Hava Durumu

#Ab

giresunsonhaber - Ab haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ab haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek Haber

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek

EY’ın Orta ve Doğu Avrupa Bölgesi'ndeki Nadir Toprak Elementleri Çalışmasına göre; akıllı telefonlar, hibrit ve elektrikli araçlar, yeşil enerji sistemleri, veri merkezleri, savunma ve sağlık teknolojileri gibi çoğalan uygulama alanları, nadir toprak elementlerine (NTE) olan dünya çapındaki talebi hızla artırıyor. Özellikle bileşenlerde bulunan “mıknatıs” kullanımı, önümüzdeki 10 yıllık süreçte yıllık %9 büyüme gösterecek şekilde tahmin ediliyor. Öte yandan Avrupa'nın nadir toprak elementleri hammaddesi ve mıknatıs tedarikinde Çin'e duyduğu bağımlılık devam ediyor. Ancak Çin'in 2023 yılından bu yana nadir toprak elementleri ihracatına uyguladığı lisans ve kontrol tedbirleri, birçok sektörün hammadde ikmalinde gecikmelere ve zorluklara neden oluyor. Bunun sonucu olarak yaşanan darboğazlar, bazı sektörlerde üretimi durma noktasına getiriyor. Araştırma, nadir toprak elementlerinin tedarik güvencesi endişeleri nedeniyle, 2025'in ilk 10 ayında belirli (en büyük beş) NTE üretici firmasının piyasa değerinin %175 artış gösterdiğini ortaya koyuyor. Uluslararası danışmanlık hizmetleri firması EY; önde gelen ekonomilerin politika oluşturmasında etkili olan nadir toprak elementlerine (NTE’ler) yönelik araştırmasının sonuçlarını yayımladı. Araştırma; nadir toprak elementlerinin modern teknolojiler için önemi ve Çin’in küresel tedarik zincirindeki baskın konumunu ve bu konudaki jeopolitik ve ekonomik riskleri vurguluyor. Araştırmaya göre; Çin’in, stratejik kaynak olarak tanımladığı nadir toprak elementleri alanındaki üstünlüğü sürüyor. Avrupa Bölgesi ise alternatif kaynaklar ve geri dönüşüm stratejileriyle nadir toprak elementlerine bağımlılığını azaltma çabası içerisinde. 2026 sonuna kadar nadir toprak elementleri temsil eden 17 elementin 12'sine ihracat lisansı getirilebileceği belirtiliyor. Yeni elementler eklenmediği durumda, Çin’in şu anda yalnızca yedi NTE ürününde uyguladığı düzenlemelerin daha da genişleyebileceği, bu durumun AB’nin kritik mineral olarak tanımladığı hammaddelere erişimini daha da zorlaştıracağı ifade ediliyor. Küresel tedarik zincirlerinde belirsizlik artıyor Nadir toprak elementleri, periyodik tabloda 21, 39 ve 57-71 numaralarına sahip benzersiz manyetik, ışık yayan ve elektrokimyasal özelliklere sahip 17 elementten oluşuyor. Yeni ve geniş bir kullanım alanı bulan nadir toprak elementleri, fiziksel, manyetik ve kimyasal doğaları itibariyle günlük yaşamda önemli roller üstleniyor. Özellikle, dış enerjiye ihtiyaç duymadan manyetik özelliklerini sürekli koruyan mıknatısların önemi büyük ve 2023 yılı verilerine göre küresel NTE talebinin %45’ini oluşturuyor. Nadir toprak elementleri; akıllı telefonlar, dizüstü bilgisayarlar, hibrit otomobiller, rüzgâr türbinleri ve güneş panelleri gibi birçok ileri teknoloji ürünün yanı sıra savunma sanayisinde de kullanılıyor. Örneğin; jet motorları, füze savunma mekanizmaları, uzay tabanlı uydular ve iletişim sistemleri bu elementleri içeriyor. Araştırmaya göre; yeşil enerji teknolojileri, ileri elektronik ve savunma uygulamaları, nadir toprak elementlerine (NTE) olan talebi hızla artırıyor. Özellikle, global ölçekte mıknatıs kullanımında önümüzdeki 10 yılda %9 oranında büyüme öngörülüyor. Çin, global NTE üretiminin %70’ini ve rafinasyon işlemlerinin %90’ını elinde bulunduruyor. Ayrıca sinterlenmiş kalıcı mıknatıs üretiminde (PETRM) %94’lük bir paya sahip. Araştırmada, jeopolitik risklere de vurgu yapılıyor. Çin’in, 2025’te yedi tür NTE için ihracat sınırlamaları uygulaması ve yıl sonunda beş ek element için kontrollerin askıya alınmasının global tedarik zinciri güvenliği endişelerini artırdığı belirtiliyor. Diğer yandan, tedarik güvenliği endişeleri nedeniyle NTE şirketlerinin piyasa değerinin 2025’in ilk 10 ayında %175 artış gösterdiği; bu büyümenin enerji ve teknoloji devlerini geride bıraktığı gözleniyor. 2025 yılı ilk 10 ayında piyasa değeri %175 arttı Avrupa, Çin'in ham nadir toprak elementleri ve kalıcı mıknatıs ihracatında en önemli noktalardan biri olmaya devam ediyor. Almanya, İtalya ve İspanya başta olmak üzere Avrupa, modern teknolojinin vazgeçilmezi olan bu elementleri Çin’den ithal ediyor. Bahsi geçen lisans süreçleri, Avrupa’da üretim duraksamalarına yol açabiliyor. Çin, NTE rezervlerinin %50’sine sahip olmasına rağmen Brezilya, Hindistan, Avustralya ve Orta Asya’da bu alanda yeni projeler geliştiriliyor. Avrupa’da İsveç, Norveç, Finlandiya ve Polonya gibi ülkeler stratejik maden ve rafineri yatırımlarına yöneliyor. AB stratejik hammaddeleri geri dönüşümle karşılamayı hedefliyor NTE’ler, jeolojik olarak nadir olmamalarına rağmen, genellikle yoğun ve işletilebilir cevher yataklarında olmadıkları için bu şekilde adlandırılıyor. Prometyum hariç tüm nadir toprak elementlerin, dünya genelinde gümüş, altın veya platinden daha bol olduğu söyleniyor. Kimyasal benzerlikleri, çıkartma süreçlerini teknik ve ekonomik olarak zorlaştırıyor. NTE'lerin büyük ölçekli üretimi önemli ölçüde su ve enerji tüketimi gerektiriyor; ayrıca kimyasal sızıntı riski ve uranyum ve toryum gibi nadir toprak mineralleriyle birlikte doğal radyoaktif elementlerin ortaya çıkması çevresel riskleri de beraberinde getiriyor. Avrupa Birliği bu kapsamda 2030'a kadar stratejik hammaddelerin %25'ini geri dönüşümle karşılamayı hedefliyor. Ancak yeni madenlerin işletime alınması 8-10 yıl, rafinerilerin kurulması 5 yıl sürebiliyor. Merkez Avrupa ve Türkiye AB’nin NTE tedarikinde önemli avantajlar sunuyor Merkezi Avrupa ülkeleri, AB endüstrisinin ihtiyaç duyduğu nadir toprak elementleri tedarikinde önemli avantajlara sahip. Örneğin, İsveç, Norveç ve Finlandiya’da keşfedilen yeni NTE oksit rezervleri, tahmini 11 milyon ton üretimle AB’nin NTE ihtiyacının üçte birini karşılayabilir. Türkiye’de ise, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na göre, Eskişehir Beylikova ve Sivrihisar arasında bulunan sahada 694 milyon ton nadir toprak elementi (NTE) rezervi yer alıyor. Tahminler, bu maden sahasının Çin'deki 800 milyon tonluk “Bayan Obo” sahasından sonra dünyanın en büyük ikinci rezervi olduğunu gösteriyor. Bakanlık, Ekim 2024`te nadir toprak elementleri çıkarma ve işleme konularında bilgi paylaşımı, madencilik teknolojilerinin geliştirilmesi ve ortak yatırımlar için Çin ile "Doğal Kaynaklar ve Madencilik Alanlarında İşbirliği Mutabakat Zaptı" imzaladığını duyurdu. EY Enerji Sektörü Lideri Cem Çamlı, konuyla ilgili şu bilgileri aktardı: “Nadir toprak elementleri, enerji, teknoloji, mobilite, savunma ve sanayi üretim sektörlerinin görünmez omurgasını oluşturuyor. Artan jeopolitik gelişmeler, küresel talebin önemli ölçüde büyümesi ve stratejik ulusal çıkarlar ülkelerin stratejik planlamalarını ve yatırımcıların öncelik sıralamalarını yeniden şekillendiriyor. Türkiye, Asya ve Avrupa arasındaki coğrafi konumu, gelişen sanayi altyapısı ve nadir toprak elementleri rezervleri ile bu dönüşümde daha etkin bir rol alabilir. Yenilenebilir enerji yatırımlarımız, elektrikli araç ekosistemimiz ve savunma sanayimiz, NTE arz güvenliğini artık bir rekabet avantajı değil, zorunlu bir stratejik gereklilik haline getiriyor. Bu yüzden nadir toprak elementleri değer zinciri boyunca sanayicilerimizin ve yatırımcılarımızın aktif rol oynaması, AR-GE yatırımları ve teşvikleri ile ekosistemin büyütülmesi ve bilgi birikiminin artırılması kritik önem taşıyor. Böylece, nadir toprak elementleriyle oluşturulacak ekonomik değer ülkemiz ekonomisine ve istihdamına katkı sağlayacak ve AB ile olan ticari iş birliğimizin daha da sağlamlaşmasını sağlayacaktır. Yakın zamanda, Türkiye’de nadir toprak elementleri değer zincirinde yeni yatırımlar, girişimler ve kamu-özel sektör iş birliklerini göreceğimiz öngörülüyor. EY-Parthenon olarak, global ve bölgesel bilgi birikimimizle bu alanda sektörün öncüsü müşterilerimize stratejiden uygulamaya kadar uçtan uca hizmet sunmaya ve rekabet avantajı yaratmaya devam ediyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Endeksi Yayınlandı:  Dünya İlerleme Kaydediyor, Türkiye Yerinde Sayıyor Haber

İklim Endeksi Yayınlandı: Dünya İlerleme Kaydediyor, Türkiye Yerinde Sayıyor

Germanwatch, NewClimate Institute ve Uluslararası İklim Eylem Ağı (CAN International), İklim Değişikliği Performans Endeksi'nin (Climate Change Performance Index - CCPI 2026) 21. sayısını yayımladı. Paris İklim Anlaşması’nın üzerinden on yıl geçti; ilerleme net bir şekilde gözlemleniyor. Küresel kişi başına emisyonlar düşüş eğiliminde, yenilenebilir enerji hızla yaygınlaşıyor ve 100'den fazla ülkenin net sıfır emisyon hedefi bulunmakta ancak Paris İklim Anlaşması'nın hedeflerine erişmek için dönüşüm hızı halen yetersiz. CAN International, Germanwatch ve NewClimate Enstitüsü'nün bugün paylaştığı İklim Değişikliği Performans Endeksi (Climate Change Performance Index - CCPI), bu çelişkili manzarayı yansıtıyor. Geçmiş yıllarda olduğu gibi, endeksin en üst üç basamağı boş bırakıldı. Ülkelerin, 1,5 derece sıcaklık sınırını aşmamak için iklim çabalarını hızlandırmaları gerekiyor. Danimarka, 4. sıradaki yeriyle listenin başında yer almaya devam ediyor. İklim politikalarında lider olan Danimarka, yenilenebilir enerji kategorisinde yüksek puan alan üç ülke arasında ve deniz aşırı enerji yatırımlarında öncü konumda. Danimarka'yı, geçmiş yıla kıyasla bir sıra yükselerek 5. sıraya yerleşen Birleşik Krallık takip etmekte. Geçen yıl kömür kullanımını tamamen sonlandıran Birleşik Krallık, yıllardır sürdürülen iklim politikası çabalarının sonuçlarını almayı başardı. Ancak, yenilenebilir enerji konusundaki "düşük" performansı göz önüne alındığında hala eksiklikler bulunmaktadır. Fas (6. sırada), yenilenebilir enerjinin haricinde tüm kategorilerde "iyi" performans gösteriyor. Ülkede kişi başına düşen emisyonlar düşük seviyede. Kolektif taşımaya büyük yatırımlar yapan ülke, 2035 için açıkladığı yeni iklim hedefiyle dikkat çekiyor. CCPI raporunun derleyicilerinden Niklas Höhne (NewClimate Institute) şunları belirtti: "Genel anlamda iklim değişikliğiyle mücadelede çok iyi performans sergileyen bir ülke henüz yok, ancak bazı alanlarda iddialı performans gösteren öncüler mevcut. Örneğin Pakistan, kişi başına çok düşük emisyon rakamları sayesinde dikkat çeken bir oyuncu. Daha önceki yıllarda olduğu gibi, Norveç, Danimarka ve İsveç yenilenebilir enerji konusunda standartları belirlemeye devam ediyor." Öte yandan, sıralamada zayıf performans sergileyen ülkeler de mevcut. Endekste son üçte yer alan ülkeler Suudi Arabistan (67. sırada), İran (66. sırada) ve ABD (65. sırada). Germanwatch’tan Thea Uhlich, "ABD özellikle kayda değer bir düşüş yaşadı ve genel sıralamada Rusya’nın hemen arkasında sondan üçüncü sıraya geriledi. En büyük petrol ve gaz üreticisi olan bu ülkeler adeta birbirleriyle yarışmakta; fosil yakıtları iş modeli olarak sürdürüyorlar. Bu da geleceğin ekonomisinde fırsatları kaçırdıkları anlamına geliyor" dedi. AB'si Yetersiz AB bakımından endeks değerlendirmesi yapan Avrupa İklim Eylem Ağı’nın İklim Politikaları Direktörü Sven Hareling ise şöyle dedi: "Avrupa Birliği'nin bu yılki İklim Değişikliği Performans Endeksi'nde 3 sıra birden gerilemesi açık bir uyarı. Avrupa'daki bazı siyasi grupların, AB'nin 2030 emisyon azaltım hedeflerine nasıl ulaşılacağına dair net bir strateji ortaya koymadan mevcut iklim ve çevre düzenlemelerini zayıflatmaya yönelik ideolojik ve yanlış yönlendirilmiş çabaları, insanların iklim krizine karşı dayanıklılığını tehdit ediyor. Bu tutum, toplumsal açıdan adaletli bir iklim aksiyonunun geciktiği bir dönemde belirsizliğe ve yatırım ortamının zarar görmesine neden oluyor. AB'nin kararını geç onaylaması nedeniyle, CCPI analizi 2040 için belirlenen yüzde 90 net emisyon azaltım hedefine ilişkin anlaşmaları dikkate almıyor; ancak bu hedefteki önemli eksiklikler sebebiyle, bunun gelecekteki sıralamalarda ne ifade edeceği halen belirsizliğini koruyor" dedi. Türkiye'nn Durumu Değişmiyor Türkiye'nin performansını değerlendiren Avrupa İklim Eylem Ağı Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz: "Türkiye, CCPI'da bir değişiklik göstermiyor. On yıldır endeksteki yeri "düşük" veya "çok düşük" performans gösteren ülke grupları içinde yer alıyor. Bu yıl 52. sıradaki Türkiye, sera gazı emisyonları ve enerji kullanımı kategorilerinde "düşük", iklim politikası kategorisinde "çok düşük" performans gösteriyor. Potansiyeline rağmen yenilenebilir enerji kategorisinde bile "orta" düzeyde performans sergiliyor. Bu sıralama şaşırtıcı değil çünkü 2035'e kadar emisyonlarını artırmayı öngördüğü bir iklim hedefi sundu ve kömürlü termik santrallere devlet teşviği sağlamayı planlıyor" dedi. G20 Ülkeleri: Sadece 1 Ülke 'İyi', 10 Ülke 'Çok Zayıf' "Dünya genelinde yenilenebilir enerji ve elektrifikasyon konusunda olumlu bir eğilim mevcut. Ancak büyük emisyon kaynağı olan G20 ülkeleri arasında kaygı verici bir tablo görünüyor: yalnızca 1 ülke "yüksek" performans gösteren grupta yer alıyor, 10 ülke ise "çok düşük" kategorisinde." dedi Germanwatch'tan Thea Uhlich. G20 ülkeleri, küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 75'inden sorumlu olmalarına karşın, sıralamada sadece bir G20 ülkesi, Birleşik Krallık, "yüksek" puan alıyor. Endişe verici olan ise, on G20 ülkesinin hala "çok düşük" (Türkiye, Çin, Avustralya, Japonya, Arjantin, Kanada, Kore, Rusya, ABD, Suudi Arabistan) kategorisinde yer alması; Güney Afrika, Endonezya ve İtalya ise düşük kategoride sınıflandırılıyor. En büyük emisyon kaynaklarından biri olan Çin (54. sırada), bir basamak yükseldi. İlk "elektro-devlet" olma yolundaki gelişmelere rağmen, hala çok düşük puan alıyor. Çin, yalnızca iklim politikası alanında "yüksek" performans sergiliyor. 2025'in ilk çeyreğinde Çin'in emisyonlarının düşüş göstermesi, emisyonlarının zirveye ulaştığına dair bir işaret olabilir. Ülkede elektrikli araç, batarya ve yenilenebilir enerji konularında önemli bir büyüme gerçekleşmesine ve nispeten iddialı bir iklim hedefi açıklamasına rağmen fosil yakıt üretimini de artırıyor. Çin için belirleyici faktör, yenilenebilir enerji ve e-mobilitenin fosil yakıtlardan çıkış ile birlikte ilerlemesi. En büyük emisyon kaynaklarından biri olan Hindistan (23. sırada), bu yılki sıralamada en fazla gerileyen ülkelerden biri olarak "orta" düzeyde performans kategorisine girdi. CCPI raporunun yazarı Jan Burck (Germanwatch): "Sıralamadaki düşüş, çeşitli faktörlerin kombinasyonundan kaynaklanıyor. Hindistan, son yıllarda emisyonların sürekli artması nedeniyle emisyon eğilimleri açısından alt sıralarda bulunuyor. Aynı zamanda, enerji tüketimi de yükseliyor. Hindistan, kömür kullanımını aşamalı olarak sonlandırma planı veya somut bir sonlandırma tarihi olmadığı için iklim politikasında da düşüşte. Yeni kömür santrallerinin inşasını durdurur ve yenilenebilir enerji yatırımlarında olumlu görünümü sürdürürse, Hindistan gelecek yıl daha iyi bir sıralama elde edebilir" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.