İntihar Riskini Gösteren İşaretlere Dikkat!

10 Eylül İntiharı Önleme Günü'nde Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, ani davranış değişikliklerinin ciddiye alınması ve intihar düşüncesinin yargılamadan doğrudan sorulmasının önemini vurguladı. Kriz anında profesyonel destek ve güvenliğin öncelikli olduğunu belirtti.

Haber Giriş Tarihi: 09.09.2026 12:42
Haber Güncellenme Tarihi: 09.09.2026 17:45
https://www.giresunsonhaber.com

10 Eylül İntiharı Önleme Günü, ruhsal sıkıntılar hakkında açık yüreklilikle konuşabilmenin ve intihar riskinin erkenden fark edilmesinin kritik önemini bir kez daha hatırlatıyor.

Kişinin rutin alışkanlıklarında gözlemlenen ani ve belirgin değişimlerin ciddiye alınması gerektiğine değinen Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Özellikle belirgin bir içe kapanma, derin umutsuzluk, vedalaşma eğilimleri ve şahsi eşyaları başkalarına verme gibi durumlar bir arada görülüyorsa, bunu ‘geçici bir süreç’ diyerek görmezden gelmemek gerekir. İntiharı doğrudan sorgulamanın, kişinin aklına intihar fikrini getireceği yönündeki yaygın kanı yanlıştır. Aksine, yargılamadan yöneltilen açık bir soru, kişinin hissettiği acıyı paylaşmasına ve destek alabilmesine kapı açabilir.” dedi. Kriz anında bireyin yalnız bırakılmaması ve güvenliğinin ön planda tutulması gerektiğine işaret eden Tunçel, krizin yatışmış olmasının riskin tamamen bittiği anlamına gelmediğini vurguladı.

Tunçel, destek aramanın bir zayıflık göstergesi olmadığını, aksine iyileşme sürecinde atılan en değerli adımlardan biri olduğunu belirtti.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, 10 Eylül İntiharı Önleme Günü kapsamında; intihar riskinin öncü işaretleri, kişinin sınırlarına saygı duyulurken güvenliğinin nasıl sağlanacağı ve kriz sonrası profesyonel takibin önemi hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Ani ve belirgin davranış değişiklikleri göz ardı edilmemeli!

Psikolojik krizlerin her bireyde farklı şekillerde tezahür ettiğini belirten Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Bu sebeple, kişinin alışılmış davranış kalıplarında meydana gelen belirgin ve özellikle ani değişimlere karşı dikkatli olmak gerekir.” dedi.

Derin çaresizlik ve umutsuzluk ifadelerinin, ‘artık dayanamıyorum’ veya ‘hiçbir şeyin anlamı kalmadı’ gibi cümlelerin, sosyal çevreden uzaklaşma, günlük işlerini yürütmekte zorlanma, uyku ve iştah düzenindeki bozulmalar, yoğun suçluluk hissi veya madde kullanımındaki artışın kritik uyarılar olabileceğini ifade eden Tunçel, “Bunun yanı sıra ölüm ya da intihar üzerine konuşmak, bu konuda araştırmalar yapmak, değerli eşyalarını dağıtmak, vasiyet benzeri hazırlıklar yapmak veya yakınlarıyla vedalaşır gibi davranmak daha somut risk göstergeleridir. Burada asıl nokta, bu belirtilerin tek başına her zaman intihar riski anlamına gelmediği; ancak birkaçının eş zamanlı görülmesi veya hızla belirginleşmesi durumunda kişinin ciddiye alınarak profesyonel bir değerlendirmeye yönlendirilmesi olduğudur.” şeklinde konuştu.

İntihar düşüncesini doğrudan sormak, fikri tetiklemez!

Daha evvel intihar düşüncesinden bahsetmemiş birinin davranışlarındaki ani değişimlerin çok dikkatle takip edilmesi gerektiğine değinen Tunçel, “Bir kişinin geçmişte intihardan söz etmemiş olması, risk altında olmadığı anlamına gelmez. Bazı insanlar yaşadıkları derin ızdırabı çevrelerine yansıtmayabilir veya yardım istemekte güçlük çekebilir.” dedi.

Özellikle ani içe kapanma, yoğun karamsarlık, vedalaşma ve eşyaları dağıtma gibi durumların bir arada gözlemlenmesi halinde, bunun ‘geçici bir dönem’ denilerek geçiştirilmemesi gerektiği vurgulayan Tunçel, “Böyle anlarda varsayımlarla hareket etmek yerine, sakin ve doğrudan bir iletişim kurmak önemlidir. Örneğin, ‘Son zamanlarda çok zorlandığını hissediyorum. Kendine zarar vermeyi ya da hayatına son vermeyi düşündüğün oluyor mu?’ şeklinde sorulabilir. İntiharı doğrudan sormanın kişiye bu fikri aşılayacağı inancı yanlıştır. Tam tersine, yargısız ve açık bir soru, kişinin sıkıntılarını dile getirmesine ve yardım almasına imkan tanır.” ifadelerini kullandı.

Kriz anında kişi yalnız bırakılmamalı ve güvenlik öncelikli olmalı!

Kriz anında kişinin yanında olanların nasıl davranması gerektiğine ilişkin bilgilendirmelerde bulunan Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, şunları kaydetti:

“Öncelikle soğukkanlı kalmalı ve kişiyi yalnız bırakmamaya özen göstermeliyiz. Onu yargılamadan dinlemeli, acısını küçümsememeli; ‘Neden böyle yapıyorsun?’ veya ‘Bu düşünceler yanlış’ demek yerine, ‘Yaşadıklarının senin için ne kadar ağır olduğunu anlıyorum’ gibi destekleyici cümleler kurmalıyız. Kişiye intihar veya kendine zarar verme düşüncesi olup olmadığı açıkça sorulabilir. Eğer yakın ve ciddi bir risk söz konusuysa, güvenliği sağlamak temel öncelik olmalıdır. Kişinin yalnız kalmaması, zarar verebileceği araçlara erişiminin kısıtlanması ve vakit kaybetmeden profesyonel acil yardım çağrılması kritiktir.

Bu süreçte yakın olan kişinin tüm yükü tek başına sırtlanmaması gerekir. Acil durumlarda yerel sağlık hizmetlerine başvurulmalı ve 112 Acil Çağrı Merkezi ile iletişime geçilmelidir. En çok kaçınılması gereken tutumlar ise kişiyi utandırmak, suçlamak, tehdit etmek veya yaşadığı sorunu hafife almaktır. ‘Aileni bir düşün’ veya ‘Bu kadar imkanın varken nasıl böyle düşünürsün?’ gibi ifadeler kişiyi daha derin bir yalnızlığa itebilir.”

Sınırlarına saygı duymak, kişiyi tamamen yalnız bırakmak değildir!

Psikolojik zorluk yaşayan birinin yardım almayı reddetmesi durumunda, temel prensibin kişinin özerkliğine saygı duyarken güvenliğini korumak olduğunu belirten Tuğçe Tunçel, “Kişi destek istemediğinde, baskıcı, suçlayıcı veya tartışmacı bir tavır sergilemek genellikle ters teper.” dedi.

Bunun yerine ‘Seni zorlamak istemiyorum ancak her zaman yanında olduğumu bil’ şeklindeki bir yaklaşımın daha sağlıklı olacağını belirten Tunçel, “Fakat intihar riski belirginse, bu durum sadece ‘kişisel bir karar’ olarak görülmemelidir. Özellikle kişi net bir niyetten, planından bahsediyor veya risk yüksek görünüyorsa güvenlik önceliğe geçer. Bu noktada kişinin istememesi, yakınlarının profesyonel yardım arama hakkını engellememelidir. Dolayısıyla sınırlarına saygı göstermek, onu kendi haline bırakmak demek değildir. Bazen en büyük destek, ‘Şu an istemesen de bu süreci birlikte göğüsleyeceğiz’ diyebilmektir.” açıklamasını yaptı.

Krizin hafiflemesi, riskin bittiği anlamına gelmez!

Krizin yatışmasının riskin tamamen ortadan kalktığı şeklinde yorumlanmaması gerektiğini vurgulayan Tunçel, “Kişi anlık olarak sakinleşmiş olabilir ancak krizi tetikleyen depresyon, travma, kayıp, ilişki problemleri veya madde kullanımı gibi temel sorunlar devam ediyor olabilir. Bu nedenle kriz sonrası profesyonel takip ve değerlendirme hayati önem taşır.” dedi.

Sadece anlık güvenliğin değil, krizin kök nedenlerinin anlaşılmasının ve uzun vadeli bir destek planının oluşturulması gerektiğini ifade eden Tunçel, “Psikoterapi, psikiyatrik değerlendirme ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi tedavinin temel taşlarıdır. Yakınların da bu süreçte nasıl rol alacakları konusunda bilgilendirilmesi gerekir. Kriz sonrası ‘iyileşti’ diyerek takibi bırakmak yerine, düzenli olarak hatırını sormak ve profesyonel sürece sadık kalmasına yardımcı olmak gerekir.” diye konuştu.

Yardım istemek bir zayıflık değildir!

10 Eylül İntiharı Önleme Günü sebebiyle, destek istemekte zorlanan veya kendini çaresiz hissedenlere seslenen Tuğçe Tunçel, sözlerini şöyle noktaladı:

“Şu an hissettiğiniz acı ne kadar derin olursa olsun, bu yükü tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz. Yardım aramak bir zayıflık değil, aksine zor bir dönemden çıkış için atılan en cesur ve önemli adımlardan biridir.

Kendinizi çıkmazda hissettiğinizde tüm hayatınızı veya geleceğinizi bir anda düzeltmeniz gerekmiyor. Bazen atılacak ilk ve en büyük adım, güvendiğiniz birine ‘İyi değilim ve desteğe ihtiyacım var’ diyebilmektir.

10 Eylül bizlere sadece intiharı önlemeyi değil, ruhsal sağlığımız üzerine daha açık konuşabilmeyi de hatırlatıyor. İntihar düşüncesi asla bir ‘dikkat çekme çabası’ olarak görülmemeli; kişinin yaşadığı ağır psikolojik acının bir dışavurumu olarak kabul edilmelidir. Doğru zamanda kurulan bir iletişim ve doğru yönlendirme, iyileşme yolculuğunun başlangıcı olabilir.”

Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı