YAZ TATİLİNDE DENGELİ PLAN ÖNEMLİ!

Klinik Psikolog Seren Doğantekin, çocuklarda can sıkıntısının üretkenliği artırabileceğini, ancak yalnızlık hissiyle karıştırılmaması gerektiğini belirtti. Yaz tatili için eğlence ve öğrenmeyi içeren dengeli, esnek bir planlama önerdi.

Haber Giriş Tarihi: 26.06.2026 12:06
Haber Güncellenme Tarihi: 26.06.2026 12:06

Çocuklarda can sıkıntısının her zaman olumsuz bir tablo oluşturmadığını ifade eden uzmanlar, bu durumun doğru yönetilmesi halinde yaratıcılığı ve üretkenliği tetikleyebileceğini belirtiyor.

Can sıkıntısı anında çocukların kendi oyunlarını kurmalarının, yeni hikâyeler tasarlamalarının ve farklı uğraşlara yönelmelerinin gelişim süreçlerine katkı sağladığını belirten Klinik Psikolog Seren Doğantekin, “Burada kritik nokta, can sıkıntısı ile yalnızlık hissinin birbirinden ayırt edilebilmesidir. Canı sıkılan çocuk, vakit geçirmek için bir şeyler üretmeye, oyun geliştirmeye veya yeni bir aktivite bulmaya çalışır. Buna karşın yalnızlık hisseden çocuk daha çok içe kapanır, odasına çekilir ve hiçbir etkinliğe ilgi göstermez.” dedi. Bu nedenle ebeveynlerin çocuklarının tutumlarını dikkatle takip etmesi gerektiğini vurgulayan Doğantekin, yaz tatilinde hem öğrenmeyi hem de eğlenceyi barındıran dengeli bir programın en sağlıklı yol olduğunu ifade etti.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Seren Doğantekin; çocuklarda can sıkıntısının her zaman negatif bir durum olmadığı, bunun yalnızlık duygusuyla karıştırılmaması gerektiği ve yaz tatilinin planlı ancak esnek geçirilmesinin önemi üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Can sıkıntısı ile yalnızlık duygusu birbirinden ayrılmalı!

Can sıkıntısının çocuklar için tamamen kötü bir durum olmadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Seren Doğantekin, “Hatta bu durum üretkenliği artırabilir.” şeklinde konuştu.

Birçok ebeveynin ‘çocuğumuz evde çok sıkılıyor’ diyerek endişelendiğini hatırlatan Doğantekin, “Ancak asıl mesele, çocuğun bu can sıkıntısını nasıl yönettiğidir. Eğer çocuk bu süreçte legolarla bir şeyler inşa ediyor, hikâyeler kurguluyor, oyunlar yaratıyor ya da ailesiyle vakit geçiriyorsa bu gelişim açısından oldukça yararlıdır. Yani can sıkıntısı bir üretim sürecine dönüşüyorsa, bu destekleyici bir durumdur. Dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, can sıkıntısı ile yalnızlık duygusunun birbirinden ayrılmasıdır. Canı sıkılan çocuk bir şeyler üretmeye, oyun kurmaya veya yeni bir uğraş bulmaya yönelir. Ancak yalnızlık hissi yaşayan çocuk daha çok içine kapanır, odasına çekilir ve hiçbir aktiviteye yönelmez. İzlenmesi gereken temel ayrım budur.” ifadelerini kullandı.

Hem eğlenceyi hem öğrenmeyi içeren esnek bir tatil planlanmalı!

Yaz tatili boyunca ya tamamen kuralsız ya da aşırı katı bir tutum sergilemenin yanlış olduğunu belirten Seren Doğantekin, “Günlük yaşamda belirli bir düzenin olması gerekir. Hiç ders çalışılmayan bir tatil dönemi, okullar açıldığında motivasyon kaybına neden olabilir.” dedi.

Bu sebeple dengeli bir planlamanın önemine değinen Doğantekin, şunları ekledi:

“İlkokul ve ortaokul düzeyindeki öğrenciler için haftanın belirli günlerinde ders çalışmak, kitap okumak veya çalışma kâğıtlarıyla ilgilenmek yerinde olabilir. Fakat bu süreç sadece akademik başarı odaklı düşünülmemeli. Müze ziyaretleri ve belgeseller izlemek gibi faaliyetler de öğrenme sürecini destekler. Gelecek yıl sınava girecek öğrenciler için ise daha sistematik bir program uygulanabilir. Haftanın beş ya da altı günü çalışıp bir günü tamamen dinlenmeye ayırabilirler. Ancak bu planlama, katı bir okul disiplini gibi değil; eğlence ve öğrenmeyi harmanlayan esnek bir yapıda olmalıdır.”

Çocuğun sosyal medyayı yalnızlık nedeniyle kullanması bir risk göstergesi!

Ergenlik çağında sosyal medya kullanımının kıyaslama alışkanlığını artırabileceği konusunda uyaran Seren Doğantekin, “Tatil paylaşımlarına bakarak ‘o tatile gitti ama ben gidemedim’ şeklinde düşünceler gelişebilir. Bu durum kaygıya ve özgüven eksikliğine yol açabilir. Bu noktada çocuklara, sosyal medyada gördükleri her karenin gerçek hayatı tam olarak yansıtmadığı anlatılmalıdır.” dedi.

Uyku düzeninin kritik önemine değinen Doğantekin, “Gece geç saatlere kadar süren ekran kullanımı uyku ritmini bozabilir, bu da duygusal dalgalanmalara neden olabilir. Çocuğun sosyal medyayı hangi amaçla kullandığı da analiz edilmelidir. Eğer sadece yalnızlık hissettiği için oradan iletişim kuruyorsa, bu bir risk sinyali olabilir. Ergenlerde bir gruba ait olma ihtiyacı oldukça güçlüdür. Bu yüzden yaz tatilinde akran ilişkilerinin tamamen kopmaması gerekir. Aksi takdirde ‘kimse beni anlamıyor’ düşüncesi ve yalnızlık hissi derinleşebilir.” açıklamasında bulundu.

Sorunlu bir durumun önemli işaretleri, sürecin iki haftadan uzun sürmesi ve sosyal çekilme!

Bununla birlikte, her yalnızlaşma halinin bir problem teşkil etmediğini belirten Doğantekin, “Eğer çocuk ailesiyle iletişimini sürdürüyor, sorumluluklarını aksatmıyor ve sosyal hayatına devam edebiliyorsa bu durum gelişimsel olarak normaldir. Ergenlik döneminde zaman zaman yalnız kalma isteği ve aileden uzaklaşma eğilimi görülebilir.” dedi.

Hangi durumların sorun olarak görülmesi gerektiğine açıklık getiren Doğantekin, “Sürecin iki haftayı aşması, çocuğun odasından neredeyse hiç çıkmaması, beslenme ve uyku düzeninin bozulması, sosyal çevreden tamamen kopması ve ‘beni kimse anlamıyor’ tarzındaki söylemlerin artması kritik işaretlerdir. Böyle bir durumda profesyonel yardım almak gerekebilir.” şeklinde konuştu.

Aşırı serbestlik ya da aşırı planlılık yerine denge kurulmalı!

Teknoloji ve yapay zekâ kullanımının da benzer bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Seren Doğantekin, “Önemli olan kullanım tarzıdır. Çocuk bu araçları üretmek için mi kullanıyor, yoksa sadece tüketici konumunda mı? Yapay zekâ doğru yönlendirildiğinde kodlama, dil öğrenimi, karakter oluşturma veya hikâye yazma gibi alanlarda üretkenliği artırabilir. Ancak tamamen hazır bilgiye dayalı bir bağımlılık doğru değildir.” dedi.

Yaz tatili için en ideal yaklaşımın; dengeli, esnek fakat belirli bir rutini olan bir program olduğu altını çizen Doğantekin, sözlerini şöyle noktaladı:

“Aileyle kaliteli vakit geçirilmesi, arkadaşlık ilişkilerinin korunması, fiziksel aktivitelere yer verilmesi ve çocuğa küçük sorumluluklar yüklenmesi önemlidir. Aşırı serbestlik ya da aşırı planlılık yerine orta yol bulunmalıdır.

Netice olarak, çocukların hem dinlenebildiği hem de gelişimini sürdürebildiği bir tatil planı hazırlanmalıdır. Teknoloji kullanımında ise sadece süreye değil, içeriğe ve çocuğun hayatındaki genel dengeye odaklanmak gerekir.”

Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı