DOĞA İÇİN: POŞET 1 LİRA

Ancak uygulamanın sahadaki başarısı, denetimlerin etkinliğiyle doğrudan bağlantılı. Özellikle küçük illerde ve yerel piyasalarda bazı perakendecilerin, rekabette öne geçmek amacıyla plastik poşeti bedelsiz vermesi, hem çevre hedeflerini sekteye uğratıyor hem de haksız rekabet yaratıyor

Haber Giriş Tarihi: 28.12.2025 22:22
Haber Güncellenme Tarihi: 28.12.2025 22:22

PLASTİK POŞETLE MÜCADELEDE YENİ ADIM

1 LİRALIK POŞETİN BİLANÇOSU: DOĞAYI KORUYAN AMA DENETİM İSTEYEN BİR MÜDAHALE

Türkiye, plastik kirliliğiyle mücadelede yeni bir döneme giriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, plastik poşet ücretinin 1 Ocak 2026’dan itibaren adet başına vergiler dahil 1 lira olarak uygulanacağını açıkladı. Karar, çevresel etkiler kadar ekonomik ve toplumsal sonuçları da dikkate alan kapsamlı bir değerlendirme sürecinin ardından alındı.

Tek kullanımlık plastik poşetler; doğada yüzlerce yıl çözünmeden kalabilen, toprak yapısını bozan, su kaynaklarını kirleten ve özellikle denizlerde mikroplastik kirliliğinin başlıca kaynakları arasında yer alan ürünler olarak tanımlanıyor. Bakanlık açıklamalarında, plastik poşetlerin deniz canlıları tarafından besin sanılarak tüketildiği, bunun da ekosistem zincirinde geri dönülmesi zor hasarlara yol açtığı vurgulanıyor.

Bu çevresel tehditler nedeniyle plastik poşetler 2019 yılında ücretli hale getirilmiş, toplumun çok kullanımlık taşıma çantalarına yönelmesi hedeflenmişti. Aradan geçen sürede uygulamanın yalnızca çevresel değil, ekonomik açıdan da ciddi kazanımlar sağladığı ortaya çıktı.

ÇEVRE KAZANCI: ATIK AZALDI, DOĞA RAHATLADI

Bakanlık verilerine göre, 2019–2025 yıllarının ilk 9 aylık döneminde:

Yaklaşık 2 milyon 844 bin ton plastik atığın oluşumu engellendi,

Denizler, akarsular ve tarım alanları üzerindeki plastik baskısı ciddi ölçüde azaldı,

Mikroplastik kaynaklı kirliliğin artış hızı yavaşlatıldı,

Sıfır Atık hedefleri doğrultusunda toplumsal farkındalık güçlendi.

Bu veriler, plastik poşet ücretinin bir yasak değil; davranış değişikliği yaratan etkili bir çevre politikası olduğunu gösteriyor.

EKONOMİK KAZANÇ: TASARRUF, İTHALAT VE EMİSYON DENGESİ

Plastik poşet kullanımındaki düşüşle birlikte:

Plastik ham madde ihtiyacı azaldı,

Ham madde ithalatının düşmesiyle yaklaşık 28 milyar liralık ekonomik tasarruf sağlandı,

Üretim ve lojistik süreçlerindeki enerji kullanımının azalmasıyla

167 bin 984 ton sera gazı emisyonu atmosfere salınmadan önlendi.

Bu tablo, çevre politikalarının kısa vadeli bir maliyet değil, uzun vadeli ekonomik kazanç üretebilen kamu yatırımları olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

PERAKENDECİ–TÜKETİCİ DENGESİ: SAHADA YASA, MASADA ADALET SORUNU

Ancak uygulamanın sahadaki başarısı, denetimlerin etkinliğiyle doğrudan bağlantılı. Özellikle küçük illerde ve yerel piyasalarda bazı perakendecilerin, rekabette öne geçmek amacıyla plastik poşeti bedelsiz vermesi, hem çevre hedeflerini sekteye uğratıyor hem de haksız rekabet yaratıyor.

Bu durum, yasaya uyan işletmeleri zor durumda bırakırken; bir market poşeti ücretli verirken diğerinin ücretsiz vermesi, kurallara uyan işyerleri üzerinde ciddi bir kamuoyu baskısı oluşturuyor. Sektör temsilcileri, bazı durumlarda bu baskının sözlü hakaret ve çalışanlara yönelik tehdit boyutuna kadar ulaştığını, buna rağmen birçok işletmenin yasal sorumluluğunu yerine getirmeye devam ettiğini ifade ediyor.

DENETİM OLMADAN ÇEVRE POLİTİKASI OLMAZ

Uzmanlara göre, plastik poşet düzenlemesinin kalıcı başarıya ulaşması için Çevre İl Müdürlükleri başta olmak üzere yetkili kurumların denetimlerini daha düzenli, görünür ve caydırıcı şekilde yürütmesi kritik önem taşıyor.

Poşeti ücretsiz dağıtmayı bir rekabet aracı haline getiren işletmelerin tespit edilmesi ve gerekli idari yaptırımların uygulanması;

Yasalara uyan perakendecinin korunmasını,

Çevre politikalarının sulandırılmamasını,

Tüketicide “kurallar keyfi” algısının oluşmamasını sağlayacak temel unsur olarak görülüyor.

KÜÇÜK BİR ÜCRET, ORTAK BİR SORUMLULUK

Plastik poşet ücretinin 1 liraya yükseltilmesi; çevreyi koruyan, tüketimi dönüştüren ve ekonomiye katkı sunan doğru bir kamu politikası olarak öne çıkıyor. Ancak bu politikanın gerçek anlamda başarıya ulaşabilmesi; eşit uygulama, güçlü denetim ve adil rekabet ortamı ile mümkün.

Doğaya nefes aldırmak, yalnızca fiyat belirlemekle değil; kurala uyanı koruyup ihlali cezalandırmakla mümkün olacak.