ürün götürmeden önce mutlaka bilmesi gereken başlıklardan biri. ANALİZ NASIL YAPILIYOR? TMO alım noktasında getirilen her jüt çuvaldan örnek alınıyor ve bunlar birleştirilerek paçal numune oluşturuluyor. Analiz için 1 kilogram numune kullanılıyor. Bunun 250 gramı fiziki analizde kullanılırken, 750 gramı şahit numune olarak ayrılıyor. Analizde yabancı madde, grup karışımı, zuruflu fındık, çatlak-kırık oranı, rutubet, çürük-bozuk oranı, buruşuk fındık ve sağlam iç oranı tespit ediliyor. İKİNCİ ANALİZ YAPILMIYOR TMO’nun uygulamasında randevulu üreticinin ürünü için randevu tarihinde yalnızca bir analiz gerçekleştiriliyor. Aynı ürün için ikinci analiz yapılmıyor. Randevusu olmayan üreticiye ise rutubet ölçümü dahil analiz yapılmıyor. HAMALİYE ÜCRETİ ÜRETİCİYE AİT DEĞİL Üretici açısından önemli bir başka ayrıntı da yükleme-boşaltma ücretleri. TMO’ya göre alım noktalarındaki yükleme ve boşaltma işlemlerinin bedeli Kurum tarafından karşılanıyor. Üreticinin işçilere herhangi bir hamaliye ücreti ödememesi gerekiyor. Ürün reddedildiğinde geri yükleme işlemi de TMO’ya ait. LİSANSLI DEPODA KESİNTİ AVANTAJI TMO’nun doğrudan alımlarında yüzde 2 stopaj ve yüzde 1 hizmet bedeli olmak üzere toplam yüzde 3 kesinti uygulanıyor. Lisanslı depoya teslim edilen ürünlerde ise yalnızca hizmet bedeli kesiliyor. Ayrıca lisanslı depo veya TMO alım noktalarına teslim edilen ürünlerin borsa tescil ücretleri TMO tarafından karşılanıyor. Bu yönüyle lisanslı depo seçeneği üretici açısından yalnızca depolama değil, maliyet avantajı bakımından da dikkat çekiyor. ÖDEMELER 21 GÜN İÇİNDE TMO’nun 2026 uygulamasına göre ürün bedelleri 21 gün içerisinde üreticinin hesabına aktarılıyor. Lisanslı depo ve ELÜS işlemlerinde de ödeme elektronik sistem üzerinden üreticinin hesabına geçiyor. ALIM NOKTALARI HAFTANIN 6 GÜNÜ ÇALIŞIYOR TMO alım noktaları pazar günleri ve resmi tatiller dışında haftanın 6 günü hizmet veriyor. Alımlar sabah en geç 08.00’de başlıyor ve o günün randevulu ürünlerinin analizleri tamamlanıncaya kadar sürüyor. BAZI NOKTALAR 31 ARALIK’A KADAR AÇIK KALABİLECEK TMO’nun yayımladığı bilgiye göre 2026 fındık alımları 24 Ağustos’ta başladı. Alım noktalarının kapanış tarihi bölgedeki üreticilere ayrıca duyurulacak. Ancak piyasaya ürün arzının sürdüğü ve alım yoğunluğunun düştüğü dönemlerde dahi bazı TMO alım noktalarının 31 Aralık 2026’ya kadar hizmet vermeye devam edebileceği belirtiliyor. LİSANSLI DEPO, FINDIKTA PAZARLIK GÜCÜNÜ ARTIRABİLİR Fındıkta yıllardır tartışılan temel sorunlardan biri, hasat döneminde ürünün kısa sürede piyasaya yoğun biçimde inmesi. Üreticinin nakit ihtiyacı yüksek olduğunda ürününü bekletmeden satması gerekebiliyor. Lisanslı depo sistemi tam da bu noktada önem kazanıyor. Ürünün kalite sınıfı belirlenip kayıt altına alındıktan sonra ELÜS’e dönüştürülmesi, üreticiye fiziksel ürünü elinde tutmadan satış zamanını değerlendirme imkânı sağlıyor. Bu sistem etkin kullanılırsa, üreticinin hasat sonrasında tek bir alıcıya veya tek bir güne bağımlılığını azaltabilecek bir yapı oluşturabilir. TMO BU SEZON SADECE ALIM YAPMIYOR, PAZARLAMA ALTERNATİFİ DE SUNUYOR 2026 fındık sezonunda TMO’nun rolü yalnızca fiyat açıklayan ve ürün alan kurum olmanın ötesine geçiyor. 255 TL/kg Giresun kalite alım fiyatı, randıman primi, lisanslı depoculuk, ELÜS, TÜÜRİB ve Takasbank sistemi birlikte değerlendirildiğinde üreticiye daha kurallı ve alternatifli bir satış mekanizması sunuluyor. Özellikle Giresun’da yüksek kaliteli fındık üreten üreticiler açısından, ürünün doğru kurutulması, uygun şartlarda lisanslı depoya teslim edilmesi ve satış zamanının piyasa koşullarına göre değerlendirilmesi daha önemli hale geliyor. Hasadın sona yaklaştığı bu dönemde üreticinin önündeki asıl mesele artık yalnızca “fındık kaç lira?” değil. Asıl soru şu: Üretici ürününü hangi kalitede teslim edecek, hangi kanaldan satacak ve satış zamanını ne kadar kendi lehine belirleyebilecek? TMO’nun lisanslı depo ve ELÜS sistemi, bu soruya 2026 sezonunda üretici lehine önemli bir alternatif sunuyor.

KARAN’DAN FINDIK PİYASASINA SERT ÇIKIŞ: “190 İLE 255 TL ARASINDAKİ MAKAS İNCELENMELİ Haber

KARAN’DAN FINDIK PİYASASINA SERT ÇIKIŞ: “190 İLE 255 TL ARASINDAKİ MAKAS İNCELENMELİ

KARAN’DAN FINDIK PİYASASINA SERT ÇIKIŞ: “190 İLE 255 TL ARASINDAKİ MAKAS İNCELENMELİ” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, TMO’nun 255 TL’lik alım fiyatına karşılık serbest piyasada fındığın yaklaşık 190 TL seviyelerinde işlem görmesine tepki gösterdi. Fiyat farkının geçmiş yılların çok üzerine çıktığını belirten Karan, Rekabet Kurumu ile Ticaret Bakanlığı’nı piyasadaki fiyat oluşumunu incelemeye çağırdı. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, 2026 fındık sezonunda Toprak Mahsulleri Ofisi ile serbest piyasa arasındaki fiyat farkının üretici açısından ciddi bir sorun haline geldiğini söyledi. TMO’nun Giresun kalite fındık için açıkladığı 255 TL’lik brüt alım fiyatına karşın serbest piyasada fiyatların yaklaşık 190 TL seviyelerinde kaldığına dikkat çeken Karan, kilogram başına oluşan yaklaşık 65 TL’lik farkın kabul edilebilir olmadığını savundu. “GEÇMİŞ YILLARDA BU KADAR BÜYÜK FARK OLMADI” Geçmiş sezonlarda TMO ile serbest piyasa arasındaki farkın genellikle yüzde 5-10 seviyelerini aşmadığını ifade eden Karan, bu yıl ortaya çıkan tablonun olağan piyasa şartlarıyla açıklanamayacağını ileri sürdü. Karan, mevcut fiyat hareketlerini “bilinçli bir manipülasyon” olarak değerlendirdi ve bazı büyük alıcılar ile piyasada birlikte hareket eden yapıların fiyatların aşağı çekilmesinde etkili olduğunu iddia etti. Bu iddiaların kamu kurumlarınca araştırılması gerektiğini belirten Karan, üreticinin emeğinin piyasa şartları gerekçe gösterilerek değersizleştirilmesine izin verilmemesi gerektiğini söyledi. REKABET KURUMU VE TİCARET BAKANLIĞINA ÇAĞRI Serbest piyasadaki fiyat oluşumunun artık resmi kurumlar tarafından ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğini savunan Karan, Rekabet Kurumu ve Ticaret Bakanlığı’nı göreve çağırdı. Karan, piyasada fiyatların hangi koşullarda oluştuğunun, büyük alıcıların fiyat politikalarının ve alım davranışlarının rekabet mevzuatı açısından değerlendirilmesinin üreticinin korunması bakımından önemli olduğunu ifade etti. “BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ HAREKETE GEÇMELİ” Karan’ın eleştirilerinin bir diğer adresi ise Karadeniz bölgesinin milletvekilleri oldu. Fındığın yüz binlerce üretici ailesini ve bölge ekonomisini doğrudan ilgilendirdiğini vurgulayan Karan, milletvekillerinin fiyatlardaki sert ayrışma karşısında daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini belirtti. Karan, “Fındık üreticisinin vekilleri bu oyunu izlemekle yetiniyor. Fındıkla ilgili ağızlarını bıçak açmayan bölge milletvekilleri, üreticinin hakkını ne zaman savunacak?” sözleriyle tepkisini dile getirdi. DÜNYA FİYATLARINDAKİ FARKA DA DİKKAT ÇEKTİ Uluslararası fındık piyasasına da değinen Karan, Şili fındığının yaklaşık 6,5 dolar, Türk fındığının ise yaklaşık 3,5 dolar seviyelerinden değerlendirildiğini belirterek Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki ağırlığıyla bu fiyat tablosunun örtüşmediğini savundu. Türkiye’nin dünya fındık üretimi ve ihracatındaki güçlü konumunun üretici lehine fiyat avantajı oluşturması gerektiğini ifade eden Karan, mevcut piyasa yapısının üreticinin pazarlık gücünü zayıflattığını söyledi. GÖZLER SERBEST PİYASADA TMO’nun 255 TL’lik alım fiyatı ile serbest piyasadaki yaklaşık 190 TL arasındaki fark, yeni sezonun en önemli tartışma başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Karan’ın çağrısı, önümüzdeki günlerde serbest piyasadaki fiyat oluşumunun Rekabet Kurumu veya Ticaret Bakanlığı tarafından incelemeye alınıp alınmayacağı sorusunu da gündeme taşıdı.

FİSKOBİRLİK PİYASADA Haber

FİSKOBİRLİK PİYASADA

FİSKOBİRLİK PİYASADA, ÜRETİCİ İÇİN TMO, BÜYÜK TÜCCAR VE MANAVLAR DIŞINDA BİR ALTERNATİF OLUŞTURUYOR FİSKOBİRLİK’in 2026 ürünü fındık alım programına ilişkin ilk bilgiler yerel basına yansıdı. Birliğin piyasada alıcı olarak bulunması üretici açısından yeni bir teslim kanalı oluştururken, alımların kaç kooperatifte ve ne kadar tonajla yürütüleceği henüz bilinmiyor. Fındık piyasasında TMO ile tüccar arasındaki yüksek fiyat farkının tartışıldığı bir dönemde FİSKOBİRLİK de alım programıyla piyasada yerini almaya başladı. Yerel basına yansıyan bilgilere göre FİSKOBİRLİK’in ortak üreticiler için yüzde 50 sağlam iç esasına göre Giresun kalite fındıkta 205 TL, Levant kalite fındıkta ise 195 TL alım fiyatı uygulayacağı bildirildi. Ortak olmayan üreticilerden ürünün bu fiyatların 5 TL altında alınacağı; randıman farkı, coğrafi işaret desteği ve ürünü kendi imkânıyla getiren üreticilere nakliye ödemesi yapılacağı da aktarıldı. Yerel basına yansıyan alım koşulları Ancak bu fiyat ve koşulları gösteren ayrıntılı tablo henüz FİSKOBİRLİK’in resmî internet sitesinde yayımlanmadı. ÜRETİCİ İÇİN YENİ BİR TESLİM KANALI FİSKOBİRLİK’in piyasada alıcı olarak bulunması, üreticinin ürününü yalnızca büyük tüccarlara ve onların adına alım yaptığı belirtilen manavlara teslim etmek zorunda kalmaması açısından önem taşıyor. Üreticinin önünde böylece üç temel kanal oluşuyor: TMO’nun randevulu ve kalite kriterlerine bağlı alım sistemi,Serbest piyasada tüccar ve manavlar,Üretici kooperatifi niteliğindeki FİSKOBİRLİK. FİSKOBİRLİK’in fiyatı TMO’nun 255 TL’lik Giresun kalite fiyatının altında kalsa da kooperatif ağı, teslim kolaylığı, üreticiyle doğrudan ilişki ve ilave destekler açısından alternatif oluşturma potansiyeli bulunuyor. Üreticinin karşısındaki alıcı sayısının artması, tek bir kanala bağımlılığın azalmasına ve ürün tesliminde seçeneklerin çoğalmasına katkı sağlayabilir. PİYASADAKİ ETKİYİ ALINAN TONAJ GÖSTERECEK FİSKOBİRLİK’in piyasaya girmesi önemli olmakla birlikte kurumun fiyatlar üzerindeki gerçek etkisini alacağı fındık miktarı belirleyecek. Alımlar çok sayıda kooperatifte, yeterli finansmanla ve düzenli şekilde yürütülürse FİSKOBİRLİK üretici açısından güçlü bir alternatif haline gelebilir. Serbest piyasada 180–190 TL bandında oluşan fiyatların yukarı yönlü hareket etmesine de katkı sağlayabilir. Alım miktarının sınırlı kalması halinde ise kurumun piyasadaki varlığı üreticiye ek bir teslim noktası sağlayacak ancak fiyatları belirleyecek ölçüde bir etki oluşturmayabilecek. Bu nedenle FİSKOBİRLİK’in piyasadaki izi yalnızca açıkladığı belirtilen fiyatla değil, sezon boyunca satın aldığı toplam ürün miktarıyla görülecek. RESMÎ SİTEDE AYRINTILI PROGRAM YER ALMIYOR FİSKOBİRLİK’in resmî internet sitesinde 20 Ağustos’ta “FİSKOBİRLİK’ten Ortaklarına Ürün Destek Kampanyası” başlığıyla bir sayfa açıldı. Ancak sayfada halen yalnızca “En kısa süre içerisinde sayfamız yenilenerek bilgilendirme yapılacaktır” ifadesi bulunuyor. FİSKOBİRLİK’in kampanya sayfası Alım fiyatları, teslim noktaları, ödeme süresi, ürün kabul kriterleri ve hedeflenen toplam alım miktarı henüz bu sayfada paylaşılmadı. Yerel basına yansıyan 205 ve 195 TL’lik fiyatların, kurum tarafından tarihli ve ayrıntılı bir fiyat tablosuyla yayımlanması üreticinin karar sürecini kolaylaştıracaktır. FINDIK PİYASASINDA ÜÇÜNCÜ SEÇENEK TMO’nun Giresun kalite fındıkta 255 TL, Levant kalitede 250 TL fiyat açıklamasına rağmen serbest piyasada daha düşük rakamların uygulanması, üreticiyi teslim kanalları arasında tercih yapmaya zorluyor. TMO’nun randevu, kalite ve ödeme koşulları; tüccarın hızlı alım ve ödeme imkânı; FİSKOBİRLİK’in ise kooperatif yapısı ve üreticiye yakınlığı farklı avantajlar taşıyor. FİSKOBİRLİK’in alım programıyla piyasada bulunması bu açıdan olumludur. Kurumun kaç ton ürün alacağının, ödemeleri hangi sürede yapacağının ve alımların hangi kooperatiflerde sürdürüleceğinin açıklanmasıyla bu alternatifin gerçek ağırlığı daha net görülecektir. FİSKOBİRLİK bugün itibarıyla fındık piyasasında varlığını gösteriyor. Ancak üreticiyi büyük tüccar ve manavlar karşısında ne ölçüde güçlendireceğini, önümüzdeki günlerde gerçekleşecek fiilî alımlar ve toplam tonaj ortaya koyacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.