Hava Durumu

#Adaletsizlik

giresunsonhaber - Adaletsizlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adaletsizlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BEKTAŞOĞLU: CHP ENERJİSİNİ İKTİDAR YÜRÜYÜŞÜNE YÖNELTMELİ Haber

BEKTAŞOĞLU: CHP ENERJİSİNİ İKTİDAR YÜRÜYÜŞÜNE YÖNELTMELİ

BEKTAŞOĞLU: CHP ENERJİSİNİ İKTİDAR YÜRÜYÜŞÜNE YÖNELTMELİ 25. ve 26. Dönem Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nde iç tartışmalarla zaman kaybedilmemesi gerektiğini belirterek, kurultay sürecinin tamamlanması ve mücadelenin AKP iktidarının yarattığı yoksulluk, adaletsizlik ve demokrasi krizine karşı yoğunlaştırılması çağrısı yaptı. “İÇ TARTIŞMALARLA VAKİT KAYBEDİLMEMELİ”ve 26. Dönem Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin gündemine ilişkin yaptığı değerlendirmede, partinin önceliğinin iç tartışmalar değil, örgüt gücünü büyütmek ve iktidar hedefini hızlandırmak olması gerektiğini vurguladı. Bektaşoğlu, CHP’nin Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve demokratik kriz karşısında tarihsel bir sorumluluk taşıdığını belirterek, parti içi süreçlerin daha fazla zaman kaybına yol açmadan sonuçlandırılması gerektiğini ifade etti. “TÜM ENERJİ AKP İKTİDARINA KARŞI MÜCADELEYE VERİLMELİ” Bektaşoğlu, kurultay sürecinin bir an önce tamamlanması gerektiğini belirterek, CHP’nin tüm enerjisini halkın yaşadığı yoksulluğa, adaletsizliğe ve demokrasi krizine karşı mücadeleye yöneltmesi gerektiğini söyledi. CHP örgütünün Türkiye’nin dört bir yanında halkın sesi olma sorumluluğu taşıdığını kaydeden Bektaşoğlu, siyasetin merkezine umut, dayanışma ve değişim talebinin konulması gerektiğini dile getirdi. “GÖREVİMİZ UMUDU ÖRGÜTLEMEK” Bektaşoğlu, CHP’nin bugün önündeki en önemli görevin umudu örgütlemek, halkın taleplerini büyütmek ve milyonların değişim isteğini iktidara taşımak olduğunu belirtti. Parti içindeki birlik mesajını öne çıkaran Bektaşoğlu, mücadelenin ortak akılla, dayanışmayla ve örgütlü güçle büyütülmesi gerektiğini vurguladı. “YA HEP BERABER YA HİÇBİRİMİZ” Bektaşoğlu açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Cumhuriyet Halk Partisi’nin ihtiyacı iç tartışmalarla vakit kaybetmek değil, örgütün gücünü büyüterek iktidar yürüyüşünü hızlandırmaktır. Kurultay süreci bir an önce tamamlanmalı, tüm enerjimizi AKP iktidarının yarattığı yoksulluğa, adaletsizliğe ve demokrasi krizine karşı mücadeleye yöneltmeliyiz. Bugün görevimiz; umudu örgütlemek, halkın sesi olmak ve milyonların değişim talebini iktidara taşımaktır. Birlikte, omuz omuza, halkın iktidarını kurmak için yürümeye devam edeceğiz. Ya hep beraber ya hiç birimiz. Bu oyunu hep birlikte bozacağız.” Bektaşoğlu’nun açıklaması, CHP’de kurultay tartışmalarının gölgesinde birlik, örgütlenme ve iktidar hedefi vurgusunu öne çıkardı.

GİRESUN’DA KADIN EMEĞİ SAHADA: SÜPÜRGEDE EŞİTLİK TARTIŞMASI Haber

GİRESUN’DA KADIN EMEĞİ SAHADA: SÜPÜRGEDE EŞİTLİK TARTIŞMASI

GİRESUN’DA KADIN EMEĞİ SAHADA: SÜPÜRGEDE EŞİTLİK TARTIŞMASI Giresun’da belediye bünyesinde sokak temizliğinde çalışan kadın işçiler üzerinden büyüyen tartışma, tek bir soruya dayanıyor: Bu tablo fırsat eşitliğinin sonucu mu, yoksa görev dağılımında görünmeyen bir adaletsizliğin işareti mi? Eldeki veriler, kesin hüküm için yetersiz; ancak mevzuat ve uluslararası literatür, hangi soruların sorulması gerektiğini açık biçimde ortaya koyuyor. Giresun’da sokaklarda süpürge ve kürekle çalışan kadın belediye işçileri, yalnızca günlük temizlik hizmetinin parçası değil; çalışma yaşamında eşitlik, liyakat ve görev dağılımı tartışmasının da merkezinde duruyor. Bu kadınların eğitim düzeyleri, önceki iş tecrübeleri, mesleki yeterlilikleri ve belediye içinde başka birimlerde değerlendirilmelerinin mümkün olup olmadığı şu aşamada kamuya açık verilerle net biçimde bilinmiyor. Aynı şekilde, eğitim ve beceri profili benzer başka çalışanların daha hafif ya da kapalı alan görevlerde istihdam edilip edilmediği de bilinmiyor. Tam da bu nedenle mesele, peşin hükümle değil; belgeli araştırmayla ele alınmak zorunda. Türkiye’de hukuki çerçeve açık. Anayasa’nın 10. maddesi kadınlar ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğunu düzenliyor. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesi, iş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet ve benzeri nedenlerle ayrım yapılamayacağını hükme bağlıyor. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ise işverene, çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlama, riskleri önleme, eğitim verme ve uygun koruyucu tedbirleri alma yükümlülüğü yüklüyor. Başka bir ifadeyle, kadınların belediye temizlik işinde çalışması tek başına hukuka aykırı değil; hukuka aykırılık, eşit fırsatın bozulduğu, terfi yollarının kapandığı, sağlık ve güvenliğin ihmal edildiği noktada başlıyor. Uluslararası çalışma normları da aynı çizgiyi destekliyor. ILO’nun 111 sayılı Ayrımcılık (İş ve Meslek) Sözleşmesi, istihdam ve meslekte eşit fırsat ve eşit muamelenin güvence altına alınmasını esas alıyor. Aynı sözleşme, yalnızca işin doğasından kaynaklanan zorunlu niteliklerin ayrımcılık sayılmayacağını belirtiyor. Bu da şu anlama geliyor: Bir çalışanın saha işinde bulunması, işin gereklerinden doğuyorsa sorun başka; fakat aynı nitelikteki personel arasında cinsiyet, bağlantı, kayırma ya da kurumsal tercih nedeniyle dengesiz dağılım oluşuyorsa, orada eşitlik tartışması doğrudan başlıyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın atık yönetimi ve toplumsal cinsiyet üzerine yayımladığı çalışmalar, atık sektörünün sanıldığı gibi “nötr” olmadığını, kadınların sektör içinde çoğu zaman alt basamak, düşük gelirli ve daha görünmez işlerde yoğunlaştığını ortaya koyuyor. UNEP’in değerlendirmelerine göre toplumsal cinsiyet rolleri ve yerleşik kalıplar, kadınların karar verici ve daha yüksek ücretli pozisyonlara erişimini sınırlayabiliyor. Bu nedenle kadınların temizlik ve atık işlerinde bulunması, otomatik olarak eşitlik göstergesi kabul edilmiyor; asıl ölçü, kadınların sadece en zor ve en alt kademelerde mi yoğunlaştığı sorusunda düğümleniyor. Bilimsel literatür, bu iş kolunun aynı zamanda ciddi bir iş sağlığı ve güvenliği alanı olduğunu gösteriyor. 2023 tarihli küresel sistematik derleme, sanitasyon ve atık işçilerinin çok sayıda mesleki tehlikeye maruz kaldığını; kas-iskelet sistemi sorunları, solunum yolu etkilenmeleri, yaralanmalar ve çeşitli iş kazalarının bu alanda öne çıktığını ortaya koydu. Daha önce yayımlanan sistematik incelemeler de atık ve geri dönüşüm sektöründe çalışanların biyolojik, kimyasal, fiziksel ve ergonomik risklerle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Bu nedenle tartışma yalnızca “kadın bu işi yapar mı” tartışması değil; “bu iş nasıl, hangi ekipmanla, hangi eğitimle ve hangi korumayla yaptırılıyor” sorusudur. Burada düğümlenen diğer bir konu: Bu kadınların eğitimleri ve geçmiş deneyimleri, belediye içinde daha farklı bir görevde değerlendirilmelerine uygun muydu? Bu sorunun bugün itibarıyla yanıtı bilinmiyor. Belediyede çağrı merkezi, evrak, veri giriş, çevre farkındalık çalışmaları, geri dönüşüm koordinasyonu, saha planlama, denetim destek, sosyal hizmet veya başka idari operasyonlarda görev alabilecek nitelikte olup olmadıkları açıklanmış değil. Aynı biçimde, benzer eğitim ya da kıdemdeki başka personelin daha hafif işlerde görev yapıp yapmadığı da kamuoyuna yansımış değil. “Torpili olmadığı için sokakta çöp topluyorlar” cümlesini, bugünkü bilgi düzeyiyle söylemek imkansız. Ancak şu şekilde sorabiliriz: Belediyede görev dağılımı, liyakat ve şeffaf ölçütlere göre mi yapılıyor; yoksa benzer nitelikteki personel arasında görünmeyen bir ayrışma mı var? Araştırmanın bundan sonraki ayağında bakılması gereken başlıklar da nettir: Bu çalışanların kadro unvanları, eğitim durumları, hizmet süreleri, görev tanımları, işe alım ilanları, kurum içi yer değiştirme uygulamaları, benzer nitelikteki erkek ve kadın çalışanların birim dağılımı ve varsa terfi geçmişleri. Bu belgeler görülmeden “adaletsizlik var” demek de, “her şey eşit yürütülüyor” demek de erken olur. Ancak ulusal mevzuat ve uluslararası literatür birlikte okunduğunda, belediyelerin yalnızca kadın istihdamı yaratmakla değil, o istihdamı adil, güvenli ve yükselmeye açık biçimde örgütlemekle yükümlü olduğu çok açık. Soru artık sadece sokaktaki süpürge değildir. Asıl soru, belediye içinde eşitliğin gerçekten bütün koridorlarda işleyip işlemediğidir. Kaynaklar: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası md. 10. 4857 sayılı İş Kanunu md. 5 ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu resmi mevzuat metinleri. ILO Convention No. 111 ve ILO eşitlik/ayrımcılık belgeleri. UNEP “Gender and Waste Management” ve ilişkili raporlar. Atık ve sanitasyon işçilerinde mesleki risklere ilişkin sistematik derlemeler.

ŞENYÜREK: “TÜRKİYE BAYRAMA SEVİNÇLE DEĞİL, KAYGIYLA GİRİYOR” Haber

ŞENYÜREK: “TÜRKİYE BAYRAMA SEVİNÇLE DEĞİL, KAYGIYLA GİRİYOR”

ŞENYÜREK: “TÜRKİYE BAYRAMA SEVİNÇLE DEĞİL, KAYGIYLA GİRİYOR” CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, Ramazan Bayramı mesajında bayramların dayanışma, kardeşlik ve umut günleri olması gerektiğini vurguladı. Şenyürek, Türkiye’nin ağırlaşan ekonomik kriz, derinleşen adaletsizlik ve büyüyen umutsuzluk ortamında bayrama girdiğini belirterek, 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu ve belediye başkanlarına yönelik süreçlerin birinci yılına da dikkat çekti. Cumhuriyet Halk Partisi Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, toplumsal tablonun bayramın taşıdığı anlamla örtüşmediğini savundu. Şenyürek, bayramların paylaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin güçlendiği özel günler olduğunu belirtirken, Türkiye’nin içine sürüklendiği ekonomik ve siyasal atmosfer nedeniyle milyonlarca vatandaşın bayrama huzurla değil, kaygıyla girdiğini ifade etti. Mesajında doğrudan yurttaşlara seslenen Şenyürek, “Kıymetli hemşehrilerim, değerli yol arkadaşlarım; Ramazan Bayramı’nızı en içten duygularımla kutluyorum. Bayramın; ülkemize huzur, hanelerimize bereket, milletimize sağlık ve umut getirmesini diliyorum” dedi. BAYRAM MESAJINDA EKONOMİK TABLO VURGUSU Şenyürek, açıklamasında ekonomik darboğazın toplumun farklı kesimleri üzerinde oluşturduğu baskıya özel başlık açtı. Emeklilerin, emekçilerin, gençlerin ve ailelerin giderek ağırlaşan geçim şartları altında yaşam mücadelesi verdiğini belirten Şenyürek, milyonlarca insanın bayramı gönül rahatlığıyla karşılayamadığını kaydetti. CHP İl Başkanı, “Ne yazık ki bugün ülkemizde milyonlarca insan bayrama sevinçle değil, kaygıyla giriyor. Emekliler yıllarca verdikleri emeğin karşılığını alamadan yaşam mücadelesi veriyor, emekçiler alın terlerinin karşılığını alamıyor, gençler bu ülkede gelecek kurabileceklerine dair inançlarını her geçen gün biraz daha yitiriyor. Aileler ise sofralarını nasıl büyüteceğini, çocuklarının yarınını nasıl güvence altına alacağını düşünüyor” ifadelerini kullandı. “SADECE EKONOMİK KRİZ DEĞİL, DEVLET KRİZİ DE YAŞANIYOR” Mesajında yalnızca ekonomik sorunlara değil, hukuk ve demokrasi alanındaki gerilemeye de dikkat çeken Şenyürek, Türkiye’nin çok yönlü bir kriz yaşadığını savundu. Ülkedeki mevcut tablonun yalnızca geçim sıkıntısıyla açıklanamayacağını belirten Şenyürek, devlet yönetiminden insan haklarına kadar birçok alanda ciddi bir aşınma yaşandığını ileri sürdü. Şenyürek, “Bugün sadece ekonomik bir kriz yaşamıyoruz. Aynı zamanda hukukta, demokraside, insan haklarında ve devlet yönetiminde çok ciddi bir çöküşle karşı karşıyayız” dedi. 19 MART VURGUSU: “BOYUN EĞMİYORUZ, SUSMUYORUZ, GERİ ADIM ATMIYORUZ” CHP Giresun İl Başkanı Şenyürek, mesajının siyasi bölümünde 19 Mart tarihine özel vurgu yaptı. Ekrem İmamoğlu, belediye başkanları ve çalışma arkadaşlarına yönelik süreçlerin birinci yılını doldurduğunu belirten Şenyürek, bu süreci “millet iradesine karşı siyasi operasyon” olarak tanımladı. Şenyürek, “Bir yıldır millet iradesine karşı siyasi operasyonlar yürütülüyor. Yargı, adalet dağıtan bir kurum olmaktan çıkarılıp baskının ve sindirmenin aracı haline getirilmek isteniyor. Ama biz buradayız. Boyun eğmiyoruz. Susmuyoruz. Geri adım atmıyoruz” ifadelerini kullandı. “Hedef yalnızca kişiler değil, doğrudan demokrasi” Açıklamasında yaşananların yalnızca belli isimlere dönük bir süreç olarak değerlendirilemeyeceğini kaydeden Şenyürek, meselenin doğrudan halk iradesi ve demokratik siyaset zeminine yöneldiğini savundu. Halkçı belediyeciliğin ortaya koyduğu hizmet anlayışından rahatsızlık duyan çevrelerin bu çizgiyi durdurmak istediğini öne süren Şenyürek, bunun başarılamayacağını söyledi. CHP’nin hedefini de tarif eden Şenyürek, emeklinin insanca yaşadığı, emekçinin hakkını alabildiği, gençlerin umutla geleceğe baktığı, çiftçinin ürettiğinin karşılığını bulduğu, kadınların güvende olduğu ve adaletin herkes için işlediği bir Türkiye için mücadele ettiklerini dile getirdi. “DEMOKRATİK TÜRKİYE’Yİ KURMAYA HAZIRIZ” Şenyürek, mesajında CHP’nin siyasal hedefini de açık ifadelerle ortaya koydu. Devletin bir partinin değil milletin devleti olması gerektiğini vurgulayan Şenyürek, hukukun üstünlüğünün sağlandığı, liyakatin esas alındığı ve refahın adil paylaşıldığı bir Türkiye iddiasını yineledi. Şenyürek, “Devletin bir partinin değil milletin devleti olduğu, hukukun üstünlüğünün sağlandığı, liyakatin esas alındığı, refahın adil paylaşıldığı demokratik bir Türkiye’yi kurmaya hazırız” dedi. MESAJINI DAYANIŞMA ÇAĞRISIYLA TAMAMLADI Ramazan Bayramı mesajının sonunda toplumsal dayanışma vurgusunu yeniden öne çıkaran Şenyürek, geçim sıkıntısı yaşayan, adaletsizlik karşısında kendisini yalnız hisseden ve geleceğe kaygıyla bakan yurttaşlara seslendi. Toplumun umudunun ve vicdanının ayakta olduğunu söyleyen Şenyürek, mesajını hem Giresunluların hem de tüm milletin bayramını kutlayarak tamamladı. Şenyürek, “Geçim sıkıntısı yaşayan, adaletsizlik karşısında yalnız hisseden, geleceğe kaygıyla bakan herkese sesleniyorum: Yalnız değilsiniz. Bu ülkenin vicdanı da, umudu da ayaktadır. Bu duygularla zindanlarda tutsak olan yol arkadaşlarımız ve aileleri ile başta Giresunlu hemşehrilerim olmak üzere tüm milletimizin Ramazan Bayramı’nı yürekten kutluyorum” ifadelerine yer verdi.

Her 5 Gençten Biri Ne Eğitimde Ne İstihdamda Haber

Her 5 Gençten Biri Ne Eğitimde Ne İstihdamda

İstanbul Bilgi Üniversitesi ve TÜBİTAK işbirliğiyle gerçekleştirilen "Türkiye’de NEET Gençler: Profil ve İyi Olma Hali Araştırması", ülkemizdeki gençlerin eğitim ve istihdam durumlarına ışık tutuyor. Buna göre, beş gençten biri ne eğitim alıyor ne de çalışıyor. Gençlerin yüzde 60’ı iş bulmada tanıdıklarının yardımıyla ilerlerken, çalışanların yüzde 65’i ayda 27 bin TL’nin altında kazanca sahip. Ayrıca, yüzde 72’si borçlu ve yüzde 68’i daha iyi iş imkanları için yurt dışına gitmek istiyor. TÜBİTAK 2519 – COST Çalışma Grubu Destek Programı tarafından desteklenen "Türkiye’de NEET Gençler: Profil ve İyi Olma Hali Araştırması" kapsamında elde edilen veriler, santralistanbul Kampüsü'nde düzenlenen toplantıda açıklandı. Fraktal Araştırma tarafından 10 Mayıs-2 Haziran 2025 tarihleri arasında Türkiye genelinde 29 ilde yapılan saha çalışması, İstanbul ve Çukurova’da gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler ve çeşitli çalışmalar ile 18-29 yaş aralığında 2.403 gençle yapıldı. Araştırmada gençlerin iyi olma hali, "maddi durum", "eğitim", "sağlık ve psikososyal iyi oluş", "aile", "siyasal, sivil katılım, güven ve faillik" gibi boyutlarda değerlendirildi. Projenin kapanış toplantısı, İstanbul Bilgi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Emre Erdoğan, Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, Doç. Dr. Başak Akkan, Dr. Öğr. Üyesi Tuğçe Erçetin Sabuncu ve doktor adayı Birnur Kafalı Eyolcu’nun katılımıyla gerçekleşti. Kadınların işgücüne katılamaması ailevi yükümlülüklerden kaynaklanıyor 18-29 yaş aralığındaki gençlerin yüzde 54’ü işsizken, toplumsal cinsiyet farkı bu durumu derinleştiriyor. Erkeklerin yüzde 63’ü işbulabilirken, kadınlarda bu oran yüzde 28’e düşüyor. Kadınların işgücüne katılmamasının en büyük nedenlerinden biri "ailevi sorumluluklar" olarak ortaya çıkıyor. Çalışamayan kadınların yüzde 29,2’si ev içi sorumluluklar yüzünden iş gücünde yer alamazken, aynı sebeple işgücüne katılamayan erkekler sadece yüzde 1 oranında. İşe giriş için 'tanıdık' desteği şart Gençler, iş arama sürecinde ağırlıklı olarak tanıdıklarının desteğini alıyor. Yüzde 45,6’sı arkadaş veya akraba vasıtasıyla iş bulurken, yalnızca yüzde 8,9’u dijital platformlar aracılığıyla iş bulabiliyor. Küçük işletmelerde uzun çalışma saatleri Araştırma, gençlerin çoğunlukla mikro ve küçük ölçekli şirketlerde çalıştığını gösteriyor. Gençlerin yüzde 85’i, 50’den az çalışanı olan iş yerlerinde istihdam ediliyor ve hizmet sektöründe ağırlıklı olarak satış danışmanı, garson veya kasiyer pozisyonlarında yer alıyor. Çalışan gençlerin yüzde 58’i günde 9 saatten fazla çalışırken, yüzde 66,8’i haftada 6 gün, yüzde 8,3’ü ise haftanın her günü çalışıyor; haftada 5 gün çalışan gençlerin oranı yüzde 18. Gençlerin yüzde 65’i 27 bin TL’nin altında kazanıyor Araştırma, gençlerin ekonomik sıkıntılarını vurguluyor. Katılımcıların yüzde 65’i ayda 27 bin TL’nin altında, yüzde 35’i ise 9 bin TL’nin altında kazanıyor. Yüzde 42,3’ü gelirinin "yetersiz" olduğunu belirtirken yüzde 44,6’sı "ihtiyaçlarını karşılamaya yettiğini" ifade ediyor. Gelir eksikliği, gençleri borçlanmaya zorluyor ve sadece yüzde 28,3’ü borçsuz durumda. Çalışanların yüzde 8,2’si borçsuzken, yüzde 40,5’i kredi kartı borcu, yüzde 25,3’ü taksitli borç ve yüzde 18,7’si ihtiyaç kredisi borcu altında. Gençlerin çoğunluğu mevcut mali durumlarından memnun değilken, "çok memnunum" diyen oranı ise yüzde 6,3’te kalıyor. Gençler diplomanın yeterliliğine inanmıyor Gençler arasında eğitimin iş imkanları ile bağdaşmadığına dair yaygın bir güvensizlik var. Katılımcıların yalnızca yüzde 38,7’si eğitimin kendilerini "hayata hazırladığını" düşünürken, yüzde 36,2’si bu eğitim sayesinde iyi bir iş bulabileceğine inanıyor. Diğer bir yüzde 36,4’lük grup ise bu görüşe katılmıyor. Özellikle işsiz ve aile yükümlülüğü olan gençlerde eğitime güven dip seviyede. Gelecek umudu yurt dışı hayaliyle şekilleniyor Mevcut eğitim ve ekonomik yapıdan umudunu kesmiş gençler, yurt dışına yerleşmeyi çıkış yolu olarak görüyor. Katılımcıların yüzde 67,8’i daha iyi iş imkanları için yurt dışına gitmek isterken, yüzde 36’sı Türkiye’de geleceğini göremediği ve yüzde 28,9’u ülkenin kötüye gittiğini düşündüğü için yurt dışını seçiyor. Gençler sadece ekonomik sebeplerle değil, sosyal ve siyasi sebeplerle de ayrılmayı düşünüyor; yüzde 22,5’i "daha fazla kişisel özgürlük", yüzde 6’sı ise "düşünce özgürlüğü eksikliği" nedeniyle yurt dışına yerleşmek istiyor. Ancak bu istek henüz net bir plan haline gelmemiş durumda. Yalnızca yüzde 8’i "kesinlikle gitmeyi düşündüğünü" ifade ederken, yüzde 56,4’ü yurt dışını muhtemel görmüyor. Psikolojik yorgunluk yaygın sorun Gençlerin sağlık ve özellikle psikososyal durumları kaygı verici. Yüzde 36,6’sı sık sık "bitkin hissettiğini", yüzde 33,5’i "uykusuzluk çektiğini" ve yüzde 29,2’si "mutsuz olduğunu" ifade ediyor. Bu veriler, gençlerin çoğunun stresli bir yaşam sürdüğünü ve dinlenemediğini ortaya koyuyor. Psikolojik yorgunluk ve tükenmişlik en çok işsiz gençlerde gözlemleniyor. Gençler siyasal katılımda oyla aktif, STK’larla mesafeli Gençler arasında siyasal ve sivil katılıma ilişkin çarpıcı veriler öne çıkıyor. Gençlerin yüzde 79,9’u siyasal katılımı oy vererek gerçekleştirirken, siyasete üye olanların oranı yüzde 6,8’de kalıyor. Sivil toplum kuruluşlarına ilgisizlik ise yüzde 9,3 oranında üyelik ve yüzde 11,4 oranında düzenli gönüllülükle sınırlı. Gençler, daha çok bireysel eylem biçimlerini tercih ediyor, bu eğilim ise yüzde 28-29 oranlarında boykot veya çevrimiçi protestolarla kendini gösteriyor. NEET gençler umutsuz bir döngüde Araştırma bulguları Nisan-Temmuz 2024'te İstanbul ve Çukurova'da yapılan yüz derinlemesine mülakatları ve odak gruplarını da kapsıyor. NEET gençlerin deneyimleri "beklemede olmanın" getirdiği zorluklar ve tecrübe eksikliğine odaklanıyor. Bu görüşmeler, NEET grubunun tükenmişlik ve topluma aidiyet duygusunun zedelendiğini ortaya koyuyor. Gençlerin topluma güveni zedelenmiş Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Emre Erdoğan, araştırmanın bulgularını değerlendirirken, gençlerin topluma güven duymasında ciddi bir düşüş olduğunu belirtti. "Gençler arasındaki yaygın 'anomi'—toplumsal kuralsızlık ve güvensizlik—çarpıcı bir bulgu olarak dikkat çekiyor. Kurumlara güvenin düşük, liyakat algısının zayıf olması gençler arasında yaygın bir 'hınç' duygusunu tetikliyor." şeklinde konuştu. Gençlerin yaşam memnuniyeti düşük seyrediyor ve adaletsizlik algısı bu memnuniyetsizliği artırıyor. Prof. Dr. Erdoğan, "Gençler, ekonomik güvence kadar adaletli bir toplum arayışında." ifadesiyle konunun önemine dikkat çekti. Öneriler paylaşıldı Araştırma ekibi, elde edilen bulgular ve paydaşlarla gerçekleştirilen çalıştaylar doğrultusunda çeşitli politika önerilerini duyurdu. Gençlere yönelik gelir destekleri, sanatsal, sportif ve kültürel etkinliklere erişim için ulaşım desteği sağlanması ve barınma gibi finansal desteklerin sunulması önerildi. Eğitim sisteminin beceri ve deneyim kazandıracak şekilde yeniden yapılandırılması gerektiği vurgulandı. Ailelerin, özellikle kadınların üzerindeki bakım yükünü hafifletmek için devlet ve yerel yönetimlerin etkin rol alması gerektiğinin altı çizildi. Gençlerin psikososyal iyiliği için okullardaki rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi ve gençler için güvenli sosyal alanların artırılması önerildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.