Hacamat Herkese Uygun Bir Tedavi Değil!

Dr. Asiye Gülsüm Kakı, hacamatın kas-iskelet sistemi sorunları ve kas yorgunluklarında etkili olduğunu ancak kanama bozukluğu gibi rahatsızlığı olanlara uygun olmadığını belirtti. İşlemin hekim kontrolünde yapılması gerektiği vurgulandı.

Haber Giriş Tarihi: 08.08.2026 14:32
Haber Güncellenme Tarihi: 08.08.2026 19:02
https://www.giresunsonhaber.com

Kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları, travmalar ve kas yorgunluklarında sıklıkla tercih edilen hacamatın, her hasta grubu için uygun olmadığını belirten uzmanlar uyarılarda bulunuyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Asiye Gülsüm Kakı; hacamatın hangi durumlarda uygulandığı, kimlerin bu tedaviden kaçınması gerektiği, işlem öncesi ve sonrası dikkat edilmesi gereken hususlar ile uygulama alanlarının nasıl saptandığına dair önemli açıklamalarda bulundu.

Hacamat en çok kas-iskelet problemleri, travma ve kas yorgunluklarında tercih ediliyor!

Hacamatın çeşitli faydaları olduğunu kaydeden Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Kas spazmlarını azaltmakta, mikrodolaşımı hızlandırmakta ve fasya üzerinden oluşturduğu mikro travmalarla o bölgenin yenilenme sürecini desteklemektedir. Literatürdeki veriler ışığında, vücuttaki inflamasyon sırasında salınan medyatörlerin savunma mekanizmasını desteklediği görülmektedir.” şeklinde konuştu.

Uygulamanın tercih edildiği alanlara değinen Dr. Kakı, “Literatürde özellikle kas-iskelet sistemi hastalıklarında, travma durumlarında ve kas yorgunluklarında kullanıldığına dair çok sayıda veri mevcuttur.” dedi.

Hacamat tedavisinden önce hastanın sağlık durumu hekim tarafından değerlendirilmeli!

Hacamatın her bünyeye uygun olmadığını vurgulayan Dr. Kakı, “Kanama bozukluğu olanlarda, uygulama yapılacak alanda enfeksiyon veya açık yara bulunanlarda, hemodinamisi bozuk hastalarda, ağır anemisi olanlarda, sepsis vakalarında ya da klinik tablosu uygun olmayanlarda ve vazovagal refleksle ciddi hipotansiyon geliştirebilecek hastalarda hacamat tedavisi uygulanmamalıdır.” uyarısını yaptı.

Dr. Kakı, şunları ekledi:

“Öncelikle hastanın mevcut sağlık durumunun uygunluğu bir hekim tarafından saptanmalı ve gerekli endikasyon verildikten sonra işleme geçilmelidir. Tedavi öncesinde hastanın aşırı aç veya tok olmamasına özen gösterilmeli, yeterli sıvı alımı sağlandığından emin olunmalıdır. Ayrıca işlem bölgesinde enfeksiyon olup olmadığı, hastanın viral bir enfeksiyon süreci geçirip geçirmediği ve genel tıbbi durumu titizlikle incelenmelidir. Kan sulandırıcı ilaç kullananlarda, ilgili uzman hekimle konsültasyon yapıldıktan ve uygun görülmesi durumunda ilaçlar kesilerek işlem gerçekleştirilmelidir. Bu karar tek başına değil, hastayı takip eden hekimle ortaklaşa alınmalıdır.”

Hacamat sonrası ilk 24 saatte sauna, hamam ve banyodan uzak durulmalı!

İşlem sonrası dikkat edilmesi gereken noktalara işaret eden Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Uygulamadan sonraki ilk 24 saat boyunca hacamat yapılan bölgede hafif kızarıklık ve ağrı görülmesi olağan bir durumdur.” dedi.

Ateş veya akıntılı yara gibi beklenmedik şikâyetlerin oluşması durumunda vakit kaybetmeden hekime başvurulması gerektiğini belirten Dr. Kakı, “İlk 24 saat boyunca hamam, sauna veya banyo gibi ortamlardan kaçınılmalıdır. Bu süreçte bol sıvı tüketilmeli ve metabolik olarak yorucu, ağır işlerden uzak durulması önerilir.” açıklamasında bulundu.

Hacamatın uygulanacağı bölge muayeneyle belirleniyor!

Uygulama bölgeleri konusunda tek bir standart olmadığını belirten Dr. Kakı, “Buna rağmen genel olarak baş, boyun, sırt, omuz, bel ve diz çevresi gibi bölgeler tercih edilmektedir.” dedi.

Dr. Kakı sözlerini şöyle noktaladı:

“Hangi bölgeye işlem yapılacağına karar verirken; fizik muayenedeki spazm noktaları, ağrılı alanlar ve hastanın şikâyetlerine uygun noktalar dikkate alınır. Seans sayısı ve seanslar arasındaki süre ise kişinin yara iyileşme hızı, hastalığının seyri ve genel durumuna göre hekimi tarafından kişiye özel olarak planlanır.”

Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı