
GİRESUN’DA MADEN PROJESİNE “ÇED OLUMLU” KARARI
Bakanlık onay verdi, uzmanlar ise en büyük riskin atık depolama ve su sistemlerinde olduğuna dikkat çekiyor
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Giresun’un Doğankent, Görele ve Tirebolu ilçeleri sınırlarında; Söğütağzı, Çatalağaç, Çatak, Süttaşı, Karadere, Delmece, Sazlıyatlak–Olucaktepe, Gavraz Deresi, Nişane, Eymür, Gariygen, Soğukpınar ve Patan Mahallesi mevkilerini kapsayan alanda, Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yapılması planlanan “Bakır–Kurşun–Çinko Flotasyon Tesisi ile Maden Ocakları (S: 51499 ve S: 57312 ruhsat numaralı IV. Grup maden ocakları) ve Maden Atık Depolama Tesisi Kapasite Artışı” projesi hakkında yürütülen incelemeler sonucunda “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı verildiğini açıkladı.
Kararın, ÇED Yönetmeliği’nin 14. maddesi uyarınca İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu çalışmaları ile halk görüşleri dikkate alınarak verildiği bildirildi.
Ancak teknik raporun detayları incelendiğinde, projenin özellikle uzun vadeli çevresel etkiler açısından önemli başlıklar barındırdığı görülüyor.
BÜYÜME SADECE ÜRETİMDE DEĞİL, ATIKTA DA
Proje yeni bir maden açılışı değil, mevcut yeraltı maden ocakları ve zenginleştirme tesisinin kapasite artışı niteliği taşıyor. Bu artışla birlikte daha fazla cevher çıkarılacak, daha fazla malzeme flotasyon tesisinde işlenecek ve buna paralel olarak daha fazla maden atığı oluşacak.
Bu atıklar, kimyasal işlem görmüş ince taneli çamur formunda olup, genişletilecek maden atık depolama tesisinde depolanacak. Uzmanlara göre projenin çevresel kaderi, en çok bu tesisin güvenliği ve uzun vadeli performansına bağlı.
EN KRİTİK BAŞLIK: ASİT KAYA DRENAJI
Bakır, kurşun ve çinko gibi sülfürlü cevherlerin işlendiği sahalarda en büyük çevresel risklerden biri asit kaya drenajı. Sülfürlü mineraller su ve oksijenle temas ettiğinde sülfürik asit oluşuyor. Bu asidik ortam ise kayaçlardaki ağır metalleri çözerek metal yüklü kirli su meydana getiriyor.
Bu süreç bazen yıllar sonra hızlanabiliyor. Yani risk sadece işletme döneminde değil, maden kapandıktan sonra da devam edebiliyor.
Olası sonuçlar:
Yeraltı sularında ağır metal birikimi Derelerde su kalitesinin bozulması Tarımsal sulama suyunun etkilenmesi Ekosistem zincirinin zarar görmesiSU SİSTEMLERİ EN HASSAS NOKTA
Proje sahası dere vadileri ve yüksek yağış alan Karadeniz coğrafyasında bulunuyor.
Bu durum iki önemli sonucu beraberinde getiriyor:
Yoğun yüzey akışı → Yağışlarla kirleticiler dere sistemlerine taşınabilir
Hassas yeraltı su sistemleri → Sızıntılar geniş alana yayılabilir
Uzman değerlendirmesine göre bu tür sahalarda oluşabilecek kirlilik, sadece maden çevresiyle sınırlı kalmayıp havza ölçeğinde yayılma potansiyeli taşıyor.
HEYELAN, TAŞKIN VE DEPREM RİSKİ
Doğu Karadeniz; dik topoğrafyası, yüksek yağış miktarı ve heyelan geçmişiyle biliniyor.Maden atık depolama tesisleri ise toprak dolgu baraj mantığıyla çalışıyor.
Bu nedenle:
Aşırı yağış Heyelan Deprem gibi doğal olaylar, tesis stabilitesi açısından risk oluşturuyor.
Dünyada yaşanan birçok maden atık barajı kazasının, bu tür doğal tetikleyiciler sonrasında gerçekleştiği biliniyor.
ORMAN VE YABAN HAYATI
Proje sahası orman ekosistemleri içinde yer alıyor.
Kapasite artışıyla birlikte: Orman örtüsünde kayıplar Habitat parçalanması Yaban hayatı geçiş yollarının bozulması gibi etkiler söz konusu olabilecek.Gürültü, ışık ve insan faaliyetlerindeki artış da yaban hayatı üzerinde baskı oluşturabilecek unsurlar arasında.
TARIM VE KIRSAL YAŞAM
Bölgedeki tarım faaliyetleri açısından en önemli riskler:
Toz yayılımı Su kalitesinde olası bozulma Ağır metal birikimiBu tür etkiler uzun vadede ürün kalitesini ve verimini etkileyebilir.
Yerleşim yerlerine yakınlık ise kamyon trafiği, gürültü ve titreşim gibi faktörlerle kırsal yaşam kalitesini etkileyebilecek başlıklar arasında yer alıyor.
EKONOMİK KATKI – ÇEVRESEL YÜK DENGESİ
Projenin işletme aşamasında yaklaşık 520 kişilik istihdam sağlayacağı belirtiliyor. Bu durum yerel ekonomi açısından önemli bir katkı anlamına geliyor.
Ancak uzmanlar şu noktaya dikkat çekiyor:
Ekonomik katkı maden ömrüyle sınırlı, çevresel etkiler ise maden kapandıktan sonra da sürebilir.MADEN KAPATILDIĞINDA HER ŞEY BİTMİYOR
Maden kapatma sürecinde alanın rehabilite edilmesi planlansa da, özellikle atık depolama tesislerinde kimyasal süreçler tamamen durmuyor.
Asit üretimi ve metal sızıntısı riski uzun yıllar devam edebiliyor.
Bu nedenle kapatma sonrası uzun vadeli izleme ve bakım hayati önem taşıyor.
Teknik raporlar ışığında proje için öne çıkan risk başlıkları:
Alan
Risk Seviyesi
Atık depolama güvenliği
Çok Yüksek
Asit kaya drenajı
Çok Yüksek
Yeraltı suyu kirliliği
Çok Yüksek
Yüzey suları
Yüksek
Heyelan ve taşkın
Yüksek
Ekosistem etkisi
Yüksek
Hava kalitesi ve toz
Orta–Yüksek
Sosyoekonomik olumlu etki
Orta
Bakanlık kararı projeye hukuki açıdan yol açmış olsa da, teknik inceleme projenin özellikle su sistemleri, atık depolama güvenliği ve uzun vadeli kimyasal riskler açısından hassas bir zeminde yürütüleceğini ortaya koyuyor.
Bu proje, yalnızca bir madencilik yatırımı değil; aynı zamanda on yıllara yayılacak bir çevresel yönetim sorumluluğu anlamına geliyor.
“Bu değerlendirmeler, ÇED raporunda yer alan teknik veriler ışığında yapılan çevresel risk analizine dayanmaktadır.”